|
DOĞU
TÜRKİSTAN’DA İSTİKLÂL SAVAŞI
GULCA
KATLİAMININ 8.YIL DÖNÜMÜ
( 4 ŞUBAT 1997 )
Mehmet
Emin BATUR
"Doğu
Türkistan’ın istiklâli uğruna
canlarını feda
eden
aziz
şehitlerimizin ruhlarına
ithaf olunur..."
Ö N S Ö Z
Dünya
tarihine “Gulca Katliamı” olarak geçen bu hadise, 1949 yılından beri
işgalci
Kızıl Çin hükümetinin Müslüman Doğu Türkistan halkına karşı uygulaya
geldiği insanlık dışı baskı, zulüm, işkence, asimilasyon, ekonomik
sömürü ve ırki aşağılama siyasetine karşı Doğu Türkistan Türklerinin
başlattığı millî İstiklâl Hareketinin 429. sunun adıdır.
Tarih 4
Şubat 1997 Doğu Türkistan’ın Gulca vilayetinde Kadir gecesi Kur’an
okumak üzere bir evde toplanan Doğu Türkistanlı kadınların Çinli
polisler tarafından eve yapılan bir baskınla evden dışarı çıkarılması ve
bu zorbalığa direnen kadınların üzerine ateş açmaları ile birkaç Doğu
Türkistanlı kadınımızın şehid edilmeleri sonucunda patlak veren olaylar
kısa sürede bütün Doğu Türkistan’a yayılmış ve bir “ millî İstiklâl ”
hareketine dönüşmüştür. Netice itibariyle Doğu Türkistan halkı yüzlerce
ve hatta Çin hükümetinin dünya kamuoyunun gözünden sakladıklarını da
hesaba kattığımızda bi nlerle
ifade edilebilecek sayıda evladını şehid vermiştir. O günlerde çifte
standartçı bazı dünya haber kaynakları Çin’in ağzından aldıkları
haberleri vermekle yetindiler. Dolayısıyla, böylesine eşine az rastlanır
bir özgürlük savaşı ve uğrunda verilen sayısız şehid dünya kamuoyunun
gözünden saklanmaya çalışıldı.
4 Şubat
olaylarından sonra Çin hükümeti sıradan bahanelerle bir tutuklama
kampanyası başlatmış olup, gece baskınları ile evlerden Doğu Türkistanlı
gençleri topladılar ve meçhul akıbete doğru götürdüler. Aylar sonra
polis merkezlerine yakınlarından haber almaya gidenlere genellikle
verdikleri cevap şu oldu.” Cezaevinden kaçmaya çalışırken
vuruldu.” Şu
anda sorgusuz sualsiz yıllardır çalışma kamplarında ve hapishanelerde
ölüme terk edilen 80.000 Doğu Türkistanlı bulunmaktadır. Kendi
gölgesinden bile korkan bu Çinli yöneticilerin bundan sonraki
uygulaması ve hedefi bütün imkanlarını kullanarak ve dünyadaki bazı şer
odaklarını ve ülkeleri de arkalarına alarak 40 Milyondan fazla nüfusa
sahip Doğu Türkistan halkını tamamen asimile etme ve tarih sahnesinden
silme çabasındadır. 4 Şubat 1997 Gulca katliamının üzerinden 4 yıl
geçmiş ve 5. yılına girmiştir. Dünya insan hakları ihlallerinden bahsede
dursun, Doğu Türkistan da tam bir insanlık suçu işlenmektedir.
İnsanların
en temel hakkı yaşama hakkıdır.Bu hak her gün, her dakika Doğu
Türkistanlıların elinden alınmakta, her an ölümle burun buruna
yaşamaktadırlar. Dünya İnsan Hakları Örgütleri ve uluslararası Af Örgütü
tarafından insan hakları ihlalleri yönü ile “sabıkalı” ilan edilen Çin,
dünyanın gözünü boyamayı, tarihteki sinsi, entrikacı ve ikiyüzlülük
maharetini kullanarak sürdürmekte ve başarabilmektedir. “ Şanghay
Beşlisi” adı altında oluşturduğu “Şer Beşlisi” ile kendisinin dışındaki
diğer ülkeleri kendi çıkarlarına alet ederek kullana gelmekte, 11 Eylül
hadisesini fırsat bilerek uluslar arası terörizmle mücadele adı altında
dünya ülkelerinin de desteğini alarak kendisi Doğu Türkistan da tam bir
“devlet terörü” suçunu işlemektedir.
Yakın bir
gelecekte kesinlikle bütün dünyanın başına bela olacak olan Çin, bugün
için dünya
barışından söz ederek özellikle de ekonomisi bozuk ve Çin’in ticaretine
ihtiyacı olan ülkeleri kıskacına almaya çalışmaktadır. Sıra diğer
ülkelere de gelecektir. Bazı siyaset bilimcilerin tabiri ile “Sarı
Okyanus” taşmaya devam etmektedir. Bunun tek olarak farkına varan ülke
ABD’dir, ve tedbirini almaktadır. Afganistan meselesi bu tedbir
girişimlerinden bir tanesidir. Çin karakterini en iyi bilmesi gereken
Batı Türkistan devletleri ve Türkiye her nedense meseleyi pas
geçmektedir. İnşallah sonu hayırlı olur.
Çin’in
işlediği“Gulca Katliamının” yıldönümünü vesile ederek bütün dünyayı bir
kez daha Çin tehlikesine karşı uyarma vazifemizi yerine getirmek
istedik. 4 Şubat 1997 Gulca olayları Doğu Türkistan özgürlükçülerine bir
ilham ve ışık kaynağı olmaya devam edecektir. Bütün şehidlerimizi
rahmetle, minnetle anarken mekanları cennet olsun diyoruz.
A.Şekür TURAN
(Kültür
Bakanlığı Emekli Müşaviri)
GİRİŞ
Muhterem Doğu Türkistan dostları, zulme karşı olanlar,
“insanlara özgürlük, milletlere istiklâl” fikrini savunanlar, insanların
temel hak ve özgürlüklerini her şeyden üstün tutanlar, Eşref-i mahlûkat
olarak yaratılan insanoğlunun en başta gelen hakkının yaşama hakkı
olduğuna inananlar!
Bilindiği gibi milletimizin başta gelen ve oldukça önemli
olduğuna inandığımız noksanlıklarından biri, binlerce yıllık şanlı
tarihimizde geçen bazı mühim ayrıntı ve olayları göz ardı etmemiz ve
yeri geldikçe yazarak tarihe bir not düşmeyi ihmal edişimizdir.
Bu durum
ne yazık ki, neredeyse bir millî miras gibi günümüze kadar süre
gelmektedir. Hepimizde biliyoruz ki, bu güne kadar ki tarihi eserlerde
yerini alamamış ve karanlıkta kalmış olan sayısız önemli konular vardır.
Bu konular arasında belki de geleceğimize ışık tutacak ibret almamızı
gerektiren ve gelecek nesillere intikal ettirmemiz icâ b
eden hususlar mevcuttur, ve bunları ne yazık ki gelecek nesillere
intikal ettiremedik.
Elinizdeki
bu mütevazı kitapçığı sizlere sunmakla 1949 yılından beri Çin esareti
altında bulunan, bütün imkansızlıklara rağmen , bir çok dünya
devletlerinin adını anarken dahi ihtiyatlı davranmak zorunluluğunu
hissettiği Çin emperyalizmine karşı, “ Özgürlük Savaşı” vermekte olan,
aziz vatanımız Doğu Türkistan’ın kurtuluşu yolunda belki önemli bir
kilometre taşı sayılacak 4 Şubat 1997 “Gulca Olayları, diğer bir deyişle
Gulca Katliamı” hakkında, Türkiye ve Dünya basınında neler yazılmış,
dünyada ne derecede yankı bulmuş, bu konu hakkında kim ne demiş? Ve de
en önemlisi Doğu Türkistanlılar üzerindeki etkisi ne olmuş? Bütün bu
hususlardaki ulaşabildiğimiz haber, yorum ve görüşleri sizlerle
paylaşmak ve böylece Şubat 1997 Gulca olaylarının sıradan bir olay
olmayıp, bütün dünyada Özgürlük Mücadelesi veren Milletlere önemli ve
ibretli bir misal olması gereken “ millî İstiklâl” hareketi olduğunu
ortaya koymak ve böylece, Doğu Türkistan Kurtuluş Mücadelesi Tarihine
bir kayıt düşmek istedik.
Yaptığımız alıntılarda Doğu Türkistan için kullanılan Sincan
tabiri bize ait değildir. Alıntı yapılan kaynaklara sadık kalınması için
değişiklik yapılmamıştır. Kızıl Çin işgali altındaki Doğu Türkistan da
meydana gelen “millî İstiklâl Hareketleri” için ve “millî İstiklâl
Hareketlerine” katılanlar için başta Çin Devleti yöneticileri, Çinli
basın-yayın kuruluşları ile dünyadaki diğer basın-yayın kuruluşlarının
bir kısmı tarafından “isyan, başkaldırı, kıyam-asiler, isyancılar,
teröristler vb” gibi birtakım tabirler kullanılmaktadır. Bu tabirlerin
kullanılması kesinlikle doğru değildir. Zira bu tabirleri kullanabilmek
için Doğu Türkistan Türklerinin, Çin Devletinin hakimiyetini gönül
rızası ile kabul etmiş olmaları gereklidir. “millî İstiklâl
Hareketlerine” katılanlar ve onlardan önceki kuşaklarda Çin hakimiyetini
değil gönül rızası ile , silah zoruyla dahi kabul etmemişlerdir. Doğu
Türkistan’ın Çinliler tarafından sinsi yöntemlerle vahşice işgal
edildiği bütün dünyaca malumdur. Bundan dolayı Doğu Türkistan da Çin
hakimiyetine son vermek için yapılan girişimler “millî İstiklâl
Hareketi”, bu harekete katılanlar ise “ İstiklâl Savaşçıları”dır.

Aziz vatanımız
Doğu Türkistan’ın Kurtuluşu yolunda canlarını feda eden bütün
şehid’lerimize cenab-ı haktan rahmet diliyor, geride kalanlara da kutsal
davamız yolunda azim ve kararlılık temenni ediyoruz. “Ümitsizlik
Şeytandandır” Hadis-i Şerifi unutulmamalı. Mehmet Emin BATUR
DOĞU
TÜRKİSTAN COĞRAFYASI
GULCA (İLİ
)VİLAYETİNİN DOĞU TÜRKİSTAN
HARİTASI
ÜZERİNDEKİ YERİ
GULCA’YA
ÇİNLİ'LERİN BAKIŞI
Gulca vilayeti Doğu Türkistan’ın kuzeyinde yer alan yüzde yüz Uygurların
yaşadığı bir Uygur bölgesi iken son yıllardaki Çinli göçmen getirilip
yerleştirilmesi sonucunda Uygur nüfusu azınlığa düşürülmüştür. Çin
yönetimi tarafından yayınlanmakta olan “ Sinkiang Yıl namesi’nin” 1999
yılı sayısında ilan edildiğine göre Gulca vilayetinin genel nüfusu 3
milyon 67 bin 372 kişi olarak belirtilmiş, bunlardan Uygur nüfusu
560.226, Çinli nüfusu 667.810, Kazak nüfusu 473.069 olup geriye kalanlar
ise Daghur, Tatar, Shiwe, Rus, Tungan, gibi topluluklardan oluşmaktadır.
Gulca şehrine bağlı bölgeler ise; Gulca Nahiyesi, Korgas Nahiyesi, Nilka
Nahiyesi, Mongulküre Nahiyesi, Tekes nahiyesi, Tokustara Nahiyesi, Künes
Nahiyesi, Çapçal Nahiyesi, olmak üzere 8 Nahiye Gulca’ya bağlıdır.
Çin
hükümeti Üç Vilayet İnkılabı neticesinde kurulan 12 Kasım 1944 Doğu
Türkistan Cumhuriyetinin beşiği olarak saydıkları Gulca vilayetindeki
Uygurları uzun zamandan beri “Göze Saplanan Çivi” ve “ Sınır
Bölgesindeki Büyük Tehdit ” olarak bakmakta idiler. 1962 yılındaki,
Uygurların Kazakistan’a geniş çaplı geçiş olayından sonra Çin hükümeti
bu bölgedeki Uygurlara yönelik baskısını gitgide arttırmaya başladı ve
bu bölgeye aralıksız olarak Çinli göçmen getirerek Uygurları azınlığa
düşürdü. Çinliler Gulca vilayetinin ismi ile beraber kuzey
bölgelerimizdeki vilayetlerinin çoğunun isimlerini değiştirerek Çince
isimler verdiler. Bundaki maksat bu bölgelerdeki Uygurların her yönlü
varlığına son vermektir. İkinci olarak ta, Gulca vilayetindeki Uygur
işçiler, öğretim görevlileri ve memurları “yaygınlaştırma” adı altında
köy ve uzak mezralara, başka bölgelere sürgün etme ve mecburi emekliye
ayırma şeklinde uygulamalara başladılar.
Gulca halkı mizaç
itibariyle birçok bölge halkına oranla daha cesaretli, aydın,
yenilikleri çabuk benimseyen, hakkını arayan bir kişiliğe sahiptir.
Ayrıca Mesut Sabri Baykozi, Ahmetcan Kasimi, Sadir Pehlivan, Gani Batur,
gibi büyük önderler yetiştiren bir vilayet olma özelliği de taşıyor.Bu
nedenle Çinliler Gulca halkını daima potansiyel bir tehlike olarak
görmüş, dolayısıyla devamlı olarak buradaki baskıyı daha şiddetli
uygulamıştır. Uyguladıkları şiddet ve baskıya açık bir misal 4 Şubat
1997 Gulca Katliamı.
KATLİAMIN
BAŞLAMASI VE GELİŞEN OLAYLAR
4 şubat
1997 GULCA
4 Şubat
1997 Gulca Olayları, Çinlilerin bu güne kadar hangi yöntem ve metotlarla
Doğu Türkistan’daki mevcudiyetini sürdürebilmekte olduğunun açık bir
göstergesidir. Her kanlı bastırma hareketinden sonra yaralarını saran
bir süre sonra toparlanma fırsatını bulan Doğu Türkistanlılar ikinci bir
“millî İstiklâl Hareketine” erişemeden Çinli işgalcilerin tahrikleri ile
zamansız başlayan “millî İstiklâl Hareketleri” yine Çin cellatları
tarafından kanlı bir şekilde bastırılmaktadır.
(RESİM-1)
Fakirliğe,
açlığa, sefalet ve ölüme bile tahammül edebilen Doğu Türkistanlılar
millî ve manevi aşağılanmaya asla rıza göstermemekte ve bütün
katliamlarda bu hususlardaki tahrikler sonucunda ortaya çıkmaktadır. 4
Şubat Gulca Olaylarını değerlendiren Muhterem yazarımız Mustafa Necati
Özfatura bakınız neler söylemiş:
“Doğu Türkistan
Türkleri, 5 Şubat 1997 tarihinde Çin yönetimine karşı Doğu Türkistan'ın
Gulca şehrinde büyük bir ayaklanma düzenledi. Bu ayaklanma Doğu
Türkistan Türklerinin uzun yıllardan beri Çin yönetiminden kurtulmak
için sürdürdüğü bağımsızlık mücadelesinin bir devamıydı. Çin yönetimi,
bizzat kendisi tahrik ettiği Gulca ayaklanmasını, her zaman olduğu gibi
yine çok kanlı bir şekilde
bastırdı.
Görgü
şahitleri, uluslararası kuruluşlar ve dış basının verdiği haberlere
göre, Çin güvenlik kuvvetleri Gulca ayaklanması sırasında 400 Doğu
Türkistan Türkünü olay yerinde şehit etmiş, pek çoğunun ağır
yaralanmasına sebebiyet vermiş ve ilk aşamada 2000 kişiyi tutuklamıştır.
Ölen 400 kişinin 16'sı, havaların aşırı soğuk olması nedeniyle
üzerlerine sıkılan tazyikli su nedeniyle donarak ölmüş, 90'ı dövülerek
öldürülmüş ve 160'ı da Çin güvenlik kuvvetlerinin açtığı ateşle şehit
edilmiştir. Çin yönetimi, Gulca ve civarındaki bütün doktorlara bir
genelge göndererek, ayaklanma sırasında yaralananların tedavilerini
yasaklamış, tedavi edenlerin ağır cezalara çarptırılacağını duyurmuş ve
böylece pek çok Doğu Türkistanlının gerekli acil tedavileri göremeden
hayatını kaybetmelerine veya sakat kalmalarına sebebiyet vermiştir. En
acıklısı, 12 Mart 1997 tarihinde tutuklanan babasının serbest
bırakılmasını talep edip Gulca’daki hükümet binasının önüne gelip
buradan ayrılmak istemeyen 8 yaşındaki Fatime adlı bir kız çocuğuyla,
eşinin serbest bırakılmasını talep eden Gülizar adlı hamile bir genç
hanımın Çin güvenlik kuvvetleri tarafından olay yerinde öldürülmeleri
olmuştur.
Çin yönetimi,
Gulca ayaklanmasının kanlı bir şekilde bastırılmasından sonra da, uzun
yıllardan beri Doğu Türkistan Türklerine karşı yürüttüğü keyfi
tutuklama, işkence ve idam cezalarını bütün şiddetiyle devam
ettirmiştir. 5 Şubat 1997 ile 31 Aralık 1997 tarihleri arasında bütün
Doğu Türkistan'da 100.000’den den fazla Doğu Türkistanlıyı tutuklamış,
tutuklulara ağır işkenceler uygulamış ve uluslararası televizyon kurumu
CNN'in 9 Aralık 1997 tarihinde yayınladığı bir haberinde de teyit
edildiği gibi 1000'den fazla Doğu Türkistan Türk’ünü idam etmiştir.
Böylece, Çin yönetiminin son üç yılda tutukladığı Doğu Türkistanlıların
sayısı 500.000’i aşmıştır. Şu anda Doğu Türkistan'da her aileden en az 1
veya 3 kişi tutukludur.
Mevcut
hapishaneler ağzına kadar dolduğu için hapishane olarak kullanılmak
üzere yeni barakalar kurulmuş, eski fabrikalar ve hatta “yasak inşa
edildiği” ileri sürülerek ibadete kapatılan camiler geçici hapishane
olarak kullanılmıştır. İşlemediği suçları itiraf ettirebilmek için
tutuklular kızgın demir üzerinde yürütülmüş, vücudunun çeşitli yerlerine
kızgın yağ dökülmüş ve derileri yüzülmüştür.Dünya Af Örgütü Amnest
International'a göre, Doğu Türkistan Türklerine karşı uygulanmakta olan
idam cezalarının çoğu “ekstra-judicial exocution” yani yargısız infaz'
dır. Beş bin yıllık tarih, kültür ve medeniyete sahip olmakla övünen
Çinlilerin Doğu Türkistan Türklerine karşı uyguladığı bu zalimane
soykırım, siyasi baskı, kültürel eritme, ekonomik sömürü, ekolojik yıkım
ve ırki aşağılama siyaseti, Doğu Türkistan'ı bir barut fıçısına
çevirmiştir.”
Mao’nun fikir
babası olan Lenin ve Stalin tarihe karıştı, eski Sovyetler Birliğinin
taşeronu Çin ise, Komünizmin dünyadaki tek uygulayıcısı olarak
varlığını sürdürmektedir.Bu kadar uzun süredir insan fıtratına aykırı bu
komünizm sistemini devam ettirebilmesinin tek sebebi de acımasızlığı ve
kan içiciliğidir. Yıllarca bir vilayetten diğer bir vilayete dahi haber
sızdırmayan Çin yönetimi artık bunu başarmakta güçlük çekmektedir.Son
zamanlarda belli bölgeleri ziyaret etmelerine izin verilen yabancı
turistler hasbelkader karşılaştıkları olayları bir yolunu bulup dışarıya
sızdırmakta ve böylece dünya bazı olayları kısmen de olsa
öğrenebilmektedir.İşte buna birkaç örnek:
YABANCI
UYRUKLU PROFESÖRÜN
ANLATTIKLARI
Bölgede yaşayan
yabancı uyruklu bir Profesörün telefonla anlattıklarına göre kent ve
çevresinde 5, 6 Şubat tarihlerinde meydana gelen olaylardan sonra asker
ve Polis tarafından kuşatma altına alındığını belirterek, 00.00 ve 07,00
saatleri arasında sokağa çıkma yasağı uygulandığını söyledi. (RESİM-2)
Aynı
kaynak, meydana gelen olaylarda(4.2.1997) 100’ e yakın Müslüman’ın
öldüğünü ve çok sayıda kişinin yaralandığını belirterek,yerel basının
yaklaşık 1000 kişinin tutuklandığının haberini bildirdi. Havaalanından
bir yetkilide, geçen haftadan bu yana tüm uçuşların iptal edildiğini ve
birkaç günde yeniden hava trafiğine açılması beklenen havaalanının
ordunun denetiminde bulunduğunu kaydetti.
İKİ
ÖĞRETMENİN ANLATTIKLARI
Katliamlardan kurtulmayı başaran Doğu Türkistanlı iki öğretmenin
Kazakistan sınırından geçtikten sonra Gulca’daki son durumla ilgili
önemli bilgiler getirdiği bildirildi. İsimleri açıklanmayan iki
öğretmenin verdiği bilgiye göre Gulca’ya katliamdan sonra yüzlerce Tank,
iki bin dolayında Çin askeri gönderildi.
Kazakistan’a ulaşan iki öğretmen Bayram namazı sırasında Gulca’da
işlenen vahşete tanık olduklarını belirterek:
“ Rast gele
açılan makineli tüfek ateşi sırasında yüzlerce Türk sokak ortasında can
verdi. Çok sayıda ev yakıldı işyerlerine roketlerle, bombalarla saldıran
Çin askerleri bazı Türk evlerini tanklarla yıktı.” dediler. Gulca’da
Rusça dersleri veren bir Rus öğretmen de Rus İnter Tass ajansına
telefonla yaptığı açıklamada çatışmaların 4 gün boyunca sürdüğünü
söyledi. (RESİM-3)
O günlerde, Doğu
Türkistan’ın 88 bölgesinde “millî İstiklâl Hareketi” devam ediyordu.
Yalnız Gulca’da 196 mücahit öldürüldü. 3 bin 500 soydaşımız temerküz
kamplarında, tutuklu sayısı 70 bine ulaştı.
Doğu
Türkistan’ın Gulca Şehri’nde Ramazan bayramının hemen öncesinde başlayan
sokak gösterilerinin ardından ülkenin büyük bir bölümünde Çin işgal
kuvvetleri sokağa çıkma yasağı koydu. Gulca katliamından sonra şehir
merkezinde bulunan binalara keskin nişancılar yerleştiren Çin ordusu
kadın ve çocuklara bile ateş açtı. Bölgeden son alınan haberlere göre
ilk üç hafta içerisinde keskin nişancıların açtığı ateş sonucu en az 35
Türk hayatını kaybetti.
İNSANLARI
DONDURARAK TOPLUCA
KATLEDİYORLAR
Görgü
şahitlerinin ifadelerine göre, Gulca'da Çinlilerin giriştiği katliamı
duyarak buraya akın eden halk şehrin girişinde Akösteng mevkiinde
durduruldu. Kalabalığı etkisiz hale getirmek için göz yaşartıcı bomba
kullanan Çin ordusu, aranzörlerle halkın üzerine su sıktı. Soğuk su ile
ıslatılan insanlar , gruplar halinde ambarlara ve spor salonlarına
kapatıldılar.
Görgü
şahitleri, bu mekanlarda -31 dereceye kadar düşen soğuk nedeniyle
binlerce kişinin öldüğünü söylediler .Ayrıca Gulca'ya bağlı Tohoçiyüz
kasabasında, 11 kişilik mücahid grubu evinde misafir eden Abdülaziz Kari
adındaki bir Müslüman, çıkan çatışmada 7 kişilik ailesi ile birlikte
hunharca katledildi. Çatışmada,11 mücahid şehid düşerken," l5 Çin askeri
de öldürüldü.Bu tür çatışma ve katliamların yoğun şekilde devam ettiği,
ancak kuşatma altında olmasından dolayı bölgede olup biten olaylar
hakkında bilgi alınamadığı bildiriliyor. Doğu Türkistan da esaret
altında yaşayan Müslüman Türk halkının, iptidai silahlarla Çin ordusuna
karşı direndiği de gelen haberler arasında öte taraftan, Çin yönetiminin
bölgeyi Çinlileştirmek için Doğu Türkistan'a yerleştirdiği Çinli
göçmenler, devam eden yoğun çatışmalardan dolayı bölgeyi hızlı bir
şekilde terk ederek Çin’e kaçıyor.
Bu yüzden
tren biletleri, karaborsada normal fiyatının 5-6 katına satılıyor.Doğu
Türkistan’ı esaretten kurtarmak için Çin ordusuna karşı silahlı
direnişin yayılarak devam ettiği bildiriliyor. Müslüman Türk halkı,
bütün olumsuzluklara rağmen, Çin ordusuna karşı koymaya çalıyor, Hoten
vilayetinde başlatılan istiklâl hareketi büyük bir hızla yayılıyor. Bu
çerçevede gerçekleştirilen harekatlar sonucunda Guma, İlçi, Karakaş ve
Lop Çin işgalinden kurtarıldı. Müslüman Türklerin ele geçirdikleri
bölgelerde işgalci Çin askerlerinin öldürüldüğü veya esir alındığı,
Çinli memurlar ile Çinli yerleşimcilerin ise kaçtığı bildirildi.
Ayrıca,
Çin ordusu, Doğu Türkistan halkına lojistik destek ve silah sevkıyatını
engellemek için Kazakistan sınırında yoğun önlemler aldı. Bu çerçevede
Kazakistan ile bağlantıyı sağlayan demiryolu 5 Şubat tarihinden beri
kapalı bulunuyor.
BİR GÜNDE
100 MÜSLÜMAN İDAM EDİLDİ
Fransız Haber Ajansı AFP'nin haber kaynaklarına göre, Kazakistan sınırı
yakınlarındaki Yining (Asıl adı İli) kentinde 5 ve 6 Şubat tarihinde
meydana gelen “millî İstiklâl Hareketlerinden” hemen sonra bin kişi
tutuklandı.
100
Uygur asıllı Müslüman 6 Şubat tarihinde jet hızıyla yargılanarak, aynı
gün idam edildi. Kazakistan'a 50 kilometre uzaklıktaki Yining kentindeki
ayaklanma Kazakistan'da sürgün yaşayan Uygur Yusuf Bek Muhlisi
tarafından
da
doğrulandı. Doğu Türkistan Kurtuluş Cephesi Lideri Yusuf Bek Muhlisi ilk
4 ayda yaklaşık 18.000 kişinin tutuklandığını da bildirdi.
İLİ
VİLAYETİNDE 30 KİŞİYE ÇEŞİTLİ İDAM VE HAPİS CEZALARI VERİLDİ
21. 9.1999
tarihinde Gulca vilayetinde 29 Uygur ve bir Kırgız tutuklandı. Bunlardan
3'ü vurularak öldürüldü. Diğerleri ise çeşitli cezalara
çarptırıldı.Bunların hepsini “millî Bölücü, Zorba Terörist, Kanunsuz
Dini Unsur” diyerek iftiralar ile cezaya çarptırıldılar.
Bu 30 kişinin
isimleri ve verilen hükümler aşağıdadır.
1- Nurahmet
Niyaz, Uygur, 32 yaşında, Gulca şehriden, ölüm cezasına hükmedilip,
silahla vurularak öldürüldü.
2- Enver
Nurdun, Uygur, 25 yaşında, Tekes Nahiyesinden, 2 Yıl sonra
gerçekleştirilmek üzere ölüm cezasına çarptırdı.
3- Kurban Hüseyin,
Uygur, 28 yaşında, Gulca şehrinden, ölüm cezasına hükmedilerek
vurularak öldürüldü.
4- Mehmet Can
Emet, Uygur, 27 yaşında, Aksu Kelpin na hiyesinden, 2 Yıl sonra
gerçekleştirilmek üzere ölüm cezasına çarptırıldı.
5- Yusufcan Abliz
Uygur, 22 yaşında, Tekes nahiyesinden süresiz hapis cezasına hükmedildi.
6- Abdullam
Abdülselam, Uygur, 30 yaşında, Gulca şehrin den, süresiz hapis cezasına
hükmedildi.
7- Emincan Tursun,
Uygur, 37 yaşında, Gulca şehrinden, 20 yıllık hapis cezasına
çarptırıldı.
8-Rustem Ömercan,
Uygur, 27 yaşında, Gulca şehrinden, 15 yıllık hapis cezasına
çarptırıldı.
9-Nurmuhammet
Tursun, Uygur, 25 yaşında, Gulca şehrin den, 10 yıllık hapis cezasına
çarptırıldı.
10-İbrahim
Muhammet, Uygur, 22 yaşında, Gulca şehrinden, 2 Yıl sonra
gerçekleştirilmek üzere ölüm cezasına çarptırıldı.
11-Turgan
Seydullam, Uygur, 29 yaşında, Çapçal nahiye sinden,Ölüm cezasına
çarptırılmış olup kurşuna dizilerek şehid edilmiştir.
12-Abdukadir
Abdurahim, Uygur, 28 yaşında, Çapçal nahi yesinden, , 2 Yıl sonra
gerçekleştirilmek üzere ölüm cezasına çarptırıldı.
13-Ablimit
Abdukeyyum, Uygur, 22 yaşında, Gulca şehrinden, süresiz hapis cezasına
hüküm verildi.
14-Abdukebir
Savut, Uygur, 20 yaşında, Gulca şehrinden, 14 yıllık hapis cezasına
çarptırıldı.
15-Sultan
Nurahmet, Uygur, 28 yaşında, Gulca şehrinden, 2 Yıl sonra
gerçekleştirilmek üzere ölüm cezasına çarp tırıldı.
16-Abdukahar
Kemal, Uygur, 24 yaşında, Gulca şehrinden, süresiz hapis cezasına
çarptırıldı.
17-Abdukuddus
İlyas, Uygur, 22 yaşında, Gulca şehrinden, 8 yıllık hapis cezasına
çarptırıldı.
18-Rishat Ömer,
Uygur, 23 yaşında, Gulca şehrinden, 5 yıllık hapis cezasına çarptırıldı.
19-Sirajidin
Rashidin, Uygur, 28 yaşında, Gulca nahiyesinden, 5 yıllık hapis cezasına
çarptırıldı.
20-Nurmuhammet
Mehmetemin, Uygur, 29 yaşında, Gulca şehrinden, 4 yıllık hapis cezasına
çarptırıldı.
21-Aba Bekri
İsmail, Uygur, 35 yaşında, Gulca şehrinden, 2 yıllık hapis cezasına
çarptırıldı.
22-Abdurahim
Osman, Uygur, 32 yaşında, Gulca şehrinden, 3 yıllık hapis cezasına
çarptırıldı.
23-Abduşekür
Abdurahim, Uygur, 41 yaşında, Gulca şehrinden, 2 yıllık hapis cezasına
çarptırıldı.
24-Tajbek Kasım,
Kırgız, 35 yaşında, Gulca şehrinden, 2 yıllık hapis cezasına
çarptırıldı.
25-Sabit Davut,
Uygur, 23 yaşında, Gulca nahiyesinden, 2 yıl sonra gerçekleştirilmek
üzere ölüm cezasınaçarptırıldı.
26-Zikrullam İmam,
Uygur, 25 yaşında, Gulca nahiyesinden, 2 Yıl sonra gerçekleştirilmek
üzere ölüm cezasına çarptırıldı.
27-Shemshidin
Calaliddin, Uygur, 22 yaşında, Gulca nahiyesinden, 15 yıllık hapis
cezasına çarptırıldı.
28-Shemshidin
Ehmet, Uygur, 21 yaşında, Gulca nahiyesinden, 12 yıllık hapis cezasına
çarptırıldı;
29-Kurban İsmail,
Uygur, 31 yaşında, Gulca nahiyesinden, 14 yıllık hapis cezasına
çarptırıldı.
30-Abdumecit Ethem,
Uygur, 27 yaşında, Gulca nahiyesinden, 3 yıllık hapis cezasına
çarptırıldı.
MİLLİ İSTİKLÂL
HAREKETLERİNİN BAŞLAMASI
DOĞU
TÜRKİSTAN DA GIYABİ CENAZE NAMAZI
Doğu
Türkistan da meydana gelen ayaklanma esnasında, Başkent Urümçi ' de
tutuklandıktan sonra 30 Uygur'un idam edilmesi dolayısıyla bölgedeki tüm
yerleşim yerlerinde “gıyabi cenaze namazı” , kılındığı bildirildi.
Cenaze namazına müdahale etmek isteyen Çin güvenlik güçleri ile halk
arasında çatışmaların tekrar başladığı belirtilirken, Çin askerleri ile
halk arasında 88 noktada silahlı mücadelenin sürdüğü kaydedildi.
(RESİM-6)
Açıklamada,
(5.2.1997) yerel TV ve radyolarda bir konuşma yapan Doğu Türkistan’daki
Komünist Parti Genel Sekreteri Zhang Yü Liang'ın, ayaklanmanın sürdüğünü
kabul ettiği kaydedilerek, “Birçok yerde isyan bastırıldı. 10 kişi suçlu
bulunarak idam edildi” şeklinde konuştuğu belirtildi. Açıklamada ayrıca,
Tayvan'da yayımlanan World News Gazetesi'nde çıkan bir haberde
ayaklanmanın başladığı Gulca kentine bağlı Kipekyüzü ve Çeliyüzü
köylerinde 100'den fazla Uygur'un köy meydanlarında kurşuna dizildiği de
ifade ediliyor.(16.2.1997)
Ezeli ve ebedi
Türk-İslâm yurdu olan Doğu Türkistan topraklarını zorbalıkla işgal eden
Çinliler, Müslüman Türkleri yurtlarında azınlık durumuna düşürmek için
devamlı Çinli göçmen getirip Doğu Türkistan topraklarına
yerleştirmektedirler. Bunlarla da yetinmeyen kızıl ordu güçleri Doğu
Türkistan halkının millî ve manevi değerlerini de yok etmeye çalışmakta
ve yaşam haklarını da toplu katliamlarla ellerinden almaya çalışmakta
olduklarından Doğu Türkistan Türkleri zaman zaman millî ayaklanmalar ile
Çin zulmüne karşı durmakta ve Çinlilerden ele geçirdikleri silahlarla
karşılık vermektedir.Gulca olayları sırasında 429. defa millî direniş
hareketine girişen Doğu Türkistan’lılar geçmişten edindikleri
tecrübelerle zaman zaman bazı bölgelerde Çinli işgalcilere karşı üstün
gelebilmekte ve hatta zaman zamanda bazı bölge ve şehirlerin
hakimiyetini ellerine geçirebilmektedir.
Kitabımızın bazı
bölümlerinde bu hususla ilgili önemli ve abartısız haberlerle
karşılaşacaksınız. Doğu Türkistan halkı esareti asla içine sindirmiş ve
kabullenmiş değildir.
4 Şubat 1997 günü Gulca’da başlayan ve kısa sürede bütün
Doğu Türkistan sathına hızla yayılan millî İstiklâl Hareketinin vuku
bulduğu günlerde konuya ciddiyetle eğilen ve destek veren kişi ve
kuruluşların beyanatlarına bir bakalım:
ZİNDANLAR DOLDU!
Gösterilerin
başlamasının hemen ardından Doğu Türkistan genelinde on binlerce Türk
genci tutuklanarak hapishanelere gönderildi. Camilerde cemaat halinde
namaz kılmanın yasaklanmasının ardından Gulca ve Korla da 2 bin,
Urümçi’de 1500 kişi tutuklandı. Halen 70 bin Türk’ün değişik suçlar
bahane gösterilerek hapislerde tutulduğunu belirten gözlemciler resmi
makamları tutuklamalarla ilgili bilgi vermediğini,çoğu tutuklunun ise “
adi ” suçlar olarak gösterildiğini söylediler. .
Doğu Türkistan
Kurtuluş Cephesi ise geçtiğimiz yıl Nisan ayından bu yana toplam 78 bin
Türk gencinin tutuklanarak cezaevlerine veya çalışma kamplarına
gönderildiğini açıkladı. Gösteriler öncesi meydana gelen Deprem ve Çığ
faciasında meydana gelen yıkılma ve hasarlar nedeni ile evlerini
onarmak isteyen ailelere izin verilmediğini ifade eden Doğu Türkistan
Kurtuluş Cephesi yetkilileri mücadelenin ülkenin bütün bölgelerine ve
Çin sınırları içerisine yayılacağını, gerekirse Pekin’de devam edeceğini
söylediler.
BAĞLANTI
KESİLDİ
Doğu
Türkistan’ın tamamına yayılan bağımsızlık gösterilerinin ardından Çinli
yöneticiler ülkenin Dünya ile olan bağlantısını kesti. Hava ve kara
ulaşımı ile telefon görüşmeleri tamamen kapandı. Mücahit kaynaklar Doğu
Türkistan-Çin karayolu ile demiryolunun denetimleri altında bulunduğunu;
önemli bir demir yolu köprüsünün de havaya uçurulduğunu duyurdu.
Daha önceki
bölümlerde bahsettiğimiz gibi, bazı satılmaya müsait beyinli şahıslar ve
basın yayın organları Çin’in istediği gibi konuşmaya ve yazıp çizmeye
devam ededursun, diğer
taraftan da akıl
ve iz’an sahibi, millî ve manevi duyguları olan, insani değerlere önem
veren kişi, kuruluş ve medya mensupları demeçleri ile açıklamaları ile
haber yorum ve eylemleri ile haklının ve mazlumun yanında yer almış ve
büyük ölçüde destek vermişlerdir. Buradan hepsine bütün Doğu
Türkistan’lılar adına yürekten teşekkürü bir borç biliriz. Muhterem
okuyucular bakınız kim ne demiş, hangi basın kuruluşu neler yazmış,
hangi kuruluş nasıl bir eylemle Doğu Türkistan mücahitlerine destek
vermişler görelim.
İLİ
ŞEHRİNE KARŞI KIZIL ÇİN ORDUSUNUN HER AN BİR İMHA HAREKETİ
BAŞLATACAĞINDAN ENDİŞE EDİLİYOR
İşgal
altındaki Doğu Türkistan'da Ramazan ayının sonlarında başlayan Çin
katliamı bütün şiddetiyle devam ediyor. İşgalci Çin yönetimi, insanlık
dışı yöntemler uygulayarak Türkistanlı Müslümanlara akıl almaz
işkenceler yapıyor. Olayların başladığı nokta olan Gulca başta olmak
üzere bütün şehirlerde sıkıyönetim ilan edildi. Gulca'nın bütün cadde ve
sokakları, ağır silahlarla donatılan Çin ordusu tarafından işgal edilmiş
durumda. Kuşatma altındaki Gulca’da halkın elindeki yiyecek stokunun
tükenmekte olduğu ve sıkı yönetim yüzünden dükkanlar kapalı
bulunduğundan temel ihtiyaç maddelerini
temin edemediği ve halkta açlık tehlikesinin baş gösterdiği bildiriliyor.
Çin'in Türklerin yaşadığı Doğu Türkistan’da sıkıyönetim ilan etti. Bir
süredir bölgede yaşanan karmaşanın ve başkent Pekin'de ard arda meydana
gelen patlamaların Çin yönetimini bu yönde karar almaya sevk ettiği öne
sürüldü. Türkiye'de bulunan Doğu Türkistan kaynaklarından edinilen
bilgilere göre,
“Çin yönetimi
bölgede bulunan Müslüman Türkleri sindirmek için geçen hafta 4 saat
süren bir toplantının ardından sıkıyönetim ilan etmeye karar verdi”.
Çin Komünist
Partisi Daimi Komitesi tarafından alınan kararlar, tedbirler paketi
olarak adlandırıldı. Buna göre:
1. Doğu
Türkistan ' da bulunan tüm özel ve resmi dini okullar kapatılacak. Dini
eğitim adı altında yabancı kültürün öğretimine izin verilmeyecek. Aynı
seviyede bulunan öğretim kurumları birbirleri ile ilişki kuramayacaklar.
2. Doğu
Türkistan'da görev yapan savcı ve hakimlerle, teftiş görevi yapanların
azınlıklardan olmamasına özen gösterilecek.
3. Sınır
kontrolleri güçlendirilecek, komşu Orta Asya Cumhuriyetlerinden bölgede
yaşayanların olumsuz etkilenmesi önlenecek. Doğu Türkistan'da bulunan
tüm propaganda malzemeleri imha edilecek.
4. Komite,
toplu taşıma araçlarına birinci derece güvenlik önlemleri uygulamasına
karar verdi.
Bir süre önce
Çin'in başkenti Pekin'de patlayan bombalar üzerine alınan bu kararlar,
saldırının Türkler tarafından yapıldığı varsayımına dayanıyor. Çin’ de
rejim karşıtı güçlerin ve diğer azınlık mensuplarının da bu saldırıların
faili olabileceği ihtimalini dışlamamak gerekiyor.Öte yandan Çin
yönetiminin son Sincan olaylarının ardından etnik azınlıklarla
yakınlaşma politikası izlemeye başladı. Resmi Çin gazetesinin geçen
hafta yayınlanan bir nüshasında, Komünist liderlerle tanınmış Uygur ses
sanatçısını bir arada gösteren fotoğraf yayımlandı. Çin Komünist Partisi
resmi yayın organı Halkın günlüğü gazetesinde yayınlanan fotoğraf, Uygur
ses sanatçısı Kelimu’yu, Devlet başkanı Jiang Zemin ile el sıkışma anını
tespit ediyor. Öte yandan Doğu Türkistan bölgesi yönetimi geçen hafta
bir çağrıda bulunarak yabancı sermayeyi Doğu Türkistan’a yatırım
yapmaya çağırdı.(19.3.1997)
ÇİN ALAYI VURULDU
!
8.2.1997
günü sabaha karşı Urümçi yakınlarında bulunan Çin kara birliği Türk
mücahidler tarafından vuruldu. 1250 Çinli askerin çok sıkı koruma
altında tuttuğu alay içerisinde bulunan askeri hapishanedeki 350 Türk
tutuklu Türk mücahidler tarafından kurtarıldı. 4 saat aralıksız süren
çatışmalar Sırasında Çin birliğinin ağır kayıplar verdiği çok sayıda
karargah binasının tahrip edildiği öğrenildi.
Çinli işgalcilerin
tahrikleri sonucunda patlak veren Gulca ayaklanması esnasında çok
enteresan bir noktaya dikkatlerinizi çekmek istiyoruz.
Milletimizle
uzaktan yakından bir bağı bulunmayan ve yalnızca insan olmak gibi bir
ortak yanımız olan dünyadaki yabancı basın ve yayın organları sahipleri
Gulca Katliamı esnasında şehid edilenlerin sayısını 100’lerle ve hatta
1000’lerle ifade ederken Türkiye’mizdeki Doğu Türkistan adına faaliyet
gösterdiklerini iddia eden bazı şahsiyetler ortaya çıkıp şehid sayısını
olabildiğince azaltarak neredeyse “birkaç kişi” olarak ifade etme
noktasına kadar geldiler. Bu kişilerin hâlâ ayıdan yana mı yoksa mağdur
avcıdan yana mı olduklarını pek anlayabilmiş değiliz. (RESİM-5)
Bunlara benzer
ifadelerden yana olanların bütün kasıtlı ve Çin’in uyguladığı bu büyük
katliam hareketini basit ifadelerle örtbas etmeyi amaçlayanların
gayretleri netice olarak boşa çıkmış, bütün dünyada çok geniş bir
biçimde, ciddi şekilde yankı bulmuştur. Güneşi balçıkla sıvamak
isteyenlerin çamurları ellerinde kalmıştır.
Bu unutulmaz
katliam esnasında kaç şehid verildiği ile ilgili konuları hep birlikte
görelim.
AYAKLANMALARIN
SEBEPLERİ
Doğu Türkistan’
da son yıllarda gittikçe dozunu arttırarak bütün memleket çapına
yayılmakta olan ayaklanmanın sebeplerini daha iyi kavrayabilmek için,
Çinlilerin, Çinli olmayan milletlere karşı izlediği geleneksel
siyasetini gözden geçirmek gerek. Ayaklanmaların tırmanma sebeplerinin
başında Çinlilerin, Çin’deki, Çinli olmayan milletlere karşı izlediği
geleneksel siyaseti gelmektedir.
17. Yüzyılda ünlü
Çin tarihçisi Cang Fu Zi şunları yazmaktadır:
“ Barbarların
ülkesini fethetmek haksızlık değildir , Barbarların katledilmesi
insanlık dışı bir tutum kabul edilmez, barbarların aldatılması
namussuzluk telakki edilemez.”
Çinliler,
komşuları olan çeşitli Türk boylarına ezelden beri “barbar” anlamına
gelen “Şingou” veya “Yeman” demekteydiler. Çinliler de “YI YI CI YI”
diye bir atasözü vardır. Bu sözün manası “Barbarları barbarca yönetmek
gerek” demektir. Yine Çinlilerde:
“Ningzing veygo
bugi canu” diye bir ata sözü vardır. Bu sözün manası da “Uzaktaki,
insanlara taviz versem de kendi idarem altındaki kölelerime hiç bir hak
vermem.”
Eğer bir örnek
vermek gerekirse, Sincan Ci-bao yani Doğu Türkistan’ın Günlüğü adlı
gazetede:
“Çin Halk
Cumhuriyetinde genel nüfusun % 94 ünü Çinliler teşkil ederler. Biz
Çin’deki milletlerin kaynaştırılmasını istiyoruz. Bunu sağlayabilmek
için bir milleti esas almak gerek. Bu millet de Çin milletidir .Azınlık
milletlerle Çinliler arasındaki evlenmeleri hızlandırmak gerek. Çinliler
ile azınlık milletlerin kaynaştırılmasında Çin dili temel edinilmelidir.
Çin'deki milletlerin kaynaştırılmasına karşı çıkmak, sosyalizm ve
komünizmin sağlam temeller üzerine oturtulmasına karşı çıkmak demektir.”
şeklinde Çin şovenizminin, Çin Faşizminin gerçekliğini ifade eden
demeçler yer almaktadır.
Eğer Çin
komünistlerinin bu ülkeyi istila ettiği 1949 yılından buyana Doğu
Türkistan’ da yürüttüğü siyaseti incelenecek olursa, bunun altında Doğu
Türkistan Türklerini tedrici olarak eritmek, barbarca yönetmek ve onlara
hiç bir hak tanımamak siyaseti yatmaktadır. Bu siyasete daha fazla
tahammül edemediği için Doğu Türkistan Türkleri de tedrici olarak eriyip
tarih sahnesinde silinmemek, barbarca yönetimden kurtulmak ve en tabii
haklarını elde edebilmek için mücadele etmektedirler.Doğu Türkistan'daki
şiddet olaylarının sebebi budur.
Sayın M. Necati
Özfatura’nın 10.2.1998 tarihli Gulca katliamının birinci yıldönümü
münasebetiyle yazmış olduğu değerli makalesinde :
...
“Sayın Erkin
Alptekin'in ve görgü şahitlerinin bildirdiğine göre;
Doğu Türkistan
Türkleri Çin zulmü ve işkencelerine karşı öncelikle ülke çapında
örgütlenip silahlanmaya başlamıştır. Zalim Çinlilere karşı kendilerini
korumak ve intikam almak gayesiyle sabotaj, bombalama ve vur-kaç
olayları gittikçe tırmanmaktadır. Çin bayrakları yakılıp, yerine Doğu
Türkistan'ın millî bayrağı asılmaktadır. Devlet, parti ve hükümet
organlarında çalışmakta olan pek çok Doğu Türkistanlı Türk, Çin
yönetiminin Doğu Türkistan'daki siyasetini açıkça eleştirmeye,
demokrasi, gerçek anlamda öz yönetim ve hatta kendi geleceğini tayin
hakkı talep etmeye başlamıştır. Halk, top yekün bir ayaklanmaya karşı
gıda ve ilaç yığınağı yapmaktadır. Bu durum, Doğu Türkistan'a
yerleştirilen Çinli mültecileri de son derece tedirgin etmeye
başlamıştır. Nitekim, Pekin'deki merkez hükümetine yazılı başvurularda
bulunan Çinli mülteciler, Çin yönetiminin Doğu Türkistan halkına karşı
uyguladığı siyasetin bu ülkedeki Çinli mültecileri bir hedef haline
getirdiğini, eğer Çin hükümeti Doğu Türkistan halkını tatmin edecek bazı
olumlu tedbirler almazsa, bu ülkedeki Çinli mültecilerle Türkler
arasında kanlı çatışmaların patlak verebileceğini” bildirmiştir.
AYAKLANMALARI
BASTIRMAK İÇİN ALINAN ÖNLEMLER
Çinlilerin, en
tabii haklarını elde edebilmek için barışçı yollarla mücadele içinde
olan Doğu Türkistan Türklerini sindirebilmek için şiddet yollarına
başvurması, Doğu Türkistan’daki ayaklanmaları daha da tırmandırmaktadır
.
19 Mart 1996
tarihinde Pekin'de toplanan Çin Komünist Partisi Merkez Komitesi Daimi
üyeleri Doğu Türkistan'daki “ bölücülere karşı merhametsiz savaş
yürütülmesi” konusunda 10 maddelik bir karar kabul etmiştir.
Bu kararın, Doğu
Türkistan’daki Çinli yöneticilere tebliğ edilmesinden sonra, Mayıs ve
Haziran 1996 tarihleri arasında Çin güvenlik kuvvetleri tarafından
memleket çapında bir insan avı düzenlenmiş, 50 binden fazla Doğu
Türkistanlı tutuklanmış ve yüzlerce Doğu Türkistanlı idam edilmiştir.
Uluslar arası Af
Örgütü Amnesti’nin raporuna göre, bütün Çin de en çok idam cezaları Doğu
Türkistan da verilmektedir.
Bugün Doğu
Türkistan da, Çinlilerin bu ülkedeki siyasetini eleştiren herkes ağır
hapis cezalarına çarptırılmaktadır. Uluslar arası Af Örgütü Amnesti’nin
genel sekreteri Pıere Sane, 29 Ekim 1996 tarihinde Çin Devlet Başkanı
Jiang Zemin’e yazdığı açık mektubunda, Doğu Türkistan’ın Kaşgar
şehrinde, Çinlilerin Doğu Türkistan Türklerine karşı giriştiği sindirme
siyasetini eleştiren 4 Doğu Türkistanlı gencin 10 ila 15 yıl arasında
hapis cezasına çarptırılmalarını insanlık dışı bir tutum olarak
tanımlamıştır.
HÜR
DÜNYADAN İLK TEPKİLER
1997
YILINDA KAYSERİ DOĞU TÜRKİSTAN
KÜLTÜR VE
DAYANIŞMA DERNEĞİ TARAFINDAN GIYABİ CENAZE NAMAZI KILINDI
14.2.1997
tarihinde Ankara Kocatepe camiinde Kayseri Doğu Türkistan Kültür ve
Dayanışma Derneği tarafından mükemmel bir şekilde organize edilen bir
GIYABİ CENAZE NAMAZI kılındı. Yurdun her tarafındaki Doğu Türkistanlılar
ve Doğu Türkistan Dernekleri harekete geçirilerek binlerce kişinin aynı
gün ve aynı saatte Ankara Kocatepe Camiinde bir araya gelmesi
sağlanmıştır.
Gulca
Katliamı esnasında hayatlarını kaybeden Doğu Türkistan şehidlerinin
gıyabında kılınan ve bütün yurtta geniş yankı uyandıran bu gıyabi cenaze
namazının organizasyonu öncesinde, Kayseri deki bütün siyasi partiler
dernek yönetim kurulu üyeleri tarafından ziyaret edilerek destek
vermeleri istenmiştir.
Kılınan
cenaze namazına:
BBP Genel
Başkan Yardımcısı ve Adana Milletvekili Prof. Dr. Orhan KAVUNCU,
Anavatan Partisi Milletvekili Sadi SOMUNCUOĞLU(1997), Anavatan Partisi
Milletvekili Cemil ÇİÇEK, Ankara Ülkü Ocakları Başkanı, Ankara Nizam-ı
Alem Ocakları Başkanı, Refah Partisi Ankara İl Başkanı M. Zeki ÇELİK,
Kayseri’den BBP İl sekreteri sayın Ahmet Biçer CEYLAN ve bir grup BBP li
ve Nizam-ı Alem Ocaklarından bir gurup teşkilat mensubu ayrıca Ankara’
dan çok sayıda katılımcı vardı. (RESİM-9)
Cenaze
namazı sonrası Doğu Türkistan Kültür ve Dayanışma Derneği Genel Başkanı
Mehmet Emin BATUR katılımcılara hitaben bir konuşma yapmıştır. Ardından
BBP Genel Başkan yardımcısı ve Adana Milletvekili muhterem Prof. Dr.
Orhan KAVUNCU ile Doğu Türkistan Kültür ve Dayanışma Derneği Genel
Başkanı Mehmet Emin BATUR tarafından Ankara Çin Büyükelçiliğinin önüne
siyah çelenk bırakıldı ve sayın Orhan KAVUNCU Beyin yapmış olduğu bir
konuşmadan sonra eylem sona ermiştir. Haber Ulusal TV’lerde ve Basında
genişçe yer almıştır. (RESİM-10)
O günlerde
Türkiye’nin bir çok vilayetinde de çok sayıda Gıyabi Cenaze Namazı
kılınmış, dualar edilerek Doğu Türkistan mücahidlerine manevi destek
verilmiştir.Gıyabi Cenaze namazı kılınan vilayetler, Ankara, Kayseri,
Adana, Konya, İstanbul ve daha birçok il ve ilçeler.
Doğu
Türkistan’A Hürriyet Mitingi
kayseri
Yine Gulca
katliamını Tel’in için Kayseri de 10.3.1997 tarihinden itibaren Doğu
Türkistan Kültür ve Dayanışma Derneğinin o zamanki yönetim kurulunun
ortak görüş birliği ile Kayseri’de bir miting yapılması fikri ortaya
çıkmış, yapılması planlanan mitingin partiler üstü bir konumda
yapılabilmesi için Milliyetçi Hareket Partisi, Refah Partisi, Anavatan
Partisi, Doğru Yol Partisi, Büyük Birlik Partisi, Cumhuriyet Halk
Partisi, sıra ile ziyaret edilmiş ve yapılacak mitinge destek vermeleri
istenmiştir. (RESİM-11)
Siyasi
Parti İl Başkanlarının da teklifimize tam destek vermeleri ile 20.3.1997
tarihinde bütün il başkanlarının ve Türk Ocağı Reisi Prof. Dr. Osman
CEYHAN beyinde katılımları ile bir istişare toplantısı yapılmıştır.
Bu
istişare toplantısında mitingin tertip heyetinin dernek
yöneticilerinden oluşması, söz konusu mitingin adının “DOĞU TÜRKİSTAN’A
HÜRRİYET MİTİNGİ” olması, Kayseri Cumhuriyet Meydanın da yapılması,
mitingde okunacak ortak Basın , Bildirisinin muhtevası gibi konular
karara bağlanmış, daha sonra da Parti İl başkanları ve Dernek Genel
Başkanı Mehmet Emin BATUR tarafından Kayseri Valisi Sayın Mevlüt
ÇETİNKAYA beyefendi ziyaret edilerek yapılacak mitinge Kayseri
Cumhuriyet meydanının verilmesi konusunda yardımları talep edilmiştir.
28.3.1997
günü Elif televizyonunda bütün siyasi parti il başkanları ve Dernek
Genel Başkanı Mehmet Emin BATUR, Sayın Ahmet ÖZTÜRK beyefendinin
yönettiği ”Haber Öncesi” Programı’na katılmış ve bu programda 29.3.1997
günü saat 13’te Kayseri Cumhuriyet meydanında yapılacak olan “DOĞU
TÜRKİSTAN’A HÜRRİYET MİTİNGİ”ne bütün vatandaşların katılması ve destek
vermesi gerektiği mesajı canlı yayında verilmiş ve bu mitingin manevi ve
siyasi olarak taşıdığı önemden bahsedilmiştir .
29 Mart
1997 sabahı İstanbul’dan gelen Doğu Türkistan gençlerinin de katılımı
ile Kayseri Cumhuriyet meydanı üç gün öncesinden Al ve Gökbayrak’larla
çepeçevre donatılmıştı. Kayseri kale surlarından sarkıtılan 6X4 metre
ebadındaki Al ve Gökbayraklar meydana gelen insanlarda inanılmaz şekilde
bir millî heyecan uyandırmıştı.
Kürsü
olarak kullanılan ses cihazlarının bulunduğu otobüsün arka kısmında yine
9X6 metre ebadındaki Al ve Gökbayraklar yıllardır özlemi çekilen bir
manzara oluşturuyordu. Miting saati yaklaşırken meydanın bir köşesindeki
malzeme kamyonundan Bayrak, Pankart vs. miting alanına gelenlere
dağıtılmakta idi.
Nihayet
istiklâl Marşı ve şehitler için saygı duruşunun ardından o zamanın
Dernek Genel Başkanı
Mehmet Emin BATUR’UN açılış konuşması sonrası merhum liderimiz İsa
Yusuf ALPTEKİN beyin oğlu Arslan ALPTEKİN beyin yaptığı konuşmanın
ardından, Kayseri de faaliyet gösteren siyasi partiler, Sendikalar,
Odalar, Dernekler, Ocaklar ve Vakıflardan oluşan 71 kuruluşun imzaladığı
bir ortak basın bildirisi Türk Ocağı Kayseri Şube Başkanı Prof. Dr.
Osman CEYHAN tarafından okundu. (RESİM-12)
Doğu Türkistan’a
hürriyet
mitingi’ne destek veren ve ortak basın bildirisinin altında imzaları
bulunan Siyasi Partiler, Sendikalar, Odalar, Dernekler, Ocaklar,
Vakıflar ve diğer bütün sivil örgütlerin isimleri şunlar:
Anavatan
Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi, Doğru Yol
Partisi, Refah Partisi, Büyük Birlik Partisi, Esnaf ve Sanatkarlar
Odaları Birliği, Kayseri Ticaret Odası, Türk Kamu Sen, Ülkü Ocakları,
Türk Ocağı, Türk Metal-İş Sen, Öz-İplik İş, Öz-Çelik İş, Tüketiciler
Derneği, Yol İş-1, Yol İş–2, Türk Makine Mühendisler Odası, E.Ü.
Öğretim Üyeleri Demeği, Teksif, Demir Yol İş Sendikası, Belediye İş,
Avukatlar Barosu, Hizmet İş, GESİAD, Harp İş, Aydınlar Ocağı, Türkeli
Vakfı, Gönüllü Kültür Teşekkülleri, Hekimler Vakfı, A. Eğitim Kültür ve
Bilim Vakfı, Akabe Vakfı, Avrupa Türk İslam Birliği, ASİMDER, Baha
Vakfı, Birlik Vakfı, Borlu Ahmet Kuddusi Vakfı, Erciyes Vakfı, Eğitim
Bir Sendikası, Ensar Vakfı, Hakka Hizmet Vakfı, Hakyol Vakfı, Hekimler
Birliği Vakfı, İlim Hikmet Vakfı, İslâmi Kültür Araştırma Vakfı,
MAZLUMDER, İmam Hatip İlahiyat Vakfı, Med-Zehra Vakfı, MGV, Muradiye
Vakfı, MÜSİAD, Miraç Dergisi, Melikgazi Sağlık Vakfı, MESDER, Nizam-ı
Alem Ocakları,Öğretmenler Vakfı, Ribat Eğitim Vakfı, Safa Vakfı, Selam
Vakfı, Sağlık Vakfı, Sağlık İş, Türcanlar Vakfı, Seyit Burhanettin
Hizmet Vakfı, Zehra Vakfı, Sosyal Hizmet Eğiti Vakfı, Tabipler Odası,
Kafkas Çeçen Dayanışma Komitesi, Es Seyid Osman Hulusi Efendi Vakfı,
Kur’an-ı Kerim ve İslâmi İlimleri Hizmet Vakfı, Seyit Burhanettin İlim
Vakfı.
Daha sonra Doğu
Türkistan’da 15 yıl Çin zindanlarında işkence gören ve bundan iki yıl
önce Türkiye’ye gelen 70 yaşındaki Yakup Dedenin (Şu anda bu zat vefat
etmiş bulunmaktadır. Allah mekanını cennet kılsın) gözyaşları içinde
ettiği dua ile bütün miting alanındaki insanların elleri semaya
açılmıştı. (RESİM-14) Kayseri’deki siyasi parti temsilcileri, çeşitli
dernek ve kuruluş yetkilileri Doğu Türkistan’da yaşanan olayları
insanlık adına utanç verici gelişmeler olarak nitelediler.
BM ÖNÜNDE GÖSTERİ
Uygur-Amerikan İnsan Hakları Komitesi, Çin Hükümeti’nin, Doğu Türkistan
olayları konusunda dünya kamuoyunu aldatmaya çalıştığını ve olaylarla
ilgili resmi açıklamaların gerçekleri yansıtmadığını açıkladı. Çin resmi
makamlarınca yapılan baskıları protesto için New York’ta BM binası
önünde gösteri düzenleyen
Uygur-Amerikan
İnsan Hakları Komitesi, Doğu Türkistan’da 7 Şubat’ta 30 Müslüman gencin
“dini ve
milliyetçi faaliyetlerde bulundukları”
gerekçesiyle bin kadar tanık önünde idam edildiklerini
bildirdi.Uygur-Amerikan insan Hakları Komitesi’nce BM binası önünde
yapılan protesto gösterisinden sonra, Washington’da bir gösteri
düzenleneceği öğrenilmişti.
KAYSERİ,
ANKARA, İZMİR VE KONYA’DAN
TEPKİLER
Doğu Türkistan’ın kuzey batısındaki Gulca şehrinde
meydana gelen olaylarda, çok sayıda Uygur Türk’ünün öldürülmesi,
İzmir’de de protesto edildi. Azerbaycan Türkleri Kültür ve Dayanışma
Derneği, Balkan Göçmenleri Derneği,Batı Trakya Türkleri Kültür ve
Dayanışma Derneği, Irak Türkleri Dayanışma Derneği, Kosova Rumeli
Türkleri Derneği, Makedonya Göçmenleri Derneği, Kıbrıs Türk Kültür ve
Dayanışma Derneği, Ural-Altay Kültür ve Dayanışma Derneği, Bosna-Sancak
Türkleri Derneği ve Avrasya Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği’nin
destek verdiği Konak alanındaki gösteride, İzmir Türk Dernekleri adına
Genel Sekreter Celal Öcal, basın açıklaması yaptı.
Öcal,
açıklamasında, Yüzlerce Müslüman Uygur Türk’ünün, 6-7 Şubat’ta Çin’in
güvenlik güçleri tarafından katledildiğini, bu cinayeti işleyen, insan
hak ve hukuklarını hiçe sayan Çin yönetimini lanetlediklerini
belirterek, şöyle konuştu :
“Bu
vahşet, Çin komünistlerinin, Doğu Türkistan’da yaşayan 20 milyonu aşkın
(!) Müslüman Uygur Türk’ünün temel hak ve hukukunu,din ve vicdan
hürriyetini hiçe sayan düşmanca tutumunun apaçık göstergesidir. Çin,
Doğu Türkistan’ı işgal ettiği 1949’dan beri, burada yaşayan Müslüman
Uygur Türklerini sindirme politikası gütmüştür. Bu amaçla, her
vesileyle,Uygur Türklerinin dilini, dinini yok etmeye çalışmış, buna
karşı gelenleri acımasızca katletmiştir. İnsan hakları savunucuları, Çin
komünistlerini dünya kamuoyuna şikayet etmediği, dünya kamuoyu, Çin
komünistlerine “dur” demediği, Birleşmiş Milletler olaya el koymadığı,
Çinliler işgal ettikleri bu bölgeyi terk etmediği sürece, bu tip
olaylar, bundan sonra da meydana gelmeye devam edecektir.”
Genel Sekreter Öcal, kamuoyunun, Uygur Türkleri’nin sesini duymasını
isteyerek, sözlerini şöyle tamamladı: “Uygur Türkleri’nin, meselelerini,
barış ve demokrasi içinde halletmelerine yardım edin. Zalimlerin
karşısında sessiz kalmayın. Çünkü bugün bizim başımıza gelen, yarın da
bir başkasının başına gelebilir” dedi.
TÜRK OCAKLARI
KONYA ŞUBESİ’NDEN KINAMA
Öte
yandan Türk Ocakları Konya Şubesi de, Doğu Türkistan da yaşanan olaylar
nedeniyle Çin’i kınadı. Türk Ocakları Konya Şubesi’nce yapılan yazılı
açıklamada, Uygur Bölgesi’ndeki Türklerin yaşadığı olaylar karşısında
yetkililer, duyarlı olmaya çağırarak, “Filistin’e, Bosna Hersek’e,
Çeçenistan’a ve Kuzey Irak’a gösterilen ilginin, bu kardeşlerimizin de
hakkı olduğunu, tüm kamuoyuna ve yetkililerimizin idrakine sunuyoruz”
denildi.
DOĞU TÜRKİSTAN
GÖÇMENLER DERNEĞİ
Doğu
Türkistan Göçmenler Derneği Başkan Yardımcısı Hızırbek Gayretullah, Doğu
Türkistan da özgürlük ve bağımsızlık savaşının başladığını ve bu savaşın
Doğu Türkistanlıların zaferi ile sonuçlanacağını söyledi. Gayretullah,
Çinlilerle her konuda karşı karşıya gelmeye hazır olduklarını
belirterek, “Her
Doğu Türkistanlı bin Çinliye bedeldir. Savaşımız kutlu olsun”
dedi.
DOĞU
TÜRKİSTAN’DAKİ KIZIL ÇİN ZULMÜNÜ TEL’İN MİTİNGİ ADANA (22.2.1997)
Osmaniye’de 22
Şubat cumartesi günü yapılan 17 sivil toplum örgütünün katıldığı “DOĞU
TÜRKİSTAN’DAKİ KIZIL ÇİN ZULMÜNÜ TEL 'İN MİTİNGİ” çok büyük bir coşku ve
katılımla gerçekleştirildi. 17 sivil toplum Örgütünün bir araya gelerek
oluşturduğu Tertip Komitesi Başkanı Osmaniye Türk Ocağı Reisi ve aynı
zamanda Osmaniye Radyo Televizyonu (ORT) Yönetim Kurulu Başkanı
Necmettin Gök yaptığı konuşmada:
“Ata yurdumuz Doğu
Türkistan 1876 yılında Çin tarafından işgal edildiği günden beri devam
eden bağımsızlık mücadelesi 1944 yılına kadar devam etmiştir. 1944
yılında “Doğu Türkistan Cumhuriyeti” kuruldu. Kurulan bu yeni devlet
ancak 1949 yılına kadar yaşayabildi. Bu tarihte ikinci kez Çin işgaline
uğradı. 1955 yılında da ''Sincan Uygur Otonom Bölgesi'' adı altında yeni
bir statü silah zoruyla kabul ettirildi. Bu bölgede yaşayan
soydaşlarımız Kızıl Çin rejimi altında akla hayale gelmeyen Çin
metotlarıyla yapılan işkence ve zulümlere maruz kalmalarını şiddetle
kınıyoruz.
Dünya liderliğine
soyunan ve her fırsatta insan haklarından dem vuran devletleri de
yapılan bu işkence ve vahşetlerin bir an önce durdurulması için gerekli
girişimlerde bulunmaya davet ediyoruz.Esir Doğu Türkistan'a bir an önce
devlet kurma hakkı verilmelidir. Bağımsız bir Doğu Türkistan için bizler
elimizden gelen her türlü desteği vermeye hazırız. Soydaşlarımıza
yapılan bu zulmü şiddetle lanetliyoruz” dedi.
Zaman zaman
katılımcıların göz yaşlarını tutamadığı ve çeşitli sloganların yazıldığı
pankartlar taşıyan ve alanı dolduran binlerce kişinin katıldığı muhteşem
tel'in mitinginde MHP Osmaniye merkez ilçe başkanı Mükremin Şahin ise;
''Benim babam Kırım'dan Rus zulmünden karısı ve çocuklarını bırakarak
Türkiye'ye gelebilen şanslı insanlardan yalnız bir tanesidir .
Zulüm o kadar kötü
bir şeydir ki bunu anlatmak mümkün değildir ancak yaşamakla hissedilir
İşte bu zulmü tadan bir babanın evladı olarak Doğu Türkistan'da yaşayan
35 milyon soydaşımıza yapılan bu zulümleri şiddetle ve nefretle
kınıyorum.”dedi.
AVRUPA
BASINI
THE
EKONOMİST DERGİSİ :BİN KİŞİ İDAM EDİLDİ
Çinlilerin Doğu
Türkistan’da 1997 şubatında başlatılan istiklâl savaşını bastırabilmek
için bölgeye yoğun şekilde yığınak yapmaya devam ettiği bildirildi. Çin
yönetimi şu anda Doğu Türkistan’da bir milyon asker bulunduruyor. Konu
hakkında değerlendirmelerde bulunan askeri uzmanlar, bir dış tehdit
bulunmamasına rağmen Çin’in bölgede bu kadar büyük miktarda asker
bulundurmasının Doğu Türkistan da güçlü bir direnişin varlığını ortaya
koyduğunu söylediler.
İngiliz,
The Ekonomist dergisinde yer alan değerlendirmede askeri uzmanlar, Doğu
Türkistan direnişçilerinin dünyanın en büyük ordusuna karşı mücadele
verdiğini, dünyada şimdiye kadar hiçbir bağımsızlık mücadelesinin böyle
büyük bir orduyla karşı karşıya gelmediğini ifade ettiler. Dergide, Doğu
Türkistanlı direnişçilerin, modern silahlarla donatılmış Çin ordusuna
karşı ilkel silahlarla mücadele ettikleri ifade edilerek, bunların el
yapımı basit silahlar ve değişik yollarla elde edilmiş hafif silahlardan
oluştuğu belirtildi. Doğu Türkistan direniş hareketi, şimdiye kadar
işgalci Kızıl Çin ordusuna karşı ülkenin her tarafında çok sayıda
operasyon düzenledi.
Doğu Türkistanlı
Müslüman Türklerin gerçekleştirdiği bu operasyonlar, başkent Urümçi,
Gulca, Kaşgar, Hoten, Kargalık gibi şehirlerde yoğunlaştı. Bu
operasyonlarda çok sayıda Çin askeri
öldürülürken,
Çinlilere ait üretim
merkezleri,
rafineriler ve demir yolları da tahrip edildi, cephanelikler havaya
uçuruldu.
The
Ekonomist dergisi, silahlı bağımsızlık mücadelesinin başladığı Şubat
1997 tarihinden bu yana binden fazla kişinin idam edildiğini, on binden
fazla Doğu Türkistanlının da tutuklanarak, toplama kamplarında ağır
işkencelere tabi tutulduğunu, bu kişilerden haber alınamadığını yazdı.
Çin
yönetiminin yoğun askeri önlemler aldığı Doğu Türkistan’ın büyük bir
hapishaneye dönüştüğü, halkın korkunç bir baskı altında bulunduğu
bildirilen dergide, Çin askerlerinin başta direnişin merkezi olarak
bilinen Hoten olmak üzere bütün şehirlerde aralıksız denetimler ve
aramalar yaptığı, bu yüzden halkın büyük sıkıntılarla karşı karşıya
kaldığı bildirildi. (RESİM-7)
Dergideki
yorumda, tüm zorluklara rağmen Doğu Türkistan da bağımsızlık
mücadelesinin gün geçtikçe daha organize bir hale geldiği ve kırsal
alanlarda Çin ordu birliklerine karşı verilen mücadelede önemli
başarılar kazanıldığı ifade edildi. Öte taraftan değişik ülkelerde
faaliyet gösteren Doğu Türkistan kökenlilerin kurduğu Dernekler,
ülkelerinde verilmekte olan bağımsızlık mücadelesi ve Kızıl Çin
yönetiminin vahşi zulümlerini dünya kamuoyuna duyurmak ve dikkatleri
bölgeye çekmek için yoğun çalışmalar yürütüyorlar. Özel |