|
Anasayfa
HABER ARŞİVİ-2006

Ocak-2006

Şubat-2006

Mart- 2006

Nisan-2006
 Mayıs-2006
 Haziran-2006
 Temmuz-2006
 Ağustos-2006

Eylül- 2006

Ekim- 2006

Kasım-2006
HABER ARŞİVİ

2007

2006

2005

2004

2003

2002

2001

2000
|

|
Her türlü basın-yayın organlarında Doğu Türkistan yerine kullanılan: "Sinkiang", "Sincan", "Sinkiang Uygur Özerk Bölgesi", " Sinciang Uygur Otonom Bölgesi" terimlerini kesinlikle kabul etmediğimiz önemle ilan ediyoruz. |
HABER ARŞİVİ KASIM- 2007
|
DOĞU TÜRKİSTAN MİLLETLERARASI
ÇIKARLARIN KURBANI OLDU |
|
 21.11.2007 |
 |
|
|
Doğu Türkistan, yıllar yılıdır Çin işgali altında bulunan ve işgal ediliş sebepleri, safhaları ve işgale uğramasında hangi dünya devletlerinin rol oynadıkları açık ve net olarak gün ışığına kavuşmayan gizemli bir konu olma özelliğini koruyor. Bu güne kadar Doğu
Türkistanlıların Doğu Türkistan konusunda bildikleri, doğru ama sadece bir kısır döngüden ibaret bilgiler olup, asıl gerçeklerin gün yüzüne çıkmasından endişe duyanların (Kişiler ya da devletler olması fark etmez) tarih “sofrasına” sundukları kasıtlı, yönlendirici ve maksatlı “menü”lerden ibarettir.
Öyle zannediyor ve umuyoruz ki, Rus arşivlerinin araştırmacıların yararlanmasına açık hale getirilmesiyle özellikle de Doğu Türkistan konusunda bu güne kadar karanlıkta kalan birçok hadiseler açıklığa kavuşacaktır.
Bunun en açık göstergesi de, Rus yazarların açılan Rus arşivlerinden istifade ile Doğu Türkistan konusunda bir biri ardına kitaplar yazmaya başlamalarıdır… (İstiklâl Gazetesi)
Rusya’da Doğu Türkistan Hakkında yeni neşredilen Kitaplar
Sovyetler Birliği yıkıldıktan sonra bazı Rus tarihçileri, Gazetecileri ve dergicileri, sabık Sovyetler Birliğinin açık hale getirilen arşivlerinden Sovyetler Birliğinin 20. asrın ilk yarısında Doğu Türkistanlıların Milli bağımsızlık inkılâplarına karşı takındığı tavır ve Sovyet hükümetinin 1930 ve 1940’lı yıllarda meydana gelen iki Doğu Türkistan hükümetinin
kaderleri ile ilgili faaliyetleri hakkındaki konular üzerine araştırmalarını derinleştirdiler.
Daha önceleri kesinlikle gizli olduğuna karar verilen arşiv belgelerini birer, birer ortaya çıkartarak onları kendi makaleleri ve özel kitapları vasıtasıyla gün yüzüne çıkartmaya başladılar.
Doğu Türkistan’ın Sovyetler Birliği ve Çin İlişkilerindeki Yeri
Sovyetler Birliğinin yıkıldığı kısaca 10 küsur yıllık süre içerisinde mezkûr konu hakkında birkaç özel kitaplar meydana geldi. Ayrıca Rusya’nın bazı Üniversitelerinde bitirme tezlerinin konusu oldu.
Bu dönemde meydana gelen kitapların Resmi kayıt özelliği taşıyanlarından biri Rusya’nın Barnaul Devlet Pedagoji Üniversitesinin profesörü Waleri Barmin’in 1998 ve 1999 yıllarında neşredilen “1918- 1941 Yıllarındaki Sovyet Çin Münasebetlerinde Sinkiang(Doğu Türkistan)” ve “1941- 1949 Yıllarındaki Sovyet –Çin Münasebetlerinde Sinkiang(Doğu
Türkistan)” isimli iki ciltlik Monografisi en önemli kayıtlardan olup, bu kitaplarda yazar ilk defa sabık Sovyetler Birliğinin yarım asırdan fazla bir süre gizli tuttuğu arşiv belgeleri aslında Doğu Türkistan’ın 20. asrın birinci yarısındaki siyasi, tarihi ve özellikle de Sovyetler Birliğinin Uygurlara yönelttiği politikası ve de Çin’e yönelttiği dış siyaseti üzerinde özellikle durmuştur.
Bu kitaptan başka yine Doğu Türkistan’ın Çöçek bölgesinde büyüyen Ruslardan Wasili Petrow’un “Asyanın Asi kalbi” (2003 yılı Moskova) adlı kitabı da başlıca kitaplardan olup, her ne kadar bu eser Doğu Türkistan’ın kısaca umumi tarihi şeklinde ise de, kitapta iki Doğu Türkistan Cumhuriyeti devrine ait epeyce çok konular yer almaktadır.
Wadim Obuhow: “Altı Emperyalistin Sinkiang(Doğu Türkistan) İçin Kapışması”
Bunlardan başka yine en yeni kitaplardan biri “Altı Emperyalistin Sinkiang(Doğu Türkistan) İçin Kapışması” adlı eseri sayılır. Bu kitap Kazakistan’da ikamet eden Rus Dergici Wadim Obuhow tarafından uzun yıllar belge toplama sonucu yazılarak, bu yıl Moskova’daki “Wişi” yayıncılık tarafından basılarak dağıtımı yapıldı.
Kitapta, geçen asrın birinci yarısında Uygur halkının yürüttüğü milli bağımsızlık ayaklanmaları ve ayaklanmalar sonucunda meydana gelen Doğu Türkistan Cumhuriyeti, aynı devirdeki siyasi tarih içerisinde Rusya göçmenleri, Sovyetler Birliğinin oynadığı rol ve daha başka ayrıntılar gün ışığına çıkartılmış. Yazar, eserinde uzun yıllardan beri esrarını
koruyan birçok meseleleri açığa kavuşturmaya çalışmış.
Wadim Obuhow kitabında, 20. asrın ilk yarısında Sovyetler Birliği, İngiltere, Çin, Japonya, Amerika ve Türkiye gibi devletlerin Doğu Türkistan’ın siyasi sahasında gizli ve açık mücadeleler yürüttükleri anlatılıyor. Bu mücadelede Sovyetler Birliğinin her türlü faktörlerden yararlanmak suretiyle galip çıkarak Doğu Türkistan’ı görünüşte Çin sınırları
içerisinde bıraksa da, gerçekte ise, onu kendisinin askeri, siyasi, iktisadi ve kültürel etkisi altında tutmaya muvaffak olduğu da ortaya konuluyor.Netice olarak- Doğu Türkistan Çıkarların kurbanı
Yukarıda ismi geçen Rus yazarın birikimlerine dayanıldığında, sabık Sovyetler Birliği hükümeti bu devirde Doğu Türkistanlıların kaderini iskambil kâğıdı yaparak oynamıştır. Moskova önderleri Uygurların milli kurtuluş hareketlerini başta desteklerken, sonradan kendi devletlerinin menfaati için kurban etmişlerdir.
Kısacası, Doğu Türkistanlıların Milli bağımsız bir devletlerinin mevcut olmasını kendileri için bir tehdit sayarak, onu kesinlikle Çin, Amerika, İngiltere, Japonya ve Türkiye gibi devletlerin bölgedeki etkisine karşı durmak ve onları saf dışı bırakma esnasındaki
diplomatik oyunların kurbanı yapmıştır o kadar…(Ümidvar) |
|
|
Uygur Türkçesinden Türkiye Türkçesine Uyarlayan: Mehmet Emin BATUR |
“6 Uygur'a Verilen Ölüm Cezası Devlet Terörüdür”
12.11.2007
Doğu Türkistan Enformasyon Merkezi Çin Hükümetinin Abdulveli İmin' in de İçinde yer Aldığı 6 Uygur'a Verilen Ölüm Cezasını Devlet Terörü Olarak Değerlendirdi.
Fakat BM Örgütü tarafından 1966 yılında onaylanarak kabul edilen uluslararası içtimaî, iktisadî ve kültürel haklar anlaşmasında dünyadaki bütün milletlerin kendi kaderini kendileri belirleme haklarının olduğu açıkça belirtilmiştir. Bu sebeple Çin mahkemelerinin söz konusu kararı uluslararası yasalara aykırıdır.
Mahkûmların hareketleri Çin yargısının isnat ettiği gibi 'bölücülük' olmayıp, olsa olsa Doğu Türkistan halkının kendi kaderlerini kendileri tayin etme haklarını elde etme yolunda yürüttükleri bir özgürlük mücadelesidir…
Kararda yine, “mahkûmların teşkilata adaptasyonu ve askeri hazırlık hareketi”, “terörist hareket” gibi adlandırmalar yer almaktadır. Uluslar arası insan hakları beyannamesinin giriş bölümünde devletlerin kendi hâkimiyetleri altındaki güçleri silahlı karşı koyma safhasına getirmemeleri gerektiği vurgulanmaktadır. Fakat Çin hükümeti, hâkimiyeti altındaki hiçbir millete, hiçbir
güruh ve teşkilatlara adapte olma, kendi iradesini barışçı yollarla ifade etme özgürlüğünü vermiş değildir. Bu yüzden Çin yargısının bu suçlaması asılsızdır. Kararda bildirildiğine göre, mahkûmlar askeri hazırlık sırasında keşfedilmiş, sözde suç unsuru da henüz oluşmamıştır. Çin silahlı birlikleri onları ele geçirmek için baskın yaptığında karşılık veren mahkûmların olay mahallindeki karşı koyması normal olarak kendisini
koruma hareketidir. Üstelik de çatışma, Çin silahlı birlikleri ile gerçekleşmiş olup, masum halka hiçbir zarar verilmemiştir. Bu sebeple Çin yargısının terörist suçlaması hiçbir temele dayanmamaktadır.
Bu yüzden biz Çin hâkimiyetinin bu 6 Doğu Türkistanlı hakkında verdiği ölüm cezasına Uygur halkının özgürlük için mücadele etme gücünü kırmak için yıllardan beri Doğu Türkistan'da yürüttüğü devlet terörünün bir parçası olarak bakmaktayız. Abdulveli İmin'in de içinde yer aldığı altı kişiyi Doğu Türkistan halkının münevver(seçkin) evlatları olarak tanımaktayız.
Sonuç olarak, Birleşmiş Milletler Teşkilatını, Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği Ülkelerini Çin hükümetinin Doğu Türkistan'da yürütmekte olduğu devlet terörünü durdurmak için harekete geçmeye çağırıyoruz.
Uygur Türkçesinden Türkiye Türkçesine Uyarlayan: Mehmet Emin BATUR
|
 12.11.2007 |
 |
|
 |
Çağdaş Uygur Milli müziği alanındaki ünlü şahsiyetlerden biri olan ve bir ömür boyunca ravap ile halk müziği icra eden, ravap çalmadaki mahareti ile halk tarafından “Davut Ravap” lakabıyla anılan Davut Avut Kasım ayının 17. günü öğlen vakti Ürümçi'de hastalık sebebiyle vefat etti. Merhumun cenaze namazı 18 Kasım günü Ürümçi'deki Nogay Mescidi olarak anılan mescitte kılındıktan sonra
defnedilmiştir.
Ravap Çalma mahareti zirveye ulaşmış olup, halk arasında ve özellikle de müzisyenler arasında büyük şöhret ve hürmete erişmişti. Üstelikte ravap sultanı ve ravap çalma ustası olarak tarif edilen Davut Avut bütün hayatını Uygur milli sanatına bağışlamış ve onun elinde sayısız çıraklar ustalığa erişmiştir. Ayrıca o, “Taşvay” “Benim ravabım” gibi onlarca halk müziğini Doğu Türkistan'da
ve Doğu Türkistan dışındaki ülkelerde zirveye çıkartarak dinleyicilerde unutulmaz etkiler yaratmıştı. Uygur Kültür erbapları merhum Davut Erbap'ın Uygur halkının milli müzik ve tarihinde ondan önce vefat eden Turdahun, Gıyaseddin Barat, İskender Seypulla ve Nurmuhammet Tursun gibi onlarca musikişinaslarla aynı sıralamada yer alacağını bildirmektedirler.(RFA-Ümidvar)
Uygur Türkçesinden Türkiye Türkçesine Uyarlayan: Mehmet Emin BATUR |
|
|
|
Çin, Doğu Türkistan'ın Kuzeybatısını En Büyük
Domuz Üssü Haline Getiriyor
05.11.2007 Çinlilerin Doğu Türkistan'da bulunan besicilik bakanlığının dağıttığı bildirilere göre Çin, Doğu Türkistan'ı gelecekteki 10 yıl içinde Kuzeybatıdaki en büyük domuz besleme üssü haline getirmek istiyor.
Çin hükümeti bu doğrultuda yatırımlar yapmaya başlamış olup, bu konuda Tanrıdağ sitesinde verilen habere göre, Otonom Bölge(Doğu Türkistan) hükümeti her yıl 10 milyon yuen yatırım yaparak özellikle domuz besleme alanında gelişme kaydetmeye çalışıyor.Tanrıdağ sitesinde ilgili hükümet birimlerinin fikirlerinden nakledilerek işaret edildiğine göre, Çin hükümeti Doğu
Türkistan'da domuz besleme üsleri kurulacak olan bölgeleri önceden belirlemiş olup, bu bölgelerin başlıcaları sanjing'in doğu kısmı, Kumul'un kuzeyi, Tanrıdağlarıın eteğindeki bölgeler, İli Vadisi, Tarim Havzası, Jungar Vadisindeki bölgeler, korla vilayeti, Aksu ve Kaşgar vilayetlerine yerleştirilmiş bulunuluyor.
Malum olduğu üzre şuanda yukarı (Kuzey) taraflardaki geniş çaplı domuz besleme firmalarını geliştirme şantiyeleri, besi bölgeleri ve üretme çiftliklerini çoktan faaliyete geçirmiş bulunuyorlar.
Dünya Uygur Kurultayı sözcüsü Dilşat Reşit'in bildirdiğine göre, halkının büyük ekseriyeti İslam dinine mensup, örf, adet, gelenek ve göreneklerin sıkı sıkıya korunmaya çalışıldığı Doğu Türkistan'da Çin hükümetinin domuz besleme üslerini geniş bir alanda geliştirmeye çalışması Müslüman halkın çok büyük ölçüde tepkisini çekmektedir.
Bu girişimin Doğu Türkistan'daki Müslümanların dini inanç ve sosyo kültürel yaşamlarına yapılan büyük çaplı bir hakaret olduğu vurgulandı.
Dilşat Reşit sözlerini şöyle sürdürdü: “Çinliler Doğu Türkistan'da domuz besleme alanına yatırım yapma girişimlerine başlamış olup, mezkûr bölgedeki Müslüman ahalinin sosyal yaşam ve dini örf adetlerine büyük hakaret etti. Çin insan hakları ihlallerine dayanan bu girişimine derhal son vermesi gerekir.” Dedi.(RFA-Jüme)
Uygur Türkçesinden Türkiye Türkçesine Uyarlayan: Mehmet Emin BATUR
|
|
VEFAT
VE BAŞSAĞLIĞI
Doğu Türkistan Göçmenler Derneği Genel Başkanı,
Sürgünde Doğu Türkistan Hükümeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı
Abdulveli Can Angalbayoğlu toprağa verildi
08.11.2007
Adulvelican Angalbayoğlu Perşembe günü Emine İnanç Vakfı Camiinde (Zeytinburnu-İstanbul) Kılınan cenaze Namazın ardından Silivri Mezarlığında Defnedildi. Tabutunun üzerine Türk Bayrağı ve Doğu Türkistan’ın Ay yıldızlı Gök bayrağı sarılan Adulvelican Angalbayoğlu’nun cenaze törenine çok sayıda vatandaş katıldı.
|
|

Abdulveli CAN
Doğu Türkistan Göçmenler Derneği
Genel Başkanı,
Sürgünde Doğu Türkistan Hükümeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı
Abdulveli Can Angalbayoğlu Bugün 07.11.2007 Sabah Saat 05:00'te Kalp Krizi Sonucu Vefat Etmiştir.
Yarın Emine İnanç Vakfı Camiinde
(Zeytinburnu-İstanbul)
Kılınacak Öğle Namazını Müteakip Silivri Mezarlığında Defnedilecektir.
Merhuma, Allah'tan Rahmet Bütün Türk Dünyasına, Doğu Türkistanlılara Ve Ailesine Başsağlığı Diliyoruz.
İstiklâl Gazetesi
Sürgündeki Doğu Türkistan Hükümeti’nin
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Adulvelican Angalbayoğlu vefat
etti.
Bilindiği gibi Kazak Türkleri üç düze (üç
yüze) ayrılırlar. Bunlar ulu düz (ulu yüz) orta düz (orta yüz) ve
kişi düz (küçük yüz)’dür. Bu yüzlerde kendi aralarında uruğ kabile
ve boylara ayrılırlar. Abdulveli Can Bey de, Kazakların kalabalık
Orta yüzünden Kerey uruğunun güçlü kabilesi olan Cadik kolunun Malik
boyundandır.1928 yılında Doğu Türkistan Kumul ilinin Barköl
kazasının Akar’ında Muktan hanımdan dünyaya geldi. Babası Angalbay,
Hoca Niyaz Hacım önderliğindeki Çinlilere karşı başlatılan ve Doğu
Türkistan tarihinde “Kumul Vakası” olarak geçen milli isyana
katılmış, milli isyanı yöneten Uygur Salih Dorga’nın (Sal Dorga)
yanında yer almış ve istiklal yolunda unutulmaz hizmetleri olan
mücahittir.Bu gün Urumçi’de milliyetçi Kazak aydınları tarafından
kaleme alınan ve Kumul milli isyanını inceleyen araştırmacılar,
Angalbay’ın gösterdiği kahramanlıkları gururla anlatmaktadır.
Kumul isyanı’nın Çinliler tarafından bastırılmasından
sonra, Kumul-Barköl Kazakları Alp Batur, Aduvbay, Tunguçbay,
Devletbay ve Zayif Teyci liderliğinde Çinlilere karşı gerilla
savaşına devem ederlerse de ,Çinli, Vali General Şin-Şi-Sey’e karşı
mağlup olurlar. Birçok milli mücahitler tutuklanırlar. Ancak, Alp
Batur ve Elishan Tayci liderliğindeki 20.000 Kazak Kumul-Barköl’ü
terk ederek Doğu Türkistan’ın sınırı dışındaki Gansu’ya iltica
ederler. Küçük Abdülvelican’da bu göçtedir. Artık onun için
zorluklar, felaketler ve bir ömür buyu sürecek milli mücadele
hayatı başlamış oluyordu. İsa Yusuf Alptekin’le ilk defa 1938
yılında küçük Abdülvelican, Gansu’da tanışır ve tanışıklık İsa Yusuf
Alptekin Bey’in vefatına kadar devam eder. İsa Yusuf Alptekin’in
Doğu Türkistan davasında en büyük maddi ve manevi destekçileri
arasında Abdülvelican vardır. Halen Doğu Türkistan davasını İsa
Yusuf Alptekin Bey’in bıraktığı yerden devam ettirmekte, gökbayrağı
göklerde tutmaktadır. 1960 yılında kurulan ve bugünde kamu yararına
çalışmakta olan Doğu Türkistan göçmenler derneği’nin İsa Yusuf
Alptekin, Hacı Osman Taştan, Abdülkebir Akyol, Zalabay Tayci, B.
Batay, T. Tokay, Nurgocay Bahadır, Zafer Ali Kızılay, Tursunbay
Kubilay, Polat Turfami, Şeuar Çoban gibi 30 Doğu Türkistan mücahidi
ile derneğin kurucuları arasında yer almıştır. İsa Bey’in ve Hacı
Osman Bey’in vefatlarından sonra Doğu Türkistan Göçmenler
Derneği’nin başkanlığı günümüze kadar yapmıştır.
Doğu
Türkistan davasının milletlerarasında gündeme gelmesinde Abdülveli
Can Türkçü, Turancı ve Orta Asya’da büyük Turan Birliği’nin
kurulmasını savunur. Bundan dolayıdır ki, sosyal çalışmalarında
Türkiye’deki bütün Türkistanlıları Kazak, Kırgız, Özbek, Uygur v.s.
demeden bir arada yaşamaları için Türkistanlılar Yapı kooperatifinin
kurulmasında ve Üsküdar’da bir Türkistan mahallesinin imarında baş
rolü oynamıştır.
Halen
Doğu Türkistan Göçmenler Derneği’nin Genel Başkanı ve 14 Eylül 2004
tarihinde kurulan Sürgündeki Doğu Türkistan Cumhuriyetinin
Cumhurbaşkanı Yardımcılığı görevini yürütmekte olan Abdülveli Can
evli ve 7 çocuk babasıdır.
Merhum
cenazesi 09.11.2007 Perşembe günü Zeytinburnu Emine İnanç Vakfı
Camii’nden öğle namazına müteakip kılınacak olan cenaze namazı ile
kaldırılarak Silivri Kapı’daki aile mezarlığına defin edilecektir.
Doğu
Türkistan Göçmenler Derneği Başkanlığı
İrtibat İçin
Hızır Bek GAYRETULLAH :0532 302 92 04
Aydoğan KUBİLAY :0532 697 02 01
Erkut GAYRETULLAH :0532 302 92 20
|
|

05.11.2007
Çin `e karşı tüm kotalar 2008 başında kalkıyor. Fason üreticiler sektörün zor durumda kalacağını belirtirken yerli markalar ise Avrupalı
markalarla rekabet için kotaların kaldırılmasını istiyor.
Başta tekstil, konfeksiyon, elektronik ve oyuncak sanayi olmak üzere hemen hemen tüm sektörlerin korkulu rüyası haline gelen Çin, 1 Ocak 2008`den itibaren hiçbir koruma önlemi olmadan Türkiye ve Avrupa ülkelerinin
pazarlarına girebilecek. Çin `e kota uygulamasının kalması ise Türk tekstil ve konfeksiyon sektörünü ikiye böldü. Sektörün büyük bir bölümünü oluşturan fason üreticiler kota uygulanmasına devam edilmesini
isterken, yerli markalar ise üç yıl öncesinin aksine Çin `de ürettirdikleri ürünlerle Avrupa `dan Türkiye `ye giren
yabancı markalarla rekabet edemedikleri gerekçesiyle kotaların kalkmasını istiyor.
Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ ), serbest ticaret
ilkelerine bağlı olarak 1 Ocak 2005`ten itibaren kotaların kaldırılmasını istiyordu. Ancak, kotaların
kaldırılması Çin ile
Avrupa Birliği (AB ) arasındaki anlaşmayla tekstil ve konfeksiyon sektöründeki bazı ürünlerde
1 Ocak 2008`e ertelenmişti. Bu ertelemede
Türkiye `nin anlaşmadaki "Yerel üreticilerin olumsuz etkilenmesi halinde 3 yıl süre ile safeguard (korunma ve gözetim) önlemleri alınabileceği" yönündeki maddeden hareketle uyguladığı ek önlemler etkili olmuştu.
AB ile yapılan anlaşma sayesinde 44 kategoride koruma önlemi alan Türk tekstil ve konfeksiyon sektörü, 2005`te
Çin nedeniyle büyük bir yıkım yaşamamıştı. Ancak 3 yıllık sürenin de sonuna gelindi. 1 Ocak 2008 itibariyle Türkiye ve
AB ülkeleri Çin `e karşı tüm kotaları kaldıracak. Yani 1 Ocak `tan itibaren
Çin malları, hem Türkiye `ye hem de Türkiye `nin en büyük pazarı olan AB
ülkelerine serbestçe girebilecek.
Hükümet önlem almalı
Kotaların kalkması aradan geçen üç yılın sonunda sektörde farklı yorumlara neden oluyor. Özellikle AB ülkelerine fason üretim yapan Türk firmaları, kotaların kalkmasıyla ciddi bir sıkıntı yaşanacağı görüşünde. Fason üreticiler hükümetin yeni önlemler alarak sektörde yeni bir çöküşü engellemesini istiyor. Markalarıyla üretim yapan hazır giyimciler ise üç yıl önceki pozisyonlarını değiştirdi. Türk pazarına Çin `de ürettirdikleri mallarla Avrupa `dan giren Zara ,
Mango gibi markalarla rekabet edebilmek için kendilerinin de aynı şartlara sahip olmasını isteyen Türk markalarının üreticileri artık kotaların kalkmasını savunuyor. Bu üreticiler
Türkiye `nin kalite ve zamanlama açısından rekabet gücünün artık arttığı görüşünde.
Öte yandan, Çin `e karşı 3 yıldır 44 kategoride safeguard uygulayan
Dış Ticaret Müsteşarlığı `ndan bir yetkili, müsteşarlığın Çin `den yapılan ithalat konusunda çok dikkatli davranacağını ve şikâyet halinde antidamping ve safeguard gibi mekanizmaların hemen devreye alınacağını söyledi.
Hükümete çağrı yapacaklar
İstanbul Tekstil ve Konfeksiyon Fasoncuları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı
Yılmaz Kocaoğlu , bu hafta içerisinde yapılacak olan İstanbul Moda Fuarı ile ilgili toplantıda bu konuyu gündeme getireceklerini söyledi.
Kocaoğlu , "İstanbul Tekstil ve
Konfeksiyon İhracatçıları Birliği öncülüğünde yapılacak bu toplantıya 15 sektörel dernek katılacak. Biz de hazır giyim sektörünün tamamı bir aradayken bu konuyu gündeme getireceğiz. Hatta
bu toplantıdan hükümete bir çağrı çıkmasını istiyoruz. Çünkü kotaların kalkması ile birlikte fason üreticilerin zaten çok fazla olan sorunları katmerlenecek. Bu nedenle sektörümüzün rekabet gücünü artıracak tedbir ve destekler alınması yönünde hükümete bir çağrı yapacağız" diye konuştu.
Yüzde 10-15 etkilenme olur
Kotaların kalkması ile birlikte Türkiye `de tekstil ve konfeksiyon
üretiminin daha da zorlaşacağını ifade eden İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB ) Başkanı İsmail Gülle de "Türkiye `de üretim zaten çok zor koşullarda yapılıyor. İstihdam üzerindeki yükler zaten çok ağır. Şimdi de elektriğe zam konuşuluyor. Bunların üzerine pazarlarımızı ucuz
Çin mallarının dolduracak olması tekstil ve konfeksiyoncuyu mutlaka etkileyip, zorlayacaktır. Ben ilk etapta yüzde 10-15 civarında bir kayıp bekliyorum" dedi.
Tekstilci Şevket Sürek de, kotaların kalkacak olmasının
Türkiye `yi olumsuz etkilemesinin kaçınılmaz olduğunu vurguladı.
Katı ve hızlı olmalıyız
Çin `e karşı kotaların kaldırılması halinde yalnız
Türkiye değil tüm dünya ekonomilerinin perişan olacağını belirten Türkiye Tekstil İşverenleri sendikası Başkanı Halit Narin de, "Ben kotaların tamamen kaldırılacağını asla düşünmüyorum.
Avrupa mutlaka kendini koruyacak önlemler alacaktır. Önemli olan Türkiye `nin ne yapacağı. Bugüne kadar
önlem alma konusunda hep çok geç kaldık. Hiç değilse bu kez elimizi çabuk tutup, Çin `e karşı ne yapabileceğimizi araştırmalıyız. Örneğin
Türkiye Avrupa Birliği üyesi olmadığı için safeguard`ları kullanabilir. Yapıcı, katı ve hızlı hareket ederek, nelere izin veremeyeceğimizi bir an önce resmi olarak açıklamalıyız" açıklamasını yaptı.
Bakan çelişkili konuşuyor
İpekyol Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Ayaydın ,
Dış Ticaret Müsteşarlığı İthalat Genel Müdürlüğü `nün 1 Ocak `tan sonra da kotaları uygulayabilmenin yollarını aradığını ifade ederek, "Bizim rakibimiz olan
Avrupalı markaların hepsi üretimlerinde Çin malları kullanıyor veya direkt
Çin `de üretim yapıyor. Biz ise kotalar nedeniyle bunu yapamıyoruz. Bu nedenle de onlarla fiyatta rekabet edemiyoruz. Üç yıldır bu duruma karşı sessiz kaldık. Ancak artık kota konulmasını istemiyoruz. Dış Ticaretten
Sorumlu bakanımız kendisiyle çelişki içinde. Bir yandan bize Turquality desteği vererek markalaşın diyor, diğer yandan diğer markalara karşı elimizi kolumuzu bağlıyor" diye konuştu.
Markalarımız yok olur
Kota uygulamasına devam edilirse zaten marka fakiri olan Türkiye `de
var olan markaların da yok olup gideceğini vurgulayan Kığılı Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Kığılı , "Tüm dünya markaları mallarını
Türkiye `de serbestçe satıyor. Üstelik bu malların büyük bir kısmı
Çin `de üretiliyor. Onlar serbestçe Çin `de üretim yapıp, mal alabilirken bize kota konuyor. Bu durumda nasıl
rekabet edeceğiz" dedi.
Park Bravo Yönetim Kurulu Başkanı Kamil Özçoban da, yasakçı zihniyet ile Türkiye `nin ilerleyemeyeceğini belirterek, kotaların devam etmemesi gerektiğini belirtti.
Türkiye tekstilde Çin `in 11`inci büyük pazarı
Türkiye Çin `den hazır giyimden çok tekstil ve hammaddeleri ithalatı gerçekleştiriyor. Bu kapsamda
Türkiye tekstilde
Çin `in en büyük 11`inci pazarı. Aralarında tekstil ürünlerinin de bulunduğu 44 kategoride kota olmasına rağmen 2005`te Türkiye `ye 542 milyon dolarlık tekstil ihracatı gerçekleştiren Çin , 2006`da bu oranı yüzde 44 artırarak 781 milyon dolara çıkardı.
Avrupa da önlem arayışında
2008 yılı başından itibaren tekstil ürünlerini kota engeline takılmadan AB `ye ihraç etmeye başlayacak olan Çin , Avrupalı üreticileri de düşündürüyor. Avrupa Komisyonu , Çin `in ucuz tekstil ürünlerinin kotaya tabi tutulmadan
AB `ye girişine karşı bazı önlemlerin alınması gerektiği görüşünde. Yaz aylarında Referans `a konuşan
Komisyon`un ticaretten sorumlu üyesi Peter Mandelson , 2005`ten bu yana sürdürülen ortak denetim sisteminin 1 Ocak `tan itibaren daha sıkı hale getirilmesi ve Çin `in AB `ye yaptığı tekstil ihracatındaki hızlı büyümelerin dizginlenmesini öneriyor. AB Dönem Başkanı Portekiz `den bir yetkili de daha önce Referans `a yaptığı açıklamada, "Çin tekstil ürünleri hiçbir engelleme olmadan AB `ye girecek değil. 2005 yılında imzalanan anlaşma gereği, kotaların kaldırılması sürecinin yumuşak bir geçiş süreci olacağı konusunda da anlaşmaya varılmıştı" demişti.
Kotalı Çin malları
* Pamuklu mensucat
* Suni filament iplik mensucatı
* Yünlü mensucat
* Dokunmamış mensucat
* Selüloz türevlerinden sıvama mensucat
* Keten ve ramiden mensucat
* Anoraklar
GİYİM
* Gömlek tişört, kazaklar ,
rüzgar kolsuz ceket, dokunmuş kışlık pantolon (erkek/çocuk), gömlekler, fanila atlet, külot ve slip, gece gömleği vs., parka, anorak, rüzgârlık, pijama, astarlı spor kıyafeti, blazer, askılı tulum, kısa pantolon,
şort, etek, takım elbiseler, dışı tek taraflı astarlı spor elbiseleri, palto yağmurluk ve ceket (erkek), palto pelerin, manto, yağmurluk ve kaban (kadın), önlük ve iş kıyafeti, örme palto, ceket, plazer, spor kıyafeti, örme bluz ve süveter (kadın), ipekten elbise.
AKSESUVAR
Papyon ve kravat, eldivenler, çorap, külotlu çorap, tayt, sutyenler, yüzme kıyafetleri, şal , duvak , eşarp, peçe.
EV TEKSTİLİ
* Pamuklu havlu, yatak çarşafları, bornoz, robdöşambır, masa örtüleri,
perdeler (stor dahil)
Türkiye -Çin dış ticareti |
|
|
|
|