|
ETIC’İN
BEYANATI:
Doğu Türkistan’ın Güvenliğini Tehdit Eden
Unsur Çin
Uydurması “3 Türlü Güçler” mi Yoksa Çinli
Göçmenler mi?
24.01.2007
Herkesin de
bildiği gibi bu yıl 05.01.2007 günü Aktu nahiyesinin Koşrap köyü
sınırları içerisinde Çin askerleri ile Uygur bağımsızlık savaşçıları
ararsında geniş çaplı bir silahlı çatışmanın meydana gelmiş
olmasından sonra, Çin hâkimiyeti bu olayı bahane ederek “3 Türlü
Güçler ve Doğu Türkistan teröristlerine sert darbe vurarak Sinkiang
(Doğu Türkistan)ın huzur ve güvenliğini koruyalım” şeklindeki siyasi
sloganı yeniden ortaya çıkartarak bütün Doğu Türkistan genelinde
Uygurların milli hareketlerine karşı acımasızca sindirme ve Uygur
siyasi kaçaklara karşı ise, genel bir tutuklama kampanyası
başlatmıştır.
Birkaç günden
beri Sinkiang (Doğu Türkistan)Askeri bölgesi, Otonom bölge (Doğu
Türkistan)yüksek yargı mahkemesi, Otonom Bölge (Doğu Türkistan)
Teftiş Mahkemesi, Otonom Bölge (Doğu Türkistan)Toplum Güvenlik
Bakanlığı, Bingtuen Toplum Güvenlik Dairesi başta olmak üzere her
kademeden resmi organ ve birimler arka arkaya büyük toplantılar
düzenleyerek ve beyanatlar düzenleyerek “Bütün resmi organların asıl
güçlerini Üç Türlü Güçlere darbe vurmaya yöneltmeleri gerekir.”
Diyerek nara atıp “Sinkiang(Doğu Türkistan)ın güvenliğini ve
halkların barış ve huzurunu tehdit etmekte ve bozgunculuk yapmakta
olanlar tamamıyla işte bu 3 Türlü güçlerdir.” Şeklindeki safsatayı
geniş çaplı olarak yaymaktadırlar.
Çin medyası da,
Çin hâkimiyetinin yukarıdaki telaffuzuna uyumlu bir şekilde içerde
ve dışarıda propaganda kampanyası yürütmektedir. BU durumda Çin’in
“Üç Türlü Güçler” olarak adlandırdığı kimlerdir? Bu hâkimiyetin
nazarındaki “3 Türlü Güçler” ise, kendilerinin insani hak ve
hukuklarını, bu cümleden olarak Çin Anayasasında ve Çin tarafından
yayınlanan “Milli İçerikli Otonomi Yasası”nda vurgulanan milli,
dini, siyasi, iktisadi ve daha başka hak ve hukukları isteyen ve Çin
hâkimiyetinin müstemlekecilik politikasına karşı çıkan Doğu
Türkistan halkıdır!
Mesela,
Amerika’daki ünlü Çinli yazar Wang Lixsong dış ülkelerdeki
demokratik Çin basınında yayınlanan bir makalesinde “Çin hükümetinin
milli bölücüler diyerek adlandırdıkları Sinkiang(Doğu Türkistan)da
hükümetten ve komünist partiden rahatsızlık duyan ve onlara karşı
çıkanlardır.” Demiştir.
Çin’in Yasal
organlarının son 10 yıldan beri bütün gücünü Uygurların milli
hareketlerini bastırmaya yöneltmeleri sebebiyle Doğu Türkistan’daki
Çinli göçmenler ararsında cinayet, soygun, gasp, dolandırıcılık,
hırsızlık, Uyuşturucu madde ticareti, ihanet, rüşvetçilik gibi
konulardaki suç dosyalarını şiddetle çoğalmakta olmasına sebep
olmuştur. Günümüzde Çinli göçmenler Doğu Türkistan’ın varlığını ve
toplum güvenliğini tehdit etmekte olan en önemli etken durumundadır.
Bu gerçek sadece Doğu Türkistanlılar tarafından değil, dış
ülkelerdeki Çinli demokratlar tarafından da sürekli olarak ifade
edilmektedir.
Mesela, Tayvan
merkezi haber ajansının muhabiri Lin Yuguo’nun 29.12.2005 günü
Sinkiang(Doğu Türkistan)dan verdiği habere göre “Pekin makamlarının
ağır suçluları aralıksız olarak Sinkang (Doğu Türkistan)a
göndermeleri sebebiyle, Sinkiang’(Doğu Türkistan) ağır karakterli
suç dosyaları her geçen gün çoğalıyor. Toplumda gizli zıddiyet
yayılıyor” diyordu.
Lin Yuguo buna
misal olsun için yakın yıllardan beri Çin’den Doğu Türkistan’daki
hapishanelere gönderilen ağır suçluların hapishanelerde isyanlar
başlatıp 50 küsur cezaevi polisinin ölümüne sebep olduklarını ve Çin
hükümetinin 1 milyon yuen tutarında meblağ ayırarak ölen cezaevi
polislerinin aile efradına nafaka verip çok büyük zorluklarla onları
teskin edebildiğini beyan etmişti.
Ondan başka yine
Amerika’daki Wu Hongda gibi Çinli demokratlar Komünist Çin
hâkimiyetinin içeri bölgelerdeki hapishanelerden kafileler halinde
Çinli suçluları ve onların aile efradını Doğu Türkistan’a getirerek
yerleştirmekte olduğunu, “Üretim ve inşaat Bingtueni” olarak
adlandırılan birliğin içindeki Çinlilerin epey çok kısmını da işte
bu ağır suçlulardan meydana gelmekte olduğunu vurgulaya gelmekteyse
de, Çin hükümeti bunu sürekli olarak reddetmekte ve Doğu Türkistan’a
“Çinli suçlular”ın değil tam tersine “sermaye sahibi” ve yatırımcı
Çinlilerin getirildiğini ve onların “Sinkiang(Doğu Türkistan)ı
mamurlaştırmakta” olduklarını ileri sürmektedirler.
Fakat Çin
hâkimiyetinin kendi hizmet içi materyallerinde yer alan bazı
malumatlar, bu hâkimiyetin sahtekârlığını açıkça ispatlamaktadır.
Mesela, Çin
hükümeti tarafından düzenlenen “Bingtuen’in Gelişme Tarihi” adlı
eserde beyan edildiğine göre, Doğu Türkistan’ın Komünist Çin
tarafından işgal edildiği 1949 yılında “Sinkian(Doğu
Türkistan)Askeri Bölgesi”nin bünyesinde “Suçluları Kabul Etme
Komitesi” kurularak 1949 yılının sonundan 1952 yılına kadar ortalama
olarak Shangsi, Hubei, Henan, Anhui, Zhejiang gibi bölgelerden bir
kafile suçlular getirildi. 1954 yılında “Üretim ve İnşaat Bingtueni”
olarak adlandırılan birim kurulduktan sonra 1955 yılından 1956
yılına kadar Bingtuen’de kendi bünyesinde yine Sigüan, Şanghay,
Zhejiang gibi yerlerden Çinli suçlular getirip Bingtuen bölgesine
yerleştirmiştir.
1955 yılının
Kasım ayında ve 1956 yılının Eylül aylarında Bingtuen özel “Suçlular
meselesi Toplantısı” tertip ederek Çin’den getirilen ve mahkûmiyet
süresi dolan Çinlileri geri göndermeyip Doğu Türkistan’a yerleşme,
onların görev ve ikamet meselelerini halletme, memleketlerinde kalan
çoluk-çocuğunu da getirerek onların Doğu Türkistan’da sonsuza kadar
yerleşik halde yaşamalarını sağlama… Gibi cihetlerde hazırlık için
politika ve düzenlemeler yaptılar ve 1955 yılının Kasım ayında bu
suçluların yararlanmaları için özel Çince “Yeni hayat Gazetesi”
yayınlandı.
1957 yılında Çin
Yüksek Halk yargısı, Teftiş Mahkemesi, Adliye Mahkemesi, Toplum
Güvenlik Bakanlığının asıl yetkililerinden oluşan Birleşik Hizmet
Gurubu Doğu Türkistan’a gelerek Çinli suçluları yerleştirme
işlerinde önderlik etmiştir. Hem de bu suçluları ağır işlerde
çalıştırmamak, onlara kaba davranmamak, idare etmede sert
davranmamak, onların yaşanını ve güvenliğini garanti altına alma
konusunda tavsiyelerde bulunmuş ve yol yordam göstermişlerdir. Aynı
yıl yine, özel güçler oluşturup çok sayıdaki suçluların aile
efradını da getirip onlarla bir araya getirmiştir.
Doğu
Türkistan’daki bazı gerçekler, Çin hâkimiyetinin bu tür politikaları
taa bu güne kadar kesintisiz olarak devam ettirmekte olduklarını
açıkça gözler önüne sermektedir.
Gerçeğe bakacak
olursak, Doğu Türkistan’ın varlığını ve güvenliğini tehdit etmekte
olanların sadece Çin hâkimiyeti ve bu hâkimiyeti desteklemekte olan
Çinli göçmenler olduğunu görebilmek zor değil.
Mesela, Yakın
zamanlarda Ürümçi vilayeti Emniyet müdürlüğü “2006 Yılında Meydana
Gelen 10 Büyük Dosya”yı yayınlamış olup, bu dosyaların hepsi de
cinayet ve soygun dosyalarıdır. Hemen hepsi de Çinli göçmenler
tarafından işlenen suçlar olup, bu suçluların eylemleri oldukça
vahşice ve dehşetengiz olmuştur.
Sadece Ürümçi’de
değil, Doğu Türkistan’ın başka bölgelerinde de cinayet ve gasp
dosyalarını oluşturanların hemen hepsi yine Çinli göçmenlerdir.
Çin resmi
daireleri Uygurlarla Çinli göçmenlere karşı çifte standartlı
davranış sergilediklerinden bu durum Çinli göçmenleri daha da
cüretkâr hale getirmektedir.
“Doğu Türkistan
Enformasyon Merkezi” ve Amerika’daki “Özgür Asya Radyosu”nun verdiği
habere göre 206 yılı Kasım ayının 20’sinden sonraki günlerde
Aksu’nun Şahyar nahiyesine bağlı Döngkotan köyünde ikamet eden bir
Çinli kendisinin kabala aldığı ekili alanlarda çalıştırdığı Hotenli
14 Uygur’u zehirleyip öldürdükten sonra cesetlerini greyderle kendi
evinin yanındaki araziye gömmüştür.
Olay şöyle
cereyan etmiştir: Şahyar’ın Döngkotan köyündeki bir Çinli, bu 2006
yılı Mayıs ayının ortalarında Hoten’den gelen 14 Uygur’u ırgatlık
için tutmuş olup, onları kendisinin ekili alanlarında
çalıştırmıştır. Bu 14 Uygur aynı işte Kasım ayının sonlarına kadar
çalışmışlar. Onlar işlerini bitirip memleketlerine dönecekleri zaman
söz konusu Çinli patrondan paralarını istediklerinde, Çinli patron
onlara “paralarınızı yarın vereyim. Bu gün sizleri misafir edeyim”
diyerek onları alıkoymuş ve aynı gün iki keçi keserek bir ziyafet
hazırlamış. Bu ziyafet sonrasında 14 Uygur’un hepside birer birer
ölmüşlerdir.
Yansımalara
bakıldığında o Çinli patron çalıştırdığı 14 Uygur’un ücretlerini
vermek istemediği için onların yemeklerine zehir karıştırarak
hepsini de zehirleyerek öldürmüştür.
Doğu Türkistan
halkı Demir yollarlını ve trenleri komünist Çin hakimiyetinin Doğu
Türkistan’a Çinli göçmen getirdikleri ve Doğu Türkistan’dan talan
ettikleri zenginlik kaynaklarının Çin’e taşınmasının vasıtası olarak
görmekteydi. Şimdilerde ise Demiryolu ve tren, Çinli göçmenlerin
Doğu Türkistan’a uyuşturucu taşımalarında kullandıkları en önemli
vasıta haline dönüşmüş bulunmaktadır.
“Şinhua Haber
Ajansı”nın 2006 yılı Şubat ayının 23 günü yayınladığı haberde yer
aldığına göre, Çin’in Chengdu, Chongqing ve Şenkou gibi yerlerinden
Ürümçi’ ye bağlanan Demiryolları Çinli Uyuşturucu kaçakçılarının
Doğu Türkistan’a uyuşturucu madde taşıdıkları en başta gelen
vasıtasına dönüşmüş olup, bu bölgeye giren uyuşturucu maddelerin
ekseriyetini yolcular trenle taşıyıp getiriyorlar.
Bu yıl Çağan
döneminde Ürümçi Vilayeti Emniyet Müdürlüğü 4 ay sürecek kontrol,
gözlem ve takip yürüterek uzun zamandan beri yolcu treni aracılığı
ile Ürümçi’ye uyuşturucu madde getirip satmakta olan Wu Da Ming
isimli Çinli Uyuşturucu madde kaçakçısı ile onun 13 ortağını 3600
gram eroin ile beraber ele geçirmiştir. Çin basınında işaret
edildiğine göre, Ürümçi nüfusunun şiddetle çoğalması Polis
dairelerini kara kara düşündürmektedir.
İstatistiklere
bakıldığında, geçen yıl Ürümçi şehrinin yerleşik nüfusu 2 milyon 350
bine, hareketli nüfus ise, 800 bine ulaşmış olup, ikisi
birleştirildiğinde şehir ahalisinin sayısı 3 milyonu geçmektedir.
Fakat şu anda
Ürümçi vilayeti Emniyet müdürlüğüne bağlı 72 karakoldaki polislerin
sayısı şehir ahalisinin güvenliğini korumada yetersiz kalmıştır.
Devlet Toplum Güvenliği Bakanlığının ölçülerine göre
değerlendirildiğinde de Ürümçi’ deki polis sayısı oldukça yetersiz
görünüyor.
Polis
kifayetsizliği meselesi sadece Doğu Türkistan’daki Çinlilerin toplu
halde yerleşik olarak yaşadıkları şehir ve bölgelerde mevcut olup,
Uygurların toplu yaşadıkları güney bölgelerde ise polis sayısı
ihtiyaçtan çok fazla durumda.
Resmi
istatistiklere bakıldığında 3 milyondan fazla nüfusu bulunan
“Bingtuen” den söz edilecekse “Bingtuen” bünyesindeki Çinliler, Doğu
Türkistan’da suç işlemekte olan Çinli göçmenlerin davetkârları
durumunda.
Mesela,
“Tiyanşan (Tanrıdağı)İnternet Sitesi”nin verdiği habere göre
16.01.2006 tarihinde “Bingtuen Polis Dairesi” Ürümçi’de basın
toplantısı tertip ederek, Bingtuen polislerinin “Üç Türlü Güçler” e
köklü bir darbe vurup “Sinkiang(Doğu Türkistan)ın Huzur ve barışı”
için büyük katkı sağladığını beyan etmiştir.
Yukarıdaki
haberde işaret edildiğine göre, 2006 yılı Bingtuen genelinde meydana
gelen suç dosyalarının sayısı 10 bin 278 olup, bu dosyaların % 55.47
si açıklığa kavuşturulmuştur. Geçen bir yıl içerisinde Bingtuen
genelinde meydana gelen cinayet dosyalarının sayısı 91 adettir.
Fakat bazı Uygur
siyasi gözlemciler, Doğu Türkistan’da meydana gelmekte olan Cinayet,
Gasp, Dolandırıcılık, tecavüz ve hırsızlık dosyalarının büyük
bölümünü Bingtuenli Çinlilerin meydana getirmekte oldukları yerel
resmi organların onlara ceza verme yetkileri olmadığı için bu Çinli
suçluların Bingtuen yargıları tarafından sembolik ve hafif cezalar
verildiği, bu yüzdende Bingtuenli Çinlilerin cüretkârlıklarının
artmakta olduğu beyan edilmektedir.
Çin hâkimiyeti
Doğu Türkistan’da resmi kurumlarının bütün güçlerini sözde “Milli
Bölücüler”e yönelttikleri için bunu fırsat bilen ve bu politikadan
ilham alan Çinli göçmenler arasında suç dosyalarının oranı gittikçe
artmaya başlamıştır.
Mesela,
“Sinkiang(Doğu Türkistan)Gazetesi”, “Sinkiang (Doğu Türkistan)Resmi
Gazetesi”, “Tiyanşan(Tanrı dağı) Gazetesi”… Gibi Çin’in başta gelen
basın organlarının resmi sayfalarına göz atacak olursak, günümüzde
Doğu Türkistan’da cinayet, gasp, uyuştururcu kaçakçılığı,
dolandırıcılık, serserilik ve bozgunculuk suçlarını meydana
getirmekte olanların hepsinin Çinli göçmenler oluğunu görürüz.
Abdulcelil Karakaş
“Doğu Türkistan
Enformasyon Merkezi” Başkanı
Uygurcadan
Çeviren: Mehmet Emin BATUR
Cidde
Radyosu Uygurca Bölümünün Kapatılmasından Ders
Çıkartmamız Gerekir

20.01.2007

Bazı haberlerden
anlaşıldığına göre bu yıl 18.01.2007 tarihinde Suudi Arabistan’ın
Cidde Radyosu uzun yıllardan beri özel olarak Uygurca yayın yapmakta
olan Uygur bölümünü kapatmıştır.
Cidde radyosu
Uygur bölümünün kapatılması dış ülkelerde yaşamakta olan Uygurlar
arasında büyük ölçüde yankı yaptı. Birkaç günden beri bazı Uygur
teşkilatları ve Uygur toplumu Suudi Arabistan hükümetine ve
kendilerinin yaşamakta oldukları Suudi Arabistan elçiliklerine
çeşitli yollarla müracaatlarda bulunarak Suudi hükümetinin bu
kararından ciddi bir biçimde etkilendiklerini belirtmekle beraber,
onlardan Cidde radyosunun Uygurca yayınını devam ettirmesini
istemektedirler.
1980’li yılların
başlarında, Amerika’nın Almanya’daki “Azat Radyosu” kendisinin
1960’lı yıllardan beri yayın yapmakta olduğu Uygurca bölümü
kapatmıştı. Uygurca bölümünde çalışmakta olan elemanlar ise,
Özbek’çe ve Tacik’çe yayın yapmakta olan bölümlere kaydırılmıştı.
1998 yılında
Amerika “Özgür Asya Radyosu” tarafından yine özel olarak Uygurca
bölümü tesis ederek günümüze kadar günde bir saat Uygurca yayın
yapmaktadır. Suudi Arabistan’daki Cidde radyosunun Uygurca yayını
dini içerikli yayınları temel alan ve Doğu Türkistan ile ilgili
haberlerde veren bir bölüm idi. Bu bölümün programları Uygur
halkından devamlı alkış almaktaydı.
Genel merkezi
Almanya’daki “Doğu Türkistan Enformasyon Merkezi”nin başkanı
Abdulcelil Karakaş Cidde radyosunun Uygurca bölümünün kapatılmasına
tepki göstererek şöyle dedi:
“Ben, uzun yıllardan beri
kendimizin bağımsız haber ağımızı güçlendirmemiz gerektiğini tekrar
ede gelmekteyim.
Yayıcılık,
bizim milli hareketimizin can damarıdır. Bu sebeple biz yayıncılık
cihetinde dış ülkelerin yayın vasıtalarına bağımlı olmamamız
gerekir. Dünyadaki devletlerin münasebetlerinde devamlı olarak
değişiklikler olmaktadır. Bütün devletlerin Uygurlar meselesindeki
pozisyonu da, o devletlerin Çin ile olan münasebetlerinin gelişimine
paralel olarak değişmektedir.
Mesela son on yılda Rusya’daki
bazı Uygurca yayın vasıtaları ve bize komşu olan bazı ülkelerdeki
Uygurca yayın vasıtaları da Çin baskısı ile kapatıldı. Aynı zamanda
Uygurlar Amerika’nın Almanya’daki “Azat Radyosu”nun Uygurca bölümüne
de büyük ümit bağlamışlardı. 1980’li yılların başlarında Çin lideri
Den-Şiao Ping’in Amerika’yı ziyaret etmesinden hemen sonra “Azat
Radyosu”nun Uygurca bölümü kapatıldı. Şimdi de Cidde radyosunun
Uygurca bölümünü de kapatmışlar. Biz bunlardan ders çıkartarak,
öncelikle kendimizin doğrudan idare ettiği yayın vasıtalarını
güçlendirmeye ve büyütmeye ehemmiyet vermemiz gerekir. Yayıncılık
cihetindeki sürükleyici düşünceyi asla yabancı yayın organlarının
ellerine vermememiz gerekir.
Biz,
halkımıza yönelik yayıncılığın sürükleyici düşüncesini kendimiz
şartlara ve halkımızın ihtiyaçlarına göre düzenlememiz ve kontrol
etmemiz gerekir.
Abdulcelil Karakaş Şöyle
devam etti:
“Günümüzde dış ülkelerdeki Uygur
teşkilatlarımız tarafından yönetilmekte olan yayın organlarımız
oldukça zayıf bir durumda olup, halkımızın ihtiyaçlarına cevap
vermekten uzak durumdadır. Böyle olmasındaki sebep şu ki; Yıllardan
beri bazı teşkilat ve şahıslarımızın milli yayınlarımızın
ehemmiyetine gösterdikleri ilgi çok yüzeysel olup, onlar milli yayın
vasıtalarımızı desteklemekten ve kuvvetlendirmekten kendilerini uzak
tuta gelmektedirler. Hatta bazıları bilerek veya bilmeyerek engel
bile oldular. Netice olarak, halkımıza yönelik yayınlarımızın
desteklenmesini ve sürükleyici düşüncesini dış ülke yayın vasıtaları
organize ve kontrol eder hale gelmeye başladı.
Bu, milli
hareketimizin geleceği ve gelişmesi adına oldukça tehlikeli bir
durumdur. Elbette ki; dış ülke haber vasıtalarının Uygurca yayın
yapmaları bizim için çok önemli ve faydalıdır. Fakat günün birinde
onlar bazı siyasi ve diplomatik sebeplerle ani olarak kapatıldığında
bizim elimizde de kendi ihtiyacımızı yeterli seviyede
karşılayabilecek yayın organlarının da olması gerekir.
Uygurcadan Çeviren: Mehmet Emin Batur
18
Şehidimizin Ruhları Şad Olsun
Doğu
Türkistan da Çin askerleri ile bağımsızlık savaşçıları
arasındaki geniş çaplı silahlı çatışma ile ilgili olarak
Uygur-tv tarafından Kuran-ı Kerim Okundu.
Doğu Türkistan
Enformasyon Merkezi Başkanı Abdulcelil Karakaş, 05 Ocak 2007
tarihindeki kanlı savaşta hayatını kaybeden 18 şehidimizin
ruhları için mevlüt okumaya, hatimler indirmeye, çağırdı.
Uygurcadan Çeviren:Mehmet Emin BATUR
Koşrap
Katliamı Hakkında Yeni Gelişmeler
20.01.2007

Birkaç günden
beri Çin medyasında yayınlanan bazı haberler bu yıl 05.01.2007
tarihinde meydana gelen “Koşrap Olayı”nın, Çin hükümetinin beyan
ettiği gibi,Çin askerleri ile bağımsızlık yanlıları arasında meydana
gelen normal bir silahlı çatışma olmayıp, Çin hükümeti tarafından
özel olarak planlanan ve organize edilen büyük çaplı bir katliam
hareketi olduğu anlaşılmaktadır.
Çin’in “Yeryüzü Gazetesi”nin 16.01.2007 tarihli haberinde,
05.01.2007 günü Koşrap’ta yürütülen asker ve polis işbirliğindeki
harekât esnasında asker sayısının1000 kişiden fazla olduğu, bölgeye
30-40 araç dolusu asker getirildiği, etrafı tümden askeri çadırların
kapladığı, bağımsızlık yanlılarının ise sayılarının 10’larca olduğu
beyan edilmiştir.
“Güney Çin Haber
Sitesi” muhabirinin olay yerini bizzat görerek yazdığı ve 17.01.2007
tarihinde yayınladığı makalesinde Yarkent Nahiyesi Polis Dairesinin
memurlarından Ahmetcan Savut’un,”Biz geçen yılın donunda emir
almıştık. Bu emir gereğince, Kargalık, Savut’un,”Biz geçen yılın
donunda emir almıştık. Bu emir gereğince, Kargalık, Yenihisar,
Peyzavat, Yarkent, Aktu başta olmak üzere civar nahiyelerdeki
polislerin hepsi Koşrap’a gelerek bu köyü çember içine aldık. Biz
kuşatmayı tamamladıktan sonra 04.01.2007 günü Kaşgar’dan silahlı
polis birlikleri 3 helikopterle bölgeye geldi.” Şeklindeki sözleri
yer almış olup, bu da Çin hükümetinin, milli karşılık verme güçleri
ile öncelikle hiçbir diyalog girişiminde bulunmaksızın onları
tamamen katletme planını daha önceden yapmış olduklarını
göstermektedir.
Bazı gayri resmi
istatistiklerde, Koşrap olayı meydana geldikten sonra Çin
askerlerinin Doğu Türkistan genelinde genel arama ve tutuklama
hareketi başlatarak tahmini olarak 1500 kişi civarında Uygur’u
“Terör Şüphelisi” olarak tutukladıkları kaydedilmiştir.
Yukarıdaki her iki Çin Yayın organında da, bütün yol güzergâhlarına
kontrol noktaları kurdukları, Askeri helikopterlerin de o bölgede
ciddi gözlem uçuşları yaptıkları beyan edilmiş olup, Yarkenti polis
Ahmetcan Savut “Güney Çin Haber Sitesi”nin muhabirine 11.01.2007
tarihinde yaptığı konuşmasında “Koşrap ve havalisinde polis ve
askerler tarafından kurulan kontrol noktaları oldukça fazla, bizim
bulunduğumuz noktada 8 kişi, bize komşu olan Kaçun köyünde 4 kişi,
Koncirap köyünde 3 kişi, bir başka yerde de 1 kişi ele geçirildi.”
Şeklinde beyanda bulunmuştur. Bu sözler Çin hükümetinin geniş çaplı
bir tutuklama hareketi yürütmekte olduğunu ispatlamaktadır.
Uygurcadan Çeviren: Mehmet Emin Batur
“Bingtuen Polis Dairesi” Ürümçi’de Basın Toplantısı
Yaptı
17.01.2007


Bu yıl
05.01.2007 tarihinde Aktu’ya bağlı Koşrap köyü sınırları içerisinde
meydana gelen silahlı çatışmadan beri, Çin’in Doğu Türkistan’daki
her kademeden Parti, hükümet, Askeri ve kanun daireleri “3 Türlü
Güçlere Karşı Duruş” sloganı ile ardı ardına büyük toplantılar
düzenleyerek yerli halka yönelik patırtı kopartmaktadır.
Olaydan
sonra öncelikle “Otonom Bölge (Doğu Türkistan) Siyasi-Kanun”
toplantısı yapıldı. Hemen ardından “Sinkiang (Doğu Türkistan) Toplum
Güvenlik Bakanlığı” büyük genişletilmiş basın toplantısı yapıldı.
Birkaç gün önce yine Ürümçi’de “Sinkiang (Doğu Türkistan) Askeri
Bölge Komünist Partisi” genişletilmiş toplantısı yapıldı. Şimdilerde
Ürümçi’de yapılmakta olan “Otonom Bölge (Doğu Türkistan) Halk
Kurultayı” toplantısı, “Otonom Bölge(Doğu Türkistan)Siyasi Birlik
Toplantısı”nın mühim gündemlerinden biri de yine benzeri şekilde “3
Türlü Güçler”e darbe vurmayı amaçlıyor.
Bu tür
patırtılar kervanına şimdilerde yerli halk tarafından “Cellât
Birlik” olarak anılan “Bingtuen” de katıldı.
“Tiyanşan
(Tanrıdağı) İnternet Sitesi” verdiği habere göre,16.01.2007
tarihinde “Bingtuen Polis Dairesi” Ürümçi’de Basın toplantısı
düzenleyerek, Bingtuen polislerinin “3 Türlü Güçler” e köklü darbe
vurarak “Sinkiang(Doğu Türkistan)ın Barış ve huzuru” için büyük
katkı yaptığı beyan edilmiştir.
Yukarıdaki
haberde bildirildiğine göre 2006 yılı Bingtuen genelinde meydana
gelen suç dosyalarının sayısı 10 bin 278 olup, bu dosyaların
%55.47’si açıklığa kavuşturulmuştur. Geçen bir yıl boyunca meydana
gelen cinayet dosyalarının sayısı 91’dir.
Fakat bazı
Uygur siyasi gözlemciler Doğu Türkistan’da meydana gelmekte olan
cinayet, gasp, tecavüz ve hırsızlık dosyalarının büyük bölümünü
Bingtuen’li Çinlilerin oluşturduğunu, yerel kanun organlarının
onlara ceza verme yetkileri olmadığından bu Çili suçluların Bingtuen
yargı organları tarafından sembolik olarak hafif cezalara
çarptırıldıkları, bu sebeple Bingtuenli Çinlilerin daha da cüretkâr
hale geldiğinden söz etmektedirler.
Bundan başka
yine Bingtuen yasa organları ve silahlı güçleri, Çin hakimiyetinin
Doğu Türkistan’daki milli hareketleri bastırmadaki en temel ve
güvenilir birliği olup, Uygur siyasi kaçkınları arama ve yakalama,
ani olarak meydana gelen milli isyan ve ayaklanmaları bastırma
vazifesini Bingtuen üstlenmektedir.
Uygurcadan Çeviren: Mehmet Emin Batur
Doğu
Türkistan’ın Kingşoza Bölgesinde Uygurlarla
Çinliler
arasında Çatışma Çıktı
17.01.2007

ETIC’in Doğu
Türkistan’dan aldığı ilk haberlere göre, Doğu Türkistan’ın
Ürümçi-Gulca çevre yolu üzerindeki Kingşoza adı verilen bölgede
Uygur vatandaşlarla Çinliler arasında büyük çaplı çatışma meydana
geldi.
Bu
defaki çatışmada her iki taraftan ölü ve yaralıların olduğu da
öğrenildi. Olaydan sonra polis daireleri “Bu planlı bir şekilde
meydana getirilen bir olaydır” diyerek çatışmadan sonra olay
yerinden kaçan Uygurları yakalamak için ciddi bir yakalama hareketi
başlatmıştır.
ETIC,
bu olayın tafsilatı hakkında yinede detaylı malumat almaya
çalışmaktadır.
Uygurcadan Çeviren: Mehmet Emin Batur
Geçen
Yıl İli Bölgesinde 30 Binden Fazla Çiftçi ve Besici
Sadece Bir Çocuk Sahibi
Olabilmeye Mecbur Edilmiştir
17.01.2007


Çin
hâkimiyetinin Doğu Türkistan’ın yerli halkına yönelttiği “Doğum
Kontrolü Belgesi”nde, şehirdekilerin iki, kırsal alanlardakilerin 3
çocuk sahibi olabilmesine izin verilmişti.
Fakat
Çin hükümeti yerli halka karşı “Doğum Kontrolü” uygulamaya başladığı
1988 yılından beri kendisinin çıkarttığı belgenin yapısına aykırı
olarak şehir ve köylerde yaşamakta olan yerli halkların hepsini
sadece bir çocuk sahibi olabilmeye zorlamaktadır.
Çin
hükümeti “Bir çocuk sahibi olursan çabuk zengin olursun” şeklinde
bir safsatayı ortaya atıp, “Bir çocuk sahibi olanları
mükâfatlandırma, çeşitli yönlerden değer verme, iki ya da üç çocuk
sahibi olanları ise, siyasi, iktisadi ve içtimai cihetten dışlama
taktiğini kullanarak onları tek çocuk sahibi olmaya zorlaya
gelmektedir.
Mesela, “İli Haber Ağı”nın 17.01.2007 tarihindeki haberine göre 2006
yılı bütün İli bölgesi genelinde yerli çiftçi ve besiciler arasında
sadece bir çocuk sahibi olarak hükümetin “Doğum Kontrolü Şeref
Karnesi” alanların sayısı 30 bin 337 kişiye ulaşmış olup, 2005
yılındakinden % 47.6 oranında artmıştır.
Hükümet kanadı ise, yerli halk arasında tek çocuk sahibi olma
oranını arttırmak için 2006 yılında 37 bin 832 kişiye para ödülü
dağıtmıştır.
Yukarıdaki haberden anlaşıldığına göre, Çin hükümeti bu yıl İli
bölgesinde bir çocuk sahibi olan yerlileri ödüllendirmek için 210
milyon yuen’den fazla meblağ ayırmıştır.
Uygurcadan Çeviren: Mehmet Emin Batur
Gulca’da Yerleşik Bingtuen’li Çinliler Yurtlarına Dönmek
İçin
Hükümete Baskı Uygulamaktadırlar
17.01.2007

Gulca’da yerleşik Bingtuenli Çinliler memleketlerine dönmek için
hükümete baskı uygulamaktalar.
ETIC’in bildirdiğine göre, yakın zamanlarda Bingtuen’in Gulca’da
yerleşik Tuan-meydanlarındaki bazı Çinliler “Kendi memleketimize
döneceğiz” diyerek kavga çıkartıp Bingtuen yetkililerine ve hükümet
birimlerine yönelik olarak baskı uygulamaya başlamışlardır.
Onlar,”Eğer üst dereceli önderlik, talebimizi kabul etmeyecek olursa
sokaklara çıkıp gösteri yapacağız” diyerek tehditler savurmaya
başlamıştır.
Bingtuen’in
4. Tümeni İli bölgesine konuşlanmış olup, Genel merkezi Gulca
vilayetindedir.
Bingtuen’in
4.Tümeni 1962 yılındaki büyük kaçış esnasında getirilip Gulca’ya
yerleştirilen ve onun bünyesindeki birkaç yüz bin Çinli aynı zamanda
Sovyetler Birliğine kaçan Uygurların mekânlarına
yerleştirilmişlerdi. O zamandan beri Bingtuen’in bu 4. Tümeni İli
bölgesinde Çin hâkimiyetine karşı meydana gelen halk isyanlarını
bastırmada aktif ve mühim rol oynaya gelmektedir.
1997 yılındaki “5 Şubat “ Gulca olayını bastırma hareketinde de 4.
Tümen bünyesindeki Çin halk askerleri doğrudan katılmıştı.
Bazı Uygur siyasi gözlemciler “Bingtuenli Çinliler Doğu Türkistan’da
güçlenmekte olan mili hareketlerden ürktüğü için elde-avuçta ne
varsa toplayıp memleketlerine dönmenin kaygısına düşmüşlerdir. Çünkü
bu tür olaylar önceleri de çokça görülmüştür.” Demektedirler.
ETIC,
Yukarıdaki olay hakkında daha tafsilatlı malumatlar elde etmeye
çalışmaktadır.
Uygurcadan Çeviren: Mehmet Emin Batur
Aktu’nun Koşrap
Köyündeki Silahlı Çatışmaya Çin
tarafından 1000’Den
Fazla Asker Katılırken,
Bağımsızlık Savaşçılarının
Sayısı 50 Civarındaydı
16.01.2007

Kamuoyunun da bildiği gibi, Ocak
ayının 5. günü Aktu’nun Koşrap köyü sınırları içerisinde Çin
askerleri ile bağımsızlık savaşçıları arasında geniş çaplı bir
silahlı çatışmanın meydana gelmiş olmasından bu yana, Çin hükümeti
Koşrap’ta meydana gelen hadisenin detaylarını mümkün olduğu kadar
gizlemeye çalışmaktadır.
Bütün Çin medyasında bu defaki
çatışmada sadece 18 bağımsızlık savaşçısının vurularak öldürüldüğü,
17’sinin sağ olarak ele geçirildiği, bir Çin askerinin öldüğü,
birinin de yaralandığı şeklinde kısa haberler yer almıştı.
Uluslar arası insan hakları
teşkilatları ve nüfuzlu yabancı ülke basın ve yayın organları Çin
hükümetinden, bu defaki olayın gerçek iç yüzünü ve çatışmada ölen
Uygurların kimliklerini dünyaya açıklamasını istemişse de, Çin
makamları bu olumlu talepleri reddede gelmişti.
Fakat ilerleyen zaman içerisinde,
Koşrap olayı hakkındaki bazı haberler Çin medyasında yer almaya
başladı.
Mesela, Çin’in “Yeryüzü Gazetesi”nin
16.01.2007 tarihli sayısındaki haberde yer aldığına göre, bu
gazetenin muhabiri Chen Gang olay yerini görme maksadıyla hadisenin
vuku bulmasından iki gün sonra Pekin’den yola çıkarak Doğu
Türkistan’ın Pamir bölgesine doğru yola çıkmış ve 10.01.2007
tarihinde Aktu’ya bağlı Koşrap köyüne ulaşmıştır. Çinli muhabir
Aktu’dan Koşrap’a ulaşana kadar yerel polisler tarafından yol
üzerine kurulan iki ayrı kontrol noktasından geçmiştir. Yerel
polislerin Çinli muhabire beyan ettiklerine göre, bu kontrol
noktaları olaydan bir gün önce, yani 04.01.2007 tarihinde
kurulmuştur. Muhabir Chenggang ziyaret notlarında, bu tür kontrol
noktalarının “teröristler”i yakalamada çok büyük rol oynadığını
vurgulayarak, yerel polislerden edindiği bilgilere göre birkaç gün
önce Koşrap’a komşu olan Aritaş köyünde kurulan kontrol noktasındaki
bir polis ve korucuların bu defaki çatışmadan kaçarak kurtulan bir
bağımsızlık savaşçısını ele geçirdiklerini, bu bağımsızlık
savaşçısının şiddetli soğukta dağlık alanlarda 5 gün yol yürüyerek
halsiz düştüğünü, ele geçirildiğinde onun yanından kaysı kurusu
çıktığını, onun, kontrol noktasını bekleyen Uygur halk askerlerince
yakalandığını söylemiştir.
Muhabir yine, bunun gibi kontrol
noktalarının bütün büyüklü -küçüklü yollara kat,kat kurulduğunu,
bağımsızlık savaşçılarının bu ağdan kurtularak kaçabilmesinin çok
zor olduğunu anlatmaktadır.
Doğu Türkistan’ın güney bölgelerinde
uzun yıllar “Doğu Türkistan teröristleri” olarak adlandırılan Doğu
Türkistan Bağımsızlık yanlıları ile mücadele eden bir polisin
Koşrap’ta Çin muhabiri Chen Gang’a bildirdiğine göre, Gerç bu polis
her ne kadar “terör” dosyalarını sonuçlandıran ve birçok “terör
kampları”nın ortaya çıkartılmasını sağlayan biri ise de, Koşrap’taki
gibi büyük çaplı bir kampı ilk defa görüyormuş.
Bu polisin bildirdiğine göre bu defa
keşfedilen bağımsızlık savaşçılarının eğitim kampı üç ayrı noktada
olup, önce iki noktaya karşı saldırıya geçilmişse de, bağımsızlık
savaşçılarını ele geçiremeyerek elleri boş olarak dönmüşlerdir.
05.01.2007 tarihinde 3. noktaya saldırdıklarında 10’larca
bağımsızlık savaşçılarının etraflarını sarmışlardır.
Polislerin Çinli muhabire verdikleri
bilgilere göre, bu defa ele geçirilen eğitim kampını bağımsızlık
savaşçılarının, fiziksel fonksiyonları artırma ve normal silahları
kullanmayı öğrenme yeri olarak kullandıklarını söylemişlerdir.
Bağımsızlık savaşçılarının bazılarında el yapımı tabanca,
bazılarında da kendilerinin yaptıkları bombalar bulunmaktaymış.
Onların giysileri de tek tip olup, siyah yün şapka siyah pantolon
giymekteymişler.
Muhabir Chen Gang Koşrap köyünde
insan sayısının çok az olduğunu, harekatın yapıldığı gün buradaki
polis ve askerlerin sayısının 1000’den fazla olduğu, en az 30-40
araçla asker getirildiğini, etrafı bütünüyle askeri çadırların
kapladığını, Uygurların evlerinin eğitim kampına çok yakın mesafede
yer aldığını, yerli Uygur erkeklerin burada bir araya gelerek tütün
içtiklerini, çocukların ise buz tutmuş olan ırmakların üzerinde
kendi yaptıkları kızakları çekerek oynamakta olduklarını beyan
etmiştir.
Demek oluyor ki, Çinli muhabir Chen
Gang’ın yukarıdaki olay yeri ile ilgili ziyaret notlarında da
1000’den fazla Çin askerinin, sayısı tahminen 50 civarındaki ve
çoğunun ellerinde silahta bulunmayan bağımsızlık savaşçılarını sıkı
kuşatma altına aldıklarını ve onlara modern silahlarla acımasızca
saldırdıklarını, Çin hâkimiyetinin burada bütünüyle ile bir katliam
yapma taktiğini kullandıklarını görebilmek zor değil.
Uygurcadan Çeviren: Mehmet Emin Batur
Kaşgar ve Hoten’deki
Çiftçilerin Gelirleri, Doğu Türkistan’ın Ortalama Gelirinin
Epey Altında
 11.01.2006
“Tiyanşan (Tanrıdağı) İnternet
Sitesi” sitesinin Ocak ayının 12. günü verdiği habere göre
Ürümçi’de yapılmakta olan “Otonom Bölge(Doğu Türkistan) Köy
Hizmetleri Toplantısı” Doğu Türkistanlıların yoğun olarak
yerleşik bulunduğu güney vilayetlerindeki çiftçilerin yıllık
kişi başına düşen ortalama gelirlerinin bütün Doğu Türkistan
genelindeki çiftçilerin ortalama gelirlerinin epeyce altında
olduğu ortaya konuldu.
Mezkûr haberde beyan
edildiğine göre, 2006 yılı “Otonom Bölge” genelinde çiftçilerin
kişi başına düşen yıllık geliri 2742 yuan iken, aynı yıl
Hoten’deki Çiftçilerin kişi başına düşen gelirlerinin 1449 yuan
ve Kaşgar’daki çiftçilerin yıllık gelirlerinin ise, 2072 yuan
olduğu görüldü. Gerçi günümüzde Kaşgar, Atuş ve Hoten’den
ibaret üç vilayetteki köy nüfusu bütün Doğu Türkistan’daki köy
nüfusunun yarısından çoğunu teşkil etse de, güneydeki bu
vilayetlerde ekili alan yüz ölçümü az, fakat iş gücü potansiyeli
fazlalığı bulunuyor. Bazı istatistiklere bakıldığında, Doğu
Türkistan’daki Bingtuen (Silahlı Çiftçi Çinli Milis Güçleri)
kökenli Çinli çiftçilerin ortalama yıllık gelirlerinin 4000 yuen
civarında olduğu öğrenilmektedir.
Doğu Türkistan’da, Doğu Türkistan
Türklerinin daha yoğun yaşadıkları güney vilayetlerdeki
çiftçilerin yıllık gelirlerinin düşük olmasındaki temel sebep,
Çin hâkimiyetinin bu bölgeleri kalkındırmaya ehemmiyet
vermedikleri ve bu bölgelerin kalkınması için yatırım
yapılmaksızın kaderlerine terk etmiş olmalarıdır.
Uygurcadan Tercüme: Mehmet Emin
Batur
Koşrap Katliamına Katılan
“Sinkiang (Doğu Türkistan)
Toplum Güvenlik Bakanlığı”nın 16. Birliği
Hakkında

16.01.2007
Çin
basınında, bu defa Aktu’ya bağlı Koşrap köyünde
milli
bağımsızlık savaşçılarını kuşatma altına alarak saldıran askerlerin
“Sinkiang(Doğu Türkistan)Toplum Güvenlik Bakanlığı”nın 16.Birliğine
bağlı jandarmalar olduğu kaydedilmiştir.
Çatışmada ölen Çin askeri Hung
Qiang’da işte bu 16. Birliğin askerlerindendi.
“Tiyanşan(Tanrıdağı)İnternet
Sitesi”nde de işaret edildiğine göre, “Sinkiang(Doğu
Türkistan)Toplum Güvenlik Bakanlığı”nın 16. Birliğine bağlı silahlı
polis kuvvetleri, Doğu Türkistan’daki özel gezici ekip olup, aslında
prensip gereğince silahlı polis birliklerini doğrudan Çin Bakanlar
kurulu kabinesi ile Çin askeri işler komitesi yönetiyordu.
“Sinkiang(Doğu Türkistan)Toplum
Güvenlik Bakanlığı” ise, “Otonom Bölge(Doğu Türkistan)Hükümeti”nin
doğrudan idaresindeki bir organ olup, Çin Merkez hükümeti Doğu
Türkistan’daki milli hareketleri daha köklü bir şekilde
bastırabilmek maksadı ile silahlı polislerden meydana gelen özel
gezici harekât ekibi kurarak, bu ekibe, “Sinkiang(Doğu
Türkistan)Toplum Güvenlik Bakanlığının 16. Birliği” olarak isim
vermişti.
Çin basın ve yayın organlarında
bildirildiğine göre, bu defaki çatışmada Çin askerleri de
yanlışlıklar yapmışlar. Elde edilen istihbarat doğru olmayınca, Çin
askerleri bağımsızlık savaşçılarının eğitim kampının yapısını ve
yerini tam olarak tespit edememişler. Özel gezici ekip arama ve
tarama faaliyetlerinde bulunurken, ani olarak bağımsızlık
savaşçıları ile karşı karşıya gelerek kendi aralarında çatışmışlar
ve bu esnada bazı bağımsızlık savaşçıları kaçarak izlerini
kaybettirmişlerdir.
Uygurcadan Çeviren: Mehmet Emin Batur
Doğu Türkistan’da Çin Askerleri
ile Bağımsızlık Savaşçıları
Arasında
Geniş Çaplı bir Silahlı Çatışma Meydana Geldi
08.01.2007
Özel
Haberimiz: Bundan bir gün
önce, yani 07.01.2007 tarihinde
Almanya’daki “Doğu Türkistan Enformasyon Merkezi”
tarafından Doğu Türkistan’dan doğrudan elde edilen ciddi
bir haber yayınlanmıştı. Bu haberde Doğu Türkistan’ın Barın
köyü civarında 50 kişilik milli mücadeleci grubu ile Çin
polisleri arasında bir silahlı çatışma meydana geldiği,
bağımsızlık savaşçılarının bir kısmının yakalandığı, diğer
bir kısmının ise, kaçarak izlerini kaybettirdikleri ETIC
tarafından bildirilmişti.
Bugün,
yani 08.01.2007 günü “Sinkiang (Doğu Türkistan) Toplum
Güvenlik Bakanlığı” bir basın toplantısı düzenleyerek Ocak
ayının 5.günü Doğu Türkistan’ın Pamir Dağları Bölgesinde
Çin askerleri ile bağımsızlık savaşçıları arasında büyük
çaplı silahlı çatışma meydana gelmiş olduğunu açıkladılar.
“Tiyanşan(Tanrıdağı)İnternet sitesi”nde yer alan habere
göre güya, 2002 yılının 9. ayının 11. gününde dış
ülkelerden sızan “Doğu Türkistan İslami Hareketi”
teşkilatının direniş güçleri Doğu Türkistan’ın Pamir
Dağları'nın yukarı kısımlarında askeri eğitim kampı
kurmuşlar. 05.01.2007 tarihinde Çin askeri birlikleri bu
konuda elde ettiği haberlere dayanarak, Pamir Dağları'ndaki
bağımsızlık savaşçılarının etrafını kuşatarak saldırıya
geçmişlerse de bağımsızlık savaşçıları bunlara çok sert bir
şekilde karşılık vermiştir.
Çin
hükümetinin verdiği sayılara göre bu defaki çatışmada Çin
tarafından bir asker ölmüş, biri de yaralanmış, bağımsızlık
savaşçılarından da 18 kişi şehit olmuştur. Yine,
bağımsızlık savaşçılarından da 17 kişi Çin askerlerince ele
geçirilmiştir.
Çin
tarafı, 22 tane el bombası ve çok sayıda mühimmat ele
geçirmiştir.
Bağımsızlık savaşçılarının bir kısmı da kuşatmayı yararak
kurtulmayı başarmışlardır. Şu anda Çin askeri birlikleri
Doğu Türkistan genelinde arama, tarama ve tutuklama furyası
başlatmış bulunmaktadır.
Diğer
yandan “Doğu Türkistan Enformasyon Merkezi”nin elde ettiği
bir önceki haberinde bu defaki silahlı çatışmanın meşhur
Barın köyü civarında meydana gelmiş olduğu bildirilmişti.
Fakat Çin hükümeti Uygur halkı arasında “Barın Ruhu”nun
tekrar canlanmasından endişe ederek, kesinlikle “Pamir
Dağları bölgesinde meydana geldi” demeye mecbur kalmıştır.
“Doğu
Türkistan Enformasyon Merkezi” bu olay hakkında daha
tafsilatlı bilgiler almaya çalışmaktadır.
Uygurcadan Çeviren:Mehmet Emin BATUR
Abdulcelil
Karakaş Rabiye Kadir’e
Saldıran Li
Da Hua’ya reddiye Verdi
16.01.2007

“Çin Milletler
Gazetesi”nin muhabiri Liu Da Hai, bu yıl 09.01.2007 tarihinde adı
geçen gazetede yayınladığı “Rabiye Kadirden İnsanlar Neden
Hoşlanmıyor?” başlıklı makalesinde saçmalayarak “Rabiye Kadir ve
Doğu Türkistan unsurları, özgürlük ve demokrasiden söz
etmektedirler. Ona radikal İslamcılık anlamındaki milliyetçilik
demek daha doğru olur. Çünkü, Sinkiang(Doğu Türkistan)da sadece
Uygurlar değil, Çinlileri de içine alan birçok milletler
bulunmaktadır. Çeşitli kültürlerin karşılıklı etkileşimleri ile
yaşanılan bir yer. Her türlü milliyetçiliğin öne çıkması başka
milletlere zarar verir. Az sayıdaki radikal Uygur milliyetçiler
Sinkiang’(Doğu Türkistan)ın barış ve huzur içindeki vaziyetini
bozmaktadır. Demiştir.
Lİ Da Hua’nın
yukarıdaki makalesi Uygurcaya tercüme edilerek Doğu Türkistan’daki
bütün Uygurca İnternet sitelerinde de yayınlanmaya başlandı.
Almanya’daki
“doğu Türkistan Enformasyon Merkezi”nin başkanı Abdulcelil Karakaş
LI Da Hua’nın yukardaki safsatalarına cevap vererek şöyle dedi;
“Doğu Türkistan’ın içindeki
ve dışındaki Uygurların milli hareketlerinin canlılık kazanması
kesinlikle ve sadece Uygur Milli hareketi ile ilgili münferit
gelişmeler olmayıp, Olsa olsa Doğu Türkistan Milli hareketinin
canlılık kazanmaya başlamasıdır. Doğu Türkistan, Uygurları temel
alan ve Kazak, Kırgız, Tacik Özbek gibi Türk boylarını içine alan,
bütün yerli halkların ortak vatanıdır.
1992 yılında
Türkiye’nin İstanbul şehrinde ilk defa toplanan Doğu Türkistan Milli
Kurultayı tarafından alınan kararda da Doğu Türkistan’ın yerli
halkının Uygur, Kazak, Kırgız, Özbek Tacik gibi kardeş boylardan
ibaret olduğu açık olarak vurgulanmıştı. Onlarda tıpkı Uyurlar gibi
bu cevher toprakların hakiki sahipleridirler. Çin hükümetinin
Uygurların milli hareketini, yalnızca Uygur milli hareketinin baş
kaldırması olarak ileri sürmesindeki maksadı, Doğu Türkistan’ın
yerli halkları arasında zıddiyet ve düşmanlık oluşturmaya
çalışmaktır.
Abdulcelil
Karakaş şöyle devam etti:
“Günümüzde
Doğu Türkistan milli hareketi içerisinde Uygurlar, asli ve
sürükleyici rol oynayan ve Doğu Türkistan’daki yerli halklar
arasında çoğunluğu teşkil eden bir Türk boyudur. 1949 yılında
Çinliler Doğu Türkistan’ı işgal ettiğinde Uygurların sayısı Doğu
Türkistan’ın umumi nüfusunun % 80’ini teşkil ediyordu. 1955 yılında
sözde “Otonom Bölge” olarak ilan edildiğinde de Uygurlar nüfusun %
78’ini teşkil etmekteydi. Onun için bu “Otonom Bölge”nin önüne
“Uygur” kelimesi eklenmiştir.
Çinlilere
gelecek olursak, Doğu Türkistan’da yaşamakta olan Çinlilerin hepsi
müstemlekeci güçler olup, onların bu topraklar üzerinde hiçbir hak
ve hukukları bulunmamaktadır. Bundan sonrada olmayacaktır.
Uygurların
milli hareketinin asıl gayesi de; Kazak, Kırgız, Özbek ve Tacik’leri
de içine alan bütün yerli halkın hak ve hukuklarını elde etmek,
onları hür, demokratik ve özgür bir ortamda yaşama imkânına
kavuşturmak, onların yaşamakta olduğu bu cevher misali toprakların
kayıtsız, şartsız bağımsızlığını geri alma mücadelesini sonuna kadar
sürdürmektir.”
Abdujélil
Karakaş, LI Da Huaning’ın “Rabiye Kadir’den İnsanlar neden
hoşlanmıyor?” şeklindeki sorusuna cevap vererek şöyle dedi:
“Eğer
Lı Da
Huan “insanlar” demekle Çinlileri kast ediyorsa, Rabiye Kadir
hanımdan elbette ki Çinliler hoşlanmaz. Onların hoşuna gitmeyi de
istemez. Rabiye hanım Çin müstemlekecilerinin hoşuna gitmeyi ar
saydığı için, makam ve mevkisini, parasını-mal varlıklarını ve aziz
vatanını terk ederek hicret etmeye mecbur oldu. Onun vatanı ve
milleti için her şeyden vazgeçen âli cenap hasleti halkımızın
gönlüne huzur verdiği için halkımız onu “Manevi Annemiz” diyerek
tanıdı ve yürekten dile getirdi.”
Uygurcadan
Çeviren: Mehmet Emin Batur
Çin Askerinin
Cesedinin Külleri Memleketine
Gönderildi,
Bizim 18 Şehidimizin Naaşları Nerede?
15.01.2007


“Doğu Türkistan Enformasyon
Merkezi”nin Başkanı Abdulcelil Karakaş
“Tiyanşan (Tanrıdağı) İnternet
Sitesi”nin verdiği habere göre, bu yakınlarda Aksu’nun Koşrap köyü
sınırları içerisinde meydana gelen silahlı çatışmada bağımsızlık
savaşçıları tarafından vurularak öldürülen Huang Qiang adındaki Çin
askerinin cesedine ait küller Ocak ayının 13. günü Ürümçi’de 800
polisin katılımı ile gerçekleştirilen görkemli merasim sonrası Huang
Qiang’ın akrabaları tarafından memleketi olan Sichuan eyaletinin
Cheng Du şehrine götürüldü.
Sichuan’ın parti, hükümet ve askeri
sorumluları Cheng Du Hava alanında 10 bin kişilik bir törenle Huang
Qiang isimli Çin askerinin cesedinin külünü karşılamışlardır. Huang
Qiang’ın cesedi Ürümçi’de yakılmıştı.
Birkaç günden beri Doğu
Türkistan’daki bütün Çin medyası bu Çin askerinin hayatı ile ilgili
olarak var güçleri ile propaganda yapmaktadır. Üstelik de “Toplum
Güvenlik Bakanlığı”nın bütün polislere çıkardığı “Huang Qiang’ın
Eğitim Davetiyesi”nden başka yine, “Otonom Bölge(Doğu
Türkistan)Birlik Komitesi” ve “Otonom Bölge(Doğu Türkistan) Gençler
Birliği” de birer bildiri yayınlayarak bütün gençleri Huang
Qiang’dan öğrenmeye çağırmıştır.
Olaydan sonra Çin Hükümetinin bu
defaki çatışmada şehit olan 18 Uygur’un cesetlerinin akıbeti ve
bunların kimlikleri hakkında hiçbir haber vermemiş olması dış
ülkelerde yaşamakta olan Doğu Türkistanlıları sert şekilde
öfkelendirmektedir.
Almanya’daki “Doğu Türkistan
Enformasyon Merkezi”nin Başkanı Abdulcelil Karakaş bu konu hakkında
kendi görüşlerini beyan ederek “Bu hadise, Çinli saldırganların
nazarında Uygurların hiçbir değerinin olmadığını akla getirir.
Amerika’nın kontrolündeki Irak hükümeti bile Saddam Hüseyin’in
cesedini ailesine iade etti. Onun cenaze namazının açıkça
kılınmasına izin verdi. Sebebi ne olursa olsun öldürülen bir insanın
cesedini ailesine iade etmek ve onun defnedilmesine izin vermek
insan haklarının ve insan olmanın bir kuralıdır. Anlaşılan o ki; Çin
işgalcilerinin bu tavrı, bu hâkimiyetin hiçbir insani tarafının
olmadığını göstermektedir. Dedi.
Abdulcelil Karakaş Çin askeri Huang
Qiang hakkında şunları söyledi; “Bu defaki çatışmada ölen Çin
askeri, Doğu Türkistan’ı işgal eden müstemlekeci bir orduya mensup
askerdir. Doğu Türkistan’daki Çin askerlerinin akıbeti de kesinlikle
Qiang denilen bu askerin akıbeti gibi olacaktır. Tarihten beri de
böyle ola gelmiştir! Çin hâkimiyetinin Huang Qiang’dan öğrenme
kampanyası başlatmasındaki asıl maksadı, Doğu Türkistan’daki
müstemlekeci güçlerini cesaretlendirmek ve yerli halkı daha da
acımasızca soykırıma uğratmaya teşvik etmekten ibarettir. Çin
müstemlekecileri elbette ki; Huang Qiang’dan öğrenecek. Bunun
şaşılacak bir yanı yok. Fakat Doğu Türkistan halkı da, kendisinin 18
sevgili kahraman evladından öğrenecektir. Onların kendi halkının
hürriyeti, vatanlarının bağımsızlığı için kıymetli hayatlarını
takdim etmek gibi asil faziletlerinden öğrenecek ve onların
mücadeleci ruhlarını ebediyen yaşatmak için direnecektir.”diye
vurguladı.
Uygurcadan Tercüme: Mehmet Emin
Batur
Çin Hükümeti Doğu Türkistan’daki Yerli Besicileri Şehirlere
ve
Çiftçilik Bölgelerine Göç Ettirmeyi Planlıyor

12.01.2006
“Çin Haber Ajansı” tarafından ocak ayının 12.günü verilen habere
göre Çin Hükümeti Doğu Türkistan’da 2007 yılından itibaren her yıl
ortalama olarak 150- 200 bin civarındaki besiciyi şehirlere ve
Çiftçilik bölgelerine göç ettirmeyi planlamış bulunmaktadır.
Ürümçi’de yapılmakta olan “Sinkiang (Doğu Türkistan) Köy Hizmetleri”
toplantısında “Otonom Bölge (Doğu Türkistan) Komünist Partisi” nin
sekreteri bir konuşma yaparak Doğu Türkistan’ın dağlık
bölgelerindeki yerli besicileri bu yıldan itibaren düzenli olarak
şehir ve çiftçilik bölgelerine göç ettirme teklifini ortaya
koymuştur. Bu konuda verdiği izahatlarda “Bu yolla Sinkiang(Doğu
Türkistan) da ki besicilerin gelirlerini arttırarak, geçim
seviyelerini yükseltmek mümkün olacaktır” demiştir.
Fakat dış ülkelerdeki bazı Uygur siyasetçiler, Çin hükümeti
tarafından ani olarak ortaya getirilen bu radikal kararı, daha bu
yakınlarda meydana gelen “Pamir Olayı” ile ilişkilendirmektedirler.
Onlar, “Normalde dağlık bölgelerdeki besiciler komünist partisinin
tesirine fazla muhatap olmazlar. Çin hükümetinin onları kontrol
etmeleri de oldukça zordu. Bu yüzden yıllardan beri Çin hâkimiyeti
dağlık alanlardaki besiciliği doğrudan kontrol etmeye çalışmışsa da
o kadarda muvaffak olamamışlardı. Çin hükümeti şimdilerde onları
kendi mekânlarından ayırarak şehirlere ve çiftçilik bölgelerine göç
ettirmek suretiyle onları tamamıyla kontrol altına almak
istemektedirler” diyorlar.
Yukarıdaki haberde işaret edildiğine göre, bugün Doğu Türkistan’ın
dağlık bölgelerinde yaşamakta olan besicilerin umumi sayısı tahminen
2 milyon civarında olup, onların çoğunluğu Tanrı dağlarının
eteklerinde yaşıyorlar.
Çin hükümetinin bu türden sindirme ve yok etme planlarına
besicilerin nasıl bir tepki gösterecekleri şimdilik belli değil.
Wang Le Quan, Doğu
Türkistan’daki Çin Askerlerinden, “Milli Bölücülük” ve “Yasa
Dışı Dini Hareketler” e Sert darbe Vurmalarını Talep Etti
11.01.2006
“Tiyanşan (Tanrıdağı) İnternet
Sitesi”nin verdiği habere göre “Otonom Bölge(Doğu Türkistan)
Komünist Partisi”nin sekreteri Wang Le Quan Ocak ayının 1. günü
Ürümçi’de yapılan “Sinkiang (Doğu Türkistan)Askeri Bölge”
Komünist Partisinin genişletilmiş toplantısında yaptığı
konuşmada, Doğu Türkistan’da işgal gücü olarak bulunan bütün Çin
Askerlerinden Parti Merkez Komitesinin “Sinkiang” (Doğu
Türkistan)ın istikrarını koruma hakkındaki siyasi politikalarını
kararlılıkla icra ederek “Milli Bölücülük” ve “Yasa dışı Dini
Hareketler”e açık bir şekilde sert darbe vurmalarını, böylelikle
askerin savaş hazırlıklarını güçlendirip “terörizm”e karşı çıkma
ve sınırları koruma gücünü arttırmalarını talep etmiştir.Bu yıl
Ocak ayının 5. günü meydana gelen “Pamir olayı”ndan beri Çin
hükümetinin Doğu Türkistan’daki hâkimiyet derecesinde haddinden
fazla bir ciddiyet görülmektedir. Önce “Otonom Bölge (Doğu
Türkistan) Siyasi Uygurların Milli hareketlerine yönelik
baskılarını daha da güçlendirmelerinin önemini vurgulamıştı. Bu
defaki “Sinkiang(Doğu Türkistan)Askeri Toplantısı”nın da “Pamir
Olayı”nın ardından ortaya çıkan zincirleme yankılardan biri
olabilir. Uygurcadan Çeviren:Mehmet Emin BATUR
Doğu Türkistan Çinli Katillerin Yerleşim Alanına Dönüşüyor
11.01.2006

Bu gün Doğu Türkistan’da yaşamakta
olan Çinli göçmenlerin büyük çoğunluğunun Çin’in iç kısımlarından
getirilen suçlular ve onların ailelerinden oluştukları herkesin
malumudur.
Çin basın ve yayın organlarına
bakılacak olursa, Doğu Türkistan’da meydana gelmekte olan büyük
çaplı suç dosyalarının hemen hepsi Çin’den gelen kaçak Çinlilerin
işledikleri suçlardan oluştuğunu görebilmek zor değildir. Şu anda
Doğu Türkistan, Çin’in değişik bölgelerinde büyük çaplı suçlar
işleyen Çinlilerin kaçarak gelip saklandıkları ve yeni suçlar
işlemekte oldukları bir alana dönüştü.
Mesela, “Sinkiang(Doğu Türkistan)
İktisat Gazetesi”nin ocak ayının 11’indeki haberinden, Ürümçi Demir
Yolu idaresinin yaptığı açıklamaya göre, Ocak ayının 9. günü Ürümçi
Tren istasyonunda Çin’den kaçak olarak gelen 4 suçlu Çinli ele
geçirilmiş olduğu anlaşılmıştır. Yakalanan Çinlilerin Çin’in He-nan
bölgesinde cinayet işleyen vahşi katiller oldukları ve He-Nan Polis
idaresi tarafından bu katillerin Doğu Türkistan’a kaçtıkları ile
ilgili olarak önceden Ürümçi Polisine haber verildiği, bu haberi
değerlendiren Ürümçi polislerinin de bu 4 katili tren istasyonunda
ele geçirmiş oldukları öğrenildi.
Şahyar’lı Samet Mollam, Aktu Olayının Ortaya Çıktığı Gün
Ölüm
Cezasına Çarptırılarak Şehit Edildi
11.01.2006

“Doğu Türkistan Enformasyon Merkezi” Doğu Türkistan’dan aldığı
haberlere bakıldığında Aktu’da bağımsızlık savaşçıları ile Çin
askerleri arasında büyük çaplı silahlı çatışmaların meydana geldiği
gün, yani, 05.01.2007 tarihinde Şahyar’lı meşhur Din adamlarından
Samet Damollam Çin Yargı mahkemeleri tarafından ölüm cezasına
çarptırılarak şehit edildi.
Tahmini olarak 40 yaşlarındaki Samet Damollam, Şahyar
nahiyesinin Yenimahalle köyünün Akıdöng mezrasından olup, nahiye
genelinde saygıdeğer kişilerden biriydi. Bundan 10 yıl önce Çin
hükümeti “yasa dışı dini faaliyet gösterdiği” iddiası ile Samet
Damollam hakkında tutuklama kararı çıkartmıştı. O tarihlerden beri
Samet Damollam Çin’in zarar vermesinden korunmak için ülke
içerisinde gizlenerek hayatını sürdürmeye mecbur olmuştu. Fakat
şanssızlık eseri Kaşgar’da Çin polislerinin eline düşmüştür. Kaşgar
Yargı mahkemesi Samet Damollam hakkında gizli yargılama yaparak onu,
“yasa dışı Dini faaliyet gösterdiği ve bölücülük yaptığı” şeklindeki
suçlama ile ölüm cezası vererek, cezayı 05.01.2007 günü icra
etmişlerdir. Merhumun cesedi kendi memleketi olan Şahyar’a
getirilerek orada defnedilmiştir.
Çin Medyası, Aktu’daki Çatışmada ölen Çin Askerini Geniş
çaplı Olarak Propaganda Malzemesi Yapmaya Başladı
11.01.2006

Doğu Türkistan’daki bütün Çin medyası
05.01.2007 tarihinde Aktu’nun Koşrap köyünde bağımsızlık savaşçıları
tarafından vurulan Huang Qiang isimli Çin askerini geniş çaplı
olarak propaganda malzemesi yapmaya başladılar.
“Sinkiang(Doğu Türkistan)İktisat
Gazetesi”nin haberine göre Ocak ayının 10.günü “Sinkiang ( Doğu
Türkistan )Toplum Güvenliği Bakanlığı” Ürümçi’de Huang Qiang’ın
ailesi için özel bir basın toplantısı düzenlemiştir. Huang Qiang’ın
anne-babasının bildirdiğine göre, Huang Qiang doğduğundan beri
“Kahraman ve cesurmuş. Küçüklüğünden beri “vatanperver”miş. 13
yaşına geldiğinde hemen asker olup, vatanına hizmet etmek istemiş.
Ocak ayının 5’indeki savaşta da arkadaşlarına “Önümüzde düşman var
benimle ilgilenmeyin!” diyerek “düşman”a doğru atılmış ve tek el
ateşle yüzükoyun düşmüş!
“Terörizme karşı kahraman Huang
Qiang’ın Si Chuan eyaletinde doğan Huang Qiang, 2003 yılında asker
olarak Doğu Türkistan’a gelmiş.2005 yılının Kasım ayında “Otonom
Bölge(Doğu Türkistan) Toplum Güvenliği”nin 16. Birliğine jandarma
olarak tayin olmuş.
Haberden anlaşıldığına göre, Huang
Qiang’ın öldüğü gün aynı zamanda maaş günü olup, olaydan birkaç gün
önce ailesini telefonla arayarak “Ayın 5’inde maaşımı alıp sizlere
göndereceğim” demiş miş. Huang Qiang yine anne-babasına “ben sizleri
Siankiang(Doğu Türkistan)a getirip yerleştireceğim” diyerek vaade
bulunmuş.
|
Doğu Türkistan´da çatışma
Doğu Türkistan´da
bağımsızlık yanlısı Uygurlar ile işgalci Çin askerleri arasında
silahlı çatışma çıktığı öğrenildi.
10.01.2006

www.hurgokbayrak.com sitesinin “Doğu Türkistan Enformasyon
Merkezi”'ne dayanarak yaptığı habere göre, önceki gün Doğu
| |