|
Guantanamo da tutuklu iki Uygur’un serbest bırakılması istendi
Oval ofis sözcüsü ve kara kuvvetleri komutanlarından Alvin Plexiko
Guantanamo’da tutuklu bulunanlarla ilgili yaptığı bir konuşmada şöyle dedi;
“Buradaki tutukluların bazıları El Kaide üyesi oldukları iddiası ile
tutuklanmışlardı.”
Bazı Uygurlar ise Afganistan’dan silah satın alarak askeri eğitim
yürütüyorlardı. Bunların maksadı kesinlikle Amerikaya karşı olmak değil,
Çin’e karşı mücadele etmektir.” 36 yaşındaki Ababbekri Kasim ve 31 yaşındaki
Abdulhekim isimli Uygur gençlerin avukatı Willet de yargılama esnasında
“Hükûmet bu gençleri yasal olmayan bir şekilde hapiste tutmuş olduğunu da
itiraf etti.”dedi.
Bu iki Uygur gencin hanımı çocukları Doğu Türkistan’da olup, kendileri ise,
11 eylül 2001 den önce Çinlilerin zulümlerine dayanamayıp Doğu Türkistan’dan
ayrılarak Kırgızistan’a gitmişler ve daha sonra Pakistan üzerinden
Türkiye’ye gelme çabaları içerisindeyken 2001 yılının sonlarında Pakistan
polisi tarafından El Kaide üyesi oldukları iddiası ile Amerikalılara teslim
edilmişlerdir. her birinin yakalama ödülü olarakta 5000’er ABD Doları ödül
almışlardır… 2002 yılının ortalarında da Guantanamo hapishanesine
kapatılmışlardır.
Avukat Willet Temmuz ayı içerisinde bu gençlerle görüştüğünü söyleyerek “
Bunlarda hiçbir şekilde terörist emaresi olmayıp bunlar terörizme çok uzak.
Amerika bu gençleri hiçbir delil olmaksızın üç yıldır hapiste tutuyor” dedi…
Geçenlerde Avukat Willet, hakimden bu iki kişiyi oraya yakın bir
misafirhaneye nakletmesini istedi.
Avukat Willet; bu Uygurları bir başka devlet kabul etmemesi durumunda
ABD’nin “Bunların dini inançları çiğnenmiştir” diyerek siyasi sığınmacı
olarak kabul etmesi ihtimalinin olduğunu da söyledi.
Enformasyon Merkezinin bildirdiğine göre Ababekri Kasim Atuş’tan, Adel
Abdulhekim de Gulca vilayetindenmiş.
Sürgünde Doğu Türkistan Hükûmeti Cumhurbaşkanı’na
Türkiye’ye giriş engeli
İgemberdi: "Atatürk, Türk dünyasına çok destek verdi. Çok sahip çıktı.
Nerede Atatürk fikirleri"
Doğu Türkistan'ın Sürgündeki Cumhurbaşkanı Ahmet İgemberdi, Yalova Kültür
Merkezi’nden (YAFEM) aldığı davet üzerine Türkiye'ye geldi. Avustralya'dan
Türkiye'ye gelen İgemberdi, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığının
yazılı emri ile önce Türkiye'ye sokulmadı. Daha sonra arkadaslarının
girişimi sonucu gerekli izni aldı. İçisleri Bakanlığı, İgemberdi’ye bir
defaya mahsus olmak üzere, Türkiye’ye giriş izni verdi. Türkiye’ye giriş
izni alan Ahmet İgemberdi, daha sonra kendisini davet eden yetkililerle
birlikte Atatürk Havalimanından ayrıldı.
DUK Başkanı Erkin Alptekin ve Rabiye Kadir Buluşması
Dünya uygur Kurultayı Genişletilmiş 2.Toplantısına katılmak üzere Almanya’ya
gelen uygur Türklerinin saygın önderlerinden Rabiye kadir Hanımefendi Dünya
Uygur Kurultayı Başkanı Erkin ALPTEKİN ve Almanya’da yaşayan uygur
vatandaşlar tarafından Havaalanında hararetli bir şekilde karşılandı.
DUK Başkanı Erkin ALPTEKİN tarafından 15 Temmuz 2005 günü Dünya uygur
Kurultayının 2. Genişletilmiş toplantısının şeref misafiri olarak Almanya’ya
gelen Rabiye Kadir, tanınmış yazar, insan hakları savunucusu, inkılapçı
Mehmet Emin Hezret ve DUK icraat komitesinin onuruna bir yemek verdi. Bu
yemeğe DUK icraiye Heyeti üyeleri,Uluslar arası İnsan hakları
Teşkilatlarının temsilcileri ve basın mensupları katıldılar.
İLK VE ORTA OKUL ÖĞRETMENLERİ, ÇİN DİLİ
ÖĞRENMEYE
MECBUR EDİLİYOR
Pekin Dil Üniversitesi, Doğu Türkistan Maarif Bakanlığı kırsal bölge
fakültesi ve Doğu Türkistan Maliye-İktisat Fakültesinin beraber organize
ettikleri ilk ve Orta okul öğrencilerine Çince eğitim verecek olan
öğretmenlere yönelik kurslar 09.06.2005 tarihinde başlatıldı.
İlk ve Orta okul öğretmenlerine yönelik bu Çince kurslarına yaz tatilinde
olması gereken 300 öğretmen dahil edildi. Bu öğretmenler kendilerine
verilecek kısa bir dönemi kapsayan Çin dili eğtimi sonunda İlk ve Orta okul
öğrencilerine Çince eğitim verecekler. İlk okul öğretmenlerinden 200 kişi ve
Orta okul öğretmenlerinden de 100 kişiden fazla öğretmenin katıldığı bu
kurslar yaklaşık 40 gün sürecek.
Bu Çin dili seferberliği için 30 dan fazla Çin dili sınıfı, sayısız teyp
kaseti, kurs için gerekli olan her türlü araç ve gereçler tahsisi edildi.
Öğretmenlere yönelik bu kurslara genel olarak 8800 öğretmenin katılacağı da
öğrenildi.
Öyle anlaşılıyor ki; önümüzdeki eğitim ve öğretim yılından itibaren
öğretmenlere “verdik” dedikleri kırk günlük Çince eğitimin ardından
yarım-yamalak Çin dili ile ders verilmeye çalışılacak. Bu demektir ki, Doğu
Türkistanlı öğrencileri ve öğretmenleri bundan sonra çok daha zor günler
bekliyor.
Alman film yapımcısı Klaus Kastsholtz’a alkış
25 Haziran 2005 tarihinde alınan bir habere göre Çin ve Alman film
yapımcılarının ortaklaşa “Sinkiang Manzaraları” (Doğu Türkistan)
adı ile bir film çekecekleri öğrenildi. Konu ile ilgili anlaşma Doğu
Türkistan’ın başkenti Ürümçi’de 24 Haziran 2005 günü öğleden önce imzalandı.
Bu filmin rejisörlüğünü ise Klaus Kastsholtz isimli bir Alman’ın üstlenmiş
olduğu açıklandı. Klautz konu ile ilgili olarak yaptığı açıklamada şunları
söyledi; “Bu yıl Çin-Almanya Kültür alış veriş yılı, Avrupa ve Amerika’da
Çin kültürünü teşvik için girişimler epey fazla fakat Çin kültürünün apayrı
bir ayrıntısı olan Sinkiang (Doğu Türkistan) kültürünü tanıtıcı çalışmalar
yok. Biz Sinkiang’ı (Doğu Türkistan) tanıdıkça bu tanışlığımız aracılığı ile
Avrupa ve Amerika’daki insanlara özel bir kültüre sahip olan Sinkiang’ı
(Doğu Türkistan) tanıtacağız.”
Verilen izahata göre; “Sinkiang Manzaraları” (Doğu Türkistan Manzaraları)nın
en mühim noktası Tarihi İpek yolu üzerindeki en önemli pazar yerlerinden
olan Turpan, Kaşgar ve Hoten’ in konu edilmesi… Filmin çekimi
tamamlandığında Çin ve Alman televizyonları ile beraber Avrupa ve
Amerika’daki televizyonlarda da gösterime girecek. Çinlilerin dünya
kamuoyundan gizlemeye çalıştıkları Doğu Türkistan belgeseli için kolları
sıvayan Alman Klaus’u alkışlamak gerek.
Sabit Abdurahman Vefat Etti
Uyguristan Azatlık Teşkilatı’nın kurucularından ve önderlerinden, Uygurların
dış ülkelerdeki siyasi mücadele elemanlarının önde gelenlerinden biri olan
Abdurahman Efendi 14 Haziran günü
Kazakistan’ın Almata şehrinde vefat etti.
Elde edilen haberlere bakıldığında bu zatın ömrünün son dakikalarında dahi
sevgili milleti (Uygur Türkleri) hakkında yazmış olduğu kitabını
neşredebilme mücadelesi verdiği öğrenilmektedir. Sabit Abdurahman’ın 1940
yıllarından beri safdaşı olan yazar Masumcan Zulfikarov’un anlattıklarına
göre; Sabit Abdurahman efendi 1928 yılı Kazakistan’da doğmuş 1930’lu
yıllarda anne ve babası Gulca’ya göçmüş ve yerleşmiş olup orada eğitim
almıştır. Sabit Abdurahman 1944 yılındaki milli kurtuluş hareketine fiili
olarak katılanlardan olup Gulca ve başka bölgelerin kurtarılması için
girişilen savaşlara katılmıştır. İlk önceleri bir Askeri Birliğin
Sekreteryasını idare etmiş, daha sonra da Gani Batur’un özel katibi olarak
görev yapmıştır. Abdurahman Milli Ordunun en stratejik birimlerinde hizmet
ifa etmekle beraber 1948 yılına kadar manas Irmağı kıyısında kalmıştır.
Onbinlerce savaşçı milli ordu askerinin Manas ırmağı kıyısında fiili bir
harekete geçmeden beklemesine bir anlam veremeyen ve buna sinirlenen
Abdurahman kendisi gibi idari mekanizmadaki arkadaşları ile “Yaş Şarki
Türkistancılar”(Genç Doğu Türkistancılar) diye anılan gizli bir teşkilat
kurarak Ordu içerisinde düşmana karşı hücuma kalkarak bütün Doğu
Türkistan’ın bağımsızlığını elde etmeye yönelik propagandalar içinde olması
sebebiyle milli ordu komutanları tarafından askeri nizamı ve disiplini
sekteye uğrattığı gerekçesi ile cezalandırıldıysa da, milli Kurtuluş
hareketi önderlerinden Ahmetcan Kasimi, İshak Beğ ve Munup gibi kişiler
tarafından serbest bırakılmıştır.
Sabit Abdurahman Uygurların bağımsızlığı fikrinden taviz vermeksizin
mücadele ettiği için 1958 yılında hapis cezası verilmiş. 1967 yılında da
Doğu Türkistan Halk İnkılabı Partisinin faliyetlerine katıldığından dolayı
10 küsur yıl hapis cezasına çarptırılmıştır.
Merhuma Allahtan Rahmet, Yakınlarına ve Doğu Türkistan Camiasına baş sağlığı
dileriz. Mekanı cennet olsun.
Çinli Generalden Amerika ya tehdit
General Zhu Chenghu: "Biz, Xian Bölgesinin doğusundaki tüm şehirlerin
yıkılmasına karşı kendimizi hazırlıyoruz.
Tabi bu arada Amerikalılar da yüzlerce kentlerinin Çinli’ler tarafından
yıkılmasına hazırlanmak zorunda kalacak"diye konuştu.
Financial Times ve Wall Street Journal gazetelerinde yorumu yer alan General
Zhu Chenghu, ABD'nin, ülkesi ile Tayvan arasındaki ilişkilere karışmakta
kararlı olması durumunda kendilerinin de cevap vermekte kararlı olduklarını
söyledi.
Çin, Mart ayında çıkardığı bir yasayla, Tayvan'ın bağımsızlığını ilan etmesi
durumunda güvenlik güçlerine müdahale etme izni verdi.
Söz konusu yasa Washington-Pekin arasında gerilime neden olmuştu. ABD'nin
giderek artan Çin askeri gücü hakkında yıllık raporunu yayınlamasına az bir
süre kala General Zhu Chenghu'nun açıklamaları geldi. Çin'in merkezinde yer
alan tarihi Xian bölgesi Çinliler için büyük öneme sahip. Chenghu
yorumlarının hükümetin resmi politikası değil kendi görüşü olduğunu da
söyledi.
ÇİN VE KAZAKİSTAN, YETKİLİLERİNDEN ORTAK
DEKLARASYON
Çin Halk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Hu Jintao'nun Kazakistan'a resmi ziyareti
çerçevesinde yapılan görüşmelerden sonra, Kazakistan Devlet Başkanı
Nursultan Nazarbayev ve Hu Jintao, 21. yüzyıldaki stratejik müttefiklik
hakkında ortak deklarasyon imzaladı. Devlet Başkanlığı Sarayı "Akorda"da
yapılan karşılıklı görüşmeler sonucunda, Çin ve Kazakistan arasındaki siyasi
ve ekonomik işbirliğine ilişkin bazı önemli anlaşmalar imzalandı. İmzalanan
anlaşmalar şu şekilde bildirildi: Kazakistan Cumhuriyeti Enerji ve Mineral
Kaynaklar Bakanlığı ile Çin Yer Kaynakları Bakanlığı arasında jeoloji ve
toprağı kullanma alanındaki işbirliği anlaşması, Kazakistan Cumhuriyeti Köy
İşleri Bakanlığı ve Çin Halk Cumhuriyeti Su Kaynakları Bakanlığı arasında
tarafları sınırı aşan akarsulardaki afet durumlarına ilişkin haberdar etme
anlaşması, İki ülke hükümetleri arasındaki "Korgas" sınır işbirliği
milletlerarası merkezinin çalışmasını düzenleme anlaşması, Kazakistan
Cumhuriyeti Ulaştırma Bakanlığı ve Çin Halk Cumhuriyeti Demiryolu Bakanlığı
arasında Transkazakistan demiryolu inşası imkanlarını birleşerek araştırma
memorandumu ile enformasyon ve iletişim endüstrisi alanındaki işbirliği
memorandumu, İki ülkenin elektrik dağıtım şirketleri arasındaki ikili
işbirliği anlaşması, KazNurTel LTD ve Çin Halk Cumhuriyeti Kalkınma Bankası
arasında kredi anlaşması.
ABD;´Çin uzun dönemde bölgesel tehdit olur´
ABD Savunma Bakanlığı´nca hazırlanan raporda, Çin´in hızla modernleşen
ordusunun bölgedeki diğer ülkeler için uzun dönemde tehdit oluşturabileceği
ancak kendi sınırlarının ötesine konvansiyonel güç yöneltmesinin yine de
sınırlı kalacağı belirtildi.
Çin´in askeri gelişmesinin bölgesel denge için zaten tehlikeli olmaya
başladığına işaret edilen raporda, şu ifadelere yer verildi:
“Çin´in içinde bulunduğu bölgenin ötesine konvansiyonel güç yöneltmesinin
sınırlı kalacağını hesap ediyoruz. Uzun dönemde, bu eğilimler devam ederse
Çin ordusunun yetenekleri bölgede faaliyet gösteren diğer modern ordular
için hatırı sayılır bir tehdit oluşturabilir” dedi.
Ahmet Zorlu: “Çin tehdidine karşı birlik olmalıyız”
Bursa'da, Ev Tekstili Sanayici ve İş Adamları Derneği (EVSİAD) tarafından
Kervansaray Termal Otel'de düzenlenen 'Türk Ev Tekstilinde İhracat, Dünya
Pazarlarındaki Gelişmeler (Uzakdoğu'nun Etkileri), Devletin ve Sektörün
Alması Gereken Önlemler' konulu panel düzenlendi. Panele konuşmacı olarak
katılan EVSİAD Başkanı ve Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Zorlu,
"Çin tehdidine karşı artık birbirimizin ayağına çelme takmayıp birlik
olmalı, kendi çıkar ve menfaatlerimiz için her türlü fedakarlığı yapmalıyız.
Biz birbirimizle uğraşmaktan vazgeçip, yenilik ve ileriye gitmek için AR-GE'ye
önem vermeliyiz. Birbirimizin ayağına çelme atmamamız lazım" diye konuştu.
Çin'in, Türkiye'de lokomotif sektör konumundaki ev tekstili için 2005
yılında, Türkiye'nin tsunamisi olduğunu kaydeden Zorlu, Çinliler'in bütün
Avrupa ve ABD serbest bölgelerinde, 2-3 yıl boyunca mallarını yığarak, 1
Ocak 2005'ten itibaren de çıkartma yaparak, pazar paylarını yüzde 500-700
oranında arttırdığını söyledi.
Şanghay İşbirliği Örgütü zirvesi...
Kazakistan, Çin, Kırgizistan, Rusya, Tacikistan ve Özbekistan'ın üye olduğu
örgüt, Hindistan, Pakistan ve İran'a gözlemci üye statüsü verilmesi
yönündeki karar teklifini oy birliği ile kabul etti; Daha önce bu statüye
sadece Moğolistan sahipti.
Şanghay İşbirliği Örgütü'nün 10. zirvesi, Kazakistan'ın başkenti Astana'daki
Cumhurbaşkanlığı Sarayı "Akorda"da çalışmalarına başladı. Zirveye;
Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev, Rusya Devlet Başkanı
Vladimir Putin, Çin Halk Cumhuriyeti Devlet Başkanı Hu Jintao, Özbekistan
Devlet Başkanı İslâm Karimov, Tacikistan Devlet Başkanı İmamali Rahmanov ve
Kırgızistan Devlet Başkan Vekili Kurmanbek Bakiyev katıldı. Moğolistan
Devlet Başkanı Nambarın Enhbayard'ın gözlemci olarak katıldığı zirvede, önce
devlet başkanları küçük gruplar halinde görüşmeler gerçekleştirdi, daha
sonra heyetler, genişletilmiş gruplar halinde görüştü. Görüşmelerde;
bölgesel ve uluslararası güvenlik, istikrar ve barışı sağlama gibi konular
ile güncel yeni tehlikelere karşı koyma çalışmaları tartışıldı. Zirvede,
askerî-stratejik güvenliği geliştirme; terörizm, illegal göç, uyuşturucu
ticareti ve başkaca suç faaliyetlerine engel olma; ekonomik dayanışma,
ticarî ilişkilerde DTÖ standartlarına yaklaşma; tabiî ve teknolojik
afetlerden birlikte korunma ve önleme, kültürel-insanî dayanışma konularında
üye ülkelerce birlikte yürütülecek faaliyetler de ele alınacak. Ayrıca, üye
ülkelerin terörizm, seperatizm ve ekstremizmle mücadelede dayanışma belgesi,
ŞİÖ'nün terörizme karşı bölgesel yapılanması konusunda daimi üyelerin tespit
edeceği kuralların belirlenmesi konuları da görüştü. Devlet başkanları
belgeleri imzalayıp, ŞİÖ'nün terörizme karşı bölgesel yapılanmasının 2004
yılı çalışmaları hakkındaki rapor dinlendi. Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ),
hükûmetler arası daimi örgüt olarak 15 Haziran 2001'de Şanghay şehrinde;
Kazakistan, Çin, Kırgızistan, Rusya, Tacikistan ve Özbekistan'ın katılımıyla
kuruldu. ŞİÖ'ye üye ülkeler, Avrasya'da yeryüzünün 5'te 3'ünü oluşturuyor.
Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi'nin Çin ve Rusya gibi iki sürekli
üyesinin ŞİÖ'de bulunması, örgütün uluslararası arenada büyük siyasi
saygınlık kazanmasının yanı sıra, bölgede bu süper güçlerin ve ABD'nin
çıkarlarının dengede tutulmasına da imkan veriyor. Şanghay İşbirliği Örgütü
10. zirvesinde, Hindistan, Pakistan ve İran'a örgütün gözlemci üyesi statüsü
verilmesi yönündeki karar teklifi oy birliği ile kabul edildi. Daha önce bu
statüye sadece Moğolistan sahipti. Bugün başlayan zirveye; Hindistan
Dışişleri Bakanı Natvar Singh, Pakistan Başbakanı Şevket Aziz ve İran
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Muhammad Rıza Arif resmi davetli olarak katıldı.
Çin daha fazla dayanamadı!..
Başta ABD olmak üzere tüm dünyadan gelen 'Paranın değerini artır' baskısına
kulak tıkayan Çin nihayet pes etti. Para birimi yuan yüzde 2.1 oranında
revalüe edilirken, değer artışının her gün kontrollü olarak süreceği esnek
kur rejimine geçildi. Düşük kur avantajıyla ihracatını sürekli artırarak
dünya pazarlarını istila eden Çin, başta ABD olmak üzere Batılı ülkelerin
"Paranı değerlendir" baskılarına sonunda boyun eğdi. İnadı kırılan Çin, para
birimi yuanı dün yüzde 2.1 oranında değerlendirirken, önümüzdeki günlerde
yeni revalüasyonların kapısını aralayan esnek kur sistemine geçti. Yuanda en
az yüzde 10'luk bir değer artişı olmasını bekleyen dünya piyasaları ise
kararın ardından ilk etapta hayal kırıklığına uğradı. Dolar önemli para
birimleri karşısında hızla değer kaybetti. Çin'in ardından Uzakdoğu’daki
diğer ülkeler de para birimlerinin değerinde yeni ayarlamalara gitti.
Malezya 1995'ten beri uyguladığı sabit kur sisteminden vazgeçti. Dolar,
euroya karşı değer kaybederken, Salı günü 1.20 seviyesinin altına inen
parite 1.2240'ı gördü.
Washington: Karardan memnunuz ama yetmez.
Dünya piyasalarını sarsan karar dün, para birimi yuanı 1995 yılından
itibaren dolara karşı sabit tutan (l dolar=8.28 yuan) Çin'in yeni pariteyi
8.11 olarak belirlediğini açıklamasıyla alındı. Böylece yuan dolara karşı
ilk etapta yüzde 2.1 değer kaybetti. Çin ayrıca yuan’ın sadece dolara karşı
değil, içinde euro, yen ve diğer para birimlerinin de olduğu bir döviz
sepetine endekslendiğini açıkladı.
Çin Merkez Bankası'ndan yapılan açıklamada, daha yüksek oranlı revalüasyon
beklentisine (daha önce yapılan tahminler yüzde 10-30 arasında değişiyordu)
karşın "Yuan kurundaki herhangi bir keskin hareket Çin mali sistemine darbe
vurur. Bu Pekin'in çıkarlarına aykırıdır" denildi.
Çin'in revalüasyon ve esnek kura geçiş kararına ilk tepki ABD'den geldi.
Çin'den en çok ithalat yapan ülke konumunda bulunan ve yuan’ın düşük
değerlenmesinden sürekli şikayet eden ABD'nin Hazine Bakanı John Snow,
"Çin'in bugünkü açıklamasını olumlu karşılıyoruz. Özellikle esnek kur
uygulamasını çok olumlu bulduk. Ancak gelecekte daha büyük adımlar atılmazsa
bu yeterli olmaz" dedi. ABD Merkez Bankası (FED) Başkanı Alan Greenspan de
"Başlangıç için iyi bir adım" diye konuştu.
ÇORAP ÜRETİCİLERİNİN ÇİN TEPKİSİ
Çin rekabetine karşı Euratex'in koruması dışında kalan çorapçılar, Devlet
Bakanı Kürşad Tüzmen ve sektör temsilcilerine mücadele çağrısı yaptı. Çorap
Meslek Komitesi Başkanı Özkan Karaca: "Acil önlemler alınmazsa 1 milyar
dolar katma değer oluşturan 80 bin kişiye iş imkanı sağlayan çorap sektörünü
zor günler bekliyor"
Her üç kişiden birinin Türk çorabı giydiği Avrupa'da Çin'in rekabetine karşı
korumasız kalan çorap ihracatçıları, Dış Ticaretten Sorumlu Devlet Bakanı
Kürşad Tüzmen, Dış Ticaret Müsteşarlığı, İstanbul Tekstil ve Konfeksiyon
İhracatçı Birlikleri (İTKİB) ve EURATEX'teki Türkiye temsilcileri'ne yeni
bir mücadele için çağrıda bulundu. AB'nin, Çin'le yaptığı safeguard
görüşmelerinde anlaşma sağlayarak koruma kapsamına aldığı 10 kategori
arasında kendine yer bulamayan çorap sektörü adına açıklama yapan İstanbul
Hazır Giyim ve Konfeksiyon ihracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi ve
Çorap Meslek Komitesi Başkanı Özkan Karaca, "Acil önlemler alınmazsa 1
milyar dolar katma değer yaratan, 80 bin kişiye iş imkanı sağlayan çorap
sektörünü zor günler bekliyor" dedi. EURATEX'te 4 Türk temsilcisinin de
katıldığı toplantı sonucunda; 12 tekstil ve hazırgiyim kategorisinin kabul
edilerek, 9 Mart 2005 tarihinde EUROTEX tarafından AB Ticaret Komitesi'ne
sunulduğunu, komitenin AB pazarına yönelik zararın önlenmesi amacıyla Çin
menşeli 12 tekstil ve konfeksiyon kategorisinde önlemler alınması için
Çin'le 10 Haziran 2005 tarihinde Pekin'de müzakerelere başlanarak, aynı
tarihte 10 kategoriyi kapsayan bir anlaşma yapıldığını açıklayan Özkan
Karaca, bu 10 kategorideki bütün kıstaslardan daha vahim olan 12.
kategori'nin (Çorap) anlaşma dışında bırakıldığını söyledi. AB'nin Çin'le
yürüttüğü safeguarg görüşmelerinde temel aldığı ana kriter olan aşırı miktar
artışlarının, 2005 yılının ilk çeyreği sonunda çorapta yüzde 305 (Kaynak
20.6.2005 Euratex belgesi) gibi diğer kategorilere göre çok daha yüksek
oranlarda olmasına rağmen kapsam dışında bırakıldıklarını belirten Özkan
Karaca, "Halbuki koruma tedbiri getirilen ürünlere baktığımızda, kategori
2.( Pamuklu Dokuma ve Mensucat)'ta yüzde 60'lık artış, Kategori 11.(Sütyenler)'de
yüzde 31'lik ve Kategori 115 (Keten/Rami iplikler)'de yüzde 51 gibi
artışlarda koruma önlemine dahil edilmişlerdir. Teselli olacağımız durum,
kapsama alınmayan kategoriler için bundan sonra da AB'nin tekrar kısıtlama
hakkının bulunduğunun açıkça belirtilmesidir" dedi. Elimizdeki
istatistiklere göre, AB'deki çorap tüketiminin kişi başı 15 adet olduğunu
görmekteyiz. Bizim ABD'ye İhracatımız sadece yüzde 3 kadar, ABD'nin
uygulamaya başlattığı safeguard'dan sonra AB ülkeleri Çin için daha önemli
bir hal aldı, bu durum sektörü şu anda bile etkilemeye başladı,
Fabrikalarımız yüzde 70 kapasite ile çalışıyor. Eğer acil önlemler alınmazsa
sektörü daha zor günler bekliyor düşüncesindeyim" diye konuştu.
Türkiye Çinli kaçakların da geçiş yolu oldu
Edinilen bilgiye göre, alınan bir ihbarı değerlendiren Jandarma ekipleri,
dün gece saat 22.00 sıralarında Gümüşhane merkeze bağlı Kale köyü
yakınlarında, Cihan Kapucuoğlu yönetiminde 63 VM 164 damperi tahta çakılarak
kapatılmış kamyonda yaptıkları aramada 1 Somali, 5 Çin, 69 Pakistan uyruklu
kaçak buldu. İran'dan Türkiye'ye Van üzerinden geçtiği belirlenen
kaçakların, kişi başına 7 bin dolar karşılığında Yunanistan'a gitmek için
anlaştıkları, paranın yarısını peşin ödedikleri, kalan yarısını da İstanbul
çıkışında ödeyecekleri öğrenildi. Yakalanan kaçaklar, Gümüşhane Cumhuriyet
Savcılığı'na çıkarılarak, ifadelerine başvuruldu. Kaçakların daha sonra
sınır dışı edilmek üzere Emniyet Müdürlüğü'ne teslim edilecekleri
belirtildi.
ÇİN'E
KARŞI KORUNMA
1 Ocak 2005 tarihi itibariyle Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) üyesi ülkeler
arasında tekstil ve hazır giyim kotalarının sona ermesi, sektörün
çoğunluğunu oluşturan küçük ve orta ölçekli işletmelerin rekabet şanslarını
önemli ölçüde azalttı. Kota uygulamalarının kaldırılmasıyla birlikte, Çin
başta olmak üzere bir çok tedarikçi ülke, haksız rekabet yaratan uygulamalar
nedeniyle küresel ticarette dengesizliklere neden oluyor. Uzmanlara göre söz
konusu uygulamaların başında; hükümetlerin ihracat odaklı ekonomi
politikası, yine hükümetlerin sosyal yükümlülüklerinin zayıflığı, ucuz
işgücü, ulusal para değerlerinin yapay politikalarla düşürülmesi, devlet
teşvikleri ve geri ödemesiz düşük faizli kredi olanakları gibi politikalar
sayılabiliyor. Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ), haksız rekabet uygulamalarına
karşı alınabilecek çeşitli önlemlere izin veriyor. Bu önlemlerin başında
"Çin'in DTÖ'ye Katılım Anlaşması" kapsamında alınabilecek korunma önlemleri
geliyor. Türkiye, 2005 Ocak ayı başında söz konusu mekanizmayı harekete
geçirerek, belirli ürünlerde Çin'e karşı korunma önlemlerini uygulamaya
başlayan ilk DTÖ ülkesi oldu. Daha sonra benzer önlemler ABD ve Arjantin
tarafından da alındı. Çin'e karşı korunma önlemi alınması amacıyla dokuz
ürün kategorisinde soruşturma başlatan Avrupa Birliği ise, söz konusu dokuz
kategoriden ikisini oluşturan tişört ve keten ipliği ithalatını
sınırlandırmaya karar verdi. Tüm bu önlemler, "Çin'in DTÖ'ye Katılım
Anlaşması" uyarınca, ancak 2008 yılına kadar uygulanabilecek.
KURBAN YOLCU: “ÇİN'İN ÜLKEMİZDEKİ PAZAR
PAYI HER GEÇEN GÜN ARTIYOR”
“Yıldırım Sanayici ve İşadamları Derneği (YISİAD) Başkanı Kurban Yolcu,
Türkiye'nin dış ticaret dengesinin sürekli bozulduğunu, yerli üreticinin bir
bir kepenk indirdiğini söyledi. Bunun sebebinin Çin ve Rusya'dan yapılan
ithalatın artması olduğunu kaydeden Yolcu, "Son 6 ayda Türkiye'nin yaklaşık
18 milyar dolarlık dış ticaret açığının 8 milyar dolarlık bölümü, bu iki
ülke ile olan ticaretten kaynaklanıyor. Rusya ile olan dış ticaret açığı
enerji girdisi sebebiyle kayıt altında. Fakat Çin'den yapılan ithalatın
büyük bir kısmının kaçak olması yüzünden kayıt altına alınamıyor. Resmi
rakamlara göre 2005 yılının ilk 6 ayında Çin'den yapılan ithalat 3 milyar
dolar. Bize göre asıl rakam çok daha ürkütücü. Çin'den yılın ilk 6 ayında 3
milyar dolar olan ithalatın kayıt dışı dahil yıl sonuna kadar 10 milyar
dolara ulaşacağını tahmin ediyoruz. Çin ülkemizde sadece tekstil sektörünün
değil, birçok sektörü tarihe gömmek üzere" dedi. 2005 yılın ilk 6 aylık
döneminde Türkiye'nin Çin'e sadece 300 milyon dolarlık ihracat yaptığını
kaydeden Yolcu, Çin'in İngiltere ve ABD'yi de geride bırakarak Almanya,
Rusya ve İtalya'nın arkasından Türkiye'ye en fazla mal satan üçüncü ülke
olduğunu belirtti. Yolcu, Türkiye'nin Çin'e karşı verdiği 2.7 milyar
dolarlık açığın ise Rusya'dan sonra bir ülkeye karşı verilen ikinci büyük
açığı oluşturduğunu anlattı. Türkiye, bu dönemde Çin'den 2.8 milyar dolarlık
sanayi ürünü, 100 milyon dolarlık tarım ürünü, 93 milyon dolarlık madencilik
ürünü aldığını ifade eden YISİAD Başkanı Kurban Yolcu, sanayi ürünlerinin
yaklaşık 600 milyon dolarını ise tek başına tüketim mallarının oluşturduğunu
ifade etti. Yolcu, Çin'den yapılan ithalatın toplam ithalat içindeki payının
bazı sektörlerde yüzde100'e yaklaştığını da ifade etti.
Sepet üreticileri de dertli: “Çin malları nedeniyle
geleceğimizden endişe
ediyoruz”
Aydın'da geçimlerini sepetçilikle sağlayan Roman vatandaşlar, sepetçilik
mesleğinin teknolojiye ve Çin mallarına yenik düştüğünü belirtti. Merkez
Ilıcabaşı Mahallesi'nde yaşayan ve geçimlerini sepetçilikle sağlayan Roman
vatandaşlar, daha önceleri plastiğe karşı direndiklerini ancak Çin
mallarının Türkiye'de yaygınlaşmasıyla birlikte işlerin tamamen durduğunu
söyledi. Ahmet Akdoğan, "Biz Romanlar'ın en önemli özelliği sepetçiliktir.
Ancak diğer el sanatları gibi bu iş de teknolojiye yenik düştü. İlk önce
plastik sepetler, ardından ucuza satılan Çin malları bizi iyice zora soktu.
Akşama kadar çalışıyoruz. Ancak para kazanamıyoruz" dedi.
|