HÜR

GÖKBAYRAK

DOĞU TÜRKİSTAN'IN SESİ

 

 

 

 

HÖR

KÖKBAYRAK

SHERQİ TÜRKİSTANİNG AWAZİ

      

    Anasayfa

     HABER ARŞİVİ-2006

Ocak-2006

Şubat-2006

 

    HABER ARŞİVİ-2005

Ocak-2005

Şubat-2005

Mart-2005

Nisan-2005

Mayıs-2005

Haziran-2005

Temmuz-2005

Ağustos-2005

Eylül-2005

Ekim-2005

Kasım-2005

Aralık-2005

    HABER ARŞİVİ
       
2005
       
2004
       
2003
       
2002

        2001
       
2000

 

 

  Basın Yayın, Medya, Kurum, Kuruluş ve Ajanslarda yer alan

"Sinkiang", "Sincan", "Sinkiang Uygur Özerk Bölgesi", "Sinciang Uygur Otonom Bölgesi" ifadelerini kesinlikle kabul etmediğimiz önemle duyrulur.

HABER ARŞİVİ

MAYIS - 2005

Çin, Kırgızistan’da ki Uygurlara yönelik operasyona

hazırlanıyor

 Rusya’da Almanca yayınlanan bir gazetenin haberine göre, Çin hükûmeti Kırgızistan’da yaşayan Doğu Türkistanlı’lara yönelik sınır ötesi askerî operasyon hazırlığında

 Kırgızistan’ın yeni Devlet Başkanı Kurmanov Bakie’in Rus gazetesine yaptığı açıklamadan anlaşıldığı kadarıyla Şanghay Altılısı’nın vardığı mutabakat çerçevesinde hareket eden Çin hükûmeti fırsatı ganimet bilerek  Kırgızistan’ın Oş şehrine  askerî özel bir birlik göndermek suretiyle orada normal yaşamlarını sürdüren Doğu Türkistan asıllı insanları kontrol altına almaya ve sindirmeye çalışacak.   Rusya’da Almanca yayınlanan  bir gazete Çin hükûmetinin Kırgızistan’a  Askerî birlik göndereceği yönünde haber yaptı.Kırgızistan’da ki Doğu Türkistanlılar için sınır ötesi askerî operasyon düzenleyecek olan Çin Hükûmeti, sözde bölücülükle suçladığı Doğu Türkistanlıları Kırgızistan’da yakalamayı planlıyor. Uluslararası İnsan Hakları Örgütleri ise, Çin’in böyle bir operasyona kalkışması halinde çok zor durumda kalacağını ifade ediyorlar. 

Çin’in bu girişimine de Kırgızistan’ın çiçeği burnunda Devlet Başkanı Kurmanov Bakiev’in açık destek sözü vermiş olduğu öğrenildi.

Anlaşılan o ki; Doğu Türkistanlılar açısından Kırgızistan’ın yeni Devlet Başkanı selefine rahmet okutacak…

Türk Federasyonu 24. Büyük Kurultayı yapıldı

 Avrupa Demokratik Ülkücü Türk Dernekleri Federasyonu 24. büyük kurultayı, Almanya'nın Essen kentinde yapıldı. Kurultaya Avrupa’da yaşayan 12 bin Türk katıldı

Avrupa Türklüğü'nün en büyük organizasyonu olan Türk Federasyon 24. Büyük Kurultayı başarıyla tamamlandı. Türk Federasyon delegeleri ve oluşturulan Divan Kurulu nezaretinde Türk Federasyon Genel Başkanlığına tekrar Cemal Çetin seçildi.

Kültür Sanat programının yanı sıra Türk Federasyon Genel Sekreteri Şentürk Doğruyol 23. Dönem faaliyet raporunu ,Türk Federasyon Genel Muhasibi Mustafa Saygaz 23. Dönem Muhasebe raporunu kurultay katılımcılara aktardı. Kurultaya katılan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, hükümetin alternatifinin MHP olduğunu söyledi.

Devlet Bahçeli, Avrupa Türk Federasyonu'nun kurucusu Alparslan Türkeş'e teşekkür ederek, Avrupa'daki milliyetçi hareketin usanmadan ve yorulmadan ilerlediğini ifade etti.

Doğu Türkistan Sergisi

Avrupa Türk Federasyonun Büyük Kurultayında İstiklâl Gazetesi okuyucuları da buluştu.

İstiklâl Gazetesi Avrupa Temsilcisi Şen Ozan ve ekibi tarafından açılan Doğu Türkistan sergisinde gazetemiz okuyucularına ulaşırken, Doğu Türkistan ile ilgili kitaplar ve broşürlerde dağıtıldı.

 İşgalci hükûmet, doğum yasağına uyanları mükafatlandırıyor

 Çin hükûmeti,  geçmiş yıllardan beri on milyonlarca yuan tutarında özel bütçeler ayırarak çirkin ve insanlık dışı emellerine ulaşmaya çalışıyor.

 Çin Hükûmetinin Doğu Türkistanlılara karşı yürüttüğü asimilâsyon faaliyetlerinin başında Çin’den devamlı olarak Çinli göçmen getirilmesi gelmekteyse de, Çin’in Müslüman Türklere yönelik olarak uyguladığı “Doğum Kontrolü” adı altındaki Doğum yasağı faaliyeti daha tehlikeli ve geniş bir yer tutuyor.

Kırsal alanda yaşayanlara 2 çocuk, şehirde yaşayanlara ise bir çocuk yapabilme iznine uyan (uymak zorunda kalan) aileleri 2000  yuan ve bir de “Planlı Doğum Şeref Sertifikası” ile ödüllendirmek gibi yollara da baş vurmaya başlayan Çin hükûmeti,  geçmiş yıllardan beri on milyonlarca yuan tutarında özel bütçeler ayırarak çirkin ve insanlık dışı emellerine ulaşmaya çalışıyor. Böylece Türk nüfusunu her geçen gün azaltmak ve giderek Çin nüfusu içinde eriterek yok etmek isteyen Çinli’ler ne pahasına olursa olsun kendi milli ve manevî değerleri doğrultusunda bir yaşam tarzını seçenlere ise, çok  ağır cezalar veriyor.

 Doğu Türkistanlı Alim Abdulehet Mehdum Çin zindanlarında

 1,5 yıldır Çin zindanlarında tutuklu bulunan Rahmetli Mehmet Emin Buğra’nın yeğeni olan Doğu Türkistan’ın en ünlü alimlerinden Abdulehet Mehdum’un sağlık durumu günden güne kötüye gidiyor.          

Doğu Türkistan’ın Hoten vilayetindeki bir eve 2004 yılının Ocak ayında baskın düzenleyen Çin Polisleri 77 yaşındaki büyük alim Abdulehet Mehdum Haci’yi “Dini eğitim veriyor” suçlamasıyla tutuklayıp hapse atmışlardı.  Abdulehet Mehdum’un  ağır derecede böbrek hastası olduğu ve sağlık durumunun da günden güne kötüye gittiği ifade edildi.

 Çin yetkililer, bu kişiyi tutukladıktan sonra kamuoyunun sert tepkisine de aldırmaksızın sakalını da kesmişlerdir. Abdulehet Mehdum’un bir din alimi olmaktan öte hiçbir suçu da bulunmamasına rağmen kendi memleketinden daha uzakta bulunan Aksu vilayetine bağlı Karaşehir’deki bir zindana atıldı. Üstelik te yakınlarından hiç kimseyle görüşmesine izin verilmiyor.

 Abdulehet Mehdum Hacim Kimdir?

 Bu zat sertlikten azami derecede kaçınan, son derece yumuşaklıkla  insanları İslâm’a çağıran bir yapıya sahip olmasına rağmen bütün ömrü İslâm’ı öğretme yolunda eza ve cefa içinde geçmiştir.

Abdulehet Mehdum Hacim Doğu Türkistan’ın Hoten vilayetine bağlı Karakaş nahiyesinde 1928 yılında dindar bir ailede dünyaya gelmiştir. Bu zat Doğu Türkistanlı büyük önder ve büyük mücahit “Şarki Türkistan Tarihi” adlı eserin müellifi Merhum Mehmet Emin Buğra Beyin kız kardeşinin oğludur. Mehmet Emin Buğra ise 1965 yılında Türkiye’nin Başkenti Ankara’da vefat etmiştir.

Abdulehet Mehsum Hacim’in babası Barat Ahunum Karakaş nahiyesinde büyük bir medresenin baş müderrisi olup, 1930’lu yıllarda Çinli saldırganlar suçsuz yere tutuklayıp şehit etmişlerdir. Küçük yaşta babasız kalan Abdulehet Mehdum ilk ve Orta okulu Karakaş ve Hoten’de tamamladıktan sonra 1950-1957 yılları arasında Kaşgar’daki ünlü Hanlık Medrese yüksek tahsil yapmıştır. O, okulu bitirdikten sonra Hoten’e geri döndü. Daha aradan 6 ay bile geçmeden Çin Komünist yetkilileri tarafından tutuklanarak 15 yıl süre ile Hoten vilayetine bağlı Keriye nahiyesindeki “Suçluları ağır çalışma şartları ile ıslah etme kampları”nda tutuklu kaldı.

Abdulehet Mehdum 15 yıl süreli hapis cezasını tamamladıktan sonra 1974 yılında hapisten çıkar çıkmaz uzun soluklu mücadelesine yeniden başlamıştır. O, Çinli işgalciler tarafından dini eğitimden tamamen mahrum bırakılan Doğu Türkistan halkının yeni nesillerine İslam dinini öğretmeye devam etti. Mehdum böylelikle yüzlerce doğu Türkistan evladının birer İslam alimi olarak yetişmesini sağladı.

Çinli işgalcilerin 1979’ da başlattığı “Ünlü ulema ve zenginleri tasfiye hareketi” esnasında tekrar tutuklanarak  hapse atıldı. O esnada bir gecede doğu Türkistan’ın her köşesinde binlerce alim tutuklanarak hapse atıldılar. Abdulehet Mehdum bir yıl hapiste tutulduktan sonra bırakıldı.

2001 yılında Abdulehet Mehdum oğlu Abduruf Mehdum ile beraber hiç bir suç isnat edilmeksizin yeniden  tutuklanarak üç ay süre ile Hoten merkez hapishanesinde  hapiste tuttuktan sonra onların bundan sonra hiçbir şekilde dini tebliğde bulunmaması ve hiçbir cami ve mescitte imamlık yapmaması şartı ile serbest bıraktılar. O tarihten itibaren evinden dışarı çıkması da yasaklanmış olarak yaşamaya mecbur edildi.

Bir süre sonra 4. defa tutuklandı. Bu defa mahlas isimlerle yeni dini eserler tercüme etmiş olmak ve yazmak suçları isnat edildi. Çin hükümeti 2002 yılında “Yasaklanan eserleri imha etme kampanyası” başlatarak, dini ve siyasi kitaplar, Kur’an-ı kerim tefsirleri, el yazması eserler ve Suudi Arabistan’ın Medine şehrindeki Kral Fahd Kur’an basım merkezinde basılan Kur’an-ı kerimin Uygurca tercümesi de dahil olmak üzere 40.000’den fazla son derece değerli eserleri yakmak suretiyle imha etti.

İşte bu, Doğu Türkistan’daki Müslüman Türklerin dini alandaki acıklı durumunu gözler önüne sermektedir. Mazlum ve mağdur Doğu Türkistan halkı; İslam dünyasından, hükümetlerden, heyetlerden, dünya insan hakları teşkilatlarından, zaten hasta ve yaşlı durumdaki muhterem bir din adamı olan Ablehet Mehdum Hacim’in Çin zindanlarından bir an önce kurtarılması adına girişimde bulunulmasını bekliyor.

  Çin Hükümeti, Uygurlara Yönelik “Sert Darbe Vurma” Hareketinin Alanını Genişletti 

(Çince  Boxun İnternet Gazetesinin 29 Mayıstaki haberi)

Doğu Türkistan’ın tam Bağımsızlığı için çalışmakta olan Doğu Türkistan Enformasyon Merkezinin haberinde Çinlilerin Doğu Türkistan’a  sözde “Sinkiang Uygur Otonom Bölgesi” ismini vermelerinin 50. yılı törenlerini istedikleri gibi geçirebilmek için 20 Mayıs’ta Bölge Komünist Partisi ve  Bölge Kamu Güvenliğini Sağlama Komitesi adına bildiriler yayınladı.

Yayınlan bildire  şu ifadelere yer verildi:

 “Doğu Türkistan teröristleri, yasa dışı dini faaliyetler içinde olanlar, fikir ayrılıklarını körükleyenler ve Halklar arasında milli çatışma çıkartmak niyetinde olanlara yönelik olarak sert darbe vurarak ülkenin her tarafındaki sınır müdafaa birlikleri sınır dışındaki düşman güçlerin iç kargaşa çıkartmasını mutlaka engellemelidir…” 

O günden itibaren Çin hükümeti 10.ayın 20’sine kadar sözde Sinkiang ( Doğu Türkistan)ın güvenliğini sağlamak adına “Sert Darbe Vurma Hareketi” uygulama kararı aldı.

“Sert darbe vurma hareketi” nin temelinde yatan asıl gerçek ise; 1-Doğu Türkistan Teröristlerine(!); 2- Yasa dışı dini faaliyet ve dinden yararlanarak devleti parçalamak isteyenlere(!); 3- Komünist Partisinin milli politikasına saldıranlar ve milletlerarasındaki barışı bozmaya çalışanlara(!); 4- İdeoloji alanındaki milli bölücülere(!); 5- Halkın fikir ayrılıklarından istifade ederek milli Otonomi yasalarına saldıranlara(!) karşı mücadele etmek adı altında  Doğu Türkistanlılara insafsız ve acımasızca darbeler vurmak ve böylece Müslüman Türk halkını ezerek sindirmeye çalışmak. Doğu Türkistan halkının değerlendirmelerine göre; Milletler arası İnsan hakları örgütleri ve dünya kamuoyu Çinlilere yönelik siyasi baskılarını arttırmayacak olursa her bir Doğu Türkistanlının geleceği tehdit altında demektir.

Gulca’da AIDS giderek yayılıyor

Doğu Türkistan’dan alınan son haberlere göre Çin hükümetinin; işgali altında tuttuğu Doğu Türkistan’da Müslüman Türk halkını milli ve manevi yönden dejenerasyona uğratma girişimlerine ilave olarak bulaşıcı hastalıklarında halk arasında yaygınlaşmasına çalıştığı öğrenildi.

Doğu Türkistan’da Uyuşturucu madde ve  alkol kullanımı ile, fuhuş ve cinayet olaylarının giderek artıyor olmasının birinci sebebi,  Çin hükümetinin Doğu Türkistan’da asimilasyonu hızlandırmak için Çin’den devamlı olarak Çinli göçmen getirip yerleştiriyor olması olarak gösteriliyor.

 Üstelikte getirilen bu Çinlilerin genellikle hapishaneden yeni tahliye olmuş ve zührevi hastalıklara yakalanmış olan Çinlilerden oluştuğu ise ayrı bir felaket.

Siyasi anlamda işgalci Çin yönetiminin  en çok başını ağrıtan Doğu Türkistan vilayetlerinden biri olan Gulca’ da asrın insanının baş belası olan AIDS hastalığının giderek artmakta olduğu ise oldukça düşündürücü.

Çin hükümetinin yayınladığı raporlara bakıldığında bütün Doğu Türkistan sathına oranla (380 bin  kişi ) Gulca’da ki AIDS hastası sayısının daha fazla olduğu ortaya çıktı.

Gulca halkı 1997 yılında bağımsızlık için ayaklanmış ve bu ayaklanma tarihe “ Gulca Ayaklanması” olarak geçmişti.

 

 Çinli göçmenler Uygur kızını, polisler ise babasını öldürdü

 Küytün’de bir Uygur Türk’ü Çinli polisler tarafından öldürüldü.

Alınan bilgilere göre, Çinli göçmenler tarafından soyulan ve dolandırılan 14-15 yaşındaki iki kızını kurtarmak için polisten yardım isteyen Uygur, polisler tarafından hapse atıldı. Daha sonra hapisten çıkan Uygur Türk’ü kendisini hapse atan ve kızlarını dolandıran Çinlilere hiçbir şey yapmayan Polis şefini öldürdü.  Kızlarını kurtarmaya giden Uygur’un, bir kızını kurtardığı, diğer kızının göçmen Çinliler tarafından öldürüldüğü ifade edildi.

Olay yerine gelen Çinli polislerin masum Uygur kızını öldüren Çinlilere bir şey yapmadığı, kızların babası olan Doğu Türkistanlı adamı ise silahla ateş ederek öldürdükleri öğrenildi. 

Bir Uygur Cemiyeti’de İngiltere’de kuruldu

 Dünyanın değişik ülkelerinde faaliyet göstermekte olan Doğu Türkistan ile ilgili Sivil örgütler kervanına İngiltere’de 21 Mayıs 2005 tarihinde kurulan bir Uygur cemiyeti de dahil oldu. Dünya genelinde 50’ nin üzerinde resmi ve gayri resmi olarak faaliyet gösteren Doğu Türkistan Teşkilatları bulunuyor.

İngiltere’de yaşayan  Doğu Türkistanlıların da örgütlenerek, bir mutabakat çerçevesinde güç birliği yaparak bütün resmi prosedürleri de yerine getirmiş olarak bir Teşkilatlanma yoluna gitmiş olmaları tüm Doğu Türkistanlıları sevindirdi. Yeni kurulan teşkilatta ki görev dağılımı ise şu şekilde gerçekleşti.

Teşkilatın Başkanı     : Ömercan Kerimov

Baş Katip                   : İlyar Pehridin

Teftiş Heyeti Başkanı: İbrahim Efendi

 Mali İşler Sorumlusu: Ehmetcan Kari

 İstiklal Gazetesi olarak bizde bu yeni kurulan Doğu Türkistan Teşkilatını tebrik eder, Hayırlı Muvaffakiyetler dileriz. Temennimiz odur ki, Doğu Türkistan’ın Tam bağımsızlığının kazanılması yolunda aktif ve etkili faaliyetler içinde olurlar.

 

 Doğu Türkistan’da 2. Çöl Karayolu'nun inşasına başlandı

 Doğu Türkistan’da  ikinci çöl karayolu olan Alar-Hotan Karayolu'nun inşasına  başlandı.

Dünyanın ikinci büyük çölü durumunda olan Taklamakan Çölü'nden geçen Alar-Hotan Karayolu'nun toplam uzunluğu 424 kilometre olacak. 407 kilometrelik kısmı çöl içinde olan bu karayolunun Aralık 2007'de hizmete girmesi öngörülüyor.

Doğu Türkistan’ın kukla  yetkilileri, Alar-Hotan Karayolu'nun inşa edilmesinin Xinjiang (Doğu Türkistan)'daki karayolu şebekesinin ve Xinjiang (Doğu Türkistan)'ın güneyindeki ulaşım koşullarının iyileştirilmesi, Xinjiang(Doğu Türkistan)'ın kuzeyi ve güneyi arasındaki ulaşım ve temasların kolaylaştırılması, Xinjiang(Doğu Türkistan)'ın güney kesiminin sahip olduğu kaynak üstünlüğünün ekonomik üstünlüğe dönüştürülmesinin hızlandırılması, Güney Xinjiang(Doğu Türkistan)'daki insanların yaşama düzeyinin yükseltilmesi ve Xinjiang(Doğu Türkistan)'ın uyumlu gelişmesinin sağlanması için büyük önem taşıyacağını belirtiyorlar. Ancak yolun yapılamasının asıl sebebi  Çölün ortasından yapılacak karayolu ile birlikte zengin yeraltı kaynaklarına sahip olan Taklamakan Çölünü adeta talan edecek olan Çin Hükümeti geçmiş dönemlerde de inşaa ettiği karayolu sayesinde çıkardığı petrol başta olmak üzere bir çok madeni Çin’e taşımıştı.

 

 Doğu Türkistan, petrol rezervleri açısından birinci sırada

 Doğu Türkistan’daki kukla bölge valisi olan İsmail Tilivaldi 20 Mayıs 2005 te Şanghay’da yaptığı bir basın toplantısında 2010 yılına ulaşıldığında Doğu Türkistan topraklarının  “Ana kara” (Doğu Türkistan’ı Çin’e dahil ederek konuşuyor) üzerindeki petrol rezervleri  ve rafinerileri açısından birinci sırayı alacağını söyledi.   

Doğu Türkistan’daki kukla bölge valisi olan İsmail Tilivaldi 20 Mayıs 2005 te Şanghay’da yaptığı bir basın toplantısında 2010 yılına ulaşıldığında Doğu Türkistan topraklarının  “Ana kara” (Doğu Türkistan’ı Çin’e dahil ederek konuşuyor) üzerindeki petrol rezervleri  ve rafinerileri açısından birinci sırayı alacağını söyledi.

Doğu Türkistan da bulunan Petrol kaynaklarının tam kapasite dolu olduğu ve çok yüksek kaliteye sahip olduğunu da açıklayan  kukla vali Tilivaldi, bu güne kadar keşfedilen maden çeşidinin 138 çeşit olup, kömür madenlerinin ise Çin’in sahip olduğunu ileri sürdüğü kömür madenlerinin de % 40’ını teşkil ettiğini  sözlerine ekledi.

Tilivaldi, Doğu Türkistan’da her geçen gün daralan ekili alanlar göz önüne alındığında sahip olduğu maden zenginliklerinin oldukça fazla oluşunun ülke geleceği açısından ümit verici bir durum olduğunu da ifade ederek bir itirafta bulundu.

 

Kariz’ler hakkında ki haberimiz ses getirdi

 Gazetemizin Mart 2005 sayısında yer alan ve Doğu Türkistan’daki  dünya medeniyet miraslarından sayılan Kariz’lerin kaybolmaya yüz tuttuğu ile ilgili haberimizin ardından Çin hükûmetinin Doğu Türkistan’daki yerel taşeronları vasıtasıyla Kariz’ler üzerine harekete geçtiği öğrenildi.

Doğu Türkistan Türklerinin  günümüzden 2000 yıl öncelerinde  kazdıkları ve yer altında açtıkları kanallar vasıtasıyla birbirleriyle irtibatlandırarak sulama dahil her alanda kullandıkları kuyulara “Kariz”  adı veriliyor. Bu Kariz’lerin uzunluğu 5bin kilometre civarında. Bu su kaynaklarına özellikle de Turfan bölgesinde çokça rastlanıyor. Kariz’ lerin sayısı ilk zamanlarda bin 800 civarında iken giderek bakımsızlık ve ilgisizlik nedeniyle bu günlerde 600 civarına gerilemiş ve kalanlarda suları çekilerek tamamen yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Yapılan inceleme çalışmalarına göre yeterli ilgi ve bakım söz konusu olmaz ise 20-25 yıl sonunda bu Kariz’lerin tamamen kaybolacağı ifade ediliyor. Yabancı turistlerin çok ilgisini çeken bu Kariz’ler, Çinlilerin Doğu Türkistan topraklarının Çin’in ayrılmaz bir parçası olduğu yolundaki mesnetsiz iddialarını çürütecek çok önemli Uygur tarihi eserleri arasında.   

Son yıllarda kuraklık tehlikesi yaşayan bölge halkının da ciddi tepkileri ve Kariz’lerin de birer Turistik gelir kaynağı olduğunu düşünen Çin hükümeti bu Kariz’leri kısmen kurtarmaya çalışmak adına 60 milyon yuen ödenek ayırdı.

 Çin hükûmetinin yeni bir entrikası da her restore ettikleri Türk-İslâm eserlerini kendilerine mal etmeleri.  Kariz’ler için de daha şimdiden “Kariz’ ler Pekin deki  Büyük Xangjo Kanalı ve Çin Seddi ile aynı kategoride değerlendirilmesi gereken devletimizin en önem verdiği tarihi yapılarından biridir” diyorlar.

 

Çinli yetkililer, Türkiye’de cirit atıyor

 Son günlerde Çinli devlet adamları Türkiye’yi adeta mesken tuttu. Birisi gidiyor arkasından bir başkası geliyor. Çinli yetkililerin yoğun Türkiye trafiği hakkında “Çinli’ler Türkiye’de yaşayan Doğu Türkistanlı’larla ilgili hükûmetten yeni bir beklenti içine mi girdiler?” Sorusunu akla geliyor. Türkiye’ye gelenler içinde  Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök'ün resmî davetlisi olarak Ankara'da bulunan Çin Halk Cumhuriyeti Genelkurmay Başkanı Orgeneral Guanglıe ve beraberindeki heyet’te geliyor.

 Cumhurbaşkanı Sezer tarafından Çankaya Köşkü'nde kabul edilen Çin Genel Kurmay Başkanı,  Orgeneral Özkök'ün de hazır bulunduğu ziyaret  foto muhabirlerinin ve kameraların görüntü almasının ardından basına kapalı devam etti.

Bir diğer Çinli yetkili ise İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu ile resmî ziyaret için Türkiye'ye gelen  Çin Halk Cumhuriyeti Kamu Güvenliği Bakanı Zhou Yongkang.

Zhou Yongkang ve Bakan Aksu, Ankara

EmniyetMüdürlüğü Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü'nün toplumsal olaylara müdahale konusunda gerçekleştirdiği tatbikata katıldı.

Tatbikatın sonunda Atlı Birlik'te görevli polisler, Çin Halk Cumhuriyeti ve Türk bayrağını açtı. Çin Kamu Güvenliği Bakanı’nın Türkiye’de ki Doğu Türkistanlılar ile ilgili yeni bir istekte bulunup bulunmadığı ise henüz açıklanmadı.

 Avrupa Birliği, Çin’e son uyarıyı yaptı

 Avrupa Birliği Çin'e son uyarısını yaptı ve iki kategoride Avrupalı üreticilerin 'telafi edilemez' zararını önlemek için kota uygulamakla tehdit etti. Financial Times'ın haberine göre Avrupa Birliği Komisyonu Çin'den yapılan tişort ve keten ipliği ithalatının Avrupalı üreticilerin varlığını, kârlılığını ve istihdamını zora soktuğunu belirterek gelişmelere göz yumulamayacağını açıkladı. Komisyona göre keten iplik üretimi AB'de bu yıl yüzde 25, bu alandaki istihdam yüzde 13 geriledi. Çin'den AB üyesi ülkelere yapılan tişort ihracatı yılın ilk üç ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 187, keten iplik ihracatı ise yüzde 56 arttı.

Barosso: Daha ileri gideriz

Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel Durao Baroso, topluluk pazarını Çin tekstilinin istilasından korumak için daha önce ilan ettikleri önlemlerin daha fazlasını da uygulamaya sokabileceklerini söyledi. Birkaç hafta önce Çin Devlet Başkanı Hu Jintao'ya 'çok sert' bir mektup gönderdiğini belirten Barroso "Tekstil pazarımızdaki bozulma nedeniyle kendisinden bu gidişe müdahale etmesini istedim" dedi. Çin'in önlem alacağını umduğunu belirten Barroso aksi takdirde sert önlemler alacaklarını söyledi. Barroso'nun çağrısını Çin'in cevapsız bırakması durumunda AB ilk etapta tişort ve keten iplikte yüzde 7.5 ihracat kısıtlaması yapabilecek. Kısıtlama en fazla üç yıl sürebilecek.

 

 Doğu Türkistan’da Nasrettin Hoca yeni nesillere tanıtılıyor

 Nasrettin Hoca (Doğu Türkistan Türkleri “Nesirdin Ependi” olarak adlandırmaktadır) Son yıllarda Çin işgalcileri tarafından Türk çocuklarına  ne kadar unutturulmaya çalışılsa da Doğu Türkistan Türklerinin kıvrak zekası  ve özel gayretleri ile yeniden gündeme getirilerek yeni nesillere tanıtılmaya çalışılıyor.  Edinilen bilgilere göre Uygur müziği atmosferinde canlandırılacak olan  Nasrettin Hoca temsilleri için yurt dışından hayvan terbiyecilerinin özel olarak eğittiği bir eşek getirilerek sirk ve Tiyatro sahnelerinde Nasrettin Hocanın eşeği yerine kullanılacak. Doğu Türkistan’daki  Sirk ve Eğlence Grubunun Başkanı Enver Muhammet bir demecinde şunları söyledi: “Nasrettin Hoca (Nesirdin Ependi) nin esprilerinden ve fıkralarından yeni nesil seyircilerinin haberleri yok. Bizim maksadımız Nasrettin Hocayı (Nesirdin Ependi) yeni nesillere hakkıyla tanıtmaktır” dedi.

 

“Doğu Türkistan’daki zulme son vermek en önemli milli davalarımızdandır”

 Kayseri Kültür ve Turizm Demeği Yönetim Kurulu Başkanı Alim Gerçel, yaptığı yazılı açıklama ile 3 Mayıs Türkçülük Bayramını kutladı

 Alim Gerçel mesajında Türkler üzerinde çeşitli oyunlar oynandığını belirterek, “3 Mayıs 1944' te yaşanan, Türk Milliyetçilerine yönelik yıldırma ve yok etme oyununun bozulmasının 61. yıldönümünde, Türk Milleti yeni tehdit ve tehlikelerle karşı karşıya gelmiş bulunuyor. Bir yanda AB' nin Türk milli varlığını yek etmeye yönelik dayatmaları, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni altın tabak içinde Rumlara sunma gayretkeşliği, bir yanda Musul-Kerkük'ten Doğu ve Güney Doğu Anadolu'muza uzanan yeni fitne ve fesat tezgâhları Türk Milletini kuşatmıştır Türk Bayrağına ve onun manevi değerlerine hakaretler, dilini bozma, vatanını bölme, dinine misyonerlik oyunları, Siyonistlerle işbirliği gayretleri. Türkçüler buna müsaade etmeyecektir.

3 Mayısın 61, yıldönümünde Türk Milliyetçilerine daha büyük görev ve sorumluluklar düşüyor. Bu oyunları bozmak ve Türk Milletini yeni bir şahlanışa sevk etmek için el ve gönül birliği kaçınılmazdır.

Unutmayalım!

Bugün uygar milletler arasında halâ esaret içinde olan sadece Türk Milleti Doğu Türkistan'da, Çin zulmüne son vermek, Rusya Federasyonunun kontrolünden çıkamamış Türk boy ve topluluklarının içinde bulundukları durumdan kurtarmak en önemli milli davalarımızdan biri olarak önümüzde duruyor.

Kayseri Kültür ve Turizm Derneği' olarak "3 Mayıs Türkçüler Bayramını" kutluyor, 3 Mayıs'ın 61. yılının, Türk Milletinin yeniden diriliğine vesile olmasını diliyoruz. Ne Mutlu Türküm Diyene! Tanrı Türk'ü Korusun ve Yüceltsin” dedi.

 

Rabiye Kadir yine kıskaçta  

Çin'in Doğu Türkistan'da Uygur halkına uyguladığı baskı politikalarının ardı arkası kesilmezken, Pekin'in ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'in mart ayındaki ziyaretinden önce jest olarak hapishaneden çıkardığı Uygur işkadını Rabiya Kadir'e yönelik kıskaç da gevşemiyor. 8 yıllık hapis cezasının 5.5 yılını yattıktan sonra serbest kalması üzerine tedavi için ABD'ye giden Kadir'in Urümçi’deki şirketlerine baskın düzenlendi.

 Çarşamba günü yapılan baskın sırasında aranan Kadir'in oğlu Ablikim kaçmayı başarırken, şirketin beş çalışanı gözaltına alındı ve çok sayıda evraka da el konuldu.

‘Mali olarak çökertmek istiyorlar' Kadir, ailesinin durumundan endişe duyduğunu belirterek, "Bizi mali olarak da çökertmek istiyorlar" dedi.   

8 yıllık hapis cezasının 5.5 yılını yattıktan sonra serbest kalması üzerine tedavi için ABD'ye giden Kadir'in Urumçi'deki şirketlerine baskın düzenlendi. Çarşamba günü yapılan baskın sırasında aranan Kadir'in oğlu Ablikim kaçmayı başarırken, şirketin beş çalışanı gözaltına alındı ve çok sayıda evraka da el konuldu. 'Mali olarak çökertmek istiyorlar' Kadir, ailesinin durumundan endişe duyduğunu belirterek, "Bizi mali olarak da çökertmek istiyorlar" dedi. Kadir'in Virginia'da yaşayan kızı Akide Ruzi de, kardeşinin güvenli bir yerde saklandığını ve şirkete yapılan baskının nedenini bilmediklerini söyledi. ABD Dışişleri, gelişmelerden kaygı duyulduğunu ve konuyu Pekin'le görüştüğünü kaydederken, Uluslararası Af Örgütü Kadir'in serbest bırakılmadan önce Uygurlarla temas kurmaması ve Doğu Türkistan konusunda susması uyarısı yapıldığına dikkat çekerek "Bu siyasi bir şantaj" dedi. Kadir'in Akide adlı şirketler topluluğu ithalat, ihracat, emlak, borsa ve lokantacılık sektöründe iş yapıyor. Kadir'in oğlu da, lokanta zincirinin başında.

 

Cumhurbaşkanı Sezer, Çin'i ziyaret edecek 

Çin Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in, Çin Cumhurbaşkanı Hu Jintao'nun daveti üzerine 12-15 Haziran tarihleri arasında Çin'i ziyaret edeceği duyuruldu. Sezer’in ziyareti sırasında iki ülke arasındaki ilişkiler ile Türkiye’de yaşayan Doğu Türkistanlı’ların gündeme geleceği ifade ediliyor.

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in ise üç günlük programında Doğu Türkistan’ı  ziyaret edip etmeyeceği ise henüz bilinmiyor.

 

 Yok artık! Anadolu Hisarı’nıda Çinli’ler yaptı

 Doğu Türkistan’da giderek kaybolmakta olan Türk tarih  ve kültür eserlerinden birisi olan Kumul’daki “Uygur Beyi Kalesi” Uygur Türklerinin verdiği mücadelelerle kısmen yeniden restore edilirken, Çin hükümeti bu kalenin de mimar ve ustalarının Çinli olduklarını iddia etmeye başladı. Alınan 1. kısım onarım kararı gereğince 20 Nisan günü kalenin üst kısımlarının restorasyonu tamamlandı. Güneş ışığı altında zümrüt misali parlayan bu kale heybetli görünümü ile tekrardan göz önüne çıktı. Çinliler bu Uygur Beyi Kalesi için “Bu kale çok eski tarihi devirlerde çok kaynaklı kültürlerin(!) bu bölgede  buluştuğunun bir göstergesidir. Uygur Beyi Kalesi Kumul’un ilk Beyi olan Ebeydullah tarafından Pekin’den getirilen Çinli ustalar tarafından inşa edilmiş, 1885 yıllarına gelindiğinde ise son Beylerden olan  Şahmaksut tarafından genişletilerek ve değişiklikler yapılarak  yeniden ortaya çıkartılmıştır.” Deselerde, kalenin  mimari özellikler olarak kesinlikle bir Uygur-Türk eseri olduğu biliniyor.

 Kalenin  içerisinde 800 ayrı oda, büyüklü küçüklü 9 kule de renkli Tuğ’lar asılı olup, Kale içinde musıki salonları, misafir salonları, İpek yolu müzesi, Kumul Tarihine ait bir müze ve Uygur Beyleri tarihi araştırma bölümleri yer alıyor.  Kalenin dış yüzeyi ise tamamen killi harç kullanılarak tezyin edilmiş dudumda.

       Kalenin restorasyonuna 10 milyon yuen ayıran Çin hükümetinin asıl maksadının temelinde ise Kale’nin Çinli usta ve mimarlar tarafından inşa edildiği şeklindeki  iddialarına kuvvet kazandırmak yatıyor.

 

Bir Uygur genci ip üzerinde en uzun süre kalma rekoru kırdı

 Ülkeleri işgal altında olan milletlerin var olma mücadelesi verdiklerine dair en açık örneklere yine Çin işgali altındaki Doğu Türkistan’da rastlamak mümkün.                                        

Bilindiği gibi geçmiş yıllarda Adilcan  ismindeki bir Uygur genci ip cambazlığında, bir vadi üzerine gerilen çelik halat üzerinde hiçbir güvenlik önlemi almaksızın seyredenlerin yüreklerini ağızlarına getirecek bir yükseklikte  elindeki bir tek sırıkla dengesini sağlayarak karşıdan karşıya geçmiş ve bundan sonraki hedefinin ünlü Niagara Şelalesinden geçmek olduğunu  söylemişti.  Milli giysileri içerisindeki demeçleri ile dünyanın ilgisini Uygur  Türkleri üzerine çekmeyi başarmış olmasına rağmen ne yazık ki; bu başarıyı Çin hükümeti kendilerine mal eden açıklamalar yapıyor.

22 Mayıs 2005 tarihinde de yine Doğu Türkistanlı cambazların varislerinden Esker ismindeki bir Uygur genci  Çinlilerin Nenjing Shuenwu adını verdikleri bir göl üzerine karşıdan karşıya gerilen 30 metre yükseklikteki çelik tel üzerinde  37 gün boyunca kalarak bir dünya rekoru kırdı. Her zaman olduğu gibi yine bu rekoru da Çinliler kendilerine mal ettiler.

 

Doğu Türkistan’da 5 yayın organına yasak getirildi

Doğu Türkistan’daki Çin kuklası neşriyat merkezi yetkilileri, hükümetin kendilerine yayın hakkı verdiği konuların dışındaki olayları da haber yaptıkları gerekçesiyle  5 ayrı yayın organının yayın hayatına zorbalıkla son verdi.

Bu yayın organlarının isimleri aşağıdaki gibidir.

1-Çin’in Doğu Türkistan’da petrol soygunu yapan bir şirketi başta olmak üzere üç ayrı şirket tarafından finanse edilen “Şeher Roli” adındaki dergi.

2-Dergi izin numarası ISSN 1680-662X, 2 aylık Hongkong Büyük Seyahat Dergisi sorumluluğunda çıkan “Güzel Hayat” adlı dergi.

3-Yayın İzni numarası 0057 olan “Sinkiang (Doğu Türkistan) Dahili Materyalleri” Dergisi olup, Ürümçi vilayeti şarap sektörü sahipliğinde çıkmakta olan “Şarap Tüccarı” adlı dergi.

4-“Sinkiang (Doğu Türkistan) Gençleri” dergisi sahipliğinde “Hongkong İktisadi Münazara” neşriyatları bünyesinde basılıp dağıtılan devlet nezdinde ki dahili izin numarası  CN65-1159/C olan “Arabacı Köle” adlı dergi.

5-Doğu Türkistan-Ürümçi Asayiş Alış-veriş Şirketi tarafından neşredile gelen “Renkli Hayat” adlı dergi.

Doğu Türkistan Enformasyon Merkezi kaynaklı bu habere bakıldığında  despot Çin yönetimi kendisinin haber yapılmasına izin verdiği haberlerin dışındaki olay ve gelişmelerin haber yapılmasının önüne engel koyarak komünist sistemin yapısına uygun bir davranışta bulunuyor.

“Dünya ile entegrasyon”dan, sözde “Batıya açılmak” tan söz eden Çin işte bu.

 

 Çin’de 27 gazeteci tutuklu

 2004 verilerine göre, dünya genelinde, görev başında 53 gazeteci öldürüldü, 907 gazeteci tutuklandı, bin 146 gazeteci fiziki saldırıya uğradı ve 622 basın kuruluşuna sansür uygulandı.

Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü'nün (RSF) yıllık raporuna göre, geçtiğimiz yıl 53 gazeteci, görev başındayken uğradığı saldırı sonucu hayatını kaybetti.

Dünya Basın Özgürlüğü Günü'ne, denk getirilen raporda, 2004'te öldürülen gazeteci sayısının son 9 yılın en yüksek rakamı olduğu belirtilirken 107 gazetecinin de hala hapishanelerde olduğu bildirildi. Raporda, 19 gazetecinin öldürüldüğü ve çok sayıda gazetecinin de kaçırıldığı Irak, gazeteciler için en tehlikeli yer olarak gösterilirken, düşüncelerinden ve inançlarından dolayı Asya kıtasında 16 gazetecinin öldürüldüğü bilgisine yer verildi. “Dünyanın en büyük gazeteci hapishanesi" olarak nitelenen Çin, 27 mahkum gazeteci ile ilk sırada yer alırken Küba, 22 gazeteci ile ikinci, Eritre 14 gazeteci ile üçüncü sırada yer alıyor.

En çok ihlal yapıldığı gerekçesiyle Kuzey Kore, Türkmenistan ve Eritre raporda suçlanan ülkeler oldu. En çok gazetecinin öldürüldüğü ülkeler sıralamasında Irak,19 gazeteciyle ilk sırada yer alırken Irak'ı, 16'şar gazeteciyle Filipinler ve Bangladeş takip ediyor. Hemen hemen dünyanın her noktasında az ya da çok basın özgürlüğünün kısıtlandığının belirtildiği raporda, "Basın özgürlüğünün, hiç bir ülkede garantisi yok. Bir yerde özgür ifadenin ateşi tutuşturulurken, başka bir yerde bu ateş söndürülüyor" ifadelerine yer verildi.

 

Çin'den Kerimov'a sinsi destek

Çin devlet başkanı, Pekin’i ziyaret eden Özbekistan lideri İslam Kerimov’u

 sıcak bir şekilde karşılayarak Kerimov’a destek verdiğini açıkladı

 Hu Jintao, Kerimov’u Çin halkının eski bir dostu olarak tanımladı ve Pekin ile yakın ilişki kurma çabalarını övdü.

İki hükûmet tarafından yapılan ortak açıklamada ise, ziyaretin Andican olaylarından önce planlanmış olduğu hatırlatıldı.

13 Mayıs’ta meydana gelen olaylarda askerlerin göstericilerin üzerine ateş açtığı ve yüzlerce kişinin öldüğü ileri sürülmüştü.

Özbekistan Devlet başkanı İslam Kerimov ise olaylardan aşırı dinci grupları sorumlu tutmuş ve sadece 169 kişinin öldüğünü bildirmişti.

Çin, Kerimov’un sertlik yanlısı tutumunu destekleyen ender ülkeler arasında yeralıyor. Nedeni ise, Çinli yetkililerin, Doğu Türkistan’daki Uygur milliyetçilerin benzeri girişimlerde bulunmalarından kaygı duymaları.

Özbekistan’ın toplumsal karışıklıklara sahne olan  Andican kenti,  Doğu Türkistan yakınlarında bulunuyor. Uluslararası gözlemcilere göre yıllardır bağımsızlık yanlısı Uygurları kontrol altında tutmaya çalışan Çin,  Özbekistan ve komşusu Kırgızistan’daki İslâmcı hareketlerin topraklarına  sıçramasından ciddi kaygı duyuyor. Pekin hükûmeti,  Kerimov’un baskıcı rejimini destekleyerek hem sözde bölücü unsurlara karşı bölgesel işbirliğini  artırmaya, hem de petrol ithalatını güvence altına almaya çalışıyor.

Türk Tarih Kurumu sıkıntılı

Türkiye’nin en önemli kurumlarından birisi olan Türk Tarih Kurumu uzman elaman sıkıntısı yüzünden çalışmalarını sürdüremiyor.

Doğu Türkistan ( Türk ) tarihinin Çin Hükûmeti tarafından çarpıtılarak tekrar yazılmaya başladığı ile ilgili haberimizin yankıları sürüyor. Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu’ndan İstiklâl Gazetesi olarak görüşlerini sorduk. Son zamanlarda yeniden gündeme taşınmaya çalışılan sözde Ermeni soykırımı iddiaları ile ilgili olarak yoğun bir çalışma temposunda olduklarını kaydeden Halaçoğlu, “ Türk Tarih Kurumunda bir ordu çalışmıyor. Çalışan adam sayısı üç kişi. Daha bir yasamız bile yok” diyerek, kurum olarak şu an için bir şey yapamayacaklarını söyledi.

 
 
 
Bu web sitesi ile ilgili soru veya görüşlerinizi  hurgokbayrak@kaynet.net adresine gönderin
Telif Hakkı © 2000-2004
HÜR GÖKBAYRAK
       Site içeriğinin (metin ve grafikler) tüm kullanım hakları Hür Gökbayrağa aittir. Kaynak
Gösterilerek Kullanılabilir
 Son Değiştirilme Tarihi:
14.03.2006
 Tüm Hakları Saklıdır.
  İnternet Explorer ve 1024 X 768 piksel çözünürlülükte rahat izleyebilirsiniz