HÜR

GÖKBAYRAK

DOĞU TÜRKİSTAN'IN SESİ

 

 

 

 

HÖR

KÖKBAYRAK

SHERQİ TÜRKİSTANİNG AWAZİ

      

    Anasayfa

 

    HABER ARŞİVİ-2006

Ocak-2006

Şubat-2006

Mart- 2006

Nisan-2006

Mayıs-2006

Haziran-2006

Temmuz-2006

Ağustos-2006

Eylül- 2006

Ekim- 2006

Kasım-2006

 

    HABER ARŞİVİ
       
2005
       
2004
       
2003
       
2002

        2001
       
2000

 

 

 

 

  Basın Yayın, Medya, Kurum, Kuruluş ve Ajanslarda yer alan

"Sinkiang", "Sincan", "Sinkiang Uygur Özerk Bölgesi", " Sinciang Uygur Otonom Bölgesi" ifadelerini kesinlikle kabul etmediğimiz önemle duyrulur.

HABER ARŞİVİ

AĞUSTOS - 2006

Kırgızistan Hapishanesindeki Obulkasım Hacı Vefat Etti

07.09.2006

 

Doğu Türkistanlı Uygur genci Obulkasım Hacim (Diğer bir ismi Kasarji Jalal) 01.01.1968 yılında doğdu. O, Kırgızistan'da ticaretle uğraşırken Kırgızistan Polis yetkilileri tarafından 1998 yılında tutuklanmış olup, 2001 yılı Mart ayının 12'sinde Kırgızistan Oş vilayeti yargı mahkemesi tarafından hiçbir delil-ispat olmamasına rağmen onu, “terörist” diyerek suçlamak suretiyle idam cezasına çarptırmıştı. O tarihten beri Obulkasım Hacim Kırgızistan'ın Bişkek şehrindeki 1. kapalı cezaevindeki yeraltı hücresinde tutulmaktaydı. 07.09.2006 tarihinde yatmakta olduğu hapishanede vefaat etti.

 

 

Türk Dünyası konulu toplantıda Doğu Türkistan görüşüldü

 

Türkiye'nin Kastamonu vilayetinde Türk Dünyası Kültür Sanat programı gerçekleştirildi.
3 gün boyunca devam eden bu toplantıya Türk dünyasının çeşitli ülkelerinden ve bölgelerinden misafirler katıldı. Bu toplantıya Kırım-Tatar Milli Meclisi Başkanı Mustafa Abdulcemil Kırımoğlu, Kastamonu valisi Mustafa Kara, Parlamento üyesi Mehmet Yıldırım, Mehmet Serdaroğlu başta olmak üzere kalabalık bir halk topluluğu katıldı.

Türk Dünyası Kültür Sanat günlerinin gündeminde yine Türk dünyasının meseleleri konulu bir ilmi muhakeme toplantısı da vardı. Toplantıya Prof. Dr. Turan Yazgan, Prof. Dr. Ahmet Taşağıl ve kemal Çapraz gibi bilim adamları da katıldı. Onlar söz konusu toplantıda Türk dünyasının bu gün karşı karşıya bulunduğu meseleler, Türk dünyasının durumu gibi konuları gündeme getirmenin dışında Doğu Türkistan meselesi hakkında da özellikle durdular. Bu faaliyetin mesulü olan Belediye başkanı Sayın Mehmet Sayim Sayan bize verdiği malûmatta şunları söyledi.

Türk dünyası Günleri Faaliyetimizi 10 yıldır devam ettiriyoruz. Bu Yıl 10. sunu gerçekleştiriyoruz. Bu faaliyetimiz her geçen yıl daha da büyümekte ve genişlemektedir. Özellikle de bu yıl ki toplantı oldukça görkemli geçiyor. Bosna'dan Sibirya'ya, Kerkük'ten Kırım'a kadar olan coğrafyadan gelen bütün Türk boylarından olmak üzere 150'ye yakın temsilci katıldı.
Kırım Meclis başkanı Mustafa Cemiloğlu da bu faaliyetimize katılarak bir konuşma yaptı. Bu ilmi muhakeme toplantısına Türk dünyasının genel meseleleri hakkında konuşan Prof. Dr. Turan Yazgan ile Erkin Tarım bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi.

Turan Yazgan 10 bin yıllık toprağı olan Doğu Türkistan'ı Çin'in yutmakta olduğunu söyleyerek şöyle dedi: “Orada da akıllıca işler yapamadık. Gözümüzün içine baka, baka bizim 10 bin yıllık toprağımızı işgal etmeyi sürdürüyor. Biz ise Türkiye olarak Çin ile ticari menfaatimizi düşünerek Çin'in işgaline göz yummaktayız. Çin ile 500 milyon dolarlık iş yapma plânımız vardı. Şu anda ise, bu oran 300 milyona geriledi. Bunun sebebi ise, bizim Doğu Türkistan meselesi ile ilgilenmemizmiş.

Aslında Doğu Türkistan'daki Türk nüfusunun Çinlileştirilmesi meselesini de bizim dünya gündemine getirmemiz gerekiyordu. Fakat biz onu yapamadık. Bu tarihi sorumluluğa geçmişteki ve mevcut hükümetlerin cevap vermeleri gerekir”diye konuştu. RFA-Erkin Tarim- Uygurcadan Çeviren: İstiklâl

 

Doğu Türkistan'da Yoksulluk Ve İşsizlik Had Safhada

 

İli bölgesi, Doğu Türkistan genelinde yerli işsizlerin sayısının en çok olduğu yerlerden biridir. Özellikle Gulca şehrinde Uygurlar arasındaki işsizlik oranı %50-60'lar civarındadır. 1997 yılında patlak veren “5 Şubat “ Gulca olaylarının ortaya çıkışına sebep olan mühim sebeplerden biri de Uygur gençleri arasındaki haddinden fazla artan işsizlik belasıdır.Çin basınında yayınlanan bazı istatistiklere bakıldığında, İli bölgesinde işsizliğin şimdilerde de ciddi şekilde devam etmekte olduğu yüz binlerce çiftçinin kendi mekânlarını terk ederek başka memleketlere gidip oralarda hayatlarını idame ettirmeye çalıştıklarına çokça rastlanılmaktadır.

Yakın zamanlarda “İli Haber Sitesi”nde yayınlanan bir habere göre bu yılın ilk yarısında İli bölgesinden 168 bin 949 çiftçi başka bölgelere giderek amelelik yapmıştır. Yılın sonlarına kadar bu sayının 300 bine kadar ulaşması bekleniyor. Onlar genellikle inşaatlarda, ev hizmetlerinde ve besicilik dallarında çalışıyorlar.

 

 

“Doğu Türkistan Enformasyon Merkezi”nin Kırgızistan Hapishanesinde Hastalık Sebebiyle Hayati Tehlike İçindeki Obulkasım Hacim’ (Kasarji Jalal) i Kurtarma Konusunda Uluslar Arası İnsan Hakları Teşkilatlarına Önemli Müracaatı

 

Uluslararası Bütün İnsan Hakları

Teşkilatlarına: 

Doğu Türkistanlı Uygur genci Obulkasım Hacim

(Diğer bir ismi Kasarji Jalal) 01.01.1968 yılında doğdu. O, Kırgızistan’da ticaretle uğraşırken Kırgızistan Polis yetkilileri tarafından 1998 yılında tutuklanmış olup, 2001 yılı Mart ayının 12’sinde Kırgızistan Oş vilayeti yargı mahkemesi tarafından hiçbir delil- ispat olmamasına rağmen onu, “terörist” diyerek suçlamak suretiyle idam cezasına çarptırmıştı. O tarihten beri Obulkasım Hacim Kırgızistan’ın Bişkek şehrindeki 1. kapalı cezaevindeki yeraltı hücresinde tutulmaktadır.

Edinilen bilgilere göre, Obulkasım Hacim tutuklandığı sıradaki şiddetli işkenceler ve hapishane şartlarının son derece kötü olması sebebiyle Kanser hastalığına yakalanıp yatağa düştüyse de, Hapishane yönetimi onu tedavi ettirmek için kendi imkânlarını kullanmak şöyle dursun, onun tedavi görmek için yazdığı dilekçeyi bile reddetmiş olup, üstelik ona karşı başka büyük suçlulara karşı uyguladıkları kaba, ağır ve insanlık dışı muameleleri devam ettire gelmekteydi. Neticede Obulkasım Hacim’in hastalığı giderek ağırlaşarak, şu anda konuşamaz ve hareket edemez hale gelmiş bulunmaktadır.

Obulkasım Hacim ile aynı hapishanede yatmakta olan diğer Uygurların yansıttığına göre, şu anda ranzasında yarı canlı halde yatmakta olan Obulkasım’ın durumu ile ilgilenmesi için hapishane görevlileri hiçbir sağlık elemanı görevlendirmemiştir. Sadece vücudu şiddetli ve dayanılmaz ağrılar içinde olduğu zamanlarda sağlık görevlileri gelerek bir ağrı kesici iğne ya da narkoz vererek çıkıp gidiyorlar.(i.g) Hapishanede onunla birlikte yatmakta olan Uygurlar, “Eğer Kırgızistan Makamları Obulkasım Hacim’i tedavi etmek için derhal harekete geçmez ise, bu günkü hali ile çok kısa zaman içinde yaşamını yitirmesi mümkündür” diyerek kaygılanmaktadırlar.

Çin’in girişimleri ile 1996 yılında “Şanghay İşbirliği Örgütü” kurulduktan sonra, Komünist Çin hâkimiyeti Doğu Türkistan’a komşu olan Kazakistan ve Kırgızistan’a siyasi, iktisadi ve Diplomasi cihetlerinden baskı uygulayarak her türlü sebeplerle bu devletlerde ikamet eden Uygurlara karşı siyasi baskı ve zarar verme eylemlerini aralıksız devam ettire gelmektedir.

Çin’den iktisadi menfaat elde etmekte olan bu gayri demokratik devletler de Çin hâkimiyetini sevindirmek için BM İnsan Hakları Beyannamesinin yapısını ve uluslar arası kural ve prensiplerini çiğneyerek kendi ülkelerinde yaşamakta olan masum Uygurları yasa dışı olarak tutuklama, hiçbir dayanağı olmaksızın ağır derecelerde cezalandırma ve bir kısmını da Çin’e iade etmek gibi insanlık dışı uygulamalarını devam ettire geldi. Onların bu tür uygulamaları uluslar arası insan hakları teşkilatları ve demokratik devletler tarafından da devamlı olarak kınana gelmektedir.

Bişkek yeraltı zindanlarında can çekişmekte olan Obulkasım Hacim’in şu andaki vaziyeti de, Uygurların başına gelmekte olan yukarıdaki gibi külfetlerin canlı delili olma sıfatıyla Kırgızistan makamlarının insanlık dışı yüzlerini açıkça göstermektedir.

Biz, bütün demokratik ülkelerden ve uluslar arası İnsan hakları teşkilatlarından, Obulkasım Hacı’ya insanca muamele de bulunma, onu derhal yeraltı hücrelerden kurtarıp hastaneye götürerek tedavi ettirme konusunda Kırgızistan hükümetine yönelik baskı yapmalarını önemle arz ediyoruz! İster Obulkasım Haci “suçlu” olsun ya da olmasın ağır derecede hastalığa yakalanıp hayatını kaybetmekle karşı karşıya bulunan bir insanı tedavi ederek kurtarmak insanlık âlemindeki en temel ve ahlaki prensiplerden biri olması gerekir!

Abdulcelil Karakaş

“Doğu Türkistan Enformasyon Merkezi” Başkanı      

Uygurcadan Çeviren: Mehmet Emin BATUR

 

Çin ile Kazakistan Müşterek Askeri Tatbikat Yaptı

16.08.2006

 

 

“Tiyanşan internet sitesi”nin daha önce haber verdiğine göre, “Şanghay İşbirliği Örgütü”nün iki üyesi Çin ve Kazakistan’ın sözde “Terörizm”e karşı müşterek askeri manevrası 24.08.2006 tarihinden 26.08.2006 tarihleri arasında yapıldı. Bu defa ki manevranın ismine “Tiyanşan-1” adını vermişlerdir.

Bu defa ki tatbikatın maksadı, bu yıl Haziran ayında yapılan “Şanghay İşbirliği Örgütü” toplantısı esnasında iki devlet arasında oluşturulan tesanütün yapısına uygun olarak Çin ve Kazakistan’ın güvenlik ve Anayasa katmanları arasındaki dayanışmanın seviyesini yükseltmek “terörizm”e karşı olan gücünü ortaya koymak ve iki devletin sınır güvenliğini teyit ve mevcudiyetini korumak amaçlanmış bulunuyor.(i.g)

Çoğunluğa malum olduğu üzere, Çin’in “Şanghay İşbirliği Örgütü” nü kurmasındaki en temel maksatlarından biri, Uygurların milli bağımsızlık hareketlerini bastırmaktan ibaret olup, bu teşkilatın kurulduğu 1996 yılından bu güne kadar Çin hakimiyeti “Şanghay İşbirliği Örgütü”nü bu maksatları için hizmet ettirmeye çalışa gelmektedir

 

“Almanya Dalgaları” Radyosunun Özel Makalesi

“Uygurlar Terörist Değil!”

 

Sayın Aleksandır tarafından kaleme alınan bu makalenin baş tarafında şöyle denilmektedir:

“Uygur Bağımsızlık Teşkilatlarının gerçekten El-Kaide örgütü ile ilişkisi bir var mı? Çin hükümetinin bu cihetteki bakışını Uygurlar kesinlikle reddetmekte ve bizler Müslümansız fakat Uygur halkı barıştan yanadır, barışseverdir. Biz yalnızca bağımsızlık istiyoruz demektedirler.”

Makalede yine şöyle denilmektedir:

İngiltere ile Almanya’nın teröristlerin tehditlerine uğraması ile bütün dünyada bir defa daha terörizme karşı mücadele dalgası yayıldı. Çin’de terörizme karşı seferber oldu. Fakat onların asıl hedefi Çinin Kuzey-batı kısmında yaşamakta olan ve Uygurların teşkil ettiği bu Müslüman halk kendilerinin ezilmekte oldukları duruma sert tepki göstermektedirler. Özellikle de genç Uygurlar bağımsızlığı şiddetli biçimde talep etmektedirler.(i.g) Fakat Çin hükümeti ise, “Vatanın bütünlüğü prensibi” nden vazgeçmemektedir.

 Bay Aleksandır söz konusu makalesinde; Fabrika, maden, atölye ve çok katlı binaların çoğalmasıyla Ürümçi vilayetinin milli özelliğini yok ettiğini fakat, şehrin arka sokaklarında mescitlerin çoğalmakta olduğunu, Uygurların ise, iftihar etme duygusu içinde dini kimliklerini muhafaza etmekte olduklarını beyan ederek, gerçi Ürümçi şehri yüksek binalarla dolmuşsa da fakat burada Çinin deniz kıyısındaki iktisadi yönden kalkınmış şehirlerindeki mamur manzaralardan zerre kadar bir eser olmadığını, Ürümçi’nin kişi başına düşen gelirin de, Çin’deki ortalama gelirin çok altında olduğunu, işsizlik oranının da haddinden fazla çoğaldığını, temel yapılaşmanın da çok gerilerde olduğuna vurgu yapmıştır.

100 küsur yıldan beri bu şehrin kendisine 2500 kilometre mesafedeki Pekin ile o kadar da alakasının olmadığı gerçeğine de değinmiştir.

Makalede, “Doğu Türkistan Enformasyon Merkezi”nin başkanı Abdulcelil Karakaş Efendi tercümanı olan Taşmehmet aracılığı ile aşağıdaki değerlendirmeleri ortaya

Koymuştur:

“Biz Uygurlar ikinci dünya savaşından sonra Çinin bizim vatanımız olan Doğu Türkistan’ı işgal ederek kendilerinin topraklarına ilhak ettiklerini unutmuş değiliz. Biz kesinlikle 50 yılı aşkın bir süre önce kaybetmiş olduğumuz bir varlığımızı, yani milli bağımsızlığımızı talep etmekteyiz. Aynı zamanda kendimize ait vatanımız, pasaportumuz, bayrağımız vardı. Bizim bunlara ihtiyacımız var. Biz çok önceleri onlarla yardımlaştık. Barış içinde yaşamak istiyorduk. Fakat bizim bu isteklerimizi onlar reddettiler. Onlar bizlere çok vaatlerde bulunmuşlardı. Fakat hiçbir vaatlerinde durmadılar. Bizim özgürlüğümüzü ve dolayısıyla her şeyimizi elimizden aldılar. Bu sebeple biz onlara kesinlikle inanmıyoruz. Biz kesinlikle bağımsızlığımıza inanmaktayız. Biz bundan sonra komünistlerle görüştüğümüzde yalnızca bağımsızlık temelinde görüşebiliriz.”

Bay Aleksandır makalesinde yine, Çin hükümetinin Doğu Türkistan’a karşı yürütmekte olduğu siyasi ve iktisadi politikalarından ve icraatlarından Uygurların şiddetli şekilde rahatsız olduklarını, her ne kadar Çin Anayasasında azınlık milletlerin kültürlerini, dini inançlarını ve örf adetlerini koruyacakları yer alıyorsa da, tam tersine azınlık milletlerin bu cihetlerdeki özgürlüklerinin sert şekildeki yasaklara maruz kalmakta olduğu, Pekin’in ise, “Serbest bırakırsak güvenliğimiz tehlikeye girer” şeklinde bir anlayışla politika yürütmekte olduğu, bu sebeplerle de Uygurların Otonomi haklarının ağır şekilde engellemelerle karşılaşmakta olduğu ortaya konulmuştur.

Söz konusu makalede Abdulcelil Karakaş Efendinin tercümanı olan Taşmehmet ’in aşağıdaki sözlerine yer verilmiştir;

“Eğer siz mescitlere girecek olursanız, ya da kendinizin görüş ve düşüncelerinizi ortaya koyup, “Bana özgürlük gerek!” diyerek sesinizi yükseltseniz derhal kendinizi hapishanelerde görürsünüz. Çünkü biz bunları bire bir yaşadık. Dini inanç özgürlüğü ise, asla mevcut değil.

Bay Aleksandır makalesini devam ettirerek şöyle beyanlarda bulunmaktadır;

“Yalnızca dini ve siyasi cihetlerdeki baskılar değil, iktisadi alandaki adaletsizlikler de Uygurların ölçüsüz derecelerde ezilmelerine sebep olmaktadır. Bu gün uğradığı talan yüzünden çıplaklaşan Doğu Türkistan aslında yeryüzünün doğal zenginlikleri en fazla bölgelerinden biri idi. Çin’in en büyük kömür ve petrol rezervleri Doğu Türkistan’ın kuzey bölgelerinde yer almaktadır. Fakat, burada yaşamakta olan halkların gelirlerinde hiçbir artış görülmemektedir.”

Makalede yine, Doğu işe yerleşme cihetinde de Uygurların çok ağır biçimde adaletsizliklere uğramakta oldukları, hatta Üniversiteyi bitiren Uygurların dahi öz yurtlarında iş bulamadıklarını, fakat Çinlilerin ise taltif ve itibarlarla derhal işe yerleştirilmekte oldukları da kaydedildi.

Bay Aleksandır makalesinin sonunda şunlara işaret etmiştir.

“Uygurlarda mevcut umumi tepki gösterme durumunu Çin hükümeti görmezlikten gelmektedir. Doğu Türkistan’ın bazı bölgelerinde meydana gelen halk isyanları merkezi hükümet tarafından sert şekillerde bastırılmaktadır. Çin’in asıl endişesi, stratejik bakımdan kesinlikle mühim bir ehemmiyete sahip olan bu ülkenin bölünerek elden çıkacağıdır.

Çin hükümeti ise, Uygurların bütün bağımsızlık teşkilatlarını El-Kaide örgütü ile birleştirmeye çalışmaktadır. (i.g) Ve bu girişimini “Terörizme karşı mücadele” diye adlandırmaktadır. Fakat onların bu adlandırmaları Uygurların sert biçimde karşı çıkmalarına uğramaktadır!” Abdulcelil KARAKAŞ

Uygurcadan Çeviren: Mehmet Emin BATUR

 

ÇİN HÜKÜMETİ SON 30 YIL İÇİNDE BİNGTUEN’İN UMUMİ NÜFUSUNU

7 MİLYONA ÇIKARTMAYI PLANLIYOR

16.08.2006

 1954 yılında kurulduğundan beri Doğu Türkistan genelinde kendi başına bir hanedanlık meydana getirmiş olan “Üretim ve İnşaat Bingtueni” nin bu günkü umumi nüfusu, hükümet istatistik dairelerinin verdiği bilgilere göre 2 milyon 540 bindir.

Bingtuen, malum manada tarif edildiğinde Komünist Çin hâkimiyetinin Doğu Türkistan’daki en köklü ve en güvenilir müstemlekeci birliğidir. Hatta dış ülkelerdeki bazı meşhur Çinli demokratlar da yazdıkları makalelerde Bingtuen’in Doğu Türkistan’da yerleşik milli zıddiyet ve çatışmaların temel kaynağı ve sebepçisi olduğunu, gelecekte de Doğu Türkistan’da Kosova’daki gibi geniş çaplı bir milli çatışma söz konusu olduğunda bu çatışmanın da doğrudan yerli halk ile Bingtuenliler arasında cereyan edeceğini açıkça beyan ede gelmektedirler.(i.g) Bu yüzden de Çin hâkimiyeti yerli halkın “Cellatlar Birliği” olarak adlandırdığı Bingtueni dağıtma konusundaki taleplerini reddederek, tam tersine Bingtueni güçlendirme ve daha da büyütme çabasındadır.

“Bingtuen Gazetesi”nin verdiği habere göre Yakında Bingtuenli 50’den fazla mütehassısin katılımı ile gerçekleştirilecek olan “Bingtuen Nüfus Nazariyesini Araştırma Toplantısı”nda Bingtuen’de yaşlananların sayısının çoğalması neticesinde ortaya çıkan iş gücü yetersizliği meselesini halletmek için bundan sonraki 30 yıl içinde Bingtuen’in nüfusunu 7 milyona çıkartmak planlanmıştır.

Uygurcadan Çeviren: Mehmet Emin BATUR

 

RABİYE KADİR HANIM “DOĞU TÜRKİSTAN ENFORMASYON

MERKEZİ”Nİ ZİYARET ETTİ

 Doğu Türkistan milli hareketinin önderi ve Uygur halkının manevi annesi Rabiye Kadir Hanım 16.08.2006 tarihinde Almanya’nın Münih şehrindeki “Doğu Türkistan Enformasyon Merkezi”nin çalışma ofisini ziyaret ederek, Merkezin başkanı Abdulcelil Karakaş ve “ETIC-Uygur Araştırma Merkezi”nin başkanı Perhat Yorunkaş ile görüşerek milli hareketimizin genel durumu ve gelecekteki gelişme sürecinin ayrıntıları hakkında etraflı bir sohbet gerçekleştirdi.

Rabiye Kadir Hanım öncelikle “Doğu Türkistan Enformasyon Merkezi” Başkanı Abdulcelil Karakaş’ın Milli mücadelemize sağladığı katkılardan övgü ile söz ederek, “Yıllardan beri ‘Doğu Türkistan Enformasyon Merkezi’nin milli hareketimize katkılarından dolayı tebrik ederek “Doğu Türkistan Enformasyon Merkezi”nin dış ülkelerdeki en nüfuzlu ve en köklü haber merkezi olduğuna” vurgu yaptı.

Görüşme esnasında Rabiye Kadir Hanım “Doğu Türkistan Enformasyon Merkezi” tarafından tesis edilen ve bir süreden beri deneme yayınlarını sürdüren “U-Tv”nin (Uygur Televizyonu) özel ziyaretini kabul ederek “U-Tv’nin sohbet programında kendisinin, milli hareketimizin bu günkü durumu ve geleceği hakkındaki düşüncelerini etraflı bir şekilde ortaya koydu.

Bu defa gerçekleştirilen Tv. Programı yaklaşık bir saat süreli olup, pek yakında “U-Tv” den tam olarak yayınlanacaktır.

Uygurcadan Çeviren: Mehmet Emin BATUR

 

ÂLİM SEYİTOF’UN “AMERİKANIN SESİ” TELEVİZYONUNDA ÇİNLİ

YAZAR GAO XİN İLE YAPTIĞI MÜNAZARA UYGURLAR ARASINDA

GENİŞ YANKI UYANDIRDI

 

“Dünya Uygur Kurultayı” İcra Komitesi Başkanı ve “Uygur–Amerikan Birliğinin Genel Sekreteri 11.08.2006 tarihinde “Amerika’nın Sesi” Televizyonunun Çince gerçekleştirilen “Özgür Münazara Meydanı” münazara programında Çinli yazar Gao Xin ile Uygurların milli bağımsızlığı konusunda yaptıkları program dış ülkelerdeki Uygurlar arasında geniş yankı buldu.

Birkaç günden beri dış ülkelerde yaşamakta olan bir çok Uygur İnternetteki münazara meydanlarında kendilerinin görüşlerini açıklayarak Alim Seyitof’a övgüler yağdırarak onun, Uygur halkının gerçek duygularını ve görüşlerini ortaya koyduğunu söylediler.

Bu defaki münazara iki nokta üzerinde yoğunlaşmış olup, programın akışı içerisinde Çinli Yazar Gao Xin “Doğu Türkistan ezelden beri Çin’in ayrılmaz bir parçasıdır. Çin’e demokrasi geldiğinde Doğu Türkistan’da bağımsızlık hakkında bir referandum yapılırsa Uygurların nüfusu azınlıkta olduğu için Doğu Türkistan’ın Bağımsızlığı konusunda bir karar alınmaz” şeklinde bir görüş ortaya koydu. (i.g)

Alim Seyitof ise, Gao Xin’in yukarıdaki safsatalarını belgelerle sert bir şekilde reddetti.

Alim Seyitof Gao Xin’e verdiği red cevabında Doğu Türkistan halkının tarihten beri bağımsız olarak yaşaya geldiğini fakat, Mançur İmparatorluğunun işgal etmesi sonrasında bu toprakların isminin “Sonradan ilhak edilmiş topraklar” anlamına gelen “Sinkiang olarak değiştirildiğini, Mançur istilasından taa ki Komünist Çin’in Doğu Türkistan’ı işgal ettiği 1949 yılına kadar bu topraklarda meydana gelen milli kurtuluş hareketleri sonunda birkaç defa bağımsız Cumhuriyetlerin kurulmuş olduğunu, şimdiki Komünist Çin müstemlekecilerinin de daha önceki Mançur ve Gomindang (Milliyetçi Çin) müstemlekecilerinin varisi olduklarını ortaya koydu.

Alim Syitof yine, Çin’deki Komünizm yıkılarak yerine demokrasi getirildiğinde eğer Doğu Türkistan’ın geleceği ile ilgili bir halk oylaması söz konusu olursa Birleşmiş Milletlerin konu ile ilgili prensiplerinin ruhu gereğince kesinlikle ve yalnızca Doğu Türkistan’ın yerli halkının oy kullanma hakkının bulunduğunu, Doğu Türkistan halkının Uygur, Kazak, Kırgız, Tacik ve Moğol’lardan oluştuğunu, bu güne kadar bütün Çin hakimiyetleri tarafından Doğu Türkistan’a sistematik olarak planlı bir şekilde getirilip yerleştirilen Çinli göçmenlerin genel bir referandumda oy kullanma hakkının bulunmadığını beyan etti.

(A.Celil Karakaş-KIVILCIM)

Uygurcadan Çeviren: Mehmet Emin BATUR

 

“AVRUPA DOĞU TÜRKİSTAN BİRLİĞİ” TEŞKİLATI, RABİYE HANIM’I

AĞIRLAMAK İÇİN ÖZEL KIR GEZİSİ ORGANİZE ETTİ

13.08.2006 tarihinde Almanya’nın Münih kentinde faaliyet göstermekte olan “Avrupa Doğu Türkistan Birliği” Teşkilatı Uygurların manevi annesi Doğu Türkistan Milli hareketinin milli önderi Rabiye Kadir ve onun eşi olan milli üstat Sıdıkhaci Rozi’nin şerefine özel olarak kır gezisi organize edildi. (İ.G)Rabiye Hanım ile eşi Sıdıkhaci Rozi 11.08.2006 tarihinde Almanya’ya ulaşmış olup, aynı gün “Avrupa Doğu Türkistan Birliği” Teşkilatının önderleri ve üyelerinden oluşan bir grup Uygur Münih Havaalanına giderek çiçeklerle onları karşılamışlardı. 13.08.2006 Pazar günü gerçekleştirilen Kır gezisi organizasyonuna Almanya’nın değişik bölgelerinde yerleşik bulunan Uygurlardan 150’den fazla Uygur aileleri ile birlikte katıldılar.

DUK Başkanı Erkin Alptekin Bey de yüzlerce kilometre uzaklıktaki Wurzburg şehrinden özel olarak Münih’e gelerek söz konusu Kır gezisine katılarak Rabiye Kadir Hanım ve eşi Sıdıkhaci Rozi ile yüz yüze görüştü.

İlk olarak DUK Başkanı Erkin Alptekin orada bulunan topluluğa karşı bir konuşma yaparak, Rabiye Kadir ‘den, “Uygurların manevi annesi, Doğu Türkistan milli hareketinin önderi, uluslar arası insan hakları mücadelesinin  bayraktarı” diyerek övgü ile söz etti.(İ.G) Rabiye Kadir hanımdan samimi bir şekilde hal hatır sorduktan sonra, onun Doğu Türkistan milli mücadelesindeki yeri ve Doğu Türkistan mücadelesi adına elde ettiği kazanımlarından bir defa daha takdirle söz etti. DUK’un her zaman Rabiye Kadir hanımla aynı safta ve omuz omuza durarak mücadele edeceklerinin altını çizdi.

Rabiye Kadir hanım da konuşmasında, Doğu Türkistan halkının uğramakta olduğu facialardan ve Çin’in insanlık dışı siyasi, iktisadi ve kültürel yıkımlarından, Çin’in Doğu Türkistan halkına yönelttiği asimilasyon politikaları ve dolayısıyla dehşetengiz bir biçimde devam ettirilmekte olan  devlet teröründen söz ederek, muhaceretteki Doğu Türkistanlıların insan hakları mücadelesi alanında elde etmekte oldukları kazanımları ve Uygur Teşkilatlarının vazifeleri konularında da görüş ve düşüncelerini dile getirdi.

Bu faaliyete Avrupa Doğu Türkistan Birliği Başkanı Dolkun Eysa ve Doğu Türkistan Enformasyon Merkezi Başkanı Abdulcelil Karakaş gibi teşkilat başkanları da katıldılar. Beş saat devam eden bu faaliyet coşku dolu bir atmosferde geçti.

Söz konusu etkinliğin ardından DUK’un önde gelenleri ile Rabiye Kadir hanım ve Sıdıkhaci Rozi arasında Uygur milli mücadelesinin geleceği, içinde bulunulan durum ve gelecekteki siyasi hareketlerin plan ve programları hakkında mühim dereceli dahili müzakereler yapıldı

(A.Celil Karakaş-KIVILCIM)

Uygurcadan Çeviren:Mehmet Emin BATUR

 

ÇİNLİNİN KÖTÜSÜ BİNGTUEN’Lİ

 

Doğu Türkistanlılar arasında “Çinlinin kötüsü Bingtuen’li olanı”diye bir söz vardır. 50 küsur yıldan beri Doğu Türkistan halkının başına büyük belalar getiren ve “Üretim ve İnşaat Bingtuen'i” olarak adlandırılan birime halkımız tarafından bu isim verilmiştir.

Bingtuan’ın bütün tuan- alanları birleşmesindeki “Halk askerleri” ise, Doğu Türkistan milli hareketler ve halk isyanlarının acımasızca bastırılmasında doğrudan aktif rol oynaya gelen bir cellatlar birliğidir. Mesela Bingtuen Birliğindeki halk askerlerinin Çin’in polis ve askerleri ile uyumlu olarak 1980’li yılların başlarındaki “Kaşgar Olayı”,”Kargalık Olayı”, 1990 yılındaki “Barın Olayı”, 1997 yılındaki “5 Şubat Gulca Olayı”… olmak üzere büyüklü küçüklü halk isyanları ve milli hareketleri çok kanlı bir biçimde bastıra geldikleri halkımız tarafından bilinen bir gerçektir.(İ.G) Fakat Uygur halkı tarafından lanetlenegelen bu faşist birlik Bingtuan önderleri tarafından her zaman ödüllendirilmekte ve taltif edilmektedir.

“Tiyanşan Haber ağı”nın 20.07.2006 tarihinde verdiği Bingtuan bünyesindeki  89. Tümenin başkanı Bufuming’in  bu tümendeki  halk askerlerini (Silahlı Çiftçiler yada silahlı milisler) para ve maddi emtialarla mükafatlandırarak hatırlarını sorduğunu beyan etmiştir (ETIC)

Uygurcadan Çeviren:Mehmet Emin BATUR

 

17. ERCİYES ZAFER KURULTAYINDA

"ÇİN İŞKENCELERİ" RESİM SERGİSİ AÇILDI

17. Erciyes Zafer Kurultayı Kayseri'de ki Erciyes Tekir Yaylasında yapıldı. 3 gün süren Kurultay'da İstiklâl Gazetesi tarafından da Doğu Türkistan'da Müslüman Türklere yönelik yapılan işkenceleri anlatan bir fotoğraf sergisi açıldı.
Çeşitli işkence fotoğraflarının yer aldığı sergi büyük ilgi çekerken, kurultaya katılan on binlerce kişi İstiklal Gazetesi'nin çadırını ziyaret ederek, Doğu Türkistan'ın son durumu hakkında bilgi aldılar. Ulusal ve Yerel Basın mensuplarının da büyük ilgi gösterdiği sergi hakkında bir açıklama yapan Gazetemiz Sahibi ve Yazı İşleri Müdürü Mehmet Emin Batur, Kızıl Çin hükümetinin işgal ettiği Doğu Türkistan'da halka sadece Müslüman ve Türk oldukları için akla hayale gelmeyen işkenceler uyguladıklarını söyledi.
En doğal hakkı olan bağımsızlık haklarını dile getiren Doğu Türkistanlıların, terör devleti olan Çin tarafından tutuklandıklarını ve bir daha tutuklananlardan haber alınamadığını kaydeden Batur, “ Tüm dünyanın gözü önünde cereyan eden bu olaylar karşısında daha ne kadar suskun kalınacak. İçinde Doğu Türkistan'ın olmadığı bir Türk Dünyasından asla söz edilemez” diye konuştu. Doğu Türkistan'da yaşanan zulmü yansıtan yaklaşık 150 resimden oluşan Çin mezalimi sergisine yoğun ilgi olurken, 3 gün açık kalan sergiyi s10 binlerce insanın gezdi. Bazı ziyaretçilerin bayıldığı, bazılarının göz yaşlarını tutamadığı Çin işkencelerinin fotoğrafları sergisinde yer alan resimlerin bir çoğunun dünyada ilk kez 17. Zafer Kurultayı'nda sergilendiği belirtildi. İstiklâl Gazetesi Sahibi Mehmet Emin Batur, henüz iki yaşında olmasına rağmen Doğu Türkistan Davası'nın dünyaya anlatılmasında büyük rol oynadığını belirterek, “Doğu Türkistan'da yaşanan insanlık ayıbını dünyaya duyurabilmek için kısıtlı imkânlarımızla gayret sarf etmeye çalışıyoruz. Açtığımız sergide bunun bir örneği. On binlerce kadınlı erkekli kardeşlerimizin sergimizi gezip bizlere destek vermeleri takdire değerdi. Bu tür etkinliklerimizi ileri ki günlerde sürdürmeyi düşünüyoruz. “ dedi.
Kurultay alanında çeşitli temaslarda da bulunan Mehmet Emin Batur, Avrupa Türk Dernekleri Federasyonu Başkanı Cemal Çetin ile de bir süre sohbet ederek görüş alışverişinde bulundu.
"Çin İşkenceleri" Sergisini ziyaret edenler gözyaşlarını tutamazken, zaman zaman Doğu Türkistanlıların karşı karşıya kaldığı zulüm fotoğraflarına dayanamayan ziyaretçiler ise baygınlık geçirdi.

 

 
Bu web sitesi ile ilgili soru veya görüşlerinizi  hurgokbayrak@kaynet.net adresine gönderin
Telif Hakkı © 2000-2004
HÜR GÖKBAYRAK
       Site içeriğinin (metin ve grafikler) tüm kullanım haklarını
BEN TÜRK'ÜM DİYEBİLENLER
Kaynak Göstererek Kullanabilir
 
Son Değiştirilme Tarihi:
05.12.2006
 Tüm Hakları Saklıdır.
  İnternet Explorer ve 1024 X 768 piksel çözünürlülükte rahat izleyebilirsiniz