|
Doğu
Türkistan'da 1863 yılında kumlan ve Osmanlı imparatorluğunu matbu tanıyan
Atalık Gazi Devleti 1877 yılında Çin orduları tarafından ortadan kaldırıldı.
General Zu Zung Tang komutasındaki Çin işgal ordusu Bedevlet devletini
yıktıktan sonra Doğu Türkistan'ı işgal eden Çin istila ordusu tam 11 yıl
süre ile bu ülkeyi sıkıyönetim ile idare etti. 1888 yılında yönetimi direkt
Çin imparatoruna bağlı bir eyalet sistemi kurarak normal yönetime geçti.
Doğu Türkistan'ı idare eden genel valiler Çin imparatorunun bu ülkedeki
askeri hem de mülki vekili idiler. Ülkenin dış İşleri, maliye, askeri vb.
bütün yetkileri Çin hükümetine danışmadan kullanabiliyordu.
Bu
durum ise uygulamada Doğu Türkistan halkının aleyhinde olan bir durumdu.
Çünkü Halk'ın kaderi Çinli genel valinin insafına terk edilmişti. Zaten
kendisinden başka herkesi düşman gören bir milli haslete sahip Çinli
yöneticilerin gözünde Doğu Türkistan halkı bir düşmandı, ekonomik baskı
halkı eziyordu. Çin Merkezi Hükümeti Doğu Türkistan'daki işgal Orduları için
iaşe göndermiyordu. Onların beslenmesi, günlük ihtiyaçlarını karşılanması,
kışlaların inşa ve tamiri gibi akla gelebilecek bütün İhtiyaçlarının Türk
halkı tarafından temin edilmesi bir mecburiyetti.
Türk
halkı geleneksel sosyal yapısından zorla uzaklaştırıldı, idare edenler ve
idare edilenler, idare edenler Çinliler tarafından yerli Türk halkı idare
etmesi için tutulan ve Çin yönetimine sadakat yemini eden işbirlikçi
Türklerdi. Bunlar cemiyette ayrı hareket ediyordu. Sosyal hayatta " Seçilmiş
zümre " idi. Çinliler gibi giyiniyor ve hatta onlar gibi yaşamaya özen
gösteriyordu.
Doğu
Türkistan'daki Çin İşgal ordularının bağında olan genel valiler Türk
halkının dışarı ile temasını sıkı şekilde kontrol ederdi. Hatta onların dış
ülkelere gitmelerine, diğer milletlerle temas kurmasına karşı idiler.
1911-1928 yıllan arasında Doğu Türkistan'da genel valilik yapmış olan
General Yang Zung Sin Ürümçi'deki tek telgraf makinesinin anahtarını kendi
cebinde taşırdı. Doğu Türkistan halkı tam bir ortaçağ karanlığında yaşamaya
mahkum edilmişti.
1911
yılında Çin'de Dr. Sun Yat Sın liderliğindeki Cumhuriyetçiler imparatoru
devirerek Çin'de Cumhuriyet yönetimini kurdular. Doğu Türkistan'daki Çin
işgal orduları Çin'deki bölünmelere paralel olarak Kralcılar ve
Cumhuriyetçiler olarak ikiye ayrıldılar.
Merkezi Çin Hükümeti Doğu Türkistan'a varlığını hissettirmekten acizdi.Altay
Bölgesindeki Cin Birlikleri Cumhuriyet taraftan idiler. Bunlar genel valiyi
dinlemiyorlardı.
Çin
yönetimdeki bu karışıklık Çin idaresinin Doğu Türkistan'daki otoritesinin
zayıflamasına yol açtı. Doğu Türkistan aydınlan bu durumdan istifade ederek
Kültürel ve Sosyal alanlarda ülkelerini kalkındırmak için bazı faaliyetlere
giriştiler. 20 yüzyılın başlarında Batı Türkistan'daki ceditçilik
(Yenilikçilik) akımı Doğu Türkistan'ı derinden etkiledi.Buhara başta olmak
üzere Batı Türkistan'daki değişik medreselerde tahsil gören dîn adamları ve
aydınlar bu yeniliklerin Doğu Türkistan'da da uygulanmasına giriştiler. Ban
Türkistan'da tahsil gören ve milliyetperver bir zat olan Abdulkadir Damolla
Kaşgar'da yeni usullerle eğitim veren zamanın modem okullarını açtı.
Öte yandan Doğu Türkistan'dan Kırım üzerinden hacca giden bazı vatanperver
tüccarlar İstanbul'a uğrayarak o zaman imparatorlukta iktidarda bulunan
ittihat ve Terakki liderlerine müracaat ederek Doğu Türkistan'a öğretmen
gönderilmesini talep ettiler ve buna da muvaffak oldular.
1914 yılında Kaşgar'a giden Giritli Ahmet Kemal bey Artuş kasabasında
Osmanlı öğretmen okulunu ( Dar-ül Muallimin-i İttihad-i Osmani) kurdu ve
öğretmen yetiştirme işine girişti. Doğu Türkistanlı Türkleri bu yolla kendi
kimliklerini bulmaya ve nesilleri kısmen de olsa bu kimlikle yetiştirme
imkanını elde etti.
Diğer
taraftan Kuzey Vilayetlerimizde Tatar aydınlar tarafından açılan okullarda
vardı. Diğer taraftan dış ticaretini tamamen Sovyetler Birliği ile yapmak
zorunda kalan Doğu Türkistanlı tüccarlar Sovyetlerde olup bitenleri yerinde
görüyor ve arılayabiliyordu. Doğu Türkistan halkı bu suretle sınırlı da olsa
dış dünyayı tanıdı ve dünyada olup bitenlerden azda olsa haberdar oldu,
DOĞU TÜRKİSTAN'DA GENEL KIYAM
Doğu
Türkistan'ı 17 yıl süre ile tam bir ortaçağ despotu gibi yöneten genel vali
diktatör Yang 7 Temmuz 1928'de öldürüldü. Doğu Türkistan'daki Çin işgal
sisteminde seneler süren karışıklıklar ve bununu sonucu olarak darbeler
meydana geldi. Bu durumu ayaklanma ve İşgalcileri Ülkelerinden atmaları için
iyi bir fırsat olduğu kanaatine varan Doğu Türkistan halkı bütün bölgelerde
işgalcilere karşı kutsal cihad ilan ettiler. Ayaklanma ilk önce Çin
sınırındaki Gaziyane Kumul şehrinde Salih Dorga ve cesur ve tecrübeli bir
sergerde olan Hoca Niyaz Hacı'nın liderliğinde 1931 yılının ilk baharında
başlatıldı. Kısa sürde Kumul ve civan işgalcilerden temizlendi.
6 Ocak 1933 tarihinde Turfan halkı Muhiti kardeşlerin liderliğinde şehirdeki
Çin garnizonunu basarak şehri Çinliler'den kurtardılar Turfan Milli
Kuvvetleri General Mahmut Muhitti komutasında batıya doğru ilerleyerek
Korla, Karaşehir ve Uşak şehirlerini de kurtardılar
28 Şubat günü güneydeki Hoten vilayeti halkı ünlü bir din adamı olan Muammed
Emin Buğra ve kardeşlerinin önderliğinde Hoten'i fethetti. Hoten Milli
Kuvvetleri Kargalık, Poskam, Yarkent şehirlerini Cinliler1 -den kurtararak
Kaşgar'a doğru yöneldiler.
Doğu Türkistan İslâm
Cumhuriyetinin İlânı
Doğudan ve güneyden Kaşgar'a doğru ilerleyen Milli Kuvvetler Kaşgar eski
şehri Çinliler'den kurtaran Albay Timur Beğ ile birleştiler.
Kaşgar tarihten beri Doğu Türkistan'ın medeniyet, ekonomik ve dîni merkezi
olarak kabul ediliyordu. Bütün siyasi güçleri kendi takdirlerinin bu şehirde
tezahür edeceğine inanıyorlardı.
Kendisi Buhara ve Kazan medreselerinde tahsil gören Sovyetler Birliği
Türkiye, Mısır ve Suudi Arabistan ve Hindistan gibi ülkeleri gezerek tetkik
eden, dünyadaki gelişmeleri tahlil ederek siyası fikirleri ile Milli
Kuvvetlere yön veren Kulca Kadısı Sabit Damolla Hoten İhtilalcileri ile
birlikte idi.
O,
binlerce şehidin kanı bahasına kazanılmış bu zaferi Türk'ün devlet kurma
geleneğine uygun olarak bir milli devlet İlan etmek sureti ile taçlandırmak
istiyordu.
Sabit
Damolla bütün milli liderleri bir araya getirerek Doğu Türkistan İslâm
Cumhuriyetini ilan etmeye karar verdiler.
Böylece hicri 135 yılı 7. ayın 4. gününe tekabül eden 12 Kasım 1933
günü.Kaşgar'da Doğu Türkistan İslâm Cumhuriyeti Kaşgar şehrinin Könci
(Göncü) mahallesinde halkın ve milli askerlerin coşkulu gösterileri ve
tekbir sesleri arasında Ayyıldızlı Gökbayrak göndere çekilerek ilan
edildi.Bu merasimde Hükümet üyeleri ilan edilerek halka tanıtıldı. Anayasa
ilan edildi ve devlet marşı okundu.Milli Meclis kuruldu.
Ünlü
bir şair ve eğitimci olan Kutluk Şevki'nin sorumluluğunda Yeni Hayat adı ile
resmi bir gazete çıkarıldı. Resmi gazetede Hükümetin teşkili Hükümet
açıklaması ve Milli Marşı ilan edildi.
CUMHURİYETİN ANAYASASI
Anayasa 30 maddeden oluşuyordu.Anayasada devletin yapısı prensipleri, idari
organlar ve bunların görevleri belirtiliyordu.
Anayasanın 2. maddesinde Anayasanın prensipleri şöyle açıklanıyordu;
Doğu Türkistan Devleti, "Cumhuriyet" esasına dayalı olup, milletin refahı ve
huzuru için çalışır. Devlet, milleti, dışarıdan gelen tecavüzlerden korumak
ile görevlidir ve milletin dini, milli, kültürel ve iktisadi meselelerini
idare eder. Milletin iradesini yerine getirmek ve devlet istiklalini garanti
altına almak için Nanking'deki (Çin Cumhuriyeti merkezi-Müellif) hükümete ve
bağımsızlığın korunması hususunda tedbirler alması için, Cemiyeti Akvam'a
müracaatta bulunur.
Merkezi İdare İle ilgili olarak Anayasanın4. maddesi şöyle idi;
Devlet, halka, istişareye ve parlamentoya dayalı olarak kurulur. Milletin
irade ve arzusu onun halk temsilcileri ile ifade edilir.
Bakanlar Kurulunun Görevleri ;
5 a. Devleti idare etmek için müminlerin reisi (Emi-rü'l-mü'minin)
başkanlığında, başkentte bir Bakanlar Kurulu teşkil edilir.Bunun başında
"Başbakan" bulunur. Bakanlar kuruluna 9 bakan dahildir: Din ve adalet,
savunma, maliye, dışişleri, içişleri, ticaret ve ziraat, endüstri, eğitim,
vakıflar ve sağlık bakanlıkları.Bu 9 bakan iki gruba taksim edilir:
Birinci grup savunma ve iktisadiyattan ibarettir. Bu gruba savunma,
dışişleri, maliye, ticaret ve ziraat, endüstri bakanlıkları dahildir. Bu
gruba bakanlar kurulunun birinci başkan yardımcısı riyaset eder.
ikinci grup ; İçişleri, din ve adalet, eğitim, vakıflar ve sağlık
bakanlıkları gibi idari ve kültürel bakanlıklardan ibarettir. Bu gruba
bakanlar kurulunun ikinci başkan yardımcısı riyaset eder.
Devlet Başkanının Görevleri :
6 b. Doğu Türkistan İslâm Cumhuriyeti'nin devlet başkanı, hükümeti idare
eder ve hükümetin büyük atası sayılır. O, devlet reisi ve başkumandan
sıfatıyla, dînin, milletin ve vatanını saadeti,düzeni ve müstakbel gelişimi
için hizmet eder.
c.
Devlet Başkanı, Millet Meclisi tarafından 4 yıl için seçilir. Fakat,
İslâm'ın, vatanını ve milletin kurtuluşunu sağlamak için kahramanca savaşıp
bağımsızlığı temin eden halihazırdaki devlet başkanımız Hoca Niyaz Hacim,
ömür boyu kaydıyla devlet başkanımızdır ve onun bu hususiyetini bütün
millet ve askerler tasdik ederler.
d. Devlet başkanı,bas bakanı tayin eder ve devlet idaresinin Bakanlar
Kurulu'nu onaylar.
izah: Devlet başkanı. Millet Meclisi toplanınca başbakanı ve bakanları, bu
meclis tarafından onaylanmaları için tavsiye eder.
e. Bakanlar Kurulu'nun kararlarım devlet başkanı onaylar. Bunları reddettiği
vakit, yeniden gözden geçirilmesi kaydıyla Bakanlar Kurulu'na teklifte
bulunur. Devlet başkanı ve başbakan veya bakanlar kurulu arasında bir
uyumsuzluk belirdiği takdirde, başbakan İstifa eder. Bunun üzerine devlet
başkanı yeni bir bakanlar kurulu tertip eder.
f. Doğu Türkistan'a gönderilen yabancı sefirler, misyon ve delegasyonlar,
dışişleri bakanının iştiraki ile devlet başkanı tarafından kabul edilirler.
h. Devlet başkanı, umum askerlerin başkumandanı sıfatıyla, Doğu Türkistan
Ordusuna, başbakan ve savunma bakanı vasıtasıyla emir verecektir.
i.
Devlet başkanı. Doğu Türkistan İslâm Cumhuriyeti istişare ve müzakere esası
üzerine kurulu olduğundan,B akanlar Kurulu'nun kararlarınım kabulü veya
reddi hususunda vermede çoğunluğun reyine başvurur.
Başbakan'ın Görevleri :
7. Başbakan, bütün bakanların reisidir. Bundan ötürü, her bakanını
meseleleri ile meşgul olma yetkisi vardır. O, aynı zamanda Bakanlar
Kurulu'nun başkanıdır. Başbakan, haftada bir, olağanüstü hallerde daha sık
olmak üzere, bakanlar Kurulu toplantısını yapar. Bu toplantılarda hükümetin
almış olduğu bütün tedbirler görüşülür ve bunlar hakkında karara varılır.
Bu
kararlar "Bakanlar Kurulu Kararları" adı ile daha sonra Millet Meclisi'ne
sunulur. Kararlar çoğunluk tarafından kabul edilirse, "Kanun" halini
alırlar. Millet Meclisi toplarımı yorsa,kararlar padişaha sunulur.B akanlar
Kurulu kararlan, padişah veya hükümdar tarafından onaylanıyorsa, yine
"Kanun" halini alırlar. Bakanlar Kurulu'nun kararlan, " Nizamnameler "
olarak dahi nitelenirler.
Devlet Başkanı : Hoca Niyaz Hacı,
Başbakan : Sabit Damolla
Başbakan Yrd: Canabek
Devlet Bakanı Alem Ahun
Milli Savunma Bakanı: Orazbek
Genel Kurmay Başkanı: Gn. Mahmut Muhiti
İç işleri Bakanı Saidzade Yunus Bek
Dış İşleri Bakanı: Kasım Can Hacı
Eğitim Bakanı : Abdülkerimhan Mahdum
Vakıflar Bakanı Şemsettin Turdı Hacı
Adalet Bakanı : Zari f Kan Hacı
Tarı Bakanı : Ebulhasan Hacı
Maliye Bakanı: Ali Ahunbay
Sağlık Bakanı : Übeydullah Bey
Cumhuriyet Ambleminde de yer aldığı gibi devletin temeli şu dön esas
üzerinde kurulmuştu, İslâmiyet, bağımsızlık (Azadiyet), adalet ve uhuvvet (
Kardeşlik )Cumhuriyet'in dış ilişkileri Cumhuriyet dış ilişkilere çok önem
vermiş ve bu hususu anayasaya da koymuştur. Doğu Türkistan İslâm Cumhuriyeti
ilan edildikten sonra Dış İşleri Bakanı Kasımcan Hacı ilk iş olarak Doğu
Türkistan Cumhuriyetin kurulduğunu Peşaver'den Ankara'ya çektiği bir
telgrafla Türkiye Cumhuriyeti'ne müjdeliyor ve Gökbayrak'tan Albayrak'a
selam gönderiyordu.
Hükümet Türkiye,Hindistan,Afganistan ve bazı Avrupa ülkelerine gönderdiği
temsilcileri kanalı ile devletin tanınması, kalkınması için maddi yardım en
önemlisi istiklalinin güçlü ve saldırgan komşularına karşı korunmasını talep
ediyordu.
Devletin başından beri en büyük komşusu Sovyet Rusya ile ilişkisi
olmamıştır. Her iki taraf birbirlerine soğuk bakmıştır. Esasında Sovyetler
yanı başında bir Türk devletinin varlığını tehlikeli görüyordu.
İngiltere İse Ona Asya'da müstakil bir Türk İslam Devlet'inin kendi
egemenliğindeki Hindistan İçin kötü örnek teşkil edeceği gerekçesi ile bir
türlü kabule yanaşmadı, Fakat olayları çok yakından takip etmekten de geri
durmuyordu.
Türkiye'ye gönderilen İzmirli Dr. Mustafa Kenüi'ye zamanın Dış işleri Bakanı
Tevfik Rüştü Araş şöyle diyordu;
"Sovyetler Birliği ile komşu olan devletler, her şeyden önce bu devletle iyi
geçinmesi gerekir"
Afganistan Hükümet yeni kurulan bu devleti samimiyet ile tebrik ediyor ve
iyi dileklerini bildiriyordu.
Dünya siyasetinde belirleyici bir rol oynayan zamanın süper gücü İngiltere
imparatorluğunun etkisindeki Ceraiyet-i Akvam başta olmak üzere Avrupa
ülkeleri gereken ilgiyi göstermediler.
Devletin Yıkılması :
Bu genç Cumhuriyet bir yandan kendi kuruluşunu
tamamlayıp milli bağımsızlığını korumaya çalışırken diğer yandan Çin
Kuvvetleri, Tungan Asileri, Sovyetleri en önemlisi zaferi gerçekleştiren
lider kadronun didişmeleri ile mücadele ediyordu.
Cumhurbaşkanı Hoca Niyaz Hacı cesur bir kahraman iyi bir vatanperver zat
idi. Fakat eğitimden yoksun ve itibarına aşın düşkünlüğü onu hükümetle karşı
karşıya gelirdi. O, Hükümetten habersiz olarak 25 Şubat 1934'de Ruslarla 11
maddelik bir anlaşma imzalayarak kendi hükümetine ihanet etli. Hükümet de 2
Mart günü bu anlaşmayı tanımadığım ilan etti. Hükümetteki bu ihtilaf bir
facia halini aldı.
Fırsatı ganimet bilen Sovyetler Doğu Türkistan'a gönderdiği 7 bin kişilik
bîr kuvvetle milli kuvvetlere saldırdı, Başbakan Sabit Damolla yakalanarak
idam edildi. Bakanlar Kurulu üyelerinin bir kısmı yurt dışına kaçmayı
başardılar. Diğerleri yakalanarak KGB zindanlarında can verdiler.
Doğu
Türkistan İslâm Cumhuriyeti'nin Genel Kurmay Başkanı Gn. Mahmut Muhitti
kendisine Sovyetlerce yapılan bir suikastları kurtularak 1937 yılında
Hindistan'a iltica etti. Milli ordunun subayları Albay Abduniyaz'ı
kendilerine kumandan olarak seçtiler. Bu ordu 1937 yılınım sonuna kadar Çin
ve Rus saldırılarına karşı vatanlarını kahramanca savunarak hepsi şehit
oldular.
DOĞU TÜRKİSTAN İSLÂM
CUMHURİYETİ NASIL KURULDU DOĞU TÜRKİSTAN SESİ 1993.11 Özel Sayı 1
Hamit GÖKTÜRK

Milletlerin hayatında en önemli ve vazgeçilmez değer devlettir. Devlet
kurabilmektir. Dünya tarihine bakıldığı zaman özellikle Türk Milleti tarihin
hiçbir devrinde devletsiz olmamışlardır. İnkıraza uğradığı bazı dönemlerde
de millet olarak her zaman mutlaka bir gün yeniden devlet kuracaklarının
hesabı içinde olmuşlar ve bunun için de gayret göstermişlerdir. Türk
Milletinin milli ve manevi dünyasında devlet kutsaldır. Devlet; uğruna seve
seve can verilebilecek bir ulvi değerdir.
Dünyanın en vahşi, en gaddar, en sadist, en sinsi, en şovenist bir milleti
olan Çinliler tarafından işgal edilen Doğu Türkistan, Türk dünyasının en
önemli coğrafi bölgelerinden biridir. Dolayısıyla de tarihin hiçbir
döneminde Çinli emperyalistlerin hedefi olmaktan kurtulamamıştır. 1759
yılında başlayan Çin istilaları aralıklarla devam etmişlerdir. Özgürlük
aşığı Doğu Türkistan halkı 1931 yılının nisan aylarında Kumul vilayetimizden
başlattıkları kurtuluş mücadelesi sonun da Doğu Türkistan'ın en önem ticaret
ve kültür şehri olan Kaşgar'da, Gulca kadısı ve ileri gelen İslâm
alimlerinden biri olan Sabit Damolla önderliğinde 12 Kasım 1933 günü Doğu
Türkistan İslâm Cumhuriyeti'ni ilan ettiler. Bu devlet dünyada genç Türkiye
Cumhuriyetinden sonra ikinci bağımsız Türk Devleti olması özelliği ile eski
Sovyetler Birliğini, Çin'i ve İngiltere başta olmak üzere bazı batılı
devletleri son derece rahatsız etmişti. Sovyetler Birliği kendi sınırlarında
bağımsız bir Türk Devletinin Sovyet Rus esareti altındaki Türk
topluluklarına (Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan-Tacikistan
vs.) uyarıcı bir mesaj ve kötü bir misal olacağı endişesi ile telaşa
kapılmıştı.
12
Kasım 1933'de kurulan "Doğu Türkistan İslâm Cumhuriyeti Devleti'nin kabine
üyeleri tarafından ilk olarak Türkiye Cumhuriyetine müjdelenmesinin birinci
sebebi; Doğu Türkistan halkının ve hükümet üyelerinin binlerce kilo metrelik
mesafede olmasına rağmen "bize ne yararı dokunacak" kaygısı taşımadan
Anadolu Türklüğüne olan sevgisi ve bir gönül köprüsü tesis etmek istemesidir
İkinci sebebi; dünyada Osmanlı devletinin son dönemlerinden itibaren devam
ede gelen bir Türk-İslâm düşmanlığına karşı Türkiye Türkleri ile Doğu
Türkistan Türklüğünün dünya devletlerine yönelik bir birliktelik mesajı
vermek istemeleridir. Sayısız şehitler verilerek bir dünya devine karşı
kazanılan zaferin sonunda kurulan "Doğu Türkistan İslâm Cumhuriyeti
Devleti"nin Türkiye'ye haber verilmesi karşısında Türkiye yetkililerinin
"Rusya ve Çin ile iyi geçinin" cevabı vermesi anlaşılabilir ve kardeşçe bir
tavır olamazdı. Peki Türkiye'yi böyle bir tavır sergilemeye mecbur eden
durum ne olabilirdi?
Doğu
Türkistan Devletinin kuruluşundan herhangi bir şaibe ya da Türkiye'yi
rahatsız eden bir olumsuzluk yoktu. Çin emperyalizmine karşı milli bir
mücadele sonunda kan ve can verilerek kurulan bu devletin; Anadolu
Türklerinin yedi düvele karşı kan ve can vererek kurmuş olduğu Türkiye
Cumhuriyeti Devletinden hiçbir farkı yoktu. Doğu Türkistan halkının ve
kabine üyelerinin halet-i ruhiyesini en iyi anlayan ülke Türkiye olmalı idi.
O
dönemlerde Türkiye'nin Sovyetler Birliği ile münasebetleri de gurur
duyulabilecek düzeyde değildi. Çin ile Türkiye arasında ise ciddî anlamda
bir ilişki henüz başlamamıştı...
Doğu Türkistan devletinin, bir ülkenin bağımsız olduğunun ifadesi olan bütün
sembolleri mevcuttu parası, bayrağı (mavi zemin üzerine beyaz ay-yıldızlı
Gökbayrak) ve uluslararası seyahatlerde kullanılan pasaportu vardı. Daha
açık olarak ifade etmek gerekirse tam anlamı ile meşru bir devletti.
Dünyadaki Türk-İslâm düşmanı devletlerin Orta Asya bölgesinde kurulan ve
Türk dünyasının bir ileri karakolu konumundaki "Doğu Türkistan İslâm
Cumhuriyeti"ni tanımak istemeyişini normal karşılayabiliriz. Fakat; din,
dil, örf, adet gelenek-görenek ve soy birliği bulunan Türkiye'nin Doğu
Türkistan devletine soğuk davranması anlaşılabilir değildir.
Türkiye dahil dünyanın hiçbir İslâm ülkesin den zerre kadar bir yakınlık ve
destek bulamayan Doğu Türkistan Devleti, Rus ve Çin işbirliği sonunda
yıkıldı. Haktan, hukuktan, insanlıktan, demokrasiden, insan haklarından söz
eden dünya devletleri aradan geçen yıllarda zulüm sürecinin sonunda dahi
popülist söylemlerle tabir yerinde ise mangalda kül bırakmayan duruşları ile
Doğu Türkistan'a olan mesafelerini korumaktadırlar.
Şurası çok iyi bilinmelidir ki;
Tam
bağımsız bir Doğu Türkistan devleti yeniden kurulmadıkça Batı Türkistan Türk
Cumhuriyetlerinin mevcut bağımsızlıkları hiçbir zaman tehlike ve
tehditlerden emin olamayacaktır.
Mehmet Emin Batur12-13Kasım 2003 Kayseri Gündem |