HÜR

GÖKBAYRAK

DOĞU TÜRKİSTAN'IN SESİ

 

 

 

 

HÖR

KÖKBAYRAK

SHERQİ TÜRKİSTANİNG AWAZİ

      

    Anasayfa

     HABER ARŞİVİ-2006

Ocak-2006

Şubat-2006

 

    HABER ARŞİVİ-2005

Ocak-2005

Şubat-2005

Mart-2005

Nisan-2005

Mayıs-2005

Haziran-2005

Temmuz-2005

Ağustos-2005

Eylül-2005

Ekim-2005

Kasım-2005

Aralık-2005

    HABER ARŞİVİ
       
2005
       
2004
       
2003
       
2002

        2001
       
2000

 

 

  Basın Yayın, Medya, Kurum, Kuruluş ve Ajanslarda yer alan

"Sinkiang", "Sincan", "Sinkiang Uygur Özerk Bölgesi", " Sinciang Uygur Otonom Bölgesi" ifadelerini kesinlikle kabul etmediğimiz önemle duyrulur.

HABER ARŞİVİ

EKİM - 2005

Ramazanda Çin İşkencesi

 

Ramazan ayının başında Çin hükümetinin il, ilçe ve köylerdeki mescitlerin, sesi kalabalık cemaate duyurmak için kullandıkları megafonları söküp attıkları kaydedilen haberde, şu ifadelere yer verildi: “Sahur ve iftar vakitlerinde mahallelere gizli ajan yerleştirerek kimlerin oruç tutup tutmadığını, kimlerin mescide namaza gittiğini tek tek tespit etmelerini, teravih namazı vaktinde mahalleler arasında polis arabalarının sirenleri açık bir halde dolaşmalarını böylece insanları endişe ve korku salıp Müslüman Uygurlar'ı caydırmaya çalışmışlardır.

Daha da acıklı olanı ise, Ramazan'ın girişiyle Çin hükümeti bazı idare, cemiyet ve okullarda kimlerin oruç tutup tutmadığını öğrenmek, oruç tutanların önünü kesmek için hergün öğleden önce ziyafet tertip ederek, bedava yemek dağıtarak oruç tutan Uygurları yemeye ve içmeye zorlamaktadırlar. Uygur okullarında ise hergün öğle yemeği çıkararak yoklamayı burada yapmaktadırlar. Ayrıca birçok devlet daireleri emekli olan işçilerinin paralarını öderken oruçlu olanların paralarını vermeyeceklerini ilân etmişlerdir. Çin hükümeti bu yapılanları izah ederken pişkin bir halde 'biz işçi, hizmetli ve öğrencilerimizin sağlıklı olmaları için elimizden geleni yapmaktayız' demişlerdir. Hiçbir zaman Uygur halkını aç mı tok mu, ölür mü kalır mı diye aklının ucuna getirmeyen Çin hükümetinin Ramazan ayında Uygurlara gönül vermesi gerçekleri saklayamamıştır.” Haberde, Ramazan dolayısıyla yapılan bu zulmün Doğu Türkistan'ın güney bölgelerinde daha da şiddetli olduğu, zorbacı kominist Çin hakimiyetinin mübarek Ramazan ayında yaptığı kızıl terörün inançlı insanların nefretini daha da arttırdığı vurgulandı.

Ramazan'da Lokantalarını Açmayan Uygurlar

Cezalandırılıyor
Günde üç sefer yapılan bu kontroller sırasından dükkanların açık olup olmadığı ve yemek çıkartıp çıkartmadıkları kontrol ediliyor.
Komünist Parti yetkilileri dükkanların açık kalması ve yemek çıkartmaları yönünde baskı uyguluyorlar. Böylelikle Ramazan Ayı ve orucun kutsiyetini Uygurlar arasında bitirmek istiyorlar.
Dükkanını açık tutmayan veya yemek çıkartmayan dükkan sahipleri ise ağır para cezasına çarptırılıyorlar. Bu cezalara rağmen dükkanını açmamakta direnen Uygurlar is özellikle Hotan bölgesinde; ağır işkencelerden geçiriliyorlar ve dükkanlarına bir daha geri iade edilmemek üzere el koyuluyor.
Ayrıca Doğu Türkistan Enformasyon Merkezi Başkanı Abdulcelil Karakaş'ın yaptığı başka bir açıklamada ise; Doğu Türkistan'dan hac niyeti ile Suudi Arabistan'a gelmek isteyen Uygurların öncelikle Komünist Parti tarafından sıkı bir güvenlik soruşturmasından geçirildiğini belirtti.

Her sene Çin Komünist Partisi'nin belirlediği sayıda hacı adayı başlarında Komünist Parti yetkilisi olduğu halde; hac vazifelerini yerine getirmeye çalışıyorlar. Uygurların tümünün pasaportu Parti yetkililerinde bulunuyor. Böylelikle başka bir ülkeye geçmek gibi bir niyeti olan Uygurlar bunu başaramıyorlar.
Komünist Parti yetkilisinin izni ve bilgisi dahilinde olmadan; ibadetlerini dahi yapamayan Uygurlar, hep beraber yemek yiyorlar ve hep beraber yetkili gözetiminde ibadet yapıyorlar.
Allah'ın beyti olan kabe'de bile rahat bırakmıyorlar. Doğu Türkistan'dan geldiklerini öğrenen diğer hacıların Uygurlarla Doğu Türkistan hakkında konuşmak istemesi durumunda ise Uygurların ağzını bıçak açmıyor.

 

Doğu Türkistan'daki pamuk üretimi hakkında Çin'in itirafı

 

Doğu Türkistan'daki yetkililerin ifadelerine bakılırsa her ne kadar “çiftçiliğe getirilen modernleşme ve teknolojik imkanlar sebebiyle” denilse de bunun tamamen bir yalan propagandadan ibaret olduğu ve Doğu Türkistan topraklarının zaten çok verimli topraklar olup, çok ilkel şartlarda çalışmak zorunda olmalarına rağmen yerel Çin yönetiminin çiftçiye yüklediği ağır vergiler sebebiyle daha fazla çalışmak ve hatta bu vergileri ödeyebilmek için okuldaki çocukların dahi okuldan alınarak tarlada çalıştırıldığı, bu yüzden 1980'li yıllarda hektar başı pamuk üretimi 1050 kg. iken şimdilerde ise hektar başına üretimin 1590 kiloya kadar yükseldiği görülmektedir.
2004 yılında Doğu Türkistan'daki pamuk üretim alanı 150 bin hektar alanı kaplarken günümüzde ise, 1.11. milyon hektara kadar yükselmiş bulunmaktadır. Böylece Pamuk üretim alanı 6.4 misli artarak yapılan üretim miktarı da 30.8 misli artış göstererek 1.75 milyon tona ulaşmıştır.
Çinlilerin kendi itiraflarına göre, Doğu Türkistan'daki pamuk üretimi kalite, miktar, ihracat, (Çin'e taşınan miktar) toplam üretim ve birim üretimi açısından birinci sırada gelmektedir (İstiklâl)

 

Çin, Doğu Türkistan’ı sömürmeye devam ediyor

 

Çin Petrol şirketi ve doğal gaz boru hattı idaresinin açıklamasına göre, sözde “Uygur Otonom Bölgesi” (Doğu Türkistan) nin merkezi Ürümçi'den Çin'in Lanzhou şehrine kadar uzanan Ürümçi-Lanzhou boru hattı tamamen bitirildi.
Edinilen bilgilere göre bu inşaat çift hatlı olup, birinden ham petrol diğerinden ise işlenmiş petrol akıtılacak. Bu boru hattının Ürümçi'den Lanzhou'ya kadar olan uzunluğu 4000 kilometre gelmektedir. Çin makamlarının bildirdiğine göre mezkur inşaata 14 milyar 600 milyon Yuen para harcanmıştır. Bu boru hattı yılda 20 milyon ton ham petrol, 10 milyon ton işlenmiş petrol akıtma kapasitesine sahip.
Sözde otonom bölge komünist partisi genel sekreteri Wang lechuen “Yakın zamanda Uygur Otonom Bölgesi Çin'in stratejik enerji deposu haline gelecek” demiştir.Pekin'de toplanan komünist Partisi Merkez Komitesinin bu seferki genel toplantısında Çin'in enerji stratejisi görüşüldü. Toplantıdan önce Hong-Kong'da yayınlanan “Wen hui” gazetesi komünist Partisi makamlarının “Uygur Otonom Bölgesi Çinin enerji güvenliğinin teminatı rolünü oynayacak bir bölge olacaktır” şeklinde ifadeler kullanmıştır.Fakat Çin'in bu politikasını tenkit edenler Çin makamlarını bölgeyi ve çevredeki su kaynaklarını kirletmesinden ve Uygurları söz konusu zenginliklerin dışında bırakmasından dolayı kınamaktadırlar. (Erkin)

 

Çin Hükümeti Büyük Mücahit; Muhammed Dursun'a Ölüm

Cezası Vererek İdam Etti

 

Bilindiği üzere; Hotan'da Çin Komünist Partisi'ne karşı gizli silahlı faaliyet yürütmekte olan, Uygur Mücahitlerinin Lideri Köreş, 04.09.1999 tarihinde gece Hotan Misafirhanesi çalışanlarının
ailelerinin kaldığı lojmanda 102 numarada Çin Polisi tarafından çok büyük bir muhasara altına alınmıştı.

Teslim ol çağrısına ateşle karşılık veren büyük Mücahid, eve girmeye çalışan Tursun Tohti isimli Uygur asıllı münafık polisi öldürmüştü. 15 dk. Boyunca süren çatışma sonucunda Mücahid Köreş daha fazla dayanamamış ve yüzlerce polisin açtığı yaylım atışı neticesinde şehit düşmüştü. ETIC - Köreş'ten sonra mücahitlerin başına geçen Şir Ali ise mücahitlerle birlikte oldukça başarılı operasyonlara imza attıktan sonra, artan baskının neticesinde, savaşarak Nefal'a doğru kaçmış ve Çin'i terk etmiştir. Ancak Nefal Hükümeti, Şir Ali ve mücahitlerini, Çin'e iade etmiştir. Tüm dünyanın izlemekle yetindiği bu olaylar neticesinde Şir Ali ve mücahitleri idam edilmişlerdi. Keriya Nahiyesi Karakir köyünden olan Şehit Muhammed Dursun ise Şehit Köreş ve Şehit Şir Ali'nin üstadı olmakla suçlanarak 1996 yılının Haziran ayında hakkında tutuklama emri çıkartılarak, başına 200.000 Yuan ödül koyulmuştu.Bastırdığı ilanları küçük köylerden, büyük şehirlere kadar Doğu Türkistan'ın her yerine dağıtan Çin faşistler, vefakar Doğu Türkistan halkı sayesinde yıllardır hiçbir sonuç alamamışlardı.

Ancak yıllardır yakalanamayan Mücahit Komutan Muhammed Dursun, yine Uygur asıllı bir münafığın ihbarı neticesinde Dongbei'de yakalandı. Memleketi olan Keriye'ye getirildi ve çok geçmeden hakkında verilen idam cezası yerine getirildi.
Haziran ayının sonlarına doğru Dongei'de münafıkların ihbarıyla yakalanan 30 yaşında ki Şehit Muhammed Dursun ve mücahitleri, Keriye'de kurulan ve halkın izlediği açık mahkemede yargılanarak, hiçbir soruşturma yapılmadan ve savunma yapılmasına izin verilmeden ilk celsede idam cezasına çarptırılmışlardır. Şehit Muhammed Dursun ve mücahitleri, Keriye'nin Yağlık Derya Boyunda idam edilmişlerdir. Şehitler mezarlığa gömülmek yerine, idam edildikleri yere açılan çukurlara gömüldüler.

Şehit Muhammed Dursun ve mücahitlerinin idamlarını mazlum Uygur Halkı, kilometrelerce mesafeyi; büyük çoğunluğu yaya olarak katedip gelmiş ve Şehitlere son anlarından yanlarında olduklarını belirtmek istemişlerdir. Şehitlerin cenazelerini defnetmek amacıyla gelen Uygur Müslümanlar Çin gizli polisi tarafından kameraya çekilmiş ve kamera görüntülerinde tespit edilen 40 kadar Uygur genci, gece evlerinden alınarak hapsedilmişlerdir. Gençler 6'şar ay hapis ve yüksek para cezasına çarptırılmışlardır.

Yıllardan beri köpekler gibi Muhammed Dursun'un arkasında dolaşan Çin Polisleri kendi içimizden çıkan münafıklar yardımı ile Muhammed Dursun'un şehit edilmesinden cesaret alarak tutuklamalara başladı.

Muhammed Dursun şehit edildikten sonra, 18.07.2005 günü Keriye Nahiyesi Şen Pazar Polis Karakolu'ndan bir grup polis Urumçi'ye gelerek, Şehit Muhammed Dursun ve mücahit grubu ile ilişkileri olduğu gerekçesi ile aslen Keriye'li olan, ancak işsizlik sebebi ile Urumçi'de bulunan Abdulkadir Mehmet Emin, Abdulhakim Abdulgani ve 3 arkadaşlarını Keriye'ye götürmüşler. Mücahitlere yardım etmekle suçlanan 5 Uygur genci Keriye Hapishanesi'nde tutuklu durumdalar. Bu gelişmelerin haricinde 2005 yılı yaz aylarının başlaması ile birlikte Uygur Müslümanlara yönelik tutuklama furyası yeniden başladı.

2005 yılı yaz aylarının başlaması ile Hoten vilayeti Polis İdaresi Abdullah Rozi ve Muhammed isimli polis amirleri ile beraber 10 civarında polisi Urumçi'ye göndermiştir. Uygurların çoğunlukta yaşadığı bölgeler olan ve Hoten'den Urumçi'ye gelip yerleşen Uygurların yoğun olduğu Saymaçang Kasapçılık Meydanı, Sanşihangza, Dön Köprüsü gibi bölgelerde, Uygurları kontrol etmeye ve gözaltında tutmaya başlamışlardır. Şüphelendikleri Uygurları ise hiçbir gerekçe göstermeden tutukluyorlar. Aynı uygulama Gulca şehrinde de sürmektedir.
 

 Doğu Türkistan'da dinî kitap okuyanlara işkence

 

Doğu Türkistan'ın Korla bölgesi otobüs ve tren terminallerinin bulunduğu yerde Urumçi'den getirilen meşhur hadis kitabı Mushkatil Musabih'i yanında bulundurduğu için 2'si bayan 7 Uygur gencinin tutuklandığı bildirildi. Komünist Kızıl Çin yönetiminin
işgali altındaki Doğu Türkistan'da,

Müslüman halka karşı baskı ve tutuklama politikası sürüyor. Olayla ilgili bilgi veren Doğu Türkistanlı bir yetkili, şunları söyledi: Hushur Gafur isimli Uygur gencinin öğretmenlik yaptığı bir grup Uygur genç; Korla bölgesinde bulamadıkları için başkent Urumçi'den bin bir türlü zahmetle hadis kitabını getirttiler. Ancak getirttikleri kitabı teslim aldıklarında Çin polisi, etrafları çevrilen 7 Uygur genci tutuklayarak polis merkezine götürdüler.
Tutuklanan gençlerin isimleri şöyle: Abdullah Zakir (30), Ayşem Kerem (19), Amangül İsmail (19), Hushur Gafur (32), tutuklanan diğer 3 kişinin ismi ise bilinmiyor. Tutuklanan 7 Uygur genci ile özellikle bayan tutukluların çok ağır işkencelerden geçirildiği belirlendi. Abdullah Zakir, Ayşem Kerem, Amangül İsmail ve diğer 3 gencin 1 haftalık işkence ve sorgu fasıllarından sonra 7000 yuan para cezasına çarptırılıp serbest bırakıldıları açıklandı. Hushur Gafur isimli öğretmenin ise Doğu Türkistan'ın Korla bölgesi yakınlarında bulunan Kuca vilayeti Karbağ hapishanesine gönderildiği, fakat olay tarihinden bugüne kendisinden haber alınamadığı bildirildi. Vakit

 

Komünist Çin resepsiyonuna büyük ilgi (!)

 

Çin Halk Cumhuriyeti Büyükelçisi Song Aiguo Çin Halk Cumhuriyeti'nin kuruluşunun 56. yıldönümü sebebiyle Ankara Hilton Otel'de bir resepsiyon verdi. Türkiye Cumhuriyeti Hükümet Sözcüsü ve Adalet Bakanı Sayın Cemil Çiçek, hükümetten, ordudan ve diğer alanlardan konuklar, Ankara'daki yabancı misyon şefleri, Çin kökenli kuruluşların temsilcileri, Türkiye'de yaşayan ve eğitim gören Çinlilerden oluşan 700'ün üzerinde davetli resepsiyona katıldı.
Sıcak ve dostça bir atmosferde geçen resepsiyonda, konuklar Çin Halk Cumhuriyeti'nin kuruluşundan, özellikle de reform ve dışa açılma politikalarının uygulanmaya başlanmasından bu yana yaşadığı büyük başarıları övdüler ve Çin ile Türkiye arasındaki işbirliğinin düzgün ve daha derinden gelişimi için dostça temennilerde bulundular.

 

Cambaz Ablet Mejun 7 türde Guinness rekoru kırdı

 

24 Eylülde Çelik halat üzerinde 13 saat 3 dakika yürüdüğü, 1 Ekim günü Çelikhalat üzerinde 2 saat 10 dakika milli oyunlar oynadığı, 3 Ekimde çelik halat üzerinde sandalyede oturarak 28 dakika içerisinde 12 şarkı söylediği, çelik halat üzerinde günde bir olmak üzere 37 şarkı söylediği, 1 Eylülden 8 Ekime kadar (Ürümçi saatine göre) yükseğe gerilen çelik halat üzerinde saat 15.00'e kadar 37 gün yaşadığı kayıt altına alınmıştır. Ablet'in rekor kırma süresi esnasında gösterdiği fedakarlık, rekabet etmeye cüret etme deki ruhi cesareti, insanların dikkatine ve alkışına mazhar oldu.
Gaw Jyenshin, Shamil Shakir, Abdulla Abdurehim, Dilnar Abdulla başta olmak üzere 30 küsur sanatçı kendilerinin tatillerinden vazgeçerek şarkı ve oyunları ile Ablet Mejun'a moral destek verdiler. Onlarca kişide kendi istekleri ile her gün Ablet Mejun'a çiçek ve yiyecekler getirdiler. Ayrıca 100 taksi gelerek destek verdi. Geçen bir aylık süre içerisinde Ablet Mejun'un maharetlerini görmeye gelenlerin sayısı 500 bini geçti. Ülke halk kurultayı daimi komitesi dairesi ve ülke genelindeki sirkçiler cemiyeti tebrik telgrafları göndererek Ablet Mejun'un cesaret gösterisini tebrik ettiler.

Cambazlık her miller halkının derin benimsemesine erişmiş bir sanat dalıdır. Doğu Türkistan'ın bu rekabet faaliyetini organize etmesi, her millet halkının kültürel faaliyetlerini canlandırma, kültüre varislik etme ve onu sürdürme, manevî mirasları koruyup kollama yönünden oldukça büyük rol oynadı. Bununla beraber cambazlık sanatı takdir edilecek seviyelere ulaştı.

 

Almanya'da sözde “otonom bölge”nin 50. yılı protesto edildi

 

Çin Halk Cumhuriyetinin kurulduğu gün aynı zamanda Doğu Türkistan halkının tekrar Çin Müstemlekesi altına girdiğigündür. Dolayısıyla sözde “Sinkiang Uygur Otonom Bölgesi”nin de ilan edildiği gündür. “Uygur halkının matem günüdür” diye  değerlendiren dış ülkelerdeki Doğu Türkistanlılar çeşitli  yollarla konu ile ilgili olarak  sert tepkilerini
sürdürmektedirler.

Çin Halk Cumhuriyeti’nin kurulduğu gün aynı zamanda Doğu Türkistan halkının tekrardan Çin müstemlekesi altına girdiği gündür. Dolayısıyla sözde “Sinkiang Uygur Otonom Bölgesi” nin de ilan edildiği gündür. “Uygur halkının matem günüdür” diye değerlendiren dış ülkelerdeki Doğu Türkistanlılar çeşitli yollarla konu ile ilgili olarak sert tepki gösterdiler.

Bu cümleden olarak bu gün yani 01.10.2005 tarihinde Almanya'da yaşamakta olan Uygurlar kendilerinin duçar oldukları bu iki bahtsız günü protesto etmek üzere merkezi Münih'te bulunan
“Avrupa Doğu Türkistan Birliği”nin organizesi ile Çin'in Münih Konsolosluğu önünde geniş çaplı bir protesto eylemi gerçekleştirdiler. Bu defaki gösteri geçen seferkine oranla daha görkemli oldu. Bu protesto eylemine “Avrupa Doğu Türkistan Birliği” yetkilileri ve üyelerinin dışında “Dünya Uygur Kurultayı” ve “Doğu Türkistan Enformasyon Merkezi” yetkilikleri de tam olarak iştirak ettiler. Bu gösteri Almanya saati ile öğleden önce saat 10'da başlayıp 12'ye kadar tam iki saat devam etti.

Bu eyleme katılanlar Doğu Türkistan'ın ay-yıldızlı Gökbayrağını ve üzerlerinde Bağımsızlık ve özgürlük isteyen sloganların yer aldığı pankartlar taşıdılar. Ayrıca, Çin'in Uygur halkına yapmakta oldukları insanlık dışı zulümleri aksettiren resimlerin yer aldığı levhaları da göstererek “Bize Özerklik değil bağımsızlık gerek!”, “Çinliler vatanımızı terk etsin”, “Yaşasın bağımsızlık!”….gibi sloganlar atarak Çin elçiliğinin önünü inlettiler.
Gösteri süresince komünist Çin hakimiyetinin 50 yıl boyunca Doğu Türkistan halkına yaptığı zulümler, sürdürdükleri insan hakları ihlâlleri kamuoyuna ifşa edilerek konu ile ilgili bildiriler dağıtıldı. Alman polisleri bu defaki eyleme oldukça önem verdi. Gösterinin güvenliği için iyi tertibat aldı. Çok sayıda polis orada hazır bulundu. Uygur göstericiler bu toplantıyı düzen içinde sürdürdüler, sükunetle ve muvaffakiyetle sona ermesini sağladılar.

 

Kırgızistan-Bişkek'te 20 Uygur şüphe üzerine tutuklandı

 

Bişkek'te yayınlanmakta olan “Benim Başkentim” isimli gazete açıkça parlamenter Bayaman Erkinbayiv'i Uygurların öldürdüğünü iddia ederek kışkırtıcı açıklamalarda bulunmaktadır.

 21.09.2005 tarihinde Kırgızistan parlamentosunun üyesi olan Bayaman Erkinbayiv kendi evinin önünde öldürülmüştür.
Bu olaydan sonra kolluk kuvvetleri olay hakkında tahkikat başlatmışlardır.

28.09.2005'te 4 Uygur şüphe üzerine tutuklanmıştır. Çok geçmeden bu olayla bağlantısı olduğu öne sürülen 16 Uygur daha gözaltına alınmıştır.

Devlet yetkililerinden konu hakkında ve gözaltına alınan Uygurların akıbeti hakkında şimdiye kadar herhangi bir açıklama yapılmadı. Hükümet daireleri ve medya bu olayda şüphelilerin ismini dahi açıklamadan Uygurlar ile Kırgızlar arasında ihtilaf çıkartacak bir tutum içine girmiş bulunmaktadır.
Daha önce de Kırgızistan'da yaşayan Uygurlar ile Kırgızlar arasında kargaşa çıkartmaya yönelik kışkırtıcı hareketler olmuştu.
28.03.2000 tarihinde Kırgızistan Cumhuriyeti Uygur İttifakı Başkanı Negmet Bazakov Bişkek'te ki evinin önünde kimliği belirsiz kişiler tarafından öldürülmüştü. Aradan geçen uzun zamana rağmen olayın failleri hakkında herhangi bir gelişme olmadı.
13.02.2002 tarihinde Kırgızistan'da yaşayan Uygurlara ait olan eski ismi ile Tur Baza, yeni ismi ile Medine Pazarı kimliği belirsiz kişilerce yakılmıştı. Orta Asya'da ki en büyük kumaş ticareti merkezi olan, 200'den fazla dükkan ve 500 civarında Uygur tüccarın faaliyet gösterdiği Medine Pazarı Tursuntay Selimov isimli bir Uygur tarafından işletiliyordu.

Yangından sonra dükkanların %90'ına yakını tahrip olmuş, içindeki malzemelerle beraber kullanılamayacak hale gelmiştir. Yangında milyarlarca dolar zarar meydana gelmiştir. Yangın sonrasında Tursuntay Selimov ailesi ile beraber Kırgızistan'ı terk ederek Moskova'ya yerleşmiştir. Bu olayında failleri halen bulunamamıştır.

Uygurlara yönelik olayların faillerini bir türlü bulamayan Kırgız Hükümeti'nin, kendi vatandaşlarına yönelik bir olayda hemen suçlayacak Uygurlar bulması ve ardından özellikle medyanın halkı Uygurlara karşı kışkırtacak şekilde yayın yapması çok dikkat çekicidir. ETIC
 

Çin’in kara eli Pakistan’a kadar uzandı...

 

Hotan Bölgesi Niye nahiyesinde ikamet etmekte olan Hacı Muhammed Kasım, hanımı Hasiyethan Kasım, Hasiyethan Hanım’ın küçük kardeşi Hacı Abdulghani ve hanımı Amine Çin Hükümeti’nin baskısı ile Pakistan’dan geri döndü.

Hacı Muhammed Kasım, hanımı Hasiyethan Kasım, Hasiyethan Hanım’ın kardeşi Hacı Abdulghani ve hanımı Amine Ramazan ayını Mekke-i Mükerreme’de hac vazifelerini yapmak maksadıyla Eylül ayı başlarında Pakistan üzerinden Suudi Arabistan’a doğru yola çıkmışlardır. Yolculuk başladıktan iki hafta sonra Niye nahiyesi Çin Komünist Partisi Genel Sekreteri bu kişiler hakkında bir emir çıkarttırarak; Komünist Parti gözetiminde olmadan Hac vazifesini yerine getirmenin yasak olduğunu belirterek geri dönmelerini emretti

Bin bir türlü zorluklara ve imkansızlıklara rağmen Pakistan’a geçen bu iki aile; acımasız Çin Hükümeti’nin kara elinden kurtulamadı...

Niye Parti Sekreteri Hacı Muhammed Kasım ve ailesinin Pakistan’dan hemen geri dönmesini emrettikten sonra bu kişilere ait banka hesaplarında bulunan yaklaşık 300.000 yuan paraya el koymuştur. Ayrıca bu kişilere ait ticari işletmeleri kapatıp mühürlemiştir. Ardından bu iki ailenin Niye’de yaşayan akrabalarını tutuklatmıştır. Pakistan’dan geri dönmemeleri halinde bahsi geçen kişilerin akrabaları hapisten çıkarılmayacak ve ticarethaneleri devlete devredilecek diye duyrulmuştur.
Bu gelişmelerden sonra aileler 17.09.2005 tarihinde Doğu Türkistan’a geri dönmek zorunda kalmışlardır. Hotan’a vardıktan sonra ailelerin başına gelenler hakkında herhangi bir bilgi edinilemedi.

Çin Hükümeti’nin bu iki aile ile nasıl bir hesabı olduğu açıklık kazanmadı. Haber geldiği taktirde siz sevgili okuyucularımız bilgilendirilecektir. ETIC
 

Rabiye Kadir: “Çin, Uygur Türklerine işkence ediyor”

 

Çin işgalindeki Doğu Türkistan da yaşayan Uygur Türklerinin
liderlerinden Rabiya Kadir, Çin'de azınlıklara yapılan işkenceleri
belgeleriyle anlattı .ABD'de sürgünde bulunan muhalif Uygur liderlerden Rebiya Kadir Uluslararası Af Örgütü'nün davetlisi olarak geldiği Hollanda'da bir konferans verdi. Rebiya Kadir, De Balie konferans salonunda yaptığı konuşmada Çin'de azınlıklara yapılan zulüm ve işkenceleri belgeleriyle anlattı.

Hollanda'da devam eden Çin festivalini kınayan Kadir, Hollandalılara hitaben şunları söyledi: "Bu günlerde Hollanda'da Çin festivali günleriymiş. Neyin festivalini kutluyor bunlar, Dünyanın gözünü boyamak için mi? Çin'de azınlıklara yaptıkları zulüm ve işkencelerini kim hangi festivalle dünyaya duyuracak" İngilizce olarak tercüme edilen Kadir'in
konuşması ayakta alkışlanırken Çin zulmünü yansıtan görsel filim parçaları da büyük ekranlarda katılımcıların dikkatine sunuldu. 1999'da Çin'in devlet sırlarını yurt dışına verme suçundan 6 yıl hüküm giyen Rebiya Kadir, mart (2005) ayında Uluslararası Af Örgütü'nün de girişimleriyle serbest bırakılmıştı. ABD'de sürgünde bulunan Kadir'in, yaşadığı günleri bir dizi konferanslarla tüm dünya insanlarına anlatmak için yola çıktığı öğrenildi. İHA

 

Abdullah Kurban ve mücahid grubu Çin pususuna düştü! 3

şehid!

 

1990'lı yıllardan itibaren Çin Hükümeti'ne ve işbirlikçi münafıklara kök söktüren ve Çin Hükümeti'nin en çok aranılanlar listesinde olan Abdullah Kurban ve Mücahid Grubu 18.07.2005 tarihinde gizlendikleri  evde Çin baskınına uğradı...

08.08.2001 tarihinde Abdullah Kurban ve 15 kişilik Mücahid ekibi Kucha şehrinde saklandıkları evde Çin polisi tarafından muhasara altına alınmıştı. Akşam saatlerinde başlayan çatışma ertesi gün sabah saatlerine kadar devam etmiş, mücahitler Kucha şehri polis amiri Qinpeng'i çelik yelek giymesine rağmen alnından vurarak öldürmüşlerdi. Diğer polisler başlarını dahi kaldıramamışlar ve Mücahidler tek bir kayıp vermeden olay yerinden kaçmayı başarmışlardır. Bu olayda Kucha şehri polis amiri Qinpeng haricinde onlarca polis Mücahidler tarafından öldürülmüştü. Bu olay sonrasında aylarca Doğu Türkistan'da sıkıyönetim ilan edilmişti.

Bu olayın üzerinden 4 sene geçmesine rağmen Mücahidleri yakalayamayan Çin polisi 18.07.2005 tarihinde Aksu şehirde olduklarını öğrenmiş ve bundan yaklaşık bir ay sonra 22.08.2005 tarihinde kaldıkları eve baskın düzenlemiştir. Çin Hükümeti'nin canlı yakalanacak emrine rağmen sayıları ondan fazla olan mücahidlerden 3'ü haricinde diğerleri kaçmayı başarmıştır. Abdullah Kurban ve iki Mücahid kaçmayı başaramayarak şehid düşmüşlerdir. Diğer Mücahitler kaçarken Abdullah Kurban ve iki Mücahid onları korumuş ve bu esnada çelik yelekler ve ağır silahlarla baskın yapan Çin polisinden 11 tanesini öldürmüşlerdir.
Bu olay sonrasında açıklama yapan Mücahitler 2003 yılında öldürülen Uygur asıllı yargıç Mehmet Can'ı örnek göstererek Abdullah Kurban ve şehid olan iki mücahidin intikamının ivedilikle alınacağını belirtti.

Mücahitlerin bahsettiği olaylar ise şöyle gelişmişti; 2003 yılında Uygur asıllı yargıç Mehmet Can ve Kadir Muhammet öldürülmüş; Mehmet Can'ın aile planlaması dairesinde çalışan eşi ise ağır yaralanmıştı.

Yargıç Mehmet Can'ın 1990 senesinde Kaşgar'ın Barın nahiyesinde Kızıl Ordu tarafından yapılan baskın ve Uygur isyanı sonrasında; 26 Uygur'un idam kararını verdiği ve bir çok Uygur gencini hapse attırdığı öğrenilmiştir.

Hapis cezası alan bu gençlerden 10 yıllık cezasını tamamlayan bir grup Uygur genci kendi aralarında bir Mücahid Grubu kurarak Barın Ayaklanması sırasında ki hainlerin cezalarını vermeye başlamışlardır. Mehmet Can ve Kadir Muhammet'te bu Mücahid Grubu tarafından cezalandırılmıştı.

Bu olayın peşine düşen Kaşgar Polis Müdürlüğü'nde görevli Feng Tao isimli polis Mücahidler tarafından çatışma esnasında öldürülmüş, aralarında Uygur asıllı münafık polislerinde bulunduğu bir çok poliste yaralanmıştı. Bu çatışmalar esnasında Mücahidlerin herhangi bir kaybı olmamıştı. Feng Tao başarılı çalışmalarından ötürü Uygur Otonom Özerk Bölgesi Hükümeti ve Emniyet Başkanı Jang Shunnig tarafından 1. dereceli kahraman ünvanı alan bir polisti. Ne yazık ki; bu unvan onu mücahitlerin elinden ve Allah'ın adaletinden kurtarmaya yetmemişti.

 
 
 
 
Bu web sitesi ile ilgili soru veya görüşlerinizi  hurgokbayrak@kaynet.net adresine gönderin
Telif Hakkı © 2000-2004
HÜR GÖKBAYRAK
       Site içeriğinin (metin ve grafikler) tüm kullanım hakları Hür Gökbayrağa aittir. Kaynak
Gösterilerek Kullanılabilir
 Son Değiştirilme Tarihi:
Pazartesi, 03 Ocak 2005 01:03:55
 Tüm Hakları Saklıdır.
  İnternet Explorer ve 1024 X 768 piksel çözünürlülükte rahat izleyebilirsiniz