|
HABER
ARŞİVİ
ŞUBAT - 2005
Türk Tarihçilerini göreve davet ediyoruz
Söz konusu toplantının açılışını yapan
Wang Leguen şöyle saçmaladı; "Sinkiang tarihi, çok uluslu devletimizin
tarihinin çok önemli bir ayrıntısını oluşturuyorsa da, şimdiye kadar
ortaya konulan tarihi bilgiler ilmi dayanaklardan yoksundu. Bu durum
Sinkiang'ın hızlı gelişmekte olduğu gerçeği ile örtüşmüyordu. Bu sebeple
tarihi gerçekleri temel alarak ilmi araştırmalar ışığında Sinkiang'ın
gerçek tarihine şerh koymamız gerekmektedir."
Türk tarihinin temelini teşkil eden Doğu Türkistan tarihini çarpıtmak
adına işgal altındaki Doğu Türkistan'dan sorumlu diktatör Wang Leguen
hezeyanlarını sürdürerek; "Sinkiang tarihi meselesi oldukça ciddi bir
konu olup, aynı zamanda sınırlarımız içindeki ve dışındaki bölücülerin
ellerindeki en önemli malzemelerden biridir. Bu bölücü güçler
Sinkiang'ın tarihini çarpıtmak suretiyle Sinkiang'ı büyük anayurttan
ayırarak ele geçirmek istemektedirler. Bu yüzden ben Sinkiang'ın ezelden
beri Çin'in ayrılmaz bir parçası olduğunu tarihi delillerle ortaya
koymak istiyorum…." vs., vs., diyerek açıkça bu güne kadarki tarihi
gerçekleri dumura uğratmakta kararlı olduğunu ortaya koymuştur.
Kanlı Çin
Katliamının 8.yılı
Doğu Türkistan’ın Gulca vilayetinde Kadir Gecesi’ni ihya etmek için Doğu
Türkistanlı kadınların bir araya geldiği bir eve baskın düzenleyen Çin
polislerinin o evdeki kadınları sebepsiz yere topluca polis merkezine
gitti ve ardından bu kadınların serbest bırakılması için polis merkezi
önüne giden insanların ayaklarının dibine, iki Doğu Türkistanlı kadının
cesedinin atılması üzerine patlak veren toplu halk hareketi sırasında,
silahsız insanların üzerine Çin polislerinin yaylım ateşi aşması ile
onlarca insan şehit olmuştur. Çin güçleri tarafından resmen tahrik
edilmiş olunan Doğu Türkistanlıların tepkisi gitgide büyümüş ve kısa
zamanda Doğu Türkistan’ın 80 ayrı bölgesinde Çinli işgalcilere karşı bir
özgürlük savaşı başlatılmıştır.
Bu durumdan giderek kaygı ve korkuya kapılan işgalci Çin hükümeti
Çin’den Doğu Türkistan’a takviye askeri güçler getirmek zorunda
kalmışlardır. Çinliler, Doğu Türkistan halkına karşı tank ve benzeri
ağır silahlarda kullanmışlardır. Çinli cellatlar tarafından katledilen
insanlar arasında çocuklar, yaşlılar, kadınlar büyük çoğunlukta idiler.
Yüzlerce, hatta yabancı basına göre binlerce Doğu Türkistanlı hunharca
şehit edilmiş evler, yerleşim bölgeleri tanklarla yıkılmış, yakılmış
yerle bir edilmiştir. Doğu Türkistanlılar için artık silahsız olmanın
hiçbir ehemmiyeti yoktu.
Ellerine geçirebildikleri ilkel silahlarla ve Çin güçlerinden elde
ettikleri silahlarla haftalarca çatışmalar devam etmiştir. Bu çatışma
lar o günlerde, Türkiye ve dünya basınında geniş bir şekilde ye almasına
rağmen, dünya kamuoyu tarafından işgalci Çin hükümetine resmi yollarla
bir tepki, bir kınama söz konusu olmamıştır. Elbette ki; Bağımsızlığa
teşne durumdaki Doğu Türkistan halkı sözde hür olduklarını zanneden
dünya devletleri tarafından yalnız bırakılsalar bile kalplerindeki özgür
olma duygusunu asla köreltmeyecekti. Kendi kaderi ile baş başa bırakılan
Doğu Türkistan halkı milli mücadelesini yok denecek imkanlarla günümüze
kadar sürdüre gelmektedir. Sürdürmeye de devam edecektir. Bir milletin
bağımsızlığının yalnızca başka devletlerin yardımlarına muhtaç olarak
ayakta durmayacağı da bilinen bir gerçektir. Bunun bilincinde olan
kahraman Doğu Türkistan halkı sayısız şehitler vermek pahasına yarım
asırdır.
Milli mücadelesini dünyanın en fazla nüfusuna sahip ve en vahşi
ordularını besleyen ve dünyada silah yatırımı en fazla olan Çin gibi bir
emperyalist devlete karşı devam ettirmektedir. Bir gün mutlaka bağımsız
olacaklarına olan inançlarını kalplerinden bir gün olsun çıkartmayan
Doğu Türkistanlıların sahip olduğu Dini, milli, kültürel, ve ırki yönden
mukavemet göstermesi Çin hükümetini her geçen gün daha fazla tedirgin
etmekte ve bu sebeple de ellerine geçirdikleri her fırsatta yüzlerce,
binlerce Müslüman Türk’ü çeşitli bahanelerle katletmektedirler. Doğu
Türkistan halkı ile hiçbir bağı bulunmayan devletler den ve milletlerden
herhangi bir beklentimiz yoktur. Fakat, Rahmetli İsa Yusuf ALPTEKIN
Beyin ifadesi ile “kan, can, dil ve din birliği” bulunan Türkiye
Cumhuriyeti hükümetinin Dış işleri bakanı ve başbakan yardımcısı Sayın
Abdullah Gül şu anda Çin’de bulunuyor. Gönül isterdi ki; programında
küçük bir değişiklik yaparak Doğu Türkistan’ı da ziyaret etsin ve
sayısız dindaşının ve ırkdaşının kan içici Çinliler tarafından
katledişinin 8. yılında çok anlamlı bir ziyaret gerçekleştirerek Doğu
Türkistan halkının gönül yaralarına bir nebze merhem olsun…
İdikut dağında en kısa mesafeli kariz keşfedildi
Kariz
2000 yıldan fazla bir geçmişe sahip Uygur akıl ve ferasetinin cevheri
sayılabilecek yeraltı sulama kanallarının adıdır. Bu kanallar
aynı zamanda Doğu Türkistan topraklarının Doğu Türkistan Türklerinin
ecdat yadigarı toprakları, vatanları olduğunu ispat eden tarihi birer
vesika niteliği de taşımaktadır. Bölgeye gelen yabancı uyrukluların son
derece dikkatini celp eden bu Kariz'ler Son yıllarda Çin hükümetinin
kasıtlı ihmalkarlıkları sebebiyle takribi olarak 20 ya da 25 yıl gibi
bir zaman sonra tamamen yok olma tehlikesiyle karşı karşıya
bulunmakta-dırlar.
Yakın zamanlarda Arkeologlar Turfan'daki İdikut dağının içerisinden 30
metre uzunluğunda bir Kariz keşfettiler. Bu Kariz Doğu Türkistan'daki
en kısa mesafeli Kariz sayılmaktadır. Bu Kariz'in ismi "Ghojam Bulak"
olup, su seviyesinin oldukça düşük olduğu tespit edilmiştir. Bu Kariz "Ghulam
Bulak"ın yanından 300 metre daha uzaklıkta bulunmakta. Çok eski
tarihlerde yerli halkın bu Kariz'i kazmak suretiyle yaptıklarının da
kuvvetli bir ihtimal olduğu anlaşılmıştır.
Edinilen bilgilere göre Bu Kariz' in keşfedilmesinden önce Doğu
Türkistan'daki en kısa mesafeli Kariz' in "Hesenniyaz" adındaki Kariz'
olup, boyunun 50 metre olduğu da öğrenilmiştir.
Çin işi sahte Hereke halısı Türkiye’nin itibarını zedeliyor
TÜRKİYE'DEN aldıkları ürünlerin ülkelerine dönünce sahte olduğunu
anlayan Alman turistlerin şikâyetini inceleyen Kültür ve Turizm
Bakanlığı, kazıkçı firmalar listesi çıkardı.
Dışişleri Bakanlığı Genel ve İkili Ekonomik İlişkiler Genel Müdürlüğü,
Türkiye'de yaptıkları halı ve mücevher alımlarında aldatıldığını ileri
süren Almanlar'ın şikayetleri üzerine durumu Kültür ve Turizm
Bakanlığı'na bildirdi. Şikâyetleri değerlendiren Bakanlık, "kazıkçı
firmalar" listesi hazırladı.
Bakanlık, listeyi uyarı yazısıyla birlikte Türkiye Seyahat Acenteleri (TÜRSAB)
ve Otelciler Birliği (TÜROB) ile Turizm Yatırımcıları Derneği'ne (TYD)
gönderdi.
Alman turistleri aldattığı ileri sürülen 21 firmanın yer aldığı listede
Antalya ve Denizli firmaları başı çekiyor.
2004 yılında ülkemizi ziyaret eden, tatillerini Türkiye'de geçiren bazı
Alman turistler, yaptıkları alışverişler sonucu aldıkları ürünlerde
kazıklandıklarını ileri sürerek şikayetçi oldular. Turistler,
şikâyetlerini Berlin'deki büyükelçiliğimize, Ticaret ile Kültür ve
Tanıtma Müşavirlikleri'ne ilettiler.
Bu kurumlar da ellerindeki şikayet dilekçelerini Dışişleri Bakanlığı'na
bağlı Genel ve İkili Ekonomik İlişkiler Genel Müdürlüğü'ne gönderdiler.
Şikâyetleri ciddi bulan Dışişleri Bakanlığı, konuyu Kültür ve Turizm
Bakanlığı'na aktardı.
Bakanlık, şikayete konu firmaların isimlerinin bulunduğu bir liste
hazırlayarak Türkiye Seyahat Acenteleri (TÜRSAB) ve Otelciler Birliği (TÜROB)
ile Turizm Yatırımcıları Derneği'ne (TYD) gönderdi. Bakanlık,
listeyle birlikte gönderdiği yazı aracılığıyla da konu hakkında daha
duyarlı davranılmasını istedi. TÜROB da bakanlığın isteğini, şikâyete
konu olan 21 firmanın isim ve adreslerinin bulunduğu listeyi
işletmelerin bulunduğu iller ve tatil yörelerindeki belediyelere
gönderdi. TÜROB'un yazısında "Bu durum, ülkemizin itibarını ciddi
şekilde zedeleyebilir" denilerek hassas davranılması istendi.
Taklit ürün satıyorlar
Dışişleri Bakanlığı Genel ve İkili Ekonomik İlişkiler Genel
Müdürlüğü'nün konuyla ilgili hazırladığı raporda, Türkiye'den ülkelerine
dönen Almanlar, ülkemizden aldıkları mücevher ve halıları uzmanlara
gösterince aldatıldıklarını anladıkları belirtiliyor.
Raporda, "Pek çok Alman, Türkiye'den aldıkları değerli taşların ifade
edilenden daha düşük karata, altınların daha düşük ayarda olduğunu iddia
ediyor.
Ülkemizde imal edildiği belirtilen halıların Çin'de üretildiği
belirtiliyor. Alışveriş sırasında görülerek satın alınan ürünler yerine
postayla farklı desen ve ebatta halılar gönderildiği söyleniyor. Bu tür
çok sayıda şikâyet var" denildi. Şikâyet edilen işletmeler arasında
Denizli ve Antalya'da faaliyet gösteren firmaların çokluğu dikkat
çekiyor. Listede Antalya ve Denizli'den 8'er, Afyon'dan 2, İstanbul,
Muğla ve İzmir'den 1'er işyeri bulunuyor.
Doğu Türkistan’da hayvancılık büyük ölçüde zarara uğradı
Ürümçi'deki Hayvancılık yetkililerinden alınan bilgilere göre Şubat
ayının ortalarından itibaren aralıksız yağan kar, fırtına ve deprem gibi
doğal afetler yüzünden zarara uğrayan il ve ilçelerin sayısı 45'e
ulaştı. Bu afetlerden zarar gören ailelerin sayısı da 200 bin altı yüz,
telef olan hayvan sayısı da 155 bin civarındadır. 14- 19 Şubat 2005
tarihleri arasında Aksu, Hoten, Kaşgar, Kızılsu bölgeleri başta olmak
üzere 4 vilayet ve civarında 30 yıldır görülmedik çaptaki aralıksız kar
yağışı büyük zarara yol açtı. Ağır kar afetine maruz kalan Hoten
vilayetinde telef olan hayvan sayısı 140 bine ulaştı.
Doğu
Türkistan’ın Üçturfan Bölgesi'nde deprem
Doğu Türkistan’ın Üçturfan ilçesinde, 6.2 büyüklüğünde bir deprem
meydana geldi.
Söz konusu deprem merkezi olan Üçturfan ilçesine bağlı Yeniavat
nahiyesinde yaklaşık 30 aileye ait 50 evin yıkıldığı ve bazı evlerin
duvarlarında çatlak oluştuğu bildirildi.
Uzmanlar, Çin işgali altında bulunan Doğu Türkistan’da sık sık
depremlerin meydana geldiğini belirterek,” Çin Hükümeti nükleer deneme
alanı olarak Doğu Türkistan’ı kullanıyor. Bu yüzden bölgenin ekolojik
dengesi bozuluyor. Bu ekolojik dengenin bozulması sebebiyle Doğu
Türkistan’da sık sık depremler meydana geliyor” dediler.
Uzmanlar, nükleer deneme yapan Çin’in, bir çok Doğu Türkistanlı Müslüman
Türk’ün hayatını kaybettiği ve radyasyonun etkisi ile düşük ve sakat
doğumların olduğunu söylediler.
Çin’de iki
haftada 200 kişi idam edildi
Uluslararası Af Örgütü,
Çin'in bugün başlayan yeni ay yılı öncesinde, iki haftada 200 kişiyi
idam ettiğini bildirerek, Pekin yönetimine idam cezalarını azaltması
çağrısında bulundu.
Merkezi Londra'da bulunan örgüt, Avrupa Birliği'nden de Tiananmen'deki
demokrasi yanlısı gösterilerin kanlı biçimde bastırıldığı 1989'dan bu
yana Çin'e uygulanan silah ambargosunu kaldırmayı düşünürken, Pekin
yönetiminin insan hakları sicilinin de göz önüne alınmasını istedi.
Örgütten yapılan açıklamada, Çin'de geçen Aralık ve Ocak aylarında
toplam 650 kadar kişinin idam edildiği hatırlatılarak, son iki haftada
200 idamın önemli bir artış olduğu belirtildi.
Açıklamada, idam cezasının caydırıcı olmadığı da vurgulandı ve Pekin
yönetiminin, toplu idamları, "sosyal istikrarı koruma" yöntemi olarak
aklamasının tamamen tehlikeli bir yanlış anlama olduğu kaydedildi.
Çin tarım ihracatını
da vurdu
Uludağ Yaş Sebze Meyve
İhracatçıları Birliği Başkan Vekili Özkan Kamiloğlu, meyve ve sebze
ihracatının her ay düştüğünü, Çin'in birçok sektör
gibi tarımı da etkilediğini söyledi. Uludağ Yaş Sebze Meyve
İhracatçıları Birliği Başkan Vekili Özkan Kamiloğlu,
Bursa Defteri (BURDEF) tarafından düzenlenen AB sürecinde tarım
sektörünün yaşadığı sıkıntıların ele alındığı toplantıda yaptığı
konuşmada, "Medeniyet projesi olan AB, Türkiye'yi ileriye götürecek ama
tarıma hiçbir şey kazandırmayacak" dedi.
Tarımdaki ihracatın yüzde
60'ının AB ülkelerine yapıldığını anlatan Kamiloğlu, Türkiye'nin birliğe
girdikten sonra bir ürünün yurt dışına gidişinin şehirlerarası
satılmasından farkının olmayacağını belirtti. Türkiye'nin en büyük
ihracat yaptığı ürünlerden salça, çilek ve kirazda pazar payının Çin
tehdidinde olduğunu vurgulayan Kamiloğlu, "Çin'den Türkiye'ye salça
geliyor.
Üstelik gelen salça İzmir'de paketlenip, Türkiye pazarına satılıyor.
Çin, ucuz çilekle de Türkiye'nin bu üründeki ihracatını baltalamaya
başladı. Kirazda da bu ülkenin ürünleri piyasaya yavaş yavaş çıkmaya
başladı. Özellikle genç ağaçlara sahip Çin, 2-3 yıl içinde birçok
tarımsal ürünle piyasaları sarsmaya başlayacak. Çin'den gelen ürünlerin
maliyetleri çok düşük. İthalatçı bir sent ucuz ürün bulduğunda,
tercihini anında değiştiriyor.
Çin'le birlikte Hindistan'ın da tarımsal üretime ağırlık vermesi,
Türkiye'yi AB müzakereleri sürecinde tarım politikalarının yeniden
yapılandırılması sırasında olumsuz yönde etkilemesinden korkuyorum" diye
konuştu. Kamiloğlu, armudun bu yıl hastalıktan dolayı ihraç
edilemediğine, şeftali üretiminin ise sürekli düştüğüne dikkat çekerken,
Bursa'nın meyve ihracatında sürekli geriye gittiğini vurguladı.
Kızıl Çin, Kaşgar da tarihi Sokak Adlarını Değiştiriliyor
01 Şubat 2005
01 Şubat 2005 tarihinde Doğu Türkistan'ın Kaşgar şehrinde zaten
12 si Çince 5'i Uygurca olan sokak isimlerinden beşini de değiştirdiler.
Bunlardan Kaşgar da 4. Ortaokulundan tren istasyonuna arasındaki yolun
adını Taianşan Şark Yolu olarak değiştirdiler.
Değiştirilen isimlerden basıları; Muztağ Yolu, Arslanhan Yolu, İparhan
Sokağı, Tarım Yolu.
DOĞU TÜRKİSTAN HALKINA JAPONYA'DAN SELAM
Uygurcadan Tercüme: Mehmet Emin Batur
14 Eylül 2004 tarihinde ABD’nin başkenti Waşington’ da
Sürgünde
Doğu Türkistan Hükümetinin kurulması Japon halkından sayısız insanı
sevindirmişti. Yine 2004 yılı Kasım ayının 20’sinden 25’ine kadar
Waşington’da gerçekleştirilen Sürgünde Doğu Türkistan Hükümetinin
Anayasasını ilan etme toplantılarına Tokyo’dan 3 temsilci Waşington’a
giderek hükümetin kuruluşunu ve Anayasasını ilan edilişini tebrik
etmişlerdi.
2005
Yılı Şubat ayının 18. günü Tokyo’daki “Tonooka Ofisi”nin
müdürü tarih
ve yasa bilimleri âlimi Prof. Dr. Tonooka Teruo ve Tonooka’nın asistanı,
Sürgündeki Doğu Türkistan Hükümetinin Tokyo’da mukim fahri Konsolosu
Bayan Sato Nagiko, Japonya’nın Kyoto Üniversitesi yasa bilimleri doktoru
“Japonya –Hindistan Dostluk Cemiyeti”nin başkanı, Japonya “Dünya
Güvenliği Vakfı”nın lideri, Japonya Kinki Fukushi Üniversitesi
Profesörü, “Japonya-Asya Cemiyeti”nin lideri Okamoto Koji başta olmak
üzere bir heyet Türkiye’nin İstanbul şehrine gelerek İstanbul’daki Dünya
Kültür miraslarını incelemekle beraber Sürgünde Doğu Türkistan Hükümeti
üyeleri, İstanbul’daki ve Ankara’daki Doğu Türkistan teşkilatı
başkanları ve İstanbul’da yerleşik Doğu Türkistanlılarla dostane bir
sohbet gerçekleştirdi.
20.02.2005 tarihinde saat 12.3o ila 14.40 arasında Japonya’daki dostlar
İstanbul’daki Doğu Türkistan Göçmenler Cemiyeti’ne gelerek Sürgündeki
Doğu Türkistan Hükümetinin Başbakan Yardımcısı Abdulveli Can, Meclis
başkanı Prof. Dr. Sultanmahmut Kaşgarlı, Başbakan Yardımcısı Hızır Bek
Gayretullah, İstanbul’da önde gelenlerden Muhammet Salih Hacim ve daha
başka Hükümet üyeleri ile görüşerek Japon halkının samimi selamlarını
ulaştırdı.
Bu sohbet toplantısında Sürgündeki Doğu Türkistan Hükümeti görevlileri
Japon dostlarımıza hitaben çok uzak yollardan gelerek Sürgündeki Doğu
Türkistan Hükümeti ile ilgilenmelerinden dolayı teşekkürlerini ve
memnuniyetlerini bildirdiler. Toplantı sonrasında ise Japon misafirlerin
onuruna bir yemek verildi.
21.02.2005 günü öğleden sonra Japon misafirler İstanbul Boğaziçi
Üniversitesine giderek Tarih Fakültesi Profesörü Selçuk Esenbel’i (Lise
ve Üniversiteyi Japonya’da okumuş, Doktorasını Amerika’da bitirmiş)
ziyaret ederek bundan sonra Türkiye ile Japonya arasındaki kültür alış-
verişini ve iki ülke dostluğunu daha da pekiştirme konusunda samimi
fikirler beyan ettiler.
22.02.2005 günü saat 14.00 ilâ 16.00 arasında yine Sürgünde Doğu
Türkistan Hükümeti yetkililerinin organizesi ile Japon misafirler Doğu
Türkistan Göçmenler Cemiyetine tekrar gelerek Doğu Türkistan Hükümetinin
İstanbul’daki mensupları ve Doğu Türkistan Teşkilatlarının temsilcileri
ile etraflı fikir teatisinde bulunmuşlardır. Ayrıca, Japonya ile Doğu
Türkistanlılar arasındaki tarihi dostluğu, kardeşliği güçlendirerek
kültür alış-verişine hız kazandırmak ve Komünist Çin hâkimiyetinin zulmü
altında soykırımla, ağır derecede milli ve ırki aşağılanmalarla karşı
karşıya bulunan Doğu Türkistan’ı kurtararak Asya ve dünya barışını
korumak, insanlık âlemi nin medeniyetini Çin’in hışmından kurtarmak,
diktatör komünist düzenini devirip insanlığa baht- saadet temin etmek
için ortak mücadele etme konusunda fikirlerin beyan edildiği tarihi
ehemmiyete sahip bir toplantı ifa edildi.
Japonyalı misafirler Türkiye halkları ile Japon halkının dostluğunun
çıkarlara dayalı olarak aniden ortaya çıkmış bir dostluk olmayıp, kökü
çok eski tarihlere dayanan bir dostluk olduğunu da vurgulamışlardır.
Japonya’dan gelen Tonooka, konsolosumuz Bayan Sato ve Okamoto’lar Japon
halkının hararetli selamlarını toplantı iştirakçilerine ilettiler.
Misafirlerin konuşmalarından etkilenen katılımcıların bazılarının
gözlerinden yaşlar süzülerek kalbi teşekkürlerini ifade ettiler.
Toplantıya Sürgündeki Doğu Türkistan Hükümeti sözcüsü İsmail Cengiz ev
sahipliği yaptı. Toplantıda Prof. Dr. Sultan Mahmut Kaşgarlı, Abdulveli
Can, Hızırbek Gayretullah Emekli General Mehmet Rıza Bekin ve Seyit
Tarancı birer konuşma yaptılar.
Misafirlere Doğu Türkistanlıların geleneksel Ton Çapanı ve Doppa ve
Sürgündeki Doğu Türkistan Hükümetinin Tokyo’daki Konsolosluğuna asılmak
üzere Ay-yıldızlı Gökbayrak takdim edildi. Fahri konsolos Sato
hanımefendi kendisine takdim edilen Bayrağı ve Doğu Türkistan halkının
Ümitlerini sevinçle kabul ederek Doğu Türkistan’da ezilmekte olan halkın
kurtuluşu için can-ı gönülden katkıda bulunacağını söyledi.
23.02.2005 günü saat 13.30 ila 15.30 arası Japon misafirler Doğu
Türkistan Vakfı başkanı Emekli General Mehmet Rıza Bekin daveti üzerine
Doğu Türkistan Vakfına giderek Uygur Yemeklerinin lezzeti ile tanışarak
vakfa toplanan Doğu Türkistanlıları selamladılar.
Doğu Türkistan Vakfı Başkanı Mehmet Rıza Bekin Japon misafirlerin
Türkiye’ye gelerek Doğu Türkistanlılarla ilgilenmesinden büyük ölçüde
etkilendiğini ve bu sebeple de bu misafirleri ağırlamaktan sevinç
duyduğunu ifade etmiştir. Bundan sonra da Türkiye-Japonya, Doğu
Türkistanlılarla Japonya arasındaki dostluğun artarak devam etmesini ve
dünya barışı için birlikte katkı sağlayacaklarını söyledi.
Japonya’dan gelen misafirler bundan
sonrada Türkiye’ye daha sık geleceklerini ve Türkiye’nin kültür, Milli
Eğitim ve sağlık alanlarına katkı yapmak için çalışacaklarını
bildirdiler.
Sürgünde Doğu Türkistan Hükümeti-Doğu
Türkistan Enformasyon Merkezi Ertekin 26.02.2005
|