HÜR

GÖKBAYRAK

DOĞU TÜRKİSTAN'IN SESİ

 

 

 

 

HÖR

KÖKBAYRAK

SHERQİ TÜRKİSTANİNG AWAZİ

      

    Anasayfa

 

    HABER ARŞİVİ
       
2005
       
2004
       
2003
       
2002

        2001
       
2000

 

 

  Basın Yayın, Medya, Kurum, Kuruluş ve Ajanslarda yer alan

"Sinkiang", "Sincan", "Sinkiang Uygur Özerk Bölgesi", " Sinciang Uygur Otonom Bölgesi" ifadelerini kesinlikle kabul etmediğimiz önemle duyrulur.

HABER ARŞİVİ

ARALIK-2004

 

Kaşgar’da ezanlar susturuldu

Kurban Bayramı öncesinde Kaşgar kentinin tarihî merkezinde müezzinler kendi seslerinin gücüne güvenmek zorunda bırakıldı. Çünkü Çin Komünist Partisi yetkilileri camiî ve mescitlerde hopörler kullanılmasını yasakladılar

Doğu Türkistan, Komünist Parti'nin baskısına sahne oluyor. Özellikle 11 Eylül terör saldırılarından sonra, Uygur kültürünü ve İslâm dinini öne çıkaranlar, Pekin yönetimi gözünde 'ayrılıkçılıkla' veya 'teröristlikle' damgalanıyor. Çin'in Uygur kültürünü bastırmaya çalıştığı, tarihçilerin, pop şarkıcılarının yakından gözlendiği hatta kitapların yakıldığı belirtilirken, devlet kontrolü dışında hiçbir kültürel veya dinî aktiviteye izin verilmediği bildiriliyor. Bir zamanlar İpek Yolu'nun ticarî düğüm noktası olan ve Afganistan ile bir sınır şeridi bulunan Kaşgar kentinin tarihî merkezinde, müezzinler kendi sesinin gücüne güvenmek zorunda. Çünkü hoparlör kullanılması yasak. Çin, ülkede yaşayan Müslümanlar üzerinde kontrolü 11 Eylül terör saldırılarının ardından daha da sıkılaştırdı. Doğu Türkistan’ın başşehri Urümçi'de, İslâm Koleji'ndeki Kur'an-ı Kerim kursuna kimlerin katılabileceğine komünist yetkililer karar veriyor. Şehirdeki üniversite, Pekin'deki Devlet Konseyi tarafından finanse ediliyor ve üniversite kapsamında bir de din okulu bulunuyor. Burada camilere, komünist ders planına göre imam yetiştiriliyor. Bu arada Çin Komünist Partisi Sincan(!) şefi Wang Lequan ise, 'terör örgütü' ilân edilen sürgündeki gruplardan Doğu Türkistan İslâmî Hareketi'nin eylemlere katıldığı yönünde önemli deliller bulunduğunu iddia ederek, "Örgüt, Afganistan savaşı sırasında El-Kaide'ye katıldı, bin üyesi Taliban tarafından eğitildi ve Afganistan'da Taliban ile beraber savaştı. Bir kısmı da Çin'e geri gönderildi ve burada terör eylemleri gerçekleştirdi. Örgütten 6 bin el bombası, patlayıcı madde ve diğer silâhlar ele geçirdik" diye konuştu.

 

Merhum liderimizi andık

İsa Yusuf Alptekin 1901 yılında Doğu Türkistan'ın Kaşgar vilayetine bağlı Yenihisar kazasında dünyaya geldi.Öğrenimini Doğu Türkistan'da tamamladıktan sonra çeşitli memuriyet görevlerinde bulundu. 1926 yılında Batı Türkistan'a geçerek burada millî mücadele taraftarlarıyla irtibata geçti. 1931'de Hoca Niyaz tarafından başlatılan ayaklanma sırasında Doğu Türkistan'daki valilerin halka yaptıkları zulmü Çin hükûmetine anlatarak, bu durumun önlenmesini, aksi takdirde ayaklanmanın yayılacağını, Rusya'nın işgalinin sözkonusu olacağını anlattı. Ayaklanma sırasında ve sonrasında milliyetçilik faaliyetlerini sürdürdü. 1936 yılında Çin Meclisi üyeliğine de seçildi. Mücadelesini daha çok siyasî alanda yoğunlaştırmıştı. 3 yıl sonra Doğu Türkistan Hükûmeti'nin başkanlığı Türkler'e verildiğinde hükûmetin genel sekreterliğine getirildi. Bir yıldan fazla kaldığı bu görev esnasında, milliyetçi, anti-emparyalist ve anti-komünist politikalar sebebiyle, Rusya'nın ve Çin'in tepkilerini üzerine çekti. 1949'da Çin'in Doğu Türkistan'ı işgali ile birlikte o günkü Hindistan'ın Keşmir eyaletine iltica etti. 1954 yılında Türkiye'ye geçti. Türkiye'ye gelir gelmez İstanbul'da Doğu Türkistan Göçmenler Cemiyeti'ni kurarak, bundan sonraki faaliyetlerini Doğu Türkistan davasının dünya kamuoyuna anlatılmasında yoğunlaştırdı.
Yabancı ülke yöneticileri nezdinde olduğu kadar Türkiye hükûmetleri nezdinde de Doğu Türkistan davasının anlatılması için mücadele verdi. Parti liderleriyle görüştü. Başbakan ve cumhurbaşkanlarıyla görüştü.
İsa Yusuf Alptekin’in bütün ömrü; mahrumiyetler içerisinde, esir Türkistan'ın hürriyet ve bekası için inanç ve azimle mücadele içinde geçti. Ve 17 Aralık 1995 gecesi vefat etti.

 

Çin İstilâsına Kota Seddi

Türk pazarını adeta istilâ eden Çin ürünlerine yeni yılda kota geliyor. Başta tekstil ve hazır giyim olmak üzere 47 ürünün ithalatına gelecek kota uygulaması 3 yıl sürecek. Aralarında Türkiye'nin de bulunduğu pek çok ülke, ucuz Çin mallarının istilâsından endişe duyuyor. Bu nedenle ABD ve AB'nin yanı sıra pek çok ülke Çin'den yapılan ithalata sınırlama getirmeye hazırlanıyor.
Türkiye de ağırlığı tekstil ve hazır giyim olmak üzere 47 ürün grubunda Çin'e kota uygulayacak.
Kota uygulamasıyla ilgili bilgi veren Devlet Bakanı Kürşat Tüzmen, "Bu kendi yerli sanayimizin zarar görmemesi için yaptığımız haklı bir müracaattır. Çünkü bizim ekonomimiz içerisinde tekstil ve konfeksiyonun önemli bir ağırlığı var" dedi. Pekin Yönetimi'nin tepkisine rağmen Dünya Ticaret Örgütü kuralları, ülkelere yerli sanayilerini koruma imkânı sağlıyor. Çankaya Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Emin Çarıkçı da "Çin bizimle anlaşmak durumunda. Çünkü ocak-ekim döneminde 3.2 milyar dolar ithalat yapmışız, 300 milyon dolarlık ihracat yapmışız" diye konuştu. Çin'e uygulanacak kotalar ithalat artışını yüzde 5 ile 10 arasında sınırlayacak şekilde belirlenecek.

 

Yeni dini kanunlar özgürlükten çok baskı getirecek

 

Çin'de yeni yürürlüğe sokulacak dinî kanunların, beklendiği gibi özgürlük getirmeyeceği, aksine daha baskıcı unsurlar taşıdığı kaydedildi. Dün açıklanan ve 1 Mart'ta yürürlüğe girecek olan kanunların gizli kiliseler ve dinî gruplara karşı daha sert müeyyideler içerebileceği ifade edildi. Devlet medyasında açıklanan kanunların, dinî özgürlükler ve insan haklarını teminat altına alacağı kaydedilmişti.
Yeni kanunlar, bazı özgürlükler öngörse de tüm dinî kurum ve faaliyetlerin "anayasaya, kanunlara, yönetmeliklere saygılı, millî birlik, sosyal istikrara ve ırkî uyuma uygun" olması şartı getiriliyor.
Yorumcular, yeni kanunlarla sadece devlet tarafından tasdik edilmiş dinî grupların hukukî haklarının korunacağını ifade ettiler. Devlet tarafından tanınmayan gruplar ve dinî müesseselerin durumlarının ise eskisinden daha kötü duruma düşeceği kaydediliyor.
Ateist olan Çin, sadece Katolik, Protestan, İslâm, Budizm ve Taoculuğu resmî olarak tanıyor. Çinliler, sadece devletin müsaade ettiği kiliseler ve dinî mekânlarda ibadet edebiliyorlar. Devlet, kontrolü dışındaki dinî toplantılara ve evlerde oluşturulan kilise ve dinî mekânlara karşı sıkı kontrollerde bulunuyor. Yeni kanunlar, çeşitli kurumlar vasıtasıyla bu faaliyetlerin denetlenmesini öngörüyor.

Çin’de kömürü madenleri ölüm çukuru gibi

 

 Çin'in kuzeyindeki Shanxi bölgesinde 10 Aralık tarihinde, bir kömür madeninde meydana gelen gaz patlaması sonucu 33 işçinin hayatını kaybettiği bildirildi. Shanxi İş Güvenliği Bürosu, patlamanın Yuxian yakınlarındaki Nanlou kasabasındaki kömür madeninde meydana geldiğini açıkladı. Çin’de her yıl binlerce insan maden kazlarını hayatını kaybederken, Çin hükûmetin bu konuda tedbir almaması büyük tepkilere neden oluyor.

 

Dünya’yı en çok Çinli’ler kirletiyor

ABD ve Çin'in kullandıkları yakıtlardan çıkan zararlı gazlar bakımından dünyayı en çok kirleten ülkeler olduğu açıklandı. Uluslararası Enerji Ajansı'nın (UEA) son yayınladığı 2002 verilerinde, dünyanın en büyük ekonomilerine sahip iki ülkesinden Çin ve ABD’nin kömür, petrol ve doğalgaz gibi fosil yakıt kullanımı nedeniyle yaydıkları zararlı gazlarla dünya atmosferini en çok kirleten iki ülke olduğu bildirildi. Buna göre, zararlı gazların yayılmasında, ABD ve Çin yüzde 37'lik oranla öne çıkan ülkeler olurken, Avrupa ülkelerinde fosil yakıtlarla gaz salınımı 1990 yılına göre 2002'de yüzde16,9'luk bir artış gösterdi.
Türkiye'nin yer almadığı UEA'nın istatistiğinde, ABD yüzde 23,5 ile dünyayı en çok kirleten ülke olurken, ikinci sırayı yüzde 45'lik bir artış sağlayarak yüzde 13.6 orana sahip Çin izledi. Dünyayı en çok kirleten diğer ülkeler ve yüzdeleri ise şöyle: Rusya yüzde 6.2, Japonya yüzde 5, Hindistan yüzde 4.2, Almanya yüzde 3.5, Kanada yüzde 2.2, İngiltere yüzde 2.2, Güney Kore yüzde 1.9 ve İtalya yüzde 1.8.

 

 Alman basını da Çin’e baskı yapılmasını istiyor

Alman gazetelerinden Frankfurter Allgemeine, Başbakan Gerhard Schröder'in Çin gezisi sırasında, iki ülke arasında ticareti artırma çabalarını eleştiriyor. Çin'in gerek ekonomik performansının gerekse ihracat ve ithalatındaki artışın 'etkileyici' olduğunu kabul eden gazete, "diğer taraftan önde gelen Avrupalı politikacıların Fransız, Alman veya İtalyan mallarını Pekin'e satabilmek için birbiriyle yarışması, biraz komik hatta vakardan yoksun bir tavır" diyor. Gazete, Çin'e yönelik Avrupa Birliği silah ambargosunun kaldırılması çağrılarına da karşı çıkıyor. Berliner Zeitung ise başbakanlarını, Çin'de insan haklarının durumu ve şu anki sınırları dışındaki topraklar üzerinde hak iddiaları konusunda, sesini yükseltmediği için eleştiriyor. Gazete, "Schröder gibi Almanya'nın uluslararası arenada daha büyük rol oynamasını isteyenler, bu ortaklığın sınırlarına da işaret edebilmeli" diyor. Gazete, Başbakan Schöder'in tutumunu, Almanya Dışişleri Bakanının tutumuyla karşılaştırıyor ve bakan Joschka Fischer'ın geçtiğimiz yaz yaptığı Çin gezisinde insan hakları, Tibet, Hong Kong ve Tayvan konularını gündeme getirdiğini hatırlatıyor.

 

“Ölümcül Çin Gribi” tüm dünyayı tehdit ediyor

Dünya Sağlık Örgütü, bir kez daha bulaşıcı hastalık uyarısında bulundu. Dünya Sağlık Örgütü Başkanı Shigeru Omi, öldürücü bir grip virüsünün birkaç hafta içinde 100 milyon insanın yaşamına mal olmasının mümkün olduğunu söyledi. Sorunun kaynağı ise, virüsün şu sıralar özellikle soğuk olan kuzey yarıkürede rahatlıkla kurban bulabilmesi değil, virüslerin tamamen değişmiş olması ve 'kuş gribi' gibi hayvandan insana bulaşabilmesi. Ama ne yazık ki doğrudan tehdit altında olan ülkeler böyle bir salgınla mücadele için hazır değiller. Virüs uzmanları, yeni bir grip salgınının milyonlarca insanın yaşamına mal olabileceği konusunda uzun zamandır uyarıda bulunuyor. Bu tehlike özellikle Asya bölgesi için mevcut.
Geçen yıllarda yaşanan SARS salgınından sonra, en azından salgının yaşandığı ülkeler önlem almayı öğrendiler. Hastalığın en hızla yayıldığı ülkelerden biri olan Çin'de önlemler başladı, ama sadece SARS salgınına karşı. Bir grip salgınına karşı Çinliler de hazırlıklı değil.

 

Dünya İnsan Hakları Gününde Almanya’da Protesto Gösterisi

10 Aralık Günü BM. Teşkilatı tarafından kabul edilen “Dünya İnsan Hakları Günü” olup, Bu münasebetle Almanya’nın Münih şehrinde yaşamakta olan Doğu Türkistanlılar Çin’in Münih’teki Konsolosluk binası önünde bir araya gelerek protesto eyleminde bulundular.
Dünya Uygur Kurultayı Bünyesindeki “Avrupa Doğu Türkistan Birliği” Teşkilâtı tarafından organize edilen bu defa ki protesto eylemi Almanya saati ile sabah saat 10.00’dan 12.00’a kadar devam etmiştir.
Protesto eylemine katılanlar şiddetli soğuğa rağmen ellerinde Doğu Türkistan’ın Ay-Yıldızlı Gök Bayrakları ve Çin hâkimiyetine karşı sloganların yazılı olduğu pankartlarla avazları çıktığı kadar sloganlar atarak komünist Çin hâkimiyetine karşı olan tepkilerini sergilediler.
Bu protesto eylemine Merkezi Almanya’da bulunan “İç Moğolistan Millî Bağımsızlık Vakfı”na bağlı bir grup üye de Doğu Türkistanlılarla birlikte katıldılar.
Eylem sırasında Çin hâkimiyetinin Doğu Türkistan’daki insan hakları ihlâllerini ifşa eden Almanca bildiriler de dağıtıldı.

 

 

İsrail ve Çin arasındaki silâh ticareti ABD’yi kızdırdı

İsrail Parlamentosu Savunma Komitesi Başkanı Youval Steinitz, İsrail radyosuna yaptığı konuşmada, "Kamuoyundan saklanan bir gerginlik var. Özellikle İsrail'in Çin'e silâh satması ile ilgili son 1 veya 2 yıldır gizli bir gerginlik devam ediyor" şeklinde konuştu.
Daha önce de İsrail'de yayın yapan 'Channel Two' televizyonu, Washington'un, İsrail ile Çin arasındaki silâh ticareti sebebiyle İsrail Savunma Bakanlığı Direktörü General Amos Yaron'un görevden alınmasını istediğini bildirmişti.
ABD'li yetkililerin, Çin'in "hassas silâh sistemlerinin" geliştirilmesi için İsrail'e verme girişiminin İsrail tarafından kabul edilmemesi yönünde ısrarlı olduklarını belirten Channel Two, İsrail'in silâh sistemlerinin geliştirilmesinden vazgeçerek sadece tamiratını yapabileceğini kaydetti.

ABD, İSRAİL'DEN PİLOTSUZ UÇAKLARI ÇİN'E VERMEMESİNİ İSTEDİ

ABD, Çin tarafından İsrail'e model geliştirmek için verilen pilotsuz uçakların geri verilmemesini istedi.
İsrail'deki Haaretz gazetesi, Amerikalı yetkililerin "hassas silâh sistemlerinin" Çin'e teslimine karşı çıktıklarını bildirdi.
Gazete, İsrail'in 1990'larda Çin'e sattığı fakat daha sonra geliştirilmesi gayesiyle yeniden kendisine teslim edilen Harpy uçaklarını Çin'e geri vermemesi halinde İsrail ve Çin arasında siyasî bir kriz yaşanacağını yazdı.

 

Aksaray Valisi Coş, “ Çin Malı yerine Türk malı kullanın”

 Aksaray Devlet Hastanesi'nde incelemeler yapan Vali Hüseyin Avni Coş, resmi kurumların öncelikli olarak yerli malı kullanmaya özen göstermesini istedi.
Aksaray Devlet Hastanesi'nde, Hastane Başhekimi Hayati Kutlu ve Hastane Müdürü Sait Çelebi ile incelemelerde bulunan Vali Coş, kırtasiye malzemelerinin bulunduğu dolapta Çin malı kalemler görünce, "DMO'da bundan daha iyi ve kaliteli kırtasiye malzemeleri var. Siz ve tüm kurumlarımız yerli malı kullanmaya özen göstersin. DMO'da daha kaliteli ürünler daha ucuzu bulunuyor. Malzeme almadan önce DMO'daki fiyatları ve ürünün kalitesini sorun" dedi.

 

Çin’e İnsan Hakları Uyarısı

Uluslararası Olimpiyat Komitesi Başkanı Jacques Rogge, 2008 olimpiyatlarının yapılacağı Çin'i, insan hakları konusunda büyük bir dikkatle takip ettiklerini belirtti.
BBC Radyosu'na konuşan Rogge, "Bütün dünyanın gözü Çin'in üzerinde ve bunun Çin'in atacağı her adım üzerinde büyük etkisi var. Uluslararası Olimpiyat Komitesi olarak bizim görevimiz bazı değerlerin korunmasıdır. Çinli liderlere ve meslektaşlarımıza insan hakları konusunda ne kadar sağduyulu olduğumuzu ve onlardan insan haklarına yüzde yüz saygı istediğimizi söyledik. Farklı sosyal değerlerin değişimini değerlendirecek yetkinliğe biz sahip değiliz. Bunları değerlendiren kuruluşların bize verdikleri bilgileri değerlendiriyoruz" açıklamasını yaptı.

 

Doğu Perinçek Çin Başbakanı’na mektup yazdı

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki Türk heyeti Belçika'nın başkenti Brüksel'de tarih almak için müzekereler yaparken, İşçi Partisi'nin 3 kişilik heyeti de Doğu Perinçek'in Çin Cumhurbaşkanı Hu Jintao'ya hitaben yazdığı mektubu sunmak üzere Çin Komünist Partisi ile (ÇKP) görüşme yaptı.
Doğu Perinçek'in mektubunu ÇKP Kuzey Avrupa-Batı Asya Bölümü Başkan Yardımcısı Tian Duanhui'ye sunan 3 kişilik İşçi Partisi heyetinin başkanı Daşar Karadağ, kendilerinin ÇKP tarafından çok sıcak karşılandığını, görüşmenin planlanandan da uzun sürdüğünü ve bunun Türkiye'ye ve kendilerine verilen önemin bir göstergesi olduğunu söyledi. Karadağ, yaptıkları görüşmelerde, Asya'nın güvenliğinde Türkiye'nin kilit rol oynadığını, özelikle de Çin için Tayvan ne anlama geliyorsa, Türkiye için de Kıbrıs'ın aynı anlama geldiğini, ABD'nin önce Yugoslavya, daha sonra Afganistan ve Irak'a yaptığı saldırılardan sonra topun ucundaki ülkelerin Suriye, İran ve Türkiye olduğunu ve bu durumun Asya'nın güvenliği için kilit rol oynadığını belirttiklerini söyledi. Karadağ, ABD'nin dünyadaki tek süper güç olarak kalmak için Çin'i istemediğini ve ABD'nin Çin'in de çok ihtiyaç duyduğu "enerji" kaynaklarını kontrol altına almayı istediğini Çinli’ler'e anlattıklarını söyledi.
Karadağ, Çinliler'e sunulan bu mektubun "Türkiye'nin AB kapısına bağlanmasının tarihi olan 17 Aralık'ta" verilmesinin bir tesadüf olmadığını da sözlerine ekledi. Karadağ ayrıca, Kuzey Avrupa-Batı Asya bölümünün 500 çalışanı için ayrılmış özel yemekhaneye öğle yemeği için davet edildiklerini söyledi. Geçtiğimiz 17 Haziran tarihinde Çin'e resmen davet edilen İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek başkanlığındaki heyet, bu bölümün özel lokantasında ağırlanan ilk yabancı heyet olmuştu.

 

Çin - Rusya ortak askerî tatbikatı neyi amaçlıyor?

Rusya Savunma Bakanı Sergei İvanov, Rusya ve Çin'in ilk ortak askerî tatbikatlarını gelecek sene Çin topraklarında yapacağını bildirdi.
İnterfaks haber ajansının haberinde, İvanov'un Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'e verdiği bilgide tatbikatların kara, deniz ve hava kuvvetlerini kapsayacağını belirtiği kaydedildi. Çin’in Rusya ile son dönemlerde yakınlaşması ABD’nin Orta Asya’da kurmaya çalıştığı hâkimiyete karşı bir tepki olarak nitelendiriyor. Bu tatbikatla Çin ile Rusya’nın ABD’ye göz dağı vermeyi planladıklarını belirten Uluslararası İlişki uzmanları, Çin’in Doğu Türkistan’ı, Rusya’nın’da Çeçenistan’ı elinden çıkarmamak için büyük çaba içinde olduklarını belirtti.
Çin Hükûmeti’nin uzun zamandır işgal altında tuttuğu Doğu Türkistan’da terör bahanesiyle tatbikatlar yaparak Müslüman Türkleri psikolojik baskı altına alması tepkilere neden olurken, Rusya ile yapılacak olan bu tatbikatın daha gizli bir çok amacının bulunduğu kaydediliyor.

 

Dağdelen, “Çin Kömür piyasasını ele geçirdi”

Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Genel Müdürü Rıfat Dağdelen, son yıllarda kömürün büyük değer kazandığını belirterek, "Kömür dünyanın en stratejik enerji kaynağı oldu" dedi.TTK Genel Müdürü Rıfat Dağdelen, dünyada bulunan çeşitli diğer enerji kaynaklarının kısıtlı, az ömürlü veya masraflı olması gibi nedenlerden kömürün büyük önem kazandığını söyledi.
Bir çok ülkenin yıllardır kapattığı ve kapatmaya çalıştığı kömür maden ocaklarını yeniden açmaya başladığını ifade eden Rıfat Dağdelen, "Kömür dünyanın en stratejik enerji kaynağı oldu. Almanya dahi, kapattığı ocakları yeniden açmaya başlıyor. Bir anda en temel ve en önemli enerji kaynağı olan kömürün değeri artmaktadır" diye konuştu.
Yaklaşık 13 milyon ton kömür ithal eden Türkiye'de de TTK'nın öneminin arttığını belirten Dağdelen, "Çin'in kömür piyasasını ele geçirmesiyle kömür fiyatlarını arttırdılar. İthal kömür geçmişte olduğu gibi ucuz değildir. Milyonlarca ton kömürü dışarıdan ithal eden ülkemizde TTK'nın önemi daha da arttı.
TTK'da yıllardır yapılmayan yatırımların zorluğunu yaşıyoruz. Onun için yatırımlara çok önem veriyoruz. TTK'yı yeniden inşa ediyoruz" şeklinde konuştu.

 

Çin Hükûmeti sözde bölücükle mücadele adına
“Beyaz Kitap” yayınladı

“Çin Devlet Konseyi Basın Ofisi” tarafından 2004 yılı Aralık ayının 27’sinde yine, “2004 Yılı Çinin Millî Savunması” Başlıklı ve “Beyaz Kitap” adını verdikleri bir kitap yayınladıkları öğrenilmiştir. Söz konusu kitabın içeriğinde Çin’in savunma stratejisinin yanı sıra Çin Savunma ve Çin Ordusunun inşası alanlarında kaydettiği gelişmeler geniş çaplı bir biçimde anlatılmış bulunmaktadır. Çinli’lerin bu “Beyaz Kitabı”nda Çin’in gelişebilmesinde barışçı milletler arası bir konjonktüre ihtiyacının olduğu ve Tayvan’ın Bağımsızlığını isteyen güçlerin Çin’i bölmeye yönelik hareketlerini önlemenin Çin Ordu güçlerinin ve Çin halkının kutsal bir görevi olduğu ve ne pahasına olursa olsun Tayvan’ın Bağımsızlığı yanlısı teşebbüslerin ve komploların engelleneceği de vurgulanmaktadır.

 

Batılı ülkeler Çin’den bebek satın alıyor

Batılı ülkelerde bazı ailelerin 3. dünya ülkelerinden evlat edinmesi ticarete dönüşmüş durumda. Bürokratik engellerden kaçanlar, bebek tüccarları sayesinde, yasadışı yollardan, büyük paralar karşılığında evlat edinmeye çalışıyor.3. dünya ülkelerinde doğan, anne-babasını kaybetmiş yada yoksul ailelerin çocuklarının, batılı bir aile tarafından evlat edinilmesi ilk bakışta bir "şans" olarak görülüyor. Ancak bu duruma yakından bakıldığında, gerçeklerin basit ve toz pembe olmadığı anlaşılıyor. Evlatlık sektörü günümüzde serbest ticaretin bir kolu haline gelmiş durumda. Üstelik bu sektör uluslararası çapta işliyor ve çoğu kez amaçlanan, çocukların iyi bir geleceğe kavuşması değil, azami düzeyde kar elde etmek. Amaç bu olunca, yasadışı yöntemler gündeme geliyor. Evlat edinecek kişilerin belli özelliklere sahip çocuklar aradığına dikkat çeken insan hakları örgütü Terres de Hommes'ten Bernd Wacker isimli bir yetkili, "Sağlıklı ve bebek yaştaki çocuklara talep ve buna bağlı olarak rekabet büyük. Başvuru sahipleri mümkün olduğunca açık tenli ve kardeşi olmayan çocuklar arıyor. Durum böyle olunca tüm bu özellikleri taşıyan çocuk bulmak güçleşiyor ve yurtdışından evlat edinme gündeme geliyor" dedi. Yabancı bir ülkeden evlatlık aranınca da internet üzerinden arabuluculuk yapan kişiler ya da özel acentalar devreye giriyor. Bu kişi ve kuruluşların çoğu da bu konuda devlet kontrolünün olmadığı ABD'de bulunuyor. İnternette, evlatlık olarak sunulan çocukların fotoğraflarının yanında, ağır bürokratik işlemlerin söz konusu olmadığına ilişkin bir metin göze çarpıyor. Bazı ailelerin evlat edinmek istedikleri bebek için 30 bin doları gözden çıkardığı biliniyor. Çocukların çoğunun Çin, Güney Kore, Rusya ya da Ukrayna doğumlu olması dikkat çekiyor. Özellikle Doğu ve Güneydoğu Avrupa ülkelerinden çocuklara talep büyük.

 
 
 
 
 
Bu web sitesi ile ilgili soru veya görüşlerinizi  hurgokbayrak@kaynet.net adresine gönderin
Telif Hakkı © 2000-2004
HÜR GÖKBAYRAK
       Site içeriğinin (metin ve grafikler) tüm kullanım hakları Hür Gökbayrağa aittir. Kaynak
Gösterilerek Kullanılabilir
 Son Değiştirilme Tarihi:
Pazartesi, 03 Ocak 2005 01:03:55
 Tüm Hakları Saklıdır.
  İnternet Explorer ve 1024 X 768 piksel çözünürlülükte rahat izleyebilirsiniz