|
TÜRKİYE TÜRK
DÜNYASINA ŞAŞI BAKMAKTAN
VAZGEÇMELİDİR
Ağustos 2005 İstiklâl Gazetesi
ABD
ile yıllardır tek taraflı fedakarlıklarla sürdürdüğü “Stratejik
müttefik”liğini sona erdirerek ABD’nin yerine Çin’i yeni “Stratejik
müttefik” olarak seçme izlenimi veren Türkiye’nin Doğu Türkistan ve Türk
dünyasına karşı bu günkü ilgisizliğini ve asırlar öncesinden Bilge Kağan’ın
Uyarılarda bulunduğu tarihi düşman olan Çinlilerin dostluğunu kazanmak
uğruna gerçek dostları olan Türk dünyasına sırtını dönmesini bir tek yolla
izah edebiliriz. “ Türkiye bindiği dalı kesiyor.”
Son
elli yıldır Türkiye’yi idare etme görevini üstlenen hükümetlerin yalnızca
Türkiye ekonomisini düze çıkarmaya endeksli iç ve dış politikaları
(Politikasızlıkları demek daha doğru olacaktır) dünyanın birçok
bölgelerindeki mazlum ve mağdur milletlerin umut ve beklentilerinin de suya
düşmesine sebep olmaktadır.
Hükümetlerimiz AB’ye girebilme rüyaları ile yatıp kalkmak suretiyle dünya
ile bütünleşme görüntüleri verme çabasındayken, Türkiye tarihin hiçbir
döneminde bu günlerdeki kadar kendi milli ve manevi değerlerine yabancılaşma
ve kendi kimliğini reddetme kulvarına girmemişti. “Türkiye Türklere
Bırakılmayacak kadar önemli bir ülkedir” düşüncesi ve idealine sahip Türk ve
Türkiye düşmanlarının coğrafyamızda adeta cirit attıkları bir dönemde
aklıselim insanların bütün uyarı ve ikazlarına aldırmaksızın yabancılara
toprak satışını kolaylaştıran yasalar da çıkartılarak Türkiye üzerinde kötü
emeller besleyenlere şehit kanları ile sulanmış vatan toprakları satılmaya
devam ediliyor. Bunu söylediğiniz zaman, “Canım sattıysak sırtlarına alıp
götürmüyorlar ya” şeklinde hazırcevaplıklarını(!) sergileyiveriyorlar… Bu
zat-ı muhteremlerin Filistin topraklarının da bu mantıkla kaybedildiğini
bilmemelerine ise imkan yoktur. O halde asıl maksat ne olabilir dersiniz ???
Bir
ülkenin ekonomisi ve kalkınması iyi yolda değil ise; akıllı, onurlu, milli
ve manevi duyguları kuvvetli, başkalarından emir almayan iyi niyetli
idarecilerin uygulayacakları bir dizi ekonomi stratejisi ve kalkınma planı
ile günün birinde mutlaka düze çıkılır. Fakat, milli ve manevi yönden
çöküntüye uğramış,(uğratılmış) dilini, kültürünü,tarihini inkar etme
noktasına kadar getirilmiş, ecdatlarının miraslarına yeterince sahip
çıkamamış, kendi kanından, kendi dininden ve kendi dilinden olan kardeş
milletlerin dertlerine çare bulma adına teşebbüste bulunmak şöyle dursun,
adeta kafasını kuma gömen ve “üç maymun” u oynayan milletlerin geleceğe
güvenle bakabilmeleri asla mümkün değildir…
Kısaca bu tespitleri yaptıktan sonra, Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk dünyası
ilgili ve vasiyet niteliği taşıyan “Onlar bizim kardeşlerimizdir. Onların
bize gelmelerini bekleyemeyiz. Bizim onlara gitmemiz gerekir. Bunun için de
her zaman hazırlıklı olmalıyız.” Mealindeki sözlerine bu günlerde neden sırt
dönülmekte olduğuna dikkat çekmek istiyorum… Türk dünyası içerisinde hiç
mübalağasız Türkiye’yi en çok seven, Türkiye sevdalısı ve Türkiye’ye en çok
güvenen, bu sebeple de en çok Türkiye Cumhuriyeti devletinden yardım ve
destek bekleyen Doğu Türkistanlılara son yıllarda Türkiye hükümetleri
tarafından adeta “ Bizden uzak durun sizin yüzünüzden Çin’in dostluğunu
kaybetmek istemiyoruz” mesajları verilmektedir.
Çinli
yetkililerin Türkiye’yi ziyaretleri esnasında onlara Türkiye yetkililerince
gösterilen özel ilgi ve içine girilen taltif etme yarışı çok nadir yabancı
devlet adamlarına nasip olmuştur. Bunun karşılığı olarak ta Çinliler
Türkiye’ye verdikleri sözlerin üzerine yatarken, diğer taraftan da işgalleri
altında bulunan Doğu Türkistan’daki Müslüman Türk halkına yönelik
baskılarını daha da arttırmakta ve Doğu Türkistanlılara, “ Sizin çok
güvendiğiniz Türkiye bizim sadık dostumuzdur, Ayağınızı denk alın” demek
suretiyle insanlık dışı gizli ve aleni soykırımlarına olanca hızı ile devam
etmektedirler.
Fazla
detaya inmeden çok yakın zamanda yaşanan sadece iki hadiseden bahsetmek
istiyorum. Önce, Yalova Kültür Merkezi tarafından Yalova’ya davet edilen
Sürgünde Doğu Türkistan Hükümetinin Cumhurbaşkanı Ahmet İgemberdi Çinin
siyasi baskıları sonucu Türkiye’ye Türkiye Dışişleri Bakanlığının yazılı
emri ile sokulmadı. Şimdilerde ise, Amerika’da yayınlanan ‘Washington Post’
gazetesinden alınan haberlere göre; ABD Askerleri tarafından tutuklanan ve
Guantanamo’da tutulan, daha sonra 2003 yılında Pentagon kararıyla suçsuz
bulunarak serbest bırakılmaları kararlaştırılan 15 Uygur Türk’ü Çin’e teslim
edilmeleri durumunda derhal öldürülecekleri için ABD tarafından Çin’e teslim
edilmeyerek içlerine Türkiye’nin de dahil olduğu 20 ayrı ülkeye sığınma
hakkı vermeleri için çağırıda bulunmuş, fakat bu ülkelerin hiçbiri bu
Uygurları kabul etmedikleri için 20 ayı aşkın bir süredir de esaret hayatı
yaşamaya devam ediyorlar.
Bu Uygur Türklerini diğer ülkelerin kabul etmemelerini bir ölçüde
anlayabiliriz. Fakat Türkiye’nin kabul etmemesi asla anlaşılır gibi
değildir.
Çünkü; Mustafa Kemal Atatürk’ün “Onların bize gelmelerini bekleyemeyiz,
bizim onlara gitmemiz lazım” dediği Doğu Türkistan Türkleri içinde
bulundukları şartlar gereği bize, yani Türkiye’ye gelmek istemekte ve biz
Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak bize gelmek isteyen kan, din, dil, kültür
ve tarih birliğimiz bulunan Uygur Türklerini Çin’in sözde dostluğu ve
taşıdığımız ticari kaygılar sebebiyle reddetmekteyiz…
ABD ile yıllardır tek taraflı fedakarlıklarla sürdürdüğü “Stratejik
müttefik”liğini sona erdirerek ABD’nin yerine Çin’i yeni “Stratejik
müttefik” olarak seçme izlenimi veren Türkiye’nin Doğu Türkistan ve Türk
dünyasına karşı bu günkü ilgisizliğini ve asırlar öncesinden Bilge Kağan’ın
Uyarılarda bulunduğu tarihi düşman olan Çinlilerin dostluğunu kazanmak
uğruna gerçek dostları olan Türk dünyasına sırtını dönmesini bir tek yolla
izah edebiliriz. “ Türkiye bindiği dalı kesiyor.” |