HÜR

GÖKBAYRAK

DOĞU TÜRKİSTAN'IN SESİ

 

 

 

 

HÖR

KÖKBAYRAK

SHERQİ TÜRKİSTANİNG AWAZİ

      

    Anasayfa

     HABER ARŞİVİ-2006

Ocak-2006

Şubat-2006

 

    HABER ARŞİVİ-2005

Ocak-2005

Şubat-2005

Mart-2005

Nisan-2005

Mayıs-2005

Haziran-2005

Temmuz-2005

Ağustos-2005

Eylül-2005

Ekim-2005

Kasım-2005

Aralık-2005

    HABER ARŞİVİ
       
2005
       
2004
       
2003
       
2002

        2001
       
2000

 

 

  Basın Yayın, Medya, Kurum, Kuruluş ve Ajanslarda yer alan

"Sinkiang", "Sincan", "Sinkiang Uygur Özerk Bölgesi", " Sinciang Uygur Otonom Bölgesi" ifadelerini kesinlikle kabul etmediğimiz önemle duyrulur.

HABER ARŞİVİ

TEMMUZ- 2005

Guantanamo da tutuklu iki Uygur’un serbest bırakılması istendi

Oval ofis sözcüsü ve kara kuvvetleri komutanlarından Alvin Plexiko Guantanamo’da tutuklu bulunanlarla ilgili yaptığı bir konuşmada şöyle dedi; “Buradaki tutukluların bazıları El Kaide üyesi oldukları iddiası ile tutuklanmışlardı.”
Bazı Uygurlar ise Afganistan’dan silah satın alarak askeri eğitim yürütüyorlardı. Bunların maksadı kesinlikle Amerikaya karşı olmak değil, Çin’e karşı mücadele etmektir.” 36 yaşındaki Ababbekri Kasim ve 31 yaşındaki Abdulhekim isimli Uygur gençlerin avukatı Willet de yargılama esnasında “Hükûmet bu gençleri yasal olmayan bir şekilde hapiste tutmuş olduğunu da itiraf etti.”dedi.
Bu iki Uygur gencin hanımı çocukları Doğu Türkistan’da olup, kendileri ise, 11 eylül 2001 den önce Çinlilerin zulümlerine dayanamayıp Doğu Türkistan’dan ayrılarak Kırgızistan’a gitmişler ve daha sonra Pakistan üzerinden Türkiye’ye gelme çabaları içerisindeyken 2001 yılının sonlarında Pakistan polisi tarafından El Kaide üyesi oldukları iddiası ile Amerikalılara teslim edilmişlerdir. her birinin yakalama ödülü olarakta 5000’er ABD Doları ödül almışlardır… 2002 yılının ortalarında da Guantanamo hapishanesine kapatılmışlardır.
Avukat Willet Temmuz ayı içerisinde bu gençlerle görüştüğünü söyleyerek “ Bunlarda hiçbir şekilde terörist emaresi olmayıp bunlar terörizme çok uzak. Amerika bu gençleri hiçbir delil olmaksızın üç yıldır hapiste tutuyor” dedi… Geçenlerde Avukat Willet, hakimden bu iki kişiyi oraya yakın bir misafirhaneye nakletmesini istedi.
Avukat Willet; bu Uygurları bir başka devlet kabul etmemesi durumunda ABD’nin “Bunların dini inançları çiğnenmiştir” diyerek siyasi sığınmacı olarak kabul etmesi ihtimalinin olduğunu da söyledi.

Enformasyon Merkezinin bildirdiğine göre Ababekri Kasim Atuş’tan, Adel Abdulhekim de Gulca vilayetindenmiş.

Sürgünde Doğu Türkistan Hükûmeti Cumhurbaşkanı’na
Türkiye’ye giriş engeli

 

İgemberdi: "Atatürk, Türk dünyasına çok destek verdi. Çok sahip çıktı. Nerede Atatürk fikirleri"
Doğu Türkistan'ın Sürgündeki Cumhurbaşkanı Ahmet İgemberdi, Yalova Kültür Merkezi’nden (YAFEM) aldığı davet üzerine Türkiye'ye geldi. Avustralya'dan Türkiye'ye gelen İgemberdi, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığının yazılı emri ile önce Türkiye'ye sokulmadı. Daha sonra arkadaslarının girişimi sonucu gerekli izni aldı. İçisleri Bakanlığı, İgemberdi’ye bir defaya mahsus olmak üzere, Türkiye’ye giriş izni verdi. Türkiye’ye giriş izni alan Ahmet İgemberdi, daha sonra kendisini davet eden yetkililerle birlikte Atatürk Havalimanından ayrıldı.

 

DUK Başkanı Erkin Alptekin ve Rabiye Kadir Buluşması

 

Dünya uygur Kurultayı Genişletilmiş 2.Toplantısına katılmak üzere Almanya’ya gelen uygur Türklerinin saygın önderlerinden Rabiye kadir Hanımefendi Dünya Uygur Kurultayı Başkanı Erkin ALPTEKİN ve Almanya’da yaşayan uygur vatandaşlar tarafından Havaalanında hararetli bir şekilde karşılandı.

DUK Başkanı Erkin ALPTEKİN tarafından 15 Temmuz 2005 günü Dünya uygur Kurultayının 2. Genişletilmiş toplantısının şeref misafiri olarak Almanya’ya gelen Rabiye Kadir, tanınmış yazar, insan hakları savunucusu, inkılapçı Mehmet Emin Hezret ve DUK icraat komitesinin onuruna bir yemek verdi. Bu yemeğe DUK icraiye Heyeti üyeleri,Uluslar arası İnsan hakları Teşkilatlarının temsilcileri ve basın mensupları katıldılar.

 

İLK VE ORTA OKUL ÖĞRETMENLERİ, ÇİN DİLİ

ÖĞRENMEYE MECBUR EDİLİYOR

 

Pekin Dil Üniversitesi, Doğu Türkistan Maarif Bakanlığı kırsal bölge fakültesi ve Doğu Türkistan Maliye-İktisat Fakültesinin beraber organize ettikleri ilk ve Orta okul öğrencilerine Çince eğitim verecek olan öğretmenlere yönelik kurslar 09.06.2005 tarihinde başlatıldı.

İlk ve Orta okul öğretmenlerine yönelik bu Çince kurslarına yaz tatilinde olması gereken 300 öğretmen dahil edildi. Bu öğretmenler kendilerine verilecek kısa bir dönemi kapsayan Çin dili eğtimi sonunda İlk ve Orta okul öğrencilerine Çince eğitim verecekler. İlk okul öğretmenlerinden 200 kişi ve Orta okul öğretmenlerinden de 100 kişiden fazla öğretmenin katıldığı bu kurslar yaklaşık 40 gün sürecek.

Bu Çin dili seferberliği için 30 dan fazla Çin dili sınıfı, sayısız teyp kaseti, kurs için gerekli olan her türlü araç ve gereçler tahsisi edildi. Öğretmenlere yönelik bu kurslara genel olarak 8800 öğretmenin katılacağı da öğrenildi.
Öyle anlaşılıyor ki; önümüzdeki eğitim ve öğretim yılından itibaren öğretmenlere “verdik” dedikleri kırk günlük Çince eğitimin ardından yarım-yamalak Çin dili ile ders verilmeye çalışılacak. Bu demektir ki, Doğu Türkistanlı öğrencileri ve öğretmenleri bundan sonra çok daha zor günler bekliyor.

 

Alman film yapımcısı Klaus Kastsholtz’a alkış

 

25 Haziran 2005 tarihinde alınan bir habere göre Çin ve Alman film yapımcılarının ortaklaşa “Sinkiang Manzaraları” (Doğu Türkistan) adı ile bir film çekecekleri öğrenildi. Konu ile ilgili anlaşma Doğu Türkistan’ın başkenti Ürümçi’de 24 Haziran 2005 günü öğleden önce imzalandı.

Bu filmin rejisörlüğünü ise Klaus Kastsholtz isimli bir Alman’ın üstlenmiş olduğu açıklandı. Klautz konu ile ilgili olarak yaptığı açıklamada şunları söyledi; “Bu yıl Çin-Almanya Kültür alış veriş yılı, Avrupa ve Amerika’da Çin kültürünü teşvik için girişimler epey fazla fakat Çin kültürünün apayrı bir ayrıntısı olan Sinkiang (Doğu Türkistan) kültürünü tanıtıcı çalışmalar yok. Biz Sinkiang’ı (Doğu Türkistan) tanıdıkça bu tanışlığımız aracılığı ile Avrupa ve Amerika’daki insanlara özel bir kültüre sahip olan Sinkiang’ı (Doğu Türkistan) tanıtacağız.”
Verilen izahata göre; “Sinkiang Manzaraları” (Doğu Türkistan Manzaraları)nın en mühim noktası Tarihi İpek yolu üzerindeki en önemli pazar yerlerinden olan Turpan, Kaşgar ve Hoten’ in konu edilmesi… Filmin çekimi tamamlandığında Çin ve Alman televizyonları ile beraber Avrupa ve Amerika’daki televizyonlarda da gösterime girecek. Çinlilerin dünya kamuoyundan gizlemeye çalıştıkları Doğu Türkistan belgeseli için kolları sıvayan Alman Klaus’u alkışlamak gerek.

 

Sabit Abdurahman Vefat Etti

 

Uyguristan Azatlık Teşkilatı’nın kurucularından ve önderlerinden, Uygurların dış ülkelerdeki siyasi mücadele elemanlarının önde gelenlerinden biri olan Abdurahman Efendi 14 Haziran günü Kazakistan’ın Almata şehrinde vefat etti.

Elde edilen haberlere bakıldığında bu zatın ömrünün son dakikalarında dahi sevgili milleti (Uygur Türkleri) hakkında yazmış olduğu kitabını neşredebilme mücadelesi verdiği öğrenilmektedir. Sabit Abdurahman’ın 1940 yıllarından beri safdaşı olan yazar Masumcan Zulfikarov’un anlattıklarına göre; Sabit Abdurahman efendi 1928 yılı Kazakistan’da doğmuş 1930’lu yıllarda anne ve babası Gulca’ya göçmüş ve yerleşmiş olup orada eğitim almıştır. Sabit Abdurahman 1944 yılındaki milli kurtuluş hareketine fiili olarak katılanlardan olup Gulca ve başka bölgelerin kurtarılması için girişilen savaşlara katılmıştır. İlk önceleri bir Askeri Birliğin Sekreteryasını idare etmiş, daha sonra da Gani Batur’un özel katibi olarak görev yapmıştır. Abdurahman Milli Ordunun en stratejik birimlerinde hizmet ifa etmekle beraber 1948 yılına kadar manas Irmağı kıyısında kalmıştır. Onbinlerce savaşçı milli ordu askerinin Manas ırmağı kıyısında fiili bir harekete geçmeden beklemesine bir anlam veremeyen ve buna sinirlenen Abdurahman kendisi gibi idari mekanizmadaki arkadaşları ile “Yaş Şarki Türkistancılar”(Genç Doğu Türkistancılar) diye anılan gizli bir teşkilat kurarak Ordu içerisinde düşmana karşı hücuma kalkarak bütün Doğu Türkistan’ın bağımsızlığını elde etmeye yönelik propagandalar içinde olması sebebiyle milli ordu komutanları tarafından askeri nizamı ve disiplini sekteye uğrattığı gerekçesi ile cezalandırıldıysa da, milli Kurtuluş hareketi önderlerinden Ahmetcan Kasimi, İshak Beğ ve Munup gibi kişiler
tarafından serbest bırakılmıştır.
Sabit Abdurahman Uygurların bağımsızlığı fikrinden taviz vermeksizin mücadele ettiği için 1958 yılında hapis cezası verilmiş. 1967 yılında da Doğu Türkistan Halk İnkılabı Partisinin faliyetlerine katıldığından dolayı 10 küsur yıl hapis cezasına çarptırılmıştır.
Merhuma Allahtan Rahmet, Yakınlarına ve Doğu Türkistan Camiasına baş sağlığı dileriz. Mekanı cennet olsun.

 

Çinli Generalden Amerika ya tehdit

 

General Zhu Chenghu: "Biz, Xian Bölgesinin doğusundaki tüm şehirlerin yıkılmasına karşı kendimizi hazırlıyoruz.
Tabi bu arada Amerikalılar da yüzlerce kentlerinin Çinli’ler tarafından yıkılmasına hazırlanmak zorunda kalacak"diye konuştu.

Financial Times ve Wall Street Journal gazetelerinde yorumu yer alan General Zhu Chenghu, ABD'nin, ülkesi ile Tayvan arasındaki ilişkilere karışmakta kararlı olması durumunda kendilerinin de cevap vermekte kararlı olduklarını söyledi.
Çin, Mart ayında çıkardığı bir yasayla, Tayvan'ın bağımsızlığını ilan etmesi durumunda güvenlik güçlerine müdahale etme izni verdi.
Söz konusu yasa Washington-Pekin arasında gerilime neden olmuştu. ABD'nin giderek artan Çin askeri gücü hakkında yıllık raporunu yayınlamasına az bir süre kala General Zhu Chenghu'nun açıklamaları geldi. Çin'in merkezinde yer alan tarihi Xian bölgesi Çinliler için büyük öneme sahip. Chenghu yorumlarının hükümetin resmi politikası değil kendi görüşü olduğunu da söyledi.

 

ÇİN VE KAZAKİSTAN, YETKİLİLERİNDEN ORTAK

DEKLARASYON

 

Çin Halk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Hu Jintao'nun Kazakistan'a resmi ziyareti çerçevesinde yapılan görüşmelerden sonra, Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev ve Hu Jintao, 21. yüzyıldaki stratejik müttefiklik hakkında ortak deklarasyon imzaladı. Devlet Başkanlığı Sarayı "Akorda"da yapılan karşılıklı görüşmeler sonucunda, Çin ve Kazakistan arasındaki siyasi ve ekonomik işbirliğine ilişkin bazı önemli anlaşmalar imzalandı. İmzalanan anlaşmalar şu şekilde bildirildi: Kazakistan Cumhuriyeti Enerji ve Mineral Kaynaklar Bakanlığı ile Çin Yer Kaynakları Bakanlığı arasında jeoloji ve toprağı kullanma alanındaki işbirliği anlaşması, Kazakistan Cumhuriyeti Köy İşleri Bakanlığı ve Çin Halk Cumhuriyeti Su Kaynakları Bakanlığı arasında tarafları sınırı aşan akarsulardaki afet durumlarına ilişkin haberdar etme anlaşması, İki ülke hükümetleri arasındaki "Korgas" sınır işbirliği milletlerarası merkezinin çalışmasını düzenleme anlaşması, Kazakistan Cumhuriyeti Ulaştırma Bakanlığı ve Çin Halk Cumhuriyeti Demiryolu Bakanlığı arasında Transkazakistan demiryolu inşası imkanlarını birleşerek araştırma memorandumu ile enformasyon ve iletişim endüstrisi alanındaki işbirliği memorandumu, İki ülkenin elektrik dağıtım şirketleri arasındaki ikili işbirliği anlaşması, KazNurTel LTD ve Çin Halk Cumhuriyeti Kalkınma Bankası arasında kredi anlaşması.

 

ABD;´Çin uzun dönemde bölgesel tehdit olur´

 

ABD Savunma Bakanlığı´nca hazırlanan raporda, Çin´in hızla modernleşen ordusunun bölgedeki diğer ülkeler için uzun dönemde tehdit oluşturabileceği ancak kendi sınırlarının ötesine konvansiyonel güç yöneltmesinin yine de sınırlı kalacağı belirtildi.
Çin´in askeri gelişmesinin bölgesel denge için zaten tehlikeli olmaya başladığına işaret edilen raporda, şu ifadelere yer verildi:
“Çin´in içinde bulunduğu bölgenin ötesine konvansiyonel güç yöneltmesinin sınırlı kalacağını hesap ediyoruz. Uzun dönemde, bu eğilimler devam ederse Çin ordusunun yetenekleri bölgede faaliyet gösteren diğer modern ordular için hatırı sayılır bir tehdit oluşturabilir” dedi.

 

Ahmet Zorlu: “Çin tehdidine karşı birlik olmalıyız”

 

Bursa'da, Ev Tekstili Sanayici ve İş Adamları Derneği (EVSİAD) tarafından Kervansaray Termal Otel'de düzenlenen 'Türk Ev Tekstilinde İhracat, Dünya Pazarlarındaki Gelişmeler (Uzakdoğu'nun Etkileri), Devletin ve Sektörün Alması Gereken Önlemler' konulu panel düzenlendi. Panele konuşmacı olarak katılan EVSİAD Başkanı ve Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Zorlu, "Çin tehdidine karşı artık birbirimizin ayağına çelme takmayıp birlik olmalı, kendi çıkar ve menfaatlerimiz için her türlü fedakarlığı yapmalıyız. Biz birbirimizle uğraşmaktan vazgeçip, yenilik ve ileriye gitmek için AR-GE'ye önem vermeliyiz. Birbirimizin ayağına çelme atmamamız lazım" diye konuştu.
Çin'in, Türkiye'de lokomotif sektör konumundaki ev tekstili için 2005 yılında, Türkiye'nin tsunamisi olduğunu kaydeden Zorlu, Çinliler'in bütün Avrupa ve ABD serbest bölgelerinde, 2-3 yıl boyunca mallarını yığarak, 1 Ocak 2005'ten itibaren de çıkartma yaparak, pazar paylarını yüzde 500-700 oranında arttırdığını söyledi.

 

Şanghay İşbirliği Örgütü zirvesi...

 

Kazakistan, Çin, Kırgizistan, Rusya, Tacikistan ve Özbekistan'ın üye olduğu örgüt, Hindistan, Pakistan ve İran'a gözlemci üye statüsü verilmesi yönündeki karar teklifini oy birliği ile kabul etti; Daha önce bu statüye sadece Moğolistan sahipti.
Şanghay İşbirliği Örgütü'nün 10. zirvesi, Kazakistan'ın başkenti Astana'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı "Akorda"da çalışmalarına başladı. Zirveye; Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Çin Halk Cumhuriyeti Devlet Başkanı Hu Jintao, Özbekistan Devlet Başkanı İslâm Karimov, Tacikistan Devlet Başkanı İmamali Rahmanov ve Kırgızistan Devlet Başkan Vekili Kurmanbek Bakiyev katıldı. Moğolistan Devlet Başkanı Nambarın Enhbayard'ın gözlemci olarak katıldığı zirvede, önce devlet başkanları küçük gruplar halinde görüşmeler gerçekleştirdi, daha sonra heyetler, genişletilmiş gruplar halinde görüştü. Görüşmelerde; bölgesel ve uluslararası güvenlik, istikrar ve barışı sağlama gibi konular ile güncel yeni tehlikelere karşı koyma çalışmaları tartışıldı. Zirvede, askerî-stratejik güvenliği geliştirme; terörizm, illegal göç, uyuşturucu ticareti ve başkaca suç faaliyetlerine engel olma; ekonomik dayanışma, ticarî ilişkilerde DTÖ standartlarına yaklaşma; tabiî ve teknolojik afetlerden birlikte korunma ve önleme, kültürel-insanî dayanışma konularında üye ülkelerce birlikte yürütülecek faaliyetler de ele alınacak. Ayrıca, üye ülkelerin terörizm, seperatizm ve ekstremizmle mücadelede dayanışma belgesi, ŞİÖ'nün terörizme karşı bölgesel yapılanması konusunda daimi üyelerin tespit edeceği kuralların belirlenmesi konuları da görüştü. Devlet başkanları belgeleri imzalayıp, ŞİÖ'nün terörizme karşı bölgesel yapılanmasının 2004 yılı çalışmaları hakkındaki rapor dinlendi. Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ), hükûmetler arası daimi örgüt olarak 15 Haziran 2001'de Şanghay şehrinde; Kazakistan, Çin, Kırgızistan, Rusya, Tacikistan ve Özbekistan'ın katılımıyla kuruldu. ŞİÖ'ye üye ülkeler, Avrasya'da yeryüzünün 5'te 3'ünü oluşturuyor. Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi'nin Çin ve Rusya gibi iki sürekli üyesinin ŞİÖ'de bulunması, örgütün uluslararası arenada büyük siyasi saygınlık kazanmasının yanı sıra, bölgede bu süper güçlerin ve ABD'nin çıkarlarının dengede tutulmasına da imkan veriyor. Şanghay İşbirliği Örgütü 10. zirvesinde, Hindistan, Pakistan ve İran'a örgütün gözlemci üyesi statüsü verilmesi yönündeki karar teklifi oy birliği ile kabul edildi. Daha önce bu statüye sadece Moğolistan sahipti. Bugün başlayan zirveye; Hindistan Dışişleri Bakanı Natvar Singh, Pakistan Başbakanı Şevket Aziz ve İran Cumhurbaşkanı Yardımcısı Muhammad Rıza Arif resmi davetli olarak katıldı.

 

Çin daha fazla dayanamadı!..

 

Başta ABD olmak üzere tüm dünyadan gelen 'Paranın değerini artır' baskısına kulak tıkayan Çin nihayet pes etti. Para birimi yuan yüzde 2.1 oranında revalüe edilirken, değer artışının her gün kontrollü olarak süreceği esnek kur rejimine geçildi. Düşük kur avantajıyla ihracatını sürekli artırarak dünya pazarlarını istila eden Çin, başta ABD olmak üzere Batılı ülkelerin "Paranı değerlendir" baskılarına sonunda boyun eğdi. İnadı kırılan Çin, para birimi yuanı dün yüzde 2.1 oranında değerlendirirken, önümüzdeki günlerde yeni revalüasyonların kapısını aralayan esnek kur sistemine geçti. Yuanda en az yüzde 10'luk bir değer artişı olmasını bekleyen dünya piyasaları ise kararın ardından ilk etapta hayal kırıklığına uğradı. Dolar önemli para birimleri karşısında hızla değer kaybetti. Çin'in ardından Uzakdoğu’daki diğer ülkeler de para birimlerinin değerinde yeni ayarlamalara gitti. Malezya 1995'ten beri uyguladığı sabit kur sisteminden vazgeçti. Dolar, euroya karşı değer kaybederken, Salı günü 1.20 seviyesinin altına inen parite 1.2240'ı gördü.
Washington: Karardan memnunuz ama yetmez.
Dünya piyasalarını sarsan karar dün, para birimi yuanı 1995 yılından itibaren dolara karşı sabit tutan (l dolar=8.28 yuan) Çin'in yeni pariteyi 8.11 olarak belirlediğini açıklamasıyla alındı. Böylece yuan dolara karşı ilk etapta yüzde 2.1 değer kaybetti. Çin ayrıca yuan’ın sadece dolara karşı değil, içinde euro, yen ve diğer para birimlerinin de olduğu bir döviz sepetine endekslendiğini açıkladı.
Çin Merkez Bankası'ndan yapılan açıklamada, daha yüksek oranlı revalüasyon beklentisine (daha önce yapılan tahminler yüzde 10-30 arasında değişiyordu) karşın "Yuan kurundaki herhangi bir keskin hareket Çin mali sistemine darbe vurur. Bu Pekin'in çıkarlarına aykırıdır" denildi.
Çin'in revalüasyon ve esnek kura geçiş kararına ilk tepki ABD'den geldi. Çin'den en çok ithalat yapan ülke konumunda bulunan ve yuan’ın düşük değerlenmesinden sürekli şikayet eden ABD'nin Hazine Bakanı John Snow, "Çin'in bugünkü açıklamasını olumlu karşılıyoruz. Özellikle esnek kur uygulamasını çok olumlu bulduk. Ancak gelecekte daha büyük adımlar atılmazsa bu yeterli olmaz" dedi. ABD Merkez Bankası (FED) Başkanı Alan Greenspan de "Başlangıç için iyi bir adım" diye konuştu.

 

ÇORAP ÜRETİCİLERİNİN ÇİN TEPKİSİ

 

Çin rekabetine karşı Euratex'in koruması dışında kalan çorapçılar, Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen ve sektör temsilcilerine mücadele çağrısı yaptı. Çorap Meslek Komitesi Başkanı Özkan Karaca: "Acil önlemler alınmazsa 1 milyar dolar katma değer oluşturan 80 bin kişiye iş imkanı sağlayan çorap sektörünü zor günler bekliyor"

Her üç kişiden birinin Türk çorabı giydiği Avrupa'da Çin'in rekabetine karşı korumasız kalan çorap ihracatçıları, Dış Ticaretten Sorumlu Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, Dış Ticaret Müsteşarlığı, İstanbul Tekstil ve Konfeksiyon İhracatçı Birlikleri (İTKİB) ve EURATEX'teki Türkiye temsilcileri'ne yeni bir mücadele için çağrıda bulundu. AB'nin, Çin'le yaptığı safeguard görüşmelerinde anlaşma sağlayarak koruma kapsamına aldığı 10 kategori arasında kendine yer bulamayan çorap sektörü adına açıklama yapan İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon ihracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi ve Çorap Meslek Komitesi Başkanı Özkan Karaca, "Acil önlemler alınmazsa 1 milyar dolar katma değer yaratan, 80 bin kişiye iş imkanı sağlayan çorap sektörünü zor günler bekliyor" dedi. EURATEX'te 4 Türk temsilcisinin de katıldığı toplantı sonucunda; 12 tekstil ve hazırgiyim kategorisinin kabul edilerek, 9 Mart 2005 tarihinde EUROTEX tarafından AB Ticaret Komitesi'ne sunulduğunu, komitenin AB pazarına yönelik zararın önlenmesi amacıyla Çin menşeli 12 tekstil ve konfeksiyon kategorisinde önlemler alınması için Çin'le 10 Haziran 2005 tarihinde Pekin'de müzakerelere başlanarak, aynı tarihte 10 kategoriyi kapsayan bir anlaşma yapıldığını açıklayan Özkan Karaca, bu 10 kategorideki bütün kıstaslardan daha vahim olan 12. kategori'nin (Çorap) anlaşma dışında bırakıldığını söyledi. AB'nin Çin'le yürüttüğü safeguarg görüşmelerinde temel aldığı ana kriter olan aşırı miktar artışlarının, 2005 yılının ilk çeyreği sonunda çorapta yüzde 305 (Kaynak 20.6.2005 Euratex belgesi) gibi diğer kategorilere göre çok daha yüksek oranlarda olmasına rağmen kapsam dışında bırakıldıklarını belirten Özkan Karaca, "Halbuki koruma tedbiri getirilen ürünlere baktığımızda, kategori 2.( Pamuklu Dokuma ve Mensucat)'ta yüzde 60'lık artış, Kategori 11.(Sütyenler)'de yüzde 31'lik ve Kategori 115 (Keten/Rami iplikler)'de yüzde 51 gibi artışlarda koruma önlemine dahil edilmişlerdir. Teselli olacağımız durum, kapsama alınmayan kategoriler için bundan sonra da AB'nin tekrar kısıtlama hakkının bulunduğunun açıkça belirtilmesidir" dedi. Elimizdeki istatistiklere göre, AB'deki çorap tüketiminin kişi başı 15 adet olduğunu görmekteyiz. Bizim ABD'ye İhracatımız sadece yüzde 3 kadar, ABD'nin uygulamaya başlattığı safeguard'dan sonra AB ülkeleri Çin için daha önemli bir hal aldı, bu durum sektörü şu anda bile etkilemeye başladı, Fabrikalarımız yüzde 70 kapasite ile çalışıyor. Eğer acil önlemler alınmazsa sektörü daha zor günler bekliyor düşüncesindeyim" diye konuştu.

 

Türkiye Çinli kaçakların da geçiş yolu oldu

 

Edinilen bilgiye göre, alınan bir ihbarı değerlendiren Jandarma ekipleri, dün gece saat 22.00 sıralarında Gümüşhane merkeze bağlı Kale köyü yakınlarında, Cihan Kapucuoğlu yönetiminde 63 VM 164 damperi tahta çakılarak kapatılmış kamyonda yaptıkları aramada 1 Somali, 5 Çin, 69 Pakistan uyruklu kaçak buldu. İran'dan Türkiye'ye Van üzerinden geçtiği belirlenen kaçakların, kişi başına 7 bin dolar karşılığında Yunanistan'a gitmek için anlaştıkları, paranın yarısını peşin ödedikleri, kalan yarısını da İstanbul çıkışında ödeyecekleri öğrenildi. Yakalanan kaçaklar, Gümüşhane Cumhuriyet Savcılığı'na çıkarılarak, ifadelerine başvuruldu. Kaçakların daha sonra sınır dışı edilmek üzere Emniyet Müdürlüğü'ne teslim edilecekleri belirtildi.
 

ÇİN'E KARŞI KORUNMA

 

1 Ocak 2005 tarihi itibariyle Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) üyesi ülkeler arasında tekstil ve hazır giyim kotalarının sona ermesi, sektörün çoğunluğunu oluşturan küçük ve orta ölçekli işletmelerin rekabet şanslarını önemli ölçüde azalttı. Kota uygulamalarının kaldırılmasıyla birlikte, Çin başta olmak üzere bir çok tedarikçi ülke, haksız rekabet yaratan uygulamalar nedeniyle küresel ticarette dengesizliklere neden oluyor. Uzmanlara göre söz konusu uygulamaların başında; hükümetlerin ihracat odaklı ekonomi politikası, yine hükümetlerin sosyal yükümlülüklerinin zayıflığı, ucuz işgücü, ulusal para değerlerinin yapay politikalarla düşürülmesi, devlet teşvikleri ve geri ödemesiz düşük faizli kredi olanakları gibi politikalar sayılabiliyor. Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ), haksız rekabet uygulamalarına karşı alınabilecek çeşitli önlemlere izin veriyor. Bu önlemlerin başında "Çin'in DTÖ'ye Katılım Anlaşması" kapsamında alınabilecek korunma önlemleri geliyor. Türkiye, 2005 Ocak ayı başında söz konusu mekanizmayı harekete geçirerek, belirli ürünlerde Çin'e karşı korunma önlemlerini uygulamaya başlayan ilk DTÖ ülkesi oldu. Daha sonra benzer önlemler ABD ve Arjantin tarafından da alındı. Çin'e karşı korunma önlemi alınması amacıyla dokuz ürün kategorisinde soruşturma başlatan Avrupa Birliği ise, söz konusu dokuz kategoriden ikisini oluşturan tişört ve keten ipliği ithalatını sınırlandırmaya karar verdi. Tüm bu önlemler, "Çin'in DTÖ'ye Katılım Anlaşması" uyarınca, ancak 2008 yılına kadar uygulanabilecek.

 

KURBAN YOLCU: “ÇİN'İN ÜLKEMİZDEKİ PAZAR

PAYI HER GEÇEN GÜN ARTIYOR”

 

“Yıldırım Sanayici ve İşadamları Derneği (YISİAD) Başkanı Kurban Yolcu, Türkiye'nin dış ticaret dengesinin sürekli bozulduğunu, yerli üreticinin bir bir kepenk indirdiğini söyledi. Bunun sebebinin Çin ve Rusya'dan yapılan ithalatın artması olduğunu kaydeden Yolcu, "Son 6 ayda Türkiye'nin yaklaşık 18 milyar dolarlık dış ticaret açığının 8 milyar dolarlık bölümü, bu iki ülke ile olan ticaretten kaynaklanıyor. Rusya ile olan dış ticaret açığı enerji girdisi sebebiyle kayıt altında. Fakat Çin'den yapılan ithalatın büyük bir kısmının kaçak olması yüzünden kayıt altına alınamıyor. Resmi rakamlara göre 2005 yılının ilk 6 ayında Çin'den yapılan ithalat 3 milyar dolar. Bize göre asıl rakam çok daha ürkütücü. Çin'den yılın ilk 6 ayında 3 milyar dolar olan ithalatın kayıt dışı dahil yıl sonuna kadar 10 milyar dolara ulaşacağını tahmin ediyoruz. Çin ülkemizde sadece tekstil sektörünün değil, birçok sektörü tarihe gömmek üzere" dedi. 2005 yılın ilk 6 aylık döneminde Türkiye'nin Çin'e sadece 300 milyon dolarlık ihracat yaptığını kaydeden Yolcu, Çin'in İngiltere ve ABD'yi de geride bırakarak Almanya, Rusya ve İtalya'nın arkasından Türkiye'ye en fazla mal satan üçüncü ülke olduğunu belirtti. Yolcu, Türkiye'nin Çin'e karşı verdiği 2.7 milyar dolarlık açığın ise Rusya'dan sonra bir ülkeye karşı verilen ikinci büyük açığı oluşturduğunu anlattı. Türkiye, bu dönemde Çin'den 2.8 milyar dolarlık sanayi ürünü, 100 milyon dolarlık tarım ürünü, 93 milyon dolarlık madencilik ürünü aldığını ifade eden YISİAD Başkanı Kurban Yolcu, sanayi ürünlerinin yaklaşık 600 milyon dolarını ise tek başına tüketim mallarının oluşturduğunu ifade etti. Yolcu, Çin'den yapılan ithalatın toplam ithalat içindeki payının bazı sektörlerde yüzde100'e yaklaştığını da ifade etti.

 

Sepet üreticileri de dertli: “Çin malları nedeniyle

geleceğimizden endişe ediyoruz”

 

Aydın'da geçimlerini sepetçilikle sağlayan Roman vatandaşlar, sepetçilik mesleğinin teknolojiye ve Çin mallarına yenik düştüğünü belirtti. Merkez Ilıcabaşı Mahallesi'nde yaşayan ve geçimlerini sepetçilikle sağlayan Roman vatandaşlar, daha önceleri plastiğe karşı direndiklerini ancak Çin mallarının Türkiye'de yaygınlaşmasıyla birlikte işlerin tamamen durduğunu söyledi. Ahmet Akdoğan, "Biz Romanlar'ın en önemli özelliği sepetçiliktir. Ancak diğer el sanatları gibi bu iş de teknolojiye yenik düştü. İlk önce plastik sepetler, ardından ucuza satılan Çin malları bizi iyice zora soktu. Akşama kadar çalışıyoruz. Ancak para kazanamıyoruz" dedi.
 

 
 
 
Bu web sitesi ile ilgili soru veya görüşlerinizi  hurgokbayrak@kaynet.net adresine gönderin
Telif Hakkı © 2000-2004
HÜR GÖKBAYRAK
       Site içeriğinin (metin ve grafikler) tüm kullanım hakları Hür Gökbayrağa aittir. Kaynak
Gösterilerek Kullanılabilir
 Son Değiştirilme Tarihi:
Çarşamba, 15 Mart 2006 03:07:14
 Tüm Hakları Saklıdır.
  İnternet Explorer ve 1024 X 768 piksel çözünürlülükte rahat izleyebilirsiniz