HÜR

GÖKBAYRAK

DOĞU TÜRKİSTAN'IN SESİ

 

 

 

 

HÖR

KÖKBAYRAK

SHERQİ TÜRKİSTANİNG AWAZİ

      

    Anasayfa

   

    TÜRK DÜNYASI

    Irak Türkmenleri

             Stratejik hatalar

             Tezkereden Sonra

             Lozan Sonrası I.Türkm

    Kıbrıs
   
Azeri Türkleri

             Büyük Türkçü'yü Kaybet

             Büyük Azerbaycan
   
Altay Cumhuriyeti
   
Başkurtistan Cumhuriyeti

             Son Siyasi Gelişmeler
   
Çuvaşistan Cumhuriyeti
   
Dağıstan Cumhuriyeti

     Hakas Cumhuriyeti
   
Kırım Cumhuriyeti

            M. Abdülcemil Kırımoğlu
   
Saha Cumhuriyeti
   
Tataristan Cumhuriyeti
   
Tuva Cumhuriyeti

    Karakalpak Cumhuriyeti

    Nahcivan Cumhuriyeti

    Kazan Türkleri

    KAFKASYA TÜRKLERİ

    BALKAN TÜRKLERİ

    İDİL-URAL TÜRKLER

    KOSAVA TÜRKLERİ

 

    GENEL KONULAR

       Kültürel Asimilasyon


 

 

  

 

TÜRK DÜNYASI

 

IRAK TÜRKMENLERİ
 

NÜFUS VE YERLEŞME

Irak'taki Türkmenlerin nüfusu hakkında kesin bir rakam söylemek mümkün değildir. Bunun başlıca sebebi, Irak hükümetlerinin Türkmenlerin sayılarını açıklamaktan kaçınmaları ve eski dönemlerde verilen rakamların gerçeği yansıtmaktan uzak oluşlarıdır. Ancak en ciddi tahminlere göre, Irak'taki Türkmen nüfusu 2 milyonun üstündedir. Günümüzde Irak Türkmenleri ülkenin kuzey-batısından güney-doğusuna kadar uzanan bir şerit üzerinde yasarlar. Ülkenin kuzey-batısında ve, Musul'un 60 km doğusunda bulunan Telafer ilçesi ve buna bağlı köylerden itibaren, Musul ili ve çevresindeki köyler, Erbil ili Atinköprü bucağı, Kerkük ili ve çevresindeki Bayat köyleri, Kifri, Karatepe, Hanekin,Kizlarbat(sadiye), karagan (celavla) ve çevre köyleri, Sahraban (Mikdadiye) , Bedre, Kazaniye ve Mendeli gibi ilçe ,bucak ve köyler Türkmenlerin yerlestigi önemli merkezlerdir. Türkmenlerin yerlestigi bölge , kuzey Irak'ın Musul, Erbil, Kerkük ve Diyale illerinin sınırları içinde kalmaktadır. Eskiden Bagdat'ta yerleşen ,ancak özellikle Türkmen bölgelerinde can güvenliğinin azalması üzerine , ülkede cumhuriyetin ilan edildiği tarihten itibaren ayrıca başkent Bağdat'ın Karakol,Azamiye ve Ragibehatun semtlerinde 100 bine yakin Türkmen nüfusu yaşıyor.

 

TARİH-KÜLTÜR

Türklerin Irak'a ilk girişleri H,54 (M,674) tarihine kadar uzanır. Önceleri bir askeri koloni olarak Irak'ta varlık gösteren Türkler , daha sonraları hilafet merkezini ve halifeyi korumakla görevlendirilmişlerdir. Türklerin Araplara karışmadan çoğalmalarının sağlanması için de samerra şehri inşa edilmiş ve böylece Türk kolonisinin korunması amaçlanmıştır. Türklerin yoğun biçimde Türk dalgaları ile beslenmeleri , Selçuklu Sultani Tuğrul Beyin Oğuz boylarından oluşan ordusuyla 1055'te Irak'a girmesiyle başlamıştır. Irak'taki Türkmen nüfusu Selçuklulardan sonra ,bunların devamı olan Atabeyler döneminde de çoğalmıştır. Bölgede hakim olan bu Atabeyliklerden , merkezi Musul olan ve zengiler adi ile taninan Musul Atabeyligi (1127-1223) ile merkezi Erbil olan ve adina Begtiginliler de denilen Erbil Atabeyligi (1144-1232) hem kültür ve sanat , hem de Haçlilara karsi gösterdikleri basarilardan dolayi ün kazanmislar ve parlak bir dönemi simgelemislerdir.Ayrica Hamrin daglari ile Hanekin dolaylarinda hüküm süren Türkmen iyvaki Beyligi ile Kerkük'te hüküm süren kipçak beyligi ,12 yüzyilda bölgenin kaderine sahip olan hükümetler kurmuslardir.

14 yüzyilda Irak'taki etnik dokunun Türklerden yana bir görünüs kazandigi ve egementoplulugun Türkler oldugu biliniyor. Celayirliler zamaninda Bagdat 'in Türk kültürünün önemli merkezlerinden biri haline geldigi söylenebilr. Bu dönemde ülkenin kuzeyinden baslayarak Bagdat'a kadar genis çapta Türklesme hareketi görülmüstür. Ayrica farsça dan baska Türkçe 'nin büyük ragbet kazanmasi yine bu dönemde gerçeklesmistir.

15 yüzyilin baslarinda karakoyunlu devleti'nin resmi dilinin Türkçe oldugu ve devlet yarlik(ferman) larinin Türkçe yazildigi tesbit edilmistir. Safeviler doneminde de Iraktaki Türklerin nüfusu bakimindan güçlendikleri gözleniyor. Zira bu hanedanin etnik kimligi Türktü ve basinda bulundugu devletin altyapisini tamamen Türk olan kültürel doku olusturuyordu. 1534 te Osmanli topraklarina katilan Irak ,Osmanli -Türk kültürünün nüfuzuna girmistir.

Bir süre tekrar safevilere geçen bölge 1638 de sultan 4.Murad tarafindan geri alinmistir Bu siralarda bölge, Anadolu'dan getirilen Türk boylari ile beslenmistir. Irak Turkmenleri, birinci Dünya Savasi'nin sonuna kadar ,Osmanli etkisinin altinda kalarak yasamistir. Böylece Irak kralligi'nin kurulusuna kadar bölge, kesintisiz biçimde Türk egemenliginde kalmistir.

 

KRALİYET DÖNEMİ (1918-1958)
 

Birinci dünya Savasinin sonuna dogru bölge ingiliz isgaline ugradi. Bu yüzden eskiden Musul eyaleti olarak bilinen kuzey Irak'in bugünkü Musul, Erbil, Kerkük ve süleymaniye vilayetleri , Kurtulus Savasi sonrasinda Türkiye ile Ingiltere arasinda çekisme konusu oldu. Zira Irak'in kuzeyinde yer alan Musul Eyalati , Misak-i Milli ile tesbit edilen Türkiye'nin sinirlari içinde kaliyordu. Lozan Konferansi'nda Musul Meselesi , bir neticeye baglanamayinca , çözümün Cemiyet-i Akvam'a (Milletler cemiyeti) bIrakilmasi kararlastirildi. Miletler Cemiyeti 'nin , Ingiltere lehindeki kararini önce kabul etmeyen Türkiye, çabalarinin neticesiz kalmasi üzerine , 5 Haziran 1926 tarihinde Ankara Andlasmasi'ni imzalayarak, Musul Eyaletinin Ingiliz Mandasindaki Irak'a bIrakti.

Irak'ta Türkmenlere siyasi haklarini verilmesi 1920 yilinda olusturulan kabinede kerküklü bir Türk bakanin yer almasi saglanmistir. Aslinda 1922 de Irak ile Ingiltere'nin imzaladigi antlasmanin 3 maddesi geregince , çikarilmasi tasarlanan anayasada vatandaslar arasinda siyasi farkliliklar gözetilmemesi , okullarda ana dille egitim yapilmasi güvence altina alinmisti. Buna dayanarak hükümet 1925 yilinda hazirladigi anayasanin metnini Arapça'dan baska Türkçe olarak da yayinlanmisti. Aslinda Irak'ta cumhuriyetin ilanina kadar , yapilan anayasa degisikliklerinde, vatandaslar arasinda etnik ve siyasi ayricaliklar yaratilmistir. Ne var ki 1933'te son sekli verilen anayasanin 17. Maddesinde yasayla istisna edilmis hususlar disinda , Irak'ta resmi dilin Arapça olacagi açiklanmistir. Istisna edilmis hususlar ise1931 yilinda yayinlanan 74 numarali yerli diller yasasi ile belirtilmistir. Bu kanun geregince , Kerkük ve Erbil basta olmak üzere , Türklerin önemli yerlesme merkezlerinde ve Türkçe konusulan bölgelerde , yargilamanin Türkçe olmasi karara baglanarak, anayasal güvence altina alinmistir.

1936 yilinda Sadrazam Mahmut Sevket Pasanin kardesi Hikmet Süleyman'in Irak'ta askeri bir darbe sonucu hükümet baskanligina getirilmesinden iki yil sonra istifa etmesi üzerine, verilmis olan haklarin kaldirilmasina baslanmistir. Böylece Türkler anadilleri olan Türkçe egitim ve ögretimden mahrum bIrakilmislardir.

CUMHURİYET DÖNEMİ (1958)

Irak'ta 14 Temmuz 1958 tarihinde yapilan askeri darbe sonucu ilan edilen cumhuriyet, Türkmenler için yeni bir dönemin baslangici oldu. Azinlik olarak Türkmenler, Irak'ta artik rol oynamaga basliyordu. Monarsiyi deviren Ihtilal komuta konseyi liderlerinin o tarihte radyoda verdikleri beyanatlarinda, Türklerin Irak'i meydana getiren üç asli unsurdan biri olarak kabul edilmesine ve demokratik bir düzenin kurulacagina sevinen Türkmenler bu yüzden ihtilali samimiyetle desteklemege çalisiyordu. Bundan böyle Türkmenler, okullarda anadillerinde egitim ve ögretim görecek ve Türkçe nesriyat hakkina sahip olacaklardir.

1 subat 1959 tarihinde Bagdat Türkmence Radyosu adi ile , Türkçe yayin yapan radyonun faaliyetine baslamasi , halka seslenen ilk nesriyat olarak, Irak Türklerinin Tarihindebüyük bir asama sayilir. Irak içisleri Bakanliginin 7.5.1960 tarihli izni ile Bagdat'ta Türkmen Kardaslik kulübü (sonradan ocagi) kuruldu. Irak'ta Türkmen cemaatinin hür iradesi ile yönetilen bu kurum, Türklerin resmi temsilcisi olarak , sosyal ve kültürel faaliyetler göstermege basladi. Bu kulübün en büyük hizmeti ise , ilk sayisi Mayis 1961 de çikan kardaslik dergisini yayin hayatina geçirmis olmasaydi. Türkçe ve Arapça olarak çikan derginin yönetimi de yine hür seçimlere gelen kisiler tarafindan yürütülüyordu. Irak Türklerinin kültür tarihinde önemli bir yere sahip bu dergi , ihtilal komuta konseyinin 156 sayili ve 6 subat 1977 tarihli karari ile , Baas yanlisi bir heyete teslim edildi. Böylecedergi, hükümetin güdümüne girerek, o tarihten sonra önemini kaybetmis oldu.

24 ocak 1970 tarihinde, Ihtilal komuta konseyi tarafindan Irak Türklerine kültürel haklar tanindi. Buna göre haftalik bir siyasi gazete ile aylik bir edebi dergi çikarilacak, Türk bölgelerindeki ilkokullarda Türkmence egitim yapilacak, Türkmen yazarlar birligi kurulacak, radyo ve televizyon yayinlarinin arttirilmasina gidilecekti. Verilen bu haklarin bir kismi yerine getirildi, ancak beklenilen bir uygulama biçiminde yönlendirilmedi. Taninan haklarin bir kismi da bir yil sonra, yani 1971 de uydurma gerekçelerle uygulamadan kaldirildi. Haklarin bir kismi ise hükümetin müdahalesiyle amacindan saptirildi. Buna karsi boykot yapan Türk ögrencileri , esnaflar ve halk kesiminden bazilari agir biçimde cezalandirildi.1963 'ten 1974 yilina kadar nisbeten sakin bir dönem geçiren Irak Türkleri, bu sefer planli bir asimilasyonla karsi karsiya kalarak, halkin bir kismi güneye sürüldü; topraklari ve gayri menkulleri ellerinden alindi. Binlerce medeniyet yüzü görmemis bedevi Arap, güneyden para karsiligi getirilerek Kerkük'e yerlestirildi. Kerkük'ün ismi degistirildi ve Kerkük'e iki büyük Türk ilçesi olan Tazhurmati ve Kifri, baska bir Arap vilayetine baglandi. 1980 yilinda kanli eylemlere geçildi ve Türkmenlerin ileri gelenleri tutuklanarak tek tek idam edildi. Ayni yilda patlak veren Iran-Irak savasina ragmen, zulüm ve tutuklamalar bütün siddetiyle devam etti. Irak Türk toplumu 8 yillik savas sirasinda ciddi manada kirilmistir. Bugün nice Türkmen aileleri var ki çocuklarinin biri cephede Iranli bir müslümanin kursunuyla ölürken, bir diger çocugu da Baas partisi'nin zindanlarinda iskenceden ölmüstür.

Irak Türk toplumu diger bir haksiz darbeyi Körfez Krizinden sonra yemistir. 1991 Nisanininda Türkmenlerinin Türkiye'ye göç etmeleri sirasinda Kerkük ve özellikle Altinköprü sehrinin Türkmen gençleri , insafsizca kursuna dizilerek yüzlercesi evlerinde ve sokaklarda sehit edilmistir.

Eger Irak, Türkiye'ye komsu olmasaydi, Türkmenlere uyguladigi baski bu kadar fazla olmayabilirdi. Irak, Türkmenlerden degil, esas itibariyla Türkiye'den çekinmektedir. Nitekim bugüne kadar idam edilen yüzlerce Türkmene isnat edilen asilsiz suç: Türkiye'ye casusluk yapmak olmustur.

Esas Irak Türklerinin içine düstügü çikmazin ana sebebi, suni olarak çizilen 36 paralelden kaynaklanmaktadir. Bu paralelin Kürtleri Araplardan ayirdigi kesindir. Ancak Türk bölgesini ikiye böldügü de bir gerçektir. Bu bakimdan Birlesmis Milletlerin bu husustaki kararinin altina imza atan bütün ülkelerin, Türklerin ikiye bölünmesinde vebali vardir. Kaldi ki 36 paralelin üstünde oldugu halde Musul'un güvenlik bölgesine dahil edilmemesi; buna karsilik 36 paralelin altinda oldugu halde Süleymaniye sehrinin güvenlik bölgesine dahil edilmesi, bu taksimatin yine petrol haritasina göre yapildigini göstermektedir. Netice itibariyle Birlesmis Milletleler'in bu kararini onaylayan ülkeler, bir taraftan Türklerin bölünmesini, diger taraftan petrol yataklarinin Bagdat tarafindan kontrol edilmesini onaylamis olmaktadirlar.

Bu çözüm Türkmenleri ikiye bölmekte, Türkiye topraklarindan tamamen koparmakta ve 36 paralelin altinda yasayan Türkmenlerin % 75 'nin kendi kaderine ve Saddam'in insafina bIrakmaktadir. Bilindigi gibi su anda Güvenlik Bölgesi içinde yasayan Türkmenler sadece Erbil sehrinde bulunmakta ve toplam Türkmen nüfusunun takriben % 25 'ini olusturmaktadirlar. Ayrica Türkmenler ne kuzey Irak'in bir kürdistan olarak görülmesini ister.Ne de kendilerinin bu bölgede bir azinlik kabul edilmelerine razi olur.

Agustos 1997 tarihine kadar yukaridaki durum aynen deva etmistir. Bu dönem zarfinda Erbil'de yasayan 400.000 civarindaki Türkmene çeşitli Türk kuruluslari tarafindan yardimlar yapilmistir. Ancak Erbil'de Türkmen siyasi kuruluslari tarafindan kurulan ve sayilari 20'ye yaklasan Türk okullarinin varligi, bugüne kadar verilen hizmetlerin en yücesi olmustur. Ancak geçtigimiz Agustos ayinda aniden Erbil'e girebilen Irak askerleri bu kuruluslarin hepsini harebeye çevirmistir.

Irak yönetiminin geçmis yillarda çeşitli gruplara sürpriz sindirme eylemleri uyguladigi dünyaca bilinenen bir gerçektir. Nitekim Irak 'in askeri istihbarati , yillar önce dini temyüllerinden ötürü Irak'in Bagdat , Necef ve Kerbela gibi mukaddes sehirlerinde yerlesen Iran asilli binlerce aileyi bir gecede toplatarak 1979 yilinda Iran'a sürmüs ve bütün mallarina el koymustu. Ayrica Halepçe'ye atilan kimyasal bombalarin bIraktigi aci izleri insanlik daha unutmamistir.

Bugün Kuzey Irak denilince dünyanin aklina hep kürtler gelmektedir. Türkmen isminin geçmesinin ana sebebi tanitim eksikligidir. Irak Türklerinin meselesinin Türkiye'de iyi bilinmesi sarttir; fakat yeterli degildir. Asil dünya kamu oyu, basini, radyo televizyonlari, Insan haklari kuruluslari ve dünya af örgütü gibi müesseselerin bu meseleyi yakindan takip etmesi saglanmalidir.

Ikinci olarak Irak Türklerinin sahip olduklari maddi ve manevi kültürel degerleri mutlaka koruma altina alinmalidir. Bugün Türkiye'de, Irak'ta ve hatta Azerbaycan'da Türkmen dili, edebiyati, musikisi, tarihi, sosyal yapisi ve siyasi durumu hakkinda çok sayida arastirmalari yapilmis ve yayinlanmistir. Ancak bu gidisle korkariz ki bu milli kültür unsurlarimiz sadece kitaplarda kalacaktir. Mesala üzülerek söylemek gerekir ki Kerkük'te Osmanli ve Selçuklu'ya ait hiç bir eser ayakta kalmamistir. Hatta Sultan Abdülmecit adina yapilan bir bahçenin, Ingilizler zamaninda mermer tasa ikinci kez yazilmis "Mecidiye Bahçesi" kitabesi bile Baas yetkilileri tarafindan yiktirilmistir. Kerkük'ün tarihi kalesi içinde bulunan halk mimarisinden hemen hemen eser kalmamistir. Ayni seyi Musul ve bir ölçüde de Erbil için söylemek mümkündür. En azindan ayakta kalan Türk eserleri uluslararasi bir projeyle koruma altina alinmalidir.

Yine bu bölgede Türk dili, siiri, musikisi ve folkloru yok olmak üzeredir. Bu hususta diger Türk cumhuriyetleriyle müsterek çalisarak bu degerlerin yok olmasi önemlidir.

Irak Türkmenlerinin sosyal meselesi içler acisidir. Körfez Krizinden sonra Irak Türklerinin durumu farkli bir boyut kazanmistir. Her seyden önce günümüze kadar bütün siddetiyle devam eden ambargo, Türkleri perisan etmistir Bir zamanlar sadece Türk olmayanlarin dilencilik yaptigi Kerkük ve Erbil'de , yüzlerce Türk dilencilik yapmak zorunda kalmistir.

Ahlaki çöküntü toplumun her kesimine yayilmistir. Cinayetler, fuhus, hirsizlik, rüsvet ve bosanmalar had safhaya çikmistir. Kerkük'te yasayan Araplar istedigi Türk kiziyla zorla evlenebilmektedir. Gelir düsüklügünün yaninda çig gibi büyüyen issizlik, gençleri ya kötü yollara itmekte ya da topyekün Irak'tan kaçmaya zorlamaktadir. Bugün Türkmen ailelerinin ellerine düsse, besikteki çocuklarini bile Türkiye'ye gönderirler. Türkiye basta olamak üzere dünyanin bir çok ülkesine göç eden onbinlerce Türkmen'in çogu tahsilli ve meslek sahibi insanlar olduklari halde sahipsiz olduklari için perisandirlar.

IRAK TÜRKLERİNE KARŞI UYGULANAN İNSAN HAKLARI İHALELERİ

Irak devletinin 1926 yilinda kuruldugundan beri hiç bir Bagdat yönetimine bas kaldirmayan, hiç bir silahli eyleme katilmayan, haklarini daima demokratik yollardan elde edilmesi gerektigine inanan tüm amaç ve arzulari, milli ve kültürel kimliklerini koruyarak, kendi topraklari üzerinda yasamakta olan Irak Türklerine karsi, insanlik disi ve ürpertici uygulamalar hala sürmekte ve anayasal haklar bakimindan Irak'ta ibrenin sistematik bir sekilde Türkmen'lerin aleyhine haraket etmektedir. Irak rejimi, nüfuslari 2.5 milyonu bulan ve ülke toplam nüfusunun %13 ünü olusturan Türkmen halkinin varligini açikça inkar ettigini, Irak'in hukuk sisteminde Türkmen'lerin gözardi ettigini anayasasiyla açikça meydana koymaktadir. Bu rejim böylece, çok açik bir biçimde Birlesmis Milletler tarafindan kabul edilen " insan haklari Evrensel Beyannamesi" ni ihlal etmektedir. Iste Irak Türkleri nin ana problemi büyük ölçüde buradan, yani Irak anyasalarinin Türkmen'lerin etnik kimliklerini, anayasal ve politik haklarini tanimamasindan kaynaklanmaktadir.Bu yanli tutumun sonucu olarak su aci gerçeklerin ortaya çiktigi görülüyor:

1-Ülke nüfusunun % 13 ünü teskil eden Türkmenler yok farzedildigi için ülke içinde hiç bir platformda haklarini savunamiyorlar.
2-Irak devletinin kurulusundan bugüne kadar 76 sene zarfinda gelmis geçmis bütün iktidar hükümetlerinde hiç bir türkmen bakanin yer almadigi görülür. Irakta bir teamül haline gelen yazilmamis bir kural vardir. 76 seneden beri kurulan bütün hükümetlerde mutlaka 3 ya da 4' ü Arap bakan, 2 ya da 3 kürt bakan, Hristiyanlarin Irak'ta toplamnüfusu 200.000 olmasina ragmen 1 ya da 2 hristiyan bakan, yer alir. Ister kraliyet devrinde, Ister 1958 den sonraki cumhuriyetin degisik eyimli devirlerinde, 1920 senesinde kurulan geçici hükümette yer alan ve bir sene bakanlik yapip istifa eden bir Türkmen bakanin disinda, 76 sene boyunca hiç bir Türkmen bakana kurulan hükümetlerde yer verilmemistir.
3-Irak'ta kraliyet döneminde bir parlamento vardi. Ancak seçimler göstermelik ve saibeli olurdu, devletin istedigi kisiler milletvekili seçtirilirdi. Yine de bu sartlar altinda Türkmen'lerden her dönemde iki ya da üç millet vekili meclise girerdi. 1958 de cumhuriyetin ilanindan sonra, ülke yaklasik 22 sene parlamentosuz yasadi ve ülkeyi yöneten "Ulusal Meclis" teskil edildi. Böyle kukla bir mecliste bile Türkmen'lerin temsil edilmesine hiç bir zaman müsaade edilmemektedir.

Irak Türkleri, kraliyet devrinde toplum olarak her türlü anayasal haklardan mahrum iken bireyler olarak nisbeten kendi hayatlarini özgür bir sekilde yasamakta idiler. Ancak, bu dönemde de 1924 ve 1946 yillarinda Türkmenlere karsi iki kez katliam gerçeklesti ve her firsatta Türkmen aydinlari islerinden oldular ve Irak'in güneyine sürülüp orada zorunlu ikamete tabi tutuldular.

Kiraliyet rejiminin devrilmesi ve cumhuriyetin ilan edilmesinden sonra, rejim açik bir sekilde Türkmenlere karsi hasmane bir tavir aldi. Bu dönemde, cumhuriyet daha bir yilini doldurmadan, Türkmen aydinlardan yüzlercesi sürgüne gönderildi, memurlar toplu bir sekilde güney vilayetlere atandi. Kerkük'te Türkçe ve Arapça çikmakta olan Besir ve Afak gazeteleri kapatildi ve 14 Temmuz 1959 günü Kerkük'te korkunç bir katliam yasandi. Ancak, Irak Türklerinin esas çilesi, Baas partisinin 1968 de yaptigi bir darbeyle Irak yönetimini ele almasindan sonra basladi. Bu rejimin ilan etmis oldugu 1968 ve 1990 tarihli anayasalarinda, 2.5 milyon Türkmen yok addedilerek Irak halkinin Arap ve Kürtlerden olustugunu daha önce dile getirmistim. Bu rejim, Türkmenleri sadece anayasal haklardan mahrum etmekle yetinmedi. Dünyanin gözüne bak baka Türkleri asimile etme, Türkmen Bölgelerini Araplastirma ve 2.5 milyon Türkü çeşitli yollarla yerinden yurdundan edip en kisa zamanda o bölgenin etnik yapisini degistirip oralari bir Arap bölgesi haline getirmeyi planlayarak , bu plani 1970 lerden beri en agir ve çirkin biçimde uygulamaya koymaktadir.1975 de alinan gizli bir kararla Irak'in kuzeyinde bir Türkün bile kalmayacagi sekilde 10 senelik bir plan uygulamaya kondu.

Ikinci ve benzer 10 senelik plan ise 1985 te uygulamaya kondu. Her biri birer insan haklari ihlali anlamina gelen bu uygulamalarin bir kismini özetle :

TÜRK'LERİN VARLIĞI İNKAR EDİLİYOR:

 

1-1927,1934,1947,1957,1965,1977 ve 1987 senelerinde yedi kez yapilan nüfus sayimlarinin hepsinde Irak Türkleri'nin sayisi gerçege aykiri bir sekilde % 2 olarak gösterilmektedir.1957 nüfus sayiminda Türkmen'lerin nüfusu, resmi açiklamaya göre 500.000 dir. Toplam nüfus sayisi ise altibuçuk milyon idi.1958 yilinda Bagdat'ta yayinlanan(Irak devrimi münasebetiyle 14 Temmuz'u anma komitesi) tarafindan yayinlanan kaynak bu rakami dogrulamaktadir. 1987 de Londra'da InQuiry dergisinde yayinlanan bir makalede de, 1957 yilinda yapilan sayimda Irak'ta 500.000 Türkmen yasadigi belirtmektedir. Su anda Irak'in nüfusu 20 milyondur. Bunun % 2 si 400.000 dir. Bu gülünç tabloya göre Türkmen nüfusu 40 sene içinde hiç artmamis, tersine azalmis, kimse evlenmemis, kimsenin çocugu olmamistir.

2-1987 nüfus sayiminda Türklere "kendinizi ya Arap ya da Kürt yazdirin" tehditleri açikça yapildi. Nüfus hanesine Türk yazanlar sürgüne tabi tutulmakla tehdit edildi. Bu karara karsi çikan bir çok köy ve yerlesim bölgeleri sakinleri, köyleri zorla bosaltildi, köyler dozerle yiktirildi, ahalisi Arap bölgelerine askeri araçlarla dagitildi ve oralarda zorunlu iskana tabi tutuldu.

3-Irak rejimi, Türk sehir, kasaba ve köylerin Türkçe olan isimlerine bile dayanamayip bu isimleri Arap isimlerle degistirdi. Onlarca mahalle, cadde ve sokaklarin ismi Arapça isimlerle degistirildi. Bu arada Kerkük'ün adi da Al Tamim oldu.

 

TÜRK BÖLGELERİ HIZLA ARAPLAŞTIRILIYOR:

 

En basit insani hak ve hürriyetleri hiçe sayarak acimasiz bir Asimilasyon ve Araplastirma planinin bazi örneklerini özetle :

1-Türkmen bölgelerindeki etnik oranlari degistirmek amacina yönelik, yüzlerce Arap aile güneyden getirilerek Kerkük ve diger türk bölgelerinde yerlestirilmektedir. Bunlara büyük miktarda maddi yardim ve faizsiz kredi verilmekte ve derhal devlet dairelerinde is bulunmaktadir. Bunlardan Türk kizlari ile evlenenine, tesvik ödülü olarak büyük miktarda para verilmektedir.

2-Kerkük,Telafer,Altunköprü ve diger Türk bölgelerinin çevresinde onlarca köy ve yerlesim bölgeleri ihdas edilerek, Arap ailleri oralarda iskan ettirilmektedir.

3-Türk asilli olanlarin, Türk bölgelerindeki devlet dairelerinde tayin edilmeleri kesinlikle yasak edilmistir. Buna karsin, yüzlerce Türk asilli memur, Irak'in güneyine yani Arap bölgesine nakletmesi yasagi konmustur.

4-Kerkük vilayetinin yüzölçümü sürekli azaltilmaktadir. Kerkük'e bagli Tuz,Kifri ve Çimçimal ilçeleri Kerkük'ten koparilip diger mücavir ilçelere baglandi. Kerkük vilayetinin yüzölçümü, 1975 yilina kadar 20.000 Km iken, 1976 da bu oran yar yariya düstü. Irak topraklarinin % 4.2 si ile Irak'in büyük vilayeti olan Kerkük, bu uygulama sonunda % 2 lik oranla 14.siraya düsmüstür.

5-Devlet dairelerinde Türkçe konusma yasagi devam etmektedir.
 

KERKÜK'TE TÜRK ESERLER VE YAPITLAR YOK EDİLİYOR:

Bosna-hersek'te yasandigi gibi Kerkük'te Türk kültürünün izini tasiyan eserler yok ediliyor.

-1875 te Kerkük'te yapilan tarihi tas köprü, faal durumdayken devlet tarafindan yiktirildi

-Tarihi Kerkük kalasi bosaltilip kaderine terk edildi, oradaki bir çok ev yiktirildi.

-Kerkük'ün Osmanli zamaninda insa edilen hükümet sarayi yiktirildi.

 

TÜRKÇE EGİTİM VE YAYIN HAKLARI YASAĞI

-Türk bölgelerinde devam eden Türkçe egitim, 1936'da kaldirildi ,buna ihtiraz eden bir çok ögretmen ve aydin kesim sürgüne gönderildi. -1980'lerden beri uygulamaya göre, Türk asilli olan ögrencilerin, Egitim fakültesi, Harp okulu ve polis okuluna girmeleri yasaktir.
-Dünyada esi ve benzeri görülmemis bir uygulamayla, Türk asilli ögrencilerin okullarindan iliskileri kestirilip güney bölgedeki okullara zorla kayitlari yaptiriliyor, gitmeyenlerin hemen kaydi silinip ögrenim haklari ellerinden alinmaktadir.
-Ögrencileri, 7 yaslarindan itibaren yaz mevsimlerinde zoraki kamp egitimine tabi tutulmaktadirlar. Bu kamplarda; Arap kültürü, Arapça dili ve Baaspartilerinin ilkeleri çocuklara asilaniyor. Çocugunu kampa göndermeyen aile hakkinda sorusturma açilarak haklarinda agir cezalar uygulaniyor. -1970'lerde Türkmenlere verilen kültürel haklar çerçevesinde açilan Türkmence tedrisat yapan okullarin tümü kapatildi. Ilkokul 3. Sinifa kadar Türkçe okuyan ögrenciler, 4.sinifta Arapça okunmaya zorlandilar. Tükçe egitim veren ve: Yildizlar, Fuzuli, Kara altun, Illeri, Aktas, Yedi kardas, Mutlu, sanli gibi isimleri olan okullarin bu isimleri Arapça isimlerle degistirildi.
-Türkmen kardaslik ocaginin 1961 de çikarmis oldugu ve Irak'ta Türk kültürüne büyük hizmetler sundugu Kardeslik dergisi, 1976 da ocagin Baas partisi yanlilarina bir hükümet karariyla devredilmesi sonucu bu yönetimin eline girdi. Dergi bu yüzden küçülerek bir yil sonra kapatildi.

 

İDAMLAR VE SOYKIRIMLAR:

1980 Ocaginda, Türkmenlerin lider ve aydin kesimlerini olusturan onlarca insanimiz gizli yargilama sonunda idam edildi. Bunlarin basinda: emekli Albay Abdullah Abdurrahman, Doç. Dr. Necdet koçak, Ziraatçi Dr. Riza Demirci, Adil Serif, Yarbay Halit Akkoyuncu ögretmen Mehmet Korkmaz gelmektedir. Daha sonralari yüzlerce Türkmen genci ve aydini ayni sekilde idam edildi. Bir çok insanimiz sa hapiste iken iskence sirasinda hayatini kaybetmektedir. Yapilan yargilama herkese kapali yürütülmekte ve saniklara avukat tayin etmek hakki taninmaktadir.

Hapse mahkum edilen aydinlar arasinda: Sair Mehmet Izzet Hattat, Sair Nihat Akkoyunlu ama sair Hasan Görem, sanatkar Ekrem Tuzlu, avukat Ihsan Ali Ekber, Dr. Sadik Riza Ali, Sadun Osman Köprülü , Ismail Teleferli, Salahattin Tazeli ve daha nice masum gençler.

Son senelerde, tutuklandiktan sonra kaybolan Türkmen'lerin sayisinin hizla arttigi görülmektedir. Birlesmis Milletler tarafindan görevli özel rapörtör'ün 13 Temmuz 1994 tarihli raporunda: 27 Kasim 1993 tarihinde ordunun yüksek rütbeli üç Türkmen subayinin tutuklandigi ve Kerkük'ten kayboldugu belirtilmektedir.

1991 ayaklanmasi akebinde Kerkük, Erbil, Kifri, Tuzhurmati, Altunköprü sehir ve kasabalari ordu tarafindan top atesine tutuldu. Binlerce insan öldü, Türkiye'ye göç etmeye mecbur kalan halkimizdan yüzlercesi, daglarda helikopterlerden açilan atesle öldürüldü. Açlik ve hastaliktan da onlarca insanimiz daglarda can verdi.

Ayni günlerde, Altunköprü kasabasinda Kürtlerin ve ordunun iki atesi arasinda kalan ve bir binaya siginan 80 Türkmen genci Irak askerlerinin yaylim atesine tutularak korkunç bir katliama kurban gitti.

Son senelerde, devletin aldigi ve resmi gazetede yayinladigi karalar geregince yüzlerce Türkmen ailesi, güneydeki Arap bölgelerine sürülüp orada zorunlu iskan tabii tutulmaktadir. Son ugulamalara göre de , özellikle bie ferdi Irak disina kaçan ailelere, bir hafta zarfiinda evini terkedip güneydeki Arap bölgelerine ya da kuzeyindeki Kürt bölgelerine göç etmeleri emri verilmektedir. Emirlere göre , Arap bölgesini seçen aile, ev esyalarini beraberinde götürebilr, Kürt bölgesini seçenler ise üzerlerindeki elbiseden baska hiç bir seyi almalari yasaktir. Iste yurdunu terketmeyi reddeden ve göç emrini yerine getirmek için kapilarina dikilen emniyet görevlilerinin ve kendi ailesinin gözleri önünde vucuduna gaz döküp yakan ve 'ölürüm de Kerkük'ü teketmem' diye haykirarak yanarak can veren Türkmen kizi Kerkük'lü Zehra'nin drami, bu trajedinin açik bir örnegidir.

TÜRK BÖLGELERİNDE GAYRİ MENKUL MAL ALIM SATIM YASAĞI:

 

Türk bölgelerinde Türkler tarafindan tasinmaz mal satin alma yasagi en sert bir biçimde uygulanmaktadir. Bir Türk, ev, dükkan v.s. mülkünü ancak bir Araba satabilir. Türk'e ev satin almaya ya da ev yaptirmaya izin verilmemektedir. Bu yasak 1980 senesinden beri alenen ve resmi gazetede yayinlanan resmi kararlar geregince uygulanmaktadir. Bunun tersine Arap'larin bu bölgede gayrimenkul satin almalari tesvik edilmekte ve bu amaç için onlara faizsiz krediler verilmektedir.

 

DERNEK KURMA YASAĞI:

 

Irak'ta dernek kurma ve derneklere katilma serbestligi yoktur.1960 yillinda bin bir zorluklarla kurulan Türkmen kardeslik ocagi'nin yönetim kurulu , devletin en yüksek mecii tarafindan alinan bir kararla feshedilerek, ocak Türkmenlerin elinden alinip bir grup Baas partili kisilerden olusan bir heyet ocagin yönetim kurulu olarak tayinine karar verildi. Bundan az sonra 1980 de ocagin baskani olan ve Irak ordusuna büyük hizmetleri geçen Emekli Albay Abdullah Abdurrahman idam edildi, diger üyeleri de çeşitli hapis cezalarina çarptirildi.

Bu baski zülüm politikasi ve ekonomik ambargonun getirdiği maddi sikintilar önünde tamamiyla aciz kalan Irak Türkleri , göçe zorlanmaktadirlar. Aileleriyle birlikte bin bir zorlukla daglari taslari asarak Türkiye'ye siginmakta ve oradan da kanada, Almanya, Avustralya ve Danimarka gibi bir çok yabanci ülkeye iltica etmektedirler.

Görüyoruz ki bu gün Irak Türkleri, kendi yurdunda garip, kendi vataninda üçüncü sınıf ve üvey evlat muamelesi gören, her türlü insani haklardan mahrum, epeyi bir bölümü göçe zorlanmış, benliğini ve Türklüğünü kaybetme tehlikesiyle karşı karsıya gelen, can ve mal güvenliğini kaybeden bir toplum haline gelmiş durumdadır. Uygarlık iddiasında bulunan tüm dünya devlet ve kuruluşları bu acı tablo önünde seyirci kalmakta, bu felaketi görmemezlikten gelmeyi tercih etmektedir. Kürt, Türk ve Arap bölgelerinden oluşan kuzey Irak da batili medya tarafından ısrarla Kürt bölgesi olarak gösterilmeye devam edilmektedir. Irak Türklerinin neler çektiğini, ne türlü zulüm ve baskılarla karşı karsıya geldiğini bugün sadece Türkiye 'de belirli bir kesim bilmekte ve takip etmektedir.

Sonuç: Irak rejimi, Irak'ta Türk varlığını ortadan kaldırmakta kararlıdır ve bunu acımasızca bilinçli ve planlı bir şekilde uygulamaktadır. Özü Türk, soyu Türk 2 .5 milyon insan mum gibi eriyip gidiyor ve topraklarda Türk varlığı ciddi bir tehlike ile karşı karşıyadır. Umarız ki her vicdan sahibi insan, bu hale karşı sesini yükseltecektir.

 

Hapishaneler, Diktatörler, Acı olaylar

 

Yazan: SADUN KÖPRÜLÜ

sadunkoprulu@gmail.com

 

İnsanlar, özellikle dünya Türkleri, Bir inanç ile, Milli davasına İnanarak, hapishaneye düşenler, hiçbir zaman üzülerek, yollardan Dönmeden, daha fazla gönülden milletlerine, yurtlarına, topraklarına, Bayraklarına, ilkelerine bağlılıkla, iç duygularıyla milli davalarını Savunarak, kan, can vermek üzere tüm acılara, baskılara katlanarak, öz Veride bulunurlar haklarını savunurlar. 

Hapishane günleri, onlara ne kadar acı, çok üzücü olsa bile, dört Duvarının arasında dünya Türkleri yaşam özgürlüğünü kayıp ederek, tüm Haklardan yoksun kalmaktadırlar, özellikle politika ile mili davayla ilgili tutuklananlar, dehada kötü anlarda yaşayarak, günlük olarak, işkenceyle baş başa yaşamaya dayanarak, kitap, basın medya yasak Olması yanında, radyo haberleri dinmekte yasaklanmıştır. Dünyadan haberleri kesilerek, çileler acı anlarla günlerin geçmesi de Çok zor olmaktadır. Hapishane ürkütücüdür, düşündürücüdür.  Çekilmeyen günleri anları vardır. 

Dünya Türkleri olarak, bu baskılı, milli konuları yaşayarak, Türklükten,  Türkiye aşkından hapis olan Türklerinin acı durumlarıyla,Dikta rejim devletler tarafından baskılar artarak, her zaman verilen Aflarının dışında kalırlardır, birçok Türkler dünyanın her bir yerinde, hapiste olarak, özgürlüğünü kayıp etmekle, milli ilkelerinden vazgeçmeden, haklarını elde etmek için, haklarını savunmak için Doğruyu konuştuklarından, milletlerini düşündüklerinden dolayı, hapishanelere bırakılmışlardır. Çoğu uzun hapishanelerin acısına, baskı işkencesine dayanmayarak can verip ölmektedirler.

 

Türk milliyetçileri milli davalarından dolayı, en önemli günlerini, Gençliklerini uzun yıllarını hapishanelerde geçirmişlerdir. İç milli Duygularını, Türk ilkelerini savunduklarından dolayı, tüm Türk Dünyasında, dönemin dikta rejimleri tarafından birçok Türkler yıllarca Hapishanelerde özgürlükten alınarak yatmışlardır.

 

Hapishanede milli davadan dolayı, yargılananlar bu süreden yaralanarak, gizli olursa da gecenin son saatlerinde bile, okumayı bir Görev olarak, almışlardır, kendilerini yetirmişlerdir, büyük çabalar elde ederek, gelecek günler için, milli bir projeler başlatmaları Millet için gerekmektedir.

 

Arık çok insanlarımız Yusuf iye medresesinden yaralanarak geleceğin

Kurtarıcısı, iyi işlerin yapılması için kendi çalışmalarıyla yetirmiştir.

Saddam dönemi Irak'ta hapishane kolay olmadan, Hapishanelerdeki

İşkence, baskı sorunlarla yaşamak, dehada işkenceli, tehlikeli

Olmuştur, insanlar sıkıyönetim altında okuma, yazma yasaklığı yanında, Saddam önemli saray güçleri, Abu Garip gibi ve Irak'ın başka Hapishaneleri yürütmekteydiler.

 

Hapishanede kalacağımız sürede, yapacağımız çalışmalarda, kendimizi Verimli bilgili, politikçi olarak, yaşayacağımız tüm zorluklara Karşın, hapishanede yeni bir kuşağın varlığını, geleceğini Planlayarak, milli davamızı onlara anlatarak, bırakarak, milletimize Daha fazla yararlı olacaklarımızı, şimdiden ön sıraya almalıyız.

 

Hapishanede okumuş olduğumuz kitaplardan almış olduğumuz milli Politikayı, dışarıya çıkararak, bilgi dolu ürünlerin önemlisini Kuşaklarımıza aktararak, gelecek parlak yaşamlarının umutlarını

Gerçekleştirmeliyiz.

 

Hapislerle karşı Saddam ve tüm Türk dünyasında kıyıcılar tarafından

İşlenen şiddet, işkence, baskıları uygulayanlar, duyarsız olarak

Düşmancasına insanların elinden özgürlüğünü almaları yanında, onlara Hiçbir yaşam hakkı vermeden, yok etmeye sinsi politikalarla

Bıktırmakla, hayattan bezdirmeye çalışmaktadırlar.

 

Hapishanede olduğu gibi, bugün devletinin bir bölüm yerlerinde, koltuk

Hastası olan insanlar ellerinde olan görevleriyle, diktatörlük

Payesini aşmaya çalışarak, her ne türlü olursa da insanları kendi

çıkarları için, kullanmaya çalışarak, insanları yaşamdan, dünyadan

Bıktırmaya çalışarak, kendilerini üst düzeyde görerek, başkalarını yok Etmeye, yok saymaya ellerinden geldikte baskılı yöntemleri yürüterek, insanları küçüksemekle, güzel dünyayı onlara dar etmekle, hapishaneye Döndürmekle, başkalarına acılar vererek, onları usandırmakla, Hapishane gönlerini andırmaya uğraşıyorlar, Ve kendileri de hıyanet mertebesinde ön planda olmakla, ilkesiz olarak her bir düşmanlarla kendi yararı için işbirlikçilik, ajanlık Yapmaktadır bu tür hasta, zayıf insanlar her bir toplumlarda Bulunmaktadır.

 

Türkleri sevmeyenlerde, bir görev sahibi oldukları zaman, dünya yüzünü Hapishane gibi dar etmeye çalışarak, gardiyan olmayı isterler, yok Olan, elinden bir iş gelmeyen kıskançlık duyan insanlarda hiçbir zaman Kendisinden başka hiç kimseni sevemez ve sonunda yokluğa doğru yok olarak unutulacaktır..

 

Saddam döneminde Irak siyasi Abu garip hapishanesinde, uzun yıllardan Güçsüz, umutsuz olarak, insanlar yaşamaktaydı ve her türlü kendi milli Görüşünden ve bir siyasi parti, milli duygularından dolayı ömürlerinin güzel günleri anlarını rejime karşı hapishanede geçirmekle, her türlü Baskı, işkenceye maruz kalarak, her bir haklardan yoksun kalarak, bu acı günlerde unutulmuş bir duruma gelerek, milli duygusundan dolayı, Ölmeyen millet, vatan için umutlarla yaşamaktadırlar.

 

Saddam rejimi döneminde, birçok politikacılar, yazar, şair, ses

Sanatçılar şahsiyetler 1979 yılında ve Saddam rejimi düştükten sonra, 9 Nisan 2003 tarihinde, Amerika işgalinden sonra, Kuzey Irak yönetimi Tarafından birçok hapishanelerde, çok sayıda Irak Türkleri uzun Yıllardan beri daha fazla, acılarla tüm baskı, işkencelere rağmen Yaşamını ölüm kalım anlarında sürdürmektedir. Birçok Telafer, Kerkük, Erbil, Yengice, Tuzhurmatu, Altunköprü, Türkleri Beloka, Mahmur, Süleymaniye Asayiş, Zanharı, Karaçolan, Dahuk, Akra, Kandil Hapishanelerinde Amerika tarafından yönetilen Abu Garip Hapishanelerinde yaşamaktadırlar.

 

Ve birçok Türkmenler Saddam döneminde ve bugünde, aybolmuşlardır, İzleri bile hala görünmemiştir, Saddam döneminde 17 yıl Türkiye, Türklükten dolayı kalmış olduğum Abu Garip hapishanesi, fitil gibi işleyen bir yara olarak, gençlik günlerini burada yaşayarak, o Günlerinin izleri acıları canımın her bir yerinde kalarak,

Sızlamaktadır, bu acıları gecenin son saatlerinde, kalemle kâğıtlara

Dökerek, yazarak gizli olarak annemin görüş gününde, saklamaları ile

Eve gönderdim, onu gizli bir yerde sakladıktan sonra, günü gelecek

Diye, gün ışığına çıkarak, bu milli yolda baş, can koyanlara, Saddam

Rejiminin geçmiş acı, işkencelerini anlatacaktır.

 

Abu Garip hapishanesinde, kendi, kendime gecelerin son saatlerde,

Sesiz olarak, bu gibi değerli yazıları, şiirleri yazarak, her şeyin

Yasak olmasına rağmen, ölümü, korkuyu başa, göze alarak, hep okudum, yazdım bu kötü rejimi, tüm dünyaya anlatarak, tüm dikta rejimlere, bir Ders olmalıdır, Saddam rejimin sonu BM, İnsan hakları ve Türkiye Cumhuriyetinin baskısıyla, özgür olduktan sonra, yazdıklarımı ve usumda kalanları kâğıtlara dökerek, Nasıl olursa büyük Türk Milletimle, bu acıları paylaşarak, Türklerin tüm Türk dünyasında, neler çektiklerini bildirmek için, bu kutsal görevi başarmalıyım, Üstlenmelin ndiye yola çıktım, yalnız Irak Türkleri değil, Rusya, Türkistan, Suriye, Filistin, İran, Tebriz, Türkmen Sahra, Ahiska, Bulgaristan, Batı Trakya, Kırım, Kafkasya, Kosava ve dünyanın her Yerinde, bu acıları Türkler çekmişlerdir, görmüşerdir ve Çekmektedirler, dünyaları bile zindana dönmüştür.

 

Nemrut geliş sıralarıyla, Mussolini 1992, Stalin 1924, Hitler 1933

-aynı sıralamada anılması gereken Franco'yu (1936), büyük çapta dış

Müdahaleler sonucu iktidara geldiği için, ele almıyorum-. Siyonist,

Komünist Örneğin işkenceleri ellerim arkasından bağlandı ve sorgucular Kollarımı havaya kaldırıp bükmeye başladılar. Çok acı veren bu Pozisyonda uzun süre tuttular. Daha sonra vücuduma elektrik verdiler.

Dili ve her bir organ da dâhil olmak üzere tüm vücudumuza elektrik

Veriliyordu. Bacaklarıma ahşap elektrik sopalarla vuruyorlardı.

Görmediğim işkence türü kalmayarak günlerde cansız, dilsiz, sesiz düşmekteydim.

 

Hapisler korkmadan, İşkenceye karşı mücadelede ederek, zorluklar ve

acı olaylarda artarak, hiçte değişemezdi. İşkencenin herhangi belli

Bir siyasi sisteme özel olmaktaydı, en çok bu işkence Türklere karşı

idi, işkence, baskılar Saddam'a benzer diktatörlüklerde olduğu gibi,

Demokrasilerde de, askeri hükümetlerde olduğu gibi, sivil hükümetlerde de meydana gelmekteydi.

 

Hapishane, tutuk evlerinde, işkence kurbanlarının, siyasi tutukluları

milli, inançlarından dolayı olduğu kadar Türk kimlikleri nedeniyle, hedef alınanlar olduğu da, bir o kadar açıktır.

Kurbanlar Saddam döneminde, Amerika, Kürt Peşmergeler Mesut Barzani ve Sonraki dönemde erkek, kadın, çocuklardır Türk olma nedeniyle, tüm Acıları, ölümü, yalnız daha fazla onlar görmekteydi.

Özellikle Kerkük, Erbil, Telafer, Altunköprü, Tuzhurmatu, Tazehurmatu, Türkleri görmekteydiler.

 

İşkence, idamlar dünyanın birçok yerlerde yasaklanarak, insan hakları her tür işkenceye karşı durmakla, BM kıyıcı insanlık Dışı onur kırıcı Yakma, yandırma, kezzap suyu dökmek, asmak, kesmek en çok siyasi Durumlarda yapılan ihlalleri kapsamaktaydı, yene dikta rejimleri Hiçbir rapor uyarıya uymadan, insanlık dişi tüm baskıyla acıyla her Türlü işkencelerini sürdürmekteydiler.

Korkutma, ya da baskı amaçlı, ya da " ayrımcılığa dayanan herhangi bir siyasi nedenle", muhaberat, emniyet, istihbarat tarafından her tutuklu kişiye fiziksel ve ruhsal olarak, ağır acı işkence veya ıstırap veren kasten yapılarak, konuşmak itiraf elde etmek amacıyla, her türlü kötü Muamele, baskılar, işkenceler yapılmaktaydı.

 

İnsanlara bedensel ceza bir organın kesilmesi, damgalama, kamçılama ve Kırbaçlama, göz çıkartama, yandırma, canavar, yırtıcı hayvanlara yem etmekle ön sırada sayılmaktaydı. Bu tür gibi işkence ile kötü muamele Tüm diktatör kıyıcı rejimler tarafından uygulanırdı.

 

Bir gün işkence sırasında, beni betondan yapılan bir yatağa uzatarak,

ellerimi halkalara kelepçelediler, bağladılar ve sonra ayaklarımı

Zincire vurarak, zincirleri halkalara kelepçelediler. Birkaç defa

levhayla vurarak ve onu üzerimde ayak parmaklarımın üç tırnağını

Sökmeye başladılar. Beni öldüreceklerini sandım.

48 saat kadar yalnız olarak, tek başıma bırakılarak, hep işkence

Sürmekteydi. Saddam rejimi bizlere

Ve sonrada yokarı kata çıkararak alta doğru beni üç defa atmak

İstediler, yerler kanlar içinde bıçak,  şişe, şişler ekilerek bir

yanda insanların başlarını, vaücüclerini ayak ellerini birbirinden

Ayrı olduğunu gördüm beni atmak istediler ama ölümü göze almıştım,

Çünkü karar verdim hiç konuşmayacağım ve arkadaşlarımın, soydaşlarımın Adlarını vermeyeceğim her türlü yolu denediler ama Allah'a şükür Konuşmadım dayandım durdum.

 

Diktatörlerin, hainlerin düşmanlığı artarak, işkence yapmada

Başkalarına karşı ayrımcılık yaparak, Türkmenlere karşı durum başka Değişirdi.

Türkmenler siyasi veya etnik gruptan ise, onları insanlıktan

Uzaklaştırma süreci daha kötü olurdu, farklı uygulama, yok etme

Politikası uzun tarihten günümüze kadar olmuştur.

 

Ayrımcılığa uğrayan Türkmenler insan haklarını savunma mücadelesi

İçin, onlara çok önemli sayılırdır. Her gün Türkmenlere karşı bu

Ayrımcılık kendisini gerek aile içi şiddet, gerekse ırkçılık

Düşmanlığı biçiminde şiddet olarak, gösteriliyordu. Bu dönemde

Teknolojik gelişmeler alanında, hem işkence yöntemlerini, hem de

onurla mücadele etme yollarını etkilemiştir.

Beni Bağdat'ta bulunan gizli Irak servisi olan Muhaberatta götürmek

İçin, yaklaşık 50 dakika sonra bir yere geldik. Arabada sürekli

Dövdüler. Dayak ve işkence yaklaşık birkaç saat kadar sürdü. Daha

Sonra arabadan indirdiler. Dayak ve tehdit burada da devam etti. Bu

Sırada göz bağım açıldı, tam olarak etrafta olanları iyice görmeye

Başladım, idamlar, kanlar, canlar, başlar hepsi birden birbirinden

Ayrılmış durumda, başka bir yerde, insanlar demirlere. Direklere asılı ölüm halında duruyordular,

 

Beni döverek vurarak neden gözünü açtın diyerek, tekrar gözümü

Bağladılar ama işkenceler tüm yönüyle artmaktaydı, gözüm bağlı olduğu İçin, tekrar etrafımda olanların kim olduğunu fark edemiyordum.

 

Irak Türklerine yapılan zulmün uygulanan soykırımı ise, insanlık

Tarihinde az rastlanan bir af edilmeyen bir olaydı. İnsanları adının

Bile ürperttiği, korktuğu ölüm adasındaki hapishaneden toplama kampına Yıllar sonra insanları tekrar toplayarak, bir bölümünü kurşuna Dizerek, çok sayıda insanlara aylarca buralarda acı, işkence

Çektirmesini ilk günden son gününe kadar görüp yaşadım, artık her

Yerden ölüm, kan kokusu yükseliyordu.

 

Evet, bir yıl 4 ay 22 gün günde dört defa bu durunu yaşadım gördüm çok zor Allah kimseye bir toluma göstermesin bu acı günleri durumlar.

 

Son günlerde, Arap Baas Partisi'nin aldığı bir kararla, artık bu

Ülkede Türk ismi, kalıntıları yapıtları ve Türk varlığı diye bir şey

Kalmayacaktı diye planlı çalışmalarda bulundular, idamla, ölümle

Korkutarak, zorlu insanları Arap yazdırdılar. Türk nüfusun yüzde

Onunun imha edilmesi bile Saddam yönetimi tarafından göze alınmıştır.

 

Bu çağ asrın sonunda bu tutuklamalar, kurşuna dizme olayları, Irakta

Tüm hızıyla yaşanıyordu. Türk'ün yok olmasına dünya kamuoyu bile ses Çıkarmadan göz yummaktaydılar.

 

Bizler şu anda, böyle bir aptal politikanın mağdurları, öz verileri

olarak, arkamızda gözü yaşlı ana-babalar, bacılar, kardeşler,  eşler,

Çocuklar ve akrabalar, dostlar sevgililer bırakmışız. İdam olmuşuz

ağaçlara asılmışız, yok olmuşuz suçumuz ise Türk olmak nedeniyle,

kimliğiyle.

Evet, Türk dünyası, Uygur Türkleri Doğu Türkistan, Tebriz, İran

Türkleri, Irak, Suriye, Kızılderililer, Ahiska, Bulgar, Bunsa Hersek,

kıbrız, Irak Kerkük Türkleri yalnız Türk olduklarından dolayı bu acı

Günleri, işkence, hapishane günlerini yaşamışlardır.

 

Eskiden günümüzde Ruslar, Çinler, Bulgarlar, ve Araplar, Kürtler,

Ermeni, İngilizler tarafından yalnız Yüzlerce Türkler Irakta olduğu

gibi Türk dünyasında tutsaklık durumunda olarak, eski Sovyetler

birliği Rusya,  Tataristan, Tacikistan, Özbekistan, Kazakistan,

Türkmenistan, Kırgızistan, Azerbaycan, İran Avşar, Kağşar, Tebriz,

Erdebil, Tahran, Horasan, Urumya Türkleri, Çin Türkistan, Batı Trakya, Suriye, İran, Irak Türkleri ve tüm Türkler bu acı durumları

yaşayarak, asimilasyon politikasına uğrayarak, yüz binlerce Türkler

idam olarak, kurşuna dizildiler, yerlerinden, topraklarından

uzaklaştırıldılar, katliamlara, soykırımlara maruz kalmışlardır.

 

Atık büyük Türk devleti kurulunca bu kimsesiz, zavallı insanların,

şehitlerimizin hakları bin katına kadar alınacaktır.

 

 

1979 yılında tutuklandığım sırada, gizli olarak bir yıl dört ay gizli

yerlerde bulunarak, habersiz kalmıştım, günde dört defa hızlı

işkenceler sürerek, Bağdat Muhaberat tutuk evinde, baskı, işkenceler

dolu bir hücreye, bir katlı görünen bir yatak odası olarak,  avluda

bulunan bir koğuşa attılar, döşek, battaniye gibi, hiçbir şey yoktur,

bir koru yerde uzanarak, hiçbir koğuşta soba kaloriferde yok idi bu

koğuş kış günü buzdolabını yansıtıyormuş,

geceler uykusuz geçerek, rahatsız olarak, hiçbir kimse uyumak

bilmiyordu, sürekli işkence ara vermeden sürmekteydi.

 

Sabahın ilk saatlerinde, yaşamış olduğum işkence koğuşundan, vurarak aldılar beni bodrumun alt katına indirdiler ameliyat odası diye biliniyordu, ismimi numara diye söylemeye başladılar, arkadaşlarımı, akraba, tanındıklarımı, yedi bin sülalemi bilmek istediler, bir türlü nerde olduğumu bile bilmiyordum, Ama bir cehennemden farkı yoktur buralar hep işkence hep korkutmaya, yandırma, dağlama her taraftan kan kokusu vardır, burası gizli bilinmeyen bir yer idi, geceleri uyurken

ellerim başımın altında yastıksız, döşeksiz, geceler çok korkulu, uzun

tükenmiyordu, gözlerimiz tavanda, her an, her dakika kapının

açılışında şıraklanmasında sonumuzun gelecek diye, ölümü, korkuyla her an yaşıyordum. alıp götürecekler, idama beni hep düşünüyordum.

Her an kapı açılır,  çıkın korkusu ise içimizden yaşayarak, eksik

olmuyordu ve günde defalarca korku, işkence ne zaman bitecekti bu

kâbus baskı, acılar, her bakımdan ölümü özlemekteydim kurtuluş için

ama ölümde bir türlü yaklaşmıyordu.

 

birkaç yıldan sonra kardeşim Ümitten ayrıldım, onun özgür olması beni çok sevindirdi, altı yıl Türkçülk davasında yargılanmıştır, şimdi tek başıma kaldım nasıl olursa birimizin kurtarması ailemiz için iyi

olacaktır, Hapishanede yalnızlık da sıkıcıydı, tek başıma kalmıştım,

Yatağa uzandığım an. Geçmiş yıllarımı çocukluğumu, okul hayatımı ilk, orta, lise, üniversite ve destlerimi düşünüyordum.

önce o günler canlı olarak, karşımda canlandı, hafızamda, artık bir

çok ülkelerde insan ölümle, göz yaşıyla, acıyla yaşamaktaydı, o an ki

okumuş olduğum Atom bombasıyla yok olan Hiroşima ve Nagasakaki,

Türkistan geceleri İran rejimi Şah Rıza pehlevi  50 bin Türk'ü

Öldürmesi Azap toprakları, Kerkük 14 Temmuz1959 katliamı, 28 Mart

Altunköprü, katliamı olayında binlerce suçsuz yere ölenler, beni bu

Gecede uyutmuyordu, bende ölmek istiyordum hala Tutsak dünya

Türklerinin öyküleri, dramları karşımda canlısı gibi, sesim

Çıkmıyordu, içimden bağırmak geliyordu, çok dertli özgün, çileli idim,

o kadar insanların acılarını paylaşmakla, kendi acılarımı unutmuştum, Hiroşima, Türkistan, İran, Irak, Çeçenistan, Filistin, Suriye, Karabağ, Kıbrıs, Azerbaycan, Kızıl deriler, Kafkasya, Bosna Hersek, Bulgaristan, Azerbaycan, Kıbrıs, Kaşğar, Türkmen Sahra, Tebriz, Avşar, Horasan, Kosava, Kırım, Kırgızistan, Karabağ Türkleri derdinize, Acınıza, çilenize vermiş olduğunuz şehitlerinize saygıyla, sevgiyle Milli mücadelelinize destek oluyoruz, sizleri seviyoruz unutmuyoruz, İnanın her an günlümüzdesiniz bizimle yaşıyorsunuz, sizleri anıyoruz,

 

Artık bu vermiş olduğumuz şehitler, Türk dünyası gökyüzünde, parlak

Işık saçan büyük coşkuyla birer, birer simge olmuşlardır, milletimizi

Kurtaran Oğuz han, Atilla, Cengiz han, Şah Şamil, Kara Murat, Sultan Fatih, Alparslan, Enver, Niyazi Paşa, Atatürk Mustafa Kemal paşa, Nihat Astsız, Kırım oğlu, Türkeş, Elçi Bey, Ata Hayrullah, Kasım

Neftçi, Necdet Koçak, Abdullah Abdulrahman,  Çeçenistan lideri Cohar Musayevich Dudaev' gibi yollarımızı, geleceklerimizi aydınlatan, Türk Dünyamıza yeniden doğan bir güneştiler

Tarihimizde yazılan unutulmayan Simge sayılmaktandılar.

 

Artık vermiş olduğumuz şehitleri insanların acılarını, mücadelelerini

Yüreğimizin, gönlümüzün en derinden duymalıyız, acılarına ortak

Olarak, onları mücadelelimizde yazılarımıza dile getirmeliyiz acı

Verenleri, katliam yapanları, gözyaşı döktürenleri, insanları

Öldürenleri çocukları öksüz

Bırakanların cezaları verilmelidir.

 

Abu Garip hapishanesinde ve Türk dünyasının, Birçok yerinde, Türklere karşı şiddet yeğinlik artmaktaydı, bu şiddet insanlar kimliğini milli görüşlerini savunmakla, daha çok insanlar

Otorite sağlamakla hayatlarını tehdit demektedir ve sindirecektiler ve

İnsanlarda zarar etki yaratmakla, psikolojik davranışlar bilinçli

Olarak, insanlara şiddet uygulanmakla, buda işkence yapan karşı taraf insanlar arasında, ayrımcılık sağlamakla, fiziksel şiddet uygulaması, Dikta rejimler tarafından gündem olarak, yerini almıştır, ayrıca Şiddet bir bölüm, korum kuruşlar örnekler vermek gerekir, Şiddet Yanında baskıda insanlara her türlü yapılmaktadır.

 

Bireylerin kişisel özgürlüklerini konuşmuş oldukları dillerini,

Özelliklerini engelleyen, dikta rejimler, kendi iradeleri ve istekleri

Koltuklarına umutlarına karşı duran düşünmelerini tek planı toplumda olanları yok etmektir, kıyıcı düşmanlar Türklerin düşünce, ilkelerine karşı durmaktırlar.

 

Baskı, fiziksel şiddet kapsamlı olarak, baskı açık, ya da gizli

olarak, şiddetin birçok bölüm işkencenin parçası, ya da bir biçimi

Sayılmaktadır, bu şiddet, işkencelerden, baskılardan, itmek, vurmak,

Tekmelemek, yere yatırmak, sürüklemek, saçlarını yolmak, tehlikeli

Aletlerle vücuduna yandırmak, yakmak, asmak, insanları istediklerinden yok etmek, sindirmekte, kimliğini silmek, fiziksel şiddetten Sayılarak, baskı, işkence, şiddet uygulamanın tek nedeni ise, daha çok Bir sonuca varmak amacıyla, bireylerin konuşmasını istemektir, boşu, boşuna zorlukla, insanlarının yalan olursa bile konuşmasıyla ken Dostu, arkadaşının, ailesinin bile adlarını vermektir.

 

Dünya dikta rejimleri bireylerin, kişisel özgürlüklerini, konuşmuş

Olduğu dillerini, özelliklerinin engellemek için, her kese şiddet,

Belirli bir amaçla, kişileri belirli şekillerde, genelliklede kendi

Çıkarları, ya da istekleri aleyhine hareket edenleri kapsamakla,

Ortadan kaldırmak, yok etmeye yönelmektedir.

 

İşkence, şiddet yanında dikta rejimler insanlara baskı, zorlamak ile

Konuşmalar alınmaktadır baskılarının tek amacı ise, birine bir şey

Yaptırmak için, zor kullanmak, kişiyi bir şey yaptırmaya, zorlamak.

Devletlerde dikta rejimin baskı uygulaması sıklıkla, gündeme gelen

İnsan hak ihlallerinin başında yer alan uygulamalardandır ve

İnsanları ayrımcılık nedeniyle, toplumdan ayırmak, uzaklaştırmaktır.

 

Her yıl dünyanın her yerinde, özellikle Türk dünyasında, Türkler

Baskılara maruz kalarak, yüzlerce insanlar baskıyla ölüm altına

Alınarak, can vermektedirler.

İnsanlara baskı uygulama, otoriteye ve güce sahip konumda olanların,

Gücü olmakla, diktatörler kendilerine, tabi olanlara yanlarında,

Olanlara, destek verenlere, ya da onlarında, olduklarını

Düşündüklerine, yakınlık gösterenlere, ya da destek verenlere,

Birlikte olanlara istediklerine bu amaçla uyguladıkları bir tür şiddet

Türüdür, gündemde yer almaktadır, baskılar, işkenceyle birlikte farklı

Etnik kimlikler gruplara, ya da siyasi düşünceli, ekonomik kimlikler

Açık ve gizli olanlara şiddet, baskıyla baş başa kalmaktadırlar.

Bu yönetimler tarafından ayrımcılık yapmakla sevmedikleri milletlere

karşı baskı, şiddet, işkence yanında insanlara kötü muamelede

Yapılmaktadır.

 

Saddam döneminde olduğu gibi, Irak İstihbarat, Muhaberat ve Abu Garip Hapishanesinde cesedi vurma, yakma elektrik işkencesi ile birlikte, Çoğunluk Psikolojik işkence uygulanırdı, özellikle korku, suçluluk duygusu gecenin son saatlerinde asma, bağırma hayvanatlarla korkutma insanlara cezaları yanında, her türlü yöntemlerle bu Psikoloji İşkencelerin yapılmasının tek amacı, kalp rahatsızlığı yaratma, ölüme yol açmak idi, işkenceler günlük, gecelik olarak, uzayarak insanlara Daha fazla acı çektirmeye cellâtlar mutlu olurdular, ceza verici Yöntemlerinde korku vermek için, gözleri bağlamak, bunları psikolojik İşkence diye insanları konuşturmaya çalışırlardır, buda fiziksel olarak, zarar vermekteydiler.

 

İşkence, ister fiziksel, Psikoloji olsun, ister ruhsal, bilgi toplama

Aracı olarak, bilinçli şekilde insanlara ağır acı çektirmektir. Buda

İnsanlardan konuşmak, İtiraf almak amacıyla olmaktadır, İşkence ayrıca Bir baskı yöntemi sayılarak, tehdit etmek, konuşmak için

Kullanılırdır, Saddam döneminde insanlar özgürlüklerini düşünerek, bu Uğurda canlarını, kanlarını vermekteydiler, İnsan hakları yolunda,

ırk, din, dil ve cinsiyet ayrımı yapılmadan, dikta Saddam rejimi

Türklere karşı, insan haklarına aykırı olan tüm yolları denetmiştir ve

Uygulamıştır ve Irak Türkleri günümüze kadar hiçbir haklardan

Yararlanmamıştır.

 

Öteki milletler gibi, haklarını kullanmada, eşitti olarak tarihsel,

yasal haklarına kavuşmamışlardır.

Artık tüm Türkmenler hak ve saygınlık açısından, eşit ve özgür olması

doğduğu anlayışına dayanır. İnsan hakları, her bir bireye bağımsız,

özgür olması, seçim yapma, yeteneklerini geliştirme, özgürlüğü

sağlamalıdır, iyice kullanmalıdır.

Bu özgürlükler yolunda, Irak Türklerin haklarına saygılı olmalıdırlar

ve bu hakları hiçbir güç Saddam döneminden sonra çiğnememelidir.

 

Dünyada tüm diktatör, rejimlerin uygulamış oldukları bir bölüm

işkenceler bunları Saddam döneminde Irak gizli servisi, Muhaberat,

Irak emniyeti, istihbaratı uygulamaktaydı, bu işkencelerin bir sene

dört ay 22 gün günde dört defa görmekteydim, bu işkencelerin bir

Bölümü dünyanın birçok yerinde uygulanmaktaydı.

 

Göz dağlama, Ağırlaştırılmış, diş sökme, Falaka, Dövme ve fiziksel Taciz, Bağlama, bükme, Işıkla Körleştirme, Kaynatarak öldürme, Kemik kırma, Dağlama, Yakma üzerinde sigara söndürme, Boğma (elle) Boğma (suda), Kesme, Yaşlılara kötü muamele (fiziksel) Kırbaçlama, Deri yüzme Ayak kırbaçlama, Saç yakma, Dizden vurma, Kol, parmak koparma, Oksijensiz bırakma, Dipçikle vurma, Kafa derisi yüzme gibi.

 

Önce Abu Garip hapishanesi Mahzen bölümünde, işkenceler geceler

Sürerek, tüm insanlara farkı olurdu, kişiyi öne eğik bir sandalyeye

Bağlayarak, kafasına çuval geçirdikten sonra, uyumasına izin

Verilmeyerek, yüksek sesle müzik dinletme yöntemi uygulamakla, birde Hayvanatlarının seslerini tutuklar zorlukla yapardılar. Mahzen

Bölümünde, uzun geceler uykusuz bırakmakla, Yüksek, sese maruz

Bırakmak, günlerce aç bırakmak, Suya sokup çıkarma, her türlü zorlukla İşkence uygulanırdı.

 

Saddam'ın üvey kardeşi Berzan El Tikriti, Rusya'da bulunan her türlü

İşkenceyi tam olarak, Türkmenlere uygulardır, İşkence veya

Sorgulamanın sırasında modern bir yöntemle vücuda elektrik şokları

Vermekteydi. Etkisini güçlendirmek için, işkenceciler şokları

İnsanların tüm organlarına verilirdi ve bu tür işkenceler karşılandım

en çok Irak gizli servisi muhaberat bölümünde, her türlü işkenceler

İnsanlara göz açtırmadan, gecenin son saatlerine kadar sürmekle, bu

İşkencelerden uzun süreli tek kişilik odalara kapatılmakla, ölümle

Korkutmak, tehdit etmek,

ayrıca örümcek, böcek dolu bir odada bırakılma, uzun süreli uykusuz

Bırakılma, Zincire, kelepçeleme, vurulma, bir bölüm insanları karşımda Benim konuşmam için yakarak öldürmek, Dövmek, Kan kaybından öldürmek, Canlı gömmek, Parçalara ayırmak, Boğmak, ör. Vahşi hayvanlara atmak, nElektrikli sandalye ile öldürmek, Kurşuna dizmek, Zehirlemek, Testere ile kesmek,

 

İşkence yöntemi aleti Saddam döneminde, Rusya'dan farklı değildir,

Tutuk evinde olan işkenceler, Abu Garip hapishanesi Saddam döneminde, Çile, acı dolu korkunç, bir hapishane olmasına rağmen, tüm yöntemler Günlük uygulanırdı,

 

9 Nisan 2003 tarihinde, diktatör rejimden sonra, Amerikan askerlerin

işgal altında, Abu Garip Cezaevinde, işkenceler artarak, tutuklara

Karşı kötü işkenceler, zorluk, kötü muamele kullanmaya başlamıştır,

Irak'taki işkenceler bugüne kadar anlatılması gerekir, kamuoyuna

Gizlenmeden aktarmalı, raporlarla tüm dünya, basınında yer almalıdır.

 

Artık Irak büyük hapishaneye dönerek, işkencede Teknolojinin son

Modern ürünleri İnsanlara karşı, onları ölüme götürmeye kullanılıyor,

Dünyada işkencenin yasa dışı olmasına rağmen, bugün dünya Türklerine

Karşı, dikta rejim devletlerinde uygulanarak, işkence yapanlar

Uluslararası ceza mahkemeleri önünde, hesap karşında durarak

Yaptıklarının bedelini vermelidirler,  en çok soykırım, katliamlar

Yapanlara uygulanmalıdır, bu işkenceler insanlara karşı askerler, istihbarat muhaberat, gizli Servis, emniyet elemanları, hapishane gardiyanları tarafından Gözaltına alınarak, İşkence aynı zamanda, silahlı,  siyasal gruplar Irakta ön planda tutulmaktadır,

 

Bu kuzey Irak Mesut Barzani ayni yöntemi, eletleri işkenceleri

Kendi bölgesinde insalara karı suçsuz yere kullanmaktadır yıllarca çok Sayıda Irak'ın kuzeyinde Mesut Barzani hapishanesine her türlü acı

İşkencelere sürmektedir bu yöntem Saddam rejiminden hiçbir farkı

Olmayarak uygulanmaktadır.

 

Artık Diktatörler, siyasi hapishane dönemi, acılar bir an önde dünyada Türklere karşı bitmelidir, sona ermelidir doğru bir demokrasi, çoğul

Partiler kurularak, tüm insanlar eşit olarak, siyasi, tarihsel ana

Haklarını bir an önce kavuşmalıdırlar özellikle Irak ve dünya

Türkleri, bugün dün gibi olmadan diktatörlük dünyası tüm evrende yok

Olmuş gedmiştir kendi dünyamızı milli dava yolunda mücadelemizi

Sürdürmekle haklarımız tüm rejimlerden el birliğ ile çalışarak

aşmalıyız, yüce kutsal tarihimizi kutsal şehitlerimizin kanlarıyla

Yazmalıyız ölene dek Milli yolumuzdan dönmemeliyiz. yolumuz

Liderlerimizin, büyüklerimizin bu uğurda kan, can verenlerin yoludur,

Vatanını, bayrağını, topraklarını kuruyanların, Türk milleti için

Şehit düşenlerin yoludur.

 

 

  Bu web sitesi ile ilgili soru veya görüşlerinizi  istiklal@istiklalgazetesi.com.tr adresine gönderin
Telif Hakkı © 2000-2004
HÜR GÖKBAYRAK
       Site içeriğinin (metin ve grafikler) tüm kullanım hakları Hür Gökbayrağa aittir. Kaynak Gösterilerek Kullanılabilir
 Son Değiştirilme Tarihi:
05 Şubat 2014 Çarşamba 16:39:59
 Tüm Hakları Saklıdır.
  İnternet Explorer ve 1024 X 768 piksel çözünürlülükte rahat izleyebilirsiniz