|
Doğu Türkistan'da
İşkence
Hacı Yakub Yusufî ANAT
İşkence, tanımca, bir
kimseye Maddî veya manevî olarak yapılan aşırı eziyet, manevî baskı veya
düşüncelerini öğrenmek amacıyla uygulanan eziyet gibi anlamlarıyla İnsan
haklarının tersi olup, İnsan haklarının çiğnenmesi demektir.
İnsan hakları, İnsanın
kişilik özgürlüğü ve başka demokratik haklarından ibarettir.
İnsan hakları önce
İngiltere burjuva İnkılâbında ortaya atılan şiar olmuş, feodallerle
teokratları karşısına hedef olarak almıştı.
Uzun süren mücadeleler
sonunda İngiliz parlâmentosu 1679–1689 yıllarında "İnsanları muhafaza
kanunu ve Haklar Kanunu Tasarısı"nı kabul etti.
XVIII. asırda Fransız
Rönesans devrinin düşünürlerinden biri, "İnsan tabiî hakları" teklifi
teşebbüsünde bulundu.
1776 yılında Amerika
Birleşik Devletleri kurulurken, "İstiklâl Bildirgesi" ilân edildi.
1789 yılında Fransa'da,
"Fransız İnsan Hakları Bildirgesi" ilân edildi.
Yukarıdaki belgelerin
hepsi bu talimatların mücessemleşmesinin ifadesidir.
"Özgürlük Bildirgesi"nde:
"Bütün İnsanlar özgürdür. Onların hepsi yaşama, hür, bahttan ibaret
dokunulmaz tabiî, İnsan haklarına sahiptir" diye ilân edilmiştir.
"İnsan hakları
bildirgesi"nde de: "İnsanlar hür doğarlar, eşit yaşarlar. Hürlük,
güvenlik her türlü ezişe karşı durmak tabiî haktır, . . . . , mülkiyet
mukaddestir, dokunulmazdır!" diye ilân edilmiştir.
Bazı cihetlerde batının
geleneksel insan hakları düşüncesinden aşıp geçti. Cihan vaziyetinin
gelişmesiyle İnsan hakları düşüncesi iç kanun dairesinden çıkıp
uluslararası kanun dairesine girerek, yeni mazmunları içine almaktadır.
Dünyada İnsan haklarını
çalıştırmak ve kontrol etmek için, Birleşmiş Milletler Teşkilâtı'nda
özel "İnsan Haklarını Koruma Komisyonu" kurularak, araştırmalara
başlanmıştır.
İŞKENCE NEDİR?
İşkence İnsan haklarının
çiğnenmesidir.
İşkence bir kimseye bir
şeyi söyletme ya da yaptırma amacıyla maddî ya da psikolojik yöntemlerle
acı çektirilerek uygulanan baskı ya da eziyet türüdür.
Tarih boyunca çeşitli
amaçlarla başvurulan işkencenin temel işlevi, soruşturma sürecinde
sanığa suç işlediğini kabul ettirmek, kendisi ya da başkaları hakkında
bilgi ve delil elde etmektir.
Totaliter ve otoriter
rejimlerde muhalefeti bastırmak, kişileri yıldırmak ve başkalarına göz
dağı vermek amacıyla bu yön-teme başvurulur. Tarih boyunca "işkence" bir
cezalandırma yöntemi olarak kullanılmıştır[1].
Yukarıda İnsan hakları ve
işkence hakkında kısaca bir malumat verildi. Aşağıda Doğu Türkistan'daki
İnsan haklarının ihlali ve işkenceler hakkında bildiğim kadarıyla
malumat vereceğim:
Doğu Türkistan, Yakub Bek
hâkimiyetinin sona erişinden sonra geçen asrın 10'lu yıllarından
başlayarak Yang zeng şin, chin shu ren, sheng shi sai, milliyetçi Çin ve
komünist Çin olup, beş hâkimiyet devrini başından geçirdi ve
geçirmektedir.
1949 yılına kadar
yarı-feodal, yarı-sömürge olan Çin'in kendisi, emperyalistlerin zülüm ve
ezişine duçar olmuştu. Çin'de "İnsan hakları" söz konusu bile değildi.
Sömürge hayatımız 1884
yılından 1949 yılı Çin komünistlerinin istilâsına kadar geçen 65 yıl
içerisinde sömürgenin bir alt sömürgesi durumuna gelen, Doğu Türkistan
halklarının İnsan hakları ne olacaktı?
Bu dönemdeki zülüm,
işkenceler hakkında konuşmaya toplantının zamanı müsait değildir. Burada
Çin komünistleri istilâsından son Çin hükümran dairelerinin Doğu
Türkistan'da yürüttüğü zülüm-işkenceleri ve İnsan haklarını çiğnediği
gerçekler hakkında malûmat vereceğim.
Çin komünistleri, Doğu
Türkistan'ı istilâ ettikten sonra yurdumuzda 20'den fazla büyük çapta
harekât (operasyon) yürüttü. Memleket mikyasında milyon onmilyonlarca
insan, Doğu Türkistan'da on binlerce, yüz binlerce insan hapislere
atıldı, işkenceler gördü, idam edildi.
BU HAREKETLER:
1. Kiraları Azaltma
Hareketi (1950–1951)
Doğu Türkistan'da
çiftçiler nüfusun % 80 teşkil eder. Köylerde toprak sahipleri, az toprak
sahipleri, ortakçılar, yıllıkçılar olur.
Toprak sahipleri
yerlerini, tohum ve çiftçilik aletlerini ortakçılara verir; ürün eşit
taksim edilir.
Az toprak sahipleri
yerlerini kendileri eker.
Yıllıkçılar topraksız
olup, toprak sahiplerine çalışır, yıllık ücret alır. Komünistlerce bu
"istismar" sayılır. Dolayısıyla kira haklarını "azaltma hareketi"ni
yürütüp, çiftçilere verip, çok kısmını hazineye aldılar, yani "devlet
istismarı" yaptılar. İşkencenin en büyüğü boğaz işkencesidir. Çin
komünistleri, Doğu Türkistan'da ilk olarak boğaz (karın) işkencesi
yaptılar. Karşı gelenleri hapse attılar, işkence yaptılar.
2. Karşı İnkılâpçıları
Bastırma Hareketi (1951)
Çin'de "kızıl devrim"
hüküm sürdüğü için, Çinliler'e göre, rejim aleyhtarlarını komünistlerce
temizlemek yok etmek lazımdı. Bu hareket ile milyonlarca, on milyonlarca
kişileri "rejim muhalifleri" adıyla hapse attılar, öldürdüler, ceza
[toplama] kamplarına gönderdiler. Doğu Türkistan'da ise bu sayı yüz
binlerin üstündeydi. Ben de bunlar içindeydim bir rejim muhalifi idim.
Bu hareket sürdük çe çok sayıda İnsan öldürüldü. Öldürülenlerin arasında
milliyetçilerden: Mesud Sabrî, Osman Batur, Canım han Hacı, Abdul-Eziz
Çingizhan, Kurban Kuday, Yıldırım Sebrî, Albay Abdulğufur Sebrî,
Abdurrehim Kılıç, Fethidin Masum, Abdul-hemid Damullam, Abdullah Semidî,
Sıdık Zalıng, Zekeriye, Veli, Oraz bey, Seyid Ahmed Hoca, Zafer Hoca,
Abdul Kadır Tahirî, Hamut Hacı, Tursun Alî, Davud, Porbıcap, . . . . lar
var idi. Bu yıllarda bir ilçenin komünist parti sekreterinin tasdik
ettiği adam idam edilirdi. Kanun y ok idi, ceza keyfiydi.
3. Üç ve Beş'e Karşı
Hareket (1951)
Üç (rüşvet, israfçılık,
bürokratçılık)'e, Beş (rüşvet, vergi hırsızlığı devlet mülkünü çalmak,
iş vakti ve malzeme hırsızlığı, devletin ekonomik-endüstriyel
bilgilerini satmak)'e karşı hareketlerde çok memurlar, ticaret adamları,
sanatçılar, esnaflar tutuklandı. Bunlara karşı işkenceler yapılıp,
yemedikleri rüşveti mecburî itiraf ettirerek 10 000 yuan'dan fazla
rüşvet alanlara "büyük pars"; 5 000 y¥kası giydirildi. Ellerinden
paraları alındıktan sonra, hapse atıldı.
4. Toprak Reformu (Yer
Islahatı) (1953)
Toprak reformu, Çin'de 2
yıldan fazla bir zaman sürdü. Komünistler rehberliğinde bir nice milyon
personel bu hareketi yürüttü. Bütün toprak devlet mülküne alınıp,
topraksız çiftçilere dağıtılıp verildi!? 3 yıldan sonra
"kooperatifleşmek" adı altında araziler çiftçilerinden elinden tartıp
alındı. "Kolektif kölelik rejimi" yürürlüğe konuldu. Sabah namazı
vaktinde işe çıkılır, akşam namazında işten dönülürdü. Kadın-erkek;
ihtiyar, genç, çocuk demeden çok geniş araziler üzerinde çalıştırıldı.
Günde 12 saat civarında çalıştırıldılar. Çoluk-çocuklardan, yaşlılardan
haber alınamazdı.
5.
Ticaret-Zanaatçılara Sosyalistik Reform Hareketi (1956)
Bu hareket ile ticaret,
zanaatın hepsi devlet tekeline alındı. Ticaret adamları, Dükkân
hadimleri, esnaf-zanaatçılar kendi fabrika-atölyelerinin işçi hadimleri
olarak maaşa bağlandı. Razı olmayanlar, muhalif olanlar hapse atıldı;
bazıları ise idam edildi.
6. Kalıntı Karşı
İnkılapçıları Temizleme Hareketi (1957)
Bu hareket aslında 1951
yılındaki harekette temizlenmeyenler için yapılmıştı. Bunlarda
tutuklanıp, cezalandırıldı, öldürüldü. Ceza ve emek [toplama] kamplarına
gönderildi. Burada yapı ise şöyleydi: 6 metre uzunluk, 5 metre
genişlikteki koğuşa 41 mahkûm sığdırılırdı.
7. İstil Düzeltme
Hareketi (1958–1959)
Çin komünistleri iki yıl
devam eden (Çin'de İstil ¥ise "milliyetçilere karşı koyma") bu hareket
ile Doğu Türkistan'daki bütün milliyetçileri, millî hissiyatına sahip
İnsanları kadın-erkek, genç-ihtiyar demeden temizlediler. Bunların tipik
temsilcileri "kültür bakanı Ziya Semedî, ticaret bakanı Abdul Eziz Karı,
Ürümçi belediye başkanı Abdurrehim Seidî, Gulca valisi Abdurrehim İsa
(intihar etmiştir) başlarında olmak üzere yüz binlerce Uygur, Kırgız,
Kazak, Özbek, Tatar Türk aydınları-öğrencileri "milliyetçi" damgası
vurularak hapislere, toplama kamplarına atıldı, öldürüldü.
8. Sağcılara Karşı
Hareket (1960)
Geçen asrın 60'lı
yıllarında Çin-Hindistan Sınır Savaşı ve Rusya ile Çin arasında fikir
ihtilafları çıktı. Bu münasebetle parti (Çin Komünist Partisi) içinde,
cemiyette, Çin Komünist partisine karşı fikirler, yeni yeni görüşler
ortaya çıktı. Dolayısıyla Çin Komünist Partisi derhal tedbir alıp, hemen
hareket başlattı. Bu fikirleri başlamadan "beşiğinde" yok etti. Yine on
binlerce İnsan "sağcı-milliyetçi şapkası" ile hapse atıldı. Kurşuna
dizildiler.
9. Komüna Kurma
Hareketi (1959–1960)
Toprakları
kooperatifleştirme merhalesinin sonunda, Çin Komünist Partisi bütün
Çin'de "komünalaştırma hareketi" adı altında bir hareket yürüttü. Çin
komünistlerince, "cennet" denilen bu "komüna" döneminde bütün İnsanlar
aç bırakıldı. Çin kendini büyük, cömert devlet olarak gösterip,
Arnavutluk, Vietnam, Laos, Kamboçya, Kuzey Kore, Küba, Tanzanya, . . . .
. , gibi ülkelere tahıl yardımı yaptı. Kendi halkını kemer sıkmaya
zorladı. Bir nüfusa ayda 15 kilo tahıl, 100 gram yağ, 200 gram şeker
verildi. Bir nüfusa yılda 10 metre kumaş satıp verilir di. Pazarlarda
bütün yemeklik maddeleri kontrol altında, her şey kuponlu, bütün cemiyet
kuyruktaydı. Bu dönemde Doğu Türkistan'ın çoğu ilçesi, köylerinde
İnsanlar açlıktan ölmeye başlamıştı. Örnek olarak Doğu Türkistan'ın en
zengin ilçesi olan "Bay ilçesinde" 20 000'den fazla İnsan açlıktan
kırıldı. hükûmet depolarında dolu dolu tahıllar varken, aç insanlara
kendi elleriyle, kendi emekleriyle yetiştirdiği ürünler verilmedi. İnsan
başka zulüm-işkencelere tahammül edebilir, ama "mide işkencesine"
tahammül edemez. Bu dönem hapishanelerinde, kamplarında birçok mahkûm
açlıktan öldü. Örneğin, Korla Savhu, Şayar Tarım , Maralbaşı Karakılçın, Altay Kaba , Sancı Şya bahu, Ürümçi Bacyahu ve Dong gobi kamplarında
on binlerce mahpus açlıktan ölmüştü.
Bu dönemdeki köylerde
komünalarda kolektif yemekhaneler tesis kılınıp, hususî evlerde kazan
kaynatıp, yemek yapmak men'î edilmişti. Bütün köylüler karavanaya
bağlanmıştı; bütün çiftçi ve ahali boğazından ilinmişti, yarı aç kalmaya
mecbur edildi. Köyler ve mahallelerde "baca casusları" koyulup, kimin
evinin bacasından duman çıksa, o evin yemek malzemeleri müsadere
kılınıp, sahipleri cezalandırılırdı.
10. Çelik Üretme
Hareketi (1960-1961)
Rus-Çin münasebetleri
bozulduktan sonra, Rusya'dan gelen zanaat malları ve demir-çelik
mamulleri kesilmişti. Buna çok kızan Mao ze dung efendi bütün Çin
topraklarında bir "çelik üretme hareketi" başlatmıştı.
Zanaatta 15 yıl sonunda
İngiltere'yi, 30 yıl sonra da Amerika'yı geride bırakma şiarını ortaya
atmıştı. Bu yıllarda günde 20 saat emek, 4 saat uyku programı
uygulanırdı. Soğuk kışlarda yüz milyonlarca İnsan çelik üretme
seferberliğine zorlandı. Hastalanan, ölen İnsanların sayısı
bilinmiyordu. Bu eza ve cefaya dayanamayan bazı İnsanlar suç işleyerek
hapse girdiler. Hapsi bu hayata tercih etmişlerdi. Bir iki sene süren bu
harekette kömür olmayan bölgelerdeki bütün meyve ağaçları kesilerek,
çelik üretiminde kullanıldı. Doğu Türkistan bir nice yıl meyve yokluğu
çekti.
11. Medeniyet İnkılâbı (1966-1976)
Bu İnkılâbı Uygur
Türkleri "vahşet İnkılâbı, 'meynet (pis) İnkılabî " derler. Sözde bu
medeniyet İnkılâbında Çin'de ve Doğu Türkistan'da tarihte hiç görülmemiş
olaylar baş gösterdi:
A. hükûmet başkanları,
bakanlar, valiler, kaymakamlar, idareciler, okul müdürleri, âlimler, her
milletten aydınlar. . . , burjuva unsurları, 'pis aydınlar' denilerek,
yüzleri siyah boyalı bir şekilde şehir caddelerinde teşhir edilerek,
elleri-kolları bağlı vuruldu, dövüldü, işkenceler yapıldı, bazıları linç
edilerek öldürüldü.
B. Din âlimleri görevden
alınarak, çöllerdeki köylere sürgün edildi; hor işlerde kullanıldı,
mesela domuz bakıcılığı yaptırıldı.
C. Camiler, medreseler,
türbeler yıkıldı, harap ve virane bir şekle sokuldu. Yerlerine
işletmeler, depolar, at haraları, . . . . , yapıldı.
D. Erkeklerin sakalları,
kadınların saçları kesildi.
E. Ceket burjuva, 'batı
elbisesi' diye men'î edildi.
F. Millî musikiler men
edilerek aletleri kırılıp dökülerek, yakılıp yok edildi. Millî şarkılar
yasaklanırken, yerlerine Çin'in "İnkılâb î şiirleri" ve şarkılarını
okuma zorunluluğu getirildi.
G. Uygur Türk ıstılahları
yavaş yavaş çıkarılıp, Çin istilâhları kullandırıldı. Örneğin, chung
chung yang cheng chi ch¥ y¥ (bu cümlenin içinde "nın" ile "i" eki
Türkçe'dir) kullanıldı. .
H. Mao ze dung üzündeleri
mecburî ezberletildi. Ayetmiş, hadismiş gibi okutuldu.
I. Aydınlara, âlimlere
"pis aydınlar" denildi.
Kültür ihtilâli yürütülen
bu on yıllık dönemde fikrî, siyasî bloklar kurulup, silâhlı çatışmalarda
çok gençler öldürüldü. Bu inkılâp gerçek anlamıyla bir "vahşet inkılâp
ı" olmuştu.
12. Manevî Kirlenmeye
Karşı Durma Hareketi (1983)
Çin'de Den şyao ping
iktidara geldikten sonra (1997) gözle görülür bir serbestlik ve
"demokrasi" oldu. Doğu Türkistan'da basın biraz gelişti, milliyetçilik,
Türkçülük, "Türkçecilik" yeniden kendini gösterdi. Çin'de burjuvaca
kültür gelişmesini engelleme hareketi olurken, Doğu Türkistan'da
milliyetçilik, Türkçülük ve Türkçecilik hareketlerine karşı hareket
yürütülmeye başlandı.
1983 yılı hükûmetin bir
numaralı hücceti beni tekşirme hücceti olarak çıkmıştı. Üniversitede
beni ortaya alıp güreş kıldılar. Beni itirafa zorladılar, itiraf
etmedim. Kendimi hapishaneye hazır görmüştüm, sonra o hareket de durdu.
Sonuçta neticesiz kaldı.
13. Öğrenciler
Hareketi (1989-1990)
Doğu Türkistan tarihînde
1989-1990 yıllarında ilk öğrenci hareketleri başladı. Doğu Türkistan
üniversitesi öğrencilerinin önderliğinde bütün Doğu Türkistan
öğrencileri sokağa döküldü. Hâkimiyete, atom denemelerine, demokratik
olmayan seçime, kürtaja karşı ve özgürlük talep eden sloganlarla gösteri
yaptılar. Gösteriden sonra bütün Türk öğrenciler cezalandırıldı ve
işkence gördü.
10. Barın İnkılâbı (1989)
Köylerde çiftçilere olan
türlü baskı, ağır vergi ve emek, kürtaj, işkenceler yüzünden Kaşgar
vilayetine bağlı Aktu ilçesinin "Barın Köyü"nde Zeyniddin liderliğinde
bir ihtilâl oldu. Çinliler buraya 4-5 bin kadar asker gönderip ihtilâli
bastırdı. Zeyniddin ve arkadaşları kahramanca savaşarak şehit oldular.
Çin ordusu 20. asırda da Barın köyünde yaşlı çocuk demeden katliam
yaptı, bu köyün İnsanlarını tamamen kurşuna dizdi.
11. İli Olayı (1996)
İli'de bir türküm [bölüm]
Uygur Türk kadınları bir camiye toplanıp, ibadet yapılan vakitte
polisler müdahale etti. Hanımlar karşı çıktıkları için tutuklandılar;
evdeki eşleri-çocukları gelip sorduklarında onları da tutukladılar ve
öldürdüler.
Yukarıda anlatılanlar
büyük olaylar olup, Doğu Türkistan halkı Çinliler'in zulüm-işkencelerine
her gün, her saatte maruz kalmaktadırlar. Doğu Türkistan'ın her
vilayetinde, ilçesinde, köyünde olaysız gün geçmez. Doğu Türkistan'da
olay demek¥kalma, ölüme mahkûm edilme demektir. Uygur Türkleri vatan
aşkına, istiklâl yolunda aziz canlarını seve seve feda etmektedirler.
Doğu Türkistan
hapishanelerinde uygulanan ceza ve işkence türleri:
1. Tırnak altına iğne
batırma,
2. Erkek mahkûmların
cinsel organına çubuk sokma,
3. Mahpusları ağaç kazığa
oturtma,
4. Sol elini masaya
[metal çiviyle] çakıp, sağ eliyle itirafname yazdırma,
5. Çemberle kafatasını
sıkıştırma,
6. "Gang'za"ya bastırma,
7. Buruna biber suyu
akıtma,
8. Çıplak bedene
kızdırılmış yağ saçma,
9. Âşık kemiği ezme,
10. Aşil tendonunun
kesilmesi,
11. Mahpusların ayak
bileklerine (yıllarca) 10 kg ağırlığında pranga takma cezası.
12. Mahpusların ellerine
kelepçe takma cezası. Bu cezalarda üç çeşit kelepçe takılır:
a. Eller önde,
b. Eller arkada,
c. Bir el omuz üstünden,
bir el omuz altından alınarak çapraz bir durumda bağlanma,
13. Su gölçekine çılaş(boğazına
kadar soğuk suya sokma),
14. "Buz koğuşuna" koyup
dondurma,
15. Sopalama,
16. Telle kaplanmış
kamçılarla çıplak bedeni kırbaçlama,
17. Çivi kakılmış tahta
[düzlem] üzerinde durdurma,
18. Küçük kömür ve cam
parçaları üzerinde dizlendirme,
19. Boyu eni bir buçuk
metre koğuşlara hapsetme cezası.
20. Aç bırakma cezası.
21. Sert emek cezası.
22. Birinci bağlak
cezası.
23. Asmak işkencesi. Üç
çeşittir:
a. Eller yukarıda
asılmak;
b. Eller arkadan
bağlayarak asılmak (Filistin askısı) ;
c. Baş aşağı asılmak.
24. "Küreş kılmak".
Binlerce İnsan önünde "küreş" kılınır, özeleştiri yapmaya zorlamak;
bazen de aşağılık bir şekilde dövülmek.
25. Emek işkencesi:
Kamplarda (yazın) 12 saat çalıştırılır. Bundan başka kişi başına 1000 kg
gübre, 1000 kg yemhaşek(saman, ot), 500 kg iğde, 500 kg buya yıltizi
toplama cezası verilir. Bütün bunlar iş vaktinin dışında yapılması
zorunlu emeklerdir.
26. Uykusuz bırakarak,
sorgulama işkencesi.
27. Gündüzleri koğuşlarda
istirahat ettirmeden suçunu düşünmeye zorlama işkencesi.
28. Hastayı tedavi etmeme
cezası.
29. Amburla [kerpeten]
tırnak çekme işkencesi.
30. Kışları koğuşa sıcak
hava vermeme cezası.
Benim 31 yıllık zindan
hayatımda gördüğüm, işittiğim ceza-işkence türleri yukarıdakilerden
ibarettir.
Şahsen ben kendim,
çemberle kafatası sıkıştırma, "gan'za" işkencesi, kelepçe cezaları,
birinci bağlak, "küreş" kılma işkencelerine marûz kaldım.
Bu işkencelere maruz
kalanlar içinde sakat kalanlar, ölenlerin sayısı pek çoktur.
Sonsöz
Bu gün İnsan hakları,
demokrasi, istiklâl için mücadele vermekte olan Doğu Türkistanlılar,
Çinli'lerce "terörist" adlandırılarak, hapishanelere atılıp, İnsanlık
dışı, vahşiyane, Orta Çağ işkencelerine maruz bırakılmaktadırlar. Bizim,
Allah'tan başka hiçbir yardımcımız yoktur. Bize ne İslâm devletlerinden
ne de soydaşlarımızdan bir yardım gelmemektedir. Aksine dindaş, ırkdaş,
kardeş dediklerimiz bize sırtlarını çevirdiler; bizi sattılar. Ama bu
olanlar içinde Doğu Türkistan hiç de ümitsiz değildir. İnşallah Çin'inde
parçalanacağı gün yakındır, gelecektir.
YAŞASIN DOĞU TÜRKİSTAN
İSTİKLÂLİ!
Yaşasın 1,5 milyarlık
Çin'e meydan
okuyan Kahraman Uygur
Türkleri! |