HÜR

GÖKBAYRAK

DOĞU TÜRKİSTAN'IN SESİ

 

 

 

 

HÖR

KÖKBAYRAK

SHERQİ TÜRKİSTANİNG AWAZİ

      

    Anasayfa

 

    HABER ARŞİVİ
       
2005
       
2004
       
2003
       
2002

        2001
       
2000


 

 

 

  Basın Yayın, Medya, Kurum, Kuruluş ve Ajanslarda yer alan

"Sinkiang", "Sincan", "Sinkiang Uygur Özerk Bölgesi", " Sinciang Uygur Otonom Bölgesi" ifadelerini kesinlikle kabul etmediğimiz önemle duyrulur.

HABER ARŞİVİ

2002

DOĞU TÜRKİSTAN DA  5.7

BÜYÜKLÜĞÜNDE DEPREM OLDU

26.12.2002

Doğu Türkistan'da bugün Richter ölçeğine göre 5.7 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Depremden sonra bölgeye giden yerel sismoloji bürosu yetkilisi, yerel saatle 08.57`de (TSİ 02.57) meydana gelen depremin merkez üssünün Afganistan sınırına yakın Kaşgar kentinin 80 kilometre batısı olduğunu belirtti.

 Depremin, nüfus yoğunluğu bulunmayan Uluğkat kentinde hissedildiğini kaydeden yetkili, deprem sonucu bazı binalarda çatlaklar oluştuğunun belirlendiğini, ancak ölen ya da yaralan bulunmadığını ifade etti.

 

UYGUR DEMOKRATİK PARTİSİ

Amerikanın Dışişleri Bakan Yardımcısı Lorne Corner efendi Doğu Türkistan’a ziyarete geldiği gün  (18.12.2002 Çarşamba) Doğu Türkistan da yeni kurulup gizli faaliyette bulunan  “Uygur Demokrasi Partisi Merkezi Komitesi”, Lorne Corner efendiye karşı açık mektup yayınlayıp, Çin hükûmetine olan memnuniyetsizliğini bildirip kendisine Uygur halkının bazı arzu ve isteklerini ifade etti.

Uygur Demokrasi Partisi’nin Çin dilinde hazırlanan açık mektup,

Urümçi de gizlice dağıtıldı ve Doğu Türkistan Enformasyon Merkezi tarafından dış ülke basın yayın organlarına ulaştırıldı.

Uygur Demokrasi Partisi’nin Merkez Komitesi, Almanya da faaliyetini sürdüren

“Doğu Türkistan Enformasyon Merkezi”ni bu partinin dış ülkelerdeki resmî beyanatçısı olduğuna dair karar aldı.

Uygur Demokrasi Partisi’nin

Amerikanın Dışişleri Bakan Yardımcısı

Lorne Corner Efendiye yazdığı açık mektubu:

Muhterem Lorne Corner Efendi,

Biz bütün Uygur halkı adına, sizin bu sefer Doğu Türkistan’a yaptığınız ziyaretinize olan memnuniyetimizi ifade ederiz. İnanıyoruz ki sizin ziyaretiniz özgür, hür ve demokratik bir bölgede yaşamak isteyen, bununla insani hak-hukukların hem millî varlığının sorumluluğuna  sahip esasen yaşamayı gece-gündüz arzu eden Uygur halkına ümit ve güven  veriyor olması!

Muhterem Efendi, öncelikle şunu dikkatinize sunmalıyız ki, partimiz Birleşmiş Milletler  Teşkilatı İnsan Hakları Umumi Beyannamesinin ruhunu kendisine destekçi diyen esasta Doğu Türkistan medyasında Komünist Çin hakimiyetine karşı gizli faaliyetlerde bulunan teşkilat olup, partimizin bütün maksadı, Doğu Türkistan’ın kayıtsız şartsız müstakilliğini ele geçirmek, bununla Doğu Türkistan halkının özgür dünyadaki başka millet ve halklara benzer kendi kaderini kendi belirleyen özgür ve hür yaşamayı elde etmekten ibarettir..

Muhterem Lorne Corner Efendi, aslında biz sizinle vasıtasız görüşüp, insani hak ve hukukları ağır bir şekilde çiğnenen ve Millî mevcudiyeti tehlikeye uğramakta olan bahtsız Uygur halkının arzu ve isteklerini bildirmeyi arzu ediyor idik, ne yazık ki bu günkü Urümçi ziyaretinizde Çin hükûmeti bizi, sizinle karşılaşma fırsatından mahrum bıraktı. Bunun için bu açık mektubu yazıp vatanın içinde ve dışında ilan etmeye mecbur kaldık. Hoş karşılayın!

 Muhterem Lorne Corner Efendi, Doğu Türkistan halkı, kadir bilen devletiniz Amerika başkanlığındaki özgür ve demokratik ülkelerin yıllardan beri Çin’deki insan hakları meselesine, özellikle Doğu Türkistan, Tibet olmak üzere Millî bölgelerin vaziyetine yakından gönül verip geldiğini, bununla bu bölgelerdeki yerli halkların insani hak ve hukuklarının çiğnenmesi  hakkında Çin Hükûmetini devamlı olarak ikaz ederek geldiğini  memnuniyet ve iftihar duygusu içinde takip ediyoruz. Bunun için Amerika başkanlığındaki özgür dünya devletlerine ayrıca teşekkür etmeyi bir vicdani borç olarak biliriz.

Size de malum olduğu gibi, Doğu Türkistan bölgesindeki millî zıddiyet ve ihtilaflar insanı endişelendirecek derecede  güçlenmekte, bu hal tamamen Doğu Türkistan bölgesinde değil, belki Orta Asya bölgesinin güvensizliği için de faydasız unsurlarını alıp gelmekte. Elbetteki Doğu Türkistan bölgesi bu hal güvensiz unsurlarının şekillenmesi ve güçlenmesi tamamen komünist Çin hakimiyetinin bu bölgedeki yerli halklara karşı haddini aşan sindirme ve zulüm politikası şüphesiz sebep olmakta.

Özellikle geçmiş 10 yıl içerisinde Çin hükûmeti Uygurlara karşı siyasi baskısı fevkalade arttı. Çin hükûmeti Uygurlara karşı planlı ve  baskıcı bir şekilde asimile edip yok ediş siyasetine devam etmekte. Uygurları dinî inancından vazgeçirmeye ve ananevi millî medeniyetini bırakıp Çin medeniyetini kabul etmeye zorlamakta. Uygur halkının tarihini çarpıtma ile yine millî eğitim ve kültür sahalarında faşistlik usuller ile yenileyiş hareketi devam edip tarihi ve dinî  eserleri yakıp yok ediş dalgasını ayaklandırıp ilk ve orta okullardaki Uygurca dersleri Çinceleştirmeye ve millî öğretmen ve öğrencilerini kendi ana dilinden vazgeçirtip sıkıştırmakta. Çin hükûmeti Doğu Türkistan’daki Çinli göçmenleri arasına büyük Çin ideolojisini yerleştirmekte, onları siyasi, iktisadi ve içtimai sahalarında imtiyazlarından mahrum ederek, Uygur halkına ise ikinci sınıf muamelesi yapıp Doğu Türkistan bölgesinde Çin göçmenleri ile yerli halk arasında iktisadi ve başka türlü sebeplerdeki farkların büyüyüp gitmesine sebep olmakta. Çin hükûmetinin baskıcı ve zulüm siyasetine karşı çıkan ve rıza gösteremeyen Uygurlar “millî bölücü”, “kanunsuz dinî unsur”, “terörist” diyerek iftiralar ile tutuklayıp hapislere atılmakta. Yada kanlı şekillerde insafsızca bastırılmakta. Bu sebepten şimdi Doğu Türkistan’ın hapishaneleri Uygur siyasi mahkumlar ile dolup taşmakta.

Komünist Çin hükûmetinin Doğu Türkistan’da güvenlik usulüne razı olamadığını belirten Uygurlara karşı sert baskı hareketi, bazı Uygur teşkilatları ve guruplarının silahlı mücadele yolunu seçmesine sebep olmakta ve faşistçe baskı güçlendikçe, bu çeşit silahlı karşılık verme hareketleri de çoğalmaktadır.

Muhterem Lorne Corner Efendi, Uygur halkı güvenliği seven  halktır. Doğu Türkistan bölgesi Çin komünistleri tarafından işgal edilen 1949 yılından bu tarafa halkımız tarihte hiç görülmemiş derecede sert aşağılanma ve ezilişe uğramış olsa da ,Allah’ın verdiği sabrı takat ve adalet sever hür dünya devletlerinin yardımına  dayanıp ümit içinde sessizlik içinde yaşamaktaydı. Öyle ki, Çin komünistlerinin haddini aşan zulümleri halkımızın sabrını taşırmakta ve türlü şekillerdeki görüşler arkasında kendilerinin razı olmadığını bildirmeye sebep olmaktadır. Ama Uygur halkına karşı yıllardan beri devlet terörünü yürütüp gelen komünist Çin hakimiyetinin, bugüne kadar “terörün” zararlarına uğrayan devletler tarafına girmiş olması ve hakiki terör kurbanı olan Uygurları “terörist” diyerek adlandırmaları bizi fevkalade üzmüştür.

Muhterem Lorne Corner Efendi, şunu açıkça belirtip geçmek istemekteyiz ki, yarım asırdan beri komünist Çin hakimiyetinin devlet terörü altında yaşayan bir millet olup kişiliğimizle insaniyet dünyasına baş belası olan her türlü terörizme karşıyız. Ve Amerika halkının başına gelen  “11 eylül” terör olayına çok üzüldüğümüzü ve bu olayı meydana getiren teröristlerden nefret ettiğimizi belirtmek isteriz. Biz sadece Uygur halkının değil, bütün Çin halkının, bununla beraber dünya halklarının güvenli demokratik bir sınır içinde özgür, hür ve bahtiyar yaşamasını arzu etmekteyiz ve bunun için çok fazla direniş göstermeye hazırız. Ama şu bir gerçek ki komünist Çin hükûmeti “11 eylül” vakasını suiistimal edip, Uygur halkını özgür, hür ve insanca yaşama hakkını ele geçirmek için verdiği haklı hareketlerini ağır derecede çarpıtmakta. Güvenlik sever Uygur halkını dünya kamuoyu önünde “terörist” gibi göstermeye çalışmaktadır. Bununla birlikte yine Uygur halkına karşı baskı ve sindirme hareketlerini daha da arttırmaktadır.

Özellikle Çin hükûmeti, Birleşmiş Milletler Teşkilatının “Doğu Türkistan İslami Hareketi” adlı teşkilat hakkında almış olduğu kararı, kendilerinin faşistlik girişimlerini gizlemekte  koz olarak kullanmakta ve bu kararı suiistimal edip bütün Uygurlara “terörist” damgasını vurmaktadır.

Ama hükûmetinizin Çin hükûmetini “11 eylül” vakasını ve Birleşmiş Milletler Teşkilatının kararını suiistimal edip Uygurlara baskı yapılması hakkında Çin hükûmetini önemli bir şekilde aydınlatmakta olduğu ve şahsınızın bu seferki seyahatiniz sırasında Çin’deki insan hakları meselesini  ayrıca vurgulamanız biz Uygurları ayrıca sevindirmekte ve sizlere olan minnettarlığımız kat kat artmaktadır.

Muhterem Lorne Corner Efendi, siz şimdi Doğu Türkistan’ı ziyaret etmektesiniz. Ama sizin gördüğünüz manzara tamamen Çin hükûmeti tarafından suni olarak hazırlanan Doğu Türkistan’ın dış görünüşünden ibarettir. Eğer siz Doğu Türkistan’da ki karanlık zindanlardaki azap çekmekte olan şansız Uygur siyasi mahkumlarını ziyaret imkanına erişmiş olsaydınız o zaman bu bölgenin hakiki yüzünü görürdünüz.

Sonunda sizin bu sefer Çin ve  Doğu Türkistan bölgesine yaptığınız ziyaretin muvaffak olmasını temenni ettiğimizi bildirmek, birde şahsınızın Çinli idarecilerle  yapacağınız sohbetleriniz de Doğu Türkistan halkının Çin’in esas kanununda ve “Millî özerklik rejim kanunu”nda yer alan hak ve hukuklarına  hakiki şekilde uymak, Uygurların millî ve dinî mevcudiyetini yok etmekten vazgeçiş, Uygurların medeniyet, eğitim, din… olmak üzere asimile edip yok etme siyasetini durdurmak. Bununla beraber Uygurlara kanunsuz tutuklama.gözaltına alma, öldürme gibi faşistlik hareketlerinden vazgeçme hakkında Çin hükûmetini ciddi şekilde aydınlatmanızı ümit etmekteyiz. Şuna inanıyoruz ki sizin bu seferki ziyaretinizin, Çin deki insan hakları meselelerini iyileştirmeye ve Doğu Türkistan ve Orta Asya bölgesinin geleceği için hayati rol oynayacaktır.

Amerika hükûmetine ve size hürmet bildirir,

Doğu Türkistan halkı adına:

“Uygur Demokrasi Partisi Merkez Komitesi”

18.12.2002

(DoğuTürkistan-Urümçi)

 

ÇİNLİ ASKERLERİN ÇİRKİN TAŞKINLIĞI

Çin halk kurtuluş ordusu askerleri 1949 yılından başlayıp Doğu Türkistan’a geldiğinde tıpkı dilenciler gibi ölümcül bir vaziyette idiler. Doğu Türkistan'daki Uygurlar onlara acıyıp yiyecek meyve ve yatacak yerler verdiler. Çin kurtuluş ordusu askerleri Doğu Türkistan da hiçbir şeyi kurtarmış değil. Uygurların lezzetli yemeklerini doyurup, eline silah alıp Doğu Türkistan’ın topraklarını sahiplenip Uygurların kişilik haklarını çiğneyip, nümayiş , öğrenci hareketleri çiftçiler ayaklanması, müstakillik hareketleri şeklindeki eylemlerini ve karşı duruşlarını kanlı şekillerde bastıra geldi.

7 aralık günü bayram münasebetiyle Kültür Parkta dostları ile eğlenmeye gelen Gulca şehri altı yıldız mahallesinden 12 yaşındaki 6. sınıf öğrencisi Adilcan Mahmut parkta oynayıp arkadaşları ile akşamüzeri evine dönerken parkta içki içmekte olan bir gurup Çinli askerlerin yanından geçip  giderken Çinli askerlerin arasından biri  çocukları yanlarına çağırmıştır. Çocuklar Çinli askerlerden korkup yanlarına gitmemiştir. Bu durum karşısında Çin askerlerinden birisi yerinden fırlayıp bu çocukların arasındaki Adilcan’ı yakalayıp ona bir tokat atmıştır. Ardından da bir yumruk atıp tekmelemiştir. Bu dayak acısı ile ağlayarak gitmiştir. Bu durumu seyredip oturan diğer askerler kahkahalarla gülmüşlerdir. Adilcan’ı döven asker de düşmanından öc almışçasına sevinçle gururlanmıştır.

Adilcan olup biteni annesi Raziye’ye anlatmıştır. Anne Raziye çocuğunun bu durumdaki halini derhal fotoğraflayıp, bu fotoğrafı öncelikle bölge sorumlusu Karakola götürüp olayı anlatmıştır. Polis karakol elemanları ( bu işi biz çözemeyiz siz daha yukarı organlara götürmeniz gerekir) diyerek geri çevirmişlerdir. Böylelikle onlar toplum güvenlik birim ve bürolarına ve daha başka yerlere olmak üzere gitmedik merci  bırakmamışlardır.

Bu makamların hepsi yukarıdaki gibi (biz bu işi neticelendiremeyiz) diye cevap vermişlerdir. 1944 yılı 12 Kasımında kurulan Doğu Türkistan Cumhuriyetinin, suikast sonucu şehit olan önderlerinin mezarının bulunduğu Gulca şehrindeki kültür parkında Uygurlar dahil Müslüman halkın mübarek ramazan bayramında Çin askerleri içki içip, Uygur gencini yaraladı. Bu olaydan Gulca halkı ve tüm Doğu Türkistan halkı şüphesiz bu olay dan bir hayli müteessir olup, gazaplandı bu olay Doğu Türkistan halkına bir hakaret olarak telakki edilmektedir.

Çin halk kurtuluş ordusu askerleri, silahlı polisleri, güvenlik birimleri zorbalıktan dolayı müdafaa görüp toplum güvenlik polisleri, Bingtuvan olarak adlandırılan silahlı çiftçi askerleri olmak üzere hepsi Komünist Çin’in (büyük salahiyetli elamanları olup, kanunlar bir tarafa dursun; kişilik hakları, insani ahlak konularında hiçbir bilgiye sahip değildir.

 

ÇİN’İN DOĞU TÜRKİSTANLILARA HAC ENGELİ

19 ARALIK 2002

Dış ülkelerde ticaretle uğraşan, Çin pasaportu bulunan Uygurlar hac vakti geldiğinde hac ve umre vizesi için bulundukları yerlerden vize alarak hacca gidip dinî vazifelerini eda etmek gibi en tabii arzuları Çin hükûmetinin ağır zararlarına uğramaktadır.

Yakın zamanda Doğu Türkistan dan gelip Dubai’de süreli ikamet etmekte olan 38 kişi hac ve umre maksadı ile Pekin’e vize almak için gitmekte olan Hoten vilayetinden Ruzi Mehmet Haci Seyfung adındaki kişiye pasaportlarını vererek kendilerinin vize işlerini de yapıvermelerini rica etmiştir. Ruzi Mehmet Haci bu hacıların yalvararak yardım istemeleri münasebeti ile onlardan bir kuruş masraf almaksızın, hacıların pasaportlarını toplayıp, vize almak için Pekin’deki Suudi konsolosluğuna gidip vize işlemlerini yaptırıp dönüşünde, Tianjyn Hava alanında 11. ayın 20. günü saat 08.30’da geçtiğinde Çin polisleri Ruzi Mehmet Haci ve damadı Samet Hacıyı tutuklayıp götürmüşlerdir. Ruzi Mehmet hacının elindeki Uygurların pasaportlarını müsadere ederek o kişiyi de Hoten’e alıp götürmüşlerdir. Şimdi o kişi hapiste yakmaktadır. Bu olaydan çok geçmeden yakında Çin hükûmeti Dubai’ye özel polisler gönderip bu 38 kişilik zavallı Uygurları mecburi Çin’e geri götürmüşlerdir. Onları aileleri ile görüştürmeden hapse atmışlardır. Şimdi bu hacılar Çin polislerince çok ağır şekilde sorgulanmaktadır. Bu sene Çin hükûmetinin Uygur hacı adaylarına sert engeller çıkartıp, şimdi de vize zorluğu ile doğu ve Güney Asya devletlerinde birçok Uygur hacılar Suudi hükûmeti Uygurlara hac ve umre vizesini kesinlikle Pekin’deki Suudi Konsolosluğunca verilecek şekle sokmuşlardır. Her yıl olduğu gibi Çin hükûmetinin Pekin ve başka büyük şehirlerinde Uygurlara yatak vermemek, Uygurları insan yerine koymamak, hor görerek otobüs şirketlerinde her türlü bahanelerle

Çinlilere oranla Uygurlardan fazla para almaktalar. Özellikle de hava limanlarındaki pasaport kontrol noktalarında bütün Uygurlara terörist ve düşman gözü ile bakmak gibi çirkin siyaseti devam edip gelmektedir.

 

İslamabad, D. Türkistanlı lideri Çin’e teslim etti

28.5.2002

 

Çinli yetkililer, “Doğu Türkistan İslami Hareketi”nin liderlerinden birinin Pakistan’da yakalanarak Çin’e teslim edildiğini bildirdiler.Sincan–Uygur Komünist Partisi yetkililerinden Wang Lequan, yaptığı basın toplantısında, İsmail Kadir’in, Keşmir’in Pakistan’ın elindeki bölümünde Müslüman gruplarla toplantı yaparken yakalandığını ve mart ayında Çin’e teslim edildiğini söyledi. Wang, Urümçi’de yaptığı basın toplantısında“Kadir yakalandı ve şimdi bizim elimizde.” dedi, ancak konuyla ilgili ayrıntılı bilgileri olmadığını bildirdi. Kadir’in 11 Eylül saldırısından
sonra Sincan–Uygur Özerk( Doğu Türkistan)Bölgesi’nden kaçtığı bildirildi. Urümçi, aa  (Zaman) 28.5.2002

 

Çin’in Hoten Bölgesi’nde 800 Müslüman Tutuklandı

03 Mayıs 2002

Son 10 gün boyunca Çin’in Hoten bölgesinin 7 ila 10 biriminde, Hizb-ut Tahrir organizasyonu ile ilgili oldukları şüphesiyle 800’den fazla Uygurlu tutuklandı.

Tutuklananların birçoğu, öğretmen, aydın, dinî lider, işadamı ve hatta çiftçi idi. Tutuklananlar daha çok önce Karakaş bölgesinde ve sonra Lop bölgesinde hareket ediyorlardı. Yurunkaş bölgesinde de 70’den fazla insan tutuklandı.

Çin yönetimi Uygurları tutuklamaya devam ediyor ve polis aramalar yapıyor, gece-gündüz insanları tutukluyor ve Hoten bölgesinde korku salıyor. Resmî daireler, bu olaylar ve hatta kitlesel seviyeye ulaşan tutuklamalar hakkında yorum yapmıyor. Hizb-ut Tahrir, Özbekistan’da organize olan dinî bir partidir ve bu dinî partinin birçok üyesi Özbekistan’da tutuklanmıştır. Bununla beraber Doğu Türkistan’da şimdiye kadar hiç böyle bir organizasyon var olmamıştı.

Diğer taraftan Çin yönetimi, bu radikal dinci grubun adını, siyasi bir yafta olarak, Uygur ulusal kurtuluş hareketine karşı kullandı. Çinliler, Uygurlara ve Hoten bölgesindeki ulusal kurtuluşun destekçilerine karşı kitlesel bir temizlik hareketi başlattı. Bu sürece ilişkin tüm gelişmeleri yakından takip edeceğiz. Doğu Türkistan Haber Ajansı

 

KOMÜNİST ÇİN MAKAMLARI HİNDİSTAN SINIRINDAKİ

ASKERİ GÜCÜNÜ ARTTIRDI

Uygurca’dan Çeviren : Mehmet Emin Batur  

13 Şubat 2002

 Komünist Çin makamları içeride Doğu Türkistan halkına karşı uyguladığı vahşiyane zulmünü ve bastırma hareketleri ile beraber komşu ülkelere karşı olan  askeri tehdidinin dozunu arttırdı. Şifahen barış ve iyi komşuluk ilişkileri şeklindeki söylemleri ağzından düşürmezken gerçekte ise bazı komşularına karşı olan kötü, niyetinden vazgeçmiş değildir.

Dünya kamuoyuna da malum olduğu üzere komünist Çin hakimiyeti “Şanghay Beşlisi” denilen askeri ittifakı oluşturup, Orta Asya devletleri ile birbirlerine methiyeler düzerek Doğu Türkistan’daki müstemlekeciliğini daha uzun süre muhafaza etmeyi amaçlamaktadır. Doğu Türkistan’ la komşu olan Pakistan ile yakın askeri münasebet  oluşturdu. Onlara acil askeri yardım yapmakla kalmayıp, Doğu Türkistan özgürlük hareketine karşı durma şartı ile, ileri teknoloji sağlamakla da kendi isteklerine uymalarını kabul ettirdi.

Çin Komünist makamları Doğu Türkistan’ın güneyinde askeri hava üssü kurarak kime karşı durmayı amaçlamaktadır? Tarihten az da olsun bilgisi olan bir kişi bu suale oldukça açık bir cevap bulabilir. Çin makamları kendi müstemlekesi altındaki elinde bir demir kırığı bile olmayan Doğu Türkistan halkına karşı ''terörist'', '' bölücü'' gibi iftiralar atıp; Çin hükümranlığına karşı olan kişileri faşistçe bastırıp, Doğu Türkistan'daki kukla hakimiyetini sürdürme maksadı ile beraber temelinde yatan gerçek ise Hindistan'a gözdağı vermektir.

Çoğunluğa aşikar olduğu üzere 1960’lı yıllarda Çin- Hindistan arasında sınır çatışmalarının ortaya çıktığı günlerden bu günlere kadar sınır meselesi hal olmadı. Keşmir bölgesinin meselesi yakın zamanlarda yeniden gündeme geldi. Böylece arka planda görünüşte komünist Çin Pakistan’ı pohpohlarken, diğer taraftan Hindistan'a yakın olan Doğu Türkistan’ın Hoten bölgesinde askeri havaalanı kurdu. Merkezimizin vatandan aldığı haberlere bakıldığında bu konuyu daha da Kuvvetlendirici ispat ve delillere erişilmektedir.

2002 yılı ocak ayının 1. günü yayınlanan Çin makamlarının yerel gazetesi olan'' Hoten Gazetesi” nin manşetinde çıkan haber bu noktayı daha da iyi ispat etmektedir.

Haberde şöyle denilmektedir:

Hoten Havaalanını imar etme, genişletme inşaatının temel atma merasimi 28.12.2001 günü yapıldı. Gazetedeki habere bakıldığında temel atma törenine Çin’li yetkililerden bölge parti komitesinin muavin reisi, daimi işlerden mesul  muavin reis Wangjınxıang Lenzhu askeri bölge hava kuvvetleri muavin komutanı  Fenjingcuhen ve yerli kukla bürokratlar katılmıştır. Wang konuşmasında şöy1e demiştir:

''Hoten Havaalanını genişletme içtimai varlığını koruma devleti müdafaa görevinde büyük rol oynar. ''

 Bundan anlaşılıyor ki bu kukla bürokrat, komünist Çin hakimiyetinin maksadını bütün çıplaklığı ile ortaya koymaktadır. Yine vatandan aldığımız güvenilir haberlere göre Çin’in savaş uçakları Doğu Türkistan’ın Hoten Kaşgar bölgelerinde dün ve bugün (6- 7-02-2002) alçak uçuşla Doğu Türkistan halkına gözdağı vermiştir.

Olsun Komünist Çin müstemlekecilerinin Faşist zulmünün nasıl güçlenmekte olduğu nazar-ı dikkate almadan Doğu Türkistan halkının hür olmaya olan susamışlığı, İnsani değerlerini koruma iradesi asla gevşemeyecektir.

Kaynak: Doğu Türkistan Enformasyon Merkezi

A.Celil Karakaş

 

          VATANIMDA GÖRDÜKLERİM

 (Emin Ahunbayew)  

Uygurca’dan Çeviren Mehmet Emin Batur

25.01.2002

 Betonlanan Kabirler :

Geçen yıl Gulca Çapçal yer altı su zindanında işkence ile öldürülen Abdulhelil Abdülmecit’in (5 Şubat Gulca ayaklanmacılarından biri) tutuklamalardan kurtulan dostları, fikirdaşları onun kabrini ziyaret etmek için kabristana giderler.

Ellerinde çiçeklerle 6-7 genç kabirlerin yanına geldiklerinde kabrin etrafını kuşatmış vaziyette onlarca Çinli askerlerle karşılaşırlar.

Onlar gençleri geçit verdilerse de yolun iki kıyısında onları gözetlemişlerdir. İşte bu üzeri bütünüyle betonlanan kabir Abdulhalil’in kabridir.Etrafta yine böyle betonlanmış kabirlerden birkaç taneye rastlamaktadır.   Bu kabirler kimlere ait belli değil. Kabir ziyaretine gelenler Kur’an okuduktan ve ellerindeki çiçekleri bıraktıktan sonra geri dönmüşlerdir. Bunların içinden Abdulhalil’in yakın safdaşlarından biri bu olayı bana anlatıverdi.Ben Gulca  vilayetindeki  gençlerin vatanperverliklerine hayran kaldım ve içimden tebrik ettim. Normal çiftçi çocuklarının vücudunda vatanperverlik ruhu kaynaya dursun, öte yandan gününü gün edenler ise gaflette delaletle restoranlarda, düğünde, eğlencede, meyhanede oynaşsınlar. Hey gidi adaletsiz dünya...

 

Uygur kızları ayak altı edilmekte:

Doğu Türkistan’ın herhangi şehir ve nahiyelerine gitseniz bir üzücü haletle karşılaşırız.Sokaklarda işsiz gezen Uygur oğul-kızlar başıboşluk sebebi ile her türlü kötü yollara sapabilmektedirler. Köy kasaba ve şehirlerde yaşamakta olan yoksul ailelerin kızları aldatmacı Çin’li ve Tungan pazarlamacıların tuzaklarına düşmekte, misafirhanelere gitseniz kötü yola düşmüş onlarca Uygur kızlarına rastlarsınız.İşte milletimizin başına gelen ağır facialardan biri. Bu tür faaliyetlerde bulunanlara Çin hükûmeti müsamaha göstermektedir.

 

Güzellik Salonlarının Sırrı:

Doğu Türkistan’ın büyük küçük vilayetlerini Çinlilerin açmış oldukları “güzellik salonları” salonları kaplamıştır.Gerçekte ise buralar gerçek güzellik salonları olmayıp fahişe yuvaları imiş.Eğer farkında olmadan buralara gitmiş olsanız, genç Çinli patroniçeler sırıtarak önünüze çıkıp söz konusu salonlarda oturan genç Çin’li kızları işaret ederek isteklerinizi sormaktalar .

“İsterseniz millî kızlarda var” demekteler Böylesine mekanların çoğalması  bir kısım İmanı zayıf Uygur gençlerini de yoldan çıkartmaktalar.

Hükûmet Hizmetçilerinin Maaşlarının Yükseltilmesindeki Maksat: Şu anda Çin’de ve Doğu Türkistan’da hükûmet memuru olan hadimlerin, öğretim üyelerinin, aydınların ve ordu mensuplarının maaşları sık sık arttırılmakta. Bu yolla insanlar duyarsızlaştırılmakta olup, Çin hükûmetine 0lan tepkilerini yok etmektedirler. Bu durum Doğu Türkistan da oldukça yaygınlaşıyor. Uygur memurlar, umumiyetle maaşlılar mevcut ortama uyum sağlayıp yaşam sürmekteler.Çin Hükûmetinin Şehirleri İmar Etmedeki Maksatları Nedir?

Bu günlerde Doğu Türkistan’ın her hangi bir şehrine gitseniz, şehirdeki Uygurların toplu ikamet ettikleri mahalle ve sokaklarda yol yapma ve inşaat yapma bahanesi ile yıkımlar yapıp onun yerine yeni binalar yapılmakta  olduğunu görürsünüz. Bu binalardaki evler ve yolun iki yakasındaki dükkanlar çok yüksek rakamlı paralarla satılmaktadır.Bunları kimler alır? Elbette ki Uygurlar alamazlar.Bunları yine Çin den gelen getirilen Çinliler almaktadırlar.Neticede, ezelden beri şehirlerde yaşaya gelen Uygurlar ata mirası yerlerinden ayrılıp, çaresiz şehir dışındaki ucuz sahalara yerleşmek durumunda kalmaktadırlar. Şimdi Doğu Türkistan’ın şehirlerine gitseniz buralardaki kadim Uygur mahallelerinin yok olduğunu, şehir merkezlerindeki lüks çok katlı binalarda tümü ile Çinlilerin yaşamakta olduğunu görürsünüz.

Anlaşılıyor ki, şehirleri imar etme, yolları genişletme adı altında yapılanların hepsi Çinli işgalcilerin Uygur bölgelerini Çinlileştirme, Çinli göçmenlere yaşam alanları açmak için yapılmakta olan faaliyetlerin bir kısmıdır.Şu anda Gulca da kaderdaş saf Uygur mahalleleri olarak muhafaza edilmekte olan Dönğ mahalle, Nağirçi, Aydinğ, Taş Körük Mahallesi olmak üzere bu mahallelerde yaşamakta olan Uygur ahalilerinin her günü, “ Hükûmet bu mahalleleri  de yıkarsa biz ne yaparız” diyerek geçiyormuş. Çünkü hükûmet bu mahalleleri da yıkacağını ilan ederse halk hiç bir şey yapamıyor. Bir şey diyecek olsalar “ Hükûmete karşı geldi” , “Millî Bölücü” diyerek hapse atarlar.

Haber Kaynağı:

Doğu Türkistan Enformasyon Merkezi

Kırgızistan-Bişkek’te çıkmakta olan “ Vijdan Avazi” Gazetesinden kısaltılarak alınmıştır.

 

DOĞU TÜRKİSTAN DA DİNİ BASKI ARTIYOR

 24.01.2002

Uygurca’dan Çeviren Mehmet Emin Batur

Doğu Türkistan Enformasyon Merkezinin Doğu Türkistan'dan aldığı malumata göre, bu yılın 11.01.2002 günü bölge parti komitesinin Urümçi' de bakan yardımcıları ve üzerindeki makamlarda görevli memurlar düzeyinde bir toplantı düzenleyip yakın zamanda Pekin ' de düzenlenen ülke genelindeki dinî faaliyetlerin görüşüldüğü meclisin toplantıya esas teşkil eden görüşmelerin     içeriğine uygun hareket edilmesi ve söz konusu toplantıda, Çin' in devlet reisi Jiang Zemin' in yaptığı konuşmanın tam olarak öğrenilmesi talep edildi.

Bölge parti Komitesi'nin genel sekreteri Wanf Leguen toplantıda yaptığı konuşmada, Doğu Türkistan müstakillik güçlerinin Çin hakimiyetine karşı faaliyetlerinin hiçbir zaman durmadığını ve onların zerre kadar hafife alınmaması gerektiğini ifade etmiştir. Wang Leguen Konuşmasının devamında '' Sinkiang da millî bölücülük ve millî bölücülüğe karşı mücadele hiçbir zaman durmamıştır. İdeoloji sahasında bir takım bölücüler ahbarat ve kültürel faaliyetlerden istifade ile partimizin (Komünist Partisi) millî ve dinî siyasetine saldırmaktadırlar. Bizlerin bunlara asla müsamaha göstermememiz lazım'' demiştir.

Wang Leguen her kademedeki parti komitesi ve hükûmet üyelerinin ülkedeki dinİ hizmet stratejisini tam manasıyla öğrenip dinî meselelerin uzun süreli teferruatını ve din hizmetlerin iyi işlemesinin mühimliği üzerinde durmuştur. Doğu Türkistan Enformasyon Merkezinin vatandan edindiği bilgilere göre, Amerika' da meydana gelen 11 Eylül olayını fırsat bilen Komünist Çin yönetimi Doğu Türkistan' da dinî alanda uyguladığı baskıyı ve yasaklama tedbirlerini daha da arttırdı.

Özellikle bazı gözlemcilere göre, Çin hükûmetinin uluslararası İslami terör diye adlandırdıkları olaylarla, Doğu Türkistan'daki Uygurların normal dinî faaliyetlerini birbiri ile  irtibatlandırmak için yeni taktikler geliştirmekte olduğunu, geçenlerde Pekin'de toplanan Çinli  yöneticiler Merkez Çin hükûmetinin Uygurların dinî itikatlarını kökünden yok etmek maksadı ile gizli politikalar üreterek, bu politikalarını yakın bir gelecekte Doğu Türkistan'da resmiyete dönüştürerek faaliyet gösterecekleri şeklinde görüş bildirmektedirler.

Doğu Türkistan Enformasyon Merkezi ' nin araştırmasına göre Doğu Türkistan'daki yerli halkın menfaatleri aşağıdaki üç noktada toplanmaktadır:

             1. Dinî Özgürlük

             2. Millî Bağımsızlık

             3. Maddi Mamurlaşma

Demek oluyor ki, dinî itikat özgürlüğü Uygurların genel menfaatleri sıralamasında en ön planda yer almaktadır. Bu noktadan bakıldığında Komünist Çin hakimiyetinin Uygurların en önde gelen menfaati sayılan ve ondan asla vazgeçilemeyen, geçilmeyen dinî inanç özgürlüğünden mahrum bırakma temayülü, gelecekte Doğu Türkistan ' da bütün Orta Asya güvenliğine tesir edecek derecede ağır.bir Millî harekete ve iç

       kargaşalığa sebebiyet vermesi mümkündür.

       HABER KAYNAGI:

       Doğu Türkistan Enformasyon Merkezi tarafından

       yayınlanan haftalık ''UÇKUN'' Gazetesi, Almanya

 

   ÇİN HÜKÛMETİ UYGURLARA KARŞI OLAN DİNİ

BASKIYI FEVKALADE ARTTIRDI

                         Adil Muhammed Kali                                  

Uygurca’dan Çeviren :Mehmet Emin Batur

 Bu yılki Ramazan ayı ve Ramazan bayramı günlerinde, Çin hükûmeti Doğu Türkistan’daki Müslümanlara karşı olan baskıyı oldukça fazlalaştırdı.

Bu seferde öncekiler gibi parti (Komünist Parti)üyeleri, hükûmet işçileri, memurları ve öğrencilerin oruç tutmasını katiyetle yasaklamakla beraber, anlamsız, bir takım  yasaklarda ilave ederek Müslümanların normal olan dinî faaliyetlerinin de önünü kesmektedir.

Mesela, Enformasyon merkezimizin  vatandan aldığı malumatlara göre bu yıl ramazan ayında Hoten ve Kaşgar vilayetlerindeki her cami de üç er kişilik vazifeli hükûmet memuru görevlendirildi.Bunların içinde polis, mahkeme görevlisi ve normal devlet memurları vardı.

Hatta bazı büyük camilerin kapısına polis dikmişlerdir. Ayrıca bazı bölgelerde özel devriyeler oluşturup  akşam saat 10 dan sonra lambası yanan evleri basıp arama yapıyorlar.Bunlardan başka bayram namazı arefesinde mahalli hükûmetler özel toplantılar tertip edip, özel genelgeler yayınlayıp bayram namazının hangi gün kılınacağı, nasıl kılınacağı hakkında yayınlar yapılmıştır.

İslam ülkeleri, İslami takvime göre Bayram namazını aynı günü kıla gelmekte iken, Çin hükûmeti bu işe de siyasi kisve kazandırarak bütün Müslümanların uymakta olduğu İslami düzeni zorla bozarak, Doğu Türkistan Müslümanlarının her seferki bayram namazını diğer Müslümanlardan bir gün geç kılmaya mecbur ede geldi. Bu sefer de aslında 16 Aralık günü kılınması gereken Ramazan Bayramı namazı Doğu Türkistan da 17 aralık günü kılınmasına karar alınmış eğer ki bildirilen gün değilde 16 Aralık günü Bayram namazı kılınacak olursa o mescidin İmamı ve o mescitteki hükûmet memurunun cezalandırılacağı duyuruldu, ve de bayram namazının o gün sabah saat 8’den önce bitirilmesi dikte ediliyordu.

Daha da ağır olanı şudur ki, Bayram namazı günü her bir camideki hükûmet nezaretçisi namaz başlamadan önce ortaya çıkıp 18 yaşını doldurmamış olanların, parti üyelerinin ve devlet memurlarının camiyi hemen terk etmeleri şeklindeki hükûmet fermanını ilan ediyorlar. Bu şekildeki haddi aşan yasaklar bilhassa Hoten vilayetindeki bütün mescit ve camilerde uygulanmaktadır.

Mesela Enformasyon Merkezinin Doğu Türkistan’daki haber kaynağı kişinin gönderdiği habere göre netice olarak 100 den fazla 18 yaşını doldurmamış gençler ve hükûmet memurları camiden çıkıp veya çıkartılıp namazlarını soğuk havada dışarıda kılmak mecburiyetinde kalmışlardır.

Yine Hoten vilayetine bağlı bir köyün büyük camisine giden muavin Shüji Tursun , namazdan önce hükûmetin dinî siyasetinin propagandasını yaptıktan sonra namaz için toplanan 18 yaşından küçük gençleri camiden kovmuş , fakat çıkmakta direnen gençleri yaka paça dışarı atmıştır. Kukla devlet memuru Tursun’un bu zorba hareketi cami cemaatinin sert tepkisine neden olmuştur. Fakat ne çare ki cami cemaati kanlarını içlerine akıtarak namazlarını eda etmek zorunda kalmışlardır. Bundan önceleri de Doğu Türkistanlıların dinî özgürlüklerinin önünü kesmeye çalışmışlar, fakat bu sefer ki bayram namazındaki gibi gençleri camiden kovmamışlardır.

Bundan şu anlaşılıyor ki! Çin hükûmetinin Uygurlara karşı yürütmekte oldukları dinsizleştirme siyasetinin sivri ucunu gençlere yöneltip gelecek nesillerimizi, ecdatlarınım 1000 yıldan beri itikat ede geldiği mukaddes İslam dininden vazgeçirmeye zorlamaktadırlar. Mesela Doğu Türkistan sınırları içinde dinî öğrenim işlerinin sert şekilde yasaklanması ve gizli dinî eğitim alan ve verenlerin türlü cezalara duçar olması da, Çin hükûmetinin Uygurlara karşı uyguladığı dinsizleştirme siyasetinin yürütülmekte olduğunun delilidir.

Enformasyon merkezinin yakın zamanda Doğu Türkistan’ın hoten vilayetin den aldığı haberlere göre 12 ve 13 Aralık günlerinde Hoten şehrindeki meşhur din alimi merhum Abdulehet Mahsum Hacim’in oğlu, Hoten de göze görünür genç dinî zaat Abdureup Hacim'i ve onun okumakta olduğu 8 kız çocuğunu Hoten vilayeti hükûmet görevlileri tutuklayıp götürmüştür. 10 Aralık günü Hoten de gizli şekilde çocuk okutan genç bir bayan dinî zaat Muhabbet Han’ı da birkaç kız öğrenci ile birlikte polisler tutuklayıp götürmüştür.Gerçi hükûmet 20 Aralık günü Abdureup Hacim ve onun kız öğrencilerine bir suç isnat edemedikleri için serbest bırakmıştır.Fakat onları ağır para cezası ile cezalandırmışlardır. Malumatta anlatıldığına göre Abdureup Hacim’a 7000 yuen diğer öğrencilere 300 er yuen ceza uygulamışlardır. Tutuklama esnasında polisin bu uygulamalarına sert tepki gösteren bir kız öğrenciye “ polise karşı koydu” diye 300 yuen ceza vermiştir.

Kişi başına yıllık geliri 80 dolara dahi ulaşmayan Hoten gibi yoksul bir vilayette bu kadar yüksek para cezasının onlar için ne kadar ağır bir maddi yük olacağını söylemek yersiz.

Malumatlardan anlaşıldığına göre Doğu Türkistan da anlamsız bahane ve sebeplerle, hatta şüphe üzerine istedikleri sayıda insanı tutuklayan, aylarca sorgulanmadan hapiste tutan ve sonunda suçsuz oldukları anlaşılınca “ ölmenin üzerine tekme” sözü uyarınca haksız yere tutuklanan kişilerden para cezası alıp salıverme işleri gittikçe yaygınlaşmaktadır.Bu bir taraftan zulüm üstüne zulüm

uygulamaktır.Halkımızı iktisadi yönden yormak, ve halkımızı gurur ve itikadından vaz geçirip, şimdiki, “çiçekli hayata”(!) boyun eğerek yaşamaya mecbur etmek için uygulanmakta olan müthiş çarelerin bir varyantı, ve yine bir taraftan da Doğu Türkistan'daki Çin polis teşkilatının Çin hükûmetinin yarattığı siyasi ürkütücü ortamdan, kendilerine iktisadi rant sağlamakta oldukları düşüncesini akla getiriyor.23.12.2001

 

  UYGURLAR ÖZ YURTLARINDA İŞSİZ KALMAKTA  

Uygurca’dan Çeviren Mehmet Emin BATUR  

  Doğu Türkistan Enformasyon Merkezinin, Doğu Türkistan’daki haber kaynağının bildirdiğine göre, geçen ay içinde Hoten deki en büyük mahalli fabrikalardan olarak sayılan Hoten dokuma ve Hoten iplikçilik fabrikalarının 700 işçisinin işten çıkartılmış olup, bunların büyük çoğunluğu Uygurlardan oluşmaktadır. Söz konusu işçilerin çoğu da kadınlar. Bu işçilerin hepsi de  uzun yıllardan beri aynı yerde çalışmakta olan kıdemli işçiler olup, işlerinde yakın zamanda çeşitli okullardan mezun olan aydın gençlerdir.

Fabrika, işten çıkartılan gençlere ne tatmin edici bir meblağ ne de tazminat şeklinde her hangi bir para ödememiştir. 23 Aralık günü bu işçilerden 300 kadarı Hoten valiliği önünde protesto gösterisi yapmışlardır. Vali ile görüşme talebinde bulunan bu kişilere, Vali “Eğer bu eyleme devam ederseniz hepinizi ayaklanmacılar diye adlandırıp hapse atarım” demiştir.       Zengin Ülkenin Fakir İnsanları İşsiz Ve Sefalet İçinde(Özerklik-Muhtariyet dedikleri bu olsa gerek) Ancak temsilciler ile görüşeceğini söyleyen Vali ve yetkililer bu eyleme hiçbir cevap vermeden ortadan kaybolmuşlar, gösterici işçiler de hiçbir muhatap bulamadıklarından dertlerini hiç kimselere anlatamadıklarından şiddetli soğuk altında uzun süre bekleyip dağılmışlardır. Doğu Türkistan da Uygurların ancak % 10 kadarı şehirlerde yaşarlar. Bunlar şehir nüfusunun ancak % 20 kadarını teşkil ederler. Bu kadar az oranı teşkil eden  Uygurların büyük bir kısmı yıllardan beri işsizlik azabını çekip durmakta. Okullarını yeni bitiren Uygur gençleri işe yerleşmeden boş gezmeye mecbur olmaktalar.

Bu konjonktür Doğu Türkistan da çalışacak işçinin yada iş yerlerinin yokluğundan değil, tamamen Çin hükûmetinin Uygurlara karşı yürütmekte olduğu adaletsiz siyasetin bir mahsulüdür. Bütün iş yerlerini Çinli göçmenlerin işgal ettiğinin ve sahiplendiğinin eseridir.

Mesela Doğu Türkistan’daki en büyük sanat ve iş merkezlerinden Urümçi, Şihenze, Karamay olmak üzere büyük şehirlerdeki dairelere, fabrikalara diğer iş yerleri ve madenlere baktığımızda buralarda çalışanların % 90ının Çinli olduğunu  görürüz. Hatta bir çok iş yerlerinde de bir tek Uygur görmek mümkün değildir. Ayrıca halkın % 80 inini oluşturan Uygurların daha fazla olduğu güney vilayetlerimize baktığımızda da durumun pek farklı olmadığını görürüz. Buralarda da bütün iş yerlerinde çalışanların % 70 inin Çinliler teşkil etmektedir. Uygurlarda işsizlik bu kadar ağır bir durumda iken, 1998 yılında başlatılan “ işten alıkoyma siyaseti”nin kurbanları yine talihsiz Uygurlar oldu. Fabrika ve iş yerleri “ işten çıkarma siyaseti”ne uymaya öncelikle Uygurlardan başladı. Neticede yakın zamandaki iki- üç yıldan beri daha da çok Uygur işsiz kaldı. Okullardan yeni mezun olan Uygur gençlerinin iş bulması daha da zorlaştı. Bunun sebebi ise iş yerlerinin yetkililerinin Çinli olmasında ve onları kendi milletinden olan tahsilsiz ve liyakat sız Çinlileri işe alırken, liyakatli ve okul bitirmiş Uygurları işe almamasıdır.

Mesela, yukarı da sözünü ettiğimiz Hoten deki işten çıkartma olayını ele alırsak, Hoten pamuklu dokuma fabrikasından bu kadar çok işçiyi birden işten çıkartma ile beraber bir taraftan da fabrikaya Çinli işçiler almaya devam etmektedirler. Sebebi oldukça açık , yine bu fabrikanın müdürü Çinli...   24.Aralık.2001

Haber Kaynağı: Doğu Türkistan Enformasyon Merkezi

 

 TAKLİT USTASI ÇİNLİLER SARAR’I DA KOPYALADI

14 Ekim 2002

 

 Dünyanın Ünlü Markalarını Taklit Ederek Tekstil Piyasasında Önemli Pazar Payı Olan Çinliler Sarar'ı Taklit Edince, Cemaletin Sarar Yasal İşlem Başlattı.

Taklit edilmenin kaliteyi gösterdiğini ifade eden Sarar, ''Türkiye'nin önde gelen kişilerin Sarar' dan giyinmesi bizi mutlu ediyor. Yüksek rütbeli subaylarımızdan ülkemizin önde gelen yöneticilerine, bakanlarımıza kadar pek çok ünlü kişi Sarar'dan giyiniyor. Sarar olarak Türk millî Takımımızı da destekledik. Dünya Kupası'nda takımımıza sponsor olduk'' dedi. Japonya, ABD, Belçika, Hollanda ve Almanya'da kendi markasıyla var olan erkek giyim markası Sarar, dünyaya açılmanın yaya açılmanın yan etkisini taklit edilerek gördü. Çin'deki Sarar'ın eski amblemini kullanarak üstelik çok kalitesiz kumaşlarla pantolon üretti. Durumu bir bayii aracılığıyla öğrenen Sarar, yasal işlemlere başlarken ''Taklit edilmemiz, ne denli güçlü olduğumuzun da kanıtı'' diye konuştu.

Çin deki  bir konfeksiyon fabrikası markalarının taklit edildiğini öğrendiklerini anlatan Sarar, ''Krizlere rağmen, ihracatımız artıyor .Dünyanın her yerinde Sarar ismini görmek mümkün Türkiye’de, Beymen, İGS ve Vakko gibi firmalar ile rekabet ederken, Dünya genelinde de ünlü markalarla rekabet halindeyiz. Geçtiğimiz günlerde, bir bayimiz, Sarar ismi  kullanılarak, Çin'de üretilmiş iki adet pantolon getirdi. Çok adi kumaştan imal edilen pantolonlardan bizim eski amblemimiz kullanılmış. Bir Köşesinde ise “Made in China”  yazıyor. Bu konuda gerekli girişimlerde bulunduk. Çünkü, Sarar ismi dünya  çapında tescillidir .Sarar Eskişehir'deki 4 fabrikasında üretim yapar. Her şeye rağmen Sarar Amerika'da adını duyurmuşsa,  Japonya'da insanlar Sarar'ı tercih ediyorsa, bu hem bizim adımıza hem de Türkiye adına gurur olmalıdır'' diye konuştu.

Çin malı gözlüğe kota

 

25 Eylül 2002

Yerli üreticilerin şikayeti üzerine açılan ithalatta haksız rekabetin önlenmesine yönelik soruşturma sonucunda, Çin menşeli vantilatör, gözlük çerçevesi ve gözlük ithalatında 3 yıl süreyle kota uygulanmasına karar verildi. Yerli cam üreticilerinin şikayeti üzerine de Rusya, Ukrayna, Beyaz Rusya, ve İran menşeli çekme ve üfleme cam, yüzeyi cilalanmış cam ithalatı konusunda da soruşturma başlatıldı. Dış Ticaret Müsteşarlığı'nın (DTM) konuya ilişkin üç tebliği, Resmî Gazete'nin dünkü sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdi.

America's disappointing dash

 (16. 09. 2002)

The Bush administration has listed a Uighur Muslims fighting Chinese rule for freedom as a terrorist organization. America's this movement protested by Muslim countries. "Tens of thousands of Uighur Muslims are still being held in prisons and subjected to various forms of torture. In addition, the regime openly practises mass trials and executions." said by Amnesty International.

BEIJING - The step pleased Beijing, which is anxious to portray its crackdown on Uighur Muslims in Xinjiang as part of the global campaign against terrorism, and it might bolster China's cooperation in that Americanled campaign.
Deputy Secretary of State Richard L. Armitage described the listing - of an apparently small organization that is said by China to have close ties with Al Qaeda - even though there is no convincing evidences.
The Chinese, for their part, helped buoy the mood with their announcement of rules to control the export of missilerelated technologies, a step long demanded by Washington and now welcomed.
In these conveniently timed policy moves, and in Mr. Armitage's ebullient comments as well, were signs of a warming trend in ChineseAmerican relations. Whatever topic was raised at tonight's briefing, Mr. Armitage seemed ready to apply a positive gloss, suggesting that the mutual suspicions so rampant in the early days of the Bush administration had faded away for now.
Mr. Armitage's disclosure that a Xinjiang group had been added to the list came in response to questions.
"It's done - it was done several days ago," he said of the decision to put the group, known as the East Turkestan Islamic Movement, on the enemies list. The group was virtually unknown until last winter, when China asserted that it was linked to Al Qaeda, with members who had trained in Afghanistan. Now the Bush administration has agreed.
After careful study we judged that it was a terrorist group, that it committed acts of violence against unarmed civilians without any regard for who was hurt," Mr. Armitage said. But Mr. Armitage didn't give any clues about how their study was realized.

 

BEIJING'S CONTINIOUS REPRESSION TO MUSLIM

POPULATION


            On the oher hand Human rights organisation Amnesty International has confirmed reports of continued repression by Beijing of its Muslim population. The regime has been stretching its imagination in its application of various new antiterrorism laws, clamping down hard on the majority Uighur Muslims in East Turkestan The crackdown this time has been extended to Islamic rituals and practices. Amnesty said that the communist regime has detained Muslim religious teachers for teaching the Qur'an, banned fasting in public premises, and closed down mosques because their location near schools is a "bad influence" on young people. It also revealed that by the end of last year the communist regime had made 8,000 imams undergo "training" to give them "a clearer understanding of the party's ethnic and religious policies".
Beijing's crimes against the Muslims in East Turkestan are well documented.

 

Uygur Türkleri terörizm listesinde(!)

(16. 09. 2002)

Amerikan yönetimi Doğu Türkistan'da bağımsızlık mücadelesi veren Uygur Türkleri'ni terörist gruplar listesine aldı.
Uluslararası Af Örgütü, Amerika'nın tutumunun Müslüman azınlığa karşı baskı uygulayan Çin'in ekmeğine yağ sürdüğü görüşünde.

Amerikan yönetimi Çin'in Doğu Türkistan bölgesinde yaşayan Uygur Türkleri'ni terörist gruplar listesine aldı. Yetkililer Amerika'nın bu hareketinin terörizme karşı başlattığı kampanyada Çin'in de desteğini almak üzere yapıldığını belirtiyor.
Çin'i ziyaret eden Amerika Dışişleri Bakan Yardımcısı Richard Armitage yaptığı açıklamada Uygur Türkleri'nin Al-Kaida ile yakın ilişkilerinin bulunduğuna dair ellerinde bir çalışma olduğunu söyledi. Ancak eldeki deliller ve çalışmanın nasıl yapıldığı konusunda bilgi vermedi. Diplomatik kaynaklar Amerika'nın bu tavrı ile, kısa bir süre sonra gerçekleştirilecek Çin-Amerika üst düzey görüşmeleri öncesinde, ortamı yumuşatmayı amaçladığı belirtiliyor.
Öte yandan Uluslararası Af Örgütü de (Amnesty International) Çin'in uzunca bir süreden beri Uygur Türkleri başta olmak üzere Müslüman azınlığa karşı acımasızca baskılarının devam ettiğini açıkladı. Kuruluşa göre Amerika'nın terörizmle mücadele kampanyasıyla birlikte Çin'in uyguladığı baskıların da dozajı arttı.

 

ÇİN NELER YAPIYOR?

Uluslararası Af Örgütü'nün raporunda şöyle deniyor: "Çin yönetimi ülkede yaşayan Müslüman din adamlarının hemen hemen hepsini gözaltına aldı. Gençleri kötü etkiliyor gerekçesiyle camilerin hepsi kapatıldı. Pekin'in Doğu Türkistan'daki Müslümanlara karşı işlediği suçlar belgelenmiş durumdu. Çin'de politik suçlar adı altında infaz yapılan tek yer hâlâ Doğu Türkistan. On binlerce Müslüman Uygur Türk'ü halen hapishanelerde tutularak işkenceye maruz bırakılıyor. Hatta Çin yönetimi toplu mahkemeler ve infazlar gerçekleştiriyor. Sadece geçen ay 12 Müslüman halka açık yerde toplantı yaptıkları gerekçesiyle idam cezasına çarptırıldı."
Uluslararası Af Örgütü'ne göre Amerika'nın desteğini de alan Çin'in Müslümanlara karşı toplu bir kıyım başlatması an meselesi.

Doğu Türkİstan da radyo dİnleme yasağı

28 HAZİRAN 2002

Aşağıda okuyacağınız haber Çin işgalcilerinin Doğu Türkistan halkına karşı uyguladığı insanlık dışı uygulamalarına açık bir misaldir.

Özel muhabir Abdullah Pamir tarafından Kaşgar' dan gönderilen haberin mahiyeti şudur:

Çin hükûmeti yakın zamanlardan beri çok miktarda paralar sarf ederek Kaşgar vilayetinin doğu kısmına düşen Arslan bağ bölgesine, özellikle dış ülke radyolarının yayınlarını kesecek parazit oluşturmak amaçlı bir üniteyi faaliyete geçirmiştir. Böylece Doğu Türkistan'ın güneyindeki vilayetlerde “Erkin Asya Radyosu”nun Uygurca yayınları, hatta "Azatlık'' ve "Amerika avazı'' radyolarının Özbekçe yayınları da kesinlikle dinlenemez olmuştur.

Bundan bir süre önce, buna benzer parazit oluşturma merkezlerinin en büyüğü Urümçi' de mevcut olup, kuzey bölgelerde "Erkin Asya Radyosu''nu dinlemek mümkün değildi. Güney vilayetlerde küçük çaptaki parazit oluşturma merkezleri var olsa da parazit yapma gücü az olduğundan az miktarda da olsa dinlenebiliyordu. Kat be kat siyasi baskılardan yüreği sıkılan, sahte teşvik atlardan bıkıp usanan halkımız, yabancı ülke radyolarının yayınları ile dış ülkelerden haberdar olarak sıkılan ruhuna az da olsa teselli veriyor, "ümitleniyordu. Yakın zamanlarda Uygurlar arasında radyo dinlemek hızlı bir şekilde genelleşmeye ve yaygınlaşmaya başlamıştı. Birçok kişi yanından radyosunu ayırmıyordu. Radyodan duyduklarını büyük yenilik olarak birbirlerine anlatmakta idiler. Fakat, müstebit Çin hükûmeti halkımızın o kadarcık özgürlüğü de yok etmeye çalıştılar. Aynen Kültür ihtilalinde olduğu gibi Radyo dinlemeyi de yasakladı. Bazı yerlerde insanların radyolarını topladılar. Radyo dinleyenleri cezalandırdılar. Fakat Çin hükûmeti yine de huzur bulamadan bu sefer de üç milyon yuenden fazla para harcayıp, Kaşgar-Arslanbağ’ da ki büyük parazit oluşturma  istasyonunu kurdu.

İnsanlığa, medeniyete tamamen ters olan böyle garip takip altına alma olayı, dünyanın başka bir yerinde mevcut olmasa gerek!

 

Doğu Türkistan, işgal edilmiş memleket...

18/04/2002

 

İhtiyar Asya kıtasının bir ucunda Doğu Türkistan yer alıyor, diğer ucunda da Türkiye. Her iki ülkenin de komşularından görmediği zulüm kalmadı. Biri Çin’den çekti, diğeri Rusya’dan. Her iki komşu da zaman zaman Türk illerini işgale kalkıştılar. Çin sarı komünizmi benimsedi. Rusya kızıl komünizmi. Rejimlerini terk ettiler, fakat emellerini terk etmediler. Rusya’nın gözü Türkiye’nin üzerinde oldu. Kars ve dolaylarını 50 seneye yakın işgal altında tuttu. Kafkasları bizden kopardı. Doymadı, Stalin zamanında tekrar Kars, Ardahan ve Boğazları istedi. Çinse daha beterini yaptı. Değişik iktidarlar zamanında Doğu Türkistan’ı istila etti. Doğu Türkistan zaman zaman istiklâline kavuştu. İşgal tekrar etti. Son olarak 1949’da Mao döneminde Doğu Türkistan’ı topyekun topraklarına kattılar. Daha evvel de Rus komünizminin 1917-20’lerde Batı Türkistan’ı ihtilalde kendilerine yardım etmeleri halinde bağımsızlıklarını tanıyacaklarına dair verdikleri sözü tumayarak topraklarına dahil etmeleri gibi. Kısacası Türkistan denen yekpâre ülke önce Rusya ve Çin adlı iki emperyalist güç arasında paylaşıldı ve Doğu Türkistan ve Batı Türkistan/Şarkî Türkistan-Garbî Türkistan isimlerini aldılar.

Sonra da Doğu Türkistan Çin, Batı Türkistan da SSCB tarafından işgal edildi. SSCB’nin çökmesiyle birlikte batı Türkistan kurtuldu. Ancak 5 ayrı devlete bölünmüş olarak. Bazılarında ciddi miktarda Rus nüfus kalmış vaziyette. Bu devletlerin bir kısmı çok küçük. Üzerinde Rus nüfuzu çok kuvvetli olanlar var. Parçalanmış olan Batı Türkistan, kolay lokma olabilme tehlikesinde.. Her devletin halkı kendini ayrı bir millet olarak farz etmekte, bazıları Türk milletinin parçası olduklarını Türkçe konuşa konuşa reddedebilmekteler. Kızıl emperyalizm 70 yıl müddetle beyinleri yıkamış. millî ve mânevî benlikleri mahvetmiş. Şimdi Batı Türkistan veya Orta Asya üzerinde alttan alta Amerika-Rusya Federasyonu mücadelesi yaşanıyor. Doğu Türkistan’a gelince bugün dahi işgal altında. Tarihin görmediği korkunç zulüm, ve meşhur Çin işkencelerine maruz kalmaktalar. Buna rağmen bütün Türkistan’da İslâmiyet ve Türklük şuuru en yüksek olan Doğu Türkistanlılardır.

31 MAYIS - 6 HAZİRAN 2002

Sayı : 2002/21

DOĞU TÜRKİSTAN KAN AĞLARKEN!  MHP DEN ÇİN’E DESTEK ZİYARETİ

 

 Başbakan Yardımcısı ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin Çin'i resmen ziyaret etmesi, 50 seneden fazla Çin zulmü altında inim inim inleyen mahzun vatan Doğu Türkistan meselesini yeniden gündeme getirdi. Doğu Türkistan Müslümanları kan ağlarken, geçmişte yurtdışındaki Türklere sahip çıktığını iddia eden MHP'nin; hem de liderlerinin Çin'i ziyaret etmesi, Kızıl Çin'e destekten başka bir anlama gelmemektedir.

Yüzenli seneden beri Çin zulmü altında inleyen Doğu Türkistan, günümüzde de çeşitli baskı ve zulümlere maruz kalırken, MHP'nin Çin ile dostluk girişimleri Doğu Türkistan davasını yok saymak demektir ki, MHP bunu şimdi yaptığı gibi geçmişte de yapmıştır.

Geçmişte ve günümüzde binlerce Müslüman Türk'ü katleden Çin devletinin Başkanı Zemin'in, Türkiye'yi ziyareti sırasında ona ''Devlet nişanı'' verilmesine imza atan MHP'nin bu tavrının yıllardır "Dış Türkler davasına sahip çıkıyoruz'' iddiasıyla da çatışmaktadır. Zira MHP, tıpkı diğer meselelerde ve özellikle de başörtüsü konusunda verdiği sözler gibi gibi, dış Türkler konusunda da tamamıyla bir aldatmaca içinde olduğunu gözler önüne serdi. Şimdiki yönetimin Çeçenlerden sonra Doğu Türkistan Müslümanlarını terörist sayması, MHP'nin kurucusu Alpaslan Türkeş'in misyonuna da ters düşmektedir. Zira ülkemizde özellikle esir Türkler meselesini en çok gündeme getiren bizzat Türkeş olmuş ve hatta bu hususta aşırı Türkçülük yaptığı gerekçesiyle "Turancı'' olarak suçlanmıştı. Alpaslan Türkeş hayatta iken her türlü emperyalizme ve özellikle de Çin emperyalizmine karşı olduğunu eserlerinin değişik yerlerinde dile getirmiştir. Alparslan Türkeş, 9 Işık isimli eserinin 128 ve 129. sayfalarında,

"Bağımsızlık Türk Milleti'nin ve Milliyetçilik anlayışımızın en önemli, en vazgeçilmez unsurudur. 'Amerikan Emperyalizmine Hayır' diyen, buna karşılık 'Rus veya Çin emperyalizmine evet' diyen sahte bağımsızlıkçıları iyi tanıyınız. Türk milleti bağımlı yaşayamaz. Bağımlılık, Türk soyuna, Türk misyon ve kaderine uymaz. Tarih yapmış, çağlar değiştirmiş bir millet ebediyen bağımsız yaşayacaktır. Her türlü emperyalizme hayır.'' diyerek bunu ortaya koymuştur. Ancak MHP'nin şimdiki yönetimi Türkeş'in esir Türkler davasını bir kenara atıp, Ecevit ve konjonktüre uyarak bütün esir Türkleri ve bu arada Doğu Türkistanlıları da "terörist'' ilan etmişlerdir.

 

 MHP NE DEDİ, NE YAPTI?

18 Nisan 1999 seçimlerinden önce, seçim meydanlarında halka bir sürü vaatlerde bulunan MHP'nin, Ecevit ile ortaklaşa kurduğu hükûmette verdiği hiçbir sözü yerine getirmediği açık bir gerçektir.

MHP'nin yerine getirmediği sözlerden biri de yıllardır savunduğu dış Türklerle ilgili söylemlerinde yaşandı. Bilindiği üzere kuruluşundan bu yana MHP kendini Türk Cumhuriyetleri ve dış Türklerle ilgilenen bir parti olarak lanse etmiş ve hatta bunu seçim beyannamelerine bile almıştı. 18 Nisan 1999 seçimlerinden Önce Türk Cumhuriyetleri ve dış Türklerle ilgili değişik sözler veren MHP, (Bkz. Seçim Beyannamesi sayfa: 56) buna rağmen Doğu Türkistan'da Uygur Türklerini katleden Çin'in Devlet Başkanı Ziang Zemin'e "Devlet Üstün Hizmet Madalyası'' verilmesine destek verip, imza atmıştı. Peşinden de Çin ile yapılan anlaşmalar gereği olarak tıpkı Çeçenleri olduğu gibi Doğu Türkistan Müslümanlarını da terörist olarak ilan ettiler.

Devlet Bahçeli'nin, Çin gezisi öncesinde MHP tarafından yapılan yazlı açıklamada da, "Doğu Türkistan için, "Sincan Özerk Bölgesi'' ifadesi kullanılarak tam bir Çin ağzı kullanılmış oldu.

 Zira bilindiği üzere Çin, 5 bin yıldan beri "Doğu Türkistan'' olarak bilinen bu bölgenin adını değiştirmişti. Böylelikle MHP'de tam Çin ağzıyla açıklama yaparak ne derece dış Türklere sahip çıkmış olduğunu göstermiş oldu.

 

 ECEVİT’TEN DE ÇİN ZULMÜNE DESTEK

 

 Çin Başbakanı Zhu Rongji'nin Türkiye ziyareti sırasında Başbakan Ecevit'te, tıpkı MHP gibi Doğu Türkistan'da Çin zulmüne direnenleri "Biz, dünyanın her ülkesinde terörizme

karşıyız. Türkistan konusunda da herhangi bir terörist hareketi desteklemeyiz" şeklindeki açıklamasıyla terörist ilan etmiş ve Çin Zulmüne çanak tutmuştur. Çin Başbakanı ise,

Ecevit'in bu açıklamasından oldukça memnun olmuş ve Türkiye'nin bu politikasını "takdirle!" karşıladığını belirtmişti.

 Doğu Türkistanlıları "terörist" olarak nitelendiren MHP ve Ecevit'e en güzel cevap Doğu Türkistan Kültür ve Dayanışma Derneği eski Genel Başkanı Mehmet Emin Batur'dan gelmişti. Batur, bu konuda yaptığı açıklamada, "Yıllardan beri öz topraklarında zulüm çeken Doğu Türkistanlıların yaptığı tek terör hareketi gösterilebilir mi ki, Doğu Türkistanlılar terörist olsun? Birileri terör bahanesi ile yeni bir cadı avı başlatıyor. Yıllardan beri yaptıklarını dünyanın çok iyi bildiği Çin, şimdi dünyaya kendini aklamaya çalışıyor. Çin'in isteği kabul görürse, milyonlarca insan yok edilecek. Dünyayı duyarlılığa davet ediyoruz'' demişti.

 

 

Uygur bölgesini görün sorun varsa çözelim:

30 Mayıs 2002

ÖNDER YILMAZ Şanghay  Çin Başbakanı Zhu Rongji, El Kaide militanlarının Sincan Uygur Türk bölgesindeki ayrılıkçı teröristleri eğittiğini belirterek MHP Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli'ye terörizmle mücadelede ortak hareket etmeyi önerdi. ''Terörün her türlüsüne karşıyız. Çin'in toprak bütünlüğünden yanayız'' diyen Bahçeli de Şanghay’daki bir sokağa Atatürk isminin verilmesini istedi.

Rongji, dün Bahçeli'yi kabul ederek bir süre görüştü. Çin Başbakanı'nın bir Başbakan Yardımcısı ile görüşmesi Çin diplomasisinde ''sıra dışı'' olarak kabul edilirken ikili görüşmede Uygur Türk bölgesi gündeme geldi. Görüşmede Rongji, Sincan Uygur bölgesindeki ayrılıkçı hareketlerden endişe duyduklarını

belirterek şöyle konuştu: ''Uygur Türkleri dinî terör etkisinde. El-Kaide militanlarının Uygur bölgesine sızdığı bilgisini alıyoruz. Burada, Ladin'in adamlarının Uygur kökenli ayrılıkçı teröristleri eğittiklerini öğreniyoruz. Bize  yönelik eylemlerden endişe duyuyoruz.”

Rongji, “Gidip göreceksiniz. Eğer insanların bir sorun ve  sıkıntısıyla karşılaşırsanız, bize  bildirin çözümünü sağlarız” diye  konuştu.

 

DOĞU TÜRKİSTAN’DA DİNE YÖNELİK BASKILAR ARTIYOR

27 MAYIS 2002

Uygurca’dan Çeviren : Mehmet Emin Batur

Alınan bilgilere göre Pekin Hükûmeti, Doğu Türkistan’daki dinî faaliyetleri bastırmak maksadı ile yakın zamanlarda her türlü yollarla tedbir alma yoluna gitmiştir. Bu cümleden olarak, askerlerini güneydeki Doğu Türkistan illerinin köy, kasabalarda mevcut okullara yerleştirip, din işlerinden mesul görevlileri toplayıp eğitime tabi tutmuşlardır. Böylece dine olan itikadı engellemek, yasaklamak ve İslam dininin okullarda kökleşmesine karşı koymak için fermanlar çıkartmıştır.

Doğu Türkistan Enformasyon Merkezi beyanatçısı Dilşat Reşit’in bildirdiğine göre hükûmet makamları 12.05.2002 günü Doğu Türkistan’ın Hoten bölgesindeki bütün köy ve kasabalara ordu birliklerini konuşlandırıp, çiftçilere, millî bölücülere(!) ve dinî faaliyetlere karşı durmakla ilgili eğitim vermekle beraber, askeri yetkililer yerleşik bulundukları bölgelerdeki ilkokulların siyasi komiserlik vazifesini de üzerlerine alıp, dinî faaliyetlerin okullara girmesinin önünü almaya çalışmaktadır.

Pekin makamları, yakın zamanlarda Doğu Türkistan’da yüzden fazla köy ve kasabaların sevk ve idari işlerinden sorumlu memurları Urumçi’ye toplayıp, ilk olarak siyasi ve ideolojik eğitim alma kurslarından eğitime tabi tutmuştur. Bu yolla onların millî bölücülere(!) ve kanunsuz dinî hareketlere karşı durmasını güçlendirmek amaçlanmaktadır. Bunlardan başka Hoten bölgesinde yakında yayınlanan bir kararda, yönetici memurların içtimai durumunu kontrol etmek maksadı ile yönetim ve idare yasasının ikinci maddesinde memurların dine itikadı ve dinî faaliyetlere katılması yasaklanmaktadır.

Ayrıca Çin Dışişleri Bakanlığının basın sözcüsü açıkça beyanat verip, Çin’de dinî itikat özgürlüğünün kesinlikle teminat altında olduğunu açıklamıştır. Fakat, Pekin Hükûmetinin Doğu Türkistan’da yukarıdaki gibi yasaklama tedbirlerini devam ettirmesi gerçekte Uygurların dinî itikat özgürlüğünün devamlı olarak baskı altında tutulduğunu açıkça ortaya koymaktadır. 23.05.2002 Doğu Türkistan Enformasyon Merkezi Almanya

 

 Doğu Türkİstan'ın Kumul bölgesinde mİllî Eğİtİm'dekİ bozgunculuk

 Uygurca’dan Çeviren: Mehmet Emin Batur

22.05.2002

 Çin hükûmeti yakın zamanlardan beri Kumul bölgesinde Millî Eğitim sahasını sistemli olarak yok etme siyasetini yürütmeye başlamıştı. Maarif birimleri millî orta ve ilkokulları Çin okullarına dahil etme hakkında tafsilatlı planlar hazırlayıp icra etmeye başladılar.

Mesela Maarif birimleri Kumul vilayeti Uygurca 1 .ve başlangıç orta okulları, Çin'ce, 2.başlangıç ve 5. orta okullara dahil etmeye karar vermişlerdir. Bu dahil etmeyi gelecek yıl 9. aylara kadar yürürlüğe koyup neticelendirmek için şimdiden itibaren yukarıdaki iki  Uygurca okuldaki öğretmenleri Çince öğrenme kurslarında Çince öğrenmeye zorlamıştır. Çin hükûmetinin bu planı millî maarif sahasında güçlü tepki doğurmuştu, “Uygur okutman öğrenci ve öğrenci velileri ilgili birimlere protestolarını bildirmişlerdir. Fakat Çin hükûmeti  bu planından asla vazgeçmemiştir.

Kumul Şehrinde Uygurları Seyrekleştirme Planı:

Enformasyon Merkezimizin edindiği bilgiye göre: 2002 yılından itibaren Çin hükûmeti Kumul-Eskişehir' deki Uygurları seyrekleştirme planını düzenleyip, Uygurların kalabalık şekilde yerleşik olduğu mahallelerden mecburi olarak başka bölgelere göçe zorlanmaktadırlar.

Fakat Çin hükûmeti bu cereyanda Çinli halka kesinlikle dokunmamıştır. Çin hükûmetinin bu yıl 3. aydan itibaren icraata koyduğu bu mecburi göç hareketi Kumul-Eskişehir bölgesindeki Uygur ahalilerin tepkilerine yol açmış ve birçok ahali göçmeyi reddedip direnmişse de hükûmet birimleri polisleri devreye sokup, Uygurların ellerine kelepçe takarak zorla arabalara bindirip göçe zorlamıştır. Bu esnada bazı Uygurlar tepkilerini ortaya koymak için arabaların içinde “Yaşasın Komünist Partisi!!!” diyerek slogan atmışlardır. Haberlere bakıldığında bu mecburi göç ettirme hareketi esnasında tepki koyan 100' den fazla Uygur süreli olarak tutuklanıp sorgulandıktan sonra salıverilmiştir.

Doğu Türkistan' dan gelen yankılanmalara bakıldığından Çin hükûmeti Kumul-Eskişehir belgesindeki Çinli göçmenlerin sayısını arttırmak için ve yeni gelen Çin ahalileri için zemin hazırlamak maksadı ile yukarıdaki mecburi göç ettirme hareketini yürütmektedir. Doğu Türkistan Enformasyon Merkezi-Almanya

 

 Doğu Türkİstan’ın Kumul şehrİnİn Karadöve köyünde Çİn’e karşı Hareketler

Uygurca’dan Çeviren:Mehmet Emin Batur

18 Mayıs 2002

Enformasyon Merkezimizin edindiği habere göre yakın zamanlardan beri Kumul şehrinin Karadöve köyünde Çin' e karşı hareketler yeniden alevlenmeye başlamıştı. 4. ayın 24. günü Karadöve köyünün Eskişehir bölgesindeki sokak ve duvarlarına “Doğu Türkistan Cumhuriyetini yeniden kuralım” , ”Çinlileri Doğu Türkistan' dan kovalım!” şeklinde sloganlar yazılmıştır.

 Bu hadiseler sebebi ile polisler yaklaşık olarak 200 kadar insanı tutuklayıp sorguya çekti ise de hiçbir netice elde edememiştir. Bunun dışında 4. ayın 26. günü polisler mezkur dosyayı kesinleştirmek ve neticelendirmek için Kumul vilayeti Karadöve köyü ilköğretim ve ortaöğretim okulundaki öğrenci ve öğretmenlerin el yazısı örneklerini alıp incelemiştir.

Haberlere bakıldığında 1999-2000 yılları Karadöve köyünü merkez edinmek üzere “Doğu Türkistan Okyay Partisi” adı altında bir parti kurulup Çin' e karşı hareket yürütmekte  ise de, sonraları içeriden bozguncuların hışmına uğrayıp bir kısım teşkilat üyeleri tutuklanmıştı. Fakat bu yıl girdiğinden beri yukarıdaki teşkilatlar adına yine Çin' e karşı bir takım faaliyetler ortaya çıkmıştır.

Hatta bazı gençler Çin göçmenleri tarafından açılan kahvehanelere hücum etmişlerdir. Çin hükûmeti şubat ayından bu tarafa bu olayları bahane ederek 20 küsur Uygur genci tutuklayıp hapse atmıştır.

Yukarıdakinden başka yine Kumul şehrinin “Rahetbağ” köyünde bu yıl 3. ayın 11. günü 17 yaşında bir genç “el yapımı silahla Çin'li işçileri tehdit etti” denilerek tutuklanmıştır. Doğu Türkistan Enformasyon Merkezi Almanya

 

ÇİN HÜKÛMETİNİN SİYASİ İFTİRALARINI KAT’İ OLARAK REDDEDİYORUZ

17.05.2002

Uygurca’dan Çeviren: Mehmet Emin Batur

Enformasyon Merkezimiz 2001 yılı 5. ayın 14. günü İsviçre' deki beyanatçısı Dilşat Reşit vasıtası ile Hong Kong matbuatlarına kısaca bir malumat yollayıp Hong Kong Ticaret temsilcileri örgütünün Doğu Türkistan bölgesini ziyaret etmesine bir takım protestolar ve olumsuzluk yönünde fikirler ortaya oymuştur.

Komünist Çin matbuatları aynı zamanda bizim beyanatımızın mahiyetini çarpıtarak  “Hong Kong Tüccarlarına tehdit” diye haber ve makaleler yayınladılar. 11 Eylül'de ABD' de vuku bulan terör saldırısından sonra, Çin hükûmeti Uygurların millî hareketini “Terörist hareket” diyerek yayınladıkları beyanatlarda Enformasyon Merkezimizin aynı zamanda Hong Kong Ticaret erbabına karşı ilan  edilen beyanatını delil olarak değerlendirip Enformasyon Merkezimizi “terörist teşkilat” diyerek karalamaya çalışmıştır.

Bu yıl 4. ayın 23' üncü günü '' Sinkiang içtimai Fenler Akademisi Ortaasya Tetkikat Enstitüsü' nün hadimi Fan Zhi Ping “Sinkiang haber ağı”nda ilan edilen  “Doğu Türkistan terörizminin mahiyeti hakkında mülahaza” adlı makalesinde Enformasyon Merkezimizin aynı zamanda Hong Kong Ticaret erbabına karşı yayınlanan beyanatımızı  “Terörist hareket” in delili diye adlandırarak tekrar yayınlamış ve Enformasyon Merkezimizle hiçbir alakası olmayan 2001 yılı 8. ayda Doğu Türkistan'ın Kuçar bölgesinde ortaya çıkan malum bir olayı Enformasyon Merkezimizle irtibatlandırmaya çalışmışlardır. Bu münasebetle Enformasyon Merkezimiz Çin hükûmetinin siyasi iftiralarını çürütmek için aynı günlerde Hong Kong Ticaret erbabına karşı yayınladığı beyanat hakkında dünya kamuoyuna tekrar izahat verme ihtiyacını hissetmektedir.

2001 yılı 5. ayın 20. günü Çin' in ''Büyük Kuzeybatıyı açma'' planı gereğince Hong Kong tüccarlarından oluşan 282 kişilik bir grup Doğu Türkistan'ı da içine alan “Büyük Kuzeybatı” bölgesini ziyaret etme ve bu bölge ile iktisadi anlaşma yapmayı planlamıştı.

Enformasyon Merkezimiz bu haberi elde ettikten sonra 5. ayın 14. günü İsviçre'de ikamet eden beyanatçısı Dilşat Reşit vasıtası ile Hong Kong Özerk bölge hükûmetine ve Hong Kong matbuatlarına ayrı ayrı beyanatlar gönderip Hong Kong işadamlarının Doğu  Türkistan' a yatırım yapmasına Uygurların karşı olduklarını, çünkü bu tür yatırımlardan Çinli'lerin faydalanmakta olduğunu, Çinlilerin Doğu Türkistan'a olan akınını hızlandırdığını, bunun aksine Uygurlar arasında işsizlik oranının şiddetle artmakta olduğunu beyan etmiş ve Hong Kong.Ticaret temsilcilerinin Çin Merkezi hükûmetine, “Doğu Türkistan Enformasyon.Merkezi”nin  aşağıdaki gibi 3 maddelik talebini iletmesini istemişti.

 

1-Uygurların işsizlik meselesi halledilsin.

2-Yerli halkın dinî itikat özgürlüğünün tanınması, insanların temel hak ve hukuklarının koruma altına alınması.

3-Doğu Türkistan'daki yerli alışveriş merkezleri Hong Konglu adamları ile aracısız münasebet bağlayabilmelidir. Her şeyi Pekin makamları kontrol etmek istemesin.

Doğu Türkistan Enformasyon Merkezinin yukarıdaki beyanatının sonunda Hong Kong işadamlarını Doğu Türkistan' a yatırım yapma hususunda ihtiyatlı davranmaya çağırmıştı.