|
Dünya seyrediyor
Çin kendi ulusal övgüsü olarak Çin'in
ekonomik gücündeki gelişmeyi öne sürüyor. Yakıt için yeni arayışlar
içinde olduklarını, bu sebeple de sabit bir bakış açısından çıkarak
hızlı bir şekilde batı bölgelerinin (Doğu Türkistan) kömür, petrol ve
doğal gazıyla daha fazla ilgilenmeye başladı. Bu topraklarda yeni
aramalar da başlattılar. Taklamakan boyunca uzanan muazzam petrol
kuyularının görüntüsü oldukça ilgi çekiciydi. Doğu Türkistan'ın sahip
olduğu gaz gerçeği gelişmenin ta kendisi olarak ta sayılabilir. Bu doğal
kaynaklar Ulusal Petrol Meclisi ( cnpc:china national petrol cauncil)
için keşfin tam odak noktası olan Doğu Türkistan kapsıyor. Çin bu
alandaki petrolü çıkarmak için bir sürü kuruluşu ortaya sürdü (2.500 mil
) gecen yıl Doğu Türkistan'ın doğusundan pompalanmak üzere bir boru
hattı döşedi. Bundan üç yıl öce jungar petrol yatağının kuzey petrol
sahasındaki kapasitesini geçerek buradan on milyon ton petrol çıkardı.
Çin'in amacı sadece sınır bölgelerini düzene sokmak, oraları sağlama
almak değil, Doğu Türkistan tamamını dize getirmek ve sınırlardaki
tepkili kesimi ikna etmek.
2000 yılının Ocak ayından itibaren Çin'in
asıl amacı sözde batıdaki mükemmel gelişme ataklarıyla batıya doğru
genişleme ve yayılma siyasetini yerleştirmek. Çin'in asıl amacı ekonomik
pürüzleri temizlemekten ziyade basitçe rötuşlar yaparak teşvikleri
arttırmak ve böylece gelişmeyi sağlamak.
Çin'in bu stenograf politikasının amacı,
sıkı merkezi yönetimlerin yenilenmesi için karasal bölgeleri yeniden
kolay idare edilebilir bir şekilde düzene sokmak istemesinden
kaynaklanmaktadır. Kendi hâkimiyeti altındaki diğer azınlıkları tam
olarak asimile etmektir. Bu sınır bölgelerinin içinde kendisine boyun
eğmeyen bölgeler ise oldukça çoğunluktadır.
Dil ise büyük ayrılık farkıdır. Kültür ve
inanış Çinli hanlıklar arasındaki farkı açıkça gösteriyor. Çinin
nüfusunun % 90'ından fazlasını oluşturan bu sınırlar içindeki topluluk
çerçevesinde Uygur, Kazak ve Tacikler İslam'ı büyük bir ölçüde kabul
ediyorlar. Sufi tasavvufu geçerliliğini büyük ölçüde sürdürüyor ve Çinli
partilerin bünyesine yavaş, yavaş yerleşiyor. Bu durum Ateist kesime
büyük oranda rahatsızlık veriyor.
Doğu Türkistan da aralıklı olarak
başkaldırışlar sürüyor. Destekleyiciler özgürlük ve özgürlükçülere Doğu
Türkistan kelimesinin söylenmesini telkin ediyorlar fakat Çin ise bu
kelimeyi kabul etmiyor.
Mart ayında Çin tarafından sürgüne
gönderilen Rabia Kadir, Uygur bir işkadınıdır. Daha önceki siyasi
suçundan dolayı göze batan bir amigo haline geldi. Rabiye Kadir Çin
hükümeti tarafından terörist olarak nitelendirildi, aile üyeleri ise
Çinli polisler tarafından sürekli rahatsız edildi. Rabiye Kadir'in hiç
alakası olmadığı konularda bile suçlu bulunduğu gözüktü. Rabiye Kadir'e
ayrıca politika yasağı da konuldu.
Ekim başlangıcında Doğu Türkistan da 50.
yıl anısına törenler yapıldı. Sıkıyönetimin olduğu bölgelerde meydana
gelebilecek saldırıların endişeleri de yok değildi. Bu yüzden Çin
devleti ayrılıkçı grupların yapacağı herhangi bir saldırıya karşı önlem
almışlardı. Güvenlik çok sıkı bir şekilde sağlandı. Lakin Çin hükümeti
Çeçenya benzeri bir çatışmadan da rahatsızlık duyacaklarını dile
getirdi. Bu tür saldırıların tamamıyla terörist sebeplere dayalı
olacağını da belirtti. Olması muhtemel bu tür saldırıların ekonominin
bölgede hızlı büyümesine de engel olacağını da dile getirdiler. Ayrıca
radikal ve potansiyel etkilerinin olacağını söylediler. Bunun içinde
formüller geliştirdiklerini ve uyguladıklarını da açıkladılar.
Çin kendi ulusal övgüsü olarak Çin'in
ekonomik gücündeki gelişmeyi öne sürüyor. Yakıt için yeni arayışlar
içinde olduklarını, bu sebeple de sabit bir bakış açısından çıkarak
hızlı bir şekilde Doğu Türkistan'ın kömür, petrol ve doğal gazıyla daha
fazla ilgilenmeye başladı. Bu topraklarda yeni aramalar da başlattılar.
Taklamakan boyunca uzanan muazzam petrol
kuyularının görüntüsü oldukça ilgi çekiciydi. Doğu Türkistan'ın sahip
olduğu gaz gerçeği gelişmenin ta kendisi olarak ta sayılabilir. Bu doğal
kaynaklar Ulusal Petrol Meclisi ( cnpc:china national petrol cauncil)
için keşfin tam odak noktası olan Doğu Türkistan'ı kapsıyor. Çin bu
alandaki petrolü çıkarmak için bir sürü kuruluşu ortaya sürdü 2.500 mil
(1609,35 m) geçen yıl Doğu Türkistan'ın doğusundan pompalanmak üzere bir
boru hattı döşedi. Bundan üç yıl öce jungar petrol yatağının kuzey
petrol sahasındaki kapasitesini geçerek buradan on milyon ton petrol
çıkardı.
2004 yılında Tarım Havzası kaynaklarına 5
milyon ton daha ekledi. Çinli petrol uzmanları diğer komşu ülkeler
Pakistan, Kırgızistan, Kazakistan ve Kırgızistan arasında global enerji
kaynaklarının en büyük bölümünü Doğu Türkistan'ın oluşturduğunu
düşünüyorlar. Bu günlerde Kazakistan'la birlikte doğal gazın nasıl bir
ülkeden diğer bir ülkeye aktarımının yapılacağı konusunda plânlar
yapıyorlar.
Çin'in politikasına göre, Doğu Türkistan
da Tarım (meyve sebze) yetiştirimi girişken göçmenlere (Çinlilere)
bırakılacaktı. Sözde yoksulluğu ortadan kaldıracaklar ama yerel Müslüman
halk Çin'in bu uygulamalarına karşı oldukça tepkili. İşin gerçeği ise,
Çin yalnızca kendisini zenginleştirmek istemektedir.
Bu bilgiler, Çinin kendi kontrolü altında
bulunan bölgelerdeki militan Müslümanları elinde tutmak için kullandığı
bir kontrol biçimi olamayacağını açıklamaktadır. Neticede dinsel okullar
da yasaklandı. Konu ile ilgili haberlerin yayınlanması da engellendi.
Belde hükümetleri bu tür bölücü faaliyetleri yasadışı bölücü olaylar
olarak nitelendirdi ve yerel imamların bu tür olaylar hakkında vaazlar
vermeleri de yasaklandı.
Çin, Rusya Kazakistan, Kırgızıstan,
Özbekistan, Tacikistan gibi ülkeleri kapsayan Şanghay işbirliği
organizasyonu güvenli bir ticari hak olarak epey bir destek kazandı…
“Birlikte zengin olmak” stratejinin
basitliği doğrunun gelişimini değil, yalnızca bölgesel belli kesimleri
etkileyecektir.
Kaynak:(Özet)
http://www.economist.com/
Danimarka'da intihar
eden Uygur genç toprağa verildi
Müge Çetinkaya-Danimarka Türk
Federasyonunun girişimleriyle kaldırıldığı morgtan alınan cenazesi,
16.01.2006 tarihinde Odense Camiinde öğle vakti kılınan cenaze namazını
müteakip Müslüman mezarlığında toprağa verildi.
28 yaşındaki Uygur genci Burhan,
29-12-2005 tarihinde tutuklu bulunduğu Danimarka'nın Patıborg
hapishanesi'nde, Çin'e iade edilme sürecinin başlatılması sebebiyle
intihar etmişti. Yaklaşık 500 kişilik Ülkücü grubun katıldığı cenaze
de, Gökbayrağa sarılmış Burhan Zunun'un tabutu eller üzerinde tekbir
getirilerek taşındı. Danimarka'da yaşayan Uygurlardan Mustafa ve
Abdullah beylerde derin acılarını belirttiler. Almanya Doğu Türkistan
Cemiyetinin Başkanı Ablikim Hakim İdris, Türk televizyonlarına Uygur
Türklerinin maruz kaldığı sistemli asimilâsyon ve Doğu Türkistan
Türklüğünün Komünist sistem altında sürekli eritilmesi hakkında
açıklamalar yaparak Burhan Zunun'un vefatı dolayısıyla duyduğu üzüntüyü
dile getirdi. Almanya Doğu Türkistan Cemiyetinin Başkanı Ablikim Hakim
İdris, Türk televizyonlarına Uygur Türklerinin maruz kaldığı sistemli
asimilasyon ve Doğu Türkistan Türklüğünün Komünist sistem altında
sürekli eritilmesi hakkında açıklamalar yaparak Burhan Zunun'un vefatı
dolayısıyla duyduğu üzüntüyü dile getirdi. Avustralya Uygur Cemiyeti
Başkanı ve aynı zamanda Zunun'un eniştesi olan Hasan Hüseyin Bey,
17-01-2006 tarihinde Kopenhag Ülkü Ocaklarını ziyaret ederek, buraya
Ülkü ocakları tarafından çağrılmış çeşitli televizyon kuruluşlarına ve
gazetelere açıklamalar yaptı.
Danimarka Türk Federasyonu Başkanı İlhan
Esen, Odense Ülkü Ocakları Başkanı Kamil Ocak, Kopenhag Ülkü Ocakları
Başkanı Kayhan Saraç, İlyas Çavdar, Toprak Aydın Altıntop, Metin
Yıldırım ve onların indinde bütün Ülkücülere teşekkür ile birlikte iyi
niyetlerini bildirdi. Halen Danimarka'da sığınmacı olarak beş Uygur
bulunmaktadır. En büyük üzüntüleri Ana vatan olarak bildikleri Türkiye
tarafından sığınmacı olarak kabul edilmemeleri, en büyük korkuları da
Çin Halk Cumhuriyetine iade edilmektir.
Kuş Gribinin Kaynağı Çin
Tarihsel olarak bu tür grip salgınlarında
Çin'in önemli bir yeri var. Kanatlılardan bulaşan kuş gribinde de Çin
önemli bir başlangıç noktası. Çin bugün 1.3 milyar nüfusu beslemek için
13 milyar tavuk beslemekte ve bunların yüzde 60 kadarı çok küçük
çiftliklerde besleniyor. Bu çiftliklerdeki hijyenik standartların
düşüklüğü de virütik kuş gribi türü salgınının yayılması için doğal
mesken oluşturuyor. Çin bilim adamları H5N1 virüsünü Çin'in güneyindeki
Guangdong bölgesinde ilk ortaya çıktığı 1997 yılından beri adım adım
izlemekteler.
Başlangıç vakası sayılan ilk Çin
salgınında 6 insan öldüren ve 18 insanı da oldukça hasta eden bir durum
ortaya çıkmış. Salgın daha sonra Hong Kong'a atlamış ve 1.3 milyon
kanatlıyı öldürdükten sonra durdurulabilmiş. Ama virüs ortadan
kalkmamıştır. Çin, Dünya Sağlık Örgütü’nün enfeksiyonun rastlandığı
bölgelere girmesinin engelliyor. Çin de yalnızca 8 kişide bu virüse
rastlandığına inanmıyor. Çin yönetiminin iki yıl önceki Sars virüsünü
nasıl örtbas ettiğini hatırlayalım.
Divân-ı Lügati't-Türk’ün
yazılışının 934. Yılı
Kaşgarlı Mahmut ünlü kitabı Divân-ı
Lügati't-Türk'ü 25 Ocak 1072 yazmaya başlamış ve 10 Şubat 1074'de
bitirmiştir. Kaşgarlı Mahmut kadar saygı ile anılacak iki kişi daha var.
O da şimdiye kadar ikinci nüshası bulunamamış olan Divan-ı Lügat-it
Türk'ün el yazmasını ele geçiren, Türklük ve bilim dünyasının hizmetine
girmesine aracı olan Ali Emiri Efendi ve ona yardım eden Kilisli Rıfat
'tır. 7'de
Guantanamo esiri 7 Uygur
sahipsiz kaldı
ABD'nin Guantanamo üssünde esir tutulan
Uygur Türkleri, kendilerini kabul edecek ülke bulunduğunda serbest
bırakılacak.
Çin, Uygurlar'ın iade edilmesini
isterken, Amerikan yönetimi, bu ülkede işkence görebilecekleri
endişesiyle buna yanaşmıyor. ABD Adalet bakanlığı raporuna göre Ebu
Bekir Kasım ve Adil Abdu El Hakim ile 7 Uygur kökenli için uygun ülke
aranıyor. Çin'in Uygurlara uyguladığı zulüm ise giderek artıyor. ABD'nin
Guantanamo üssünde esir tutulan Uygur kökenliler, kendilerini kabul
edecek ülke bulunduğunda serbest bırakılacak. Amerikan Adalet
Bakanlığı'nın yayımladığı bir belgeye göre, istinaf mahkemesi kararı
uyarınca, ABD yönetimi tarafından "düşman savaşçı" olarak görülmeyen
Uygur kökenlilerin, Guantanamo'da daha fazla tutulmasının gereği
bulunmuyor. Belgede, Çin'in Doğu Türkistan Uygur Özerk Bölgesi'nden Ebu
Bekir Kasım ve Adil Abdu El Hakim ile 7 Uygur kökenlinin kendilerini
kabul edecek uygun ülke bulunduğunda serbest bırakılacağı belirtildi.
Amerikan yönetimine göre, Pakistan'da yakalanan ve son aylarda serbest
kalmak için birçok girişimde bulunan Uygurlar, 2001'de Afganistan'da
askeri eğitim aldı. Çin, Uygurların iade edilmesini isterken, Amerikan
yönetimi, bu ülkede işkence görebilecekleri endişesiyle, Mart 2005'ten
bu yana "düşman savaşçı" olarak görmediği bu mahkumların Çin'e iadesine
yanaşmıyor.
Doğu Türkistan'da Çin
zulmü
Bölgede 1 milyon kadar askerini silah
altında tutan Çin, Doğu Türkistan'da Müslümanların attığı her adımı
kontrol etmektedir. Yollarda kurulmuş olan askeri denetim noktalarında
tüm araçlar tek tek durdurulup içleri aranırken erkekler hakarete
uğrayıp tartaklanmakta, Müslüman kadınlar ise tacize uğramaktadır.
Çin'in baskısı, yolların tutulması veya askeri birliklerin sık sık
evlerde arama yapması ile de sınırlı değildir. Müslümanlar keyfi olarak
tutuklanıp çalışma kamplarına gönderilmekte, asılsız suçlamalarla idam
edilmekte, zaman zaman da toplu olarak katledilmektedirler. Bunun yanı
sıra, namazlarını gizli kılmak zorunda kalmakta, oruç tutmalarına izin
verilmemekte, dini eğitim almaları engellenmektedir.
Müslüman nüfusun sayısının artmasını
engellemek için uygulanan metod ise insanlık dışıdır: kadınlara zorla
kürtaj yapılmakta, birden fazla çocuğa sahip olanların çocukları
ellerinden alınmaktadır.
Tüm bu zulüm ve işkencelere karşı Doğu
Türkistan halkının, haklarını savunma veya kendilerini koruma imkanı
yoktur. Ancak dünyanın dört bir yanındaki Müslümanlar, ihtiyaç içindeki
bu savunmasız insanlara birçok şekilde yardımda bulunabilirler. Doğu
Türkistan halkının yaşadığı zulmü dünya kamuoyunun ve uluslararası
kuruluşların dikkatine sunacak her türlü girişim, bu konuda yapılacak en
ufak bir katkı bile önemli bir hizmet olacaktır.
Çin ordusu, Doğu Türkistan'ı sıkı bir
denetim altında tutmaktadır. Müslümanların hayatlarının her anı kontrol
edilmekte, Komünist Parti tarafından riskli olarak görülenler
tutuklanmaktadır.
İdamlar rutin uygulama
gibi
İdam, Kızıl Çin'in baskı ve şiddete dayalı
rejiminin önemli bir siyasal kontrol mekanizmasıdır. Kızıl Çin rejimi
tarafından bugüne kadar milyonlarca insan idam edilmiştir.
Öldürülenlerin sayısını tam olarak tespit edebilmek mümkün değildir.
Acımasız bir politika izleyen Çin'in baskısı, Doğu Türkistan söz konusu
olduğunda çok daha serttir.
Ülkenin dört bir yanında gerçekleştirilen
idamlarda öldürülen Doğu Türkistan Müslümanlarının oranı oldukça
yüksektir. Müslüman halkın, dinlerini özgürce yaşamak, dillerini
konuşabilmek gibi temel hak ve özgürlüklerini savunmak için
düzenledikleri herhangi bir girişim, şiddetle cezalandırılmaktadır.
Uygurlar doğum yasağına
uymuyor
Doğu Türkistan'daki kukla bölge Başkan
Yardımcısı Cabbar Habibullah Doğu Türkistan'da uygulanmakta olan Doğum
kontrol politikasının iyi yürümediğini söyledi. Doğu Türkistan'daki
kukla Bölge Başkan Yardımcısı Cabbar Habibullah Doğu Türkistan'da
uygulanmakta olan Doğum kontrol politikasının iyi yürümediğini
söyledi. Cabbar Habibullah 18 Ocak 2006 günü sözde Uygur Otonom bölgesi
(Doğu Türkistan) Halk kurultayının 4. Genel toplantısındaki Hoten
grubunun müzakere toplantısı esnasında yaptığı konuşmada, bölgede Doğum
Kontrolü Uygulamasının beklenilen düzeyde yerleşmediğini, bunun
sebebinin de azınlık milletlerin ideoloji alanında bir değişime geçmemiş
olması olduğunu söyledi. Cabbar Habibullah'a göre, Uygurların yoksul
kalmalarındaki birinci sebep, Uygurların hükümetin Uygulamakta olduğu
Doğum Kontrol politikasına gereken ilgiyi göstermemiş olmaları. Bu
konuda bazı din adamlarının söylemlerine de kulak verilmesi gerektiğini
bildiren Cabbar Habibullah bir din ulemasının hükümetin uygulamaya
koyduğu Doğum kontrol politikası konusunda fetva verdiğini de ileri
sürdü.
2005’te Doğu Türkistan
da18 bin kişi siyasi suçludenilerek
tutuklandı
Çin'in yayın organlarının açıklamalarına
göre Doğu Türkistan'da 2005 yılı içerisinde 18 binden fazla insan siyasi
suçlu olarak tutuklanarak hapse atıldı. Yetkililerin bildirdiğine göre,
2005 yılındaki siyasi suçlu olarak tutuklananların sayısı 2004
yılındakine oranla % 25 oranında daha fazla. Bu haber Çin Komünist
Partisinin sesi olan “Shinjang gazetesi” nde yayınlandı.
“Shinjang Gazetesi” bir yıl içinde devlet
güvenliğini tehdit ettiği gerekçesi ile tutuklanan 18227 kişinin arsında
sözde terör suçu işleyenlerle bazı zamanlarda da yabancı muhabirlere
beyanat veren kişiler yer almaktadır.
Royters Haber ajansının verdiği habere
göre Dünya Uygur Kurultayının sözcüsü Dilşat Reşit; “Uygurlar
korkutuluyor. Onlar ağızlarını açacak olsalar tutuklanırlar” demektedir.
“Sinjiang Gazetesi” (!) 2005 yılında Doğu
Türkistan genelinde 18.000 den fazla kişinin tutuklandığını
açıklamasından iki gün önce Dünya İnsan Haklarını İzleme Örgütü bir
rapor yayınlayarak Çin hükümetinin Uygurların milli ve dini kimliklerini
hedef aldığını vurgulamıştır. İnsan Haklarını İzleme Örgütü söz konusu
raporunda yine, “Çin hükümeti Doğu Türkistanlıların Kültürel bağımsızlık
serbestisini ve bununla iç içe sayılan dini inancını yok etmeyi
amaçlamaktadır” şeklinde bir ifadeye de yer vermiştir. Çin Dış İşleri
Bakanlığı sözcüsü Kung Çhuen raporda yer alan bu kınamaları reddederken,
Dilşat Reşit “Eğer Çin hükümeti bu iddiaları reddediyorsa o zaman
Uluslar arası İnsan hakları örgütlerinin Doğu Türkistan'da inceleme
yapmasına izin vermelidir” demektedir. RFA (Erkin)
Çin'e kim dur diyecek
Çin yönetiminin, enerji ihtiyacını
karşılamak üzere iki nükleer santral inşa etmeyi planladığı ortaya
çıktı.(Ocak 2006) Çin'in, faal 4 nükleer santrali bulunuyor ve 2020
yılına kadar 31 yeni santral açılması planlanıyor. Kızıl Çin'in,
Nükleer Araştırma Merkezi ve Atom Deneme alanı işgal etmiş oldukları
Doğu Türkistan'ın Lop Nor bölgesindedir.
Bu bölgede yapılan nükleer denemelere
ilişkin resmî bilgi alınamamasına karşın, deneme bölgesi etrafına (Lop
Nor) yedi toplama kampındaki sadece 40 bin mahkûmun her denemede 5 bin
ilâ 10 bin kadarının deneme bölgesine gönderildiği; bu mahkûmların ise
sadece muayene edildiği, ama tedavi edilmediği çeşitli kaynaklarda yer
almaktadır.
''China Daily'' gazetesi, yönetimin,
ülkenin kuzeydoğusundaki liman kenti Dalian ile doğudaki Haiyang
kentinde iki yeni nükleer santral inşa etmeyi planladığını, Dalian'daki
tesise 2,8 milyar dolar harcanacağını belirtti. Alian santralinin
2011'de enerji sağlamaya başlaması planlanıyor.
Bu güne kadar 1964 yılından itibaren 50
civarında nükleer deneme yapılmış, neticede hava, su kaynakları, tarım
arazileri tahrip olmuş ve ekolojik dengeler bozulmuştur.
Doğu Türkistan daki nükleer denemeler 22
Eylül 1969 yılında ise 250 kiloton ağırlığında TNT ihtiva eden 10 uncu
Atom bombasını patlatmışlardır. 29 Eylül 1969 yılında yine 3 Mega ton
gücünde ilk Hidrojen bombası patlatılmıştır. 1984 yılındaki Nükleer
denemede, gücü 150 kilo ton civarında olduğu sanılan bombanın richter
ölçeğine göre 6.8 şiddetinde olduğu tespit edildi.
Canberra daki sismolojik Araştırma Merkezi
ile Avustralya’daki Jeolojik Araştırmalar Kurumu yetkilileri de 20 ile
80 Kilotonluk ve orta güçte sayılabilecek bir yeraltı Nükleer Denemesi
kaydettiklerini bildirmişti. 1996 yılında yine dünya basınında çıkan
haberlere göre Avustralya Başbakanı John Howard, Çin'i 8 Haziran 1996
tarihinde gerçekleştirmiş olduğu Nükleer denemeden dolayı sert bir dille
eleştirmiştir. Çin yönetimi Doğu Türkistan Türklerinin ve Avrupa
ülkelerinin bütün itiraz ve protestolarına pervasızca kulak tıkamakta ve
insanlık değerlerini hiçe sayarak nükleer denemelerine devam etmektedir.
15 Mayıs 1995'te Doğu Türkistan'ın Lop Nor
bölgesinde yaptığı nükleer denemede kullandığı bomba, ABD'nin
Hiroşima'ya attığı atom bombasından 70 kat daha güçlü idi. 1 megaton
yani 1000 kiloton gücünde olduğu belirtildi. (Bir başka deyişle Çin'in
patlattığı son atom bombası Washington, Moskova ve Tokyo ahalisini
tamamen imha edebilecek güçte idi)
ABD, Rusya, Japonya, Almanya, Kazakistan
başta olmak üzere birçok ülke Çin'e tepki gösterdi, protesto etti.
Almanya dışişleri bakanlığından yapılan açıklamada ''Çin Halk
Cumhuriyeti tarafından gerçekleştirilen nükleer deneme TNP antlaşmasının
ruhu ile ters düşmektedir'' denildi.
Bölgede 6600 km karelik çok verimli otlak
ve meralarında yine yapılan nükleer denemelerle çoraklaştığı tespit
edilmiştir.
Bazı dünya ülkelerini kendilerine hayran
bırakan(!) Çinliler, işte bu doğa düşmanı Çinlilerdir. Halkın
arasında bilinmeyen hastalıklar ortaya çıkmıştır. Bu hastalıklar
sebebiyle yüz binlerce kişi ölmüş bir o kadar insanda sakat kalmıştır.
Yeni doğan bebekler sakat olarak dünyaya gelmektedirler. Komünist Çin
nükleer denemeler yapmakla kalmayıp, diğer ülkelerin nükleer artıklarını
da para karşılığı Doğu Türkistan topraklarına gömmektedirler.
Bu zulümlerin amacı; Başta Müslüman Türk
dünyası olmak üzere -özellikle Türkiye- Bütün dünyanın gözleri önünde o
toprakların tarihi ve gerçek sahipleri olan Doğu Türkistan Türklerini
tarihten silmektir. Çin hükümetinin Doğu Türkistan'ın Lop-Nor bölgesinde
1964 yılından beri yapmakta oldukları yer altı ve yer üstü nükleer
denemeler sonucunda Doğu Türkistan topraklarındaki ekolojik sistem
olumsuz yönde büyük değişikliklere uğradı. Zirai bitkilerin görünümleri
ve kaliteleri büyük ölçüde bozuldu. İnsanlar üzerindeki tahribat ise
saymakla bitmeyecek kadar çok. Doğu Türkistan halkı arasında sebebi
bilinmeyen hastalıklarda büyük ölçüde artışlar oldu.
Doğu Türkistan'da Çin Hükümeti Sağlık
Genel Müdürlüğü adındaki bir kurulusun yaptığı istatistiklere göre, Doğu
Türkistan'daki her bin çocuktan 31'inde verem, 28'inde kanser, 23'ünde
sarılık ve 27'sinde diğer hastalıklara rastlanılmıştır. 0-7 yaş
arasındaki çocuklar arasından da her 1000 kişiden kuzey bölgelerde %
33'ü Güney vilayetlerde ise % 67 ve Doğu Türkistan genelinde de 1000
çocuktan ortalama 101 çocuk 8. yaşına ulaşamadan hayatini
kaybetmektedir. Bu rakamlar Çin hükümetinin yalnızca sağlık alanında
Müslüman Türk çocukları üzerinde nasıl bir sistematik soykırım
uygulamakta olduğunun küçük bir göstergesidir.
Görüldüğü üzere dünyaya sözde barış
çubukları uzatan ve büyüdüğünü ileri sürdükleri sahte ekonomileri ile
dünyanın gözünü boyayan yeri geldiğinde de terörle mücadeleden bahseden
Çin hükümeti asil terörün ve insan hakları ihlâllerinin kaynağı
oldukları gerçeğini dünyanın gözünden saklamaktadır…
Amerikan kongresinde (2004 yılı) Kızıl
Çin hükümetinin İran'a nükleer silah yapımında kullanılmak üzere önemli
miktarlarda zenginleştirilmiş uranyum sattığı ile ilgili bir konuyu
görüştü. Konu ile ilgili olarak; İstanbul'da yapılan İslam Kalkınma
Örgütü (IKÖ) toplantılarına katılmak üzere gelen Kemal Harrazi'ye basın
mensuplarının (NTV muhabirinin) sorduğu sorular karşılığında alınan
cevaplar meselenin doğruluğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Harrazi; Çin'den alınan nükleer
malzemeleri tamamen barışçıl amaçlarla almış olduklarını söyleyerek açık
bir itirafta bulunmuştur. Oysaki; Komünist Çin yetkilileri sık sık bütün
dünyaya sözde silahsızlanma, nükleer silahların imhası, dünya barışına
katkı sağlama, teröre karşı müşterek mücadele mesajları yayınlayarak iki
yüzlü bir politika izlemektedir…
Iran hükümetinin ise, Çin mahreçli
uranyum zenginleştirme tesislerini ne için kurduklarının yâda Çin'den
aldıkları nükleer silah yapımında kullanılacak malzemeleri ne için ve
hangi ülkelere karşı aldıkları üzerinde durmuyoruz.
Nükleer ya da normal silahlanmanın
Harrazi'nin söylediği gibi "Barışçıl amaçlarla" olmadığı gerçeği ise,
kamuoyuna malumdur. İran bağlamındaki nükleer silahlanmanın müsebbibinin
ise, Komünist Çin olduğu herkese ayan olmuştur. Doğu Türkistan'da 1964
yılından beri uygulanan yeraltı ve yerüstü nükleer denemeler sebebi ile
300.000 insan hayatini kaybetmiş, bunların yarısını çocuklar teşkil
etmektedir. Milyonlarca çocukta dünyaya sakat olarak gelmektedir.
Çin hükümeti askeri harcamaları (2004 yılı
için) yüzde 12 oranında arttıracağını açıkladı. Sağlanan yeni kaynakla
ordunun modernleştirilmesi, ileri teknoloji silah ve malzemeyle
donatılması amaçlanıyor. Çin Maliye Bakanı, Ulusal Halk Kongresinde
delegelere, askeri harcamalardaki artışın yüzde 12 oranında
arttıracağını ve iki milyar 600 milyon Dolar olacağını söyledi. Bakan,
dünyanın en büyük ordusu olan Çin ordusuna yapılacak toplam harcama için
rakam vermedi. Batılı uzmanlar, Çin'in ordusuna harcayacağı miktarın
açıkladığı rakamların çok üzerinde olacağına inanıyor. Bütün gelişme ve
çabaların ışığında özellikle; HQ-9 uzun menzilli karadan havaya füze, 4.
nesil savaş uçağı olan J-10, Song sınıfı sofistike dizel elektrikli
denizaltı, radar görünmezliği arz eden 052C tipi destroyer üretiminde
ciddi başarılar kazanılmıştır.
On milyon asker, 7000 Tank, 5000 savaş
uçağı, kıtalararası nükleer başlıklı füzeleri, 11 denizaltı savaş gemisi
ve daha dünya barışı için en büyük tehdit oluşturan bu ülkeye ve
diğerlerine BM'lerin ne gibi bir yaptırımı vardır? BM dünya kamuoyuna
bunu açıklamak zorundadır. Gücü yani iktidarı elinde bulunduranların
hırsı, sihirli lambayı bulmuş gibi nükleer santrallere ve silâhlara
sahip olmanın verdiği hazla herkesi ve her şeyi ezip geçmeye devam
ediyor.
Görüldüğü üzere Kızıl Çin hükümetinin
söylemleri ile eylemleri arasında büyük çelişkiler vardır. Çinlilerin
bu riyakârlıkları ne ilktir, ne de son olacaktır. Tarih boyunca da bu
güne kadar ki varlıklarını hep hile, desise ve entrikalarla
sürdürebilmiştir.
Dünya'ya pembe mesajlar vermeye çalışan ve
ekonomideki gidişatı ile dünyayı kalitesiz ve sözde ucuz malları ile
istilâ etme yolundaki Komünist Çin, silâhlanmaya en çok yatırım yapan
ülkedir.
Çin Silahlanıyor
Nükleer Silah Sayısı: 400 atom başlığı
Nüfus: 1,300 Milyar
Savunma Bütçesi: 60-80 Milyar dolardan
fazla
Çin, nükleer silah üretimine 1950 lerde ,
Sovyetler Birliğinin yardımıyla başladı. Sovyet yardımı 1960 larda sona
erdi, ama Pekin yönetimi hem ulusal güvenlik kaygılarıyla hemde Çin'în
uluslar arası sayınlığını sağlamak için nükller planlarını sü,rdürdü. Şu
ana kadar gerçekleştirdiği 46 testten ilki 1964 yılında yapıldı.Çin'in
20 si uzun menzilli kıtalararası ve menzili 13Bin kilometreye ulaşn
balistik füze olmak üzere 400 nükleer silaha sahip olduğu belirtiliyor.
Çin ayrıca 60 orta menzili füze ve 150 bombardıman uçağına sahip.
Çin'in toplam nükleer silah kapisetesi 400
aytom başlığından fazladır. Bunların 250 kadarı çeşitli stratejik
silahlar ve 150 kadarı taktik silahlar bünyesinde biçimlendirilmiştir.
Çin Silahlı Kuvvetleri füze sistemleri :
DF-5 ( 15.000 km menzilli),
DF-31 ( 8.000 km menzilli),
DF-41 ( 12.000 km. menzilli), gibi
kıtalararası balistik füzeler ve DF21/21A ( katı yakıtlı, 1.800-2.400 km
menzilli)
M-9/DF-15 ( katı yakıtlı, 600 km.
menzilli)
M-18/MI-B ( katı yakıtlı, 400 km menzilli)
DF-15 ( 600 km, menzilli) ve
DF-11 (300 km menzilli) kısa menzilli SCUD
tipi füzeleri geliştirmiş olan Çin'in ayrıca, XW-41 Tipi 1.800 km
menzilli ve CEP'i 2m.'den az Cruise ve C-802 Gemilere karşı, Fransız
Exocet tipi 120 km. menzile sahip füzeleri ile, CAS-1 Kraken (J-6, JY-611)
90 km. menzilli yine gemilere karşı füzeleri, SLBM (JL-1) 1700 km. ,
SLBM (JL-2) 8000 km. menzilli denizaltı füzeleri, CAA-2 İsrail Pyton-3
benzeri, enfrarujlu, balistik havadan havaya ve CSA-4 ve CSA-5 Tipi
CROTALE benzeri karadan havaya katı yakıtlı SAM füzeleri vardır.
Çin tekrar sert darbe
vurma hareketi başlatma planları
yapıyor
Çin hükümeti Çin'e yönelik asıl tehdit'in
özellikle Doğu Türkistan geleceğinin altını çizerek Doğu Türkistan
Bağımsızlığı için mücadele etmekte olan bazı Uygur Teşkilatları’nın
Afganistan ve Orta Asya'daki radikal dini gruplarla münasebetlerinin
varlığını bildirmişlerdi. Çin Ulusal Güvenlik Bakanlığı’nın yüksek
dereceli bir yetkilisi, Çin hükümeti her geçen gün çoğalmakta olan ve
ulusal güvenliği bozmaya çalışan olaylara karşı sert darbe vurma
hareketi planlanmakta olduğunu bildirdi. Shinxua Ajansının bildirdiğine
göre Çin Ulusal Güvenlik Bakanlığının üst dereceli bir yetkilisi 25 Ocak
günü Pekin'de düzenlenen bir toplantıda, epey uzun bir süredir devam
etmekte olan toplumsal protesto hareketlerinin tehlikeli bir sürece
girmekte olduğunu vurgulamıştır. O, konuşmasında terörün Çin için en
büyük tehdit olduğunu söylemekle beraber Çin Güvenlik Güçlerini terörist
saldırılara karşı uyanık olmaya çağırdı. Royters haber Ajansının
bildirdiğine göre, Çin Ulusal Güvenlik Bakanlığı yetkililerinin
yukarıdaki sözleri Çin hükümetinin Çin'de her geçen gün daha da
ciddileşen ulusal güvenlik sorunundan endişe duymakta olduğunu ortaya
koymaktadır.
18.01.2006 tarihinde Çin Ulusal Güvenlik
Bakanlığı 2005 yılında bir yıl boyunca Çin'de toplam 87000 adet
toplumsal halk hareketlerin meydana geldiğini açıklamıştır.
Çin hükümeti Çin'e yönelik asıl tehdit'in
özellikle Uygur Bölgesinden (Doğu Türkistan) geleceğinin altını çizerek
Uygur Bölgesinin (Doğu Türkistan) Bağımsızlığı için mücadele etmekte
olan bazı Uygur Teşkilatları’nın Afganistan ve Orta Asya'daki radikal
dini gruplarla münasebetlerinin varlığını bildirmişlerdi. RFA(Eqide)
Doğu Türkistanda soğuk -
43 derece
Doğu Türkistan da sıcaklık, son 30 yılın
en düşük düzeyine gerileyerek - 43 derece olarak ölçüldü. Ülkenin
kuzeybatısındaki kırsal alan, yoğun kar yağışı altında. Kar kalınlığı
birçok bölgede 1 metreyi buldu.
Çetin kış koşullarından insanlar kadar
hayvanlar da etkileniyor. Geçimlerini hayvancılıkla kazanan yöre halkı,
yardım bekliyor.
DEMOKRATİK DEVLETTEKİ
SERSEFİLLİK
HAYATIMA SON VERİRLER
Mİ?
Benim yabancı ülkelerde yıllarca süren
sersefillik içindeki gurbet hayatım benim bir hakikati daha
derinlemesine tanımama sebep oldu. O ise, insan haklarının güvence
altına alınması. Bu hak kesinlikle kendimizin müstakil vatanının,
özgürlük ve hürriyetimizin kendi sahipliğimizde olması ile mümkün
görünüyor.
Hangi akıllı bir kişi söylemişse:
“Vatansız kişi bir eşeğe benzer. Ona kim binmek isterse o biner. Bıkınca
da tekmeleyerek kovar, yada boynundan bağlayarak çok ağır işlerde
çalıştırır.”
Hakikaten dış ülkelerdeki yaşamım bunun
bana göz yummakla, görmezlikten gelmekle başa çıkılabilecek bir durum
olmadığını öğretti. Ben komünist Çin hâkimiyetinin ana vatanım Doğu
Türkistan'da da açıkça yürütmekte olduğu gasp- talan ve her alandaki
adaletsizlikler ve milletimin haksızca rencide edilmekte olduğuna
dayanamayıp, insan hakları, hürriyet, özgürlük ve güvenin en ileri
seviyede korunmakta olduğu Almanya'ya gelerek Halkımın ve milletimin
dertlerini anlatmak ve vatanımın, toprağımın kurtuluşu için mücadele
etmek arzusuyla siyasi sığınma talebinde bulundum. Yazık, binlerce
yazık! Halkımın dertlerini anlatmak bir yana dursun, kendi derdimi
anlatamadan geçim ve yaşam hakkımı hakkıma dahi erişemeden işte 6 yıl
geçip gitti…..Altı yıl insan evladı için oldukça kısa bir zaman dilimi
ise de, kalbine sınırsız arzu ve isteklerini gömerek, milletinin
derdinde her saat, her dakika yananlar için kesinlikle ve kesinlikle
uzun bir zaman.
Üstelik hür insanlara, demokratik
ülkelere kendi derdini anlatamadan yitilip-kakılan ve endişe içinde
yaşayanlar için daha da ağır ve zor günler sayılır. Almanya hükümeti ise
benim siyasi sığınma talebimi defalarca sert şekilde reddederek Çin
konsolosluğundan dönüş muamelelerimi başlatmam için sıkıştırmakta.
Hürriyet ve özgürlük için mücadele ederek Almanya'dan 7 misli büyük
toprakları, dünyadaki en kıymetli maden zenginliklerinin çıktığı,
verimli zengin ve mümbit toprakları dünyanın hiçbir yerinde bulunmayan,
tatlı ve türleri çok olan meyveleri olan böylesine cennet gibi
toprakların sahibi bizler başkalarından ekmek dilenerek yaşamaktayız.
Biz tıpkı “Altın tabakla dilenen dilenci”
ye benzedik. Fakat, demokrasinin en çok ileri sürüldüğü, hürriyet,
özgürlük ve insan haklarının güvence altında olduğu Almanya hakiki
anlamda insan haklarına muhtaç olan bizlere inanmıyor.
Dünya biz Uygurların ahu-zarını bilmiyor
değil, bizden daha iyi biliyor. Fakat… Ben hiç anlayamadım… Şu hür
toprakların insanları bir cevap verin? Kim kendi anne babası, ailesi,
çocukları konu-komşuları, akrabaları ve kardeşleri ile öz ana dilinde
konuşarak sohbet etmeyi, kendi kültür ve sanatından huzur bulmayı, dost
ve kardeşleri ile birlikte hoşça vakit geçirmek istemez? Kim yukarı
mevkilerde, parlamento'da, önemli iş yerlerinde memur olarak çalışmak
istemez? Hangi insan muhtaçlık içinde başkalarının kapısı önünde yetim
çocuklar gibi boyun eğerek, en pis, en ağır işleri yapmak ister? İşte
biz Uygurlar kendilerinin layık oldukları üstün meziyetlerden vazgeçerek
birçok demokratik ülkelerde sersefil olmaktayız. Bu niçin? Bu kesinlikle
ve kesinlikle vatanımızı, toprağımızı o iblis, dinsiz, Komünist Çin
hâkimiyetinden geri almak için.
İşte ben anne- babamdan, ailemden ve
çocuklarımdan ayrılarak yitilip-kakılarak yaşamaya başlayalı yıllar
oldu. Onları ne zaman görebileceğim? Görebilecek miyim bu da bana
karanlık. Eğer vatanım o pis Çinlilerin elinden kurtulsa, yarını
beklemeden hemen o gece, o dakikada yaya olarak ta olsa vatanıma geri
dönmüş olacaktım.
Aziz toprağımı defalarca bağrıma basardım.
Allah o günleri bana nasip eder mi?
Elbette Çin hükümeti bize geri dönüş
resmiyetini hızla yapıverir. Çünkü onlar şimdiye kadar dünyaya
kendilerinin sahte görünümünü sergileye gelmekte. Yüzündeki sahte
maskesinin düşmesini istemez. Fakat bizleri orada nasıl bir akıbetin
beklediğini tasavvur edebiliyor musunuz? Dünyada özgürlük ve bağımsızlık
için en ağır bedeli ödemekte olanlar biz Uygurlar olsak gerek. Lakin
bizim ödediğimiz bedele layık başka hür insanlar gibi hak ve hukuklara
erişemedik.
Şu anda Komünist Çin hâkimiyeti bizim
mümbit topraklarımızda dünya kamuoyundan hiç çekinmeden kendi
istediğince talan yürütmekte. Uygur milletine istediğince zorbalık
yapmakta. Çin milleti için zemin hazırlamakta. Vatanının, halkının
derdini dünya kamuoyuna anlatmak için dış ülkelere çıkanların
akrabalarını sert baskı altına alarak onların bütün hareketlerini,
özgürlüklerini kısıtlamakta.
Biz Uygurların ahu-zarını dış ülkelere
anlatmaması için vatanımızın içindeki her türlü yayın ve İnternet
ağlarını her türlü yollarla kontrol altında tutmaktalar. Halkımızı cahil
bırakmaktadırlar. Acaba dünya kamuoyu bu cevher misali toprakları,
insanlık medeniyeti için sönmez katkılar yapan biz Uygurları unuttu mu?
Yada tanımıyor mu? Ben ve benim gibi gurbet ve sersefillik içindeki
Uygurlar ne yapmamız gerekir?
Büyük ve demokratik devlet Almanya! sen
bana cevap ver?
Uygurcadan Çeviren: Mehmet Emin BATUR
Google Çin'e teslim oldu
Çin'deki internet kullanıcısı sayısı iki
yılda 187 milyon olacak. Google, Pekin hükümeti tarafından engellenmeden
dev Çin pazarına girmek için 'kendi kendini sansürlemeyi' kabul etti.
İnternet devi Google, Çince sunduğu arama hizmetini Pekin'in isteklerine
göre sansürlemeyi kabul edince bloke edilmeden Çin'e ulaşılabilme
hakkını elde etti. Dün bu haliyle Çin'de hizmet sunmaya başlayan
'Google.cn'de sansürlenen aramalar arasında insan hakları, demokrasi,
Tibet ve Tayvan'ın bağımsızlığı, Dalai Lama gibi başlıklar yer alıyor.
Pekin hükümetinin uyguladığı filtreleme nedeniyle aramaların hata
verdiğini ve arama sürelerinin çok uzadığını belirten Google
yöneticilerinden Andrew McLaughlin, "Bazı arama sonuçlarını çıkarmak
Google'ın misyonuna aykırı ama hiç bilgi sunamamak misyonumuza daha
aykırı" dedi. McLaughlin, hükümetin kullanıcılarla ilgili bilgi
toplamasını önlemek için, Çin'de, e-mail ve blog hizmetleri
sunmayacaklarını ve filtrelenen site sayısını arama ekranında
göstereceklerini vurguladı. Ama Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü ABD
hükümetinin ABD'deki internet kullanıcılarının özel bilgilerine erişim
isteğine hayır diyen Google'ı, Çin'de 'ikiyüzlülük' yapmakla suçladı.
Çin'de şu an 100 milyon internet kullanıcısı sayısının iki yıl
içerisinde 187 milyona çıkacağı tahmin ediliyor. Ağustosta yapılan bir
pazar araştırması Google'ın Çin pazarında Pekin merkezli Baidu.com'a
pazar kaybetmekte olduğunu ortaya koymuştu. (ap, bbc, afp)
Çin, İran'ın nükleer
planını destekliyor
İran'ın kurmak istediği nükleer enerji
tesisleri, Batı dünyasının ilk gündem maddesi. Çin hükümeti, İran'ın
uranyum geliştirme yöntemine ilişkin önerisine destek verdi. İran'ın
ihtiyacı olan uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin Rusya'da yapılması
yolundaki öneri, Çin'den destek buldu. Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüs,
Pekin'de yaptığı açıklamada, bu önerinin İran'ın nükleer silah üretme
amacı güttüğü yolundaki tartışmalara son vereceğini dile getirdi.
Sözcü, Pekin'in anlaşmazlığı çözmek için
her tür diplomatik çabaya destek verdiğini belirtti.
İran'ın baş müzakerecisi Ali Laricani, dün
Moskova'daki temaslarının ardından Çin'de Dışişleri Bakanı Li Zhaoxing
ile temaslarda bulundu. Laricani, dün Rusya'nın önerisine olumlu
baktıklarını açıklamıştı. Çin şu ana kadar Amerika Birleşik
Devletleri'nin, İran'ın muhtemel yaptırım talebiyle Birleşmiş Milletler
Güvenlik Konseyi'ne sevkine direnmişti.
Pekin yönetimi bunun yerine Tahran'la
derhal görüşmeler yapılmasından yana. ABD ve Avrupa Birliği, İran'ın
nükleer silah geliştirmesinden endişeli. Tahran ise nükleer programının
barışçıl amaçlı olduğunu savunuyor.
Birleşmiş Milletler'e bağlı Uluslararası
Atom Enerjisi Kurumu 2 Şubat'ta yapacağı toplantıda, İran'la ilgili son
gelişmeleri değerlendirecek.
Örgütün Genel Sekreteri Kofi Annan ise bu
toplantıda İran'ın Güvenlik Konseyi'ne sevki konusunda bir karar alması
hakkında şüpheleri olduğunu söyledi. (bbc)
İranlı başmüzakereci Çin'de
Ülkesinin nükleer programıyla ilgili
görüşmelerini yürüten en üst düzey İranlı yetkili Ali Laricani
temaslarda bulunmak üzere Çin'e gitti.
Ali Laricani'nin görüşmelerinin,
uluslararası toplumun İran'ın programıyla ilgili kaygıları üzerinde
yoğunlaşması bekleniyor.
Laricani, Çin Dışişleri Bakanı Li Zhaoxing
ve diğer bazı Çinli yetkililerle bir araya gelecek.
Çin şu ana kadar Amerika Birleşik
Devletleri'nin, İran'ın muhtemel yaptırım talebiyle Birleşmiş Milletler
Güvenlik Konseyi'ne sevkine direnmişti.
Pekin yönetimi bunun yerine Tahran'la
derhal görüşmeler yapılmasından yana.
Ali Laricani ise Çin'den önce Rusya'da da
temaslarda bulunmuştu.
Rusya daha önce İran'ın nükleer
programıyla ilgili sorunun çözümü için Tahran'ın ülkesi topraklarında
uranyum zenginleştirmesini önermişti.
ABD ve Avrupa Birliği, İran'ın nükleer
silah geliştirmesinden endişeli. Tahran ise nükleer programının barışçıl
amaçlı olduğunu savunuyor.
Çin den itiraf: Dünyada
Çinli’ler durmadan artıyor
Çin Dışişleri Bakanlığı Konsolosluk Müdür
Yardımcısı Wei Wei, ülke dışındaki vatandaşlarının güvenliğini sağlamak
için etkili önlemler almaya devam edeceklerini belirtti. "Çin Gençlik
Gazetesi"nde bugün yer alan habere göre, Wei Wei kısa süre önce
gazetecilere verdiği demeçte, ülke dışına giden Çinlilerin sayısının
durmadan artması ve bazı ülkelerde haksız muamele görmeleri nedeniyle,
Çinli vatandaşların ülke dışında tehlikelere uğramaları olasılığının
arttığını hatırlattı. Wei Wei, Çin'in ülke dışındaki vatandaşlarının
güvenliğini korumak için erken uyarı mekanizması kuracağını, konsolosluk
himayesiyle ilgili acil müdahala mekanizmasını daha sağlıklı hale
getireceğini, düzenli ikili görüşme ve acil görüşme gibi yollarla
ilgili ülkelerin Çinli vatandaşların meşru haklarını korumalarını
sağlamaya çalışacağını kaydetti.
ABD’den Çin’e açık
tehdit
İran’a saldırılmasına karşı çıkan Çin, ABD
tarafından uyarıldı. ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Robert Zoellick’in
İran konusunda Çin’i uyardığı bildirildi. Çin’de temaslarda bulunan ABD
Dışişleri Bakan Yardımcısı Robert Zoellick, İran’ın nükleer silah
geliştirmesine izin verilmesi halinde, bu durumun Çin’in Ortadoğu
petrolü sağlamasını tehlikeye sokacağı yönünde Pekin yönetimini uyardığı
bildirildi.
Zoellick, Çin Başbakanı Ven Ciabao ve
diğer yetkililerle yaptığı görüşmede, “İran’ın, dünya petrol
endüstrisinin merkezi olan Ortadoğu’da nükleer silah geliştirmesinin çok
tehlikeli olacağını” dile getirdiğini söyledi. Zoellick, “Çin, ülkesinin
enerji güvenliğini düşünüyorsa, bu durumu dikkate almalı” dedi.
BM Güvenlik Konseyi daimi üyeleri arasında
bulunan Çin, İran nükleer sorununun Konsey gündemine getirilmesine karşı
çıkıyor. Zoellick’in Pekin yönetimiyle temaslarından sonra belirli bir
mutabakat sağlanamadığı bildirildi. Ancak her iki ülkenin de, “İran’ın
nükleer silah geliştirmemesi gerektiği görüşünde oldukları” kaydedildi.
Çin Dışişleri Bakanlığı’nın bir yetkilisi
de, İran sorununun en iyi çözümünün müzakerelerden geçtiğini, bu ülkeyle
müzakerelerin kesilmemesi gerektiğini belirtti. (A.A)
Çin`den 10 alıp 1
satabildik...
Türkiye`nin Çin`den yaptığı ithalat 6
milyar 33 milyon doları bulurken, bu ülkeye yaptığı ihracat 512 milyon
dolar olarak gerçekleşti. İki ülke arasındaki ticaret açığı Türkiye
aleyhine 5.5 milyar dolara çıkarak rekor seviyeye ulaştı.
Türkiye`nin yaptığı ithalatın yüzde 93.5`le
büyük bölümünü sanayi ürünleri oluşturuyor. Geçtiğimiz sene Çin`den
toplam 5.7 milyar dolarlık sanayi ürünü ithal etti. Türkiye, 2005
Ocak-Kasım döneminde Çin`den 6 milyar 33 milyon dolarlık ithalat
yaparken, bu ülkeye 512.6 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirebildi.
Dış Ticaret Müsteşarlığı, Türkiye`nin 2005
yılı Ocak- Kasım dönemine ilişkin ülkeler bazında ihracat ve ithalatıyla
ilgili bilgileri açıkladı. Buna göre Türkiye`nin, Çin`den yaptığı
ithalat her geçen sene artarak devam ediyor. 2005 Ocak-Kasım döneminde
Çin`den yapılan ithalat 6 milyar 33 milyon dolara ulaştı. Türkiye`den
Çin`e yapılan ihracat ise 512.6 milyon dolar olarak gerçekleşti.
Türkiye, 2004 yılının aynı döneminde Çin`den 3 milyar 941 milyon
dolarlık ithalat yaparken, bu ülkeye 356.5 milyon dolar ihracat
yapmıştı. Türkiye`nin Çin`den yaptığı ithalatın yüzde 93.5`le büyük
bölümünü sanayi ürünleri oluşturdu. Türkiye Çin`den toplam 5.7 milyar
dolarlık sanayi ürünü ithal etti. Bu dönemde ithal edilen dokumacılık
ürünlerinin değeri 1.1 milyon dolar olarak belirlendi. Türkiye`nin
Çin`den yaptığı hazır giyim ithalatı ise yüzde 29.7`lik artışla 133.1
milyon dolardan 172.7 milyon dolara çıktı. Deri ve kürkten giyim eşyası
ithalatı ise 11.9 milyon, diğer giyim eşyası ithalatı 160.8 milyon dolar
oldu.
En çok ayakkabı ithal
ettik
Diğer tüketim malları ithalatı ise %56.2`lik
artışla 1 milyar 34.4 milyon dolara ulaştı. Bu kapsamdaki en önemli
kalemi 215 milyon dolarla ayakkabı oluşturdu. Çin`den ayakkabı
ithalatında %107.6`lık artış yaşandı. Türkiye ayrıca Çin`den 165.1
milyon dolar değerinde seyahat eşyası aldı. Seyahat eşyası ithalatında
2004 yılının aynı dönemine göre %83.1`lik artış yaşandı. Türkiye`nin
Çin`den yaptığı mobilya ithalatı da %103.5`lik artışla 30.4 milyon
dolardan 61.9 milyon dolara ulaştı. Çin`den ayrıca 76.2 milyon dolar
değerinde mesleki, bilimsel ölçü ve kontrol cihazı, 49.6 milyon dolarlık
sıhhi tesisat, ısıtma ve aydınlatma malzemeleri ithal edildi. Türkiye
Çin`den 117.6 milyon dolarlık demir ve çelik, 77.7 milyon dolarlık
plastik, 41.8 milyon dolar değerinde eczacılık ürünleri, 4.8 milyon
dolarlık hazırlanmış deriler, postlar ve mamulleri, 170.7 milyon dolar
değerinde metal eşya, 174.1 milyon dolarlık metal dışı mineral mamul
aldı. Ayrıca 1 milyar 437 milyon dolar değerinde büro makineleri ve
haberleşme cihazları ile 40.7 milyon dolar değerinde otomotiv sanayi
ürünleri ithal ettik.
Kalitesiz Çin malı
otomobiller geliyor
Çinli’lerin Türk pazarına girme yarışı
sürüyor. Türkiye`de bulunan birçok ucuz Çin malından sonra ucuzluğuyla
dikkat çeken Çin otoları yakında Türkiye`de satışa sunulacak.
İki yıldır tarihinin satış rekorlarını
kıran Türk otomotiv pazarı, Çinli markaların ilgi odağı oldu. Geçen yıl
Avrupa pazarına giren Çin malı otomobiller, şimdi de Türkiye için
hazırlık yapıyor. Son iki yıldır tarihinin en parlak dönemini yaşayan
üst üste büyüme rekorları kıran Türk otomotiv pazarı, otomotivde hızla
büyüyen Çin`in de dikkatini çekiyor. Çinli otomobil markaları, Türk
otomobil severlerle tanışmaya hazırlanıyor. Türk ekonomisini ve Türk
otomotiv pazarını yakından gözlem altına alan Çinli markalar, Türkiye`ye
gelebilmenin yollarını araştırıyor. Çinliler, Türkiye`yi araştırma
şirketleri aracılığıyla tanımaya çalışırken, bazı Türk girişimciler de,
temsilcilik alabilmek için Çinlilerle temas halindeler. Bazı
girişimcilerin şimdiden birkaç Çinli markanın Türkiye temsilciliğini
aldığı belirtiliyor. BÜYÜK GRUPLARIN İLGİSİ Ancak, Çinli markalarla
sadece küçük girişimciler ilgilenmiyor. Aralarında otomotiv sektöründe
faaliyette bulunanların da olduğu bazı büyük gruplar Çinli markaların
temsilciliğini almak için çalışıyor. FİYATLARI DÜŞÜK Çinli otomobil
markalarına olan ilginin bu denli büyük olmasının en önemli nedeni
olarak, Çin ürünlerinin fiyatının düşük olması gösteriliyor. Çinli
otomobil markalarının Türkiye`de satışa sunulması halinde, diğer
otomobil markalarının olumsuz etkileneceğine kesin gözüyle bakılıyor.
Ancak, yüksek vergiler nedeniyle, Çin malı otomobillerin Türkiye satış
fiyatlarının Avrupa`daki gibi düşük olmayacağı konuşuluyor. Çin malı
otomobiller geçen yıl Frankfurt Otomobil Fuarı`nda Avrupalı otomobil
severlerin karşısına çıktı. İlk Çinli otomotiv markası ise 2005 yılında
Hollanda`da satışa sunuldu. Landwind markasıyla Avrupalı otomobil
severlerin beğenisine sunulan Çin malı 4x4 SUV araç, diğer SUV`lara göre
düşük fiyatıyla dikkat çekmişti. Landwind`in, Almanya`da Opel
bayilerinde satışa sunulması bekleniyor.
Yerli malı kampanyası
Türk-İş, ithalat baskısına karşı yerli
malı kullanılmasını istiyor Türk-İş Genel Başkanı Salih Kılıç, ithal
edilen her tüketim malının, Türkiye'de işsizliği ve yoksulluğu
artırdığını ifade ederek, Türkiye'de üretilen malları kullanma çağrısı
yaptı.
Türkiye'de hazır giyim sektöründe
ocak-ekim 2004 ve 2005 dönemleri arasında ithalatın yüzde 24.5, deri ve
kürk giyim eşyasında yüzde 48, diğer giyim eşyalarında yüzde 23.5
oranında arttığını ve bunun da tekstil sektöründe işsizliği
körüklediğini ifade eden Kılıç, şöyle devam etti:
''Ağaç mamullerindeki yüzde 63.8 ve
mobilya ithalatındaki yüzde 32.4'lük artış, mobilya sektörümüzün daha
fazla üretim yapmasını ve daha fazla istihdam sağlamasını
engellemektedir. Otomotivde ise aynı dönemde yüzde 1.8'lik artış
görülmesine rağmen, 2004'te 11.5 milyar dolarlık otomobil ve yan sanayi
ürünü ithal edilmiştir. Türkiye'nin en büyük ihracat malları olan
otomotiv ve tekstilde görülen ithalat patlamaları işyerlerini zor duruma
sokacak ve kapasite daralmasına neden olacaktır. Bu iki sektörde görülen
aşırı ithalatın işsizliğe neden olacak boyuta gelmesi mutlaka
engellenmelidir.''
Yerli malı kampanyası
Türkiye'de bavul ve çanta üreten yüzlerce
işyeri varken ithalattaki yüzde 92.8'lik artışın sektörü zor durumda
bıraktığını dile getiren Kılıç, ayakkabı ithalatında da yüzde 33.7'lük
bir artışın söz konusu olduğunu belirtti. Türkiye'ye Çin'den yapılan
ithalatın 4.8 milyar dolara yükseldiğine dikkati çeken Kılıç, rakam
yükseldikçe Türkiye'de yatırım yapılmasının mümkün görülemeyeceğini
söyledi. Bunun, yeni istihdam alanlarının yaratılmaması ve mevcut
istihdamın da sokağa atılması anlamına geleceğini kaydeden Kılıç,
''Türkiye'deki tüm meslek kuruluşlarına, sivil toplum örgütlerine
çağrıda bulunuyorum. 'Türkiye'de Üretilen Malları Kullanma Kampanyası’
düzenleyelim'' diye konuştu.
Çin granitine karşı Türk
graniti
İstanbul Maden ve Metaller İhracatçı
Birlikleri (İMMİB) Başkanı Ali Kahyaoğlu, İstanbul'un çeşitli yerlerinin
Çin granitiyle kaplandığını belirterek,
''Biz de buna tepki olarak Şişli'de bir
sokağı Türk granitiyle kaplayacağız'' dedi. Kahyaoğlu, AA muhabirine
yaptığı açıklamada, gelecek nesillerin mirası olarak gördükleri maden ve
doğal kaynakların yeterince kullanılamadığını ifade etti.
Bu yıl sonu için yaklaşık 1 milyar 150
milyon dolarlık ihracat hedefi koyduklarını ve bu rakamı 2010 yılında
2.5 milyar dolara çıkarmayı hedeflediklerini kaydeden Kahyaoğlu, Çin'in
Türkiye'nin doğaltaş ihracatı yaptığı ilk 5 ülke arasında yer aldığını,
böylelikle çok fazla ithalat yapılan bir ülkeye ihracat yapma başarısı
gösterdiklerini söyledi.
Kahyaoğlu, Türkiye'de çok fazla
satılamayan ve işlenmeyen ürünleri Çin'e sattıklarını belirterek, ''Çin,
bu taşları bizden alıp kendi ülkesinde kullanıyor ve çevre ülkelere de
satıyor. Ancak Çin, şu anda bizim için bir tehlike oluşturmuyor'' diye
konuştu.
Ali Kahyaoğlu, Çin'den granit ithal
edilmesiyle ilgili olarak şunları kaydetti:
''Şu anda İstanbul'un çeşitli yerleri Çin
granitiyle kaplanmaya çalışılıyor. Bunlar kırıldığı zaman yenisini
koyacaklar, o zaman ucuz olduğu için yapılan bu işlem daha pahalıya mal
olacak. Biz de buna tepki olarak Şişli'de bir sokağı Türk granitiyle
kaplayacağız. Şişli'de Teyyareci Mehmet Ali Bey Sokak'ta... Belediye
altyapısını yaptı, betonlarını döktü. Bayram sonrasında burayı
yapacağız.''
İMMİB Başkanı Kahyaoğlu, vatandaşların Çin
graniti kullansa da kamunun altyapı çalışmalarında Çin'den gelen
ürünleri kullanmasını doğru bulmadığını ifade etti.
Paşabahçe, Çin`e dava
açıyor
Türkiye`nin cam sektöründeki lideri
Şişecam, Çin`de taklit Paşabahçe ürünlerinin üretilerek dış ülkelere
satılması üzerine harekete geçti.Şişe Cam A.Ş., Paşabahçe ürünlerinin
Çin firmaları tarafından taklit edilip, Bangladeş`e ihraç edildiği
yönünde resmi makamlar nezdinde girişimlerde bulundu. Türk şirketinin,
söz konusu bilgiyi Bangladeş`deki müşterilerinden aldıkları öğrenildi.
Bir ay önce Kale Kilit ve Kalıp A.Ş. de benzer şikayetlerle resmi
makamlara başvurmuş, ürünlerinin Çin`de taklit edilip Rusya ve Türk
cumhuriyetlerine satıldığını açıklamıştı. Türk şirketinin, söz konusu
bilgiyi Bangladeş`deki müşterilerinden aldıkları öğrenildi. Bir ay önce
Kale Kilit ve Kalıp A.Ş. de benzer şikayetlerle resmi makamlara
başvurmuş, ürünlerinin Çin`de taklit edilip Rusya ve Türk
cumhuriyetlerine satıldığını açıklamıştı. Kale Kilit ve Kalıp A.Ş.`nin
şikayeti ile ilgili süreçte epey yol kat edildiğini belirten Türk
yetkililer, Çin makamlarının bu tür olayların önlenmesi için gereken
duyarlılığı göstereceklerini ilettiklerini kaydettiler. Çin`de benzer
problemlerin ispat edilmesi durumunda mahkemeye başvurulabiliyor. Kısa
süre önce, Fransız içki üreticisi Hennessy ürünlerini taklit ettiği
gerekçesiyle Golden Huanya Gıda Şirketi hakkında açtığı davada 300 bin
yuan (37 bin ABD Doları) tazminat kazandı. |