DOĞU
TÜRKİSTAN BASİT HESAPLAR UĞRUNA
HARCANAMAZ
26 Aralık
2001

Dünya kamuoyunun unda bildiği
gibi 1949 yılından beri ezeli ve ebedi Türk ve İslâm beldesi olan Doğu
Türkistan emperyalist Kızıl Çin İşgalcilerinin dünyada eşi benzeri
görülmemiş zulüm, katliam ve kahredici asimilasyon politikası uygulamaları
altında inim inim inlemekte ve dünya tarihinden tamamen yok olma tehlikesi
ile karşı karşıya bulunmaktadır.
Ben burada uzun uzadıya ülkem
Doğu Türkistan'da uygulanmakta olan mecburi doğum kontrolü adı altındaki
bebek katliamlarından, yapılmakta olan nükleer denemeler yolu ile nedeni
bilinmeyen hastalıklar, yüzünden katliama uğrayan masum halkımın dünyadaki
çifte standart uygulamalarla savunulmayan insan haklarından, sorgusuz
sualsiz sudan bahanelerle tutuklanıp bir daha akıbetinden haber alınamayan
80 000(seksen bin) genç Doğu
Türkistanlının kimler tarafından araştırılacağından, dünyada eşine az
rastlanır yeraltı ve yer üstü zenginlik kaynaklarının nasıl talan edilerek
Çinliler tarafından sömürülmekte olduğundan,dünya medeniyetinin beşiği olan
dünyada günümüzde orta çağ döneminden daha gerilerde bir hayat standardı
içinde bulunmak durumuna düşürüldüğünden, aziz halkımın Dünya İnsan Hakları
Beyenamesinde yer alan temel insan hak ve özgürlüklerinin hiçbir maddesinden
istifade etmemekte olduğundan ve daha tüyler ürpertici bir çok insan hakları
ihlallerinden bahsetmeyeceğim.
Fakat, şu kadarını açıklıkla
ve altını çizerek ifade etmeliyim ki! Doğu Türkistanlıların çekmekte
oldukları bu eşi görülmedik zilletin yegane sebebi Türk ve Müslüman
olmalarıdır.Ama ne yazık ki dost ve kardeş bildiğimiz bazı ülkeler aziz Doğu
Türkistan şehit’lerinin cesetleri üzerinde bir takım basit çıkar hesaplarını
ön planda tutarak Çin'lilerle kadeh tokuşturmaktadırlar.
Söz konusu ülkeler şunu
unutmamalıdırlar ki Anadolu da bir söz vardır:
" keser döner sap döner gün
gelir hesap döner"
günün birinde benim vatanım
Doğu Türkistan'ın içine düştüğü duruma o ülkeler de düşmeyeceğini kim
söyleyebilir ki bu durum karşısında
Doğu Türkistanlıların gidişatı
ve stratejileri nedir?
Biraz da bu durum üzerinde
durmak istiyorum.
Doğu Türkistan’ın içinde yaşam
mücadelesi veren, var olma mücadelesi veren, istiklâlleri uğruna can veren,
şehit olan halkımızın yegane hedefi kayıtsız şartsız tam bağımsız bir Doğu
Türkistan'dır.
Doğu Türkistan dışındaki
ülkelerde yani yeni adı ile diasporadakilerin de çok büyük bir çoğunluğu
aynı fikri benimsemekte ve bulundukları ülkelerde demokratik yollarla
halkımızın içinde bulunduğu vahim durumu dünya kamuoyuna duyurmakla
yükümlüdürler. Bu yükümlülük yerine getirilirken bazı kişi ve sözde kuruluş
temsilcileri (!) Doğu Türkistanlıların ortak hedefi olan stratejilerinden ve
hedeflerinden nedenini anlayamadığımız bir şekilde tavizler vermekte ve Doğu
Türkistan'ın içinde yaşayan halkımızın arzu ve isteklerine tamamen ters
düşerek tutum ve davranışlar sergilemektedirler.
Bu konuyu biraz açmakta fayda
mülahâza etmekteyim. Kamuoyunun da bildiği üzere,
23 Aralık 1998 tarihinde
yayınlanan ve hangi meşru sebeplerle ihtiyaç haline geldiği hâlâ
anlaşılamayan bir Gizli Başbakanlık Genelgesi ile Doğu Türkistan'ın
Bayrağının bazı meşru toplantılarda asılması ve bu meşru toplantılarda
Devlet Memuru olanların katılması ve mesaj dahi göndermesi yasaklandı.
En ağır olanı da bütün dünyanın
ve dünya tarihçilerinin çok iyi bildiği ve hatta bazı demokrasi yanlısı
Çinlilerin de kabul ettiği ezeli ve ebedi Türk toprağı olan 1.828.418 km²
yani Türkiye'mizden 2,5 misli daha büyük bir toprağa sahip Doğu Türkistan
topraklarına "Çin Toprağıdır" denilmesi idi.
Söz konusu genelgeden
duyduğumuz inanılmaz derecedeki rahatsızlığımızı o günlerde ilettiğimiz bu
günkü hükümetin Milli Savunma Bakanı Sayın Sabahattin Çakmakoğlu bana şunu
söylemişti;
"Merak etmeyin o genelgenin
karşılığı olarak bir genelge de biz yayınlarız dolaysıyla söz edilen genelge
otomatik men ortadan kaldırılmış olur.Yeter ki biz iktidar olalım."
Evet bu gün kendileri
iktidardalar hâlâ bu genelgenin kaldırılmasını bekliyoruz.
Şimdi Kayseri deki Doğu
Türkistanlı Dernek Yöneticilerine bende bir Doğu Türkistanlı olarak
soruyorum?yukarıda sözünü ettiğim 23 Aralık 1998 tarihli kahredici genelge
hâlâ yürürlükte iken ve kaldırılmamışken bu genelgenin sahibine ve bu günkü
ortaklarına milletimizden aldığınız hangi yetki ve salahiyetle Doğu
Türkistan’ın Bayrağını takdim ediyorsunuz?
GÖKBAYRAK o kadar ucuz mu?
Bu Bayrağı almayı hak ettiler
mi?Doğu Türkistan'ın şanlı mücadelesi, birine Çapan giydirmekle birine de
hak etmediği halde Bayrak vermekle yürütülemez.Aldığınız Bayrağı zedelemeyin
buna hakkınız yok.Tabiri caizse Show yapmak adına popülizm uğruna
Bayrağımızı araç yapmayın.
Gelelim bana bu yazıyı kaleme
almama sebep olan son olaya :
21–23 Aralık tarihleri
arasında Polat Renaissence Otel’de gerçekleştirilecek
Türk Devlet ve Toplulukları
Dostluk, Kardeşlik ve İşbirliği Vakfı (TÜDEV) tarafından düzenlenen “
9.Türk Devlet ve Toplulukları Dostluk, Kardeşlik ve İşbirliği Kurultayı
"yapıldı.
Bu Kurultayın Türk Dünyasına
Türkiye'mize ve Çin istilası altındaki Doğu Türkistan'a hangi faydaları
sağladığı veya sağlayacağı Kurultayın organizasyonu esnasında yaşanan
finansman krizi, açılış konuşmasını kimin yaptığı kimin neden bu kurultaya
karşı tavır aldığı katılıp katılmayacağı ve nasıl geçtiği ile pek
ilgilenmiyorum.Fakat vicdanen rahatsızlık duyduğum husus şudur.Gördüğüm
kadarı ile Yine figüran olarak Kayseri Doğu Türkistan Kültür ve Dayanışma
Derneği seçilmişti.Kimlerin isteği ile bu görevi üstlenmişti
bilmiyorum.Fakat daha dün hükümete toz kondurmamak uğruna Çin Devlet Başkanı
Jiang Zemin'e Devlet Madalyası veren kişi olarak 9.Cumhurbaşkanı Süleyman
Demirel ile Çin Devlet Başkanı Jiang Zemin'i birbirlerini kucaklarken
görüntülenen bir resmini Dergiye kapak yapanlar bahsi geçen Kurultay da
Süleyman Demirel'e Doğu Türkistan halkının Milli giysisi olan "Ton Çapan" ve
"Doppa" giydiriyorlardı. Bu düşündürücü durum karşısında insanın " bu ne
perhiz bu ne lahana turşusu " diyesi geliyor.Şimdi bu Doğu Türkistan
Derneği yöneticilerine sormak lazım:
1- Bir sürer önce Çinli'ye
madalya veren tek kişi olarak ilan ettiğiniz Sayın Süleyman Demirel Çinli
ye verdiği Devlet Madalyasını geri mi almıştır? Söz konusu olaydan
duyduğu üzüntüyü mü dile
getirmiştir?
2-Dernek Yöneticileri bu
kurultaya resmen davet edilmiş midir?
3- Kurultay Kürsüsünden Doğu
Türkistan'ın içinde bulunduğu insanlığın yüz karası vahim durumunu kurultaya
katılanlara anlatma imkanı verilmiş midir?
Eğer bir nebze olsun
mazlum Doğu Türkistan halkının ızdırabı böyle bir kurultayda dile
getirilmedi ise bu kadar anlamsız ve asıl amaca hizmetten uzak davranışın
açıklamasını sorumlu oldukları Doğu Türkistanlılara mutlaka yapmak
zorundadırlar.
Aslâ unutulmamalıdır ki iki
milyon km² ye yakın yüzölçümü ve 35 Milyondan fazla nüfusa sahip bir ülkenin
davasını üstlenenler bir takım güç odaklarının yörüngesinden çıkıp birer
Devlet adamı kişiliği, ağırlığı ve şahsiyeti ile hareket etmek
mecburiyetindedirler.
Tarih kişisel hataları kaydetmez, fakat Devlet
ve Millet adına yapılan hataları mutlaka bir gün sorgular ve asla unutmaz.33
DOĞU
TÜRKİSTANLILAR TERÖRİST DEĞİL
26 Ekim 2001
ABD’ye
yapılan terör saldırısının ardından başlayan Afganistan operasyonuna destek
verme şartı olarak "Doğu Türkistanlıları da terörist ilan edilmesini isteyen
Çin'in, tutumu Kayseri'de yaşayan Doğu Türkistanlılar tarafından tepki
çekti.
Yıllardan beri gerçekte, Doğu
Türkistanlıların, Çin'in terör ve asimile hareketlerine maruz kalarak on
binlerce evladını kurban verdiğini söyleyen Doğu Türkistan Kültür ve
Dayanışma Derneği eski Genel Başkanı Mehmet Emin Batur, mazlumları terörist
göstermek isteyen Çin'in esas amacının yaptığı katliamları resmileştirmek
olduğunu
söyledi. Batur, " Yıllardan
beri öz topraklarında zulüm çeken Doğu Türkistanlıların yaptığı tek terör
hareketi gösterilebilir mi ki, Doğu Türkistanlılar terörist olsun? Birileri
terör bahanesi ile yeni bir cadı avı mı başlatıyor? " dedi.
Duyarlılığa davet ediyoruz
Çin'in 52 yıldan beri Doğu
Türkistan başta olmak üzere, Moğolistan ve Tibet'te insanlık dışı işkenceler
ve terör olayları gerçekleştirdiğini bu olaylarda milyona yakın insanı
öldürdüğünü ifade eden Batur, gerçek teröristin Çin olduğunu vurguladı.
Batur,
''Yıllardan beri
yaptıklarını dünyanın çok iyi bildiği
Çin, şimdi dünyaya kendini
aklamaya çalışıyor. Çin'in isteği kabul görürse, milyonlarca insan yok
edilecek. Dünyayı duyarlılığa davet ediyoruz..
" diye konuştu.
52 yıldan beri esir:
Yüzyıllardan beri Türklerin
yaşadığı bölge olan Doğu Türkistan'ın 1949 yılından beri Çin'in işgali
altında dünya kamuoyunun gündemine sık sık insan haklan ihlali, idamlar
,nükleer denemeler gibi konularla gelen Doğu Türkistan'da 35 milyon Uygur
Türk'ü yaşıyor. Çin işgalinin ardından kaçmayı başaran yaklaşık 20 bin
civarında Uygur Türk'ü İstanbul ve Kayseri başta olmak üzere Türkiye'nin
çeşitli şehirlerinde ikamet ediyor.