|
MUNAZİRE
MUNBİRİ
YİGİ HEWERLER

GENEL BİLGİLER

D.Türkistan
Kısa
Künye

Bizim Künye

Kitaplar

Milli Marş

Milli Andımız

Şu
Anki Durumu

Bayrak

Faaliyetler

ENGLİSH

UYGURÇE
 
Biz
Kim ?

Makali Bashlikliri
 
Makali Arhipi

Hewerler
 
Milli Marsh
 
1944
Milli Armiye

Ezimet

Shiir

Paaliyetler-Faaliyetler
 
Kitapler
M.Emin
BATUR
MAKALELERİ

2008

2007

2006

2005

2004

2003

2002

2001

2000
HABER ARŞİVİ

Haber Arşivi

2007

2006

2005

2004

2003

2002

2001

2000

NÜFUS YAPISI

D.Türkistan'ın Nüfusu

Din-Mezhep İtibarıyla

Çinli Nüfus Artışı

N.Yapısal Özellikleri

SİYASİ TARİH

Uygurlar

1760
Yılından Önce

1.Mançur
Çin İstilâsı

2.Mançur Çin İstilâsı

Valiler Dönemi

Rus
İstilâsı

Milliyetçi Çin İstilâsı

Komünist Çin İstilâsı

1760 SONRASI
DEVLETLER

1863 YakuphanDevleti
 
1933 D.T İslâm Cumh.

1944 D.Türkistan Cum.
 
1947 D. T Mahallî Hük.

COĞRAFYA

Mevkii Sınırlar

Yüzölçümü

Yüzey Şekilleri
Tarım
Havzası
İli
Havzası
Akarsular
Göller

İklim

D.Türkista'ın
Yolları

D.T Yol Haritası

ŞEHİRLER

Urümçi

Kaşgar

Kaşgar Hitgah Cami

A.K. İlkul Kalemind

S.M. Kaşgarlı Kalem

Hoten

Yarkent

Turfan

Turfan Uygurları

Gulca

Börütala

Kuça

Aksu

Karamay

KÜLTÜR

Dil

Basın-Yayın

Sanat
Yazarlar

Musikî
Çalgılar

Mimari
Bıçaklar

Yemek

Giyim-Kuşam
İpek
Etles
Doppa

Destanlar
Göç
Destanı
Türeyiş
Destanı

Nevruz

Bayramlar
Kurban Bayramı
Ramazan
Bayramı

Tiyatro

Edebiyat

Edebiyatçılar
Kaşgarlı Mahmut
 K.M
Türklük Bilinci
Divanı
Lügati Türk
Yusuf Has Hacib
Abdurehim Ötkür
Lütfullah Mutellip
A.B.A.Kaşgarî
İmin Tursun
Teyipcan Eliyov
Abdulaziz Mahsum
M.
Ali Tevfik
İ.Vasıl Türkistanî
Bilal Azizi
A.Halûk Uygur
Kutluk Şevki
Tancarık Caldıoğlu

EKONOMİ

Petrol

Doğal Gaz

Sanayi

Tarım

Hayvancılık

Orman

DİN

Din Tarihi

Dini Baskılar

Maocuların Din Düşm.

EĞİTİM

Eğitim

MİLLİ
MÜCADELELER

Gulca Ayaklanması

Barın Ayaklanması

Atçüy Ayaklanması

Hoten Ayaklanması
 DEVLET
ADAMLARI

Sultan Saltuk Buğrahan

S.Buğra Han Destanı

Yakuphan Be-Devlet

Dilşat Sultan

Canım Han Haci

Alihan Töre Saguni

Hoca Niyaz Haci

Sabit Damollam

Osman Batur

Timur Şencan

General Abdul Niyaz

Muhammet Niyaz Alem

General Mahmut
Muhitti

Oraz Bek

Şerifhan Töre

Gani Batur

Ahmet Can Kasimi

A.Ş.Turan'ın
Kaleminden

İ. Kurban'ın
Kaleminden

Mehmet Emin Buğra

Dr Mesut Sabri Baykozi

Türklük Bilinci

Dr.M.S.B. Eserleri

İsa Yusuf Alptekin

Mücadele Hayatı

Fetheddin Mahsum

Hacı Yakup Anat

Alibek Hakim

İŞKENCE VE ZULÜM

Çin
Zulmünün Tarihi

D.Türkistan'da İşkence

Çin
Zulmü-Foto ğraflar

Kadınların Durumu

Rabiye Kadir

Kürtaj ile İnfaz

Aile Planlaması

Aile Katliamı

Nükleer Katliam

Organ Ticareti
f

ZİYARETÇİ
DEFTERİ
MUNAZİRE
MUNBİRİ
|
|
Her
türlü basın-yayın organlarında Doğu Türkistan yerine kullanılan:
"Uygurlular", Sinkiang", "Sincan","Şincan", "Sinkiang Uygur Özerk Bölgesi",
"Sinciang Uygur Otonom Bölgesi"
terimlerini kesinlikle kabul etmediğimiz önemle ilan ediyoruz.
Hürgökbayrak |
|
“8 Mart Dünya Kadınlar Günü” ve
Doğu Türkistan |
|
07.03.2010 |
Mehmet Emin BATUR
|
İlk önce şu hususun altını kalın çizgilerle
çizerek vurgulamak gerekir ki, yüce dinimiz İslamiyet’in
kendilerine çok büyük değer verdiği ve birçok kuran
ayetlerinde her türlü haklarının garanti altına alındığı
belirtilen kadınların yılın sadece bir gününde
konuşuluyor olması aklıselim insanlar için kabul
edilemez bir anlamsızlıktır.
Değil mi ki, bir hadisi şerifte cennetin
bile onların ayaklarının altında olduğu bildiriliyor...
Ama biz Doğu Türkistanlılar olarak ele
geçirilebilen her fırsatı değerlendirmek mecburiyetinde
olduğumuzun bilinci içerisinde bütün dünya kadınlarına
sesleniyor ve diyoruz ki; 364 gün boyunca hatırlanmayan
Doğu Türkistanlı kadınları “8 Mart Dünya Kadınlar
Günü” münasebetiyle de olsa bir kez olsun
hatırlayın! “Acaba ne durumdalar?” diyerek onlar
hakkında bir irdeleme yapmaya çalıştığınızda kadın
olmanın daha ötesinde insan olduğunuzu hatırlayacak,
utanç duyacak ve Çin zulmü altında inleyen mağdur,
mazlum ve haklı durumdaki Doğu Türkistanlı kadınların
insani haklarına kavuşabilmeleri için mutlaka çaba sarf
etme mecburiyetinde olduğunuzu hissedeceksiniz…
Bir an için, içerisinde oturduğunuz lüks
daireyi küçümseyerek içinde havuzu, saunası, tenis
kortları vs.si bulunan villa isteme ihtirasınıza ara
vererek, Doğu Türkistan’da çalı çırpılardan yapılmış
kulübelerde yaşam mücadelesi vermek ve altın tabakla
dilenmek mecburiyetinde bırakılan Doğu Türkistanlı
kadınları gözlerinizin önüne getirin.
Bir an için, elinizin altındaki
otomobilinizin sadece modelini beğenmediğiniz için
değiştirme düşüncenizi erteleyerek, Doğu Türkistan’da
evinin bahçesinde ürettiği ürününü pazara götürüp satmak
ve böylece çocuklarının bir günlük nafakalarını temin
edebilmek için sırtındaki küfe ile kilometrelerce yolu
yalınayak yürümek zorunda kalan Müslüman Türk kadınını
düşünün.
Bir an için, düzenlediğiniz konken ve
pasta-börek partilerinde tıka-basa, aksırıncaya ve
tıksırıncaya kadar yedikten sonra geriye kalan
yiyecekleri hiç tereddüt etmeden çöp kutularına atmak
için çöp poşetlerine doldururken, Doğu Türkistan’da
bütün zenginlikleri Çinli işgalcilerce gasp edilen ve
açlıktan ölmeye mahkûm edilen Doğu Türkistanlı kadınları
hatırlayın.
Bir an için, başkalarının servetleri ile
servet yarıştırmayı bırakın ve Doğu Türkistan’da 16 saat
boyunca erkeklerin bile zor dayanacağı ve fiziksel güç
isteyen taş ocakları, maden ve nehir yatağı açma gibi
ağır işlerde köle gibi çalıştırılan ama emeğinin
karşılığını asla alamayan Müslüman Türk kadınlarına reva
görülen yaşam şartlarını düşünün… Bu “bir an için”ler
böylece uzayıp gider…
Doğu Türkistan’da her hangi bir sebeple hastaneye giden
Türk kadınlarına Çinli sağlık görevlilerince(!)gizlice
ve sinsice kısırlık ilaçları enjekte edildiğini, doğum
için gidenlere de bir daha anne olamayacakları türden
kısırlık operasyonları yapıldığını biliyormususnuz?
Kota dışı hamilelikleri tespit
edilen(Çinliler Türklere kırsal bölgelerde 2, şehirlerde
ise tek çocuk sınırlaması getirmişlerdir.) Türk
kadınları kaç aylık hamile olduklarına bakılmaksızın
kürtaja tabi tutulmakta, bebek öldürülmekte anne ise,
son derece ilkel ve sağlıksız müdahalelerin ardından
ölüme terk edilmektedirler.
İşgalci Çin hükümetinin uyguladığı ağır
vergiler sebebiyle zor durumda kalan Çiftçi ailelerin
genç kızları iş bulma vaadiyle zorbalık ve tehditle
Çin’e götürülmekte ve kalabalık Çin nüfusu içerisinde
heba edilmektedirler.
Ne dersiniz? Sizce Doğu Türkistan’daki ve
dünyanın işgal altında bulunan diğer bölgelerindeki bu
ve benzeri insanlık dramlarını yılın sadece bir gününde
konuşmak ve beylik nutuklar atmak çözüme kavuşturmaya
yeter mi?
|
|
IRAK
SEÇİMLERİ’NDE TÜRKMENLERİN HAKLARI KORUNMALI |
|
05.03.2010 |
Kuresh ATAHAN
Kültür ve
Propaganda Bakanı
|
|
Doğu Türkistan Sürgün
Hükümeti (DTSH)
Basın Açıklaması
Doğu Türkistan Sürgün Hükümeti
Başbakanı İsmail Cengiz, 7 Mart 2010 tarihinde Irak’ta
yapılacak seçimler dolayısıyla yaptığı açıklamada;
önümüzdeki Pazar günü yapılacak seçimlerde “bölgede
yaşayan Türkmenlerin yasal haklarının korunması noktasında,
gereken uluslar arası hassasiyetin gösterileceğine
inandığını vurguladı. Ankara’nın da bu konuda Türkmen
kuruluşlara yardımcı olacağına, Barzani yönetiminin de
Türkmenlerin yasal haklarını uygulamada zorluk
çıkarmayacaklarına inandıklarını” belirten DTSH
Başbakanı CENGİZ şunları söyledi:
“Irak'ta Pazar günü
yapılacak olan seçimlerde Türkmeneli'nin ve Türkmen
Kardeşlerimizin yegâne temsilcisi durumundaki Irak Türkmen
Cephesi'ni (ITC) ve Türkmen kuruluşlarının tüm yasal
haklarının dikkate alınmasını diliyoruz.
Özellikle 2003 ve sonrasında Irak'ta yaşanan trajik ve kaygı
verici gelişmelerin faturasını en ağır şekilde ödemiş olan
Türkmen kardeşlerimizin pazar günkü seçimlerde bölünmelere
yol açmadan; birlik ve beraberlik içerisinde hareket
etmelerini gönülden diliyoruz.
7 Mart 2010 Irak Genel Seçimleri'nin başta Türkmen
kardeşlerimiz olmak üzere, bütün Irak halkına hayırlara
vesile olmasını temenni ediyoruz.”… dedi. |
|
ABD mahkemesi Uygurlar'ın itirazını reddetti
|
|
02.03.2010 |
Dünya Bülteni |
|
ABD
mahkemesi Uygurlar'ın itirazını reddetti
Guantanamo'da
yedi yıldır suçsuz oldukları bilindiği halde tutulan
Uygurlar hapiste kalmaya devam edecek.
ABD Yüksek
Mahkemesi, yargıçların kendilerini kabul edecek başka bir
ülke bulunmadığı takdirde Guantanamo'da tutulanların
Amerika'da yaşamaları için hükümete baskı yapmaları
konusunda hükümde bulunmayı reddetti.Mahkeme, yedi yıldır
Küba'daki Guantanamo Körfezinde bulunan ABD askeri
cezaevinde tutulan Uygurlar'ın itirazını, "en az bir ülkeden
yerleşmeleri için teklif aldıkları" gerekçesiyle
reddetti.Yüksek Mahkeme davanın "yeni gelişmeler ışığında"
yeniden görülmesi için bir alt mahkemeye gönderdi.Yedi
yıldır suçsuzlukları ispatlandığı halde Guantanamo'da
bulunan yedi Uygur Türkü, yargıçların ABD hükümetine
tutukluları serbest bırakma olmadığına hükmedildiği için
hapiste kalmaya devam edecek.Yüksek Mahkeme yargıç Pazartesi
günü alt mahkemenin yeniden gerektiğini durumda incelemek
söyledi.Geçen yıl, Obama yönetimi bu Uygurlar'ın ABD'de
yaşaması için imkan sağlanması yolunda bir planı gündeme
getirmiş, ancak Kongre'nin güçlü üyeleri bu transfere karşı
sert tepki verince plan geri çekilmişti.İsviçre iki mahpusu
kabul edeceğini açıklarken, Palau bir Uygur'u ve ismi
açıklanmayan bir başka devlet diğerlerlerini alacağını
söyledi.İki Uygur kardeşin de bulunduğu yedi kişi Çin'in
farklı ülkelere baskısı nedeniyle yeni bir ülkeye gönderilme
konusunda sıkıntılar yaşıyor.Kardeşlerin farklı ülkeler
tarafından kabul edilmesi, ancak onların ayrılmayı
reddetmesi de durumu daha da zor hale getiriyor.Bütün bu
'bürokratik tartışmalar' içinde, yedi Uygur suçsuz yere
askeri hapishanede yaşamaya devam ediyor. |
|
DOĞU TÜRKİSTAN’DA SAĞLIK HAKLARI İHLALİ |
|
26.02.2010 |
Köreş ATAHAN
Kültür ve
Propaganda Bakanı |
Doğu
Türkistan Sürgün Hükümeti tarafından Doğu Türkistan’daki
Sağlık Haklarına yönelik ihlaller hakkında yayımlanması
dileğiyle kamuoyunu bilgilendirmeye yönelik aşağıdaki özet
rapor hazırlandı.
DOĞU
TÜRKİSTAN’DA SAĞLIK HAKLARI İHLALİ
İSMAİL CENGİZ
1949 yılından bu yana Kızıl
Çin işgal ve istilası altında bulunan ve Çinlilerce “Şincang
Uygur Özerk Bölgesi” olarak adlandırılan Türklerin
anayurdu Doğu Türkistan’da yoğun şekilde insan hakları
ihlalleri olduğu; uluslar arası örgütlerin ve gözlemcilerin
raporlarında teyit edilmiştir. Eşitsizlik, adaletsizlik,
mecburi kürtaj, doğum kısıtlaması, inanç özgürlüklerine
getirilen kısıtlamalar, yargısız infazlar, planlı göç ve
benzeri devam eden ihlallerin yanı sıra bölgede yoğun
şekilde sağlık alanında da ciddi rahatsızlıklar ve ihlaller
söz konusudur.
Sağlık alanında belki de en
büyük insani ihlal, alt yapı eksikliğidir. Çok zengin yer
altı ve yerüstü kaynaklara ve bu kaynakların satışından elde
edilen ciddi gelire rağmen bu Müslüman-Türk bölgesinde
özellikle Müslüman Türklerin yaşadıkları yerlerde;
a. halkın
sağlık ihtiyaçlarına yönelik herhangi bir yatırım
yapılmadığı gibi,
b. mevcut
hastane ve sağlık ocaklarının da modernizasyonu kasıtlı
olarak yapılmadığı,
c. köylere
ve kasabalara doktor atamalarının yapılmadığı,
d. hastanelere
modern cihazların alınmadığı,
e. ambulans
sayısının son derece yetersiz olduğu,
f. doktorların
iptidai şartlarda tedavi yapmaya mecbur bırakıldıkları
g. Özellikle
bölgenin güneyinde Kaşgar, Yarkent, Hoten vilayetlerinde
doktor sayısının yetersiz olduğu
h.
Kentlerdeki hastanelerde
görevli doktorların çoğunun Çinli doktorlar olması
dolayısıyla Müslüman kadınların tedaviye yanaşmaması ve bu
doktorlarla dil sorunu nedeniyle iletişim kurulamaması
Gibi çok ciddi alt yapı
problemleri bulunmaktadır.
Bu ve benzeri nükleer enerji,
çevre kirliliği, radyoaktif kirlenme gibi sorunlardan
dolayı; kalp, akciğer, solunum yetmezliği, şeker ve sair
hastalıkların tedavisi ve ameliyat için hastalar büyük
şehirlere nakledilmektedir.
Ulaşım ve yol problemlerinden
ve sayısı zaten az olan hasta nakil araçlarının
yetersizliğinden dolayı birçok hasta yolda ölmekte veya
evlerinde adeta ölüme terk edilmektedirler. Ayrıca sağlık
hizmetlerinin ücretli olmasından dolayı herhangi bir sağlık
güvencesi olmayan ve ekonomik durumu iyi olmayan hastalar
haliyle büyük sıkıntılar yaşamaktadırlar.
Doğu
Türkistan’da çalışan
doktorların çoğunun Çinli
olması da başka bir problemdir. Çince konuşmayı bilmeyen
hastalarla Çinli doktorlar arasında ciddi iletişim
problemleri yaşanmaktadır.
Sağlık alanındaki yetersizlik
ve yaşanan teknik ve altyapı sıkıntılarından dolayı bölgede
oldukça ciddi oranda ölümler meydana gelmektedir.
Çin Sağlık Bakanlığı
İstatistik Bürosu’nun 2003 Mart ayında ve daha sonraki
yıllarda yayımladığı yıllık raporlara göre, Doğu
Türkistan’da yaşanan ölüm oranı, Çin eyaletleri içindeki en
yüksek oran olarak görülmektedir.
Tıbbi müdahale eksikliği
nedeniyle hastalıkların neredeyse %70’i ölümle
sonuçlanmaktadır.
Doğu Türkistan’daki çocuk
ölüm oranı ise 1000’de 200’dür.
Özellikle Uygurların yoğun
olarak yaşadığı bölgenin güneyinde radyoaktif etkilerden
kaynaklanan sebeplerle oluşan çevre ve su kirliliği
neticesinde bulaşıcı ve salgın hastalıkların sıkça yaşandığı
görülmektedir. Salgın hastalıklarla ilgili ciddi önlemler
alınmamakta; sadece Han Çinlilerin yaşadıkları bölgeye
hastalığın ulaşmasını önlemek için yoğun “karantina”
tedbiri uygulanmakta, Müslüman Türkler bu şekilde kendi
kaderleriyle baş başa bırakılmaktadırlar.
Hastanelerde Çinli
doktorların Çinli olmayan hastaların bakım ve tedavilerini
aksattıkları görülmektedir.
Aynı şekilde ilaç tedavisinde
de birçok aksaklıkların yaşandığı bilinmektedir. Özellikle
siyasi tutukluların tedavileri yapılmamakta ya da birkaç
ilaçla geçiştirilmektedir.
Hatta ayrılıkçı, bağımsızlık
yanlısı olarak tutuklanan gençlere hastalıkları anında
tedaviye getirildiklerinde, bazı doktorların yukarıdan gelen
talimatlar çerçevesinde, gençlerin uyuşturucuya alışması
için kokain, eroin ve esrar gibi keyif verici maddeler
şırınga ettikleri gelen haberler arasındadır. Bu
şekilde acil kan ihtiyacı talebiyle hasteneye getirilen bir
çok gence de kasıtlı ve planlı olarak çağın vebası olarak
bilinen AIDS’li kan şırınga edildiği gelen haberler
arasındadır.
Müslüman Türklerin
hastanelerde yatarak tedavi görmelerine çeşitli zorluklar
çıkarılmaktadır.
Özellikle kırsal kesimden
gelen kadın/kız hastaların hastanelerde Çinli erkeklerce
taciz edildiği, horlandıkları ve tecavüze uğradıkları
yönünde birçok şikayet alınmaktadır.
Bu bakımdan istatistiklere
bakıldığında zorunlu olmadıkça, yatarak tedavi için
özellikle kırsal kesimden müracaat eden kadınların sayısının
az olduğu görülecektir.
Görüleceği üzere bölgenin
asıl sahibi olan mazlum ve mağdur insanlara yönelik alenen
soykırım politikası uygulanmaktadır. Bölgedeki
sağlık hizmetlerinin standardizasyon ve kalitelerinin
yükseltilmesi ve hastane ile sağlık ocağı ve doktor
sayısının nüfusa göre artırılması yönünde acil insani
yatırımların yapılması hususunda yetkili kurumları Pekin
Hükümeti’ne gerekli uluslararası çağrı yapmaya davet
ediyoruz.
BİLGİ Köreş
Atahan, Kültür ve Propaganda Bakanlığı
KAYNAK :
Doğu Türkistan Sürgün
Hükümeti
Sağlık Bakanlığı Sağlık
Heyeti
Dr. Reşide Gencer / Dr. M.
Ömer Nazar / Dr. Erpolat Dönmez
Web :
www.doguturkistan.org
–
www.hurgokbayrak.com |
|
|
|
DIŞ TÜRKLER VE AKRABA TOPLULUKLARI
İSTİŞARE TOPLANTISI’NDA DOĞU TÜRKİSTANLILARI
TEMSİLEN DTSH BAŞBAKANI İSMAİL
CENGİZ TÜRK DEVLET
PROTOKOLÜNDE AĞIRLANDI |
|
27.02.2010 |
Köreş ATAHAN
Kültür ve
Propaganda Bakanı |
|
Doğu
Türkistan Sürgün Hükümeti Başbakanı İsmail Cengiz, T.C.
Devlet Bakanlığı tarafından İstanbul Cevahir Otel Kongre
Merkezi’nde düzenlenen Dış Türkler ve Akraba Toplulukları
Toplantısı’na katıldı.
Türkistan kuruluşlarını
temsilen devlet “A” protokolünde ağırlanan İsmail CENGİZ,
Türkiye Başbakanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın hemen
yakınında yer aldı.
Recep Tayyip Erdoğan’ın
konuşmasının ardından DTSH Başbakanı İsmail Cengiz, Doğu
Türkistan Milli Merkezi Genel Sekreterliği sıfatıyla Türkiye
Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Sayın Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu
ile 8 dakika baş başa görüşmede bulundu.
Devlet Bakanları Faruk Çelik
ve Egemen Bağış ile de görüşen İsmail Cengiz, Türk-Çin
ilişkileriyle ilgili kanaatlerini yetkililerle paylaştılar.
Bu arada Doğu Türkistan davasına gösterilen yakınlıktan
dolayı Türkiye Cumhuriyeti'ne Doğu Türkistan halkının minnet
ve şükranlarını iletti.
Kosova Cumhuriyeti Devlet
Bakanı, Makedonya Cumhuriyeti Devlet Bakanı, KKTC Dışişleri
Bakanı, Sırbistan Devlet Bakanı ve Ukrayna Hükümeti Kırım
Milli Meclisi Başkanı Mustafa Cemiloğlu ile IRCICA Başkanı
Sayın Halit Eren ile bir arada yer alan İsmail Cengiz,
önümüzdeki günlerde Doğu Türkistan sorunu ile hazırlanan
ülke raporunu ilgili uluslar arası kurum ve kuruluşlarla
paylaşacaklarını söyledi. |
|
|
|
"Ayrılıkçı
Söylenti" Yayanlara Ceza |
|
26.02.2010 |
AA |
|
Çin'in Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nde yüzlerce kişi, Çin
yeni yılı tatilinde kısa mesaj (SMS) yoluyla "ayrılıkçı
söylentiler" yaydıkları gerekçesiyle cezalandırıldı.
China Daily gazetesinin, Bölge Enformasyon Bürosundan
yapılan açıklamaya dayandırarak verdiği haberde, "ayrılıkçı
içerikte söylenti" yayan iki kişinin gözaltına alındığı,
birçok kişiye de idari ceza verildiği bildirildi.
Polis, Çin yeni yılı tatilinde söz konusu mesajların paniğe
neden olduğunu ve cezalandırılanların yarısının öğrenci,
diğer yarısının da serbest meslek sahibi kişiler olduğunu
açıkladı. Yetkililer, SMS gönderenlerden bazılarının bunu
şaka maksadıyla yaptıklarını söylediğini aktardı.
Eyalette geçen temmuzda yaşanan Urumçi olaylarında merkezi
hükümet, bölgede kitle iletişim araçlarının "hayati önem"
taşıdığını ve "elebaşılarının" bu yollarla insanları
kışkırtacağını öne sürerek, SMS kullanımını, interneti ve
uluslararası telefon görüşmelerini yasaklamıştı.
Yetkililerin bölgede genel durumu istikrarlı görmelerinin
ardından eyalette 17 ocak 2010'da SMS sınırlı olarak dahili
hizmete açıldı ve cep telefonu kullanıcılarına günde 20 SMS
gönderme hakkı tanındı.
Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nde Çin yeni yılında insanların
birbirlerine kutlama mesajları göndereceği göz önünde
bulundurularak tatil boyunca kullanıcılara günlük 50 SMS
hakkı verildi ancak tatil sonrasında bu hak tekrar 20'ye
düşürüldü.
Uluslararası SMS hizmetinin halen kullanılamadığı bölgede,
geçen yıl 5 temmuzda yaşanan olaylarda 197 kişi ölmüş,
1700'den fazla kişi yaralanmıştı.
|
|
|
|
Almanya Türk Federasyon'a bağlı
Wangen Türk Kültür Derneği Kültür ve Eğlence
şöleni düzenledi |
|
20.02.2010 |
Haber Ali Yüksel |
|

Almanya Türk Federasyon'a
bağlı olarak çalışmalarını yürüten Wangen Türk Kültür
Derneği Kültür ve Eğlence şöleni düzenledi.
Friedrichshafen
Türk İşçiler Cemiyeti folklor ekibinin gösteri sunduğu,
vatan-millet sevgisinin dile getirildiği şiirlerin okunduğu,
yeni yetişen genç sanatçıların bağlama çalıp türkü söylediği
gecede Ali Kınık'ta sahne aldı. Ali Kınık aynı zamanda
Avrupalı Türklerin de duygularına tercüman olan
türküleriyle, tüm misafirleri coşturdu.
Avrupa Türk
Konfederasyon Genel Başkanı Cemal Çetin ve Almanya Türk
Federasyon Genel Başkan Yardımcısı Ufuk Sarıoğlu'nun da
katıldığı gecede Cemal Çetin konuklara hitabetti.
Avrupa Türklüğünün
yarım asırlık geçmişiyle beraber yaşadıkları ülke
ekonomilerine ve sosyal hayata büyük katkıları olduğunu
söyleyen Çetin, buna rağmen değişik alanlarda olduğu gibi iş
hayatında da Türklere karşı ayrımcılık yapıldığını belirtti.
Çetin konuşmasına
şöyle devam etti; İş bulma konusunda önce Alman sonra Avrupa
Birliği vatandaşları sonra diğerleri anlayışı
uygulanmaktadır. Avrupa Türkleri bu durumda “diğerleri”
gurubuna sokulmaktadır. Sonrada işsizliğin artmasında esas
sorumlu olarak gösterilmektedir. Bu bizlere karşı yapılan
büyük haksızlıktır. Avrupa Türkleri yaşadıkları ülkelerde
uyum içinde yaşamak için gayret göstermektedir. Fakat bu tür
haksızlıklar uyumu engelleyen uygulamalardır.
Avrupa Birliği'ne
üye olma yolunda olan Türk Devleti'nin mensupları olan
Avrupa Türklüğünün sorunları azalacağına çoğalmaktadır. Türk
Hükümeti AB ile yaptığı görüşmelerde sorunlarımızı dile
getirmemektedir. Avrupalı yetkililer tarafından “yabancı”,
Türk Hükümeti tarafından “Almancı”
olarak değerlendirilmemiz son bulmalıdır.
Bu sorunların yanısıra Avrupalı Türkler, Yüce dinimiz İslam konusunda ki
hassasiyetleri suistimal edilerek madden ve manen
dolandırılmışlardır. Bu konuda dolandırıcılar kadar bunlara
mekanlarını açarak, insanımızın tasarruflarının kaybolmasına
sebep olan derneklerde vebal sahibidir. Türk Federasyonları
olarak biz kötü niyetli kişileri teşkilatlarımıza sokmadık.
Türk
Federasyonları olarak şimdiye kadar olduğu gibi bundan
sonrada Avrupa Türklüğünün maddi-manevi yönden gelişmesi
için çalışmalarımız ve hizmetlerimiz devam edecektir. Dilini
ve dinini bilen nesillerin yetişmesi için Türk
Federasyonları var olacaktır.
Çetin sözlerini
Ne
Mutlu Türküm Diyene diyerek bitirdi.
.....
Gökbayrak altında Doğu Türkistan'ı Tanıtım ve İstiklal
Gazetesi Temsilciliği de sergisini açtı. Katılımcılara Doğu
Türkistan'da uygulanan insanlık dışı Çin Zulmü anlatıldı. |
|
|
|
İsviçre Türk
Federasyonundan Kültür Gecesi |
|

19.02.2010 |
Haber Ali Yüksel |
|

İsviçre Türk Federasyon çatısı
altında çalışmalarını yürüten Zürih Ülkü Ocağı'nın yirminci
kuruluş yılını kutlamak maksadıyla Türk Kültür Gecesi
düzenlendi. Binbeşyüz civarında misafirin katıldığı geceye
şeref konuğu olarak, Avrupa Türk Konfederasyon Genel Başkanı
Cemal Çetin, MHP Bursa Milletvekili Necati Özensoy ve
İsviçre Türk Federasyon Genel Başkanı İrfan Okutan
katıldılar. Almanya, Avusturya ve Fransa'dan da geceye
katılım oldu.
Yirminci yıl Türk
Kültür Gecesinde sırasıyla Arif Nazım, Ali Kınık ve Ahmet
Şafak sahne aldı. Muhteşem gecede İsviçre Türk Federasyon
Genel Başkanı İrfan Okutan konuşma yaparak misafirleri
selamladı. Konuşmasında; Türkiye'de Türküm demenin neredeyse
suç sayıldığı bir zamanda Avrupa'da Ne Mutlu Türküm Diyene
şuurunda ve ifadesinde bulunabilen nesillerin yetişmesinde
Türk Federasyonlarının ve bağlı derneklerin büyük hizmetler
gerçekleştirdiğini vurguladı. Teşkilat hizmetlerinde üstün
gayretle çalışanlara teşekkür eden Okutan, başarılarının
devamını diledi.

Gecede Bursa
Milletvekili Necati Özensoy' da konuklara hitabetti.
Türkiye'de ki siyasi gelişmelere değinen Özensoy, Habur
sınırında teröristler için yapılan yargılamayla hukukun
ayaklar altına alındığını söyledi. Sözkonusu, Türk
Milleti'nin Türk Vatanı'nın bekası ise Türk
Milliyetçilerinin son sözünü söylemediğini, gerektiğinde
Ülkücülerin candan da maldan da vazgeçeceklerini belirtti.
Doğu Türkistan'ı
tanıtım ve İstiklal Gazetesi Temsilciliği'de, her zaman
olduğu gibi özel olarak ayrılan yerini aldı. Bu vesileyle
Avrupa Türk Konfederasyon ve Türk Federasyonlarına bir kez
daha teşekkür ediyoruz. |
|

M. Rıza Bekin'in vefatından dolayı merhuma
Allahtan rahmet diler, başta Yüce Türk Milleti olmak
üzere, ailesine, yakınlarına ve Doğu Türkistanlılara
baş sağlığı dileriz.
İstiklal Gazetesi
|
|
|
Büyük dava adamı Bekin toprağa verildi |
|
19.02.2010 |
 |
|
Bekin’in
cenaze törenine çok sayıda kişi katıldı.
Doğu Türkistan Vakfı Başkanı Mehmet Rıza Bekin toprağa
verildi. 85 yaşında vefat eden Bekin için Kocatepe Camii’nde
öğle namazına müteakiben kılınan cenaze namazına, ailesi ve
yakınlarının yanı sıra Kara Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay
Başkanı Orgeneral Bekir Kalyoncu ile çok sayıda general ve
amiraller ile bazı eski bakanlar katıldı.
Omuzlarda götürüldü
Namazın ardından askerlerin omzunda top arabasına götürülen
Bekin’in tabutu, bir süre top arabası ile taşındı. Bekin’in
cenazesi, daha sonra Karşıyaka Mezarlığı’nda toprağa
verildi. Ankara’da salı günü hayatını kaybeden Bekin,
Gülhane Askeri Tıp Akademisi’nde akciğer rahatsızlığından
dolayı 6 aydır tedavi görüyordu. Çin’in işgalindeki Doğu
Türkistan için büyük mücadele veren Bekin, Türk ordusunda
çeşitli görevlerde yer almıştı. |
|
|
|
Doğu Türkistanlıların acı kaybı
|
|
17.02.2010 |
Bağımsız Doğu Türkistanlılar Birliği
Genel Başkanı
Abdulmecit Avşar |
|
Türkiye
ve Doğu Türkistan’a yaptığı önemli hizmetlerle büyük taktir
toplayan Doğu Türkistan Vakfı Başkanı Em. Tüm. Gen. Mehmet
Rıza Bekin Paşa 85 yaşında hakkın rahmetine kavuşmuştu.
Türkiye’de ve dünyada yaşayan Doğu Türkistanlıları derinden
üzen Bekin Paşa’nın vefatıyla Doğu Türkistan Davası’nda
önemli bir çınarın daha kaybedildiğini söyleyen Bağımsız
Doğu Türkistanlılar Birliği Genel Başkanı Abdulmecit Avşar,
“Merhum Paşamız Türk Milletine ve ordusuna yaptığı
katkıların yanı sıra 1986’dan beri yürüttüğü Doğu Türkistan
Vakfı Başkanlığı ile davamıza büyük hizmetler yapmıştı.
Özellikle eğitim alanında yaptığı katkılarla yüzlerve Uygur
Gencinin okumasında değerli katkılar sunmuştur. Aynı zamanda
Kore Gazisi olan Merhum Paşamızın vefatı hepimizi derinden
üzmüştür. Kendisine Allah’tan rahmet, Türk Milleti’ne
başsağlığı dileriz. Doıu Türkistan önemli bir liderini
kaybetti” diye konuştu.
Bekin Paşa’nın cenazesi Kocatepe Cami’nde kılınacak cenaze
namazının ardından 18 Şubat Perşembe günü Ankara’da toprağa
verilecek.
RIZA
BEKİN PAŞA KİMDİR
1986
yılından itibaren Doğu Türkistanlıların Türkiye’deki en
büyük kuruluşu olan Doğu Türkistan Vakfı’nın başkanlığını
yapmakta olan Mehmet Rıza Bekin 1925 yılında Doğu
Türkistan’ın Hoten şehrinde dünyaya gelmişti. 1934 yılında
bağımsız Doğu Türkistan Cumhuriyeti’nin Çinliler tarafından
yıkılmasından sonra, küçük yaşlarda annesiyle birlikte
ülkesini terk etmek zorunda kalmış ve önce Hindistan
ardından Afganistan’da yaşamaya başlamıştır. Afganistan’da,
aynı zamanda yakın akrabalarından olan, yıkılan Doğu
Türkistan hükümetinin önde gelen liderlerinden Mehmet Emin
Buğra’nın desteğiyle okul hayatını devam ettirmiş ve genç
yaşta İngilizce ve Farsça dillerini öğrenmiştir. Bu sırada,
Mehmet Emin Buğra’nın girişimleri ve Türkiye’nin Kabil
Büyükelçisi Memduh Şevket Esendal’ın büyük katkılarıyla
Türkiye’deki askeri okullara kaydı yapılmış ve 1937 yılında
askeri öğrenci olarak Türkiye’ye gelmiştir. 1946 yılında
Harb Okulundan mezun olmuştur. 1950 yılında üsteğmen
rütbesiyle Kore Savaşı’na katılmıştır.
Savaştan sonra çeşitli karargah ve kıta hizmetlerinde
bulunmuş, İran’da askeri ataşelik yapmıştır. 1965 yılında
Harb Akademisini bitirerek kurmay subay olmuştur. 1973
yılında Tuğgeneralliğe yükselen Bekin, CENTO’da Askeri
Planlama Karargahı Kurmay Başkan Yardımcısı, Plan Daire
Başkanı görevlerinde bulunmuş, Genelkurmay ve Kara
Kuvvetleri Komutanlığında etkin görevlerde bulunmuştur. 1977
yılında emekliye ayrılan Mehmet Rıza Bekin, daha sonra 1986
yılına kadar Başbakanlıkta uzman olarak görev yapmıştır.
1986 yılında ise, çocukluğundan beri içinde büyük bir sevda
olarak yaşattığı Doğu Türkistan davasına hizmet için tüm
resmi görevlerini bırakarak Doğu Türkistan Vakfını kurmuş ve
başkanlığını üstlenmiştir. Vakıf çalışmaları süresince
eğitime büyük önem vermiş ve yurtdışından getirdiği yüzlerce
öğrencinin Türkiye’nin çeşitli üniversitelerinde eğitim
görmesini sağlamıştır. Doğu Türkistan mücadelesinin yurt içi
ve dışında tanınması için yoğun faaliyet göstermiş ve bir
çok uluslar arası platforma taşımıştır. Aynı şekilde
dünyadaki Doğu Türkistan faaliyetlerini bir çatı altında
toplamak için Doğu Türkistan Milli Merkezi’nin kurulmasına
öncülük etmiştir. Doğu Türkistan Vakfı Başkanlığı sırasında
Birleşmiş Milletlerin isteği ve Genelkurmay Başkanı
Orgeneral Necip Torumtay’ın daveti üzerine Afganistan’a
insani ve ekonomik yardım programı çerçevesinde Pakistan’da
kurulan birçok ülkeden uzmanların katıldığı Mayın Tanıtım ve
Temizleme Eğitim Merkezinin başına getirilmiş ve burada
başarılı görevler ifa etmiştir.
Uzun
süredir rahatsız olmasına rağmen, Doğu Türkistan
mücadelesini kesintiye uğratmamak için büyük gayret sarf
eden Em. Gen. Mehmet Rıza Bekin’in “Doğu Türkistan Vakfı
Başkanı Mehmet Rıza Bekin’in Anıları” adıyla yayınlanan bir
eseri de bulunmaktadır.
|
|
Doğu Türkistan Vakfı
Başkanı
M. Rıza Bekin
Vefat Etti
(1925-2010)
|
|
16.02.2010 |
|
|
Asker ve cemiyet
adamı olan M. Rıza Bekin, 1925'te bugün Çin esareti altında
bulunan Doğu Türkistan'ın Hoten şehrinde doğmuştur. Uygur
Türklerinden olan M. Rıza Bekin, dokuz yaşında iken ailece
yurtlarından ayrılıp, Afganistan'da Kabil'e yerleşmişlerdir.
O yıllarda oldukça yüksek seviyede seyreden
Türkiye-Afganistan münasebetleriyle, eniştesi Mehmet Emin
Buğra'nın girişimi, Türkiye'nin Kabil Büyükelçisi Memduh
Şevket Esendal'ın tavassutuyla, yeğeni Niyaz Mehmet'le
birlikte askeri okulda okumak için Türkiye'ye gönderilen
M.Rıza Bekin, 1938'de Maltepe Askeri Lisesi'nin orta
kısmında öğrenime başlamıştır. 1944'de Askeri Liseyi bitiren
M. Rıza Bekin, 1944-1946'da Kara Harp okulunu, 1946-1948'de
Topçu okulunu bitirerek Topçu subayı olarak Türk ordusuna
katılmıştır. Görev yaptığı esnada (1950) Uzak-doğuda
patlayan Kore savaşına Birinci Türk Tugayı Topçu Taburuna
teğmen rütbesiyle katılarak, gazilik madalyası almıştır.
1963-1965'te Kara Harp Akademisi,1966'da Yüksek Komuta
Akademisi'ni bitiren M. Rıza Bekin, 1949'da Almanya'da
Askeri İstihbarat, 1953'te ABD'de Subay Muharebe, 1959'da
Stratejik istihbarat, 1963'te Topçu Tekâmül Kurslarına
katılarak kariyerine; Edremit ve Bornova'da Tugay
Komutanlığı, Topçu okulu ve Muharebe istihbarat okulunda
öğretmenlik (1954-1959) ,Genelkurmay İstihbarat
Başkanlığı'nda Şube Müdür Vekilliği (1965-1967), Van
Jandarma Tugay Kurmay Başkanlığı(1967-1968), Doğu Menzil K.
Plan Şube Müdürlüğü (1968-1969) , 5.Kolordu Harekât ve
Eğitim Şube Müdürlüğü (1969-1971) , K.K.K Harekât Başk.
Eğitim Şube Müdürlüğü (1971-1973) ile devam etmiş, 1973'te
Tuğgeneral rütbesiyle, CENTO Askeri Planlama Karargâh
Harekât Başkanlığıyla, 19.Piyade Tugay ve 57. Topçu Eğitim
Tugay Komutanlığı (1975-1977) ile kadrosuzluk sebebiyle
1977'de Tuğgeneral rütbesiyle emekli olarak tamamlamıştır.
General, M. Rıza Bekin, askeri kariyeri içinde, Birinci Kore
Tugayı Topçu Tabur Takım Komutanlığından (1950-1951) başka,
1959-1961 arası Türkiye'nin Tahran Askeri Ataşe Muavinliği
görevini ifa etmiş, emekli olduktan sonra bir müddet
Başbakanlıkta uzman olarak çalışırken Afganistan meselesinin
patlak vermesi üzerine 1989-1990 yılları arasında BM'lerin
Afganistan'a insani yardım programı çerçevesinde Pakistan'da
kurmuş olduğu Mayın Temizleme Eğitim Merkezi’nde (İslâmabad)
Başdanışmanlık görevini yürütmüştür.
1986'da kurulan Doğu Türkistan Vakfı Başkanlığına seçilen
M.Rıza Bekin; vefatına kadar Çin esareti altında yaşayan
Doğu Türkistan (Uygur Türkleri) meselesinin insani ve siyasi
boyutta dünya kamuoyuna duyurulması yolunda Doğu
Türkistan Vakfı bünyesinde çalışmalarını devam ettirmiş,
yüzlerce Doğu Türkistanlı gencin Türkiye’de burslu olarak
çeşitli Üniversitelerde eğitim görmesine vesile olmuştur.
1992’de
İstanbul’da Doğu Türkistan Milli Kurultayı’nın
toplanmasını sağlayan Bekin, dava arkadaşları İsmail Cengiz,
Seyit Tarancı ve Hamit Göktürk ile birlikte bugünkü Dünya
Uygur Kurultayı’nın oluşmasına temel teşkil eden Doğu
Türkistan Milli Merkezi’nin de kurulmasını sağlamıştır.
Merkezi Münih'te bulunan "Doğu Türkistan Milli Kurultayı’nın
ve merkezi İstanbul’da bulunan Doğu Türkistan Dayanışma
Derneği’nin kurucu şeref Başkanı olan M.Rıza Bekin,
Sürgündeki Doğu Türkistan Hükümeti’nin de kurulması
aşamasında rol oynamıştır. Aynı zamanda uzun yıllar merkezi
Mekke’de bulunan Rabıta-tül Al-Alem Al-İslam adlı
Dünya İslam Birliği teşkilatında Doğu Türkistan’ı temsilen
meclis üyesi görevini sürdüren Rıza Bekin Paşa 16 Şubat 2010
Salı günü Ankara’da tedavi gördüğü hastanede vefat etti.
Evli ve iki
çocuk babası M. Rıza Bekin’in cenazesi 18 Şubat 2010
Perşembe günü Ankara Kocatepe Camii’nde öğleyin kılınacak
namaz sonrası aile kabristanlığına defnedilecek.
İsmail CENGİZ
Doğu Türkistan
Milli Merkezi Genel Sekreteri
|
|
İstanbul’dan Gelen Uygur Heyet
Ankara’da Önemli Faaliyetler Yaptı |
|
16.02.2010 |
RFA-Erkin Tarim |
|
İstanbul’da
faaliyet göstermekte olan Doğu Türkistan Maarif ve Dayanışma
Derneğinin başkanı Hidayetullah Oğuzhan ve dernek Genel
sekreteri Alimcan Buğda başkanlığındaki 4 kişilik heyet 15
ve 16 Şubat 2010 günleri Ankara’da oldukça önemli görüşmeler
yaptılar.
Dernek
temsilcileri iki gün zarfında bazı siyasi partilerin Genel
başkanları ve sivil toplum örgütlerinin sorumluları ie
görüşmeler yaparak Doğu Türkistan’ın bugünkü durumu ve
Uygurların meseleleri hakkında malumatlar verdiler. İstanbul’dan gelen
söz konusu Uygur heyeti Türkiye Büyük Millet Meclisinde bazı
bakan ve milletvekillerini ziyaret ederek hazırlamış
oldukları raporu onlara takdim ettiler.
RFA
Foto/Erkin Tarim
Resimde, Maarif ve Dayanışma
Derneğinin temsil heyeti Saadet Partisi Genel Başkan
Yardımcısı Şevket Kazan’ın Bürosunda ziyaret esnasında
görülüyorlar.
Uygur Türkçesinden Türkiye Türkçesine
Uyarlayan:
Mehmet Emin BATUR |
|
Dünya Uygur Kongresi Genel Sekreteri:
"Sayın Başbakan, Doğu Türkistan meselesini BM’ye
götüreceğini söylemişti. Biz bunu bekliyoruz.
Bu Türkiye’nin de
bir hakkıdır."
Türkistan'daki 10 bin kişiden hala haber yok |
|
13.02.2010 |

M.
MUSTAFA UZUN / İSTANBUL |
|
Olaylar
başladığı zaman Türkistan'ın dünya ile bağını
kestiler ve ancak 7 ay sonra geçtiğimiz hafta
telefon, internet gibi bağlantıları açtılar.
Dünya Uygur
Kongresi Genel Sekreteri Dolkun İsa ile
konuştuk. 5 Temmuz olaylarında yürüyüşe katılan
10 Bin kişinin hemen tamamına ulaşılamadığını
söyleyen Dolkun İsa; “Resmi olarak 5 Temmuz
olaylarından itibaren 34 kişiye idam cezası
verdiler ve infaz ettiklerini dünyaya
duyurdular. Gizli infazlar ve tutuklamaların
sayısını dünya henüz bilmiyor. Olaylar başladığı
zaman Türkistan’ın dünya ile bağını kestiler ve
ancak 7 ay sonra geçtiğimiz hafta telefon,
internet gibi bağlantıları açtılar. 7 ay boyunca
hiç haber aldırtmadılar” diye konuştu. |
|
 |
|
Çin Obama'dan Dalay Lama ile görüşmemesini istedi
|
|
12.02.2010 |
 |
|
Pekin
yönetimi ABD Başkanı Barack Obama'nın Tibet'in sürgündeki
ruhani lideri Dalay Lama ile görüşme kararını iptal etmesini
istedi.
Çin Dışişleri
Bakanlığı sözcüsü Ma Caoşü,
ABD'nin
söz konusu kararı hakkında ciddi girişimlerde bulunduklarını
ifade ederek, Dalay Lama'nın
ABD'yi
ziyaret etmesine ve
ABD
Başkanının Dalay Lama'yla temasta bulunmasına kesinlikle
karşı çıktıklarını yineledi ve bu tutumlarının hiçbir zaman
değişmeyeceğini belirtti. |
|
|
|
Ürümçi Belediye Başkanı Jarullah “Ürümçi’de
Bastırmalar Devam edecek” Diye Zırvaladı
|
|
06.02.2010 |
RFA-Erkin |
|
Çin
hükümeti “5 Temmuz Olayı”ndan sonra Ürümçi ahalisini kontrol
etmeyi sıkılaştırarak Ürümçi’deki yerli nüfusu darbe vurma
hareketinin asıl hedefi haline getirmişti.
Ürümçi
Belediye Başkanı Jarullah Hüsamidin 04.05.2010 günü “Şüpheli
Unsurlar”ı bastırma hareketinin daha uzun süre devam
edeceğini bildirmiştir.
|
|
Uygur Türkçesinden Türkiye Türkçesine
Uyarlayan:
Mehmet Emin BATUR |
|
İstanbul’da 5 Şubat Gulca Olayını Anma Merasimi
Düzenlendi |
|
09.02.2010 |
RFA-Arslan |
|
İstanbul’da
faaliyet göstermekte olan Doğu Türkistan
Vakfı ve Doğu Türkistan Maarif ve Dayanışma
Derneği’nin organizasyonları ile, 1997
yılında Gulca’da meydana gelen kanlı olayda
şehit olanları anma merasimi icra edi
06.02.2010 günü saat 15.00’da Doğu Türkistan
Vakfının merkezinde 1997 yılında Gulca’da
meydana gelen 5 Şubat Gulca Olayını anma
merasimi icra edildi. Merasime İstanbul’da
faaliyet göstermekte olan Doğu Türkistan
sivil toplum örgütlerinin sorumluları ve
İstanbul’da yaşamakta olan Doğu
Türkistanlardan olmak üzere çok sayıda kişi
katıldı.
Toplantıya Doğu Türkistan Vakfının Genel
Sekreteri Hamit Göktürk başkanlık etti. Program Kuranı kerim
okunması ve Gulca olayında şehit olanların ruhlarına ithafen
dua edilmesi ile başladı.
Anma programında Doğu Türkistan Vakfı Başkan
Yardımcısı Prof. Dr. Sultan Mahmut Kaşgarlı açılış konuşması
yaptı. Yine, 1944 yılında Gulca’da kurulan Doğu Türkistan
Cumhuriyetinin Cumhurbaşkanı Alihan Töre’nin oğlu Dr.
Kutlukhan Töre bir konuşma yaparak, doğup büyüdüğü Anayurdu
Gulca şehrinde meydana gelen 5 Şubat kanlı olayları üzerinde
durdu. Doğu Türkistan Maarif ve Dayanışma Derneğinden
Ablikimhan mahsum da yaptığı konuşmasında 5 Şubat Gulca
Olayında şehit olanlar ve hapse atılanlar üzerinde
mülahazalarda bulundu.
Toplantıda konuşan Doğu Türkistan Vakfının Genel
Sekreteri Hamit Göktürk 1997 yılında Gulca Olaylarının
meydana geldiği sırada Türkiye Cumhuriyeti ve halkını Çin’e
karşı çıktığından ve hatta bu esnada 1997 yılında Türkiye
parlamentosunda ilk defa Doğu Türkistan meselesinin dile
getirildiğinden söz etti.
Aynı günün akşamı yine, Doğu Türkistam Maarif
ve Dayanışma Derneğinin organizasyonu ile dernek merkezinde
Gulca olayında şehit olan ve hapse atılanları anma programı
düzenlendi.
Programa Doğu Türkistan Maarif ve Dayanışma
Derneğinin mesulleri ve İstanbul’da yaşamakta olan
Uygurlardan olmak üzere çok sayıda kişi katıldı.
Program Kuranı kerim okunması ve şehitlerin
ruhlarına dua edilmesiyle başlandı. Programa dernek genel
sekreteri Alimcan başkanlık etti. Dernek başkanı
Hidayetullah Oğuzhan bir açış konuşması yaparak, Gulca olayı
ve bu olaydan çıkartılan dersler üzerinde durdu.
Programa, yapılan davet üzerine katılan Alihan
Töre’nin oğlu Kutluk Han Töre Gulca olayı ve ortaya çıkış
sebepleri hakkında konuştuktan sonra babası Alihan Töre’nin
birkaç önemli nasihatlarından söz etti. Daha sonra Doğu
Türkistan Vakfının mesullerinden Ataullah Kari, Doğu
Türkistan Maarif ve Dayanışma Derneğinden Ablikimhan Mehsum
başta olmak üzere bazı mesuller de birer knuşma yaparak 5
Şubat Gulca Olayının önemi üzerinde durdular. Program 2 saat
boyunca devam etmiş olup, programın sonunda yemek verildi.
RFA-Foto
Arslan-Resim, 06.02.2010 tarihinde Doğu Türkistan Vakfı ve
Doğu Türkistan Maarif ve Dayanışma Derneğinin organizasyonu
ile icra edilen, 1997 yılında Gulca’da meydana gelen kanlı
olayda şehit olanları anma merasiminden bir görünüm |
|
Uygur Türkçesinden Türkiye Türkçesine
Uyarlayan:
Mehmet Emin BATUR |
|
Toronto’da Büyük Mütefekkir ve Şair Ali
Şir Nevai Doğumunun 569. Yılında Anıldı
|
|
08.02.2010 |
RFA-File
|
|
6
Şubat 2010 günü Kanada’nın Toronto şehrinde büyük mütefekkir
ve Şair Mirza Ali Şir Nevai doğumunun 569. yılında anıldı.
Anma programını Kanada’da faaliyet göstermekte olan
Türkistan Yurttaşlar Cemiyeti organize etmiştir.
Resim, 2006 yılının Nisan
ayında Özbekistan Cumhuriyetinin Türkiye Büyükelçiliği ve
Ankara Üniversitesinin ortaklaşarak yapmış oldukları ünlü
şair ve devlet adamı Ali Şir Nevai’nin doğumunun 565. yılını
anma ve ilmi muhakeme toplantısından bir görünümdür
Bu teşkilatı, bundan birkaç yıl önce Özbekistan’da meydana
gelen Andican’daki kanlı olaylarda Özbekistan hükümet
kurumları tarafından hayatları tehlike altına girdiği için
Kanada’ya gelerek yerleşen Özbek aydınları tarafından
kurulmuştu.
Anma toplantısına
Toronto’da yaşamakta olan Türk boylarından Özbekler,
Türkmenler, Azeriler, Kazaklar ve Uygurlar olmak üzere
200’den fazla kişi iştirak etmiştir. Anma toplantısında
mütefekkirin 15. Asır Türk Edebiyatına sağladığı evrensel
katkılar methedildi ve onun şiirleri okundu.
Büyük mütefekkir
ve şair Ali Şir Nevai doğumunun 569. yılını anma programına,
Toronto Belediye Başkan Yardımcısı Con Parker de katılarak
bir konuşma yaptı. O, konuşmasında İngilizler için Şekspir
ve Geoffrey Chaucer nekadar önemli ise, Türk milleti için de
Ali Şir Nevai’nin o kadar önemli olduğuna vurgu yaptı.
Anma toplantısında
Türkistan Yurrtaşlar Cemiyetinin Toronto’daki başkanı
Pehridin Tacimurat bir konuşma yaparak, tarihte Türkistan
olarak adlandırılan bu geniş coğrafyadaki toprakların Ali
Şir Nevai gibi olağanüstü mütefekkirler yetiştirdiğinin
altını çizdi.
Ali Şir Nevai’yi Uygur Türkleri de kendilerinin büyük
metefekirleri olarak ululaya gelmektedirler. Ali Şir
Nevai’nin eserleri |
|
Uygur Türkçesinden Türkiye Türkçesine
Uyarlayan:
Mehmet Emin BATUR |
|
|
|
Almanya’da 5 Şubat Münasebetiyle Gösteri Yapıldı |
|
05.02.2010 |
RFA- Aygül |
|
5 Şubat günü, Gulca
olayının13. yılı olması sebebiyle Dünya Uygur Kurultayının
ve birçok devletlerdeki Doğu Türkistan teşkilatlarının
organizasyonları ile Uygurlar, onları destekleyen halklar ve
insan hakları örgütleri bulundukları devletlerdeki Çin
elçilikleri ve konsoloslukları önünde protesto gösterileri,
anma toplantıları ve de Kuranı kerim hatmetme faaliyetleri
yaparak Çin hükümetinin Doğu Türkistan halkının özgülük
haklarını çiğnemekte ve gasp etmekte olmasını protesto
ettiler. RFA-Perhat Muhammedi
RFA-Foto/Ekrem
08.08.2008 günü Almanya’nın Münih
şehrinde Pekin Olimpiyatlarına karşı yapılan protesto
gösterilerinden bir görünüm
İsveç’te 5 Şubat Gulca Olayını Anma Gösterisi
05.02.2010
5 Şubat 2010 günü Gulca
olayının 13. yılı olması sebebiyle Dünya Uygur Kurultayının
ve birçok devletlerdeki Doğu Türkistan teşkilatlarının
organizasyonları ile Uygurlar ve onları destekleyen insan
hakları örgütleri, o ülkelerde yaşayan halklar, o devlette
bulunan Çin elçilikleri önünde protesto gösterileri
yaptılar. Anma programları düzenlediler ve Kuranı Kerim
hatimleri yaparak Çin’in Doğu Türkistanlıların
özgürlüklerini gasp etme fiillerine karşı tepkilerini ortaya
koydular. RFA-Yalkun
RFA-Foto/Yalkun
Resim, 5 Şubat Cuma günü
İsveç’teki Uygurların “5 Şubat Gulca Olayı”nın 13. yılını
anmak için Çin’e karşı icra ettikleri gösteriden bir
görünüm.
Norveç’te 5 Şubat Gulca Olayını Anma Gösterisi Düzenlendi
05.02.2010
Dünya Uygur Kurultayının eş
zamanlı çağrısı ve Norveç Uygur Komitesinin organizasyonu
ile 5 Şubat 2010 Cuma günü Norveç’teki Uygurlar “5 Şubat
Gulca Olayı”nın 13. yılını anmak maksadıyla Başkent
Oslo’daki Çin Büyükelçiliği önünde Çin’e karşı görkemli bir
gösteri gerçekleştirdiler.
RFA-Foto/Aygül Yusuf
Resim, 5 Şubat 2010 Cuma günü
Norveç’teki Uygurların “5 Şubat Gulca Olayı”nın 13. yılını
Anmak için başkent Oslo’daki Çin Büyükelçiliği önünde
yaptıkları Çin’e karşı protesto gösterisinden bir görünüm.
Uygur Türkçesinden Türkiye Türkçesine
Uyarlayan:
Mehmet Emin BATUR
 |
|
|
|
“İsviçre’nin
Kararını Başka Devletlerin de Örnek Almaları
Gerekir” |
|
04.02.2010 |
RFA-Şöhret Hoşur |
|
03.02.2010 İsviçre hükümeti
Guantanamo’daki iki Uygur kardeş mahpusları kabul
edeceklerini açıkladıktan sonra, bugün Çin hükümeti ve Dünya
Uygur Kurultayı gibi meseleyle alakalı taraflar beyanatlar
ilan ederek duruşlarını ortaya koydular |
|
Uygur Türkçesinden Türkiye Türkçesine
Uyarlayan:
Mehmet Emin BATUR |
 |
|
5 ŞUBAT GULCA KATLİAMI BASIN BİLDİRİSİ
DOĞU TÜRKİSTAN GENÇLİK VE KÜLTÜR DERNEĞİ |
08.02.2010
|
 |
|
Değerli basın temsilcileri ve asil duruşlarıyla bize
destek veren Türk toplumunun mensupları,
5 ŞUBAT. ŞUBAT AYININ BUZ KESEN SOĞUĞUNDA BİR KIZIL
ALEV YAKMIŞTIR SİNELERİ.TARİHE EN ACI BİR ŞEKİLDE
YAZILAN BİR GÜN 5 ŞUBAT.
Birçok medeniyete ev sahipliği yapan ve tarihte
izler bırakan Doğu Türkistan, 18. yüzyılın sonundan
itibaren işgalci Çin devletinin zulmüne maruz
kalmaktadır. Yüzölçümü 1,818,418 km2 olan Doğu
Türkistan, jeopolitik konumu, petrol, altın,
uranyum, kömür gibi zengin yeraltı kaynakları ile
ilgi odağı olarak Çin’in şiddetli asimilasyon
politikalarının kurbanı olmuştur. Doğu
Türkistanlılar, kısa süreli bağımsızlık dönemleri
yaşamışlarsa da yüz yıldır, Çin’in etnik ve dini
asimilasyon politikaları ile karşı karşıyadır. |
|
Doğu Türkistan'da kar felaketi: 21 ölü
|
|
08.02.2010 |
kaynak:www.dunyabülteni.net |
|
Doğu Türkistan'da artan kar
yağışı 21 kişinin ölümüne sebep oldu.
Doğu
Türkistan'ı etkisi altına alan son 60 yılın en ciddi kar
afeti, bugüne kadar 21 kişinin ölümüne yol açtı.
Yerel yetkililer, 1 milyon 540 bin kişinin yaşamını olumsuz
etkileyen kar afetinden dolayı 38 bin evin yıkıldığını ve
100 bin baş hayvanın telef olduğunu açıkladı.Felaket
bölgesinde 170 bin kişi evlerinden tahliye edildi.Çin'in
atadığı Özerk Bölge Sivil İşler Müdürü Ömercan Mirza Ahmet,
Çin basınına yaptığı açıklamada, doğrudan ekonomik kaybın
650 milyon yüeni (yaklaşık 145 milyon TL) bulduğunu
belirtti.
|
|
|
|
DOĞU TÜRKİSTAN SÜRGÜN HÜKÜMETİ
Basın Bildirisi / Press Release |
06.02.2010
|
|
|
5-8 Şubat 2010
4-6 Şubat 1997’de Gulca’da Halkın Üzerine Ateş Açan
PEKİN HÜKÜMETİ’NE ULTİMATON VERİLMELİ
4 Şubat 1997 tarihinde Doğu Türkistan’ın Kazakistan
sınırındaki Gulca vilayetinde, Müslümanlar için kutsal bir
gün olan Kadir Gecesi’nde dini ibadet ve Kuran okumak için
bir evde toplanan Doğu Türkistanlı kadınların Çinli
polislerce yapılan baskın sonucunda evden dışarı çıkarılması
ile karşı koyan kadınlara ateş açması sonucu başlayan olay
Doğu Türkistan geneline yayılarak adeta bağımsızllık ve
özgürlük hareketine dönüşmüş ancak silahsız yüzlerce masum
insan askeri birliklerce ateş açılarak öldürülmüşlerdir.
4 Şubat olayından sonra tutuklamalar başlamış ve evlerden
toplanan gençlerin çoğu gayri sıhhi şartlarda uzun sureli
gözaltına alınmış, bir kısmı hapsedilmiş, bir kısmı ise güya
güvenlik güçlerinden kaçmaya çalışırken ateş açılarak
öldürülmüşlerdir.
Bırakın “inanç ve ibadet özgürlüğü”nü bir tarafa, insanların
en doğal hakkı olan yaşama hakkını elinden alan Çin
Hükümeti’nin; Dünya Af Örgütü ve Uluslararası İnsan Hakları
örgütü tarafından sabıkalı ilan edilirken gün yüzüne çıkan
olaylara, en son 2009 yılı 5 Temmuz’unda yüzlerce masum
gencin ölümüyle sonuçlanan Urumçi’de yaşanan acı hadiselere
rağmen kendisini haklı ve terör mağduru gibi göstermeye
çalışması oldukça düşündürücü ve komiktir.
Dünya üzerinde bir Çin istilasından çekinen bazı devletler,
Pekin’den ekonomik destek ve kredi alan bazı ülkeler
maalesef bu 1.5 milyarlık dev kütle karşısında seyirci
kaldıkları, insan hakları ihlalleri karşısında duyarsız
oldukları görülmektedir.
1949 yılından bu yana Çin işgali altında insanca yaşama
mücadelesi veren ve sadece milli ve dini kimliklerini
korumak üzere kendini savunmaya çalışan Doğu
Türkistanlıların yanında yer alarak Pekin Hükümeti’ne
bölgede yapılan zulüm ve haksızlıkları durdurması ve insani
temel haklarının iadesi için Doğu Türkistan Sürgün
Hükümeti olarak Avrupa Birliği Parlametosu’nu, İslam
Ülkeleri Konferansı Örgütü’nü ve diğer uluslararası
kurumları, Pekin Hükümeti’ne ultimatom vermeye davet
ediyoruz.
Ayrıca; Pekin Hükümeti’nin bölgede daha sağlıklı bir ortam
oluşturması noktasında Ankara Hükümeti’nin de
gözlemci sıfatıyla devreye girmesini temenni ettiğimizi
kamuoyu ile paylaşmak istiyoruz.
Doğu Türkistan Cumhuriyeti
Sürgün Hükümeti
İsmail Cengiz
E-Mail:
info@doguturkistan.org
Faks:0212.558 27 09 |
|
|
|
İsviçre iki Uygur'u ülkesine kabul edecek
|
|
05.02.2010 |
Kaynak: Ajanslar |
|
İsviçre,
Guantanamo üssünden bırakılacak Uygurlardan ikisini kabul
edeceğini açıkladı.
İsviçre,
ABD'nin terör şüphelilerini tuttuğu Guantanamo üssünden
bırakılacak Uygurlardan ikisini ülkesine kabul edeceğini
duyurdu.
Adalet Bakanı
Eveline Widmer-Schlumpf, Çin vatandaşı olan bu kişilerin
dosyalarını incelediklerini ve ülke güvenliğine yönelik
tehdit oluşturmayacakları sonucuna vardıklarını açıkladı.
Uygurlar, Jura
kantonuna yerleştirilecek. Bu kantona daha önce de, yine
Guantanamo'dan bırakılan bir Özbekistanlı yerleştirilmişti.
Adalet Bakanı Widmer-Schlumpf, Guantanamo'dan artık başka
kişi kabul etmeyeceklerini, bu dosyayı böylece
kapattıklarını kaydetti.
|
|

|
|
|
|
|
|
|
|
|
Türk Dünyası ve Doğu
Türkistan'ın Sesi
İstiklâl Gazetesi
66..Sayı
Yayında
İstiqlal Gizitining 2009- yili
66.sanining internettin neshir Qilinishqa bashlanghanliqini muxterem
oqurmenlirimizning
diqqitige sunimiz

|
 |
Demirel-Çin
Büyükelçisi elele |
 | |
Cemil Çiçek
Çin Büyükelçisi elele

|
| |