|
Çin, Kırgızistan’da ki Uygurlara yönelik operasyona
hazırlanıyor
Rusya’da Almanca yayınlanan bir gazetenin haberine göre, Çin hükûmeti
Kırgızistan’da yaşayan Doğu Türkistanlı’lara yönelik sınır ötesi askerî
operasyon hazırlığında
Kırgızistan’ın yeni Devlet Başkanı Kurmanov Bakie’in Rus gazetesine
yaptığı açıklamadan anlaşıldığı kadarıyla Şanghay Altılısı’nın vardığı
mutabakat çerçevesinde hareket eden Çin hükûmeti fırsatı ganimet
bilerek Kırgızistan’ın Oş şehrine askerî özel bir birlik göndermek
suretiyle orada normal yaşamlarını sürdüren Doğu Türkistan asıllı
insanları kontrol altına almaya ve sindirmeye çalışacak. Rusya’da
Almanca yayınlanan bir gazete Çin hükûmetinin Kırgızistan’a Askerî
birlik göndereceği yönünde haber yaptı.Kırgızistan’da ki Doğu
Türkistanlılar için sınır ötesi askerî operasyon düzenleyecek olan Çin
Hükûmeti, sözde bölücülükle suçladığı Doğu Türkistanlıları
Kırgızistan’da yakalamayı planlıyor. Uluslararası İnsan Hakları
Örgütleri ise, Çin’in böyle bir operasyona kalkışması halinde çok zor
durumda kalacağını ifade ediyorlar.
Çin’in bu girişimine de Kırgızistan’ın çiçeği burnunda Devlet Başkanı
Kurmanov Bakiev’in açık destek sözü vermiş olduğu öğrenildi.
Anlaşılan o ki; Doğu Türkistanlılar açısından Kırgızistan’ın yeni Devlet
Başkanı selefine rahmet okutacak…
Türk
Federasyonu 24. Büyük Kurultayı yapıldı
Avrupa Demokratik Ülkücü Türk Dernekleri Federasyonu 24. büyük
kurultayı, Almanya'nın Essen kentinde yapıldı. Kurultaya Avrupa’da
yaşayan 12 bin Türk katıldı
Avrupa Türklüğü'nün en büyük organizasyonu olan Türk Federasyon 24.
Büyük Kurultayı başarıyla tamamlandı. Türk Federasyon delegeleri ve
oluşturulan Divan Kurulu nezaretinde Türk Federasyon Genel Başkanlığına
tekrar Cemal Çetin seçildi.
Kültür Sanat programının yanı sıra Türk Federasyon Genel Sekreteri
Şentürk Doğruyol 23. Dönem faaliyet raporunu ,Türk Federasyon Genel
Muhasibi Mustafa Saygaz 23. Dönem Muhasebe raporunu kurultay
katılımcılara aktardı. Kurultaya katılan MHP Genel Başkanı Devlet
Bahçeli, hükümetin alternatifinin MHP olduğunu söyledi.
Devlet Bahçeli, Avrupa Türk Federasyonu'nun kurucusu Alparslan Türkeş'e
teşekkür ederek, Avrupa'daki milliyetçi hareketin usanmadan ve
yorulmadan ilerlediğini ifade etti.
Doğu Türkistan
Sergisi
Avrupa Türk Federasyonun Büyük Kurultayında İstiklâl Gazetesi
okuyucuları da buluştu.
İstiklâl Gazetesi Avrupa Temsilcisi Şen Ozan ve ekibi tarafından açılan
Doğu Türkistan sergisinde gazetemiz okuyucularına ulaşırken, Doğu
Türkistan ile ilgili kitaplar ve broşürlerde dağıtıldı.
İşgalci
hükûmet, doğum yasağına uyanları mükafatlandırıyor
Çin
hükûmeti, geçmiş yıllardan beri on milyonlarca yuan tutarında özel
bütçeler ayırarak çirkin ve insanlık dışı emellerine ulaşmaya çalışıyor.
Çin
Hükûmetinin Doğu Türkistanlılara karşı yürüttüğü asimilâsyon
faaliyetlerinin başında Çin’den devamlı olarak Çinli göçmen getirilmesi
gelmekteyse de, Çin’in Müslüman Türklere yönelik olarak uyguladığı
“Doğum Kontrolü” adı altındaki Doğum yasağı faaliyeti daha tehlikeli ve
geniş bir yer tutuyor.
Kırsal alanda yaşayanlara 2 çocuk, şehirde yaşayanlara ise bir çocuk
yapabilme iznine uyan (uymak zorunda kalan) aileleri 2000 yuan ve bir
de “Planlı Doğum Şeref Sertifikası” ile ödüllendirmek gibi yollara da
baş vurmaya başlayan Çin hükûmeti, geçmiş yıllardan beri on milyonlarca
yuan tutarında özel bütçeler ayırarak çirkin ve insanlık dışı emellerine
ulaşmaya çalışıyor. Böylece Türk nüfusunu her geçen gün azaltmak ve
giderek Çin nüfusu içinde eriterek yok etmek isteyen Çinli’ler ne
pahasına olursa olsun kendi milli ve manevî değerleri doğrultusunda bir
yaşam tarzını seçenlere ise, çok ağır cezalar veriyor.
Doğu
Türkistanlı Alim Abdulehet Mehdum Çin zindanlarında
1,5
yıldır Çin zindanlarında tutuklu bulunan Rahmetli Mehmet Emin Buğra’nın
yeğeni olan Doğu Türkistan’ın en ünlü alimlerinden Abdulehet Mehdum’un
sağlık durumu günden güne kötüye gidiyor.
Doğu
Türkistan’ın Hoten vilayetindeki bir eve 2004 yılının Ocak ayında baskın
düzenleyen Çin Polisleri 77 yaşındaki büyük alim Abdulehet Mehdum
Haci’yi “Dini eğitim veriyor” suçlamasıyla tutuklayıp hapse atmışlardı.
Abdulehet Mehdum’un ağır derecede böbrek hastası olduğu ve sağlık
durumunun da günden güne kötüye gittiği ifade edildi.
Çin
yetkililer, bu kişiyi tutukladıktan sonra kamuoyunun sert tepkisine de
aldırmaksızın sakalını da kesmişlerdir. Abdulehet Mehdum’un bir din
alimi olmaktan öte hiçbir suçu da bulunmamasına rağmen kendi
memleketinden daha uzakta bulunan Aksu vilayetine bağlı Karaşehir’deki
bir zindana atıldı. Üstelik te yakınlarından hiç kimseyle görüşmesine
izin verilmiyor.
Abdulehet
Mehdum Hacim Kimdir?
Bu
zat sertlikten azami derecede kaçınan, son derece yumuşaklıkla
insanları İslâm’a çağıran bir yapıya sahip olmasına rağmen bütün ömrü
İslâm’ı öğretme yolunda eza ve cefa içinde geçmiştir.
Abdulehet Mehdum Hacim Doğu Türkistan’ın Hoten vilayetine bağlı Karakaş
nahiyesinde 1928 yılında dindar bir ailede dünyaya gelmiştir. Bu zat
Doğu Türkistanlı büyük önder ve büyük mücahit “Şarki Türkistan Tarihi”
adlı eserin müellifi Merhum Mehmet Emin Buğra Beyin kız kardeşinin
oğludur. Mehmet Emin Buğra ise 1965 yılında Türkiye’nin Başkenti
Ankara’da vefat etmiştir.
Abdulehet Mehsum Hacim’in babası Barat Ahunum Karakaş nahiyesinde büyük
bir medresenin baş müderrisi olup, 1930’lu yıllarda Çinli saldırganlar
suçsuz yere tutuklayıp şehit etmişlerdir. Küçük yaşta babasız kalan
Abdulehet Mehdum ilk ve Orta okulu Karakaş ve Hoten’de tamamladıktan
sonra 1950-1957 yılları arasında Kaşgar’daki ünlü Hanlık Medrese yüksek
tahsil yapmıştır. O, okulu bitirdikten sonra Hoten’e geri döndü. Daha
aradan 6 ay bile geçmeden Çin Komünist yetkilileri tarafından
tutuklanarak 15 yıl süre ile Hoten vilayetine bağlı Keriye nahiyesindeki
“Suçluları ağır çalışma şartları ile ıslah etme kampları”nda tutuklu
kaldı.
Abdulehet Mehdum 15 yıl süreli hapis cezasını tamamladıktan sonra 1974
yılında hapisten çıkar çıkmaz uzun soluklu mücadelesine yeniden
başlamıştır. O, Çinli işgalciler tarafından dini eğitimden tamamen
mahrum bırakılan Doğu Türkistan halkının yeni nesillerine İslam dinini
öğretmeye devam etti. Mehdum böylelikle yüzlerce doğu Türkistan
evladının birer İslam alimi olarak yetişmesini sağladı.
Çinli işgalcilerin 1979’ da başlattığı “Ünlü ulema ve zenginleri tasfiye
hareketi” esnasında tekrar tutuklanarak hapse atıldı. O esnada bir
gecede doğu Türkistan’ın her köşesinde binlerce alim tutuklanarak hapse
atıldılar. Abdulehet Mehdum bir yıl hapiste tutulduktan sonra bırakıldı.
2001
yılında Abdulehet Mehdum oğlu Abduruf Mehdum ile beraber hiç bir suç
isnat edilmeksizin yeniden tutuklanarak üç ay süre ile Hoten merkez
hapishanesinde hapiste tuttuktan sonra onların bundan sonra hiçbir
şekilde dini tebliğde bulunmaması ve hiçbir cami ve mescitte imamlık
yapmaması şartı ile serbest bıraktılar. O tarihten itibaren evinden
dışarı çıkması da yasaklanmış olarak yaşamaya mecbur edildi.
Bir
süre sonra 4. defa tutuklandı. Bu defa mahlas isimlerle yeni dini
eserler tercüme etmiş olmak ve yazmak suçları isnat edildi. Çin hükümeti
2002 yılında “Yasaklanan eserleri imha etme kampanyası” başlatarak, dini
ve siyasi kitaplar, Kur’an-ı kerim tefsirleri, el yazması eserler ve
Suudi Arabistan’ın Medine şehrindeki Kral Fahd Kur’an basım merkezinde
basılan Kur’an-ı kerimin Uygurca tercümesi de dahil olmak üzere
40.000’den fazla son derece değerli eserleri yakmak suretiyle imha etti.
İşte
bu, Doğu Türkistan’daki Müslüman Türklerin dini alandaki acıklı durumunu
gözler önüne sermektedir. Mazlum ve mağdur Doğu Türkistan halkı; İslam
dünyasından, hükümetlerden, heyetlerden, dünya insan hakları
teşkilatlarından, zaten hasta ve yaşlı durumdaki muhterem bir din adamı
olan Ablehet Mehdum Hacim’in Çin zindanlarından bir an önce kurtarılması
adına girişimde bulunulmasını bekliyor.
Çin Hükümeti,
Uygurlara Yönelik “Sert Darbe Vurma” Hareketinin Alanını Genişletti
(Çince Boxun İnternet Gazetesinin 29 Mayıstaki haberi)
Doğu
Türkistan’ın tam Bağımsızlığı için çalışmakta olan Doğu Türkistan
Enformasyon Merkezinin haberinde Çinlilerin Doğu Türkistan’a sözde
“Sinkiang Uygur Otonom Bölgesi” ismini vermelerinin 50. yılı törenlerini
istedikleri gibi geçirebilmek için 20 Mayıs’ta Bölge Komünist Partisi
ve Bölge Kamu Güvenliğini Sağlama Komitesi adına bildiriler yayınladı.
Yayınlan bildire şu ifadelere yer verildi:
“Doğu Türkistan teröristleri, yasa dışı dini faaliyetler içinde
olanlar, fikir ayrılıklarını körükleyenler ve Halklar arasında milli
çatışma çıkartmak niyetinde olanlara yönelik olarak sert darbe vurarak
ülkenin her tarafındaki sınır müdafaa birlikleri sınır dışındaki düşman
güçlerin iç kargaşa çıkartmasını mutlaka engellemelidir…”
O
günden itibaren Çin hükümeti 10.ayın 20’sine kadar sözde Sinkiang ( Doğu
Türkistan)ın güvenliğini sağlamak adına “Sert Darbe Vurma Hareketi”
uygulama kararı aldı.
“Sert darbe vurma hareketi” nin temelinde yatan asıl gerçek ise; 1-Doğu
Türkistan Teröristlerine(!); 2- Yasa dışı dini faaliyet ve dinden
yararlanarak devleti parçalamak isteyenlere(!); 3- Komünist Partisinin
milli politikasına saldıranlar ve milletlerarasındaki barışı bozmaya
çalışanlara(!); 4- İdeoloji alanındaki milli bölücülere(!); 5- Halkın
fikir ayrılıklarından istifade ederek milli Otonomi yasalarına
saldıranlara(!) karşı mücadele etmek adı altında Doğu Türkistanlılara
insafsız ve acımasızca darbeler vurmak ve böylece Müslüman Türk halkını
ezerek sindirmeye çalışmak. Doğu Türkistan halkının değerlendirmelerine
göre; Milletler arası İnsan hakları örgütleri ve dünya kamuoyu Çinlilere
yönelik siyasi baskılarını arttırmayacak olursa her bir Doğu
Türkistanlının geleceği tehdit altında demektir.
Gulca’da AIDS giderek
yayılıyor
Doğu
Türkistan’dan alınan son haberlere göre Çin hükümetinin; işgali altında
tuttuğu Doğu Türkistan’da Müslüman Türk halkını milli ve manevi yönden
dejenerasyona uğratma girişimlerine ilave olarak bulaşıcı
hastalıklarında halk arasında yaygınlaşmasına çalıştığı öğrenildi.
Doğu
Türkistan’da Uyuşturucu madde ve alkol kullanımı ile, fuhuş ve cinayet
olaylarının giderek artıyor olmasının birinci sebebi, Çin hükümetinin
Doğu Türkistan’da asimilasyonu hızlandırmak için Çin’den devamlı olarak
Çinli göçmen getirip yerleştiriyor olması olarak gösteriliyor.
Üstelikte getirilen bu Çinlilerin genellikle hapishaneden yeni tahliye
olmuş ve zührevi hastalıklara yakalanmış olan Çinlilerden oluştuğu ise
ayrı bir felaket.
Siyasi anlamda işgalci Çin yönetiminin en çok başını ağrıtan Doğu
Türkistan vilayetlerinden biri olan Gulca’ da asrın insanının baş belası
olan AIDS hastalığının giderek artmakta olduğu ise oldukça düşündürücü.
Çin
hükümetinin yayınladığı raporlara bakıldığında bütün Doğu Türkistan
sathına oranla (380 bin kişi ) Gulca’da ki AIDS hastası sayısının daha
fazla olduğu ortaya çıktı.
Gulca halkı 1997 yılında bağımsızlık için ayaklanmış ve bu ayaklanma
tarihe “ Gulca Ayaklanması” olarak geçmişti.
Çinli göçmenler Uygur kızını, polisler ise babasını öldürdü
Küytün’de bir Uygur Türk’ü Çinli polisler tarafından öldürüldü.
Alınan bilgilere göre, Çinli göçmenler tarafından soyulan ve
dolandırılan 14-15 yaşındaki iki kızını kurtarmak için polisten yardım
isteyen Uygur, polisler tarafından hapse atıldı. Daha sonra hapisten
çıkan Uygur Türk’ü kendisini hapse atan ve kızlarını dolandıran
Çinlilere hiçbir şey yapmayan Polis şefini öldürdü. Kızlarını
kurtarmaya giden Uygur’un, bir kızını kurtardığı, diğer kızının göçmen
Çinliler tarafından öldürüldüğü ifade edildi.
Olay
yerine gelen Çinli polislerin masum Uygur kızını öldüren Çinlilere bir
şey yapmadığı, kızların babası olan Doğu Türkistanlı adamı ise silahla
ateş ederek öldürdükleri öğrenildi.
Bir Uygur
Cemiyeti’de İngiltere’de kuruldu
Dünyanın değişik ülkelerinde faaliyet göstermekte olan Doğu Türkistan
ile ilgili Sivil örgütler kervanına İngiltere’de 21 Mayıs 2005 tarihinde
kurulan bir Uygur cemiyeti de dahil oldu. Dünya genelinde 50’ nin
üzerinde resmi ve gayri resmi olarak faaliyet gösteren Doğu Türkistan
Teşkilatları bulunuyor.
İngiltere’de yaşayan Doğu Türkistanlıların da örgütlenerek, bir
mutabakat çerçevesinde güç birliği yaparak bütün resmi prosedürleri de
yerine getirmiş olarak bir Teşkilatlanma yoluna gitmiş olmaları tüm Doğu
Türkistanlıları sevindirdi. Yeni kurulan teşkilatta ki görev dağılımı
ise şu şekilde gerçekleşti.
Teşkilatın Başkanı : Ömercan Kerimov
Baş
Katip : İlyar Pehridin
Teftiş Heyeti Başkanı: İbrahim Efendi
Mali İşler Sorumlusu: Ehmetcan Kari
İstiklal Gazetesi olarak bizde bu yeni kurulan Doğu Türkistan
Teşkilatını tebrik eder, Hayırlı Muvaffakiyetler dileriz. Temennimiz
odur ki, Doğu Türkistan’ın Tam bağımsızlığının kazanılması yolunda aktif
ve etkili faaliyetler içinde olurlar.
Doğu Türkistan’da 2.
Çöl Karayolu'nun inşasına başlandı
Doğu Türkistan’da ikinci çöl karayolu olan Alar-Hotan Karayolu'nun
inşasına başlandı.
Dünyanın ikinci büyük çölü durumunda olan Taklamakan Çölü'nden geçen
Alar-Hotan Karayolu'nun toplam uzunluğu 424 kilometre olacak. 407
kilometrelik kısmı çöl içinde olan bu karayolunun Aralık 2007'de hizmete
girmesi öngörülüyor.
Doğu
Türkistan’ın kukla yetkilileri, Alar-Hotan Karayolu'nun inşa
edilmesinin Xinjiang (Doğu Türkistan)'daki karayolu şebekesinin ve
Xinjiang (Doğu Türkistan)'ın güneyindeki ulaşım koşullarının
iyileştirilmesi, Xinjiang(Doğu Türkistan)'ın kuzeyi ve güneyi arasındaki
ulaşım ve temasların kolaylaştırılması, Xinjiang(Doğu Türkistan)'ın
güney kesiminin sahip olduğu kaynak üstünlüğünün ekonomik üstünlüğe
dönüştürülmesinin hızlandırılması, Güney Xinjiang(Doğu Türkistan)'daki
insanların yaşama düzeyinin yükseltilmesi ve Xinjiang(Doğu Türkistan)'ın
uyumlu gelişmesinin sağlanması için büyük önem taşıyacağını
belirtiyorlar. Ancak yolun yapılamasının asıl sebebi Çölün ortasından
yapılacak karayolu ile birlikte zengin yeraltı kaynaklarına sahip olan
Taklamakan Çölünü adeta talan edecek olan Çin Hükümeti geçmiş dönemlerde
de inşaa ettiği karayolu sayesinde çıkardığı petrol başta olmak üzere
bir çok madeni Çin’e taşımıştı.
Doğu Türkistan,
petrol rezervleri açısından birinci sırada
Doğu
Türkistan’daki kukla bölge valisi olan İsmail Tilivaldi 20 Mayıs 2005 te
Şanghay’da yaptığı bir basın toplantısında 2010 yılına ulaşıldığında
Doğu Türkistan topraklarının “Ana kara” (Doğu Türkistan’ı Çin’e dahil
ederek konuşuyor) üzerindeki petrol rezervleri ve rafinerileri
açısından birinci sırayı alacağını söyledi.
Doğu
Türkistan’daki kukla bölge valisi olan İsmail Tilivaldi 20 Mayıs 2005 te
Şanghay’da yaptığı bir basın toplantısında 2010 yılına ulaşıldığında
Doğu Türkistan topraklarının “Ana kara” (Doğu Türkistan’ı Çin’e dahil
ederek konuşuyor) üzerindeki petrol rezervleri ve rafinerileri
açısından birinci sırayı alacağını söyledi.
Doğu
Türkistan da bulunan Petrol kaynaklarının tam kapasite dolu olduğu ve
çok yüksek kaliteye sahip olduğunu da açıklayan kukla vali Tilivaldi,
bu güne kadar keşfedilen maden çeşidinin 138 çeşit olup, kömür
madenlerinin ise Çin’in sahip olduğunu ileri sürdüğü kömür madenlerinin
de % 40’ını teşkil ettiğini sözlerine ekledi.
Tilivaldi, Doğu Türkistan’da her geçen gün daralan ekili alanlar göz
önüne alındığında sahip olduğu maden zenginliklerinin oldukça fazla
oluşunun ülke geleceği açısından ümit verici bir durum olduğunu da ifade
ederek bir itirafta bulundu.
Kariz’ler hakkında
ki haberimiz ses getirdi
Gazetemizin Mart 2005 sayısında yer alan ve Doğu Türkistan’daki dünya
medeniyet miraslarından sayılan Kariz’lerin kaybolmaya yüz tuttuğu ile
ilgili haberimizin ardından Çin hükûmetinin Doğu Türkistan’daki yerel
taşeronları vasıtasıyla Kariz’ler üzerine harekete geçtiği öğrenildi.
Doğu
Türkistan Türklerinin günümüzden 2000 yıl öncelerinde kazdıkları ve
yer altında açtıkları kanallar vasıtasıyla birbirleriyle
irtibatlandırarak sulama dahil her alanda kullandıkları kuyulara
“Kariz” adı veriliyor. Bu Kariz’lerin uzunluğu 5bin kilometre
civarında. Bu su kaynaklarına özellikle de Turfan bölgesinde çokça
rastlanıyor. Kariz’ lerin sayısı ilk zamanlarda bin 800 civarında iken
giderek bakımsızlık ve ilgisizlik nedeniyle bu günlerde 600 civarına
gerilemiş ve kalanlarda suları çekilerek tamamen yok olma tehlikesiyle
karşı karşıya kaldı. Yapılan inceleme çalışmalarına göre yeterli ilgi ve
bakım söz konusu olmaz ise 20-25 yıl sonunda bu Kariz’lerin tamamen
kaybolacağı ifade ediliyor. Yabancı turistlerin çok ilgisini çeken bu
Kariz’ler, Çinlilerin Doğu Türkistan topraklarının Çin’in ayrılmaz bir
parçası olduğu yolundaki mesnetsiz iddialarını çürütecek çok önemli
Uygur tarihi eserleri arasında.
Son
yıllarda kuraklık tehlikesi yaşayan bölge halkının da ciddi tepkileri ve
Kariz’lerin de birer Turistik gelir kaynağı olduğunu düşünen Çin
hükümeti bu Kariz’leri kısmen kurtarmaya çalışmak adına 60 milyon yuen
ödenek ayırdı.
Çin
hükûmetinin yeni bir entrikası da her restore ettikleri Türk-İslâm
eserlerini kendilerine mal etmeleri. Kariz’ler için de daha şimdiden
“Kariz’ ler Pekin deki Büyük Xangjo Kanalı ve Çin Seddi ile aynı
kategoride değerlendirilmesi gereken devletimizin en önem verdiği tarihi
yapılarından biridir” diyorlar.
Çinli yetkililer,
Türkiye’de cirit atıyor
Son
günlerde Çinli devlet adamları Türkiye’yi adeta mesken tuttu. Birisi
gidiyor arkasından bir başkası geliyor. Çinli yetkililerin yoğun Türkiye
trafiği hakkında “Çinli’ler Türkiye’de yaşayan Doğu Türkistanlı’larla
ilgili hükûmetten yeni bir beklenti içine mi girdiler?” Sorusunu akla
geliyor. Türkiye’ye gelenler içinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi
Özkök'ün resmî davetlisi olarak Ankara'da bulunan Çin Halk Cumhuriyeti
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Guanglıe ve beraberindeki heyet’te
geliyor.
Cumhurbaşkanı Sezer tarafından Çankaya Köşkü'nde kabul edilen Çin Genel
Kurmay Başkanı, Orgeneral Özkök'ün de hazır bulunduğu ziyaret foto
muhabirlerinin ve kameraların görüntü almasının ardından basına kapalı
devam etti.
Bir
diğer Çinli yetkili ise İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu ile resmî
ziyaret için Türkiye'ye gelen Çin Halk Cumhuriyeti Kamu Güvenliği
Bakanı Zhou Yongkang.
Zhou
Yongkang ve Bakan Aksu, Ankara
EmniyetMüdürlüğü Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü'nün toplumsal olaylara
müdahale konusunda gerçekleştirdiği tatbikata katıldı.
Tatbikatın sonunda Atlı Birlik'te görevli polisler, Çin Halk Cumhuriyeti
ve Türk bayrağını açtı. Çin Kamu Güvenliği Bakanı’nın Türkiye’de ki Doğu
Türkistanlılar ile ilgili yeni bir istekte bulunup bulunmadığı ise henüz
açıklanmadı.
Avrupa
Birliği, Çin’e son uyarıyı yaptı
Avrupa Birliği Çin'e son uyarısını yaptı ve iki kategoride Avrupalı
üreticilerin 'telafi edilemez' zararını önlemek için kota uygulamakla
tehdit etti.
Financial Times'ın haberine göre Avrupa Birliği Komisyonu Çin'den
yapılan tişort ve keten ipliği ithalatının Avrupalı üreticilerin
varlığını, kârlılığını ve istihdamını zora soktuğunu belirterek
gelişmelere göz yumulamayacağını açıkladı. Komisyona göre keten iplik
üretimi AB'de bu yıl yüzde 25, bu alandaki istihdam yüzde 13 geriledi.
Çin'den AB üyesi ülkelere yapılan tişort ihracatı yılın ilk üç ayında
geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 187, keten iplik ihracatı ise yüzde
56 arttı.
Barosso: Daha ileri gideriz
Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel Durao Baroso, topluluk pazarını Çin
tekstilinin istilasından korumak için daha önce ilan ettikleri
önlemlerin daha fazlasını da uygulamaya sokabileceklerini söyledi.
Birkaç hafta önce Çin Devlet Başkanı Hu Jintao'ya 'çok sert' bir mektup
gönderdiğini belirten Barroso "Tekstil pazarımızdaki bozulma nedeniyle
kendisinden bu gidişe müdahale etmesini istedim" dedi. Çin'in önlem
alacağını umduğunu belirten Barroso aksi takdirde sert önlemler
alacaklarını söyledi. Barroso'nun çağrısını Çin'in cevapsız bırakması
durumunda AB ilk etapta tişort ve keten iplikte yüzde 7.5 ihracat
kısıtlaması yapabilecek. Kısıtlama en fazla üç yıl sürebilecek.
Doğu
Türkistan’da Nasrettin Hoca yeni nesillere tanıtılıyor
Nasrettin Hoca (Doğu Türkistan Türkleri “Nesirdin Ependi” olarak
adlandırmaktadır) Son yıllarda Çin işgalcileri tarafından Türk
çocuklarına ne kadar unutturulmaya çalışılsa da Doğu Türkistan
Türklerinin kıvrak zekası ve özel gayretleri ile yeniden gündeme
getirilerek yeni nesillere tanıtılmaya çalışılıyor. Edinilen bilgilere
göre Uygur müziği atmosferinde canlandırılacak olan Nasrettin Hoca
temsilleri için yurt dışından hayvan terbiyecilerinin özel olarak
eğittiği bir eşek getirilerek sirk ve Tiyatro sahnelerinde Nasrettin
Hocanın eşeği yerine kullanılacak. Doğu Türkistan’daki Sirk ve Eğlence
Grubunun Başkanı Enver Muhammet bir demecinde şunları söyledi:
“Nasrettin Hoca (Nesirdin Ependi) nin esprilerinden ve fıkralarından
yeni nesil seyircilerinin haberleri yok. Bizim maksadımız Nasrettin
Hocayı (Nesirdin Ependi) yeni nesillere hakkıyla tanıtmaktır” dedi.
“Doğu Türkistan’daki zulme son vermek en önemli milli davalarımızdandır”
Kayseri
Kültür ve Turizm Demeği Yönetim Kurulu Başkanı Alim Gerçel, yaptığı
yazılı açıklama ile 3 Mayıs Türkçülük Bayramını kutladı
Alim
Gerçel mesajında Türkler üzerinde çeşitli oyunlar oynandığını
belirterek, “3 Mayıs 1944' te yaşanan, Türk Milliyetçilerine yönelik
yıldırma ve yok etme oyununun bozulmasının 61. yıldönümünde, Türk
Milleti yeni tehdit ve tehlikelerle karşı karşıya gelmiş bulunuyor. Bir
yanda AB' nin Türk milli varlığını yek etmeye yönelik dayatmaları, Kuzey
Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni altın tabak içinde Rumlara sunma
gayretkeşliği, bir yanda Musul-Kerkük'ten Doğu ve Güney Doğu
Anadolu'muza uzanan yeni fitne ve fesat tezgâhları Türk Milletini
kuşatmıştır Türk Bayrağına ve onun manevi değerlerine hakaretler, dilini
bozma, vatanını bölme, dinine misyonerlik oyunları, Siyonistlerle
işbirliği gayretleri. Türkçüler buna müsaade etmeyecektir.
3
Mayısın 61, yıldönümünde Türk Milliyetçilerine daha büyük görev ve
sorumluluklar düşüyor. Bu oyunları bozmak ve Türk Milletini yeni bir
şahlanışa sevk etmek için el ve gönül birliği kaçınılmazdır.
Unutmayalım!
Bugün uygar milletler arasında halâ esaret içinde olan sadece Türk
Milleti Doğu Türkistan'da, Çin zulmüne son vermek, Rusya Federasyonunun
kontrolünden çıkamamış Türk boy ve topluluklarının içinde bulundukları
durumdan kurtarmak en önemli milli davalarımızdan biri olarak önümüzde
duruyor.
Kayseri Kültür ve Turizm Derneği' olarak "3 Mayıs Türkçüler Bayramını"
kutluyor, 3 Mayıs'ın 61. yılının, Türk Milletinin yeniden diriliğine
vesile olmasını diliyoruz. Ne Mutlu Türküm Diyene! Tanrı Türk'ü Korusun
ve Yüceltsin” dedi.
Rabiye Kadir yine kıskaçta
Çin'in Doğu Türkistan'da Uygur halkına uyguladığı baskı politikalarının
ardı arkası kesilmezken, Pekin'in ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza
Rice'in mart ayındaki ziyaretinden önce jest olarak hapishaneden
çıkardığı Uygur işkadını Rabiya Kadir'e yönelik kıskaç da gevşemiyor. 8
yıllık hapis cezasının 5.5 yılını yattıktan sonra serbest kalması
üzerine tedavi için ABD'ye giden Kadir'in Urümçi’deki şirketlerine
baskın düzenlendi.
Çarşamba günü yapılan baskın sırasında aranan Kadir'in oğlu Ablikim
kaçmayı başarırken, şirketin beş çalışanı gözaltına alındı ve çok sayıda
evraka da el konuldu.
‘Mali olarak çökertmek istiyorlar' Kadir, ailesinin durumundan endişe
duyduğunu belirterek, "Bizi mali olarak da çökertmek istiyorlar" dedi.
8
yıllık hapis cezasının 5.5 yılını yattıktan sonra serbest kalması
üzerine tedavi için ABD'ye giden Kadir'in Urumçi'deki şirketlerine
baskın düzenlendi. Çarşamba günü yapılan baskın sırasında aranan
Kadir'in oğlu Ablikim kaçmayı başarırken, şirketin beş çalışanı
gözaltına alındı ve çok sayıda evraka da el konuldu. 'Mali olarak
çökertmek istiyorlar' Kadir, ailesinin durumundan endişe duyduğunu
belirterek, "Bizi mali olarak da çökertmek istiyorlar" dedi. Kadir'in
Virginia'da yaşayan kızı Akide Ruzi de, kardeşinin güvenli bir yerde
saklandığını ve şirkete yapılan baskının nedenini bilmediklerini
söyledi. ABD Dışişleri, gelişmelerden kaygı duyulduğunu ve konuyu
Pekin'le görüştüğünü kaydederken, Uluslararası Af Örgütü Kadir'in
serbest bırakılmadan önce Uygurlarla temas kurmaması ve Doğu Türkistan
konusunda susması uyarısı yapıldığına dikkat çekerek "Bu siyasi bir
şantaj" dedi. Kadir'in Akide adlı şirketler topluluğu ithalat, ihracat,
emlak, borsa ve lokantacılık sektöründe iş yapıyor. Kadir'in oğlu da,
lokanta zincirinin başında.
Cumhurbaşkanı Sezer,
Çin'i ziyaret edecek
Çin
Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet
Sezer'in, Çin Cumhurbaşkanı Hu Jintao'nun daveti üzerine 12-15 Haziran
tarihleri arasında Çin'i ziyaret edeceği duyuruldu. Sezer’in ziyareti
sırasında iki ülke arasındaki ilişkiler ile Türkiye’de yaşayan Doğu
Türkistanlı’ların gündeme geleceği ifade ediliyor.
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in ise üç günlük programında Doğu
Türkistan’ı ziyaret edip etmeyeceği ise henüz bilinmiyor.
Yok artık!
Anadolu Hisarı’nıda Çinli’ler yaptı
Doğu
Türkistan’da giderek kaybolmakta olan Türk tarih ve kültür eserlerinden
birisi olan Kumul’daki “Uygur Beyi Kalesi” Uygur Türklerinin verdiği
mücadelelerle kısmen yeniden restore edilirken, Çin hükümeti bu kalenin
de mimar ve ustalarının Çinli olduklarını iddia etmeye başladı. Alınan
1. kısım onarım kararı gereğince 20 Nisan günü kalenin üst kısımlarının
restorasyonu tamamlandı. Güneş ışığı altında zümrüt misali parlayan bu
kale heybetli görünümü ile tekrardan göz önüne çıktı. Çinliler bu Uygur
Beyi Kalesi için “Bu kale çok eski tarihi devirlerde çok kaynaklı
kültürlerin(!) bu bölgede buluştuğunun bir göstergesidir. Uygur Beyi
Kalesi Kumul’un ilk Beyi olan Ebeydullah tarafından Pekin’den getirilen
Çinli ustalar tarafından inşa edilmiş, 1885 yıllarına gelindiğinde ise
son Beylerden olan Şahmaksut tarafından genişletilerek ve değişiklikler
yapılarak yeniden ortaya çıkartılmıştır.” Deselerde, kalenin mimari
özellikler olarak kesinlikle bir Uygur-Türk eseri olduğu biliniyor.
Kalenin içerisinde 800 ayrı oda, büyüklü küçüklü 9 kule de renkli
Tuğ’lar asılı olup, Kale içinde musıki salonları, misafir salonları,
İpek yolu müzesi, Kumul Tarihine ait bir müze ve Uygur Beyleri tarihi
araştırma bölümleri yer alıyor. Kalenin dış yüzeyi ise tamamen killi
harç kullanılarak tezyin edilmiş dudumda.
Kalenin restorasyonuna 10 milyon yuen ayıran Çin hükümetinin asıl
maksadının temelinde ise Kale’nin Çinli usta ve mimarlar tarafından inşa
edildiği şeklindeki iddialarına kuvvet kazandırmak yatıyor.
Bir Uygur genci ip üzerinde en uzun süre kalma rekoru kırdı
Ülkeleri işgal altında olan milletlerin var olma mücadelesi verdiklerine
dair en açık örneklere yine Çin işgali altındaki Doğu Türkistan’da
rastlamak mümkün.
Bilindiği gibi geçmiş yıllarda Adilcan ismindeki bir Uygur genci ip
cambazlığında, bir vadi üzerine gerilen çelik halat üzerinde hiçbir
güvenlik önlemi almaksızın seyredenlerin yüreklerini ağızlarına
getirecek bir yükseklikte elindeki bir tek sırıkla dengesini sağlayarak
karşıdan karşıya geçmiş ve bundan sonraki hedefinin ünlü Niagara
Şelalesinden geçmek olduğunu söylemişti. Milli giysileri içerisindeki
demeçleri ile dünyanın ilgisini Uygur Türkleri üzerine çekmeyi başarmış
olmasına rağmen ne yazık ki; bu başarıyı Çin hükümeti kendilerine mal
eden açıklamalar yapıyor.
22
Mayıs 2005 tarihinde de yine Doğu Türkistanlı cambazların varislerinden
Esker ismindeki bir Uygur genci Çinlilerin Nenjing Shuenwu adını
verdikleri bir göl üzerine karşıdan karşıya gerilen 30 metre
yükseklikteki çelik tel üzerinde 37 gün boyunca kalarak bir dünya
rekoru kırdı. Her zaman olduğu gibi yine bu rekoru da Çinliler
kendilerine mal ettiler.
Doğu Türkistan’da 5 yayın organına yasak
getirildi
Doğu
Türkistan’daki Çin kuklası neşriyat merkezi yetkilileri, hükümetin
kendilerine yayın hakkı verdiği konuların dışındaki olayları da haber
yaptıkları gerekçesiyle 5 ayrı yayın organının yayın hayatına
zorbalıkla son verdi.
Bu
yayın organlarının isimleri aşağıdaki gibidir.
1-Çin’in Doğu Türkistan’da petrol soygunu yapan bir şirketi başta olmak
üzere üç ayrı şirket tarafından finanse edilen “Şeher Roli” adındaki
dergi.
2-Dergi izin numarası ISSN 1680-662X, 2 aylık Hongkong Büyük Seyahat
Dergisi sorumluluğunda çıkan “Güzel Hayat” adlı dergi.
3-Yayın İzni numarası 0057 olan “Sinkiang (Doğu Türkistan) Dahili
Materyalleri” Dergisi olup, Ürümçi vilayeti şarap sektörü sahipliğinde
çıkmakta olan “Şarap Tüccarı” adlı dergi.
4-“Sinkiang (Doğu Türkistan) Gençleri” dergisi sahipliğinde “Hongkong
İktisadi Münazara” neşriyatları bünyesinde basılıp dağıtılan devlet
nezdinde ki dahili izin numarası CN65-1159/C olan “Arabacı Köle” adlı
dergi.
5-Doğu Türkistan-Ürümçi Asayiş Alış-veriş Şirketi tarafından neşredile
gelen “Renkli Hayat” adlı dergi.
Doğu
Türkistan Enformasyon Merkezi kaynaklı bu habere bakıldığında despot
Çin yönetimi kendisinin haber yapılmasına izin verdiği haberlerin
dışındaki olay ve gelişmelerin haber yapılmasının önüne engel koyarak
komünist sistemin yapısına uygun bir davranışta bulunuyor.
“Dünya ile entegrasyon”dan, sözde “Batıya açılmak” tan söz eden Çin işte
bu.
Çin’de 27 gazeteci tutuklu
2004
verilerine göre, dünya genelinde, görev başında 53 gazeteci öldürüldü,
907 gazeteci
tutuklandı, bin 146 gazeteci fiziki saldırıya uğradı ve 622 basın
kuruluşuna sansür uygulandı.
Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü'nün (RSF) yıllık raporuna göre,
geçtiğimiz yıl 53 gazeteci, görev başındayken uğradığı saldırı sonucu
hayatını kaybetti.
Dünya Basın Özgürlüğü Günü'ne, denk getirilen raporda, 2004'te öldürülen
gazeteci sayısının son 9 yılın en yüksek rakamı olduğu belirtilirken 107
gazetecinin de hala hapishanelerde olduğu bildirildi. Raporda, 19
gazetecinin öldürüldüğü ve çok sayıda gazetecinin de kaçırıldığı Irak,
gazeteciler için en tehlikeli yer olarak gösterilirken, düşüncelerinden
ve inançlarından dolayı Asya kıtasında 16 gazetecinin öldürüldüğü
bilgisine yer verildi. “Dünyanın en büyük gazeteci hapishanesi" olarak
nitelenen Çin, 27 mahkum gazeteci ile ilk sırada yer alırken Küba, 22
gazeteci ile ikinci, Eritre 14 gazeteci ile üçüncü sırada yer alıyor.
En
çok ihlal yapıldığı gerekçesiyle Kuzey Kore, Türkmenistan ve Eritre
raporda suçlanan ülkeler oldu. En çok gazetecinin öldürüldüğü ülkeler
sıralamasında Irak,19 gazeteciyle ilk sırada yer alırken Irak'ı, 16'şar
gazeteciyle Filipinler ve Bangladeş takip ediyor. Hemen hemen dünyanın
her noktasında az ya da çok basın özgürlüğünün kısıtlandığının
belirtildiği raporda, "Basın özgürlüğünün, hiç bir ülkede garantisi yok.
Bir yerde özgür ifadenin ateşi tutuşturulurken, başka bir yerde bu ateş
söndürülüyor" ifadelerine yer verildi.
Çin'den Kerimov'a sinsi destek
Çin
devlet başkanı, Pekin’i ziyaret eden Özbekistan lideri İslam Kerimov’u
sıcak bir şekilde karşılayarak Kerimov’a destek verdiğini açıkladı
Hu
Jintao, Kerimov’u Çin halkının eski bir dostu olarak tanımladı ve Pekin
ile yakın ilişki kurma çabalarını övdü.
İki
hükûmet tarafından yapılan ortak açıklamada ise, ziyaretin Andican
olaylarından önce planlanmış olduğu hatırlatıldı.
13
Mayıs’ta meydana gelen olaylarda askerlerin göstericilerin üzerine ateş
açtığı ve yüzlerce kişinin öldüğü ileri sürülmüştü.
Özbekistan Devlet başkanı İslam Kerimov ise olaylardan aşırı dinci
grupları sorumlu tutmuş ve sadece 169 kişinin öldüğünü bildirmişti.
Çin,
Kerimov’un sertlik yanlısı tutumunu destekleyen ender ülkeler arasında
yeralıyor. Nedeni ise, Çinli yetkililerin, Doğu Türkistan’daki Uygur
milliyetçilerin benzeri girişimlerde bulunmalarından kaygı duymaları.
Özbekistan’ın toplumsal karışıklıklara sahne olan Andican kenti, Doğu
Türkistan yakınlarında bulunuyor. Uluslararası gözlemcilere göre
yıllardır bağımsızlık yanlısı Uygurları kontrol altında tutmaya çalışan
Çin, Özbekistan ve komşusu Kırgızistan’daki İslâmcı hareketlerin
topraklarına sıçramasından ciddi kaygı duyuyor. Pekin hükûmeti,
Kerimov’un baskıcı rejimini destekleyerek hem sözde bölücü unsurlara
karşı bölgesel işbirliğini artırmaya, hem de petrol ithalatını güvence
altına almaya çalışıyor.
Türk Tarih Kurumu sıkıntılı
Türkiye’nin en önemli kurumlarından birisi olan Türk Tarih Kurumu uzman
elaman sıkıntısı yüzünden çalışmalarını sürdüremiyor.
Doğu
Türkistan ( Türk ) tarihinin Çin Hükûmeti tarafından çarpıtılarak tekrar
yazılmaya başladığı ile ilgili haberimizin yankıları sürüyor. Türk Tarih
Kurumu Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu’ndan İstiklâl Gazetesi olarak
görüşlerini sorduk. Son zamanlarda yeniden gündeme taşınmaya çalışılan
sözde Ermeni soykırımı iddiaları ile ilgili olarak yoğun bir çalışma
temposunda olduklarını kaydeden Halaçoğlu, “ Türk Tarih Kurumunda bir
ordu çalışmıyor. Çalışan adam sayısı üç kişi. Daha bir yasamız bile yok”
diyerek, kurum olarak şu an için bir şey yapamayacaklarını söyledi.
|