|
MUNAZİRE
MUNBİRİ
YİGİ HEWERLER

GENEL BİLGİLER

D.Türkistan
Kısa
Künye

Bizim Künye

Kitaplar

Milli Marş

Milli Andımız

Şu
Anki Durumu

Bayrak

Faaliyetler

ENGLİSH

UYGURÇE
 
Biz
Kim ?

Makali Bashlikliri
 
Makali Arhipi

Hewerler
 
Milli Marsh
 
1944
Milli Armiye

Ezimet

Shiir

Paaliyetler-Faaliyetler
 
Kitapler
M.Emin
BATUR
MAKALELERİ

2008

2007

2006

2005

2004

2003

2002

2001

2000
HABER ARŞİVİ

Haber Arşivi

2007

2006

2005

2004

2003

2002

2001

2000

NÜFUS YAPISI

D.Türkistan'ın Nüfusu

Din-Mezhep İtibarıyla

Çinli Nüfus Artışı

N.Yapısal Özellikleri

SİYASİ TARİH

Uygurlar

1760
Yılından Önce

1.Mançur
Çin İstilâsı

2.Mançur Çin İstilâsı

Valiler Dönemi

Rus
İstilâsı

Milliyetçi Çin İstilâsı

Komünist Çin İstilâsı

1760 SONRASI
DEVLETLER

1863 YakuphanDevleti
 
1933 D.T İslâm Cumh.

1944 D.Türkistan Cum.
 
1947 D. T Mahallî Hük.

COĞRAFYA

Mevkii Sınırlar

Yüzölçümü

Yüzey Şekilleri
Tarım
Havzası
İli
Havzası
Akarsular
Göller

İklim

D.Türkista'ın
Yolları

D.T Yol Haritası

ŞEHİRLER

Urümçi

Kaşgar

Kaşgar Hitgah Cami

A.K. İlkul Kalemind

S.M. Kaşgarlı Kalem

Hoten

Yarkent

Turfan

Turfan Uygurları

Gulca

Börütala

Kuça

Aksu

Karamay

KÜLTÜR

Dil

Basın-Yayın

Sanat
Yazarlar

Musikî
Çalgılar

Mimari
Bıçaklar

Yemek

Giyim-Kuşam
İpek
Etles
Doppa

Destanlar
Göç
Destanı
Türeyiş
Destanı

Nevruz

Bayramlar
Kurban Bayramı
Ramazan
Bayramı

Tiyatro

Edebiyat

Edebiyatçılar
Kaşgarlı Mahmut
 K.M
Türklük Bilinci
Divanı
Lügati Türk
Yusuf Has Hacib
Abdurehim Ötkür
Lütfullah Mutellip
A.B.A.Kaşgarî
İmin Tursun
Teyipcan Eliyov
Abdulaziz Mahsum
M.
Ali Tevfik
İ.Vasıl Türkistanî
Bilal Azizi
A.Halûk Uygur
Kutluk Şevki
Tancarık Caldıoğlu

EKONOMİ

Petrol

Doğal Gaz

Sanayi

Tarım

Hayvancılık

Orman

DİN

Din Tarihi

Dini Baskılar

Maocuların Din Düşm.

EĞİTİM

Eğitim

MİLLİ
MÜCADELELER

Gulca Ayaklanması

Barın Ayaklanması

Atçüy Ayaklanması

Hoten Ayaklanması
 DEVLET
ADAMLARI

Sultan Saltuk Buğrahan

S.Buğra Han Destanı

Yakuphan Be-Devlet

Dilşat Sultan

Canım Han Haci

Alihan Töre Saguni

Hoca Niyaz Haci

Sabit Damollam

Osman Batur

Timur Şencan

General Abdul Niyaz

Muhammet Niyaz Alem

General Mahmut
Muhitti

Oraz Bek

Şerifhan Töre

Gani Batur

Ahmet Can Kasimi

A.Ş.Turan'ın
Kaleminden

İ. Kurban'ın
Kaleminden

Mehmet Emin Buğra

Dr Mesut Sabri Baykozi

Türklük Bilinci

Dr.M.S.B. Eserleri

İsa Yusuf Alptekin

Mücadele Hayatı

Fetheddin Mahsum

Hacı Yakup Anat

Alibek Hakim

İŞKENCE VE ZULÜM

Çin
Zulmünün Tarihi

D.Türkistan'da İşkence

Çin
Zulmü-Foto ğraflar

Kadınların Durumu

Rabiye Kadir

Kürtaj ile İnfaz

Aile Planlaması

Aile Katliamı

Nükleer Katliam

Organ Ticareti
f

ZİYARETÇİ
DEFTERİ
MUNAZİRE
MUNBİRİ
|
|
Her
türlü basın-yayın organlarında Doğu Türkistan yerine kullanılan:
"Uygurlular", Sinkiang", "Sincan","Şincan", "Sinkiang Uygur Özerk Bölgesi",
"Sinciang Uygur Otonom Bölgesi"
terimlerini kesinlikle kabul etmediğimiz önemle ilan ediyoruz.
Hürgökbayrak |
|
Doğum Kontrolü Uygulaması Uygur Halkına
Zorbalıkla Dayatılan Bir Tür Aşağılama
Politikasıdır |
|
17.07.2010 |
ETIC |
|
Tanrıdağ
Sitesinin 13.07.2010 tarihli haberine göre,
Aksu’nun Toksun nahiyesi Doğum Kontrol
Komitesindeki görevliler sokaklara çıkarak,
“az doğum yaparak çabuk zenginleşmeyi”, “iki
tür şeref belgesi almayı” ve de
“ödüllendirmelere layık görülme”yi teşvik
ederek Uygur halkına doğum kontrolüne uyma
propagandası yapmaktadırlar.
Çin müstemlekecileri Müstemleke durumundaki
Doğu Türkistan’da Uygur halkının nüfus
üstünlüğünü berbat ederek, Çinli göçmenlerin
nüfusunu kat, kat arttırarak Doğu
Türkistan’ı Çinlileştirmeye, Uygur halkının
milli varlığını inkâr etmeye çalışa
gelmektedir.
Çin müstemlekecileri az doğum
yaparak çabuk zenginleşme, “tek çocuk sahibi
olan şerefli aileler” şeklindeki şerefsiz
sloganlarla Doğu Türkistan halkını aldatmayı
sürdürüyor. Çin işgal idaresinin Doğu
Türkistan’da Uygur halkına yönelik olarak
uygulamakta olduğu ve her yıl daha sert
şekilde icra ettiği politikası sözde doğum
kontrolü, Uygur halkının neslini kurutarak,
milli mevcudiyetini yıkıma uğratmayı
amaçlayan ve Uygur halkına zorbalıkla
dayatılan bir tür aşağılama politikasıdır.
Uygur Türkçesinden Türkiye Türkçesine
Uyarlayan: Mehmet Emin BATUR-hürgökbayrak.com
|
|
TRABZON TÜRK OCAĞI DOĞU TÜRKİSTAN İÇİN
YÜRÜDÜ |
|
12.07.2010 |
(İHA) |
|
TRABZON
(İHA) - Filistin Meselesi nedeniyle İsrail’e karşı
gösterilen tepkilerin bir benzerinin Çin’in baskısı altında
ezilen Doğu Türkistan için gösterilmediğini belirten Trabzon
Türk Ocağı üyesi bir grup genç, Ortahisar’dan Atatürk
Alanı’na yürüyerek geçtiğimiz yıl Temmuz ayında Çin’in Doğu
Türkistan’da uyguladığı katliamı protesto ettiler.
Ortahisar’daki Kanuni anıtı önünde toplanan bir grup Türk
Ocağı üyesi genç, Doğu Türkistan Meselesi’ne dikkat çekmek
ve Uygur Türkleri’ne destek vermek için Uzunsokak
Caddesi’den Atatürk Alanı’na yürüdü. Yapılan yürüyüş
sırasında sık sık marşlar söylenerek sloganlar atıldı.
Atatürk Alanı’ndaki Atatürk Anıtı önünde toplanan grup adına
konuşan Türk Ocağı üyesi Berkant Parlak, Doğu Türkistan’ın
Çin’de Uygur Türkleri’nin yaşadığı özerk bir Türk bölgesi
olduğunu ancak bölgeye özerk dense de Çin’in işkence ve
soykırım ile yıllardır bölgedeki Türk ve Müslüman nüfusa
baskı uyguladığını söyledi. “Onlarca yıldır şehit edilen
Uygur Türk’ü soydaşlarımızın bu durumunu, basın-yayın ve
etkin siyasette bulunan siyasetçilerce dile
getirilmemektedir” diyen Parlak “Çoğunlukla 60 yılı içine
alan ama yüz yıllardır yok edilme, soykırıma uğrama
siyasetine maruz kalan soydaşlarımızın deyim yerindeyse
bıçağın kemiğe dayanmasıyla sessiz çığlıkları geçen yıl
haklı bir başkaldırıya dönüşmüştür. Tarihler 5 Temmuz 2009’u
gösterdiğinde yıllarca süren baskıya dayanamayan Uygur
Türk’ü soydaşlarımız haklı başkaldırısına sabaha karşı devam
başlamıştır. Soysuz Çin’li polislerin ve işçilerin
saldırısıyla ilk önce 18 Uygur Türk’ü şehit
edilmiştir. Panzerlerle çocuk-yaşlı demeden soydaşlarımızın
canlı canlı bedenlerinin üzerinden geçilmiş, bedenleri
ezerek hepsi şehit edilmiştir. Bu olayın ardından seslerini
yükselten Uygur Türkleri’nin evlerinden ana-babalarından,
eşlerinden, çocuklarından ve en önemlisi ata soydaşımız
şehit edilmiş, binlerce soydaşımız da işkence ve tutuklu
evlerine götürülmüştür. Bu sene Filistin için çıkan sesler
nerede? Hümanist geçinenler, milliyetçi geçinenler, Müslüman
geçinenler bunu neden göz ardı etmektedir. Türklüğünü
unutmayan milletimiz bu soykırıma kilometrelerce öteden
tepkisini koymalıdır. Başbuğumuz Mustafa Kemal Atatürk’ün
söylediği ‘Bir gün Çin Seddi’nin önüne bütün Türk
devletleriyle toplanacağız’ sözü gerçek olması için bir Türk
dünyaya bedelse, şimdi sıra Sen’de ey Türk Milleti” dedi.
|
|
"Türkiye, başkalarının hakların savunduğu
gibi
bizim haklarımızı da savunsun" |
|
06.07.2010 |
Washington'da Protesto Gösterisinden
Haberler.com |
|
RABİYE
KADİR: Türkiye –Çin Münasebetleri çok
güzel gidiyor.
RABİYE KADİR: Türkiye
Başbakanı Recep Tayip Erdoğan, Uygur meselesini BM
teşkilatına götüreceğim demişti, bu sözünde durup bize sahip
çıkacağını ümit ediyor, bizim sesimiz olmasını istiyoruz.
RABİYE KADİR:
T ürkiye,
başkalarının hakların savunduğu gibi bizim haklarımızı da
savunsun.
RABİYE KADİR: Elbette
Türkiye, başkalarına yaptığı gibi bizim meselemizi de
hapistekileri salıverilmesini hatta Uygurlara yapılan
baskıları durdurma hatta Uygurlara verilen ölüm cezalarını
durdurmayı sert bir şekilde gündeme getirme hukuku vardır.
|
|
MEHMET EKİCİ:
"Gazze'ye, Hamas'a ve İsrail'e gösterdiğimiz
ilginin onda 1'ini Hükûmetten ve Türk
Dışişlerinden Doğu Türkistan'a göstermesini
talep ediyoruz." |
|
06.07.2010 |
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Genel Kurul Tutanağı
23. Dönem 4. Yasama Yılı
129. Birleşim 06/Temmuz /2010 Salı
|
|
MEHMET
EKİCİ (Yozgat) - Sayın Başkanı ve Genel
Kurulu hürmetlerimle selamlıyorum.
26 Haziran 2009 tarihinde Çin'deki bir fabrikada zorunlu
olarak çalıştırılan Doğu Türkistanlı Uygur kızlarına Çinli
işçilerin tacizde bulunmaları ve tecavüze yeltenmelerinin
ardından başlayan ve katliama dönüşen saldırının failleri
hakkında hiçbir adli işlem yapılmaması üzerine, Doğu
Türkistan halkının demokratik tepkilerini ortaya koymak
üzere 2009 yılı 5 Temmuz günü Urumçi'de düzenlenen masum
demokratik hak arayışı, maalesef, kanlı bir şekilde
bastırılmıştır. Bu olayların yıl dönümünü yaşıyoruz. Hedef
göstermeksizin açılan gelişigüzel ateş sonucu, binlerle
ifade edebileceğimiz çok sayıda masum insan katledilmiştir.
Milliyetçi Hareket Partisi olarak, Doğu Türkistan
gençlerinin insani hak arayışlarının orantısız ve aşırı güç
kullanılarak şiddetle bastırılmasını ve yargısız infazların
sürdürülmesini şiddetle protesto ediyoruz.
Sayın milletvekilleri, 1955 yılında Doğu Türkistan-Uygur
Özerk Bölgesi kurulmuş, bölgede Uygurca resmî dil olarak
kabul edilmiş ve Uygurca eğitim ve yayın konusunda geniş
özgürlükler tanınmıştır, ancak Pekin, 1955'ten günümüze
kadar bu hakların kullanılması noktasında sınırlamalar
getirmeye, hatta bazılarını geri almaya başlamıştır. Çin'in
1949'dan 2010'a kadar Doğu Türkistan Bölgesinde uyguladığı
politikalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde,
Uygurların siyasal, toplumsal ve ekonomik açıdan bir
ayrıcalığa tabi tutulduğu ve eşit vatandaşlar olarak
görülmediği anlaşılmaktadır.
Sayın milletvekilleri, Doğu Türkistan'da yaşayan Uygur
Türklerinin temel sorunlarını saymak gerekirse; Uygurca
eğitim verilen okulların kapatılması, din ve ibadet
özgürlüğünün kısıtlanması, Türk-İslam eserlerinin tahrip
edilmesi, ekonomik ayrımcılık, hızla artan Çinli göçmen
sayısı, aile planlaması ve zorunlu kürtaj ile 11 Eylül
olayları sonrasında Uygur Türklerine dönük ayrılıkçı
terörist suçlaması ve bunu takip eden idamlar olarak
sayabiliriz.
Peki, bu konuda Türkiye nasıl bir politika izlemelidir?
Ankara ikili ilişkilerde sürekli olarak "Uygurlar Türkiye
ile Çin arasında dostluk köprüsü olsun." söylemini
kullanmaktadır. Burada Türkiye'nin dostluk köprüsünden
kastı, Uygurların kendi kültür ve geleneklerini koruyarak
Çin'in kalkınması ve güçlenmesi için çalışmalarının
sağlanmasıdır. Ancak gelinen noktada, köprünün Çin ayağında
ciddi sıkıntılar olduğu görülmektedir.
Ankara, Pekin'le yapıcı bir diyalog kurarak Uygurlara
yönelik olarak uyguladığı azınlık politikasının yanlışlığını
göstermeye çalışmalıdır. Eğer Pekin, Uygurların eşit
vatandaşlar olması için gerekli adımları atarsa Ankara da
Uygurların Çin'in gönüllü vatandaşları olması için elinden
geleni yapacağını vurgulamalıdır. Ankara'nın, Pekin'in
güçlenmesi noktasında hiçbir endişesinin bulunmadığı ve
Çin'le daha sıkı bir siyasi iş birliğinin arzulandığı
anlatılmalıdır. Siyasi, askerî ve ekonomik açıdan giderek
güçlenen Çin'in kendi içindeki azınlıklarla sorunlu bir ülke
görüntüsü vermesi hâlinde etrafında irili ufaklı komşu
devletlerin Pekin'den ciddi tehdit algılayacakları ve ona
karşı ittifaklar geliştirebilecekleri anlatılmalıdır.
Ayrıca, Uygur Türklerinin yaşadığı insani sorunların
uluslararası platforma taşınması gereklidir. Türkiye'nin
konuyu Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği gibi alanlarda
dile getirmesi, azınlık sorunlarının uluslararası alana
taşınmasına alışkın olmayan Çin'i fazlasıyla
ilgilendirecektir. Çin, Batılı emperyalistlerden farklı
olduğunu ve güçlendiği takdirde kendi ülkesinde Uygurlara ve
Tibetlilere karşı uyguladığı saldırgan politikaları başka
ülkelere uygulamayacağını bütün dünyaya anlatmak zorundadır.
Çin'in bir başka zorunluluğu da imkân ve kapasitesini bütün
insanlığın geleceğinin mutluluğu için harcamak zorunda
olmasıdır.
Sayın milletvekilleri, Çin'de Türkiye'nin ekonomik
faaliyetlerinin ötesinde -bu olaylar sadece ekonomik olarak
adlandırılmamalıdır- Urumçi'de başkonsolosluk açılması, Doğu
Türkistanlıların vize probleminin aşılması için çalışılması,
TİKA'nın Kaşgar'da temsilcilik açması, Uygurların
sosyokültürel yapısının ortaya çıkarılması, 1955 özerklik
anlaşmasıyla Uygurlara tanınan tüm siyasi, kültürel ve
sosyal hakların iade edilmesi…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun Sayın Ekici, konuşmanızı tamamlayınız.
MEHMET EKİCİ (Devamla) - …din ve ibadet özgürlüğü
üzerindeki engellerin kaldırılması, Urumçi ve Kaşgar'da
Türkiye'nin iş merkezleri açması, üniversitelerde öğrenci
değişimi, Türk Millî Eğitim Bakanlığı ve yükseköğretim
kurumlarında Doğu Türkistanlı öğrenciler için kontenjan
ayrılması gibi konuları mutlaka Türkiye düzenlemelidir.
Sonuç olarak Doğu Türkistan sorununun çözüme kavuşması
için Türkiye aktif görev almalıdır. Son olaylar gösterdi ki
sorunu yok sayarak yürütülecek politikalar Türkiye'yi
konunun dışında tutmayacaktır. Urumçi olaylarının diğer
dünya devletleri bir yanda dururken Çin ve Türkiye'yi karşı
karşıya getirmesi Türkiye'nin direkt olarak bu sorunun bir
tarafı olduğunu gözler önüne sermiştir. Millî ve manevi
tarihi Türkiye'ye bu sorumluluğu yüklemektedir ama maalesef
Türk Dışişleri, Çin'e bir heyet göndermeyi bile
başaramamıştır.
Son söz olarak şunu söylüyorum: Gazze'ye, Hamas'a ve
İsrail'e gösterdiğimiz ilginin onda 1'ini Hükûmetten ve Türk
Dışişlerinden Doğu Türkistan'a göstermesini talep ediyor,
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Buyurun Sayın Doğru.
REŞAT DOĞRU (Tokat) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
5 Temmuz 2009 tarihinde Urumçi'de Doğu Türkistan
Türklerine yapılan saldırıyı şiddetle kınıyorum. Bu
saldırıda binlerce insanımız ölmüş, binlercesi yaralanmış,
yüz binlerce insan da başka yerlere göç ettirilmiş ve mağdur
edilmiştir. Sonuçta insanlık suçu işlenmiştir. Konu Türkler
olunca bu vahim duruma bile dünya yine duyarsız kalmıştır.
Bugün Kerkük'te, Musul'da, Ahıska bölgesinde, Kırgızistan Oş
ve Celalabat'ta, Karabağ'da, Kelbecer'de aynı durumlar söz
konusudur. Hükûmet, devlet olarak 300 milyonluk Türk
dünyasını yok sayamayız. Ata yurtlarında yaşayan
soydaşlarımızın bütün meselelerine sahip çıkmalıyız. Rabia
Kadirler unutulmamalıdır. Bu, bizim, tarihî görevimizdir
diyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
|
|
WASHİNGTON'DA DÜZENLENEN ÇİN'İ PROTESTO
GÖSTERİSİNE KATILAN DÜNYA UYGUR KONGRESİ LİDERİ
KADER, BAŞBAKAN ERDOĞAN'A DESTEK ÇAĞRISI YAPTI |
|
06.07.2010 |
WASHINGTON (İHA) |
|
WASHINGTON (İHA) - Çin'in Sincan Uygur Özerk
Bölgesi'nde geçtiğimiz yıl Uygurlarla
Çinliler arasında yaşanan etnik çatışmaları
protesto etmek için Uygur Türkleri, ABD'nin
başkenti Washington'da protesto gösterisi
düzenledi.
Beyaz mavi bayraklar
sallayan ve Çin aleyhine "Faşist Çin",
"Soykırımı durdurdun" "Uygurlara özgürlük"
şeklinde sloganlar atan göstericiler,
Washington'daki Çin Konsolosluğu binasının
önüne yürüdüler. Dünya Uygur Kongresi Lideri
Rabia Kader de Washington'daki gösterilere
katılarak sloganlara eşlik etti. Çin'de 5
yıl hapis yattıktan sonra kaçan ve ABD'de
sürgün olarak yaşayan Rabia Kader, Çin
hükümeti tarafından etnik olayların
başlamasından sorumlu tutulmuştu.
Gösterilere katılan Ömer Kanat, onlarca Doğu
Türkistanlı işçi kadın
ve erkeğin geçtiğimiz yılki katliamda
öldürüldüğünü belirterek, "Çin hükümeti
onlar öldürüldükten sonra da hiçbir tedbir
almamıştır" diye konuştu. Gösterilerde en ön
sıralarda yer alan Rabia Kader, olaylarla
ilgili olarak "Hiçbir şey değişmedi,
gittikçe daha kötüye gidiyor" diye
konuşurken, Uygur Amerikan Derneği Başkanı
Alim Sevtoff, Türkiye'nin bu konudaki
desteğini daha çok görmek istediklerini
belirtti. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan,
geçtiğimiz yıl yaşanan olaylarla ilgili
olarak Çin hükümetine sert eleştiride
bulunmuş ve Uygurlara yapılanın "soykırım"
olduğunu ifade etmişti. Erdoğan'ın Uygurlara
desteğini sürdürmesini dileyen Rabia Kader
yaptığı açıklamada, "Erdoğan'ın sözüne
sadık kalmasını ve bizleri korumasını
istiyoruz. Türkiye'nin başkalarının
haklarını koruduğu gibi bizim de haklarımızı
korumasını istiyoruz" şeklinde konuştu.
Geçtiğimiz yıl Çin'in
güney eyaleti Guandong'daki bir fabrikada
Uygur ve Han işçileri arasında kavga çıkmış
ve 2 Uygur öldürülmüş, bu da bölgede etnik
çatışmaları tetiklemişti. Çıkan çatışmalarda
200 kişi ölürken, bin 500'e yakın kişi de
yaralanmıştı.
|
|
Bağımsız Doğu
Türkistanlılar Birliği
Genel Başkanı
Abdülmecit Avşar:
Doğu Türkistan’ı Unutmayalım |
|
05.07.2010 |
|
|
Çin’in
Doğu Türkistan’ın Urumçi şehrinde 5 Temmuz
2009’da yaptığı katliamın birinci
yıldönümünün yaşandığını hatırlatan Bağımsız
Doğu Türkistanlılar Birliği Genel Başkanı
Abdülmecit Avşar, o dönemde tutuklanan çok
sayıda insandan hâlâ haber alınamadığını
söyledi. Avşar, “1500’den fazla Türkün
katledildiği, 10 binin üzerinde insanın
tutuklandığı kanlı olayları unutmadık.
Aradan bir yıl geçmesine rağmen
tutuklananlara yapılan işkence ve
tutukluların akıbeti hâlâ belli değil” dedi.
Akıbetleri hâlâ bilinmiyor
ÇİN'İN Doğu
Türkistan’ın Urumçi şehrinde 5 Temmuz 2009’da
gerçekleştirdiği katliamın birinci yıl dönümünün yaşandığını
hatırlatan Bağımsız Doğu Türkistanlılar Birliği Genel
Başkanı Abdulmecit Avşar, o dönemde tutuklanan çok sayıda
insandan haber alınamadığını söyledi. Avşar, “Bin 500’den
fazla Türk’ün katledildiği, 10 binin üzerinde insanın
tutuklandığı kanlı olayları unutmadık. Aradan bir yıl
geçmesine rağmen tutuklananlara yapılan işkence ve
tutukluların akıbeti hâlâ belli değil” dedi.
5 Temmuz’da
yaşanan olayda insanlık tarihinde eşi benzeri olmayan bir
katliam yaşandığını hatırlatan Avşar şöyle konuştu: “Yaşanan
olay Müslüman Türk’e yapılınca kimsenin kılı bile
kıpırdamıyor. Yıllarca açlık, sefalet ve baskı altında
yaşayan insanlar hâlâ zulüm altında inliyor. Dünya
seyrediyor.”
KİMSE
SESİNİ ÇIKARMIYOR
Abdulmecit
Avşar, 5 Temmuz’da yaşanan bin 500’den fazla insanın
sopalarla, kurşunla ve linç edilerek öldürüldüğünü
anlatarak, yapılanın gerçek bir devlet terörü olduğunu
kaydetti. Avşar, “Zulüm Türk’e yapılınca kimse ses
çıkarmıyor. Çin yıllarca Uygur Türklerini asimile ediyor,
katlediyor. Ne ‘one minute’ diyen var ne de olayı BM’ye
götüren var. Uygur Türkleri kaderine terk edilmiş durumda.
Dünyanın ve Müslüman devletlerin bu çifte standardı
anlaşılabilir gibi değil” diye konuştu. Yaşanan olaylardan
ve devletlerin takındığı tutumdan da anlaşılacağı gibi
dünyada Türk’ün Türk’ten başka dostu olmadığının bir kez
daha ispatlandığını hatırlatan Avşar, “Yaşanan hadiselere
Türk milleti gereken tepkiyi göstermiş ve davaya her zaman
sahip çıkmıştır. Ancak, yüce milleti yönetenler hâlâ
duyarsızdır. Doğu Türkistan’ın bağımsızlığı Uygur
Türklerinin Doğu Türkistan’da yaptıkları onurlu mücadele ve
dış dünyadaki kan kardeşlerinin destekleriyle olacaktır.
Zulmün hiçbir zaman abat olmayacağını hatırlatarak 5 Temmuz
olaylarını gerçekleştiren terörist ve katil Çin’i şiddetle
kınıyoruz” diye konuştu.
|
|
"Türk’ü kesene ’one minute’ desene" |
|
04.07.2010 |
Haluk ATALAY-Uğur CAN / İSTANBUL, (DHA) |
|
 
BEYOĞLU’nda
toplanan Doğu Türkistan Platformu üyeleri, geçtiğimiz yıl
Doğu Türkistan’ın başkenti Urumçi’de yaşanan olayları
protesto etti.
Doğu Türkistan Platformu ile bazı sivil toplum
kuruluşlarının temsilcileri bugün saat 12.00’de
Galatasaray
Meydanı’nda toplandı.
"Atsız’ın gençleri Doğu Türkistan yolunda",
"Barın’ı Gulca’yı Hotan’ı unutmadık unutturmayacağız", "5
Temmuz Urumçi katliamını kınıyoruz" yazılı pankartlar açan
topluluk, "Yaşasın Müslüman Doğu Türkistan" , "Bu vahşete
soykırıma dur, de" , "Dünya nerede insan hakları nerede?" ,
"Zulme sessiz kalma" ve "Doğu Türkistan
Çin
işgali altında" yazılı dövizler taşıdı.
Türbanlı ve çarşaflı kadınlar ile küçük çocukların da yer
aldığı topluluk sık sık "Kızıl
Çin
şaşırma sabrımızı taşırma" , "Mustafa Kemal’in askerleriyiz"
, "Hükümet uyuma kardeşine sahip çık" , "Urumçi’ye selam
direnişe devam" ve "Türk’ü kesene ’one minute’ desene"
sloganları attı. İstiklal Caddesi boyunca yürüyen yaklaşık
bin kişiye zaman zaman vatandaşların da alkışlarıyla destek
verdiği dikkat çekti.
Topluluk Taksim Meydanı’na ulaştığında Doğu Türkistan Vakfı
Başkanı Hamit Göktürk bir basın açıklaması yaptı. Geçtiğimiz
yıl 26 Haziran’da, bir fabrikada çalışan Müslüman Uygur
kızlarına yapılan cinsel tacizi protesto eden Doğu
Türkistanlılar’a ateş açıldığını öne süren Göktürk, "Bu olay
etnik çatışmaya ve katliama dönüştürülmüştür. Olaylarda 197
kişi öldü, 2 bine yakın kişi de yaralandı.
Çin
Halk Cumhuriyeti gerçekleri örtmeye çalışıyor.
Çin,
işgal ettiği Doğu Türkistan’da baskı, zulüm ve yok etme
politikası uyguluyor. Büyük devlet olmak zulüm, işkence ve
insan haklarını çiğnemek değil, insan haklarına saygı,
adalet, hoşgörü ve sevgiden geçer. Eylemde, “İnsan haklarına
duyarlı herkesi yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bulunan
Doğu Türkistanlılar’a kulak vermeye, onlara destek olmaya
çağırıyoruz” dedi.
|
|
Urumçi de Tansiyon yüksek
İşgal ordusu Uygur avında
|
|
03.07.2010 |
uygur haber ajansı |
|
Urumçi de
tansiyon yeniden yükselmeye doğru
gidiyor,Çin polisleri ev ev arama
yaparak 15-30 yaş arasındaki Uygur Gençleri
götürmeye başladıkları belirtilirken
yabancılarda ülkeden ayrılmaya başladıkları
gözlendi. Urumçi den ayrılan yabancılara
ülkede ki durumu dışarıda anlatmamaları
gerektiği, aksı halde vize verilmeyeceği
tehdidinde bulunduğu gelen haberler arasında
.
Urumçi deki
devlet memuru dışındaki tüm insanların 1 hafta süreyle urumçi'yi terk
etme çağrısı yapıldığı aksi takdirde göz altına alınacağı
duyuruldu. daha önce diğer illerden gelerek Urumçi
genelindeki tüm üniversite ve yükseköğretim kurumlarında
öğrenim görmekte olan öğrenciler tatilde bile Ürumçiden
uzaklaşmaları kesin talimatı verilmişti.
Güvenlik güçlerinin ev-ev
dolaşarak herkesi korku sardığı ve Urumçi deki özellikle
Uygurların yaşadığı bölgelere yoğun yerleştirlen 100 bin
kamere ile 2 kişi bir araya gelse bile göz altına alındığı
bildiriliyor.Urumçi sokaklarında sıvıl,resmi polis ve asker
dışında kimsenin sokağa çıkmaması konusunda uyarıldığı
aldığımız bilgiler arasında, son olarak Türkiye vatandaşı
olan tüm Uygur Türkleri Urumçiden sınır dışı edilmişti,son
kafile ise dün akşam İstanbul'a ulaştı, geçtiğimiz ay Tüm
Türk vatandaşlarına seyahat vizesi verilmemesi talimatı
bizzat Çin dişişleri bakanlığı tarafından elçiliklerine
gönderilmişti,bu sefer Çin'de firması olan 500 den fazla
Türk şirketi çalışanları Ençuenting tarafından adım adım
izleniyor .
|
|
Af Örgütü'nden Çin'e D. Türkistan
suçlaması |
|
03.07.2010 |
Dünya
Bülteni/ Haber Merkezi |
|
Uluslararası
Af Örgütü bir yıl önce Doğu Türkistan'daki
etnik şiddet olaylarından Çin'in tek sorumlu
olduğunu açıkladı.
Londra
merkezli Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International) bir
yıl önce Çin'in Doğu Türkistan bölgesindeki etnik şiddet
olaylarıyla ilgili araştırmasını açıkladı. Örgüte göre,
Çin'in 200 kişinin öldüğü olayların sorumlusu bu ülke. Af
Örgütü, Çinli yetkililerin olayları dış dünyaya çarpıtarak
bildirdiğini de özellikle vurguladı.
Çin, geçtiğimiz yıl meydana
gelen olaylardan Uygurları sorumlu tutmuş ve çok sayıda
Uygur'u idam etmişti. Çin, gayrı resmi rakamlara göre binden
fazla Uygur'un öldüğü olaylarda kurbanın Han Çinlileri
olduğunu da iddia etmişti.
Af Örgütü, Çin güvenlik
güçlerinin sivil Uygurların barışçıl gösterilerine gereksiz
biçimde sert güç kullanarak tepki verdiğini belirtti,
Uygurların maruz kaldıkları toplu tutuklamaları, kayıpları
ve işkence olaylarını protesto etmek istediğini kaydetti.
Nüfusun çoğunluğunu Müslüman
Uygurların oluşturduğu Doğu Türkistan'ı işgali altında tutan
Çin, etnik Han kökenlileri bu bölgeye getirerek nüfusu
eşitlemeye çalışıyor.Zengin yeraltı kaynaklarına sahip olan
bölgede resmi rakamlara göre 8 milyon Uygur yaşıyor.
Uluslararası Af Örgütü son
raporu için olaylar ardından ülkeden kaçan Uygurlarla
konuştuğunu açıkladı.
Bu görgü tanıkları
göstericilerin güvenlik kuvvetlerinin saldırısına
uğradığını, kimilerinin sırtından vurulduğunu, kimilerinin
korunmaları talebine cevap verilmediğini öne sürüyor.
Kuruluş olaylar ardından
binden fazla kişinin gözaltına alındığını, muhtemelen
yüzlerce kişinin de ortadan kaybolduğunu kaydediyor.
Resmi verilere göre, olaylarla
ilgili olarak şimdiye dek 198 kişi hüküm giydi. Dokuz kişi
idam edilirken, en az 26 kişi de ölüm cezalarının infazını
bekliyor.
Kuruluş, Çin'e olaylara
karışan tüm taraflarca işlenen insan hakları ihlallerini
araştırmak üzere bağımsız ve tarafsız bir soruşturma açma
çağrısında da bulunuyor.
|
|
“Uygurca Elkitabı” İstanbul’da Neşredildi |
|
23.06.2010 |
RFA-Arslan |
|
İstanbul’daki
Taklamakan Uygur Neşriyatı tarafından 2010
yılının Haziran ayında “Uygurca Elkitabı”
adında bir kitap neşredildi. Bu kitap
Taklamakan Uygur Neşriyatın sorumlusu olan
Abdulcelil Turan tarafından düzenlenerek
yayına hazırlanmıştır.

RFA Foto/Arslan
Resim, İstanbul’daki
Taklamakan Uygur neşriyatı tarafından 2010 yılının Haziran
ayında neşredilen “Uygurca Elkitabı” adlı kitabın kapak
görünüşüdür.
Bu kitapta Uygur dili ve
Edebiyatı, Uygur tarihi ile ilgili konular, hikâye, masal,
öykü, fıkra, çeşitli nükteler ve Uygur dili kuralları
ile ilgili hususlar yer alıyor.
Kitapta yine, Hunlar, Göktürk
Hanlığı, Orhun Uygur hanlığı, Karahanlılar, Seidiye Hanlığı
gibi hanlıkların kısa tarihi, Satuk Buğrahan, Farabi, Yusuf
Has Hacib, Kaşgarlı Mahmut, Sultan Said Han Abdureşit Han,
Maysihan, Nazigum olmak üzere Uygur kahramanlarının kısa
biyografileri de bulunuyor.
Bu kitap “Vatanperverlik” adlı
bir makaleyi de içine alıyor.
Kitabın kapağına Satuk
Buğrahan, Kaşgarlı Mahmut, Yusuf Has Hacib, Sultan
Abdureşithan, Farabi ve Nazigum’un resimleri yerleştirilmiş.
Kapağın arka sayfasına Uygur diyarının(DoğuTürkistan)
haritası konulmuş.
Kitabın konusu derli-toplu ve
anlaşılır olup, renkli olarak neşredilmiştir. RFA-Arslan
Uygur Türkçesinden Türkiye Türkçesine Uyarlayan: Mehmet Emin
BATUR
|
|
Çin Devleti Türklere Seyahat Vizesi Vermeyi
Durdurdu |
|
18.06.2010 |
RFA-Erkin Tarim |
|
Türkiye’deki en büyük
gazetelerden biri olan Milliyet Gazetesi 16.06.2010 tarihli
sayısında “Çin, Türkiye’ye turistik vize vermeyi durdurdu”
başlıklı bir yazı yayınlandı.
RFA Foto/Erkin Tarim
Resim, Türkiye’deki en büyük
gazetelerden biri olan “Milliyet” gazetesinin 16.06.2010
tarihli sayısında yayınlanan “Çin, Türkiye’ye turistik vize
vermeyi durdurdu” başlıklı yazının gazetedeki görünümü
Tanınmış yazar Serpil Yılmaz yazdığı yazının birinci
paragrafında Türkiye’nin şimdiki dış politikası konusunda
kısaca malumat verildikten sonra “Gazze’ye yardım götürme
faaliyeti Sinkiangı aklımıza getirdi” şeklinde bir ifade ile
Uygur meselesini beyan etmiştir. O yazıya şöyle başlıyor:
Türkiye hükümetinin sıfır problem yani başka devletlerle
olan ilişkilerde hiçbir mesele bırakmama dış politikası,
bütün devletlerle münasebetlerimizi bozma politikasına
dönüşmeye başladı. Aydınların Türkiye ile Amerika arasındaki
zıddiyeti düzeltmeye çalıştıkları günümüzde, Türkiye ile Çin
arasındaki münasebetlerde mesele meydana geldi.
Çin konsolosluğu Çin dış işleri bakanlığının yol
göstermesiyle Türkiye’deki seyahat şirketlerine, Türk
seyahatçilere vize vermeyi durdurduğunu anlatmış. Bu
politika 11.06.2010 günü başlamış olup, Bunun sebebinin ne
olduğu ve ne zamana kadar vize verilmeyeceği belli değilmiş.
Yazar Serpil Yılmaz Çinlilerin bundan iki yıl önce de 3-4 ay
boyunca Türk seyahatçilerine vize vermeyi durdurduğunu beyan
ederek şunları yazıyor: “Çin’e seyahatçileri götürüp
gezdirmekte olan Tura seyahat şirketinin patronu Erkunt
Öner, 2 yıl önce Çinlilerin 4-4 ay süre ile Türk
seyahatçilere vize vermeyi durdurduğunu söyledi. Türkiye’den
Çin’e her yıl 100 bin civarında seyahatçi gidiyormuş.”
O yazısında Çinlilerin Türklere vize vermeyi durdurmasının
sebebi üzerinde durarak şunları yazıyor: “Çin’in Türklere
seyahat vizesi vermeyi durdurmasını Türkiye’deki insani
yardım vakfı gibi sivil toplum örgütlerinin Uygurlara yardım
vermek için yola çıkmasından kormuş olmasının dışında bir
sebebe dayandırmak doğru olmaz.”
Çinlilerin Türk seyahatçilere vize vermeyi durdurmuş
olmasındaki sebep gerçekten yazar Serpil Yılmaz’ın söylediği
gibi Türlerin Uygurlara yardım götürmesinden korkmuş
olmasından mı? Çinliler bir taraftan Türkiye ile olan
münasebetlerini iyileştirmeye çalışırken, diğer taraftan da
Türk seyahatçilere vize vermeyi durdurması, iki devlet
arasındaki ilişkilere nasıl etki eder şeklindeki sorulara
cevap bulmak için Türkiye Stratejik Düşünce Enstitüsü Uzmanı
Dr. Erkin Ekrem ve seyahat şirketi sorumlusuna mikrofonumuzu
uzattık.
Zade Seyahat Şirketi
sorumlularından Özlem Kayışçı, Çin konsolosunun Türklere
seyahat vizesi vermeyeceğini anlattığını beyan ederek şöyle
dedi: “Çin konsolosu bize, bundan sonra seyahat vizesi
vermeyeceğini söyledi. Bundan sonra Çin’e seyahate gidecek
olanlar gidemeyecekler.”RFA-Erkin Tarim
Uygur Türkçesinden Türkiye Türkçesine Uyarlayan: Mehmet Emin
BATUR
|
|
Kaşgar’ ı Geliştirmek mi Yoksa Yıkıma Uğratmak
mı? |
|
17.06.2010 |
|
|
Şinhua
Haber Ajansı tarafından yayınlanan bir habere göre, geçen
yıl Kaşgar vilayetine devlet tarafından sözde 7 milyar 300
milyon yuan bütçe ayrılarak halkın sosyal durumu büyük
ölçüde iyileştirilmiş! Mezkûr haberde, Kaşgar vilayetinde
sağlanan sözde “kalkınma” lar aşağıdaki 3 noktada toplanmış
olup, birincisi, geçen yıl Kaşgar vilayetinde “Çift dilde
eğitim”i geliştirmek için 2 milyar yuan harcanarak, “Çift
dilde Anaokulu” olarak anılan Çince Anaokullarının sayısı
715’e çıkartılmış ve buralarda eğitilmekte olan çocukların
sayısı 100 bin kişiye ulaştırılmıştır. Kaşgar vilayetinde
Anaokulu çağındaki çocukların “çift dilli anaokulları” na
girme oranı %69’ulaşarak bir önceki yıla göre %22 oranında
arttırılmıştır.
Kamuoyunun da bildiği gibi,
Uygurların Milli Eğitimini Çinlileştirmek, Uygur çocuklarını
ana dilinden, milli yazısından, milli özelliklerinden
koparmak maksadıyla icra edilmekte olan sözde “çif dilde
eğitim” politikası Uygurların en güçlü şekilde tepkilerine
sebep olmakta olan uygulamalardandır. Doğu
Türkistan’daki milli isyan ve protesto hareketlerinin
artmasında da birinci etkendir!
Uluslararası insan hakları
örgütleri de Çin hâkimiyetinden Uygurları asimile ederek yok
etmeyi amaçlayan bu politikasını derhal yürürlükten
kaldırmasını isteye gelmektedir. Hal böyle iken, bugün Çin
hükümeti Kaşgar’da “Çift dilde eğitim” cihetinde elde edilen
neticelerini zerre kadar utanmaksızın “Kaşgar halkını
düşünmek” olarak lanse edip adeta göklere çıkartmaktadır.
Yukarıdaki haberde
belirtildiğine göre, geçen yıl Kaşgar da elde edilen diğer
bir “büyük netice” ise, Uygur milli kültürünün beşiği
sayılan tarihi Kaşgar şehrinde 4715 ailenin evlerinin
yıkılarak yerle bir edilmesi ve bu ahalinin başka yerlere
göç ettirilmiş olmaları olup, bu da Kaşgar halkını
“düşünmek” olarak ilan edilmiştir!
Her kesin de malumu olduğu
üzere son yıllardan beri Çin hâkimiyeti, yurt içindeki ve
yurt dışındaki Doğu Türkistanlıların bu kadar güçlü
tepkilerine ve uluslar arası teşkilatların sert şekildeki
kınamalarına aldırmaksızın, “Depreme dayanıklı evler yapmak”
maskesi altında Uygur medeniyetinin beşiği sayılan tarihi
Kaşgar şehrini yıkıp tarumar etme hareketini hızlandırıyor.
Çin hâkimiyetinin günümüzdeki
temel amacı, milli mirası yok etmek suretiyle milli duygu ve
milli iradeyi zayıflatmak, diğer yandan da ahaliyi
darmadağın ederek Uygur Türklerinin toplu halde isyan
etmelerini önlemeye çalışmaktır.
Bu mesele yurt içindeki ve
dışındaki Uygurların ve dünya toplumlarının tepkilerine
sebep olan ciddi meselelerden biriydi. Görülüyor ki, Çin
hâkimiyeti Uygurları Çinlileştirme ve asimile ederek yok
etme niyetinden kesinlikle vazgeçmeyecek ve bu meseleyi
istediği gibi sonuçlandırmak için de vasıta seçme ihtiyacı
duymayacaktır. ETIC
Uygur Türkçesinden Türkiye Türkçesine Uyarlayan: Mehmet Emin
BATUR
|
|
Çin Polisleri Erşidin İsrail’i Bulamayınca Onun Yerine
Kardeşi Enver İsrail’i Tutukladılar |
|
15.06.2010 |
|
|
Çin polisleri Erşidin
İsrail’in izini bulamayarak onun yerine kardeşi Enver
İsrail’i tutukladılar. Şu an da o, Korgas nahiyesi Koşirik
hapishanesinde tutuluyor.
“5 Temmuz Olayı” ile ilişkilendirilerek tutuklanan Şöhret
Tursun geçen yıl 9. ayın 18. günü Korgas Nahiyesindeki
Koşirik hapishanesinde dövülerek öldürülmüştü. Bu olay Özgür
Asya Radyosu tarafından dünya kamuoyuna açıklanmış ve
Amerika’nın yıllık insan hakları raporuna da dâhil
edilmişti.
Öğrenildiğine göre, Çin polis büroları Erşidin İsrail’i
Şöhret Tursun ile ilgili haberleri kamuoyuna açıkladığı
gerekçesi ile tutuklamak istemiş.
Polisler Erşidin İsrail’e ulaşamayınca, onun yerine kardeşi
Enver İsrail’i tutuklamıştır.
Rehin alınan Enver İsrail’in eşi Asiye Kurbanova Kazakistan
vatandaşıdır. Bunların iki kızları var. Enver Kazakistan’a
geri dönmediği Çin kızları babalarını özleyerek
ağlamaktadırlar. Enver İsrail’in ne zaman serbest
bırakılacağı ise şimdiye kadar belli değil. RFA- Cuma
Uygur Türkçesinden Türkiye Türkçesine Uyarlayan: Mehmet Emin
BATUR
|
|
Uygur Anaokulundaki Çocukları
Ödüllendirme Amacıyla İstanbul’da ki
Uygurlar Toplandılar |
|
14.06.2010 |
RFA-Arslan |
|
12.06.2010
tarihinde Doğu Türkistan Maarif ve Dayanışma
Derneğinin organizasyonu ile İstanbul’un
Zeytinburnu İlçesine bağlı Kazlıçeşme Kültür
Merkezinin Akdeniz toplantı salonunda
çocukların Kuranı Kerim okuma ve ana dilde
konuşma etkinliklerinin sonuçlarını
ödüllendirme töreni düzenlendi.

RFA Foto Arslan
Resim, 12.06.2010 günü Doğu
Türkistan Maarif ve Dayanışma Derneğinin organizasyonu ile
yapılan çocukların Kuranı Kerim okuma ve ana dilde konuşma
etkinliklerinin neticesini ödüllendirme töreninden bir
görünüm
Doğu Türkistan Maarif ve
dayanışma Derneği tarafından İstanbul’da yaşamakta olan
Uygur çocuklar için İstanbul’un Zeytinburnu ve Sefaköy
bölgelerindeki şubelerinde açılan anaokullarında öğrenim
görmekte olan 4-6 yaş arası Uygur çocuklarının yaz tatiline
çıkmaları münasebetiyle mükâfatlandırma merasimi düzenlendi.
Merasime İstanbul’da yaşamakta
olan Uygur aksakallarından Seley hacim Artuşi gibi ileri
gelen üstatlar, Doğu Türkistan Sivil Toplum Örgütü
sorumluları ve İstanbul’da yaşamakta olan Uygurlardan olmak
üzere çok sayıda kişi katıldı. Deniz kenarında yer alan 302
kişilik bu toplantı salonuna merasim iştirakçileri
sığmadıkları için çok sayıda kişi ayakta kaldı.
Merasimde öncelikle Doğu
Türkistan Maarif ve Dayanışma Derneği başkanı Hidayetullah
Oğuz han ve dernek baş nazırı Ablikimhan mehsum birer açılış
konuşması yaptılar.
Hidayetullah Oğuzhan yaptığı
konuşmasında Vatanın geleceği olan nesillere kendi ana
dillerini öğretmekle beraber onların bilgili insanlar olarak
yetişmeleri için talim-terbiye vermenin önemli olduğunu
bildirdi.
Ablikimhan Mehsum da
konuşmasında merhum Abdukadir Damollamın, “Milletin
Horlanmasına sebep olan faktör cehalettir” şeklindeki sözünü
naklederek milletin geleceğinin parlak olmasının nesillerin
bilim öğrenmelerine bağlı olduğunu ifade ederek Uygur
anaokulunda ders vermekte olan öğretmenlere ve de bu
anaokulunu maddi ve manevi yönden desteklemekte olan
kişilere özellikle teşekkür etti.
Daha sonra Doğu Türkistan
Vakfı başkanı Hamit Göktürk, Doğu Türkistan Göçmenler
Cemiyeti Genel Sekreteri Dr. Fethi Ahmet Yüksel, Doğu
Türkistan Gençlik ve Kültür Derneği Başkanı Tibet Yücetürk
çocuklar hakkında konuştular.
Merasimde, Anaokulunda öğrenim
görmekte olan Uygur çocukları grup halinde sahneye çıkarak
Kuran okudular, şiir okudular, şarkılar söyleyerek oyunlar
oynayarak duygularını ifade ettiler.
Uygurlar aynı şekilde Uygur
doppaları(Doğu Türkistan milli başlıkları)ve milli giysiler
giyerek sahneye çıktıklarında katılımcıların özellikle
ilgilerini çektiler ve hararetle alkışlandılar.
2 saat boyunca devam eden bu
merasimde yine, Doğu Türkistan Maarif ve Dayanışma
Derneğinin propaganda bölümü tarafından, derneğin eğitim
faaliyetleri hakkında hazırlanan bir belgesel film
gösterildi.
Tören sonunda Sefaköy ve
Zeytinburnu bölgelerindeki Uygur anaokulunda ders vermekte
olan 10 öğretmen mükâfatlandırılarak onlara takdirname ve
hediye paketleri takdim edildi. Merasimde, Zeytinburnu ve
Sefaköy bölgelerindeki Uygur Anaokulunda öğrenim görmekte
olan erkek-kız olmak üzere 60 çocuğa ödül verildi. RFA-Arslan
Uygur Türkçesinden Türkiye Türkçesine Uyarlayan: Mehmet Emin
BATUR
|
|

|
|
|
|
|
|
|
|
|
Türk Dünyası ve Doğu
Türkistan'ın Sesi
İstiklâl Gazetesi
72..Sayı
Yayında
İstiqlal Gizitining 2010- yili
72.sanining internettin neshir Qilinishqa bashlanghanliqini muxterem
oqurmenlirimizning
diqqitige sunimiz

|
 |
Demirel-Çin
Büyükelçisi elele |
 | |
Cemil Çiçek
Çin Büyükelçisi elele

İçişleri Bakanı
Abdulkadir Aksu |
|

|

Çin malı ya da hammaddesini,
tüketici olarak ayırt edebilmek oldukça güç ancak Çin üretimi
olan bir malı ayırt etmek çok ama çok kolay.
Nasıl mı?
Aldığınız ürünün üzerinde " Made
in China ",
" Product of China ",
" Çin Malı "
" Made in PRC "
gibi ibareler yer almıyorsa,
ürünün barkodunu okuyun.
Her ülkenin
sahip olduğu eşi olmayan satış kodları, barkodların başına
işleniyor. Barkodun en başındaki ilk iki ya da üç rakam,
ürünün hangi ülkeden geldiğini size söylüyor.
İşte Çin'e ait barkod numaraları
690-691-692
Eğer ürünün orijinalinden emin değilseniz bu üç
rakam size yol gösterecektir.
Bu numaralarla başlayan ürünleri almayın.
Sessizlik içinde ölen, acı çeken
tüm canlıların sesi olun.
Made in China etiketli ürünlerin
kalitesiz
çıkmasIndan sonra, yapIlan boykot
karşısında bulunan yeni bir satış
stratejisi:
Made in PRC
(People's Republic
of China (Çin Halk Cumhuriyeti)).
Made in P.R.C = Made in China
|
|

Volkan ŞENEL
Yerel Tarih Uzmanı
İzmit’in İşgal Döneminde Gökbayrak
Taburu Ve Cemal Bey
 |
ZİYARETÇİ
DEFTERİ
MUNAZİRE
MUNBİRİ
|