|
Uygur Yemek Kültürü

8 Çeşit Mantı
|
|
1-Et mantı,
2-Mayalı mantı,
3-Cüsey mantı,
4-Şeker mantı,
5-Su mantısı
(cuvava)
6-Aş mantı,
7-Büdüne mantı
|
 |
Doğu
Türkistan'daki komünist işgalcilerin öğretiminden kaynaklanan sınırlamalara
rağmen, geleneksel Uygur Türk yemekleri ve başka Kazak, Özbek, Kırgız,
Tacik, Tatar Türkler vb. Müslüman Türklerin yemekleri yaşatılmaktadır.
Mesela, havuç ve kuru üzüm, et, yağ, soslu pilav, güzel kokulu kebaplar,
ballı reçeller ve meyveli şuruplar Uygur Türklerinin "Leğmen" adlı ünlü
yemeği ve Kazak Türklerinin kımız adı verilen içecekleri vazgeçilmez
yiyeceklerdir.
Yukarıda vermiş olduğumuz misallerden de anlaşılacağı gibi diğer yemek
gruplarında da birkaç yemek çeşidi bulunmaktadır.
Bu 150 çeşit yemek 7
şekilde yani, kaynatmak, kavurmak, buhar, gömülerek, yakılarak,
parçalanarak, uyutularak pişirilmektedir. Bunlardan üçü kazanda, sahan,
tandır, buhar (kaskan) kazanlarında hazırlanır. Uygur
yemeklerini hazırlamak için sadece emek sarf etmek ye terli
değildir.
Hangi yemeğe hangi çeşit sebze
ve
baharatın
konulacağını da bilmek gerekir.
Uygur hamur yemeklerinin
bazılarının isimleri üzerinde duranlar, bunların Çin yemekleri olduğunu
iddia ederler. Bu bizce hatalı bir görüştür. Çünkü Çin'de buğdaydan çok
pirinç yetişir. Çinlilerin çoğu da pirinç (haşlama) yerler. Buğday,
Çinlilere Türklerden geçmiştir. Uygur yemeklerinin çoğunun Çin'e, Tunganlar
(Çin Müslümanları )
kanalıyla
geçtiği sanılmaktadır. Böylece, Uygur yemeklerinin eski isimleri de
bozularak Çin kaynaklarına geçmiştir ve daha evvelki bahiste de söylemiş
olduğumuz gibi bunu ayıklamak için Uygur Türklerinin elinde yeterli kaynak
bulunmamaktadır. Bunun için de Uygur Türkleri bozulmuş olan bu yemek
isimlerini kullanmaya devam etmişlerdir


Toprakları
kooperatifleştirme merhalesinin sonunda, Çin Komünist Partisi bütün Çin'de "komünleştirme
hareketi" (1959–1960)adı altında bir hareket yürüttü. Çin komünistlerince, "cennet"
denilen bu "komüna" döneminde bütün insanlar aç bırakıldı. Çin kendini
büyük, cömert devlet olarak gösterip, Arnavutluk, Vietnam, Laos, Kamboçya,
Kuzey Kore, K üba, Tanzanya,
..., gibi ülkelere tahıl yardımı yaptı.
Kendi halkını kemer sıkmaya zorladı. Bir nüfusa ayda 15 kilo tahıl, 100 gram
yağ, 200 gram şeker verildi. Bir nüfusa yılda 10 metre kumaş satıp verilir
di. Pazarlarda bütün yemeklik maddeleri kontrol altında, her şey kuponlu,
bütün cemiyet kuyruktaydı. Bu dönemde Doğu Türkistan'ın çoğu ilçesi,
köylerinde İnsanlar açlıktan ölmeye başlamıştı. Örnek olarak Doğu
Türkistan'ın en zen gin ilçesi
olan "Bay ilçesinde" 20 000'den fazla İnsan
açlıktan kırıldı. hükûmet depolarında dolu dolu tahıllar varken, aç
insanlara kendi elleriyle, kendi emekleriyle yetiştirdiği ürünler verilmedi.
İnsan başka zulüm-işkencelere tahammül edebilir, ama "mide işkencesine"
tahammül edemez. Bu dönem hapishanelerinde, kamplarında birçok mahkûm
açlıktan öldü. Örneğin, Korla Savhu, Şayar Tarım, Maralbaşı Karakılçın,
Altay Kaba, Sancı Şya Bahu, Ürümçi Bacyahu ve Dong Gobi kamplarında on
binlerce mahkum açlıktan ölmüştü.
Komünlerde sun'i açlık meydana getirmek
suretiyle,
toprak ağası, tüccar gibi zengin sınıfına girenler ölümle karşı karşıya
getirilmiş,binlerce insan açlıktan ölmüştür.
Bu dönemdeki köylerde komünalarda kolektif
yemekhaneler tesis kılınıp, hususî evlerde kazan kaynatıp, yemek yapmak men edilmişti. Bütün köylüler
karavanaya bağlanmıştı; bütün çiftçi ve ahali boğazından ilinmişti, yarı aç
kalmaya mecbur edildi. Köyler ve mahallelerde "baca casusları" koyulup,
kimin evinin bacasından duman çıksa, o evin yemek malzemeleri müsadere
kılınıp, sahipleri cezalandırılırdı.
Ülke kaynakları tamamen Çinlilerin menfaati
doğrultusunda kullanılmaktadır. İşsizlik ve açlık nedeni ile ölen insanların
sayısı azımsanmayacak düzeydedir.
Dünya coğrafyası üzerindeki bütün devletlerin devlet statüsünü kazanarak
dünya devletleri arasındaki yerini alabilmesi ve "saygın" bir devlet olarak
ilelebet hayatiyetini devam ettirebilmesi bedel ödemekle mümkün
olabilmektedir.
Bu bedel, devletlerin kurulması aşamasında bazen kaçınılmaz olan savaşları
göze almak, verilmesi muhtemel olan can kayıplarına katlanmak, sıkıntı
çekmek, açlık, yokluk ve en ağır olanı da ihanetlere uğramak, fakat sonunda
ise onurlu ve özgür bir devlet olarak var olabilmektir. Bedel ödenmeden elde
edilen devlet olabilme şansının uzun süre devam ettirilebilmesi pek mümkün
olmamaktadır.
Açlık, yoksulluk ve her türlü işkencelere bir ölçüye kadar tahammül eden
Doğu Türkistanlılar, ne zaman millî ve dinî değerlerine saldırılmış işte o
zaman katliama uğramak pahasına bütün güçleri ile karşı koymuşlar ve Çinli
işgalcilere zor anlar yaşatmışlardır.
Çin'in iki yüzlü politikalarına bir örnek vermek gerekirse, yıllık
silâhlanma yatırımını en fazla 20 milyar dolar civarında olduğunu
açıklarken, gerçekte ise yıllık silâhlanma yatırımının 65 milyar dolardan
aşağı olmadığı ortaya çıkmaktadır. Bütün dünya devletleri şunu çok iyi
bilmelidir ki; kendi halkından 400 milyon insanın açlık sınırının altında
yaşamasına, bir doktor maaşının 20 dolardan aşağılarda seyretmesine
bakmaksızın yıllık askerî yatırımı 80-100 milyar doların altına çekmeyen,
"Bingtuvan" adını verdikleri çiftçi asker konumundakilerle beraber 15 milyon
asker besleyen ve siyasî yollarla da bütün dünyayı tabiri caizse kafakola
almaya çalışan bir ülke ve devletin dünyaya karşı iyi niyet beslediğini ve
barış içinde yaşamak istediğini düşünmek saflık olur diye düşünüyoruz.
Mesela bir örnek vermek gerekirse, 24.02.2003 tarihinde Çin işgali altındaki
Doğu Türkistan' da meydana gelen 6.8 şiddetindeki deprem Doğu Türkistan
halkının acılarına acı ekledi, yaralarına tuz bastı. Çinlilerin dünyaya
yaydığı haberlerle yetinen ülkeler, söz konusu depremde meydana gelen gerçek
kayıplarla ilgili doğru rakamları da hiçbir zaman öğrenemeyecekler. Oysa ki,
Doğu Türkistan' dan alınan haberlere bakıldığında ölü sayısı 260 değil,
500'ün üzerinde, yaralı sayısı da 10.000 civarındadır.
Deprem sonrası yeterli kurtarma çalışmaları ve yardımlar yapılmadığından
dolayı şiddetli soğuk ve açlık nedeniyle zayiat daha fazla olmuştur. Despot
Çin Hükûmeti Doğu Türkistan'ın bu güne kadar dış dünyanın gözünden saklamaya
büyük özen göstermişti.
Deprem sonrasında dünyanın dört bir yanından gelen yardım tekliflerine de
ret cevabı ver erek bir vahşet daha işlemiştir. Peki dış ülke yardımlarını
ret eden Çin Hükûmeti yeterli yardımı kendisi yapmış mıdır? Binlerce defa
hayır..! 50 yıldır zaten Doğu Türkistan halkını çok zengin doğal kaynaklara
sahip kendi topraklarında yoksulluk, açlık ve sefalete sürükleyerek
kıvrandıran, mecburi doğum kontrolleri adı altında doğmamış bebekleri
katleden, nükleer denemeler yolu ile suni hastalıklar meydana getirmek
sureti ile gizli bir soykırım yapan, Çin'den getirdikleri Çinlileri Doğu
Türkistan topraklarına yerleştirerek asimilasyonu hızlandıran, sonuç olarak
Doğu Türkistanlıları tarihi anavatanlarından yok edip tamamen Çin toprağı
haline getirmeye çalışan Çinlilerin yeterli ve çok ileri seviyede bir yardım
ve kurtarma çalışması yaparak Doğu Türkistan halkının hayatta kalma oranını
fazlalaştırmasını beklemek hayalcilik olur.
Uygurca Atasözü "Açlık nime yegüzmeydu, aççik nime
degüzmeydu"
Türkiye Türkçesi "Açlık neler yedirmez, öfke neler dedirtmez"
|