HÜR

GÖKBAYRAK

DOĞU TÜRKİSTAN'IN SESİ

 

 

 

 

HÖR

KÖKBAYRAK

SHERQİ TÜRKİSTANİNG AWAZİ

  

    Anasayfa

  

    M.E BATUR 

         MAKALELERİ

         2008

        2007
       
2006

        2005
       
2004
       
2003
       
2002

        2001
       
2000

 

NİSAN-2005

ÇİN HÜKÜMETİ DOĞU TÜRKİSTAN (TÜRK) TARİHİNİ

ÇARPITMA İŞİNİ RESMEN BAŞLATTI

Nisan 2005 İstiklâl Gazetesi

Gazetemiz İstiklâl, Mart 2005 sayısında manşetine taşıdığı “Türk tarihçilerini göreve davet ediyoruz” başlıklı haberinin içeriği ile işgalci Çin hükümetinin Doğu Türkistan tarihini kendilerine göre çarpıtarak yeniden yazdırma hazırlığı içinde olduğu konusuna dikkat çekmişti…

Kendilerini hür zanneden, yada dünyadaki süper güçlerin işlemekte oldukları insanlık suçlarına karşı kafalarını kuma gömerek görmezlikten duymazlıktan gelen dünya devletlerinin boş bakışları karşısında Çin hükümeti söz konusu Uydurma ve çarpıtma “Doğu Türkistan tarihi”ni yazdırma işine 21 Nisan 2005 tarihinde resmen başlamış bulunuyor.

Çin hükümeti, tarihten beri süregelen Türk düşmanlığı ile yoğrulmuş gerçek kimliğinin bir tezahürü olarak, Doğu Türkistan Türklüğünün ecdat yadigarı olan topraklarını işgal etmiş olmanın dışında beş bin yıllık Doğu Türkistan (Türk) tarihini de çarpıtarak ve yok sayarak kendilerinin dünyada gelmiş geçmiş en ileri derece de bir emperyalist ve soykırımcı olduklarını da gözler önüne sermiş olmaktadırlar. Dünyada bir başka millet yoktur ki; işgal ettikleri bir ülkenin geçmiş tarihini ve insanlarının milli kimliğini de inkar ederek yok saymaya kalkışsın…

Tarih kavramının insanlığın ortak bir realitesi olduğunu görmezlikten, duymazlıktan gelen Çin hükümeti yetkilileri işlerine öyle geldiği için de, tabir yerindeyse suyu tersine akıtarak Doğu Türkistan (Türk) tarihine ve aynı zamanda da dünya tarihine de oldukça ağır bir darbe indirmek istemektedirler.

Çinlilerin gerek Han Çinlileri dönemi olsun, gerek Milliyetçi Çin dönemi olsun ve gerekse de bu günkü Komünist Çin döneminde olsun Doğu Türkistan Türklerinden tarihteki atalarının uğradıkları yenilgilerin intikamını almak duygusu içinde olmaları ortak bir ideal ve hedefleridir. Bu sebeple ellerine geçen her fırsatta Doğu Türkistan Türklerini rencide edecek tutum ve davranışlar içindedirler. Nitekim, 1943 Nisan’ında yayınladıkları bir beyanname ile, Çinlilerin, Moğolların, Tibetlilerin ve Uygurların aynı millete mensup olduklarını ileri sürerek kendi deyimleri ile “Zung Zo” yani “Aynı kökten gelen halklarız” şeklinde bir safsatayı yerleştirmeye çalıştılar.

Çin hükümeti on yılda tamamlanması planlanan sözde “Sinkiang (Doğu Türkistan) Umumi Tarihi” ni yazma faaliyetini 21 Nisan 2005 günü resmen başlattı.

Bu davranış Türk tarihinden ve Türk Milletinden intikam almak istemek değilse nedir?? Alınan bilgilere göre, 13 cilt ve 15 bölümden oluşacak olan ısmarlama ucube tarih kitabı, tahmini olarak 4 milyon Çin sözcüğünden meydana gelecek…
Kurdukları komisyona yazdırılacak olan bu sözde tarihin içeriğinde güya Doğu Türkistan’ın tarih boyunca geçirdiği siyasi, iktisadi, milli ve kültürel evreler detaylı olarak yer alacakmış..(!)
Çinli yetkililerin iddia ettiklerine göre, Bu kitap yazılırken Rusya, İngiltere, Pekin vb. bir çok yerlere araştırma görevlileri gönderilecek ve bu ülkelerin tarih arşivlerinden istifade edilecek. Ayrıca son 20 yıl zarfında yabancı ülke bilim adamlarının ve tarihçilerinin Doğu Türkistan’a ait olmak üzere yazdıkları araştırma eserlerinden istifade edilmek üzere tahmini olarak en az 10 eser Çinceye çevrilecekmiş…

Çin hükümetinin “Sinkiang’ın Umumi Tarihi ” adını verdiği bu uydurma ve aynı zamanda Türk tarihine ve tarihçilerine hakaret niteliği taşıyan kitap 2013 yılında yayınlanacak ve bütün dünya kütüphanelerine gönderilecek…

Çinlilerin bu insanlık dışı tutumu karşısında dünyadaki Türk tarihçilerinin acilen harekete geçerek mensubu oldukları ülkelerin hükümetlerini uyarmaları ve gereken tedbirlerin evrensel hukuk kuralları çerçevesinde bir an önce alınması talebinde bulunmaları bir insanlık görevidir. Binlerce yıl öncesinden beri süregelen ve bütün dünya tarihçileri tarafından da kabul edilen Doğu Türkistan (Türk) tarihinin tahrip edilmek istenmesi karşısında sessiz ve duyarsız kalmak Türk ve dünya tarihçilerinin acziyetinin bir ifadesi olacaktır.

Unutulmamalıdır ki; Doğu Türkistan Tarihinin çarpıtılması (Kuvvetle muhtemeldir ki; Doğu Türkistan topraklarının ezelden beri Çin toprağı ve Doğu Türkistan halkının da Çin ırkından olduğunu ispat(!) etmeye çalışmak gibi bir akıl dışılığın içinde olacaklardır.) zincirleme olarak Hunlar, Göktürkler, Uygurlar ve Karahanlılar tarihinin de çarpıtılması anlamına gelecektir. Elbette ki bu çarpıtmadan bütün dünya tarihi de payına düşen darbeyi alacaktır.

Biz gazetemiz İstiklal aracılığı ile tarihe bir not düşüyoruz. Gerektiği gibi bir tepki vermek ise Türk Tarih Kurumunun ve tarihçilerin görevidir…

 

ABD’NİN DOĞU TÜRKİSTAN MESELESİNE OLAN İLGİSİ

07.04.2005

Hemen hemen bütün Stratejistlerinin hemfikir oldukları konuların başında dünyadaki en güçlü ve büyük küresel gücün Amerika Birleşik Devletleri olduğudur. Elbette ki bu fikre katılmamak mümkün değil. Zira şu anda Amerika’nın el atmadığı iç işlerine karışmadığı veya bir şekilde kendisinin tasvip edeceği yöneticileri iş başına getirmek için çeşitli senaryoları uygulamaya koymadığı bir ülke yok gibidir.

Amerika Birleşik Devletlerinin bu tutumu taa 18. yüzyılın başlarından beri devam edip gelmektedir. İşbaşına gelen bütün Amerikan başkanlarının hassasiyetle riayet ettikleri ve takip ettikleri yol üç aşağı beş yukarı aynıdır. Çünkü bünyesinde belli bir milliyeti ön plana çıkartmamaya azami dikkat gösteren ABD’nin devlet politikasının temelinde emperyalizm vardır. Dünden bu güne ABD yöneticilerinin hemen hemen tamamı bu emperyalizm mantığından asla vazgeçmeyeceğine göre ilelebet bütün dünyada bir Amerikan tesirinin görülmesi vazgeçilmezdir.

Kimi zamanlarda yöneticiler Amerikanın göbeğinde oturdukları yerden gözlerine kestirdikleri ve çıkarları için elzem olduğuna inandıkları ülkelere rejim ve devrim ihraç ederek, kimi zamanlarda da günümüzde görüldüğü üzere bizzat askeri harekatlar düzenlemek suretiyle işgal ederek yayılmacılık ve tekelcilik anlayışlarını sürdürmektedirler.

Amerika Birleşik Devletleri 1950’li yıllardan itibaren hiçbir konuda bir mutabakat zemini bulamadığı ve bundan sonrada bulamayacağı Komünist Çin ile zaman zaman yalancı bahar yaşasa da, Çin’i dünyadaki hakimiyet sürecinde tek engel olarak görmeyi sürdürüyor. Çin’de aynı şekilde ABD’yi kendisinin tek rakibi olarak gördüğünden yeni dünya dengelerinin oluşmasında kendisini tek belirleyici olarak ilan etmek istemektedir. Eski Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra ise, Putin Rusya’sını ABD’ ve Çin kendilerine rakip olarak görmemektedir.

ABD 1950’li yıllardan beri Çinin yumuşak karnı olan Doğu Türkistan meselesine sıcak bakan ve ilgilenmeye çalışan dünyadaki tek devlettir. Doğu Türkistan halkının ise Amerikan halkı ile ne dil, ne din, ne ırk, ne tarih ne de kültürel alanda hiçbir asgari müştereği de yoktur.

Bu durumun 250 milyonluk Türk dünyasına ve İslam alemine bazı hatırlatmalar yapmasını beklemek hakkımız değimlidir..? Konu ile ilgisi olması dolayısıyla, daha yakın zamanlara kadar hiçbir dış gözlemcinin ve gazetecinin girişine Çinlilerin izin vermediği Doğu Türkistan’a ABD’nin gönderdiği bir Amerikalı heyetin ziyaretinden bir kesit sunuyorum.

25 Mart 2005 tarihinde Doğu Türkistan’ı ziyaret etmek için gelen Amerikan Parlamentosunun vekil yardımcıları Birliği bu defa Çin işgali altındaki Doğu Türkistan’ın siyasi, iktisadi, dış ticaret, taşra yönetimi, petrol ve doğal gaz zenginlikleri, milletler meselesi, din ve toplum kalkınması gibi durumları hakkında bilgi edinmek ve gözlemler yapmak üzere gelmişlerdi.

İşgalci Çin hükümetinin kukla temsilcisi İsmail Tilivaldi Amerikalı heyetle görüşmesi esnasında umulan ve bilinen Çin usulü çarpıtma beyanlarda bulunarak  Sözde kendi sorumluluğunda bulunan Doğu Türkistan’daki durum hakkında şöyle demiştir; (Tilivaldi Doğu Türkistan için Çinli patronlarının ağzı ile “Sinkiang Otonom Bölgesi” ifadesini kullanmaktadır.) “Şu anda bu bölge de devletimiz iktisadi, içtimai ve kalkınma konularında milletlerin birlik ve beraberliğini, toplumsal barışı ve gerçek dayanışmayı tesis etmiş olup, halkların birlikte kalkınmalarının yolunu da açmıştır…(!)” Doğu Türkistan konusunda hiç kimseye doğru bilgi vermeyen Çinliler yine aynı tutumunu sürdürdü.

Doğu Türkistan Türklerinin şu anda orta çağ şartlarında bir hayat sürdürdüklerine bakılırsa işgalci Çin hükümetinin sözünü ettiği kalkınma(!) bu olsa gerek. Başka söze gerek yok…

 

“BARIN MİLLİ KURTULUŞ HAREKETİ”NİN

DOĞU TÜRKİSTAN HALKI ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

(15.Yılı Münasebetiyle)(2)

06.04.2005

 

Bir milletin düşebileceği en korkunç durum işgal altına düşmekten de öte işgale karşı koyma şuurunu kaybetmesidir. Nitekim bu konu hakkında şanlı Barın Milli Kurtuluş Hareketinin genç önderi olan Zeydin Yusuf (Zeydin Kari) şöyle demektedir: “Bir Milli Kurtuluş Hareketinin başarısızlıkla sonuçlanması milli kurtuluş hareketine katılanların yok olması demektir; fakat Milli Kurtuluş Hareketi fikrinin yok olması ise bir milletin tamamen yok olması anlamına gelir.”(Mart 1990 Kaşgar)

İşte bu ulvi düşüncelerle uzun süreden beri kendi imkanları ile hazırlıklar içerisinde olan Doğu Türkistan vilayetlerinden Kaşgar’a bağlı Barın bölgesinin insanları ileri bir tarihte başlatmayı planladıkları bir milli kurtuluş hareketini, Çin istihbaratının haber alması sebebiyle Ramazan ayının 17. gününe rastlayan 5 Nisan 1990 tarihinde Çin polis ve jandarma güçlerinin de tahriki ile erken başlatmak mecburiyetinde kalmışlardır. Doğu Türkistan mücahitlerinden bazılarının açıklamalarına göre, eğer bu hareket o günlerde başlatılmamış olunsa idi Barın ve civarındaki bütün ileri gelenler ani baskınlarla yakalanarak zaten yok edileceklerdi.

Her şeyden önce insan olmanın bir gereği ve mecburiyeti olarak ve insanca yaşamanın doğuştan gelen bir hak olduğu inancı ile istiklal savaşını başlatmak için harekete geçme hazırlığında olan Barın mücahitlerine yönelik ani bir baskın yapmak isteyen Çin hükümeti 5 Nisan 1990 günü tabir yerindeyse baltayı taşa vurduklarının farkına vardılar.

 Kendilerini çok iyi yetiştirmiş olan Barın mücahitlerinin karşısında neye uğradıklarını şaşıran Çin kuvvetleri hiç durmadan merkezdeki askeri birliklerinden takviye istiyorlardı. Zira, Doğu Türkistan mücahitlerinden on bin kişilik bir kitle ellerine geçirdikleri orak, yaba, balta, nacak ve kendi imkanları ile imal ettikleri ilkel silahlarla zamanımızın en modern silahları ile donatılmış Çin kuvvetlerini perişan etmekteydiler. Çünkü Barın mücahitleri araziyi çok iyi tanıdıkları için çok iyi gizleniyor ve hedeflerini hiç şaşırmıyor, attıklarını vuruyorlardı. En önemlisi de Çin askerleri yabancı topraklarda neyin uğruna savaştıklarını dahi bilmezlerken Müslüman Doğu Türkistan mücahitleri ise, Milli ve manevi değerler uğruna savaşarak şehit ya da Gazi olmanın kendileri için bir kazanç olduğu düşüncesi ile cesurca savaşıyor ve gözlerini kırpmadan şehit düşme pahasına içinde bulundukları savaşı büyük bir muvaffakiyetle devam ettiriyorlardı… Hatta o sıralarda savaşın seyri öyle bir hal aldı ki; bir ara Pekin Radyosu Kaşgar ve civarının ayrılıkçı (!) Uygurların eline geçtiği şeklinde haberler bile vermiş, fakat hemen sonrasında haberleri kendi lehlerine çevirerek düzeltmişlerdir.

 Normal kuvvetlerle başarı elde edemeyeceklerini anlayan Çin Merkezi hükümeti Kaşgar’da bulunan mekanize kuvvetlerini ve Lencu’ da yerleşik Çin Hava indirme tugayına bağlı Hava komandolarını bölgeye sevk etmenin dışında Kaşgar semalarında Askeri saldırı helikopterleri ve bombardıman uçaklarını durmaksızın uçurarak Barın bölgesinde taş taş üstünde bırakmamacasına, hiçbir canlıya hayat hakkı tanımamacasına bombalanması için emir verdiler. Neticede havadan ve karadan sürdürülen vahşice ve uluslar arası savaş kurallarını dahi hiçe sayan bombalamalarla Barın ve civarında 9 köyü haritadan tamamen silmişlerdir… Beşikte yatan bir bebeğin vücuduna tam olarak 72 adet kızıl mermi sıkan Çinli işgalciler ise ne yazık ki günümüzde bir çok dünya devletleri tarafından sözde maddi çıkarlar beklentisi ile ekonomide ve hatta yönetimde model ülke ve millet olarak görülmektedir.

Haftalarca sürdürülen bu Milli Kurtuluş savaşı sırasında yabancı kaynakların haberlerine göre binlerce Doğu Türkistanlı şehit edilmiş, on binlercesi ise tutuklanarak bir daha bırakılmamacasına Çin zindanlarına atılmışlardır.

Doğu Türkistanlılar “Barın istiklal Savaşı” ile, İstiklal Mücadelesinin dünya durdukça hiçbir zaman ardı-arkasının kesilmeyeceğini, ve özgürlüğe susamış olan Doğu Türkistan halkının bağrından daha nice Zeydin Yusuf’ların (Zeydin Kari) çıkacağını bir defa daha bütün dünyaya ilan etmiş oldular…

Doğu Türkistan halkı Barın Şehitlerini ve gazilerini ebediyyen unutmayacak ve o yiğit kahramanların izlerinden hiçbir zaman da ayrılmayacaklardır. Hepsi de nur içinde yatsın…

 

“BARIN MİLLİ KURTULUŞ HAREKETİ” NİN DOĞU

TÜRKİSTAN HALKI ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

(15. Yılı Münasebetiyle) (1)

05.04.2005

 

İşgal altındaki topraklarda dünyaya gözünü açan insanoğlu doğduğu andan itibaren hür olarak nefes alıp vermeye başlar. Fakat ilerleyen zamanlarda yaşadığı toprakların bir takım muhteris milletlerce işgal edilmiş olduğunun farkına varır ve kendisinin iradesi dışında içine düştüğü zifiri karanlıktan kurtuluş için çırpınmaya başlar, ya da bir kısım insancıklar da “Kaderimse çekerim” onursuzluğu içerisinde başkalarının kendisine biçtiği daracık hayat libasları içerisindeki işkenceleri yaşamak zannederek ömür tüketirler…Eşref-i mahlukat olarak yaratıldığının farkında olamayan  bu tür teslimiyetçi insancıklar aslında bile bile kendilerinden sonra dünyaya gelecek nesillerin de hayatlarının kararmasının mesulüdürler.

İnsan fıtratının doğal bir refleksi olarak, bu gün dünyada yaşanmakta olan haksız işgallere çeşitli şekillerde tepkiler gösterilmektedir. Elbette ki bundan daha tabii bir şey olamaz. Fakat ne yazık ki çağımızda meydana gelen işgallere sözde tepki göstermeye çalışanlar aslında geçmiş yıllardaki işgallere göz yummak ve yeterli tepkiyi göstermemekle bu günkü işgallere zemin hazırlayanlardır.

İşte bugün, (5 Nisan) bütün insanlığın insan olduğunun sorumluluğunu savsaklaması sonucunda Doğu Türkistan’ın Çinli emperyalistlerce işgal edilmesinin ardından tarih sayfalarına bırakmaya devam ettiği derin izlerden birinin daha 15. yıldönümüdür. Esaret altındaki milletlerin ülkelerini düşman işgalinden kurtarmak için yeterli ya da yetersiz olarak imkanlar dairesi içinde mücadele ettikleri bir gerçektir. Fakat bu milletler verdikleri mücadelelerinde hedefledikleri başarıya ulaşmakta zorlanıyorsa bu yalnızca o millete ait bir noksanlık ve başarısızlık olmayıp, yeri geldiğinde insan hakları, demokrasi ve özgürlükler konusunda tabir yerindeyse mangalda kül bırakmayan insanlarında kusuru ve eksikliğidir.

Doğu Türkistan işgale uğradığı yarım asırlık zaman içerisinde sayısız defalar istiklal amaçlı milli ayaklanmalar gerçekleştirmiştir. Bu istiklal hareketleri ve yaşanan katliamlar hakkında bir tarih kronolojisi tutulacak olunursa neredeyse hemen her gün önemli bir milli kalkışmanın meydana geldiği gerçeği ortaya çıkacaktır.

Özgürlüğe susamış olan Doğu Türkistan halkı 5 Nisan 1990 Tarihinde bütün dünyada özgürlük mücadelesi vermekte olan milletlere örnek ve ilham kaynağı olabilecek Milli İstiklal hareketlerinden birini daha başlatmıştır.

Türk tarihinde önemli bir yere sahip olan ve birçok Türk devletlerine başkentlik yapmış olan Kaşgar vilayetimize bağlı Aktuğ nahiyesinin BARIN kazasında Çinli işgalcilerin tahrip ederek harabeye çevirdikleri bir camiyi ibadet yapılabilir hale getirmeye çalışan silahsız ve savunmasız Doğu Türkistan halkının üzerine ateş açan Çin polislerine önce taş ve sopalarla karşılık vermeye çalışan Doğu Türkistanlılar daha sonra Çin saldırganlarından elde edilen silahlarla mukavemet göstermişler ve kısa bir zamanda dalgalar halinde büyüyen bu kıyam hareketi tam anlamı ile bir savaşa dönüşmüştür.

Burada bulunan her türlü silahlarla mücehhez Çin polis ve jandarmaları Doğu Türkistan mücahitleri karşısında acziyete düşünce Çin işgal yönetimi Lençu’da bulunan Çin Hava indirme tugayından 7000 kişilik paraşütçü birliğini ve Kaşgar’da ki bir mekanize birliğini de bölgeye sevk etmiştir. Artık Barın’ da başlayan bu Milli Kurtuluş savaşı bütün Doğu Türkistan halkının dua ve manevi destekleri ile Kaşgar civarında bulunan ve 10’dan fazla köyü de içine alan bir savaş haline gelmişti…

 

 
 
Bu web sitesi ile ilgili soru veya görüşlerinizi  hurgokbayrak@kaynet.net adresine gönderin
Telif Hakkı © 2000-2004
HÜR GÖKBAYRAK
       Site içeriğinin (metin ve grafikler) tüm kullanım haklarını
BEN TÜRK'ÜM DİYEBİLENLER
Kaynak Göstererek Kullanabilir
 
Son Değiştirilme Tarihi:
03.07.2008
 Tüm Hakları Saklıdır.
  İnternet Explorer ve 1024 X 768 piksel çözünürlülükte rahat izleyebilirsiniz