|
Çin’in Kiralık Katilleri
İslâm
dünyasının sayılı devletlerinden birisi ve Doğu Türkistan’a sınırı bulunan
bir ülke olan Pakistan son yıllarda Çin işgali altındaki Doğu Türkistan’dan
çeşitli sebeplerle ayrılmak zorunda kalarak kendisine sığınan Doğu
Türkistanlılara karşı, son derece acımasız, gaddar, insafsız ve vicdansızca
ve hatta dünyadaki bir çok gayri Müslim milletin dahi Müslümanlara reva
görmeyeceği türden zulümler ve katliamlar uygulaması sebebiyle gerçek
dünya Müslümanları'nın ve insanî duygularını kaybetmemiş olan dünya
insanlarının nefretini kazanmaya devam ediyor. Dünyada hiçbir devlet yoktur
ki; kendisine sığınan ve korunma talep eden insanları, o insanların
hayatlarına kast eden canilere teslim etsin, veya söz konusu caniler yerine
kendileri katletsin
Fakat
ne yazık ki; Pakistan hükümeti Çinli işgalcilere yaranabilmek, onlardan bir
“Aferin” yada vaat edilen parasal ödülü alabilmek için kendisine sığınan
Doğu Türkistanlıları Çinli’ler tarafından öldürüleceğini veya çok ağır
işkence ve cezalara çarptırılacağını bile, bile Çin hükümetine teslim
etmektedirler.
Bu
sebeple de Pakistan’da bulunan ve mecburen Çin pasaportu taşıyan Doğu
Türkistan asıllı Türkler geceli gündüzlü “Ya birileri bizi şikayet
ederlerse” endişesi içinde kendilerinin Doğu Türkistanlı olduklarını azami
derecede gizleyerek bir yaşam sürdürmektedirler.
Çünkü
Pakistan hükümeti bir Çinlinin o ülkede ikametine ses çıkartmazken, bir Doğu
Türkistan asıllının Doğu Türkistanlı olarak Pakistan’da yaşamasına asla izin
vermemektedir.
Pakistan’a geçiş yapan Doğu Türkistanlılar başlıca iki sebepten dolayı
oradadırlar.
Kimi
Doğu Türkistanlıların ulaşmak istedikleri ulvî maksatlarından biri, Çin’in
çok sert ve insanlık dışı engellemeleri ile karşılaşmaları sebebiyle
öğrenmeye susadıkları İslâm dinini öğrenmek ve dünyadaki İslâm ülkelerinden
her hangi birinde dinî eğitim alabilmektir. Bu nedenle Doğu Türkistan’ın
güney sınır komşusu olan Pakistan’da dini eğitim almak isteyen bazı Doğu
Türkistanlılar bir yolunu bularak bu ülkeye gelmekte ve buradaki ilgili
okullarda din eğitimi almaya çalışmaktadırlar. Kimileri de İşgalci Çin
hükümetinin “Rejim aleyhtarı bölücüler” olarak tanımladığı ve aradığı
şahıslar olup, zorlu tabiat şartları ile mücadele ederek Pakistan’a
erişebilmiş olan siyasi sığınma taleplerinin kabul edilmesini bekleyen Doğu
Türkistanlılardır.
Ne
kadar acıdır ki; zaman zaman Çin hükümetinin istekleri ile Pakistan hükümeti
bu öğrencilerden kendilerine isimleri verilenleri hiç tereddüt etmeden Çin’e
teslim etmekte ve Çin hükümetine teslim edilen Doğu Türkistanlıları ise son
derece vahşi bir akıbet beklemektedir. Pakistan hükümetinin Çin hükümetine
teslim ettiği bu insanlar, ya sınırın hemen ötesinde Çin cellatları
tarafından kurşuna dizilmekte, yada insanın hayvanlara dahi asla reva
görmeyeceği usullerde işkence ve hapis cezalarına çarptırılmaktadırlar…
Bu
sonucun müsebbibi ise ne yazık ki, Müslümanlığı kayıtsız şartsız İslam
düşmanlarının isteklerine boyun eğmek ve onların istek ve direktiflerini
yerine getirmek olarak algılayan Pakistan hükümetidir…
Bu
konuda bir müslim ve gayrimüslim karşılaştırması yapmak gerekirse; günümüzde
dünyanın bir çok bölgelerinde yürüttüğü politikalar sebebiyle sayısız
insanın nefretini kazanan ABD bile, Afganistan’da ele geçirdiği ve
Guantanamo hapishanesine kapattığı 15 Doğu Türkistanlıyı, suçsuzlukları
anlaşılınca Çin’e teslim etmeleri gerekirken etmemiştir. Çünkü teslim etmesi
durumunda bu Uygurları nasıl bir akıbetin beklediğini çok iyi
bilmektedirler… Diğer tarafta ise, Müslüman bir devlet olan Pakistan’ın
insanlıktan nasibini almamış bazı sözde polisleri, yol kontrolü sırasında
çıkan bir tartışma sırasında aralarında 6 aylık bebeklerin ve 60-70 yaşında
kadınlarında bulunduğu üç aileden 23 kişinin tamamını vahşi bir şekilde dört
bir yandan ateş etmek suretiyle kurşuna dizerek şehit etmişlerdir… Şehit
diyorum, Çünkü iki ayrı araçta bulunan 23 kişinin tamamını hunharca
acımasızca katledenler asla Müslüman olamazlar. Olsa olsa kana susamış
Çin’in kiralık katilleri olabilirler. Bu mazlum Doğu Türkistanlı'ları
katlettikleri yetmemiş gibi yerde yatan cesetleri de tekmelemiş, arabalarını
da roket atarla havaya uçurmak suretiyle yakmışlardır. Bir süre sonra bu
vahşeti gören çevre halkından insanlar olayı gerçekleştiren insan müsveddesi
sözde polislere tepki göstermişler ve halkla Pakistan polisi arasında kısa
süreli bir silahlı çatışma meydana gelmiştir. Daha sonra olay yerine gelen
Pakistan hükümetinin üst düzey polis ve askeri yetkilileri bu kanlı olayı
ört-bas etmek, dünya kamu oyunun bilgisinden saklamak için hadisenin cereyan
ettiği mahaldeki cesetleri ve hatta yaktıkları arabaların küllerini dahi
oradan apar-topar kaçırmışlardır…
Kaderin şu garip cilvesine bakın ki; Doğu Türkistanlılar bir taraftan
havada, karada ve denizde kıpırdayan her türlü canlıyı yiyerek dünyadaki
Türk-İslâm varlığına açık veya entrikalarla dolu bir kamuflaj altında savaş
ilan eden Çin işgalcilerine karşı amansız bir bağımsızlık savaşı vermekte
iken, diğer taraftan da başları sıkıştığında sığınabileceklerini, yardım ve
destek alabileceklerini zannettikleri kardeş ve dindaş bilinen Pakistan,
Kazakistan ve Kırgızistan gibi ülkelerin neye hizmet ettiklerini bilmeyen
mankurt kafalı birtakım ödül avcılarına, Çin ile anlaşmalı kiralık
katillerine karşı direnmek ve onların oluşturduğu tehdit ve tehlikelerden
korunma mücadelesi vermek zorunda kalmaktadırlar…
|