|
MUNAZİRE
MUNBİRİ
YİGİ HEWERLER

GENEL BİLGİLER

D.Türkistan
Kısa
Künye

Bizim Künye

Kitaplar

Milli Marş

Milli Andımız

Şu
Anki Durumu

Bayrak

Faaliyetler

ENGLİSH

UYGURÇE
 
Biz
Kim ?

Makali Bashlikliri
 
Makali Arhipi

Hewerler
 
Milli Marsh
 
1944
Milli Armiye

Ezimet

Shiir

Paaliyetler-Faaliyetler
 
Kitapler
M.Emin
BATUR
MAKALELERİ

2008

2007

2006

2005

2004

2003

2002

2001

2000
HABER ARŞİVİ

Haber Arşivi

2007

2006

2005

2004

2003

2002

2001

2000

NÜFUS YAPISI

D.Türkistan'ın Nüfusu

Din-Mezhep İtibarıyla

Çinli Nüfus Artışı

N.Yapısal Özellikleri

SİYASİ TARİH

Uygurlar

1760
Yılından Önce

1.Mançur
Çin İstilâsı

2.Mançur Çin İstilâsı

Valiler Dönemi

Rus
İstilâsı

Milliyetçi Çin İstilâsı

Komünist Çin İstilâsı

1760 SONRASI
DEVLETLER

1863 YakuphanDevleti
 
1933 D.T İslâm Cumh.

1944 D.Türkistan Cum.
 
1947 D. T Mahallî Hük.

COĞRAFYA

Mevkii Sınırlar

Yüzölçümü

Yüzey Şekilleri
Tarım
Havzası
İli
Havzası
Akarsular
Göller

İklim

D.Türkista'ın
Yolları

D.T Yol Haritası

ŞEHİRLER

Urümçi

Kaşgar

Kaşgar Hitgah Cami

A.K. İlkul Kalemind

S.M. Kaşgarlı Kalem

Hoten

Yarkent

Turfan

Turfan Uygurları

Gulca

Börütala

Kuça

Aksu

Karamay

KÜLTÜR

Dil

Basın-Yayın

Sanat
Yazarlar

Musikî
Çalgılar

Mimari
Bıçaklar

Yemek

Giyim-Kuşam
İpek
Etles
Doppa

Destanlar
Göç
Destanı
Türeyiş
Destanı

Nevruz

Bayramlar
Kurban Bayramı
Ramazan
Bayramı

Tiyatro

Edebiyat

Edebiyatçılar
Kaşgarlı Mahmut
 K.M
Türklük Bilinci
Divanı
Lügati Türk
Yusuf Has Hacib
Abdurehim Ötkür
Lütfullah Mutellip
A.B.A.Kaşgarî
İmin Tursun
Teyipcan Eliyov
Abdulaziz Mahsum
M.
Ali Tevfik
İ.Vasıl Türkistanî
Bilal Azizi
A.Halûk Uygur
Kutluk Şevki
Tancarık Caldıoğlu

EKONOMİ

Petrol

Doğal Gaz

Sanayi

Tarım

Hayvancılık

Orman

DİN

Din Tarihi

Dini Baskılar

Maocuların Din Düşm.

EĞİTİM

Eğitim

MİLLİ
MÜCADELELER

Gulca Ayaklanması

Barın Ayaklanması

Atçüy Ayaklanması

Hoten Ayaklanması
 DEVLET
ADAMLARI

Sultan Saltuk Buğrahan

S.Buğra Han Destanı

Yakuphan Be-Devlet

Dilşat Sultan

Canım Han Haci

Alihan Töre Saguni

Hoca Niyaz Haci

Sabit Damollam

Osman Batur

Timur Şencan

General Abdul Niyaz

Muhammet Niyaz Alem

General Mahmut
Muhitti

Oraz Bek

Şerifhan Töre

Gani Batur

Ahmet Can Kasimi

A.Ş.Turan'ın
Kaleminden

İ. Kurban'ın
Kaleminden

Mehmet Emin Buğra

Dr Mesut Sabri Baykozi

Türklük Bilinci

Dr.M.S.B. Eserleri

İsa Yusuf Alptekin

Mücadele Hayatı

Fetheddin Mahsum

Hacı Yakup Anat

Alibek Hakim

İŞKENCE VE ZULÜM

Çin
Zulmünün Tarihi

D.Türkistan'da İşkence

Çin
Zulmü-Foto ğraflar

Kadınların Durumu

Rabiye Kadir

Kürtaj ile İnfaz

Aile Planlaması

Aile Katliamı

Nükleer Katliam

Organ Ticareti
f

ZİYARETÇİ
DEFTERİ
MUNAZİRE
MUNBİRİ
|
|
Her
türlü basın-yayın organlarında Doğu Türkistan yerine kullanılan:
"Uygurlular", Sinkiang", "Sincan","Şincan", "Sinkiang Uygur Özerk Bölgesi",
"Sinciang Uygur Otonom Bölgesi"
terimlerini kesinlikle kabul etmediğimiz önemle ilan ediyoruz.
Hürgökbayrak |
|
Made in
Turkey |
|
03.09.2010 |
|
|

12 Dev, daha
önce liderliğini garantilediği C Grubu'ndaki son
maçında Çin'e 47 sayı fark atıp başarısını
cilaladı
A Milli Basketbol Takımı, 2010 Dünya Basketbol
Şampiyonası C Grubundaki son maçında Çin'i 87-40
yenerek, gruptaki 5 maçını da kazandı ve grup
birincisi olarak 2. tura yükseldi. Maçta en
skorer isim 20 sayıyla Oğuz oldu. Semih 18, Ömer
Aşık 17 sayıyla skora katkı yaptı.
'Rüya Takımı' Tunus'a fark attı
2010 Dünya Basketbol Şampiyonası (B) Grubu'nda
yapılan maçta Tunus'u 92-57 yenen ABD, grup
maçlarını yenilgisiz lider olarak tamamladı.
Maçın ilk periyodunda Tunus başabaş mücadele
verince ABD devreyi sadece 6 sayı farkla 39-33
önde kapattı. Üçüncü periyotta ABD, Gordon ve
Westbrook'un sayılarıyla farkı açmaya başladı.
Rüya takımı son periyotta bir farkı 37 sayıya
kadar çıkarıp karşılaşmadan 92-57 galip ayrıldı.
Rakibimiz Fransa
GRUPLARINDA, ilk 4'ü elden eden takımlar,
İstanbul'da elemasyon olarak çeyrek final için
kapışacaklar. İşte eşleşmeler: 4 Eylül:
Sırbistan-Hırvatistan, İspanya-Yunanistan 5
Eylül: Türkiye-Fransa, Slovenya-Avustralya, 6
Eylül: ABD-Angola, Rusya-Y.Zelanda, 7 Eylül:
Litvanya-Çin, Arjantin-Brezilya.
'Rüya Takımı' Tunus'a fark attı
2010 Dünya Basketbol Şampiyonası (B) Grubu'nda
yapılan maçta Tunus'u 92-57 yenen ABD, grup
maçlarını yenilgisiz lider olarak tamamladı.
Maçın ilk periyodunda Tunus başabaş mücadele
verince ABD devreyi sadece 6 sayı farkla 39-33
önde kapattı. Üçüncü periyotta ABD, Gordon ve
Westbrook'un sayılarıyla farkı açmaya başladı.
Rüya takımı son periyotta bir farkı 37 sayıya
kadar çıkarıp karşılaşmadan 92-57 galip ayrıldı.
|
|
Okul telaşına
Çin malı uyarısı |
|
03.09.2010 |
|
|
Yaklaşık
15 milyon öğrencinin ders başı yapacağı
2010-2011 eğitim öğretim yılı öncesi velilerin
alış veriş telaşı sürerken, firmalar ucuz “Çin
malı” ürünlerine karşı aileleri uyarıyor.
Alınan bilgiye göre, hazırlıkların bir ay
öncesinden başladığı mağazalar, yeni eğitim yılı
için reyonlarını oluşturdu.
Reyonlarda genellikle çizgi film kahramanlarının
süslediği renkli ürünler yer alırken, çocukların
fazlasıyla ilgi gösterdiği bu ürünlerin
özellikle dar gelirli ailelerin bütçelerini de
zorladığı belirtiliyor.
Ailelere uyarı
Sadece ihtiyaçlar doğrultusunda satın alınan bir
öğrencinin kırtasiye masrafları ise 150 lira ile
250 lira arasında değişiyor. Üretici firmalar ve
kırtasiyeler ise bu fiyatların geçen yıla göre
aynı düzeyde olduğunu belirtirken, düşük
kalitede olduğunu söyledikleri “Çin malı”
ürünlere karşı ise aileleri uyarıyor.
Kırtasiye sektöründe hizmet veren Mopak
Ankara Bölge Müdürü Ufuk Tamaşa, eğitim
sektörünün 1 milyar liraya yakın pazar payına
sahip olduğunu söyledi.
Firmaların sezon hazırlıklarına her yıl ocak
şubat ayından başladığını belirten Tamaşa,
“Toptancılara ürünlerimizi verdik onlarda
kırtasiyelere dağıttı. Şimdi müşterileri
bekliyoruz” dedi. Kırtasiye malzemelerinde sezon
ortalarında bir artış yaşandığını ancak
rakamların yeniden düşüş gösterdiğini belirten
Tamaşa, geçen yıla göre fiyatların aynı seviyede
olduğunu kaydetti.
İki kere düşünün
Ürün kalitesine göre değişebilmekle bir
öğrencinin masrafının 250 lirayı bulabildiğini
anlatan Tamaşa, sektördeki “Çin malı furyası”nın
ise sürdüğünü bildirdi.
Tamaşa,
Çin malı defterlerde kullanılan
kağıtlarında, silindiği zaman yırtıklarını
ayrıca çocukların gözlerini de yorduğunu
kaydederek, aileleri bu tür ürünleri alırken iki
kere düşünmeye davet etti.
|
|
Çin
Büyükelçisi İçin Kayseri Yol Geçen Hanına
Döndü |
|
24.08.2010 |

Mehmet Emin BATUR |
|
1965 yılından beri
Kayseri’de mukim Doğu Türkistanlılar 1999
yılının Ekim ayına kadar onurlu, şahsiyetli ve
Müslüman Türk milletinin şanına yakışır bir yol
izleyerek Kayseri halkına ve dolayısıyla da Türk
ve dünya kamuoyuna kendilerini ve davalarını
daha kolay ifade edebilme imkânına sahip
olmuşlardır. Ondan sonraki yıllarda Pekin’de
hazırlanarak Türkiye’ye ve özellikle de
Kayseri’ye servis edilen Çin’in meşum planları
bir takım satılık “taşeron”lar eli ile
sistematik bir şekilde uygulamaya konulmaya
başlandı. Böylece dünyaca ünlü Çin entrikaları
sebebiyle yıllardır Kayseri’de şereflice
yürütüle gelen Doğu Türkistan davası ciddi
biçimde kan kaybetme ve pörsüme sürecine girdi.
Çünkü
artık, 1996 yılında Kayseri’de kendilerince bazı
“sondajlar” ve “nokta atışları”
yapmak üzere gelen Çin büyükelçisi Wu Keming ile
“Doğu Türkistan’da soydaşlarımızı katleden
bir ülkenin büyükelçisi ile görüşmem”
diyerek görüşme talebini reddeden zamanın
Belediye Başkanı Şükrü Karatape görev başında
değildi. Ve yine, “Doğu Türkistan’da Türklere
soykırım uygulayan bir devletin temsilcisi ile
muhatap olmam” anlayışı ve duyarlılığı ile
Çin büyükelçisini uzun süre makamında
beklettikten sonra gelip, o’na karşı takındığı
olumsuz tavırları ile o’nu adeta merkepten
düşmüşe çevirerek yolcu eden Ticaret Odası
Başkanı Sayın Yılmaz Büyüknalbant gibi insanlar
görev başında değildiler.
Şimdilerde ise, “sen ben bizim oğlan”
mantığı ile oluşturulan bir minyatür hanedanlık
sistemi içerisinde cümbüş ve hamam sefaları
yapmayı “Doğu Türkistan Davası Yapmak”
zannedenlerin sınırsız dalkavukluklarından
cesaret alan bazı zimamdarlar Kayseri’yi adeta
Çin büyükelçisinin yolgeçen hanına çevirmiş
bulunuyorlar.
Çin
Büyükelçisi Gong Xiaosheng 09.07.2010 günü
basına kapalı olarak kapalı kapılar ardında ve
hiçbir demokratik tepki ile karşılaşmaksızın
Kayseri Valisini ziyaret etmiş, hediye takdim
etmiş ve bu şehirden, kendisine Pekin’den tevdi
edilen görevi yerine getirmiş olmanın mağrurluğu
içerisinde ayrılmıştı. O günlerde konuyu
sonradan da olsa haber yapan bazı gazeteler
olduğu gibi, “basına kapalı bir görüşme”
olduğunu bahane ederek tek kelime bile söz
etmeden geçiştiren gazeteler de vardı.
Bebek
katili, yamyam, Türk-İslam düşmanı ve işgalci
bir millet olan Çinlilerin büyük elçisi olan Gong Xiaosheng bir Kayseri tiryakisine dönüşmüş
olmalı ki, her aklına estiğinde Kayseri’ye
gelerek bir yetkiliyi ziyaret ediyor,
hediyeleşmeler yapıyor ve hoşça vakit geçirerek
şehirden ayrılıyor.
Bu
defa da 24.08.2010 günü Çin büyükelçisi,
büyükelçilik diplomatları ve bir grup iş adamı
ile birlikte Büyük Şehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki’yi makamında ziyaret ediyor.
Anlaşıldığına göre de oldukça samimi, karşılıklı
övgülerle dolu ve “kârlı” alış-veriş
vaatleri ile geçen bir görüşmenin ardından Çin
büyükelçisi Özhaseki’ye bir Çin vazosu, Özhaseki’de Çin büyükelçisine bir döner kümbet
maketi hediye ediyor.
Çin
büyükelçisini bu kadar sık Kayseri ziyaretleri
için cesaretlendiren birinci kaynağın,
Kayseri’de tıpkı ünlü Türk Filmi “Selamsız
Bandosu”nda olduğu gibi geleni-geçeni
selamlamayı ve asla hak etmeyenlere dalkavukluk
yapmayı “dava yapmak” zannedenlerin
tepkisiz duyarsız ve samimiyetten uzak tutumları
olduğunu söyleyebiliriz…
Büyükşehir Belediye Başkan Mehmet Özhaseki bir
süre önce katıldığı bir iftar yemeğinde bir
konuşma yaparak: “Doğu Türkistan’da
yaşananlar da çok değil sadece birkaç yıl önce
oldu.(“5 Temmuz 2009 Ürümçi Katliamı”nı kast
ediyor olmalı) Burada bizlere çok iş düşüyor.
Bizim rahatımız yerinde diye sırtımızı dönüp
yolumuza devam edemeyiz. Biz de imkânlarımız
çerçevesinde bu mücadeleye destek olmak
zorundayız. Yerel yönetimler olarak bize düşen
neyse, bu haklı davada elimizden geleni ortaya
koymaya devam edeceğiz.” Diyordu…
Bu ne
perhiz, bu ne lahana turşusu sayın başkan?
Mezkûr iftar konuşmanızda gerçekten samimi mi
idiniz?
Çin büyükelçisinin
kanlı ellerini sıkmadan önce başkanı olduğunuz
şehirde yaşayan yürekleri yaralı Doğu
Türkistanlıları bir an olsun gözünüzün önüne
getirerek daha bir hafta önce söylediğiniz
sözleri hatırlayarak ince bir siyaset manevrası
ile ve kıvrak zekânızla Doğu Türkistanlıların
yüreklerini bir nebze olsun serinletemez
miydiniz?
Netice itibarı ile
biz Doğu Türkistanlılara “sizin için Çin ile
olan ilişkilerime darbe indiremem” der gibi
“dış
kapının mandalı” olduğumuzu hatırlattığınız için
çok teşekkürler… Ne diyelim “Taş yerinde
ağırdır” diyen atalarımız boşuna dememişler.
“Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz” şeklindeki
söz de böyle durumlarda söylenmiş bir söz olsa
gerek.
|
|
Büyükelçi Xiaosheng, Başkan
Özhaseki'yi
makamında ziyaret etti. |
|
24.08.2010 |
Kayseri Büyükşehir Belediyesi |
|
Büyükşehir
Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki, Çin'in Ankara
Büyükelçisi Gong Xiaosheng'i makamında kabul
etti.
Büyükelçilikte
görevli diplomatlar ve bir grup işadamı ile
birlikte gerçekleştirilen ziyarette daha çok iki
ülke arasındaki ekonomik işbirliğinin
geliştirilmesi üzerinde duruldu.
Ziyarette yaptığı
konuşmada Kayseri'yi çok modern ve gelişmiş
bulduğunu belirten Büyükelçi Xiaosheng,
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Çin'i ziyaretinde
bile Kayseri'nin konuşulduğunu ifade ederek,
"Kayseri'ye daha önce iki kez gelmiştim. Çok
gelişmiş ve düzenli bir şehir olduğunu
görüyorum. Kayserili işadamları Çin'de önemli
yatırımlar yapıyorlar. Cumhurbaşkanı Abdullah
Gül'ün Çin'e yaptığı ziyarette Kayseri ismi
gündeme gelmişti. Sayın Cumhurbaşkanı da
Kayserili olduğunu söyledi. Kayseri ile ülkemiz
arasında var olan ikili ilişkileri geliştirmek
istiyoruz. Bu yoğun programınız arasında beni
kabul ettiğiniz için de size ayrıca teşekkür
ederim" dedi.
Büyükşehir
Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki de yaptığı
açıklamada Çin'in son dönemde ekonomik alanda
önemli gelişmeler sağladığına dikkat çekerek,
"Çin çok büyük ve kalabalık bir ülke. Özellikle
son yıllarda ekonomik alanda büyük gelişim
gösterdi. İşadamı kimliğimle maliyetin,
ekonomide ne kadar büyük anlam taşıdığını
biliyorum ve maliyet konusunda Çin'in çok büyük
avantajı olduğunu düşünüyorum. Günümüzde ülkeler
arasındaki sınır kavramı çok değişti. Neredeyse
sınırlar kalktı diyebiliriz. Teknoloji ve
özellikle de internet, dünyanın her bir
köşesinden haberdar olmanızı sağlıyor ve de alış
veriş imkanı sağlıyor. Mesafeler sorun olmaktan
çıktı, her yerden her şekilde ticaret
yapılabiliyor. Dünya neredeyse ticaretin üzerine
oturuyor. Bir ticaret ve sanayi şehri olarak biz
de bu ortamda yerimizi korumak ve geliştirmek
istiyoruz. Bu nedenle ekonomik gelişimi
sağlayacak her türlü işbirliğine açığız. Umarım
bu ziyaretiniz de bu manada önemli gelişmeler
sağlar" diye konuştu.
Konuşmaların
ardından Başkan Özhaseki, Büyükelçi Xiaosheng'e
döner kümbet maketi hediye ederken Büyükelçi
Xiaosheng da Başkan Özhaseki'ye bir çin vazosu
ile karşılık verdi.
|
|
Şüpheli Bulunan İki Kişi Daha Aksu’daki
Bombalama Olayı İle İlişkilendirilerek
Tutuklandı |
|
23.08.2010 |
RFA |
|
Muhabirimizin
Aksu’daki yerli halktan ve polis
birimlerinden edindiği bilgilere göre, dün
Çin’in Aksu şehri polis dairesi istihbarat
bölümü 19 Ağustos günü meydana gelen
Aksu’daki bombalı saldırıyla ilişkili
oldukları şüphesiyle iki kişiyi
tutuklamışlardır. Açıklandığına göre mezkûr
patlamanın meydana gelmesinden
Çin dairelerinin
Aksu’daki bombalama olayının başlangıcı ve
sonucu hakkındaki malumatları gizlemekte olduğu
anlaşılmaktadır. Dün Aksu şehrindeki 6 polis
merkezinden ve yerli halktan öğrendiğimize göre,
19 Ağustos günü bombalama eyleminin
gerçekleştirilmesinden 3 gün önce Aksu şehrinin
Kökyar denilen yerinde Çin polisleri ile birkaç
silahlı Uygur direnişçi arasında çatışma meydana
gelmişti. RFA Şöhret Hoşur
Uygur Türkçesinden Türkiye Türkçesine
Uyarlayan: Mehmet Emin BATUR-hürgökbayrak.com
|
|
Aksu’da Meydana Gelen Patlama Olayına
Karşı Uygur Teşkilatlarının İnikâsları |
|
21.08.2010 |
RFA |
|
Dün Aksu’da
patlama olayı meydana geldikten sonra Çin
hükümetinin olayın propagandasını yaparken
çarpıtma içinde olduğu görülmektedir.
http://articles.latimes.com
dan alındı
Resim, Doğu
Türkistan’ın malum bir köyündeki iki çiftçi
gencin Aksu’da meydana gelen bombalama olayında
kullanılan araca benzer üçtekerli motosikletler
üzerindeki görünümleri
Çin hükümeti dün
bildiri yayınlayarak olay hakkında yabancı basın
mensuplarına malumat vermiş, Bugün de Çin
hükümeti Çin İnternet sitelerinin mezkûr olay
hakkında haber yayınlamalarını yasaklamıştır.
Aksu Haber
sitesinde sadece yetkililerinden birinin
yaralıları ziyaret ettiğinin resmi verilmiştir.
Fakat olayın tafsilatı hakkında hiçbir haber
verilmemiştir. Gözlemcilerin görüşlerine göre,
Çin hükümeti ilk önce olayı açıklamada,
saldırıya uğrayanların Uygur olduklarını dünyaya
göstermek istemiştir.
Fakat uluslararası
haberlerde, Çin karakolunun devriye ekibinin
saldırıya uğraması temel konu olarak işlendiği
için, Çin bu noktada hedeflediği maksada
ulaşamamıştır. Neticede olayın haber yapılmasına
akıl dışı bir pozisyon sergilemektedir.
Dünya Uygur
kurultayı sözcüsü Dilşat Reşit ise, olayın
tesadüfî ir olay olmadığını, olsa olsa Çin
hükümetinin zulmüne karşı bir isyan olduğunu
bildirmektedir. Kanada Uygur Cemiyeti başkanı
Rukiye Turduş’ hanım da bombalı saldırının,
Çin’in kanun organlarına karşı bir saldırı
olduğunu beyan etmektedir. RFA-Şöhret Hoşur
Uygur Türkçesinden Türkiye Türkçesine
Uyarlayan: Mehmet Emin BATUR-hürgökbayrak.com
|
|
Aksu-İgeçi
Köyü Polis Karakolunun
Devriye
Ekibi Saldırıya Uğradı |
|
19.08.2010 |
RFA |
|
Bu
gün(19.08.2010) saat 08.00’civarında Aksu
şehrinin İgerçi köyü polis karakolunun
devriye ekibi bombalı saldırıya uğradı.
Saldırıda 7 kişi ölmüş ve 14 kişi de
yaralanmıştır.
AFP Foto
Resim, Ağustos
sabah sat 8.00 sıralarında Aksu şehri İgerçi
köyü karakolu devriye ekibinin bombalı saldırıya
uğradığı yeri gösteren harita
Olay köy
karakolunun 500 metre uzağındaki bir köprünün
üzerinde meydana gelmiştir. Olayda toplam 7 kişi
ölmüş, 14 kişi de yaralanmıştır. Saldırıya
uğrayan devriye ekibi 15 kişiden oluşmuş olup,
bunlardan 4 kişi ölmüş diğerleri de
yaralanmışlardır.
Doğu
Türkistan’daki yerel yerel hükümetin sözcüsü bu
gün bu konuda demeç vererek olayın bir suç
hareketi olduğunu ve olayın incelenmekte
olduğunu bildirmiştir.
Olayın failinin
kimliği hakkında malumat vermemiştir. Kesin
olmayan bilgilere göre, saldırıyı düzenleyenin
Üçturpanlı 22 yaşında bir Uygur genci olduğu
öğrenilmiştir.
Bu günkü bombalama
olayında, yolda gitmekte olan 3 kişi de hayatını
kaybetmiş, birkaç kişi de yaralanmıştır.
Yaralılar şu anda Aksu vilayetindeki 1.
Hastanede tedavi görmektedirler. Bazı yaralılar
da 2. Hastanede olup, bugün ciddi şekildeki
kurtarma çalışmaşları devam ediyor. RFA-Şöhret
Hoşur
Aynı
gün(19.08.2010) yine RFA’dan İrade’nin Birleşik
Ajanstan edindiği malumatlara göre söz konusu
olay, bomba yüklü bir otomobilin patlamasıyla
meydana gelmiştir… Ve yine bildirildiğine göre
de olayı meydana getiren kişinin yaralı olarak
olay yerinde ele geçirildiği öğrenilmiştir.
Dünya Uygur
Kurultayının sözcüsü Dilşat Reşit Aksu’daki
olayın Çin’in Uygurlara yönelik olarak
uygulamayı sürdürdüğü baskı politikasının bir
neticesi olduğunu bildirmiştir.
Uygur Türkçesinden Türkiye Türkçesine
Uyarlayan: Mehmet Emin BATUR-hürgökbayrak.com
|
|
Kazakistan’da Uyanan Uygur Ruhu |
|
20.08.2010 |
RFA |
|
Kazakistan’ın
Alamata şehrinde, Şevket Tiyatrosu tarafından
sahnelenen ve güçlü bir milli ruha sahip olan
Vatanperverlik Sanat Gecesi, Kazakistan
Uygurlarının 5 Temmuz olayına olan tepkilerinin
en güçlü tezahürü demek doğru olur.
http://www.azatliq.
net ten alındı
Resim, 5 Temmuz
olayından sonra yani 2009 yılı Ekim ayında
Almata’da Şevket Tiyatrosu tarafından sahnelenen
“Hoş Keyfiyat” Sanat Gecesinde “Ne yaptın vatan
için”i icra eden genç şarkıcı Adile
Zeyniabdul’un sahnedeki görünümü
Seyircilerin yürek
tellerini titreterek, vatanperverlik duygularını
uyandırmaya sebep olmakta olan bu gece dünyanın
birçok yerlerinde yaşamakta olan Uygurlar
arasında büyük takdire erişerek
yankılanmaktadır.
Bu
münasebetle mezkûr sanat gecesinin vücuda
gelmesinde en temel rolü oynayan, gecenin
rejisörü, yani Almata’daki Şevket Tiyatrosunun
kurucusu Şevket Nezerof ile görüştük
Kazakistan Cumhuriyetinde Uygurlar genellikle
Almata, Yarkent ve civarındaki kasaba ve
köylerde yerleşmiş olarak yaşamaktadırlar.
Kazakistan’daki Uygurlar Doğu Türkistan’ın
sınırları dışında, Uygur maarifi, kültür ve
sanatını en mükemmel şekilde muhafaza ede
gelmekte olan bir topluluktur. Onların arasında
fevkalâde yetenek sahibi olanlar, her alanda
görülebilen şöhret sahipleri bulunmaktadır.
Onlar sadece Kazakistan toplumunun değil, bütün
Uygur milli kültürünün gelişmesine de katkı
sağlamaktadırlar.
Geçen
yıl Ürümçi’de meydana gelen 5 Temmuz olayı o
günlerde Kazakistan’daki Uygurları sert şekilde
sarstı. Çin hükümetinin Uygurlara yönelttiği
kanlı katliamı onları öfkelendirdi. Doğu
Türkistan’daki halkının çektiği azap onların
kaygıya gömülmelerine sebep oldu. Diğer bir
önemli tarafı da, onlardaki gizli Uygur ruhunu
ve vatanperverliğini uyandırmış olmasıdır.
Kazakistan Uygurları, gösteriler, toplantılar,
nezirler ve çeşitli faaliyetler aracılığı ile
Çin’in 5 Temmuz’da ana vatanlarında(Doğu
Türkistan’da) Uygurlara yönelttiği katliamlara
karşı olduklarını ifade ettiler.
5
Temmuz olayından sonra yani, 2009 yılı Ekim
ayında Şevket Tiyatrosu tarafından sahnelenen
“Hoş Keyfiyet” Sanat Gecesini bunun bir
göstergesi olduğunu söylemek mümkündür. Böylece
bu gece Kazakistan’daki Uygurların bu devlette
kendi kültür ve medeniyetlerini geliştirmede
uygun şartlara sahip olduklarının ispatı olarak
ta ortaya çıktı.
Uygurların vatan topraklarından bir adım ötedeki
Kazakistan Cumhuriyetinde demokrasi ve
özgürlükten istifade etmekte olduklarını açığa
çıkarttı.
Kazakistan’daki
Uygur genç yetenek sahiplerinin sergiledikleri
safi Uygur milli ruhuna sahip sanat gösterileri
dünyanın birçok yerlerindeki Uygurlarda büyük
sevinç ve heyecan yaratmakla kalmayıp, oların
yürek tellerini titreterek, vatanperverlik
hissiyatlarını okşamaktadır. RFA-Gülçehre
Uygur Türkçesinden Türkiye Türkçesine
Uyarlayan: Mehmet Emin BATUR-hürgökbayrak.com
|
|
DUK İSTANBUL’DAKİ UYGURLARA İFTAR ZİYAFETİ
VERDİ |
|
19.08.2010 |
|
|
Dünya
Uygur Kurultayının organizasyonu ile 19.08.2010
günü İstanbul’da iftar ziyafeti verildi.
İftar
ziyafetine Dünya Uygur Kurultayının başkan
yardımcılarından Askar Can ve Semet Abdulla ev
sahipliği yaptılar.
RFA-Photo/Arslan
Resim, Dünya Uygur
Kurultayının organizasyonu ile 19.08.2010 günü
verilen iftar ziyafetinden bir görünüm
İftar
yemeği İstanbul’daki Ensar vakfının toplantı
salonunda verildi. İftar ziyafetine İstanbul’da
faaliyet göstermekte olan sivil toplum
örgütlerinden Doğu Türkistan Vakfı, Doğu
Türkistan Maarif ve Dayanışma Derneği, Avrasya
Araştırmaları ve İçtimai Hizmetler Vakfı, Dğu
Türkistan Gençlik ve Kültür Derneği, Doğu
Türkistan Dayanışma Derneği ve Uygur Akademisi
gibi teşkilatların temsilcileri ve de
İstanbul’da yaşamakta olan Uygurlardan olmak
üzere çok sayıda kişi katıldı.
İftar
ziyafeti sırasında Dünya Uygur Kurultayının
başkan Yardımcısı Askar Can bir konuşma yaparak
Dünya Uygur Kurultayının kısa tarihi ve bugün
yürütmekte olduğu faaliyetler hakkında
malumatlar verdi.
İftar
ziyafeti sırasında yine Dünya Uygur Kurultayının
başkan yardımcısı Semet Abdulla bütün Uygurları
Dünya Uygur Kurultayı etrafında toplanarak
birlikte hizmet etmeye çağırmakla beraber,
Türkiye’nin Doğu Türkistan davası için
kesinlikle mühim bir devlet olduğunu bildirdi.
RFA-Arslan
Uygur Türkçesinden Türkiye Türkçesine
Uyarlayan: Mehmet Emin BATUR-hürgökbayrak.com
|
|
DOĞU TÜRKİSTAN’DA SON DURUM |
|
19.08.2010 |
Mehmet Emin BATUR |
|
Bu yazıma, her fırsatta “İslam
Kardeşliği”nden dem vuran ama Çin ile
ticaret hacmini her geçen gün biraz daha
arttırarak Doğu Türkistan’daki Müslüman
Türklerin katledilmesi karşısında “dilsiz
şeytan” durumuna düşen bazı sözde İslam
devletlerini ve idarecilerini şiddetle kınayarak
başlıyorum!
Bu gün Çin işgali altında bulunan ezeli ve ebedi
Türk yurdunun adı, Çin dilinde “İlhak edilmiş
ya da kazanılmış toprak” anlamlarına gelen
“Sinkiang” değil DOĞU TÜRKİSTAN’
dır.
Doğu Türkistan, İşgalci Çin devletinin yıllardır
sürdürmekte olduğu Çinli göçmen getirip
yerleştirme uygulamaları ile Türk nüfusunun
azınlığa düşürülmekte ve her yönlü asimilasyonun
hızla devam ettirilmekte olduğu tehdit altındaki
bir Türk ülkesi durumundadır.
Doğu Türkistan, Türk milletinin tarihi ticaret
ve kültür merkezlerinden biri ve Divanı Lügat-it
Türk’ün müellifi olan Kaşgarlı Mahmut’un doğum
yeri Kaşgar şehri başta olmak üzere Türk-İslam
izlerinin ve kültür miraslarının Çin devleti
tarafından yıkılıp yok edilmekte olduğu bir Türk
ülkesidir.
Doğu Türkistan’da “Çift dilde eğitim ve
öğretim” adı altında anaokullarından
başlayarak Türk dili tedrici şekilde yok
edilmekte ve Türk çocukları Çin dilinde eğitime
mecbur edilmektedir.
Doğu Türkistan’da “Doğum kontrolü uygulaması”
adı altında kota dışı hamilelik suçlaması ile
Türk kadınları karavanlar içerisinde kaç aylık
hamile olduklarına bakılmaksızın kürtaja tabi
tutulmakta, bebekler ve çoğunlukla anneleri de
öldürülmektedirler.
Doğu Türkistan’ın Lopnor bölgesinde 1964
yılından beri yapılmakta olan yer altı ve yer
üstü nükleer denemeler sebebiyle yüz binlerce
Türk hayatını kaybetmiş, milyonlarca Türk çocuğu
da sakat doğmuş, sebebi bilinmeyen kanserojen
hastalıklar artmış ve çevre dengesi tarumar
olmuştur.
Doğu Türkistan’da Çin işgal yönetimince gece
yarıları ani ev baskınları düzenlenmekte, keyfi
tutuklamalarla insanlar alınıp meçhule doğru
götürülmekte ve bu insanlardan bir daha haber
alınamamaktadır. Meydanlarda sözde halk
mahkemeleri kurularak Türklere idam cezaları
verilmekte ve herkesin gözü önünde kurşuna
dizilmekte, organları alınarak pazarlanmakta,
ceset sahibinden ise kurşun ve nakliye parası
istenmektedir.
İşgalci Çin devleti Doğu Türkistan’a 1955
yılında tanıdığını ilan ettiği sözde özerklik
statüsü ile dünya kamuoyunu yanıltırken, diğer
yandan ise Doğu Türkistan Türklerine yönelik
olarak her türlü insanlık suçlarını işlemeye
devam etmektedir.
Doğu Türkistan’ın sahip olduğu zengin yer
altı-yer üstü kaynakları 60 yıldır sömürgeci Çin
devleti tarafından talan edilerek Çin’e
götürülmekte ve Doğu Türkistan Türkleri ise
açlık ve sefalete mahkûm edilmektedirler.
Doğu Türkistan’da özellikle de “5 Temmuz
Ürümçi Olayları” vuku bulduktan sonra
işgalci Çin devleti tarafından Türklere yönelik
olarak tam anlamı ile bir “İnsan Avı”
başlatılmış olup, Türklerin ezeli ve ebedi ana
yurdunda kan, gözyaşı, sürgün ve dehşet havası
hâkim kılınmıştır.
Doğu Türkistan’da Türklerin dinlerini(İslam
dini)öğrenmeleri ve öğretmeleri şiddetle
cezalandırılmakta olup, dini vazifelerini ifa
etmek istemeleri dahi yasaklanmıştır. Camilerin
kapılarına asılan ve “Aşağıdaki kişilerin
mescide girip dini faaliyette bulunmaları
yasaktır” denilen levhada camiye girmeleri
yasak olanlar şöyle sıralanıyor:
1-Partiye girmeye namzet örenciler,
2-Devlet memurları, işçileri ile emekliler ve
izine ayrılmış olanlar,
3-18 yaş altındakiler,
4-Kent yöneticileri ve memurları,
5-Kadınlar…
Ramazan ayı içerisinde okullarda, fabrika ve
devlet dairelerinde toplu öğle yemekleri tertip
edilerek Müslüman Türk halkı yemek yemeye
zorlanmakta, yemeyenler fişlenmekte, işinden ya
da okulundan uzaklaştırılmaktadırlar. Anaokulu
ve ilköğretim okullarında öğrenciler sorguya
çekilerek ve sıkıştırılarak gece sahur vaktinde
aile büyüklerinin kalkıp kalkmadıkları, oruç
tutup tutmadıkları sorulmakta ve bilgi
vermemeleri durumunda sınıfta bırakılacakları ve
notlarının düşürüleceği tehdidine maruz
bırakılmaktadırlar…
Doğu Türkistan’daki İnsanlık dışı Çin mezalimini
burada çok kısa bir şekilde özetlemeye çalıştım.
Çin’den maddi çıkar elde edebilme ihtirası ile
bütün insani değerleri yok sayan bazı devlet
adamlarını, iş adamlarını, politikacıları, sözde
aydınları ve yine sözde insan hakları
savunucularını şiddetle kınıyor, bu zümreye
“Zulüm ile abat olanın ahiri berbat olur”
sözünü hatırlatıyorum. |
Kırımoğlu, Yanukoviç’e mektup yolladı
|
|
18.08.2010 |
Haber Kaynağı: Kırım Haber Ajansı-Yunus
Kırımlı |
Kırım
Tatar Milli Meclisi Başkanı ve Ukrayna
Milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu,
Ukrayna Cumhurbaşkanı Viktor Yanukoviç’e
gönderdiği mektupta Kırım Tatar halkının acil
sorunlarının adil şekilde çözülmesi konusunda
Ukrayna yönetiminin kararlı olduğuna dair ümitli
olduğunu belirtti.
Kırım Tatar Milli
Meclisi (KTMM) basın servisinden verilen bilgiye
göre, Ukrayna Cumhurbaşkanı Kırım Tatar
Temsilciler Kurulu adına imzalanan mektupta, 13
Mayıs 2010 tarihinde Yanukoviç ile Kırımoğlu
arasında yapılan görüşmenin ve 14 Mayıs’ta
cumhurbaşkanı tarafından milliyetinden dolayı
sürgün edilen Kırım Tatarları ve diğer halkların
iskanı için ek tedbirlerle ilgili aldığı
kararın, Kırım Tatar halkına haklarının iadesi
konusunda adil çözüm getirmesinde Ukrayna
yönetiminin kararlı olduğunun göstergesi olduğu
belirtiliyor.
Kırımoğlu, 20 yıldır devam eden Kırım Tatar
halkının vatana dönüş, sürecinin, Kırım Tatar
temsili organı olan KTMM’nin Ukrayna yönetimi
ile kurduğu sistemli dialog sayesinde Kırım
Tatarlarının dönüşü, iskanı ve haklarının iade
ile ilgili sorunların birçoğunun çözüldüğünü
gösterdiğini ifade etti.
Kırımoğlu, daha önce planlanan cumhurbaşkanı ile
Ukrayna Cuhurbaşkanı Kırım Tatar Temsilciler
Kurulu üyeleri arasında yapılacak olan
görüşmenin yapılmamasına neden olan sebeplere
değinerek, daha önce planlanan görüşmenin kendi
takdirine göre formatını değiştiren bazı devlet
görevlilerinin davranışını değerlendirdi.
Mektupta, “Bizim rızamız ve belli olduğu gibi
sizin de haberiniz olmadan yapılan bu
değişiklik, Ukrayna Cumhurbaşkanı ve Kırım Tatar
Temsilciler Kurulu arasındaki ilişkilerde
anlaşmazlıkların meydana gelmesine neden oldu”
deniliyor.
Kırımoğlu, bazı yetkililerin Kırım Tatar halkını
suni şekilde bölme ve Ukrayna cumhurbaşkanı ile
Kırım Tatar Temsilciler Kurulu arasında
anlaşmazlık yaratma teşebbüslerinin başarılı
olamayacağını, çünkü Kırım Tatar halkına
haklarının iade edilmesi konusunun yönetim ve
Kırım Tatarlarının seçtiği organ olan KTMM’nin
çabalarının azami şekilde birleştirilmesini
gerektirdiğini kaydetti.
Son olarak, 3 Ağustos’ta yapılması planlanan
Ukrayna Cumhurbaşkanı Viktor Yanukoviç ile Kırım
Tatar Temsilciler Kurulu arasındaki toplantının,
13 Mayıs 2010 tarihinde belirlenen formatta
gerçekleştirilmediğinden dolayı üzüntü duyduğunu
ifade eden KTMM Başkanı Kırımoğlu,
cumhurbaşkanının katılımı ile temsilciler kurulu
toplantısının tarihini belirleme isteğinde
bulundu. |
|
KIRGIZİSTAN'DA İKİNCİ ABD ÜSSÜ TARTIŞMASI |
|
12.08.2010 |
Kaynak : www.globalyorum.com |
|
Kırgız
basınında, “ABD'nin, ülkenin güneyinde, Çin
boyunduruğundaki Doğu Türkistan'ın Kaşgar
kentine ve Özbekistan ile Tacikistan sınırına
yakın bir bölgede ikinci bir hava üssü açmayı
planladığı”na yönelik haberler geniş bir şekilde
yer almaya başladı.
Haberlerde, üst
düzey Amerikalı yetkililerin sık sık
Kırgızistan'a geldikleri ve bu konuda görüşmeler
yaptıklarına dikkat çekilirken, Cumhurbaşkanlığı
Basın Merkezi Müdürü Farid Niyazov, Bişkek
yönetiminin ABD ile yeni bir üssün açılması
konusunda görüşmeler yapıldığına ilişkin
haberleri yalanladı.
Kırgızistan
Savunma Bakanlığı Basın Merkezi
yetkilililerinden Ayzada İgibayeva da RİA
Novosti ajansına, Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezi
Müdürü Niyazov'un açıklamalarını destek veren
bir açıklama yaptı. İgibayeva, ABD'nin,
Kırgızistan'ın güneyinde askeri üs açacağına
dair haberlerin gerçeği yansıtmadığını dile
getirirken, Savunma Bakanlığı'nın, ABD'nin maddi
desteğiyle güneyde askeri eğitim merkezi kurması
konusunda görüşmeler yürütüldüğünü açıkladı.
Bu yalanlamaya
Amerikalılardan da destek geldi. ABD'nin Bişkek
Büyükelçisi Tatiana Gfoeller da ülkesinin
Kırgızistan veya bir başka Orta Asya ülkesinde
yeni üs açma niyeti olmadığını öne sürdü. Ancak
Büyükelçi, ülkenin güneyinde uyuşturucu ve
terörle mücadele merkezi kurulmasına ilişkin
Kırgız yetkililerle görüş alış verişinde
bulunduklarını söyledi.
Kırgızistan
Cumhurbaşkanı Roza Otunbayeva, iktidara
geldiğinde, ABD üsleriyle ilgili kararı yeni
parlamentonun vereceğini duyurmuş, Milli
Güvenlik Hizmetleri (GSNB) Başkanı Keneşbek
Düşebayev ise ABD ve Rusya'nın, ülkede ikinci
birer üs kurmalarına karşı olmadığını
açıklamıştı.
|
|
Çin Sömürgecileri Hatalarını Tekrarlamakta |
|
02.08.2010 |
Vatan Oğlu-ETIC |
|
Çin
Kominist Yönetiminin Doğu Türkistan'da
uyguladığı baskıcı politikası'nın amacı - orda
barış yada istikrarı sağlamak değil, Doğu
Türkistan vaziyeti'ni dahada kritik bir hale
getirdiler. Uygur Otonom Bölgesi Kominist Parti
üyeleri'nden , 14 yıldır Uygur halkının kanını
emen, Çin Kominist Partisinin ikinci cellatı-Sheng
Shi Cai adını alan , kan'a susamış cellat Wang
Li Quan, Doğu Türkistan'da Uygur halkı'na
uygulamakta olduğu katliam, baskı ve üç büyük
güç'e direnerek istikrarı sağlamak ve böylece
Uygurları tamamen yok etme amacı'na ulaşmak için
güç sarf etmekte.
Çin Sömürgecileri’ne şunu hatırlatmak gerekiyor
ki, tarih'te bir çok işgalci hakimiyetler bir
süreliğine Doğu Türkistan topraklarını işgal
ederek, Uygurlara yaptığı zulümle onları yok
etmeye çalışsalar da, sonunda yenilgiye düşerek
hüsrana uğramışlardır. Tarih'te, adı militarist,
müstebit, insanların kanını emen cellat Yang Ze
Xing, Jing Shu Ren, Sheng Shi Cai
Hakimiyetlerinin tümü Uygurları yok etme
politikası uygulamış ancak sonunda başarısızlığa
uğramışlardır, şimdiki Çin Komünist Yönetimi de
atalarının izinden yoluna devam etmektedir.
Kendi gücü'ne ve fırsat'ın geldiğine sonsuz
güvenen Çin işgalcileri maskeleri'ni çıkartarak,
1990'ların sonundan itibaren Uygur milli
eğitimini harap etmiş, yerine Çin’ce eğitimi
zorunlu hale getirilerek uygulanmıştır. Sözde
çift dilde eğitim vermek sloganıyla yapılan bu
uygulama Uygurları yok etme planının önemli bir
ayrıntısıdır. Çin işgalcileri uyguladığı bu
siyasetle birlikte resmi dairelerde, toplantı ve
tüm kurumlarda Uygurca konuşmayı yasaklamış,
çince konuşmak, tüm Doğu Türkistan genelinde
Çince kullanarak, Uygur dili ve alfabesi tamamen
ortadan kaldırılmıştır.
Uygur milli eğitimi sadece dil ve yazı'yla
değil, Uygur halkının örf-adetleri, milli
kültürü, dini inançları, aile yapısı ve ahlakı
büyük tehlikelerle karşı karşıya ve yok olma
üzerindeler. Uygur halkının vaziyetinin ne
derece kritik ve ciddi olduğunu artık tüm Uygur
halkı anlamaya başladı, geçen yıl bu
uygulamalara itiraz amaçlı, 5 temmuzda Ürümçi’de
mitingler yapıldı. Bu direniş belki Çin
işgalcilerinin gün geçtikçe artmakta olan
baskıları ve zulmü'ne karşı yapılan en büyük
direniş olarak kalacaktır. 5 temmuz ürümçi
katliamı'ndan sonra, Doğu Türkistan vaziyeti'ne
bakılırsa, Doğu Türkistan geleceğinin büyük
tehlikede olduğunu anlamak mümkün. Demek, Çin
işgalcilerinin Uygurları asimile ederek yok etme
planları asla değişmiş değil, tam tersine
baskıcı siyaseti ve zulmü ağırlaşarak, daha
büyük katliamların yaşanması söz konusu.
ETİC Başkanı Abducelil KARAKAŞ bu konuda: Çin
sömürgecileri aslı'nda esir Doğu Türkistan'da
uyguladığı politikası hakkında iyice düşünmeli,
ayrıca Uygur halkına üst düzey özerklik hakkını
tanımalı, Uygurların özgürlük, demokrasi ve
eşitlik taleplerini yerine getirerek,
kendilerinin bu bölgedeki varlığını garanti
altına almalıydı. Ancak Çin yönetimi Uygurları
asker gücüyle kuşatmak, baskıcı siyaset uygulama
suretiyle Uygur halkını yok etme planlarını
gerçekleştirmeye çalışmaktadır. Geçmişteki
işgalci hâkimiyetlerin izinden giden Çin
Komünist Yönetimi yaptığı bu yanlışlarının
bedelini çok ağır bir şekilde ve mutlaka
ödeyecektir. “diye konuştu.
|
|
Dünya Hun Kurultayı sona erdi |
|
09.08.2010 |
AA |
|
Dünya Hun
Kurultayına birkaç seneden beri sürekli davet
edilen Uygur Türkleri dans Grubuyla izleyenleri
büyüledi, program açılışında ki ateş yakma
merasiminde Hunların evladı olarak kabul edilen
11 millet'in temsilcileri arasında Uygur
Türkleri de yer alarak elindeki odunu yaktı,Çin
işgaline karşı istiklal savaşı yürütmekte olan
Uygur Türklerini Türkiye den kalsa en iyi
anlayan toplum Macarlar olduğu söyleniyor.
Macaristan'ın
güneyindeki Bugac kasabasında 6-8 Ağustos
tarihleri arasında düzenlenen ''Dünya Macar-
Uygur - Türk-Turan Kurultayı'', sona erdi.
Kurultaya, 16
ülkeden gelen bini aşkın davetlinin yanı sıra
yarım milyon Macar ziyaretçi katıldı.
Türkiye'nin çeşitli üniversitelerinden öğretim
üyeleri ile temsil edildiği kurultaya, Adapazarı
Belediyesi Mehter Takımı da iştirak etti.
Kurultayı düzenleyen Türkolog ve Antropolog
Andras Biro, AA muhabirine yaptığı açıklamada,
ilk kez bu kadar kapsamlı düzenlenen Türk
kurultayına gösterilen ilgiden ötürü çok mutlu
olduğunu, 2011 yılındaki kurultayın
Kazakistan'da gerçekleştirileceğini söyledi.
Bugac kasabasının büyük ovasında
gerçekleştirilen kurultayda, Orta Asya Türk
kökenli 200 otağı çadırı kuruldu, atlı
süvarilerin savaş sanatları gösterileri ile Türk
kavimlerinin geleneksel özellikleri tanıtıldı.
Macaristan Parlamento Başkan Vekili Sandor
Lezsak, üç gün süren kurultayı her gün yerinde
izleyerek, kurultayı düzenleyenlere destek
verdi.
Dünya Hun Kurultayına birkaç seneden beri
sürekli davet edilen Uygur Türkleri dans
Grubuyla izleyenleri büyüledi, program
açılışında ki ateş yakma merasiminde Hunların
evladı olarak kabul edilen 11 millet'in
temsilcileri arasında Uygur Türkleri de yer
alarak elindeki odunu yaktı,Çin işgaline karşı
istiklal savaşı yürütmekte olan Uygur Türklerini
Türkiye den kalsa en iyi anlayan toplum Macarlar
olduğu söyleniyor.
|
|
Uygur Website Yöneticilerinin Haksızlığa
Uğraması ve Çin’in Adaleti |
|
31.07.2010 |
Vatan Oğlu-ETIC |
Ürümçi
Adliyesi, geçen yıl 5 temmuz ürümçi
katliamı’ndan sonra tutuklanan ‘Diyarım’ websitesi yöneticisi ve sahibi Dilşat
Perhat’a 5 yıl, ‘Xabnam (Şebnem) websitesi
sahibi Nijat Niyaz’a 10 yıl, ‘Selkin’
websitesi sahibi Nurali’ye 3 yıl hapıs
cezalarına çarptırıldı, işgalci çin yönetimi
tarafından yapılan yasal olmayan bu
mahkemede, çin’in adli makamları, 5 temmuz
Ürümçi katliamı’nın yaşanmasına büyük
katkıları olduğu suçuyla Uygur website
sahiplerine böyle ağır ceza vererek, Uygur
halkının nefretini arttırmakta. [ETİC’in
özel raporu]
Bu konuda
düşüncelerini açıklayan ETİC Başkanı
Abducelil KARAKAŞ:
Çin
sömürgecileri Şincan ekonomi gazetesi
muhabiri Gayret Niyaz’a 15 yıllık hapıs
cezasına çarptırılması ve aynı gün Uygur
website yöneticileri ve sahiplerini bir çok
suçlarla karalayarak cezalandırdı. İşin
gerçeği de Çin işgalcilerinin asla ağzından
düşürmediği adaletinin, yasalarının Doğu
Türkisan’daki gerçek yüzünü bir kez daha
açığa çıkardı. Uygur website sahipleri, Çin
sömürgecileri mahkemeleri’nde haksız yere
suçlanarak, ağır cezaya çarptırıldı. Bu
olaydan halkımız, Çin işgalcileri ve Çin
komünist partisinin anayasa ve diğer
kanunlarını hiçbir zaman ve asla
uygulamadıklarını, Uygurlar siyasi bir suçla
suçlandığı zaman onların çok ağır cezalara
çarptırılacağının farkına varmış oldu.
Ayrıca Çin işgalcilerinin gerçek anlamda
nekadar kan’a susamış, vahşiliğinin farkına
vardı. Uygurlar, uğrunda ne bedel öderlerse
ödesin, kendi haklarını arama yolunda,
özgürlükleri için işgalci çin yönetimi
tarafından devamlı bölücü, terörist gibi
suçlarla karalanmakta ve mücadeleleri kanlı
bir şekilde bastırılmakta. Çin
sömürgecilerinin Uygurlara uyguladığı
adaletsiz siyasetlerine karşı görüşlerini
açıklayan yada bir öneride bulunanların
acıklı sonları-Çin sömürgecilerinin Doğu
Türkistan’da uyguladığı siyasetinin ne
derece vahşi ve insanlık dışı olduğunu açık
delillerle bize göstermektedir.
Abducelil KARAKAŞ konuşmasına devam ederken:
Dünyada kendi görüşlerini söylediği için çok
ağır bedeller ödemeye mecbur kalan, ayrıca
aileden birinin suçlu olması durumunda, tüm
aile fertleri hatta akrabalara kadar
suçlanarak cezalandırılma durumu-Çin
Kominist Yönetiminin ağır siyasi baskılarına
maruz kalan esir Doğu Türkistan’da
yaşanmaktadır. Uygur halkı dünyada insanlık
dışı muamelelere maruz kalan, dili, kültürü,
soyu yer yüzünden yok edilmeye çalışılan bir
millettir. Geçen hafta yapılan Uygur website
sahiplerinin duruşmasında onlara verilen
haksız ve aşırı cezaların-Çin
sömürgecilerinin kendi yasalarının Doğu
Türkistanda asla uygulanmadığını, Doğu
Türkistan’ın yasalarla değil, Çin sömürgeci
yönetiminin işgalcilik siyasetiyle
yönetildiğinin net bir göstergesidir. Uygur
halkı daha öncede böyle ağır bedeller
ödemiştir. Onlar kendi mücadele yolunda
bağımsızlık ve hak arayışlarına devam edecek
ve bu uğurda bedel ödemeye her zaman
hazırdır!’’diye
konuştu.
|
|
Uygur gazeteciye ceza protesto edildi |
|
02.07.2010 |
Dünya Bülteni/Haber Merkezi |
|
Çin'deki
insan hakları savunucuları Uygur gazeteci
Gayret Niyaz'a hapis cezası verilmesini
protesto etti
Çin’de, Uygur gazeteci ve internet sitesi
yöneticisi Gayret Niyaz’ın 15 yıl hapis
cezasına çarptırılması insan hakları
savunucuları tarafından protesto edildi.
Çinli insan hakları savunucuları tarafından
internet yoluyla yayınlanan mektupta, 51
yaşındaki Niyaz’a verilen temelsiz ve ağır
cezanın gerilimi tırmandıracağı belirtildi.
İnsan hakları aktivistlerinin yayınladığı
mektupta, geçen yıl 5 Temmuz’da Urumçi’de
meydana gelen olayların nedeni olarak, bir
fabrikada Uygur ve Han Çinlileri arasında
yaşanan ve iki Uygur işçinin ölümüyle
sonuçlanan kavganın gösterildiği
hatırlatıldı.
Aralarında ünlü Çinli hukukçuların da
bulunduğu onlarca insan hakları savunucusu
tarafından imzalanan mektupta, Gayret
Niyaz’ın, yerel yetkilileri, bu kavgadan
sonra yaşanabilecekler konusunda uyardığına
işaret edildi.
Çin dışındaki Uygur örgütleri, Niyaz’ın
"Yabancı gazetecilerle konuşarak devlet
güvenliğini tehlikeye atmak" suçundan mahkum
edildiğini ve Niyaz’ın yanı sıra kendi
dillerinde internet sitesi kuran ve yayın
yapan 3 Uygur’a 10’ar yıl hapis cezası
verildiğini belirtti.
|
|
Doğum Kontrolü Uygulaması Uygur Halkına
Zorbalıkla Dayatılan Bir Tür Aşağılama
Politikasıdır |
|
17.07.2010 |
ETIC |
|
Tanrıdağ
Sitesinin 13.07.2010 tarihli haberine göre,
Aksu’nun Toksun nahiyesi Doğum Kontrol
Komitesindeki görevliler sokaklara çıkarak,
“az doğum yaparak çabuk zenginleşmeyi”, “iki
tür şeref belgesi almayı” ve de
“ödüllendirmelere layık görülme”yi teşvik
ederek Uygur halkına doğum kontrolüne uyma
propagandası yapmaktadırlar.
Çin müstemlekecileri Müstemleke durumundaki
Doğu Türkistan’da Uygur halkının nüfus
üstünlüğünü berbat ederek, Çinli göçmenlerin
nüfusunu kat, kat arttırarak Doğu
Türkistan’ı Çinlileştirmeye, Uygur halkının
milli varlığını inkâr etmeye çalışa
gelmektedir.
Çin müstemlekecileri az doğum
yaparak çabuk zenginleşme, “tek çocuk sahibi
olan şerefli aileler” şeklindeki şerefsiz
sloganlarla Doğu Türkistan halkını aldatmayı
sürdürüyor. Çin işgal idaresinin Doğu
Türkistan’da Uygur halkına yönelik olarak
uygulamakta olduğu ve her yıl daha sert
şekilde icra ettiği politikası sözde doğum
kontrolü, Uygur halkının neslini kurutarak,
milli mevcudiyetini yıkıma uğratmayı
amaçlayan ve Uygur halkına zorbalıkla
dayatılan bir tür aşağılama politikasıdır.
Uygur Türkçesinden Türkiye Türkçesine
Uyarlayan: Mehmet Emin BATUR-hürgökbayrak.com
|
|
TRABZON TÜRK OCAĞI DOĞU TÜRKİSTAN İÇİN
YÜRÜDÜ |
|
12.07.2010 |
(İHA) |
|
TRABZON
(İHA) - Filistin Meselesi nedeniyle İsrail’e karşı
gösterilen tepkilerin bir benzerinin Çin’in baskısı altında
ezilen Doğu Türkistan için gösterilmediğini belirten Trabzon
Türk Ocağı üyesi bir grup genç, Ortahisar’dan Atatürk
Alanı’na yürüyerek geçtiğimiz yıl Temmuz ayında Çin’in Doğu
Türkistan’da uyguladığı katliamı protesto ettiler.
Ortahisar’daki Kanuni anıtı önünde toplanan bir grup Türk
Ocağı üyesi genç, Doğu Türkistan Meselesi’ne dikkat çekmek
ve Uygur Türkleri’ne destek vermek için Uzunsokak
Caddesi’den Atatürk Alanı’na yürüdü. Yapılan yürüyüş
sırasında sık sık marşlar söylenerek sloganlar atıldı.
Atatürk Alanı’ndaki Atatürk Anıtı önünde toplanan grup adına
konuşan Türk Ocağı üyesi Berkant Parlak, Doğu Türkistan’ın
Çin’de Uygur Türkleri’nin yaşadığı özerk bir Türk bölgesi
olduğunu ancak bölgeye özerk dense de Çin’in işkence ve
soykırım ile yıllardır bölgedeki Türk ve Müslüman nüfusa
baskı uyguladığını söyledi. “Onlarca yıldır şehit edilen
Uygur Türk’ü soydaşlarımızın bu durumunu, basın-yayın ve
etkin siyasette bulunan siyasetçilerce dile
getirilmemektedir” diyen Parlak “Çoğunlukla 60 yılı içine
alan ama yüz yıllardır yok edilme, soykırıma uğrama
siyasetine maruz kalan soydaşlarımızın deyim yerindeyse
bıçağın kemiğe dayanmasıyla sessiz çığlıkları geçen yıl
haklı bir başkaldırıya dönüşmüştür. Tarihler 5 Temmuz 2009’u
gösterdiğinde yıllarca süren baskıya dayanamayan Uygur
Türk’ü soydaşlarımız haklı başkaldırısına sabaha karşı devam
başlamıştır. Soysuz Çin’li polislerin ve işçilerin
saldırısıyla ilk önce 18 Uygur Türk’ü şehit
edilmiştir. Panzerlerle çocuk-yaşlı demeden soydaşlarımızın
canlı canlı bedenlerinin üzerinden geçilmiş, bedenleri
ezerek hepsi şehit edilmiştir. Bu olayın ardından seslerini
yükselten Uygur Türkleri’nin evlerinden ana-babalarından,
eşlerinden, çocuklarından ve en önemlisi ata soydaşımız
şehit edilmiş, binlerce soydaşımız da işkence ve tutuklu
evlerine götürülmüştür. Bu sene Filistin için çıkan sesler
nerede? Hümanist geçinenler, milliyetçi geçinenler, Müslüman
geçinenler bunu neden göz ardı etmektedir. Türklüğünü
unutmayan milletimiz bu soykırıma kilometrelerce öteden
tepkisini koymalıdır. Başbuğumuz Mustafa Kemal Atatürk’ün
söylediği ‘Bir gün Çin Seddi’nin önüne bütün Türk
devletleriyle toplanacağız’ sözü gerçek olması için bir Türk
dünyaya bedelse, şimdi sıra Sen’de ey Türk Milleti” dedi.
|
|

|
|
|
|
|
|
|
|
|
Türk Dünyası ve Doğu
Türkistan'ın Sesi
İstiklâl Gazetesi
74..Sayı
Yayında
İstiqlal Gizitining 2010- yili
74.sanining internettin neshir Qilinishqa bashlanghanliqini muxterem
oqurmenlirimizning
diqqitige sunimiz

|
 |
Demirel-Çin
Büyükelçisi elele |
 | |
Cemil Çiçek
Çin Büyükelçisi elele

İçişleri Bakanı
Abdulkadir Aksu |
|

|

Çin malı ya da hammaddesini,
tüketici olarak ayırt edebilmek oldukça güç ancak Çin üretimi
olan bir malı ayırt etmek çok ama çok kolay.
Nasıl mı?
Aldığınız ürünün üzerinde " Made
in China ",
" Product of China ",
" Çin Malı "
" Made in PRC "
gibi ibareler yer almıyorsa,
ürünün barkodunu okuyun.
Her ülkenin
sahip olduğu eşi olmayan satış kodları, barkodların başına
işleniyor. Barkodun en başındaki ilk iki ya da üç rakam,
ürünün hangi ülkeden geldiğini size söylüyor.
İşte Çin'e ait barkod numaraları
690-691-692
Eğer ürünün orijinalinden emin değilseniz bu üç
rakam size yol gösterecektir.
Bu numaralarla başlayan ürünleri almayın.
Sessizlik içinde ölen, acı çeken
tüm canlıların sesi olun.
Made in China etiketli ürünlerin
kalitesiz
çıkmasIndan sonra, yapIlan boykot
karşısında bulunan yeni bir satış
stratejisi:
Made in PRC
(People's Republic
of China (Çin Halk Cumhuriyeti)).
Made in P.R.C = Made in China
|
|