HÜR

GÖKBAYRAK

DOĞU TÜRKİSTAN'IN SESİ

 

 

 

 

HÖR

KÖKBAYRAK

SHERQİ TÜRKİSTANİNG AWAZİ

  

    Anasayfa

 

     M.E BATUR 

         MAKALELERİ

         2008

        2007
       
2006

        2005
       
2004
       
2003
       
2002

        2001
       
2000

 

 MEHMET EMİN BATUR'UN

      GÜNLÜK GAZETELERDE YAYIMLANMIŞ MAKALELERİ

2001

DOĞU TÜRKİSTAN BASİT HESAPLAR UĞRUNA

HARCANAMAZ

26 Aralık 2001

  

Dünya kamuoyunun unda bildiği gibi 1949 yılından beri ezeli ve ebedi Türk ve İslâm beldesi olan Doğu Türkistan emperyalist Kızıl Çin İşgalcilerinin dünyada eşi benzeri görülmemiş zulüm, katliam ve kahredici asimilasyon politikası uygulamaları altında inim inim inlemekte ve dünya tarihinden tamamen yok olma tehlikesi ile karşı karşıya bulunmaktadır.

 Ben burada uzun uzadıya ülkem Doğu Türkistan'da uygulanmakta olan mecburi doğum kontrolü adı altındaki bebek katliamlarından, yapılmakta olan nükleer denemeler yolu ile nedeni bilinmeyen hastalıklar, yüzünden katliama uğrayan masum halkımın dünyadaki çifte standart uygulamalarla savunulmayan insan haklarından, sorgusuz sualsiz sudan bahanelerle tutuklanıp bir daha akıbetinden haber alınamayan

80 000(seksen bin) genç Doğu Türkistanlının kimler tarafından araştırılacağından, dünyada eşine az rastlanır yeraltı ve yer üstü zenginlik kaynaklarının nasıl talan edilerek Çinliler tarafından sömürülmekte olduğundan,dünya medeniyetinin beşiği olan  dünyada günümüzde orta çağ döneminden daha gerilerde bir hayat standardı içinde bulunmak durumuna düşürüldüğünden, aziz halkımın Dünya İnsan Hakları Beyenamesinde yer alan temel insan hak ve özgürlüklerinin hiçbir maddesinden istifade etmemekte olduğundan ve daha tüyler ürpertici bir çok insan hakları ihlallerinden bahsetmeyeceğim.

 Fakat, şu kadarını açıklıkla ve altını çizerek ifade etmeliyim ki! Doğu Türkistanlıların çekmekte oldukları bu eşi görülmedik zilletin yegane sebebi Türk ve Müslüman olmalarıdır.Ama ne yazık ki dost ve kardeş bildiğimiz bazı ülkeler aziz Doğu Türkistan şehit’lerinin cesetleri üzerinde bir takım basit çıkar hesaplarını ön planda tutarak Çin'lilerle kadeh tokuşturmaktadırlar.

Söz konusu ülkeler şunu unutmamalıdırlar ki Anadolu da bir söz vardır:

" keser döner sap döner gün gelir hesap döner"

günün birinde benim vatanım Doğu Türkistan'ın içine düştüğü duruma o ülkeler de düşmeyeceğini kim söyleyebilir ki bu durum karşısında

Doğu Türkistanlıların gidişatı ve stratejileri nedir?

Biraz da bu durum üzerinde durmak istiyorum.

Doğu Türkistan’ın içinde yaşam mücadelesi veren, var olma mücadelesi veren, istiklâlleri uğruna can veren, şehit olan halkımızın yegane hedefi kayıtsız şartsız tam bağımsız bir Doğu Türkistan'dır.

Doğu Türkistan dışındaki ülkelerde yani yeni adı ile diasporadakilerin de çok büyük bir çoğunluğu aynı fikri benimsemekte ve bulundukları ülkelerde demokratik yollarla halkımızın içinde bulunduğu vahim durumu dünya kamuoyuna  duyurmakla yükümlüdürler. Bu yükümlülük yerine getirilirken bazı kişi ve sözde kuruluş temsilcileri (!) Doğu Türkistanlıların ortak hedefi olan stratejilerinden ve hedeflerinden nedenini anlayamadığımız bir şekilde tavizler vermekte ve Doğu Türkistan'ın içinde yaşayan halkımızın arzu ve isteklerine tamamen ters düşerek tutum ve davranışlar sergilemektedirler.

Bu konuyu biraz açmakta fayda mülahâza  etmekteyim. Kamuoyunun da bildiği üzere,

23 Aralık 1998 tarihinde yayınlanan ve hangi meşru sebeplerle ihtiyaç haline geldiği hâlâ anlaşılamayan bir Gizli Başbakanlık Genelgesi ile Doğu Türkistan'ın Bayrağının bazı meşru toplantılarda asılması ve bu meşru toplantılarda Devlet Memuru olanların katılması ve mesaj dahi göndermesi yasaklandı.

En ağır olanı da bütün dünyanın ve dünya tarihçilerinin çok iyi bildiği ve hatta bazı demokrasi yanlısı Çinlilerin de kabul ettiği ezeli ve ebedi Türk toprağı  olan 1.828.418 km² yani Türkiye'mizden 2,5 misli daha büyük bir toprağa sahip Doğu Türkistan topraklarına "Çin Toprağıdır" denilmesi idi.

Söz konusu genelgeden duyduğumuz inanılmaz derecedeki rahatsızlığımızı o günlerde ilettiğimiz bu günkü hükümetin Milli Savunma Bakanı Sayın Sabahattin Çakmakoğlu bana şunu söylemişti;

 "Merak etmeyin o genelgenin karşılığı olarak bir genelge de biz yayınlarız dolaysıyla söz edilen genelge otomatik men ortadan kaldırılmış olur.Yeter ki biz iktidar olalım."

 Evet bu gün kendileri iktidardalar hâlâ bu genelgenin kaldırılmasını bekliyoruz.

Şimdi Kayseri deki Doğu Türkistanlı Dernek Yöneticilerine bende bir Doğu Türkistanlı olarak soruyorum?yukarıda sözünü ettiğim 23 Aralık 1998 tarihli kahredici genelge hâlâ yürürlükte iken ve kaldırılmamışken bu genelgenin sahibine ve bu günkü ortaklarına milletimizden aldığınız hangi yetki ve salahiyetle Doğu Türkistan’ın Bayrağını takdim ediyorsunuz?

GÖKBAYRAK o kadar ucuz mu?

Bu Bayrağı almayı hak ettiler mi?Doğu Türkistan'ın şanlı mücadelesi, birine Çapan giydirmekle birine de hak etmediği halde Bayrak vermekle yürütülemez.Aldığınız Bayrağı zedelemeyin buna hakkınız yok.Tabiri caizse Show yapmak adına popülizm uğruna Bayrağımızı araç yapmayın.

 Gelelim bana bu yazıyı kaleme almama sebep olan son olaya :

 21–23 Aralık tarihleri arasında Polat  Renaissence Otel’de gerçekleştirilecek

Türk Devlet ve Toplulukları Dostluk, Kardeşlik  ve İşbirliği Vakfı (TÜDEV) tarafından düzenlenen “ 9.Türk Devlet ve Toplulukları Dostluk, Kardeşlik  ve İşbirliği Kurultayı "yapıldı.

 Bu Kurultayın Türk Dünyasına Türkiye'mize  ve Çin istilası altındaki Doğu Türkistan'a hangi faydaları sağladığı veya sağlayacağı Kurultayın organizasyonu esnasında yaşanan finansman krizi, açılış konuşmasını kimin yaptığı kimin neden bu kurultaya karşı tavır aldığı katılıp katılmayacağı ve nasıl geçtiği ile pek ilgilenmiyorum.Fakat vicdanen rahatsızlık duyduğum husus şudur.Gördüğüm kadarı ile Yine figüran olarak Kayseri Doğu Türkistan Kültür ve Dayanışma Derneği seçilmişti.Kimlerin isteği ile bu görevi üstlenmişti bilmiyorum.Fakat daha dün hükümete toz kondurmamak uğruna Çin Devlet Başkanı Jiang Zemin'e Devlet Madalyası veren kişi olarak 9.Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ile Çin Devlet Başkanı Jiang Zemin'i birbirlerini kucaklarken görüntülenen bir resmini Dergiye kapak yapanlar bahsi geçen Kurultay da Süleyman Demirel'e Doğu Türkistan halkının Milli giysisi olan "Ton Çapan" ve "Doppa" giydiriyorlardı. Bu düşündürücü durum karşısında insanın " bu ne perhiz bu ne lahana turşusu " diyesi geliyor.Şimdi bu Doğu Türkistan Derneği yöneticilerine sormak lazım:

 1- Bir sürer önce Çinli'ye madalya veren tek kişi olarak    ilan ettiğiniz Sayın Süleyman Demirel Çinli ye verdiği Devlet Madalyasını geri mi almıştır? Söz konusu olaydan

duyduğu üzüntüyü mü dile getirmiştir?

2-Dernek Yöneticileri bu kurultaya resmen davet edilmiş midir?

3- Kurultay Kürsüsünden Doğu Türkistan'ın içinde bulunduğu insanlığın yüz karası vahim durumunu kurultaya katılanlara anlatma imkanı verilmiş midir?

 Eğer bir nebze olsun mazlum Doğu Türkistan halkının ızdırabı böyle bir kurultayda dile getirilmedi ise bu kadar anlamsız ve asıl amaca hizmetten uzak davranışın açıklamasını sorumlu oldukları Doğu Türkistanlılara mutlaka yapmak zorundadırlar.

Aslâ unutulmamalıdır ki iki milyon km² ye yakın yüzölçümü ve 35 Milyondan fazla nüfusa sahip bir ülkenin davasını üstlenenler bir takım güç odaklarının yörüngesinden çıkıp birer Devlet adamı kişiliği, ağırlığı ve şahsiyeti ile hareket etmek mecburiyetindedirler.

Tarih kişisel hataları kaydetmez, fakat Devlet ve Millet adına yapılan hataları mutlaka bir gün sorgular ve asla unutmaz.33

 

 

DOĞU TÜRKİSTANLILAR TERÖRİST DEĞİL

26 Ekim 2001

 ABD’ye yapılan terör saldırısının ardından başlayan Afganistan operasyonuna destek verme şartı olarak "Doğu Türkistanlıları da terörist ilan edilmesini isteyen Çin'in, tutumu Kayseri'de yaşayan Doğu Türkistanlılar tarafından tepki çekti.

 Yıllardan beri gerçekte, Doğu Türkistanlıların, Çin'in terör ve asimile hareketlerine maruz kalarak on binlerce evladını kurban verdiğini söyleyen Doğu Türkistan Kültür ve Dayanışma Derneği eski Genel Başkanı Mehmet Emin Batur, mazlumları terörist göstermek isteyen Çin'in esas amacının yaptığı katliamları resmileştirmek olduğunu

söyledi. Batur, " Yıllardan beri öz topraklarında zulüm çeken Doğu Türkistanlıların yaptığı tek terör hareketi gösterilebilir mi ki, Doğu Türkistanlılar terörist olsun? Birileri terör bahanesi ile yeni bir cadı avı mı başlatıyor? " dedi.

 Duyarlılığa davet ediyoruz

 Çin'in 52 yıldan beri Doğu Türkistan başta olmak üzere, Moğolistan ve Tibet'te insanlık dışı işkenceler ve terör olayları gerçekleştirdiğini bu olaylarda milyona yakın insanı öldürdüğünü ifade eden Batur, gerçek teröristin Çin olduğunu vurguladı.

Batur,

''Yıllardan beri yaptıklarını dünyanın çok iyi bildiği

Çin, şimdi dünyaya kendini aklamaya çalışıyor. Çin'in isteği kabul görürse, milyonlarca insan yok edilecek. Dünyayı duyarlılığa davet ediyoruz.. " diye konuştu.

 52 yıldan beri esir:

 Yüzyıllardan beri Türklerin yaşadığı bölge olan Doğu Türkistan'ın 1949 yılından beri Çin'in işgali altında dünya kamuoyunun gündemine sık sık insan haklan ihlali, idamlar ,nükleer denemeler gibi konularla gelen Doğu Türkistan'da 35 milyon Uygur Türk'ü yaşıyor. Çin işgalinin ardından kaçmayı başaran yaklaşık 20 bin civarında Uygur Türk'ü İstanbul ve Kayseri başta   olmak üzere Türkiye'nin çeşitli şehirlerinde ikamet ediyor.

 

 
Bu web sitesi ile ilgili soru veya görüşlerinizi  hurgokbayrak@kaynet.net adresine gönderin
Telif Hakkı © 2000-2004
HÜR GÖKBAYRAK
       Site içeriğinin (metin ve grafikler) tüm kullanım haklarını
BEN TÜRK'ÜM DİYEBİLENLER
Kaynak Göstererek Kullanabilir
 
Son Değiştirilme Tarihi:
03.07.2008
 Tüm Hakları Saklıdır.
  İnternet Explorer ve 1024 X 768 piksel çözünürlülükte rahat izleyebilirsiniz