|
Kurban Bayramı
DOĞU TÜRKİSTAN'DA ÇİN'İN
GÖLGELEDİĞİ
BİR KURBAN BAYRAMI
Mehmet Emin BATUR 30
Ocak 2004
Bütün Türk-İslâm alemi için
hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Hak' tan niyaz ettiğimiz bir Kurban
Bayramını daha idrak etmiş bulunuyoruz.. Bunun için Allah'a ne kadar
şükretsek azdır. Dini bayramlarımızın Türk-İslâm âlemine yüklediği mana ise
daha bir ayrıdır. Geçmişten günümüze Müslümanların dini bayramlarından biri
olan Kurban Bayramının tam bir bayram olarak yaşanabilmesinde; içinde
bulunduğumuz yüzyılın yaşam şartlarının, insanları neredeyse hızla akıp
giden zamanla yarışır duruma getirmesi, bazı erozyonlara sebep olduysa da,
bayramlar anlam bakımından yüzyıllardır aynı manevi duyguları yaşamak
isteyenler için hiç değişmemiştir.
Dünya coğrafyası üzerindeki
bütün İslâm diyarlarında, yaşanmakta olan her türlü olumlu, olumsuz
gelişmelere rağmen bayramın manevi ikliminin oralara da ulaşmış olduğu bir
gerçektir. Fakat İşgal ve zulüm altındaki Türk-İslâm beldelerinde, geride
bıraktığımız bu Kurban Bayramı'nın da, diğerleri gibi oldukça sıkıntılı ve
buruk geçtiği aşikârdır. 1949 yılından beri Komünist Çin işgali altındaki
Doğu Türkistan'da Uygur halkı sahip oldukları bütün Milli ve manevi
hasletlerini çok iyi bir şekilde değerlendirerek İşgal kuvvetlerine karşı
direncin ve var olmanın bir vesilesi haline getirebilmektedirler. İşte bu
direnç işgalci Çinlileri paniğe sürüklemektedir.
Tarih boyunca Doğu Türkistan
halkının sahip olduğu bütün zenginlik kaynaklarını asalak ve iğrenç bir
yaratık gibi sömüren Çin hükümeti, ekonomik sömürünün dışında Uygur halkının
milli ve manevi varlıklarını da ayaklar altına alarak açıkça insanlık suçu
işlemektedir.
Doğu Türkistan halkı; 17.
yüzyılın ortalarından beri fasılalarla Çin işgaline maruz kalmış,
katledilmişler, zindanlara atılmışlar, her türlü zulme maruz kalmışlar,
fakru zaruret içine düşürülmüşler fakat, içinde bulundukları şartlar ne
olursa olsun, milli ve dini değerlerinden asla taviz vermemişlerdir.
Zaten bu güne kadar "Millet"
olma hususiyetlerini ve dini kimliklerini muhafaza edebilmek uğruna
milyonlarca kurban vererek bu günlere gelmişlerdir.
Şundan emin olunabilir ki;
Doğu Türkistanlılar, Bu bayram yine bayram namazını kılabilmek için bir çok
tehlikelere göğüs germek mecburiyetinde kalmışlardır. Yine cami ve mescit
kapılarında Çinli polisler beklemişler, yine camiye girmek isteyen bir çok
insan camilere "sen bu mahallede oturmuyorsun", "senin yaşın 18 'den küçük"
gibi bahanelerle camilere alınmamış, yine cami cemaatinin arasına "ihbarcı"
sivil polisler yerleştirilerek Uygur halkı tedirgin edilmiştir. Yine
Minberlerden okunan bayram hutbesinin konusu Çin Komünist Partisine övgüler
yağdırmak olmuştur. Şunu da biliyoruz ki; Uygur halkı bu bayramda da
bulabildikleri en yeni milli giysilerini giymişler, yine evlerinde bayram
hazırlıklarının heyecanını içleri kan ağlasa da yaşamışlar, yine yüz yıllar
ötesinden süregelen geleneksel bayram sofralarını kurmuşlar,yine evlerde
"Zanğza" denilen bayram çubuklarını büyük bir özenle yapmışlardır… Bayram
sabahı yine milli giysilerini giyen Uygur çocukları,başlarında "badam
doppa"ları, cıvıl,cıvıl mahalle aralarında koşuşturmuşlardır. Uygurlar yine
Kaşgar "Hiytgah Camisi"nin ön meydanı gibi sembolleşmiş yerlerde Uygur
müziği eşliğinde, Uygur Folkloründen oyunlar sergileyerek işgal güçlerine
Uygur milli kültürünün hiçbir zaman kaybolmayacağının mesajını vermişlerdir.
Camilerde de; bir an evvel
"ÖZGÜR DOĞU TÜRKİSTAN "a kavuşmak için dualar etmişler ve Uygur halkı bu
Kurban Bayramında da gerekirse "Kurbanlar" vermek pahasına Milli ve dini
"Duruş"larından asla vazgeçmeyeceklerini, bir defa daha göstermişlerdir…
|