HÜR

GÖKBAYRAK

DOĞU TÜRKİSTAN'IN SESİ

 

 

 

 

HÖR

KÖKBAYRAK

SHERQİ TÜRKİSTANİNG AWAZİ

      

    Anasayfa

 

    ŞEHİRLER

Ürümçi

Kaşgar

  Kaşgar Hitgah Cami

  A.K. İlkul Kalemind

  S.M. Kaşgarlı Kalem

Hoten

Yarkent

Turfan

      Turfan Uygur Kültürü

Gulca

Börütala

Kuça

Aksu

Karamay

 

 

 

 

  

 Habibzade Ahmet Kemal İlkul'un gözüyle Kaşgar

Doğu Türkistan vilâyetlerinin en feyizli ve eserleriyle çok eskiden beri meşhur olanı Kaşgar, bugün de üzerinde taşıdığı kıymetli eserleri ve çok cazip manzarası ve tabiî hazineleriyle şöhretini muhafaza etmektedir.

Bu şehir kuzeyden Altay, güneyden Kohenleon, doğudan Altın Dağlan, batıdan Pamir ve Karakurum dağları ortasında bulunmaktadır. Tienşan dağlarından eriyen buzlar ve Direkdavan dağlarının hâsıl ettiği seller bu lâtif ve feyizli şehrin dört bucağını sarmıştır. Eski ve yeni şehrin ortasından geçen (Eskişehirde Türkler, Yenişehirde Çinliler oturur) Kızılnehir, Sıttık Buğrahan Gazi'nin medfun bulunduğu Meşet yolu ile şehrin ortasından geçmekte olan Serment nam rmakların şehre bahşey-lediği tabiî manzaralar, bu Türklüğün Atayurdu'nu tarifi kabil olmayan güzelliklerle süslemektedir.

Kaşgar'da her türlü meyva ağaçlan, geniş bağlar, semaya ser çekmiş ağaçlar ile çevrili çiftlikler pek çoktur. Sudan ağaçtan hâlî bir yeri bulunmayan bu şehrin umumiyetle ahalisi ziraatle iştigal etmektedirler. Kaşgar'ın arazisi yağlı toprak olduğu için her sene ahali bereketli mahsûl alır. Başlıca ziraati: Pamuk, buğday, pirinç, arpa, yulaf, darı, akdarı gibi maddelerdir. Bunlardan pirinç ve buğday başlıca ve esaslı mahsûllerdendir. Burada vesaiti nakliye umumiyetle o tarihlerde deve ve hayvanlarla olduğu için bu mahsuller harice sevk edilemezdi. Kaşgar'ın ihracatı ithalâtına nisbeten çok azdı, halkın muhtaç olduğu bütün eşyalar Rusya'dan gelmekteydi.

Kaşgar'da o zaman 114 mahalle, 108 cami mevcut olup bu camilerin en büyüğü, içinde binlerce kişinin namaz kıldığı "İdigâh" Camiidir ki, Kaşgar'ın son Hanı olan Yakup Han merhum inşa ettirmiştir, îdigâh ismiyle yâd edilen bu camiin bulunduğu mahal, halkın pazar kurdukları tahminen 15-20 bin kişinin cevelânına müsait bir meydandır.

Kaşgar'da mâruf ve meşhur 115 medrese vardı. Hanlık medresesi, Kazak medresesi, Tohta Hacı Bay medresesi, Ahunt Hacı medresesi, Vanlık medresesi, Dorga Bey medresesi, Tâci Hâkim Bey medresesi, Lay Peşdah medresesi, İdigâh medresesi vb. en meşhurları olup, her birinde 200'den dûn olmamak üzere talebe okumaktadır. Esas tahsilleri Arapçadır. Kaşgar çocukları, gençleri akıllara hayret yerecek derecede zeki, muaşeret kaidelerine vâkıf, büyüklerine saygı göstermekle mârufturlar. Bu gençler zamanın fen ve sanatını talim eyleyen mekteplerde okumak için büyük hevesler göstermekte idiler.

Daima hayâlimde yaşattığım bu cevval ve kabiliyetli asıl Türk gençleri, yobazlar tarafından medreselerin köhne sakafları altına gömülmüş ve içinden çıkılmaz kitapların ezgisi altında boğulmaya mahkûm edilmiş olmalarına rağmen kabiliyet ve hilkatin kendilerine bahşettiği enerji sayesinde zaman zaman mevcudiyet göstermekten geri kalmamışlardır. Bu medreselerin hepsi bol vakıflar ile idare olunmaktadır,
Kaşgar ve Altı Şehirde âsâr-ı ecdat:

Kaşgar'da Dokuzak (aslı Dokuz Tuzak) havalisinde Dakyanos, Helâ-gû harabelerinden tek tük ev bacalarına, yıkılmış, nakışları dökülmüş duvarlara tesadüf edilir, fakat bunlar ehemmiyetten tamamen sakıt olmuş binalar ve eserlerdir. Bu harabeleri ilk nazarda gören insan hiçbir şeye hükmedemez, yalnız âdi bir imardan ibaret toprak ve taş yığınları deyip geçerler. Bu eserlerin kıymetli taşları kısmen sökülmüş, nakışları duvarlardan soyulmuş, Avrupa'nın muhtelif şehirlerinden ve Rusya'dan gelen sözde eser âlimleri bu kıymetli Türk eserlerim soymuşlar ve çıplak bir hale getirmişler. Bu eserlerin baki kalan toprak ve taşlan da tekyeler, hanegâhlar inşasında kullanılmıştır.

Kaşgar'dan iki saat bir mesafede kâin Üstün Artuş yolunda Kara-han padişahları zamanından kalmış dağ içlerinde oyulma suretiyle inşa edilmiş birçok eserlere tesadüf edilir. Bu eserlerin duvarlarında bâzı nakışlar ve Uygur yazılan görülmektedir, içerleri müstakü, mürabbah ve oldukça geniş odalardan ibarettir.

O civar dağlarında bu gibi oyma eserler pek çoktur, düşman gözlemek maksadıyla bu binaların yapıldıkları tahmin edilmektedir. Asdın Artuş denilen mahalde Siddık Buğrahan ile Nasraddin Samanî'nin medfun bulunduğu mahalden yüz mil mesafede "Şah Padişahın" nâmı ile yâd edilen mevkide dahi bâzı dağların tepe ve yamaçlarında bu gibi oyma binalar görülmektedir. Siddık Buğrahan gibi namlı bir gazinin, Türk tarihine şeref veren bir kahramanın türbe direkleri yabancılar tarafından yıkılmış, kapı pencereleri kırılmış, tahrip edilerek bir enkaz haline getirilmiştir. Bu elîm manzarayı gözlerimle gördüm ve müteessir oldum.

 

 

  Bu web sitesi ile ilgili soru veya görüşlerinizi  hurgokbayrak@kaynet.net adresine gönderin
Telif Hakkı © 20002004
HÜR GÖKBAYRAK
       Site içeriğinin (metin ve grafikler) tüm kullanım hakları Hür Gökbayrağa aittir. Kaynak Gösterilerek Kullanılabilir
 Son Değiştirilme Tarihi:
Pazartesi, 03 Ocak 2005 01:03:55
 Tüm Hakları Saklıdır.
  İnternet Explorer ve 1024 X 768 piksel çözünürlülükte rahat izleyebilirsiniz