HÜR

GÖKBAYRAK

DOĞU TÜRKİSTAN'IN SESİ

 

 

 

 

HÖR

KÖKBAYRAK

SHERQİ TÜRKİSTANİNG AWAZİ

      

    Anasayfa

 

    HABER ARŞİVİ-2006

Ocak-2006

Şubat-2006

Mart- 2006

Nisan-2006

Mayıs-2006

Haziran-2006

Temmuz-2006

Ağustos-2006

Eylül- 2006

Ekim- 2006

Kasım-2006

 

    HABER ARŞİVİ
       
2005
       
2004
       
2003
       
2002

        2001
       
2000

 

 

 

 

  Basın Yayın, Medya, Kurum, Kuruluş ve Ajanslarda yer alan

"Sinkiang", "Sincan", "Sinkiang Uygur Özerk Bölgesi", " Sinciang Uygur Otonom Bölgesi" ifadelerini kesinlikle kabul etmediğimiz önemle duyrulur.

HABER ARŞİVİ

MART- 2007

Sayın Güler Kömürcü Hanımefendi,

02/04/2007        

30 Mart 2007 tarihli Akşam Gazetesi, Ara Renkler köşenizde kaleme aldınız  “Türk DünyasınınYarası:Doğu Türkistan” serlevhalı yazınızı okudum.Esir vatanım Doğu Türkistan konusunda gösterdiğiniz ilgi ve hassasiyete şükranlarımı  sunuyorum.Ancak, Doğu Türkistan meselesi yalnız insan hakları  meselesi  değildir.Komünist Çin rejiminde yaşamakta olan  1.5 milyar insanların özürlük ve hak meseleridir.Doğu Türkistanlıların bağımsızlığını savunanlar için, rejim ve insan hakları ikinci meseledir.Tek  isteğimiz 300 yıldır Çin işgalinde olan vatanımız Doğu Türkistan’dan Çinlilerin kayıtsız-şartsız vatanımızı  terk  etmesi , özgürlük ve istiklâllimize kavuşmamızdır.Hal böyleyken, iki-üç yıldan beri marjinal bir grup tarafından etnik esaslı “Dünya Uygur kurultayı” gündeme gelmiştir. Doğu Türkistan meselesini takip ettiğinize göre, bugüne kadar böyle bir söylemle ortaya çıkanlar yoktu. Doğu Türkistan’ın milli hadimi rahmetli İsa Yusuf Alptekin bey de  Uygurdu. Ama Oda Doğu Türkistan için mücadele vermişti.Ne oldu da 300 yıldır Doğu  Türkistan olarak  savunulan bu milli dava Uygurlara  indirgendi.Hadisenin  gerçeği şudur:

Doğu Türkistanda 30 milyon Türk yaşamaktadır.  Bunlar da, Kazaklar, Özbekler ,Kırgızlar    Tatarlar, Albanlar, Sıvanlar, Tarancılar ve Kıpçaklardır. Nüfus olarak ta 7 milyon civarındadır.Bunlara Uygurları da eklersek yukardaki rakama ulaşırız.Demek ki, Doğu Türkistan yalnız Uygurların yaşadığı  bir coğrafi bölgede değildir.Hal böyle olunca da, komünistlerin, özellikle emperyalistlerin “böl,parçala,yönet” metotları  devreye girmektedir.Emperyalist Çinli  bu  metotlarını icra etmek  için bir takım  komünist ve Çin kültürü  ile yetişmiş  kimseleri muhacerette bulunan Doğu Türkistanlıların yaşadığı ülkelere göndermekte, bunların  ağzından sunni söylemler üreterek Doğu  Türkistan Türklüğünün birlik ve beraberliğini parçalamaya çalışmaktadır.Nitekim yazınıza konu olan kimselerin de bu babta faaliyet gösterdikleri bilinmektedir.Bunların finansörleride bugünkü Çin rejimi  karşıtı kendilerine  demokratik Çinliler adını verdiği, ABD de yaşayan Çinlilerdir.Filhakika yazınızda anılan zat bu demokratik Çinlilerin finans ettiği bir radyonun Türkiye muhabiridir.

Sürgünde kurulan Doğu Türkistan Hükümeti, Doğu Türkistan da kurulmuş ve Çinliler tarafından yıkılan milli hükümetlerimizin devamıdır. Milli hükümetler ulusunun birliğini, toprağının bütünlüğünü savunurlar. Hükümet ve meclis üyelerimiz yukarıda anılan Türk boylarından müteşekkildir. Bugün Dünyanın muhtelif ülkelerinde 3,5 milyon Doğu Türkistanlı muhacerette yaşamakta ve yaşadıkları ülkelerde faaliyet gösteren teşkilat sayıları da  56’dır.Anılan hükümet  bu  56 teşkilatın 54’ünün temsilcilerinin iştirakiyle kurulmuştur. Gayemizi yukarıda arz ettim. Doğu Türkistan birliğini bozan ve parçalayan, gök bayarağa inanmayan kendilerini Türk ırkından saymayan, Uygur olarak kabul eden Çin sempatizanlarıdır. Ne var ki Türkiyedeki çalışmalarında Türk kamuoyundan çekindikleri için kerhen doğu Türkistan sözünü telaffuz etmekte, gök bayrağa sığınmaktadırlar. Gerçekte bu Uygur etnikçilerinin Doğu Türkistan’ı  ve gök bayrağı da yoktur.

Ben Doğu Türkistanlı Kazak Türklerindenim.45 yıldır bu dava konusunda çalışmamı sürdürmekteyim. Sözlerimi Kazak Türklerinin bir değişiyle bitirmek istiyorum. “iki atın peşinden giden suvari yaya kalır”

Keyfiyeti okurlarınıza iletmeniz temennisiyle saygılar sunarım.

 

  İRTİBAT                                                                                       Hızırbek Gayretullah

  0216 32450 13                                                           

Sürgündeki Doğu Türkistan Hükümeti

  0532 302 92 04                                                                             Başbakan yardımcısı

  0216 472 97 30 (fax)

 

Türk Dünyasının yarası: Doğu Türkistan

 

 

Güler Kömürcü

30.03.2007

Geçen haftadan size sözüm vardı, bugüne nasipmiş.
Gündemin rutin gelişmelerine ara verip Çin zulmü altında inleyen Doğu Türkistan halkının insan hakları mücadelesini Dünya Uygur Kurultayı’nın tepe isimlerinden Dr. Erkin EMET’in yorumlarıyla aktaracağım. Sayın Emet ile yaptığımız sohbet beni oldukça etkiledi, şimdi sözü Erkin Emet’e bırakıyorum, uzakları yürek atışlarınızda hissedeceksiniz, Emet diyor ki;

‘Bizlerin acısı çok derin ama bu acı Türkiye’nin ilgisizliği, Ankara’nın denge politikaları arayışı içinde bizleri, Türk kardeşlerini feda etmesi nedeniyle katlanmakta. Çin Hükümeti tüm insani haklarımızı elimizden aldı, sahipsiz kaderimize terk edildik. Özellikle 11 Eylül olayından sonra, Çin Hükümeti uluslararası terörizmi bahane ederekUygur Türkleri’ni keyfi tutuklamaya başlamış, dini kültürel hakları ağır bir şekilde kısıtlanmaktadır. Bakın, Uluslararası Af Örgütü’nün ‘Uygurlar, Çin’in terörle savaş adına uyguladığı baskıdan kaçıyor’ adlı raporu bu konuda ne demektedir:

‘Son yıllarda Şin Cang Uygur Özerk Bölgesi’nde insan hakları ilallerinin ağırlaşmasına bazı ek faktörler de birleşerek katkıda bulunmuş ve bölgedeki Uygur nüfusunun duyduğu hoşnutsuzluğu daha da artmıştır. Yetkililerin, birçok Uygur’un ekonomik, sosyal ve kültürel haklarının ciddi ve yaygın olarak ihlal edilmesine dair yakınmalarına hitap etmede yetersiz kalması bölgede bir gerilim kaynağı olarak durmaktadır. Uygurlar arasında yüksek işsizlik oranı devam etmektedir ve bildirildiğine göre, Han Çinli işçilerin bölgeye akınının sürmesi,
Uygurların iş gücü pazarında daha da fazla dışlanmasına yol açmaktadır. Bildirildiğine göre, on binlerce Uygur kitabının yasaklanması ve yakılması ile Eylül 2002’den itibaren Sin Can Üniversitesi’nde birçok derste Uygurcayı eğitim dili olarak yasaklayan bir resmi politikanın dayatılması da dahil olmak üzere kültürel haklar üzerindeki kısıtlamalar da son yıllarda
ağırlaşmıştır.’

Doğu Türkistan konusu, Türk Dünyası’nın kanayan yaralarından biridir. Bugün Çin işgali altında bulunan Doğu Türkistan, Çin’in bütün eyalet ve özerk bölgelerinin en büyüğü olarak 1.600 000 kilometrekare yüzölçümüyle Çin Halk Cumhuriyeti’nin 1/6’sını oluşturur. Sağlıklı bir veri olmamakla birlikte 1993 sonu itibarıyla bölgenin toplam nüfusu 16 milyondur. Bu nüfusun yüzde 62’sini oluşturan 10 milyon kişi Türk kökenlidir. Doğu Türkistan’da 500 bölgeden petrol, 30 bölgeden doğalgaz çıkarılmaktadır. Petrol rezervi 8 milyar ton olarak tespit edilmiş ve her yıl 10 milyon ton petrol Çin’e taşınmaktadır. Çin’in kömür rezervinin
yarısı Doğu Türkistan’dadır. Kısacası, Doğu Türkistan dünyanın en zengin ülkelerinden biri olmasına rağmen, belki en fakir olan ülkedir.

 

TÜRKİYE’NİN DOĞU TÜRKİSTAN POLİTİKASI YOK

Batı ülkeleri ve Amerika Birleşik Devletleri, Doğu Türkistan
meselesine insan hakları çerçevesinde yaklaşmakta. Bugün Çin’de ise Uygur Türkü demek eşittir ‘terörist’, terörist demek eşittir Uygur Türkü. Çin, Uygurlara karşı psikolojik savaş ilan etmiş durumda. Kardeş Türk liderlerini Çin’e davet edip, terörizme karşı mücadelede işbirliği yapacağız diyerek Uygurlara karşı psikolojik savaş yürütmekte. Dolayısıyla tekrar söylüyorum; Türkiye Cumhuriyeti, Doğu Türkistan meselesinde bir söylem geliştirmelidir. En azından bu meseleye insan hakları açısından yaklaşmalıdır.

WASHINGTON’IN TAVRI

Washington’da kurulan sürgündeki Doğu Türkistan Hükümeti ile ilgili ne düşündüğüme gelince; Washington’da sürgünde Doğu Türkistan Hükümeti ilan edildi. Bu hükümetin kuruluş zamanı beni düşündürmektedir. Bildiğimiz gibi dünyada 40 civarında Doğu Türkistan teşkilatı bulunmaktaydı. Çok uzun bir uğraş sonucunda Haziran 2004’te bütün teşkilatın çatı örgütü olan Dünya Uygur Kurultayı Almanya’nın Münih şehrinde kuruldu. Bu kurultay kurulduktan 3 ay sonra hükümetin kuruluşu pek çok Uygur Türkü’nü düşündürmektedir. Çok uğraş neticesinde gerçekleştirdikleri birlik ve beraberliği bozduğuna inanmaktadır.

Bizler için en acısına gelince; Ne yazık ki, kardeş Türk medyasında çok az yer verilmekte. Ben bir Doğu Türkistanlı olarak Türk medyalarının Doğu Türkistan meselesine daha fazla yer vermesini ve Ankara’nın en azından Doğu Türkistanlıların insan haklarına uluslararası platformda sahip çıkmasını umut ediyorum...’
 

 

Uygur Kadınları Demokratik Eğitim Toplantısı

 

"Uygur Kadınları Demokrasi Ve İnsan Hakları Eğtim Toplantısı" Amerikanın başkenti Washington’da görkemli bir biçimde yapıldı. Toplantıdan önce temsilciler sabah saat 9.00’da Amerikan Kongresi binasını ziyaret ettiler. Buradaki ziyaretin sona ermesinden sonra asıl toplantı, Dünya Uygur Kurultayı (DUK) Başkanı ve Uygur İnsan hakları faaliyetçisi Rabiye Kadir Hanımın yaptığı karşılama konuşmasının hemen ardından başladı.

Toplantıya Uygur İnsan Hakları ve Demokrasi Vakfı cemiyeti başkanı Rişat Abbas başkanlık etti. Rabiye Hanım mesafeyi uzak demeyip Amerikaya gelerek mezkûr toplantıya teşrif edenlerin hepsinden hal-hatır sordu. Uygur kadınlarını Uygur insan hakları meselesini daha da yukarı seviyelere çıkartmak için dünyanın her tarafına anlatmaya ve daha da ilerlemiş olarak uluslararası hale getirmeye çalışmaya çağırdı. Toplantıya Amerikan devlet meclisi insan hakları grubu, Amerikan devlet meclisi uluslar arası ilişkiler komitesi görevlisi Mr.Hans Hogrefe, Amerikan devleti demokrasiyi ilerletme cemiyetinden Barbara Haig, Mr. T. Kumar, Mr. Louisa Coan Greve gibi teşkilat sorumluları ve hükümet görevlileri katılarak önemli konuşmalar yaptılar.

Toplantıya yine Amerika, Kanada, Almanya, İsviçre, Hollanda, Kazakistan, Türkiye, Avustralya, Norveç ve japaonya devletlerindeki Uygur teşkilat temsilcileri ve davete icabet ederek gelen Uygur kadın temsilciler ve de basın mensupları olmak üzere 100 den fazla kişi ktıldı. Toplantı oldukça üst seviyede bir atmosfer içinde devam etti. Bu toplantının 24 Mart günü de düzenlenen Nevruz kutlama programı
Ile sona erdi. (RFA-Cuma 23.03.2007)

 

Helsinki`de Hocali Türk Soykırımı Anıldı

 

İstiklâl Finlandiya-3 Mart 2007 Cumartesi günü Helsinki`de, Finlandiya milli meclisi önünde saat 11.30`da toplanan yaklaşık altmış gösterici, on beş yıl önce Ermenistan kuvvetleri tarafından soykırıma uğratılan Azerbaycanlı Türklerini andılar.

“Finlandiya medyası niçin susuyor?”, “Azerbaycan`ın %20`si Ermenistan işgalinde”, ”Soykırıma sessiz kalmayın” yazılı pankartları taşıyan grup, meclis binası önünde bir saat kadar durup basın açıklaması yaptı. Daha sonra yürüyüşe geçerek Helsinki`nin ünlü meydanı Stokman`ın önüne gelen grup, burda da halkı bilgilendiren bildiriler dağıtıp, televizyon kanallarına açıklamalarda bulundular. Kadın çocuk demeden katledilen Azerbaycanlı Türklerin katliam resimlerinin taşındığı pankartlar dehşetle karşılanırken, Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Kazakistan, Türkiye Cumhuriyeti, Güney Azerbaycan, Doğu Türkistan ve Kuzey Azerbaycan bayrakları yan yana dalgalandı.

 

Cemal Çetin: “Derneklerimize yapılan saldırıları lanetliyorum”

 

Türk Federasyon Genel Başkanı  Cemal Çetin, son günlerde Türk  Kuruluşlarına yapılan terörist  saldırılarla ilgili bir açıklama yaptı.

Açıklamada terörün bir insanlık suçu olduğuna değinen Çetin, şunları belirtti.

"Son zamanlarda Federasyonumuza bağlı (Esslingen,Göppingen) bazı derneklerimize molotof kokteylli saldırılar düzenlenmesi sonucunda maddi hasarlar meydana gelmiştir. Bu alçakça saldırılar ile ilgili olarak, emniyet güçlerinin soruşturması sürmektedir. Türk Federasyon'a bağlı cemiyetlere yapılan bu saldırıların faillerinin biran önce güvenlik güçleri tarafından bulunmasını umut etmekteyiz.

Faillerin bulunması ile, geçtiğimiz yıllarda, başta Türk Federasyon genel merkezi ve 85 cemiyetimize yapılan saldırıların ve bu saldırıların arkasındaki maksatların da belli ölçüde aydınlanacağına da inanmaktayız. Bu olayların açığa çıkması ve yargı önüne çıkarılıp hesap vermeleri, eminiz ki bundan böyle teröristlerin önünü kesecektir. Cemiyetlerimize saldıranlar, "ruh hallerini gösterircesine", saldırılarını gece geç saatlerde karanlıktan faydalanarak gerçekleştirmektedirler. Doğrudan Türk toplumunu, cemiyetlerimizi hedef alan bu alçakça saldırıları, şiddetle lanetliyoruz.

"Terör bir insanlık suçudur"

Kime karşı, nasıl yapılırsa yapılsın mutlaka mahkum edilmelidir Toplumsal huzuru bozmaya yönelik bu türden olaylar, sadece Türk kuruluşlarına zarar vermekle kalmayıp, aynı zamanda Almanya’nın imajına da çok büyük zararlar vermektedir. Ayrıca son zamanlarda; bazı gazete ve televizyon kanallarında, Türk Federasyon'a, cemiyetlerimize ve mensuplarımıza karşı yapılan asılsız, ön yargılı yayınlarda en az bu terör saldırıları kadar bizleri üzmektedir. Bu tür Önyargılı yayınlar toplumda, saldırganlara alkış tutan bir izlenim vermektedir, Bu türden yayın kuruluşlarına tavsiyemiz; saldırıya uğrayanlar ve mağdurlar ile saldırgan ve suçlular arasındaki farkı görmeleridir.
Alçakça saldırı yapanlar şunu bilsinler ki; bu güne kadar Almanya'nın birçok yerinde, iş yerlerine ve kuruluşlara yönelik saldırılar karşısında sağduyusunu yitirmeyen Türk toplumu ve Türk Federasyon mensupları bundan böylede tahriklere kapılmadan, olayları takip edecektir. Türk Federasyon sağduyulu ve soğuk kanlı bir tarzda çalışmalarına devam edecek, teröre ve terörizme, toplumsal barışı tehdit edecek her türden hareketlere karşı tavrını demokratik ölçüler içerisinde sürdürecektir.”

Turan Şen’i Kaybettik

 

Türk Federasyon Genel Merkezimizde uzun yıllar görev yaparak, Genel Sekreter Yardımcılığı, Genel Sekreter, Genel Başkan Yardımcılığı görevlerini icra etmiş değerli Ülküdaşımız TURAN ŞEN bey amansız bir hastalığa yenik düşerek hakkın rahmetine kavuşmuştur.

Ülküdaşımıza cenabı Allah’tan rahmet, kederli ailesine ve tüm yakınlarına başsağlığı, sabır ve metanet dileriz. TÜRK FEDERASYON GENEL MERKEZİ

 

Türkmenler için Lahey'de yürüdüler

11.03.2007

Amsterdam'da yapılan Kerkük`e destek yürüyüşünden sonra bu kez de Lahey'de Türkmenler için bir eylem yapıldı. 7'den 70'e herkes
Türkmenler için yürüdü..

Danimarka'daki Türkmenlerin de Hollanda'ya gelerek katıldığı
gösteriye yaşlısından gencine çok sayıda Türk vatandaşı katıldı.
Hollanda Türkmenler Birliği'nin, Hollanda Türk Federasyonu'nun, Doğu Türkistanlılar Derneği'nin ve çok sayıda sivil toplum kuruluşlarının birlikte organize ettiği yürüyüş zaman zaman Lahey şehir trafiğini durdurma noktasına getirdi. "Kerkük için elele" yürüyüşü şehir içerisinde 5 kilometre mesafede önce Amerikan Elçiliği'ne, oradan Irak elçiliğine kadar devam etti.

Lahey tren istasyonu önünden hareketle yürüyüşe geçen Kerkük`e destek yürüyüşü, Lahey sokaklarından önce Amerikan Elçiliği'ne, ardından da Lahey Adalet Divanı önünden hareketle Irak Elçiliği'ne doğru bir rota çizdi. Her iki elçilikte de sıkı güvenlik tedbirleri alan Lahey polisi, göstericileri binaya yaklaştırmadı. Ellerinde Türkçe, İngilizce ve Arapça yazılı pankartlarla yürüyen göstericiler, Hollandaca sloganlarla da Hollandalıların dikkatini
çekti.Temsili bir tabutun da taşındığı gösteri sırasında Irak elçiliği önüne gelindiğinde arbede yaşandı.Bir Türkmenin elindeki tabutla elçiliğe yürümek istemesi üzerine barikat oluşturan güvenlik güçleri duruma müdahale etti. Daha sonra bir kaç sözcünün içeri alınacağını bildirmesi üzerine ortalığın yatışması sağlandı. Irak Elçiliği önünde yüksek sesle Bush, Barzani, Talabani ve Kürtler aleyhinde slogan atan Türkmenler, uzun süre elçilik önünden ayrılmadı.
Atılan sloganlar arasında, "Kerkük Türk'tür, Türk Kalacak", "Kerkük
Türkmen şehridir, Türkmenin başkentidir.", "Barzani Bush`tur, Bush
kalacak", "Biz Ermeni değiliz", "Türk kadınıyız. Irkımızı kirleteni
asariz" ifadeleri yeraldı. Barzani'yi, Talabani'yi, Bush`u ve Kürtlerin tutumunu protesto eden Kerkük`e destek yürüyüşü, olaysız bir şekilde son buldu.

Göstericilerden Edip Kerküklü, "9-10 yıldır Irak'ta bize yapılan
haksızlığa dayanıyoruz ama artık bıçak kemiğe dayandı. Artık dayanamaz olduk. Bizi sahipsiz gördüler.Biz orada 6 devlet kurmuşuz.
Şu anda hiçbir şeyimiz yok. Irak'tan Türkmenleri boşaltmak istiyorlar. Onun için buradan tüm dünyaya sesimizi duyurmak istiyoruz. Bize sözde insan hakları getirdiler, bu insan haklarının sonuna birde hakid koydular, yani nefret yaptılar, kin yaptılar, sonradan gelenler de öncekilerin yaptığını yaptı. Şu anda Irak'ta insan eti en ucuz; tavuk keser gibi insan kesiliyor.Amerika Irak'a sadece kin getirdi, şimdiye kadar kin yoktu. Şimdi kardeş kardeşi öldürüyor. Para için insanlar kaçırılıyor. Irak'ta dana etinin kilosu 10 dinar, insan eti bedava. Osmanlı zamanında orda insanlar kardeşçe yaşıyordu, camiler, kiliseler, medreseler açılırdı. Nedir bu Orta Doğu'nun hali?" şeklinde konuştu.
(İHA)

 

Ankara da Aylardır Cirit Atan Çin Büyükelçisi

`Konfüçyus`un Ankara Şubesinini Açıyor

     10.03.2007

AA

 

Çin Büyükelçisi

Ankara da böyle oturur

 

Konfüçyus

`Konfüçyus`un Ankara

şubesi yolda

`Globalleşen` Çin, oyuncaktan giysiye `ucuz` mallarıyla fethettiği Türkiye `de şimdi de dilini ve kültürünü yaymak için `Konfüçyus merkezi` kuruyor.

Çin Halk Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği Kültür Müsteşarı Ruilin Shi, Çince öğreten ve Çin`i tanıtan bir kurum olmasını istediklerini ve bu amaçla dünyanın pek çok yerinde `Konfüçyus Merkezi` açtıklarını söyledi. Shi `nin verdiği bilgiye göre 2006 yılı sonu itibarıyla 50 ülkede 120`den fazla Konfüçyus Merkezi var. Bunlara yakında Ankara `da ODTÜ bünyesinde yer alacak merkez eklenecek. Merkezin yönetimini ODTÜ Rektörlüğü üstlenirken öğretmenler Çin `den gelecek, Merkezde öncelikle Çince dil eğitimi verilecek ancak zamanla Çin `in mutfak ve giyim-kuşam kültürü de ele alınacak.

ODTÜ Rektörü Prof . Dr. Ural Akbulut ise `Konfüçyus Merkezi bizim için çok büyük bir girişim oldu. Merkez , bu yıl içerisinde açılmış olacak. ODTÜ sosyal alanda oldukça araştırma yapan bir kurumdur. Çin de dünyadaki en büyük ülke olduğu için incelenmemesi büyük eksiklik olurdu` diye konuştu.

AF Örgütü'nden gizli yargılama açıklaması

10.03.2007

(A.A)

Ablikim Abdiriyim

Foto:RFA

Uluslararası Af Örgütü, sürgündeki Uygur insan hakları savunucusu Rabia Kadir'in oğullarından birinin gizlice yargılandığını bildirdi.

Uluslararası Af Örgütü, sürgündeki Uygur insan hakları savunucusu Rabia Kadir'in oğullarından birinin gizlice yargılandığını bildirdi. Örgütün açıklamasında, Ablikim Abdiriyim'in ayrılıkçılık, yıkıcılık ve internet vasıtasıyla annesine bilgi göndermek suçlarından yargılandığı, ancak ne ceza verildiğinin bilinmediği belirtildi. Açıklamada, Ablikim Abdiriyim'in gözaltında geçirdiği sürede uğradığı kötü muameleden dolayı sağlığının çok bozuk olduğu ve ihtiyacı olan tıbbi yardımı almasına izin verilmediği kaydedildi. Açıklamada, "Af Örgütü, Ablikim Abdiriyim'in sağlık durumundan büyük kaygı duymakta ve hayatının tehlikede olmasından korkmaktadır" denildi. Af Örgütü, Ablikim Abdiriyim'in Urumçi'de bir cezaevinde tutulduğunu bildirdi. "Uygurların Anası" lakabı takılan Rabia Kadir, 5 yıldan fazla süren hapislik döneminden sonra ABD'ye sürgüne gönderilmişti. Kadir'in oğullarından biri de geçen kasımda vergi kaçakçılığı suçundan hapsedilmişti.

 

Hoten’e Pekin’den Çinli Öğretmenler Getirildi

02.03.2007

 

Çin hâkimiyeti Doğu Türkistan’da bir yandan “Çince bilmiyor” bahanesiyle milli okullardaki tecrübeli ve mesleki seviyesi yüksek olan Uygur öğretmenleri okullardan uzaklaştırarak başka mesleklere yöneltirken, diğer taraftan da “Çince öğretmeni yetersizliğini giderme” adı altında Çin’in içeri bölgelerinden Çinli göçmenler getirerek milli okullarda öğretmenlik yaptırarak onları yüksek imtiyazlarla çalıştırmaktadırlar. 

Mesela“Sinkiang (Doğu Türkistan) Gazetesi”nin 02.03.2007 tarihli haberinde Hoten’deki “Çift Dilde Eğitim Sınıfları”nda çalışan 25 Çinli öğretmen 28.02.2007 günü Ürümçi’ye gelmişlerdir. Onların Hoten’de bir buçuk yıl öğretmenlik yapacakları öğrenilmiştir.

Yukarıdaki haberden anlaşıldığına göre sadece 2004-2005 yılları ararsında Pekin’den Hoten’e 100 Çinli öğretmen getirilmiştir. Söz konusu haberde “Büyük Kuzey-batıyı açma” politikasının yürürlüğe konulduğu 2000 yılından beri Çin’in içeri bölgelerinden Doğu Türkistan’a gelip milli İlk ve Orta Okullarda Çin dili öğretmenliği yapan Çinlilerin sayısı 1000’in üzerinde.

Uygurcadan Çeviren: Mehmet Emin Batur 

 

 
Bu web sitesi ile ilgili soru veya görüşlerinizi  hurgokbayrak@kaynet.net adresine gönderin
Telif Hakkı © 2000-2004
HÜR GÖKBAYRAK
       Site içeriğinin (metin ve grafikler) tüm kullanım haklarını
BEN TÜRK'ÜM DİYEBİLENLER
Kaynak Göstererek Kullanabilir
 
Son Değiştirilme Tarihi:
06.07.2007
 Tüm Hakları Saklıdır.
  İnternet Explorer ve 1024 X 768 piksel çözünürlülükte rahat izleyebilirsiniz