"Hür dünya" dediğimiz fakat tam anlamı ile hür olamayıp bazı emperyalist
devletlerin tesiri ve yörüngesi altında olan dünya ülkelerinin
vurdumduymaz, nemelazımcı tutum ve davranışları sebebi ile Komünist Çin
tarafından işgal edilen Doğu Türkistan'da işgal öncesi ve sonrasında
Çinli işgal güçlerine karşı çok çetin ve birçok dünya milletlerine ufuk
açacak boyutlarda bir özgürlük mücadelesi verilmiştir.
Bugün, bu özgürlük mücadelelerinden biri olan 15 Kasım 1955 Atçüy
Ayaklanmasının 48. yıldönümüdür. Dünya Milletleri gelecek nesillerine
tarihte destan yazan kahramanlarının öykülerini naklederek milli ve
manevi ilham kazandırırlar. "Atçüy Ayaklanması" da işte bunlardan
bindir. 1951 yılında Çin işgal güçlerine karşı İstiklal mücadelesi
kararı alan Doğu Türkistan istiklal savaşçıları "ellibirliler
toplantısı" adı ile gerçekleştirilen istişare toplantısının ardından
Çinli müstevlilere en kısa zamanda işgal ettikleri Doğu Türkistan
topraklarını terk etmelerini aksi takdirde bütün Doğu Türkistan sathında
top yekûn bir istiklal savaşı başlatılacağının mesajını iletmişler,
fakat işgal kuvvetlerinin bu mesaja olumlu bir cevap vermemelerinden
sonra küçük yerleşim birimlerinden başlamak üzere vilayetlere de sirayet
eden bir kurtuluş savaşı başlattılar. Çok şiddetti çatışmaların
yaşandığı bu hareket 1953 yılında halk arasında "kızıl cellat" namı ile
ün salmış Çinli general "Vangçin" tarafından çok kanlı bir şekilde
bastırıldı. Mücahitlerin önderlerinden Şeyh Cengiz, Şeyh Sadulla ve
Abdulaziz Mahsum uğradıkları bir ihanet sonunda yakalanarak idam
edildiler. Fakat bu kanlı bastırma hareketi de Doğu Türkistan istiklal
savaşçılarının kalplerindeki istiklal ateşini söndürmeye yetmedi. Kısa
zamanda toparlanan mücahitler 1954 yılının Aralık ayında Hoten
vilayetinin Atçüy bölgesinde halk arasında muteber bir zat olan Niyazbey
Hacının evinde bir araya gelen Şeyh Abdulhamit, Fethidin Mahsum ve
bölgenin diğer ileri gelenleri bir mutabakatla "Teşkilatı Nicat Partisi"
adı ile bir oluşum meydana getirerek 15 Kasım 1055 tarihinde genel bir
istiklal savaşı başlatma kararı aldılar. Başlatılan bu savaşın ilk
merhalesinde çok sayıda mücahidin tutuklu bulunduğu Atçüy hapishanesini
bastılar, buradaki mücahitleri kurtararak kendi saflarına dahil ettiler.
Daha sonra Hoten vilayetine yönelik bir büyük eylem arefesinde iken
içeriden ihanete uğramaları sonunda kızıl ordu güçlerinin çok büyük bir
kuşatması ile karşılaşarak planlanan bu harekette akamete uğratıldılar.
Kızıl ordu çemberini yararak kanlı çatışmalar sonunda kurtulmayı başaran
mücahit önderleri yeniden bir toparlanma çalışmaları içinde iken
yakalanarak hepsi de idam edildiler. Atçüy Ayaklanmasının en önemli
tarafı Doğu Türkistan halkını, Çin esaretinin asla kabul edilmemesi
gerektiği konusunda çok önemli bir bilinçlendirme hareketi olmasıdır.
Gerçekten de öyle olmuş ve bütün Doğu Türkistan bölgelerinde büyüklü
küçüklü olarak bir başlangıç yapan milli ayaklanma hareketleri ondan
sonraki yıllarda da devam etmiş ve hiçbir zaman tam olarak son
bulmamıştır. 1956 yılında Hoten vilayetinin Karakaş ilçesinde Şeyh Baki
ve Şeyh Samed önderliğinde Mart ayında başlatılan bir silahlı mücadeleye
ilk anda 800 mücahit katılmıştır.
Tarım havzası içindeki Doğu Türkistan halkına ait arazileri gasp ederek
Çinlilere verme görevini yürüten "Silahlı toprak açma" birliklerine
karşı taarruza geçen Doğu Türkistan mücahitleri 200'den fazla şehit
vermelerine rağmen büyük başarı elde ettiler. 1956 yılının mayıs ayında
1300'den fazla bir mücahit grubu Abdulkadir bey önderliğinde Lop ilçesi
ve civarında Çinli işgalcilere karşı çok çetin mücadeleler verdiler.
1957 yılında oldukça kuvvet kazanan mücahitler "Ulumbay" da bir "Milli
Ordu" oluşturma çalışmaları başlattılar. Bu "Milli ordu" çalışmaları tam
son aşamalarına geldiği bir sırada uğranılan ihanet sonucunda hareketin
önderleri yakalandı kimi öldürüldü kimileri de Çin zindanlarına atıldı.
Söz konusu " Milli ordu" tam olarak tamamlanabilmiş olunsa idi
kesinlikle Doğu Türkistan'ın bu günkü kötü talihi değiştirilebilecekti.
15 Kasım 1955 tarihinde başlatılan "Atçüy Ayaklanması'nın tutuşturduğu
meşale zaman zaman sönükleştirilse de hiçbir zaman tam olarak sönmedi.
1958 yılının Eylül aylarında Köktokay, Çingil ve Beşbalık bölgelerinde
Cemşithan, Delilhan ve bunların birleşerek işgal güçlerine çok zor
günler yaşatmışlarsa da neticede son model silahlarla mücehhez Kızıl Çin
ordularına karşı yeterince mukavemet gösterememiş olduklarından teşkilat
önderleri ele geçirilmiş ve bu milli hareketler de akamete
uğratılmıştır.
Doğu Türkistan'ın en doğudaki ve Çin ile sınırı bulunan vilayeti olan
Kumul'un Tanrıdağ yöresinde Ali Kurban ve Seyithan'ın oluşturduğu 1700
kişilik Milli kuvvetler Çin'in kullandığı bazı idari binaları ele
geçirdiler, cephanelikleri basarak önemli miktarlarda mühimmat elde
ederek hapishanelerdeki istiklal savaşçılarını kurtardılar. "Doğu
Türkistan istiklal savaşçıları" bu defa oldukça başarılı bir gidişat
göstererek Doğu Türkistan'a sınırsız şekilde akın eden Çinli göçmenleri
ülkeyi terk etmeye zorladılar. Çinli göçmenler de zaten kendiliklerinden
Doğu Türkistan'ı terk etmeye başlamışlardır. Doğu Türkistan
mücahitlerinin oluşturduğu "Doğu Türkistan Halk Partisi" adındaki bu
teşkilat gerektiğinde bütün Doğu Türkistan'da koordinasyon
sağlayabilecek bir yapıya kavuşmuş, bunun dışında 78 ayrı alt grup
oluşturmuştu. 60.000 üyesi ve 300.000 sempatizanı bulunmaktaydı. "Doğu
Türkistan Halk Partisi" Çinli işgalcilere son darbeyi indirip
vatanlarını Çinli emperyalistlerden kurtarmak için büyük bir hazırlık
içinde iken büyük çaplı bir ihanet neticesinde kızıl Çin güçleri
tarafından önderleri yakalanarak idam edildi, "Doğu Türkistan Halk
Partisi"nin yakalanabilen üyeleri şehit edildi, hapse atıldı ve böylece
Doğu Türkistanlıların kurtuluş ümidi ileri bir tarihe ertelenmiş oldu...
Doğu Türkistanlılar Doğu Türkistan'ın içinde bulunduğu durumu dünya
kamuoyuna anlatırlarken, bazı aklı evvellerin Çin işgali sırasında Doğu
Türkistan halkının ciddi anlamda bir savaş verip vermedikleri hususunda
tereddütlerinin bulunduğuna şahit olmuşuzdur. "Atçüy", "Barın" ve
"Gulca" ayaklanmaları Doğu Türkistanlıların "İstiklal" i ne kadar hak
eden bir millet olduklarını açıkça ortaya koymaktadır.
"Atçüy Ayaklanması" sönmeyen bir meşale olmaya devam edecektir.
Kaynak: Mehmet Emin BATUR 15-16 Kasım 2003
Kayseri Gündem Gazetesi