HÜR

GÖKBAYRAK

DOĞU TÜRKİSTAN'IN SESİ

 

 

 

 

HÖR

KÖKBAYRAK

SHERQİ TÜRKİSTANİNG AWAZİ

      

    Anasayfa

     HABER ARŞİVİ-2006

Ocak-2006

Şubat-2006

    HABER ARŞİVİ-2005

Ocak-2005

Şubat-2005

Mart-2005

Nisan-2005

Mayıs-2005

Haziran-2005

Temmuz-2005

Ağustos-2005

Eylül-2005

Ekim-2005

Kasım-2005

Aralık-2005

    HABER ARŞİVİ
       
2005
       
2004
       
2003
       
2002

        2001
       
2000

  Basın Yayın, Medya, Kurum, Kuruluş ve Ajanslarda yer alan

"Sinkiang", "Sincan", "Sinkiang Uygur Özerk Bölgesi", " Sinciang Uygur Otonom Bölgesi" ifadelerini kesinlikle kabul etmediğimiz önemle duyrulur.

HABER ARŞİVİ

ŞUBAT - 2005

 

Türk Tarihçilerini göreve davet ediyoruz

 

Söz konusu toplantının açılışını yapan Wang Leguen şöyle saçmaladı; "Sinkiang tarihi, çok uluslu devletimizin tarihinin çok önemli bir ayrıntısını oluşturuyorsa da, şimdiye kadar ortaya konulan tarihi bilgiler ilmi dayanaklardan yoksundu. Bu durum Sinkiang'ın hızlı gelişmekte olduğu gerçeği ile örtüşmüyordu. Bu sebeple tarihi gerçekleri temel alarak ilmi araştırmalar ışığında Sinkiang'ın gerçek tarihine şerh koymamız gerekmektedir."
Türk tarihinin temelini teşkil eden Doğu Türkistan tarihini çarpıtmak adına işgal altındaki Doğu Türkistan'dan sorumlu diktatör Wang Leguen hezeyanlarını sürdürerek; "Sinkiang tarihi meselesi oldukça ciddi bir konu olup, aynı zamanda sınırlarımız içindeki ve dışındaki bölücülerin ellerindeki en önemli malzemelerden biridir. Bu bölücü güçler Sinkiang'ın tarihini çarpıtmak suretiyle Sinkiang'ı büyük anayurttan ayırarak ele geçirmek istemektedirler. Bu yüzden ben Sinkiang'ın ezelden beri Çin'in ayrılmaz bir parçası olduğunu tarihi delillerle ortaya koymak istiyorum…." vs., vs., diyerek açıkça bu güne kadarki tarihi gerçekleri dumura uğratmakta kararlı olduğunu ortaya koymuştur.


          Kanlı Çin Katliamının 8.yılı

 

Doğu Türkistan’ın Gulca vilayetinde Kadir Gecesi’ni ihya etmek için Doğu Türkistanlı kadınların bir araya geldiği bir eve baskın düzenleyen Çin polislerinin o evdeki kadınları sebepsiz yere topluca polis merkezine gitti ve ardından bu kadınların serbest bırakılması için polis merkezi önüne giden insanların ayaklarının dibine, iki Doğu Türkistanlı kadının cesedinin atılması üzerine patlak veren toplu halk hareketi sırasında, silahsız insanların üzerine Çin polislerinin yaylım ateşi aşması ile onlarca insan şehit olmuştur. Çin güçleri tarafından resmen tahrik edilmiş olunan Doğu Türkistanlıların tepkisi gitgide büyümüş ve kısa zamanda Doğu Türkistan’ın 80 ayrı bölgesinde Çinli işgalcilere karşı bir özgürlük savaşı başlatılmıştır.
Bu durumdan giderek kaygı ve korkuya kapılan işgalci Çin hükümeti Çin’den Doğu Türkistan’a takviye askeri güçler getirmek zorunda kalmışlardır. Çinliler, Doğu Türkistan halkına karşı tank ve benzeri ağır silahlarda kullanmışlardır. Çinli cellatlar tarafından katledilen insanlar arasında çocuklar, yaşlılar, kadınlar büyük çoğunlukta idiler. Yüzlerce, hatta yabancı basına göre binlerce Doğu Türkistanlı hunharca şehit edilmiş evler, yerleşim bölgeleri tanklarla yıkılmış, yakılmış yerle bir edilmiştir. Doğu Türkistanlılar için artık silahsız olmanın hiçbir ehemmiyeti yoktu.

Ellerine geçirebildikleri ilkel silahlarla ve Çin güçlerinden elde ettikleri silahlarla haftalarca çatışmalar devam etmiştir. Bu çatışma lar o günlerde, Türkiye ve dünya basınında geniş bir şekilde ye almasına rağmen, dünya kamuoyu tarafından işgalci Çin hükümetine resmi yollarla bir tepki, bir kınama söz konusu olmamıştır. Elbette ki; Bağımsızlığa teşne durumdaki Doğu Türkistan halkı sözde hür olduklarını zanneden dünya devletleri tarafından yalnız bırakılsalar bile kalplerindeki özgür olma duygusunu asla köreltmeyecekti. Kendi kaderi ile baş başa bırakılan Doğu Türkistan halkı milli mücadelesini yok denecek imkanlarla günümüze kadar sürdüre gelmektedir. Sürdürmeye de devam edecektir. Bir milletin bağımsızlığının yalnızca başka devletlerin yardımlarına muhtaç olarak ayakta durmayacağı da bilinen bir gerçektir. Bunun bilincinde olan kahraman Doğu Türkistan halkı sayısız şehitler vermek pahasına yarım asırdır.

Milli mücadelesini dünyanın en fazla nüfusuna sahip ve en vahşi ordularını besleyen ve dünyada silah yatırımı en fazla olan Çin gibi bir emperyalist devlete karşı devam ettirmektedir. Bir gün mutlaka bağımsız olacaklarına olan inançlarını kalplerinden bir gün olsun çıkartmayan Doğu Türkistanlıların sahip olduğu Dini, milli, kültürel, ve ırki yönden mukavemet göstermesi Çin hükümetini her geçen gün daha fazla tedirgin etmekte ve bu sebeple de ellerine geçirdikleri her fırsatta yüzlerce, binlerce Müslüman Türk’ü çeşitli bahanelerle katletmektedirler. Doğu Türkistan halkı ile hiçbir bağı bulunmayan devletler den ve milletlerden herhangi bir beklentimiz yoktur. Fakat, Rahmetli İsa Yusuf ALPTEKIN Beyin ifadesi ile “kan, can, dil ve din birliği” bulunan Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin Dış işleri bakanı ve başbakan yardımcısı Sayın Abdullah Gül şu anda Çin’de bulunuyor. Gönül isterdi ki; programında küçük bir değişiklik yaparak Doğu Türkistan’ı da ziyaret etsin ve sayısız dindaşının ve ırkdaşının kan içici Çinliler tarafından katledişinin 8. yılında çok anlamlı bir ziyaret gerçekleştirerek Doğu Türkistan halkının gönül yaralarına bir nebze merhem olsun…

 

İdikut dağında en kısa mesafeli kariz keşfedildi

 

Kariz 2000 yıldan fazla bir geçmişe sahip Uygur akıl ve ferasetinin cevheri sayılabilecek yeraltı sulama kanallarının adıdır. Bu kanallar aynı zamanda Doğu Türkistan topraklarının Doğu Türkistan Türklerinin ecdat yadigarı toprakları, vatanları olduğunu ispat eden tarihi birer vesika niteliği de taşımaktadır. Bölgeye gelen yabancı uyrukluların son derece dikkatini celp eden bu Kariz'ler Son yıllarda Çin hükümetinin kasıtlı ihmalkarlıkları sebebiyle takribi olarak 20 ya da 25 yıl gibi bir zaman sonra tamamen yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bulunmakta-dırlar.
Yakın zamanlarda Arkeologlar Turfan'daki İdikut dağının içerisinden 30 metre uzunluğunda bir Kariz keşfettiler. Bu Kariz Doğu Türkistan'daki en kısa mesafeli Kariz sayılmaktadır. Bu Kariz'in ismi "Ghojam Bulak" olup, su seviyesinin oldukça düşük olduğu tespit edilmiştir. Bu Kariz "Ghulam Bulak"ın yanından 300 metre daha uzaklıkta bulunmakta. Çok eski tarihlerde yerli halkın bu Kariz'i kazmak suretiyle yaptıklarının da kuvvetli bir ihtimal olduğu anlaşılmıştır.
Edinilen bilgilere göre Bu Kariz' in keşfedilmesinden önce Doğu Türkistan'daki en kısa mesafeli Kariz' in "Hesenniyaz" adındaki Kariz' olup, boyunun 50 metre olduğu da öğrenilmiştir.

 

Çin işi sahte Hereke halısı Türkiye’nin itibarını zedeliyor

 

TÜRKİYE'DEN aldıkları ürünlerin ülkelerine dönünce sahte olduğunu anlayan Alman turistlerin şikâyetini inceleyen Kültür ve Turizm Bakanlığı, kazıkçı firmalar listesi çıkardı.

Dışişleri Bakanlığı Genel ve İkili Ekonomik İlişkiler Genel Müdürlüğü, Türkiye'de yaptıkları halı ve mücevher alımlarında aldatıldığını ileri süren Almanlar'ın şikayetleri üzerine durumu Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bildirdi. Şikâyetleri değerlendiren Bakanlık, "kazıkçı firmalar" listesi hazırladı.

Bakanlık, listeyi uyarı yazısıyla birlikte Türkiye Seyahat Acenteleri (TÜRSAB) ve Otelciler Birliği (TÜROB) ile Turizm Yatırımcıları Derneği'ne (TYD) gönderdi.

Alman turistleri aldattığı ileri sürülen 21 firmanın yer aldığı listede Antalya ve Denizli firmaları başı çekiyor.
2004 yılında ülkemizi ziyaret eden, tatillerini Türkiye'de geçiren bazı Alman turistler, yaptıkları alışverişler sonucu aldıkları ürünlerde kazıklandıklarını ileri sürerek şikayetçi oldular. Turistler, şikâyetlerini Berlin'deki büyükelçiliğimize, Ticaret ile Kültür ve Tanıtma Müşavirlikleri'ne ilettiler.
Bu kurumlar da ellerindeki şikayet dilekçelerini Dışişleri Bakanlığı'na bağlı Genel ve İkili Ekonomik İlişkiler Genel Müdürlüğü'ne gönderdiler. Şikâyetleri ciddi bulan Dışişleri Bakanlığı, konuyu Kültür ve Turizm Bakanlığı'na aktardı.
Bakanlık, şikayete konu firmaların isimlerinin bulunduğu bir liste hazırlayarak Türkiye Seyahat Acenteleri (TÜRSAB) ve Otelciler Birliği (TÜROB) ile Turizm Yatırımcıları Derneği'ne (TYD) gönderdi. Bakanlık, listeyle birlikte gönderdiği yazı aracılığıyla da konu hakkında daha duyarlı davranılmasını istedi. TÜROB da bakanlığın isteğini, şikâyete konu olan 21 firmanın isim ve adreslerinin bulunduğu listeyi işletmelerin bulunduğu iller ve tatil yörelerindeki belediyelere gönderdi. TÜROB'un yazısında "Bu durum, ülkemizin itibarını ciddi şekilde zedeleyebilir" denilerek hassas davranılması istendi.

Taklit ürün satıyorlar
              Dışişleri Bakanlığı Genel ve İkili Ekonomik İlişkiler Genel Müdürlüğü'nün konuyla ilgili hazırladığı raporda, Türkiye'den ülkelerine dönen Almanlar, ülkemizden aldıkları mücevher ve halıları uzmanlara gösterince aldatıldıklarını anladıkları belirtiliyor.
            Raporda, "Pek çok Alman, Türkiye'den aldıkları değerli taşların ifade edilenden daha düşük karata, altınların daha düşük ayarda olduğunu iddia ediyor.
Ülkemizde imal edildiği belirtilen halıların Çin'de üretildiği belirtiliyor. Alışveriş sırasında görülerek satın alınan ürünler yerine postayla farklı desen ve ebatta halılar gönderildiği söyleniyor. Bu tür çok sayıda şikâyet var" denildi. Şikâyet edilen işletmeler arasında Denizli ve Antalya'da faaliyet gösteren firmaların çokluğu dikkat çekiyor. Listede Antalya ve Denizli'den 8'er, Afyon'dan 2, İstanbul, Muğla ve İzmir'den 1'er işyeri bulunuyor.

 

Doğu Türkistan’da hayvancılık büyük ölçüde zarara uğradı

Ürümçi'deki Hayvancılık yetkililerinden alınan bilgilere göre Şubat ayının ortalarından itibaren aralıksız yağan kar, fırtına ve deprem gibi doğal afetler yüzünden zarara uğrayan il ve ilçelerin sayısı 45'e ulaştı. Bu afetlerden zarar gören ailelerin sayısı da 200 bin altı yüz, telef olan hayvan sayısı da 155 bin civarındadır. 14- 19 Şubat 2005 tarihleri arasında Aksu, Hoten, Kaşgar, Kızılsu bölgeleri başta olmak üzere 4 vilayet ve civarında 30 yıldır görülmedik çaptaki aralıksız kar yağışı büyük zarara yol açtı. Ağır kar afetine maruz kalan Hoten vilayetinde telef olan hayvan sayısı 140 bine ulaştı.

 

Doğu Türkistan’ın Üçturfan Bölgesi'nde deprem

 

Doğu Türkistan’ın Üçturfan ilçesinde, 6.2 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi.
Söz konusu deprem merkezi olan Üçturfan ilçesine bağlı Yeniavat nahiyesinde yaklaşık 30 aileye ait 50 evin yıkıldığı ve bazı evlerin duvarlarında çatlak oluştuğu bildirildi.
Uzmanlar, Çin işgali altında bulunan Doğu Türkistan’da sık sık depremlerin meydana geldiğini belirterek,” Çin Hükümeti nükleer deneme alanı olarak Doğu Türkistan’ı kullanıyor. Bu yüzden bölgenin ekolojik dengesi bozuluyor. Bu ekolojik dengenin bozulması sebebiyle Doğu Türkistan’da sık sık depremler meydana geliyor” dediler.
Uzmanlar, nükleer deneme yapan Çin’in, bir çok Doğu Türkistanlı Müslüman Türk’ün hayatını kaybettiği ve radyasyonun etkisi ile düşük ve sakat doğumların olduğunu söylediler.

 

Çin’de iki haftada 200 kişi idam edildi

 

Uluslararası Af Örgütü, Çin'in bugün başlayan yeni ay yılı öncesinde, iki haftada 200 kişiyi idam ettiğini bildirerek, Pekin yönetimine idam cezalarını azaltması çağrısında bulundu.
Merkezi Londra'da bulunan örgüt, Avrupa Birliği'nden de Tiananmen'deki demokrasi yanlısı gösterilerin kanlı biçimde bastırıldığı 1989'dan bu yana Çin'e uygulanan silah ambargosunu kaldırmayı düşünürken, Pekin yönetiminin insan hakları sicilinin de göz önüne alınmasını istedi.
Örgütten yapılan açıklamada, Çin'de geçen Aralık ve Ocak aylarında toplam 650 kadar kişinin idam edildiği hatırlatılarak, son iki haftada 200 idamın önemli bir artış olduğu belirtildi.
Açıklamada, idam cezasının caydırıcı olmadığı da vurgulandı ve Pekin yönetiminin, toplu idamları, "sosyal istikrarı koruma" yöntemi olarak aklamasının tamamen tehlikeli bir yanlış anlama olduğu kaydedildi.

 

Çin tarım ihracatını da vurdu

 

Uludağ Yaş Sebze Meyve İhracatçıları Birliği Başkan Vekili Özkan Kamiloğlu, meyve ve sebze ihracatının her ay düştüğünü, Çin'in birçok sektör gibi tarımı da etkilediğini söyledi. Uludağ Yaş Sebze Meyve İhracatçıları Birliği Başkan Vekili Özkan Kamiloğlu,
Bursa Defteri (BURDEF) tarafından düzenlenen AB sürecinde tarım sektörünün yaşadığı sıkıntıların ele alındığı toplantıda yaptığı konuşmada, "Medeniyet projesi olan AB, Türkiye'yi ileriye götürecek ama tarıma hiçbir şey kazandırmayacak" dedi.

Tarımdaki ihracatın yüzde 60'ının AB ülkelerine yapıldığını anlatan Kamiloğlu, Türkiye'nin birliğe girdikten sonra bir ürünün yurt dışına gidişinin şehirlerarası satılmasından farkının olmayacağını belirtti. Türkiye'nin en büyük ihracat yaptığı ürünlerden salça, çilek ve kirazda pazar payının Çin tehdidinde olduğunu vurgulayan Kamiloğlu, "Çin'den Türkiye'ye salça geliyor.

Üstelik gelen salça İzmir'de paketlenip, Türkiye pazarına satılıyor. Çin, ucuz çilekle de Türkiye'nin bu üründeki ihracatını baltalamaya başladı. Kirazda da bu ülkenin ürünleri piyasaya yavaş yavaş çıkmaya başladı. Özellikle genç ağaçlara sahip Çin, 2-3 yıl içinde birçok tarımsal ürünle piyasaları sarsmaya başlayacak. Çin'den gelen ürünlerin maliyetleri çok düşük. İthalatçı bir sent ucuz ürün bulduğunda, tercihini anında değiştiriyor.
Çin'le birlikte Hindistan'ın da tarımsal üretime ağırlık vermesi, Türkiye'yi AB müzakereleri sürecinde tarım politikalarının yeniden yapılandırılması sırasında olumsuz yönde etkilemesinden korkuyorum" diye konuştu. Kamiloğlu, armudun bu yıl hastalıktan dolayı ihraç edilemediğine, şeftali üretiminin ise sürekli düştüğüne dikkat çekerken, Bursa'nın meyve ihracatında sürekli geriye gittiğini vurguladı.

 

Kızıl Çin, Kaşgar da tarihi Sokak Adlarını Değiştiriliyor

01 Şubat 2005

01 Şubat 2005 tarihinde Doğu Türkistan'ın Kaşgar şehrinde zaten 12 si Çince 5'i Uygurca olan sokak isimlerinden beşini de değiştirdiler.

Bunlardan Kaşgar da 4. Ortaokulundan tren istasyonuna arasındaki yolun adını Taianşan Şark Yolu olarak değiştirdiler.

Değiştirilen isimlerden basıları; Muztağ Yolu, Arslanhan Yolu, İparhan Sokağı, Tarım Yolu.

 

DOĞU TÜRKİSTAN HALKINA JAPONYA'DAN SELAM

 Uygurcadan Tercüme: Mehmet Emin Batur

14 Eylül 2004 tarihinde ABD’nin başkenti Waşington’ da Sürgünde Doğu Türkistan Hükümetinin kurulması Japon halkından sayısız insanı sevindirmişti. Yine 2004 yılı Kasım ayının 20’sinden 25’ine kadar Waşington’da gerçekleştirilen Sürgünde Doğu Türkistan Hükümetinin Anayasasını ilan etme toplantılarına Tokyo’dan 3 temsilci Waşington’a giderek hükümetin kuruluşunu ve Anayasasını ilan edilişini tebrik etmişlerdi.

2005 Yılı Şubat ayının 18. günü Tokyo’daki “Tonooka Ofisi”nin müdürü tarih ve yasa bilimleri âlimi Prof. Dr. Tonooka Teruo ve Tonooka’nın asistanı, Sürgündeki Doğu Türkistan Hükümetinin Tokyo’da mukim fahri Konsolosu Bayan Sato Nagiko, Japonya’nın Kyoto Üniversitesi yasa bilimleri doktoru “Japonya –Hindistan Dostluk Cemiyeti”nin başkanı, Japonya “Dünya Güvenliği Vakfı”nın lideri, Japonya Kinki Fukushi Üniversitesi Profesörü, “Japonya-Asya Cemiyeti”nin lideri Okamoto Koji başta olmak üzere bir heyet Türkiye’nin İstanbul şehrine gelerek İstanbul’daki Dünya Kültür miraslarını incelemekle beraber Sürgünde Doğu Türkistan Hükümeti üyeleri, İstanbul’daki ve Ankara’daki Doğu Türkistan teşkilatı başkanları ve İstanbul’da yerleşik Doğu Türkistanlılarla dostane bir sohbet gerçekleştirdi.

20.02.2005 tarihinde saat 12.3o ila 14.40 arasında Japonya’daki dostlar İstanbul’daki Doğu Türkistan Göçmenler Cemiyeti’ne gelerek Sürgündeki Doğu Türkistan Hükümetinin Başbakan Yardımcısı Abdulveli Can, Meclis başkanı Prof. Dr. Sultanmahmut Kaşgarlı, Başbakan Yardımcısı Hızır Bek Gayretullah, İstanbul’da önde gelenlerden Muhammet Salih Hacim ve daha başka Hükümet üyeleri ile görüşerek Japon halkının samimi selamlarını ulaştırdı.

Bu sohbet toplantısında Sürgündeki Doğu Türkistan Hükümeti görevlileri Japon dostlarımıza hitaben çok uzak yollardan gelerek Sürgündeki Doğu Türkistan Hükümeti ile ilgilenmelerinden dolayı teşekkürlerini ve memnuniyetlerini bildirdiler. Toplantı sonrasında ise Japon misafirlerin onuruna bir yemek verildi.

21.02.2005 günü öğleden sonra Japon misafirler İstanbul Boğaziçi Üniversitesine giderek Tarih Fakültesi Profesörü Selçuk Esenbel’i (Lise ve Üniversiteyi Japonya’da okumuş, Doktorasını Amerika’da bitirmiş) ziyaret ederek bundan sonra Türkiye ile Japonya arasındaki kültür alış- verişini ve iki ülke dostluğunu daha da pekiştirme konusunda samimi fikirler beyan ettiler.

22.02.2005 günü saat 14.00 ilâ 16.00 arasında yine Sürgünde Doğu Türkistan Hükümeti yetkililerinin organizesi ile Japon misafirler Doğu Türkistan Göçmenler Cemiyetine tekrar gelerek Doğu Türkistan Hükümetinin İstanbul’daki mensupları ve Doğu Türkistan Teşkilatlarının temsilcileri ile etraflı fikir teatisinde bulunmuşlardır. Ayrıca, Japonya ile Doğu Türkistanlılar arasındaki tarihi dostluğu, kardeşliği güçlendirerek kültür alış-verişine hız kazandırmak ve Komünist Çin hâkimiyetinin zulmü altında soykırımla, ağır derecede milli ve ırki aşağılanmalarla karşı karşıya bulunan Doğu Türkistan’ı kurtararak Asya ve dünya barışını korumak, insanlık âlemi nin medeniyetini Çin’in hışmından kurtarmak, diktatör komünist düzenini devirip insanlığa baht- saadet temin etmek için ortak mücadele etme konusunda fikirlerin beyan edildiği tarihi ehemmiyete sahip bir toplantı ifa edildi.

Japonyalı misafirler Türkiye halkları ile Japon halkının dostluğunun çıkarlara dayalı olarak aniden ortaya çıkmış bir dostluk olmayıp, kökü çok eski tarihlere dayanan bir dostluk olduğunu da vurgulamışlardır.

Japonya’dan gelen Tonooka, konsolosumuz Bayan Sato ve Okamoto’lar Japon halkının hararetli selamlarını toplantı iştirakçilerine ilettiler. Misafirlerin konuşmalarından etkilenen katılımcıların bazılarının gözlerinden yaşlar süzülerek kalbi teşekkürlerini ifade ettiler.

Toplantıya Sürgündeki Doğu Türkistan Hükümeti sözcüsü İsmail Cengiz ev sahipliği yaptı. Toplantıda Prof. Dr. Sultan Mahmut Kaşgarlı, Abdulveli Can, Hızırbek Gayretullah Emekli General Mehmet Rıza Bekin ve Seyit Tarancı birer konuşma yaptılar.

Misafirlere Doğu Türkistanlıların geleneksel Ton Çapanı ve Doppa ve Sürgündeki Doğu Türkistan Hükümetinin Tokyo’daki Konsolosluğuna asılmak üzere Ay-yıldızlı Gökbayrak takdim edildi. Fahri konsolos Sato hanımefendi kendisine takdim edilen Bayrağı ve Doğu Türkistan halkının Ümitlerini sevinçle kabul ederek Doğu Türkistan’da ezilmekte olan halkın kurtuluşu için can-ı gönülden katkıda bulunacağını söyledi.

23.02.2005 günü saat 13.30 ila 15.30 arası Japon misafirler Doğu Türkistan Vakfı başkanı Emekli General Mehmet Rıza Bekin daveti üzerine Doğu Türkistan Vakfına giderek Uygur Yemeklerinin lezzeti ile tanışarak vakfa toplanan Doğu Türkistanlıları selamladılar.

Doğu Türkistan Vakfı Başkanı Mehmet Rıza Bekin Japon misafirlerin Türkiye’ye gelerek Doğu Türkistanlılarla ilgilenmesinden büyük ölçüde etkilendiğini ve bu sebeple de bu misafirleri ağırlamaktan sevinç duyduğunu ifade etmiştir. Bundan sonra da Türkiye-Japonya, Doğu Türkistanlılarla Japonya arasındaki dostluğun artarak devam etmesini ve dünya barışı için birlikte katkı sağlayacaklarını söyledi.           

Japonya’dan gelen misafirler bundan sonrada Türkiye’ye daha sık geleceklerini ve Türkiye’nin kültür, Milli Eğitim ve sağlık alanlarına katkı yapmak için çalışacaklarını bildirdiler.

 Sürgünde Doğu Türkistan Hükümeti-Doğu Türkistan Enformasyon Merkezi   Ertekin 26.02.2005 

 
Bu web sitesi ile ilgili soru veya görüşlerinizi  hurgokbayrak@kaynet.net adresine gönderin
Telif Hakkı © 2000-2004
HÜR GÖKBAYRAK
       Site içeriğinin (metin ve grafikler) tüm kullanım haklarını
BEN TÜRK'ÜM DİYEBİLENLER
Kaynak Göstererek Kullanabilir
 
Son Değiştirilme Tarihi:
15.03.2006
 Tüm Hakları Saklıdır.
  İnternet Explorer ve 1024 X 768 piksel çözünürlülükte rahat izleyebilirsiniz