HÜR

GÖKBAYRAK

DOĞU TÜRKİSTAN'IN SESİ

 

 

 

 

HÖR

KÖKBAYRAK

SHERQİ TÜRKİSTANİNG AWAZİ

      

    Anasayfa

 

    HABER ARŞİVİ-2006

Ocak-2006

Şubat-2006

Mart- 2006

Nisan-2006

Mayıs-2006

Haziran-2006

Temmuz-2006

Ağustos-2006

Eylül- 2006

Ekim- 2006

Kasım-2006

 

    HABER ARŞİVİ
       
2005
       
2004
       
2003
       
2002

        2001
       
2000

 

 

 

 

  Basın Yayın, Medya, Kurum, Kuruluş ve Ajanslarda yer alan

"Sinkiang", "Sincan", "Sinkiang Uygur Özerk Bölgesi", " Sinciang Uygur Otonom Bölgesi" ifadelerini kesinlikle kabul etmediğimiz önemle duyrulur.

HABER ARŞİVİ

ARALIK - 2006

Hoten Vilayetinde 14 Uygur Çinli Bir Patron Tarafından Zehirlenerek Öldürüldükten Sonra Toprağa Gömüldü 

30.12.2006

İsminin açıklanmasını istemeyen bir Uygur’un Doğu Türkistan’dan “Doğu Türkistan Enformasyon Merkezi”ne doğrudan bildirdiğine göre, bu yıl Kasım ayının 20’sinden sonraki günlerde Aksu’nun Şahyar nahiyesine bağlı Döngkotan köyünde ikamet eden bir Çinli, kabala aldığı ekili alanlarda çalıştırmakta olduğu Hoten’li 14 Uygur’u zehirleyerek öldürdükten sonra cesetlerini greyderle kendi evinin yakınlarına gömmüştür.           

Olay şöyle cereyan etmiş bulunmaktadır: Şahyar’ın Döngkotan köyündeki bir Çinli bu yıl (2006) Mayıs ayının ortalarında Hoten’den gelen 14 Uygur’u ırgatlık için tutmuş olup, onları kendisinin ekili alanlarında çalıştırmıştır. Bu işte kasım ayının sonlarına kadar çalışmış olan Uygur işçiler işlerini bitirip yurtlarına dönecekleri sırada söz konusu Çinliden ücretlerini istemişler, Çinli patron onlara “paralarınızı yarın vereyim, sizleri bu gün misafir edeyim” diyerek onları alıkoymuş ve o gün iki keçi keserek ziyafet hazırlamıştır. Yemekten hemen sonra Uygur işçiler birer, birer ölmüşlerdir. Çinli onları derhal greyderle evinin yakınlarına gömmüştür. Fakat Çinlinin komşuları bu durumu sezinleyip polise haber vermiş olduklarından dolayı olay ortaya çıkmıştır.

Şu anda bu cinayet inceleme safhasında olup, yankılanmalara göre söz konusu Çinli patron, çalıştırdığı 14 Uygur’un ücretlerini vermek istemediğinden onların yemeklerine zehir karıştırarak ölümlerine sebebiyet vermiştir.

“Doğu Türkistan Enformasyon Merkezi” bu konudaki haberleri aldıktan sonra olayın asıl cereyan ediş biçimi hakkında kesin delil ve malumatlara ulaşmaya çalışmaktadır.

Uygurcadan Tercüme Eden: Mehmet Emin Batur

 

"TÜRK KÜLTÜR GECESİ"NDE

DOĞU TÜRKİSTAN VE İSTİKLĀL GAZETESİ

SERGİSİ AÇILDI

 

 
 
 

25 Aralık 2006 tarihinde;

Avusturya Dornbirn’de faaliyet gösteren Türk ve Türk-Avusturya Dostluk Derneklerinin düzenlemiş oldukları Türk Kültür Gecesine üçbinden fazla misafir katıldı. Bu geceye katılan misafirler ağırlıklı olarak Avusturya, Almanya, İsviçre ve Fransa’dan geldiler.

Avusturyalılarında ilgi gösterdiği bu gecede "Doğu Türkistan ve İstiklâl Gazetesi Tanıtım ve Bilgilendirme Sergisi" de açıldı.

Bu sergiyi çok sayıda Avusturyalı ve Avrupa Türkü ziyaret etti. Sergi görevlileri Kemalettin Batur ve Ali Yüksel bu yoğun ilgi karşısında Doğu Türkistan’la ilgili soruları cevaplandırmaya çalıştılar. Doğu Türkistan’ da yaşayan Uygur Türklerinin uğramış olduğu zulmü öğrenen insanlar Çin’i lanetlediler.

Doğu Türkistan Türklerinin  vermekte oldukları bağımsızlık mücadelesine katkıda bulunmanın ifadesi olarak  Avrupa da yaşayan Türklerden  yüzlercesi İstiklâl Gazetesine abone oldular.

İstiklâl Gazetesi yazarlarından ve Avrupa Temsilcisi Sayın Şen Ozan’da sergiyi ziyaret ederek çalışmaları bizzat yerinde takip etti.

 

İstiklâl Gazetesi

Biberach Temsilcisi

Ali Yüksel

 

 

 

 

DOĞUMUNUN 1000. YILINDA

“KASGARLİ MAHMUT VE DOĞU TÜRKİSTAN” SEMPOZYUMU DÜZENLENDİ

 

Düzenleyen: Doğu Turkistan Vakfı

Tarih: 15-16 Aralık 2006

Yer: Vefa Anadolu Lisesi Konferans Salonu

Dedeefendi Cad. No: 5 Şehzadebaşı – İstanbul

 

Açılış- Saat: 10.00

  1. Saygı Durusu ve İstiklal Marşı

  2. Açış Konuşması – E. General M. Rıza Bekin (Vakıf Başkanı)

  3. Protokol Konuşmaları

  4. 13.00-14.00 Öğle Yemeği

 PROGRAM

 

I. Oturum 16 Aralık 2006 Cumartesi – Saat: 14.00-15.15  

 

Oturum Başkanı: Prof. Dr. Abdulkadir Donuk

Konuşmacılar:

- Prof. Dr. Gülçin Candarlıoğlu; “Kaşgarlı Mahmut’un Türbesi ve Bugünkü Kaşgar”

- Prof. Dr. Zekeriya Kitapçı; Kaşgarlı Mahmut’taki Türklük Realitesi ve Onu Yetiştiren Kasgar Uygur Çevresi”

- Prof. Dr. Nadir Devlet; “Küreselleşen Dünyada Ezilen Türk Toplulukları”

- Doç. Dr. Alparslan Ceylan; “Doğu Anadolu’dan Türkistan’a Bakış”

- Yrd. Doç. Dr. Selçuk Solakoğlu; “Türkiye-Çin İlişkilerinde Doğu Turkistan Sorunu”

 

II. Oturum 16 Aralık 2006 Cumartesi – Saat: 15.30-16.45

 

Oturum Başkanı: Prof. Dr. Mahmut Kaşgarlı

Konuşmacılar:

-         Prof. Dr. Metin Karaörs; Divan-i Lügat-it Türk ve Türkçede Fiillerin Çekimi”

-         Doç. Dr. Alimcan İnayet; Divan-i Lügat-it Türk’te Gecen CIN terimi üzerine”

-         Yrd. Doç. Dr. Ahmet Tosoy; “Kaşgarlı Mahmut ve Doğu Turkistan’dan Adalar Denizine Selçuklular”

-         Abdullah Bakir; “Doğu Türkistan’ın Türk Kültür Tarihindeki Önemi”

-         Veli Gül; Divan-i Lügat-it Türk’te Avcılıkla İlgili Terimler

 

III. Oturum 17 Aralık 2006 Pazar – Saat: 11.30-13.00

 

Oturum Başkanı: Prof. Dr. Gülçin Candarlıoğlu

Konuşmacılar:

-         Prof. Dr. Ahmet Taşağıl; Dokuz Oğuzlar ve Uygurların Menşei”

-         Prof. Dr. Salih Aynursal; Cin’in Doğu Turkistan Politikası”

-         Doç. Dr. Abdulvahap Kara; Divan-i Lügat-it Türk’ü Bulan Ali Emiri Efendi’nin Hayati ve Şahsiyeti”

-         Dr. Bilge Donuk; “Kaşgarlı Mahmut ve Spor”

-         Mehmet Gürlek; Divan-i Lügat-it Türk’te Gecen UFLUS İsimleri Üzerine

 

IV. Oturum 17 Aralık 2006 Pazar – Saat: 10.00-11.15

 

Oturum Başkanı: Prof. Dr. Prof. Dr. Salih Aynursal

Konuşmacılar:

-        Prof. Dr. Mahmut Kaşgarlı; “Divan-i Lügat-it Türk ve Günümüz Uygur Türkçesi”

-        Prof. Dr. Kemal Göde; “Doğu Turkistan’daki Uygur Devleti ile Anadolu’daki Eretnali Devleti’nin Hatırlattıkları”

-        Dr. Ahmet Türköz; ‘Doğu Turkistan ve Kazakistan”

-        Ömer Kul; “Doğu Türkistan’da Gençlik Hareketi ve Bunun İstiklal Mücadelesine Etkisi”

-        Zemira Hamidova; “Divan-i Lügat-it Türk’te Bahar Üzerine Yazılan Şiirler”

Foto: http://www.turkistanim.org/

 

Ucuz Çin ayakkabısı 50 fabrika kapattırdı

 

04.12.2006

 

Ucuz ithal ayakkabılar ayakkabı sektörünü vurdu. Geçen yılın 10 ayında 300 milyon dolar olan ithalat, bu yıl 450 milyon dolara çıktı.

Yüzde 80’i Çin ve Uzakdoğu’dan yapılan ithalat yüzünden sadece İstanbul’da 50 fabrika kapandı. Konya’da 2 bin imalathanenin 800’ü üretim yapabiliyor.

Türk ayakkabı sektörü, ucuz Çin malları yüzünden krize girdi. 2005’in ilk 10 ayında 300 milyon dolar olan ithalat, bu yılın aynı döneminde 450 milyon dolara yükseldi. 2006 sonunda ithalatın 500 milyon doları bulması bekleniyor. Yüzde 80’i Çin ve çevresindeki ülkelerden yapılan 450 milyon dolarlık ithalat, sektörde 50 fabrikanın kapanmasına, 200 bin kişinin de işsiz kalmasına neden oldu. Üstelik imalatı bırakanlar da ithalata başladı.

 

BEŞ YILDA YÜZDE 600 ARTTI

Türkiye Ayakkabı Sanayicileri Derneği Başkanı Ali Murad Kızıltaş, sektörün 400 milyon çift olan üretim kapasitesinin 160 milyon çift civarına gerilediğini, Anadolu’daki küçük işletmelerin ithalattan daha ağır darbeler aldığı söyledi. Kızıltaş, “Son beş yılda ayakkabı ithalatında yüzde 600 gibi inanılmaz bir oranda artış oldu. Derneğimizin 205 üyesi var. Markalaşanlar henüz bir sorun yaşamıyor. Ancak ithal ürünlerle rekabet edemeyen 50 üyemiz fabrikasını kapattı. Çoğu ithalata başladı. İstanbul’da kapanma oranı yüzde 25. Anadolu’da bu oran yüzde 50’yi buldu. Durum giderek kötüleşiyor” diye konuştu.

 

ASIL SIKINTI ANADOLU’DA

Ayakkabı sektöründe tüm Türkiye genelinde istihdamın 400 binden 200 binlere gerilediğini hatırlatan Kızıltaş, başta Konya ve Manisa olmak üzere gibi illerde ucuz üretim yapan imalatçıların büyük sıkıntıda olduğunu vurguladı. Kızıltaş, “Bu iki şehirde kapanma oranı yüzde 50’yi buldu. Sadece Konya’da 2 bin imalatçıdan sadece 800’ünün üretimine devam edebildiği söyleniyor” dedi.

Ayakkabı ithalatının ihracatı ikiye katladığını da anlatan Ali Murad Kızıltaş, 2006’nın ilk 10 ayındaki 450 milyon dolarlık ithalata karşılık 210 milyon dolarlık ihracat yapıldığını vurguladı. Kızıltaş’ın verdiği bilgiye göre ayakkabı ithalatı 2004 yılında 21 milyon çift iken, 2005 yılında 30 milyon çifti buldu. Bu yıl sonunda rakamın 45 milyon çifti bulması bekleniyor.

 

İTHALAT İHRACATI 2’YE KATLADI

Ali Murad Kızıltaş’ın verdiği bilgiye göre, ayakkabı ithalatı, ihracatı ikiye katladı. İthal ayakkabılara getirilen vergi uygulamasının çok etkili olamadığını belirten Kızıltaş, “Ayakkabı ithalatına Ağustos ayı itibarıyla suni deri olanlarda 2 dolar, deri olanlarda ise 3 dolar vergi getirildi. Ancak o kadar ucuza mal getiriliyor ki verginin hiçbir caydırıcılığı kalmıyor. 4-5 dolara ithal edilen ayakkabılar kış sezonu başlarken 30-40 YTL’ye satılıyor. Bazı dükkanlarda ve seyyar yerlerde ise 8-10 YTL’ye ucuz ithal ayakkabılar var” dedi.

AB ek vergi

Avrupa Birliği (AB) ülkeleri de Çin’den yapılan ayakkabı ithalatından şikayetçi. AB’de deri ayakkabı ithalatı önceki yıl yüzde 320 artarak 950 milyon çifte, Vietnam’dan yapılan ithalat da yüzde 700 artışla 120 milyon çifte ulaştı. İtalya başta olmak üzere birçok Avrupalı ayakkabı üreticisi AB Komisyonu’na şikayette bulundu. Komisyon, “damping” soruşturması başlattı. Bu süreçte Çin ve Vietnam Avrupa ayakkabı pazarında paylarını artırmaya devam etti. AB’nin, 2005 ithalatı Çin’den 1 milyar 200 milyon, Vietnam’dan da 265 milyon çift ayakkabıya ulaştı. Ekim ayında, 2 yıl süreyle Çin ayakkabılarına yüzde 16.5, Vietnam’a da yüzde 10 antidamping uygulaması başlatılmasını kararlaştırdı.

TAKLAMAKAN ÇÖLÜNÜN İÇ KISIMLARINDA YENİ GÖL VE GÖLETLER KEŞFEDİLDİ

02.12.2006

ETIC

“Tiyanşan(Tanrıdağı) İnternet Sitesi”nin verdiği habere göre, Doğu Türkistan’ın Çarkalık nahiyesi sınırları içerisinde, Taklamakan çölünün batı kıyısında yeni göl ve göletler keşfedilmiş olup, gölün manzarasının ve çevresinin büyüleyici bir güzelliğe sahip olduğu öğrenildi.

Çarkalık nahiyesinin hâkimi Yasin Abdurehim’in bildirdiğine göre, bu göller yerli halk tarafından bu yakınlarda keşfedilmiş olup, bunların arasından ancak 10 göle insanlar ulaşabiliyorlar. Bazı göllerin derinlikleri de 7-8 metre derinliğinde.

Henüz haritada bile yer almayan ve çoğunluğuna insan ayağı dahi basmayan bu göllerin çevresinde 10 küsur türde bitki yer almakta olup, bu gölde Beyaz Kuğu, Yabani Kaz, Yabani Ördek ve Turna gibi kuş türleri ve etrafındaki ormanlarda tilki, geyik ve benzeri yabani hayvanlar yaşamakta.

Hükümet birimlerinin ilk tahminlerine göre, Taklamakan çölünde yeni keşfedilen bu göl ve göletlerin etrafını saran ıslah edilmemiş olan ormanların yüzölçümünün 540 bin hektar olduğu öğrenildi. Bu göllerin en yakını da Çarkalık nahiyesine 90 küsur kilometre mesafede bulunuyor.

Şimdiye kadar bu göllerin etrafında insanların çiftçilik ve hayvancılıkla uğraştıklarına dair hiçbir ize rastlanılmadı.

Uygurcadan Çeviren: Mehmet Emin Batur

 

 

ÇİN SAĞLIK BAKANLIĞININ İTİRAFI

01.12.2006

 “Hastanelerde başka hastalara nakledilmekte olan vücut organlarının ekseriyeti ölüm cezasına çarptırılan ve kurşuna dizilerek öldürülen hükümlülere aittir.”

“Almanya Dalgaları “ Radyosunun verdiği habere göre, Çin Sağlık Bakanlığının bakan yardımcısı Huang hao fu, “Uluslararası Organ Nakli Tıp Toplantısı”nda yaptığı konuşmada, Hastanelerde başka hastalara nakledilmekte olan vücut organlarının ekseriyetinin ölüm cezasına çarptırılan ve kurşuna dizilerek öldürülen hükümlülere ve çeşitli trafik kazalarında ölenlere ait olduğunu itiraf etmiştir.Huang Hao Fu bu konuda Çin hükümetini savunarak “Biz organ nakli operasyonları öncesinde ölüm cezasına çarptırılan mahkumların yada onların aile efratlarının iznini almaktayız.”demiştir.

Yukarıdaki haberde, önceleri Çin hükümetinin uluslar arası insan hakları teşkilatlarının bu konudaki kınamalarını sürekli olarak inkar ede gelmekte olduklarına rağmen, Huang Hao fu’nun ölüme mahkum edilen mahpusların organlarını ameliyatla aldıklarını itiraf etmeye mecbur olmasına, İngiltere Radyo şirketinin muhabiri ile dış ülkelerdeki Falungong teşkilatlarının  bu konuda gösterdikleri açık ve net delillerin sebep olduğu beyan edilmiştir.

Mesela İngiliz radyo şirketinin  bir muhabiri, Çin’in Tian jin şehrindeki bir hastanede yürütülen organ nakli ameliyatlarını gizli kamera ile kaydetmiş ve yine, hastane sorumluları ile görüşerek babasının hasta olduğunu ve bir böbreğe ihtiyacının olduğunu söylediğinde, Hastane görevlisi ona, “Eğer Hong-Kong’daki malum bir hesaba 32 bin Euro yatırırsanız birkaç hafta içerisinde bir böbrek bulabilirsiniz” diyerek garanti vermiştir. Muhabir onlardan “Bu böbrek ölüm cezasına mahkum edilenlerin böbreği mi?” sorduğunda onlar kesin bir şekilde “Öyle, aslında bu iyi bir iş. Çünkü böylelikle mahpus kendisinin işlediği suçun belli bir kısmının bedelini ödemiş olur” diyerek cevap vermiştir.

Yine Amerika’nın Los Encılıs kentinde yaşayan 69 yaşındaki zengin bir Çinli göçmen Çin’in Guandong şehrine gelip buradaki bir hastanede böbrek nakli ameliyatı yaptırmış ve bir böbrek için 40 bin dolar ödemiştir. Bu kişinin hastaneden aldığı bilgilere göre, kendisine nakledilen böbreğin yeni kurşuna dizilerek öldürülen 30 yaşında bir mahpusa ait olduğunu öğrenmiştir.

Bundan başka yine dış ülkelerdeki Falungong teşkilatları da, Çin’deki bazı doktorların ve yetkililerin para kazanmak maksadıyla özel olarak mahpusların organlarını alıp satma birimi oluşturarak, organize bir şekilde suç işlemekte olduklarını, bu birimin sadece  kurşuna dizilerek öldürülen mahpusların organlarını değil, hatta henüz öldürülmemiş olan mahpuslarında vücut organlarını da dış ülkelere fahiş fiyatlarda satmakta olduklarını delillerle ifşa etmişlerdir.

Mezkur makalede beyan edildiğine göre 80’li yılarlıdan bu yana Uluslar arası İnsan Hakları Teşkilatları Çin’in adliye birimleri ile hastanelerini “Ölüm cezası verilen mahpusların onayını almadan onların vücut organlarını fahiş fiyatlara satmaktadırlar.” Diyerek kınamaktaydılar.

Günümüzde Çin’de ölüm cezası verilerek kurşuna dizilmek suretiyle öldürülmekte olanların sayısı, dünya genelinde uygulanan idam cezalarının toplamından da daha fazla olup, Uluslar arası Af Örgütünün bildirdiğine göre geçen sene Çin’de 1770 mahpus kurşuna dizilerek öldürülmüştür. Fakat, Çin’in yasal birimlerinin tahminlerine göre ise, her yıl kurşuna dizilerek öldürülenlerin gerçek sayısının 8-10 bin civarında olduğu öğrenilmiştir.

“Almanya Dalgaları” radyosunun bu makalesinde, Çin hükümetinin  bu konuda uluslar arası toplumu sürekli olarak yanılttığı, bir Çin yetkilisinin söylediği ile diğer bir Çin yetkilisinin bir- biri ile çeliştiği, daha bu yılın Nisan ayında Çin’in bir yetkilisinin,  Çin’de hastalara nakledilen organların çok az bir bölümünün mahpuslara ait olduğu ortaya konulmuşsa da, şimdi ise Çin’in Sağlık bakan yardımcısının tam tersini söylemekte olduğu kaydedilmiştir.

Uluslar arası İnsan Hakları Teşkilatının Hong-Kong’daki gözlemcisi olan Beklin bu konu hakkında, “Önceleri Çin makamları mahpusların vücut organlarını satma meselesinin tartışılması bir yana  konu edilmesini dahi yasaklaya gelmekteydiler.Çünkü bu mesele Çin’in İnsan Hakları alanındaki mühim konulardan biriydi. Bu yüzden Çin hükümeti ölüm cezası verilen ve vücut organları satılan mahpusların gerçek sayısını dünyaya ilan etmesi gerekir” dedi.

Gerçi Doğu Türkistan’da mahpusların organlarını alıp başkalarına satma hadiselerinin ne zaman başladığı hakkında açık bir malumat bulunmasa da, 90’lı yılların başlarından itibaren Ürümçi’deki bazı merkezi hastanelerin idama mahkum edilerek öldürülen mahkumların böbrek ve benzeri organlarını başka hastalara fahiş fiyatlar karşılığında naklettikleri hakkındaki haberler yayınlanmaktaydı.

Şimdi ise, bu tür hadiseler tıpkı Çin’in içeri bölgelerindeki gibi Doğu Türkistan’da da sıradan olaylar haline geldi ve organlarını satanlar tamamen Çinli suçlulardan oluşmaktadır.

Her ne kadar şimdiye kadar Uygur Siyasi mahpusların iç organlarının çalındığı hakkında açık bir delil bulunmasa da, ölüm cezasına çarptırılarak kurşuna dizilen bazı Uygur siyasi mahpusların aile efratlarının Çinli ilgililerden cesedi teslim alıp defnettiklerinde cesedin bazı yerlerinin ameliyat edilerek dikiş atılmış olduğunu tespit ettikleri ile ilgili haberler toplum arasında yaygın haldedir. 

Uygurcadan Çeviren: Mehmet Emin BATUR

 

Pakistan’ın Gilgit Bölgesinde Yaşamakta Olan Uygurlar

Kendilerinin Geleneksel Örf ve Adetlerini Muhafaza

Etmektedirler.

01.12.2006

 

Özel muhabirimizin bildirdiğine göre, Pakistan’ın Gilgit bölgesinde yaşamakta olan Uygurların sayısı 700 kişi civarında olup, bunların hepsi de 1949 yılında Doğu Türkistan’ın Çin işgaline uğramasından sonra kaçarak buraya yerleşmişler.

Aslında onların sayısı 1500 kişiden fazla olup, 1997 yılında Gilgit bölgesinde büyük kargaşalığın patlak verdiği sıralarda buradaki Uygurların

Yarıdan çoğu Pakistan’ın İslamabat ve Lahor şehirlerine göç etmişlerdir. Pakistan’da yaşamakta olan Uygurların çoğunluğu Doğu Türkistan’ın Kaşgar ve Hoten vilayetlerinden gelmiş olup, onların çoğu baba mesleğini devam ettirerek fırıncılık, sebzecilik, saatçilik ve çeşitli ticari işlerle meşgul olmaktadırlar. Onların yaşam seviyeleri de Pakistan’ın genel durumu göz önüne alındığında orta halli sayılıyor.

Pakistan’da yaşamakta olan Uygurlar tarafından bir vakıf kurulmuş olup, bu vakıf özellikle geçim sıkıntısı içindeki Uygurlara ve Doğu Türkistan’dan gelen Hacı adayı Uygurlara yardım etmeyi temel maksat olarak kabul etmişler.

Bu vakfın yardımları ile Pakistan’ın İslamabat şehrinde Uygurlara özel misafirhaneler de kurulmuş olup, bu misafirhaneler bünyesindeki yardım cemiyetleri de Doğu Türkistan’dan gelen Hacılara ve zorlukları bulunan Uygurlara karşılıksız olarak hizmet veriyorlar.

Pakistan’da yaşamakta olan Uygurların hemen hepsi de kendilerinin örf, adet, gelenek ve görenekleri gereğince yaşamlarını sürdürmekte olup, evlerde de kendi aralarında Uygurca konuşuyorlar ve ana dillerini mükemmel seviyede muhafaza etmişler. Ayrıca onlar yerli halkla evlenmeyip mümkün olduğu kadar kendi aralarında evlilikler yapmaya çalışıyorlar. Düğünlerini de tamamen Uygur kültürü muvacehesinde yapıyorlar.

Pakistan’da yaşamakta olan Uygurların özellikle de gençlerinin milli duyguları güçlü olup,  Doğu Türkistan’ın ve Uygurların geleceği adına kaygılanan ve kafa yoranların sayısı da epey fazla. Fakat Pakistan’ın haberleşme ve irtibat kurma teknolojisi yeterince gelişmemiş olduğundan burada yaşamakta olan Uygurlar, Doğu Türkistan davası hakkındaki gelişmelerden yeteri kadar haberdar olamamaktadırlar. 

 

 
Bu web sitesi ile ilgili soru veya görüşlerinizi  hurgokbayrak@kaynet.net adresine gönderin
Telif Hakkı © 2000-2004
HÜR GÖKBAYRAK
       Site içeriğinin (metin ve grafikler) tüm kullanım haklarını
BEN TÜRK'ÜM DİYEBİLENLER
Kaynak Göstererek Kullanabilir
 
Son Değiştirilme Tarihi:
15.04.2007
 Tüm Hakları Saklıdır.
  İnternet Explorer ve 1024 X 768 piksel çözünürlülükte rahat izleyebilirsiniz